Yerel Haberler
Düzce
Arslanoğlu, "Diyabet görülme yaşı okul öncesine indi"
12 Kasım 2025 Çarşamba - 10:00 Arslanoğlu, "Diyabet görülme yaşı okul öncesine indi" DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, çocuklarda tip 2 diyabetin arttığını ve diyabet görülme yaşının okul öncesi, hatta süt çocuklarına indiğini söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "14 Kasım Dünya Diyabet Günü" dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Çocuklarda diyabet görülme sıklığı hakkında bilgi veren Arslanoğlu, "Genel çocuk diyabeti sayılarının arttığı şeklinde bir takibimiz var, ancak sağlam istatistik veri yok. Ama çocuklarda tip 2 diyabetin arttığını, bir de diyabet görülme yaşının okul öncesi, hatta süt çocuklarına indiğini rahatlıkla söyleyebiliriz" dedi. Çocukluk döneminde en sık tip 1 diyabet görüldüğünü bildiren Arslanoğlu, "Şu anki şartlarda ömür boyu insülin tedavisi gerektiren bir durumdur. Ancak eskiden çocuk diyabetliler içinde tip 2 diyabetin oranı yüzde 1’lerdeyken şimdi özellikle bizim hitap ettiğimiz coğrafyada yüzde 10’larda olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu. Çocuklarda diyabetin erken belirtileri Çocuklarda diyabet belirtileri hakkında ailelere bilgilendirmede bulunan Prof. Dr. Arslanoğlu, "Daha önceki durumuna göre artan su içme, idrara çıkma, yatağını ıslatma, halsizlik ve zayıflama en önemli belirtilerdir. Tablo ağırlaştığı zaman sık ve derin nefes alma, ağızda asetona benzer koku, kusma ve hatta bilinç bulanıklığı eklenir" ifadelerine yer verdi. Çocuklarda diyabet tedavisinin genel prensip olarak erişkinlerden farklı olmadığını belirten Arslanoğlu, ancak çok daha yoğun ve titizlikle uygulanması ve çok daha sık güncellemeler yapılması gerektiğinin altını çizdi. İnsülin tedavisi alan çocukların günlük yaşamında dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi veren Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "En önemlisi en az 4 kez yapılacak olan insülin enjeksiyonlarının, zamanlama dahil, aksatılmamasıdır. İkinci sırada düzenli şeker takibi gelir. Ardından planlı beslenme. Planlı beslenme diyet anlamına gelmez, tabii sağlıklı beslenmelerini öneriyoruz, ama asıl önemli olan öğün alındığında önceden insülin gerektiğini unutmayarak gereksiz ara atıştırmalardan kaçınmaktır" dedi. Teknolojik gelişmelerin en çok çocuk diyabetliler için gerekli olduğunu vurgulayan Arslanoğlu, "Öncelikle glukoz sensörleri sayesinde hem defalarca parmak delmekten kurtuldular hem de daha konforlu bir şekilde şeker dalgalanmaları hakkında kat kat fazla bilgiye sahip olmaya başladılar. Ama bundan bile önemli bir şey var. Çocuklarda günden güne insülin ihtiyacı o kadar değişiyor ki, şu anda yarı yapay pankreas diyebileceğimiz akıllı pompalar olmadan aşırı sapmaları önlemek çok zor. İşte burada yine teknoloji devreye giriyor" ifadelerine yer verdi. "Çocuklar insülin kullanırken aktivite yönetimi hakkında eğitim görmeli" Diyabet tedavisinde son yıllarda öne çıkan yeniliklere de değinen Prof. Dr. Arslanoğlu, "Bu yenilikler başlıca üç kanalda ilerliyor: Teknoloji, hücresel tedaviler ve bağışıklık değiştirici tedaviler. Anlaşılması için yapay pankreas, kök hücre ve ilaç-aşıyla diyabetin silinmesi olarak özetleyebiliriz" dedi. Fiziksel aktivitenin çocuk diyabetlilerin genel sağlığı üzerinde çok olumlu etkileri olduğunu belirten Arslanoğlu, "Ancak diyabetli çocuğun insülin kullanırken aktivite yönetimi hakkında eğitim görmesi gerekir. Aksi takdirde ağır, yaşamı tehdit eden şeker düşüklükleri yaşanabilir. Bazı adrenalin salgılatıcı etkinliklerde de geçici şeker yükselmesi görülebilir" şeklinde konuştu. Diyabet Haftası vesilesiyle ailelere ve topluma mesaj vererek açıklamasını tamamlayan Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "Çevremizi koruyarak ve yaşam tarzımızı sağlıklı hale getirerek diyabetten korunabilir veya diyabetliysek diyabetin vücudumuzda tahribat yapmasını önleyebiliriz. Diyabet hakkında bilinçlenerek erken tanı konmasını sağlayabilir ve diyabetli bireylere okulda, işte, toplum yaşamında fırsat eşitliği sağlayabiliriz" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
Başkan Özlü "Düzce’de kentsel dönüşümde 8 bölge belirledik"
11 Kasım 2025 Salı - 17:19 Başkan Özlü "Düzce’de kentsel dönüşümde 8 bölge belirledik" Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Düzce’den Türkiye’ye Afetlerde Gönüllülük ve Liderlik Sempozyumu’na katıldı. Açılış konuşmasında Düzce’nin depreme hazırlığı hakkında detaylı bilgiler veren Başkan Özlü, yatay mimari anlayışı kapsamında şehirde kentsel dönüşüm çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Başkan Faruk Özlü, Düzce Valiliği himayesinde AFAD, Düzce Üniversitesi ile kurum ve kuruluşların katkısıyla düzenlenen Düzce’den Türkiye’ye Afetlerde Gönüllülük ve Liderlik Sempozyum’unda konuştu. Türkiye’nin deprem gerçeğine atıfta bulunarak Düzce’nin de geçmişte yaşadığı acı tecrübelerden söz eden Özlü; "Deprem gerçeğiyle; ülkemizin birçok bölgesinde yüzleştik ve yüzleşmeye devam edeceğiz. 6 Şubat 2023’te yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremlerde; yüzbinlerce ev yıkıldı ve binlerce vatandaşımızı kaybettik. Bu büyük depremin yaralarını sarmak için hepimiz seferber olduk. Çok büyük bir toplumsal dayanışma gösterdik. Devletimiz; bölgeyi adeta yeniden inşa etti. Depremin ne demek olduğunu en iyi bilen illerden biri de Düzce’dir. Bundan 26 yıl önce, 2 büyük felaketi ard arda yaşadık. 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinde kaybettiğimiz hemşehrilerimizin acısını yüreğimizde hissetmeye devam ediyoruz" dedi. Kurallara uygun yapılaşmaya özen gösteriyoruz Düzce’de depreme dayanıklı yapıların inşası için gereken kurallar ve yatay mimari anlayışını benimsediklerini hatırlatan Özlü konuşmasını şöyle sürdürdü: "Geride bıraktığımız yıllar boyunca; şehrimizde depremin izlerini silmeye çalışmakla kalmadık, afet bilincini geliştirmek için gereken her adımı attık. Yeniden inşa ettiğimiz şehrimizde; kurallara uygun yapılaşmaya büyük özen göstermektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın sürekli telkinde bulunduğu "Yatay Mimarı" konusunda da büyük hassasiyet gösterdik. Ülkemizin ve Düzce’mizin deprem bölgesi olduğu gerçeğini unutmadan çalışmaya devam ediyoruz. Tüm imar planlarımızda; bu gerçeğin farkında olarak düzenlemeler yapıyoruz. Bugün memnuniyetle belirtmek isterim ki; Düzce’deki yapı stoğumuzun yüzde 80’i yenilenmiştir. Depremden sonra inşa ettiğimiz Bahçeşehir Bölgesi toplu konut anlamında Türkiye için bir örnektir." "Kentsel dönüşüm yapıyoruz" Düzce’de kentsel dönüşüm çalışmalarının da sürdüğünü kaydeden Başkan Faruk Özlü, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Depremler yaşamış bir kent olarak; özellikle yüksek katlı binalar konusunda büyük hassasiyet göstermeye devam ediyoruz. Yüksek katlı binalara müsaade etmiyoruz. Bugün Düzce’de maksimum kat yüksekliği zemin artı dörttür. Bu süreçte çok önemli bir projeye daha imza attık. Düzce için "Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesini" hazırladık. Dönüşüme tabi tutacağımız 8 bölgeyi belirledik. Bu belgeyi hazırlarken; 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında Düzce’de risk teşkil eden alanların belirledik. Belirlediğimiz nu alanlara, kentsel dönüşüm için öncelik vereceğiz. Depremin bilincinde olmak, bu felaketlere karşı her an hazır bulunmak; sorumluluk sahibi her kurumun başta gelen görevlerinden biridir. Afet bilincinin yaygınlaştırılması için atılacak her adıma destek olmaya devam edeceğiz." Sempozyum açılış konuşmalarının ardından alanında uzman isimlerin afet sürecinde yapılması gereken çalışmalar hakkında bilgi paylaşımları ve belge takdimleri ile sona erdi.
Düzce’de 43 bin 563 fidan toprakla buluştu
11 Kasım 2025 Salı - 17:11 Düzce’de 43 bin 563 fidan toprakla buluştu DÜZCE(İHA) – Düzce’de11 Kasım Milli Ağaçlandırma Gününde Yeşil Vatan’ın yeni fertleri toprakla buluştu. Gümüşova ilçesi Yeşilyayla mevkiinde yanan ormanlık alanda fidanlar toprağa ekildi. 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen ve bu yıl 6’ncısı gerçekleştirilen 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü etkinliği, Düzce’de yoğun katılımla gerçekleşti. Vatandaşların büyük ilgi gösterdiği etkinlik, il genelinde birçok lokasyonda yapıldı. Gümüşova ilçesi Yeşilyayla köyünde gerçekleştirilen 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü etkinliğine Vali Selçuk Aslan, AK Parti Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, ilgili kurum müdürleri, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı. Protokol üyeleri, öğrenciler, vatandaşlar 26 Temmuz 2025 tarihinde orman yangını yaşanan Yeşilyayla Köyü’ndeki alanda gerçekleştirildi. Sedir, servi, defne ve karayemiş fidanları toprakla buluşturulan etkinlikte; kestane, kocayemiş, kuşburnu ve biberiye fidanları da vatandaşlara ücretsiz dağıtıldı. "Bugün dikilen her fidan, yarının gölgesidir" diyen Milletvekili Öztürk, "11 Kasım Millî Ağaçlandırma Günü’nde fidanlarımızı toprakla buluşturduk, geleceğe nefes, toprağa umut aşıladık. Yangınlarda zarar gören ormanlarımızı yeniden yeşertmek için bir yılda Türkiye genelinde 550 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturmuş olacağız. Yeşil Vatan Seferberliği kapsamında Düzce’mizde 43 bin 563 fidan sahiplenildi ve bugün toprakla buluştu. Gelecek nesillere daha yeşil, daha yaşanabilir bir Türkiye bırakmak için çalışan herkese şükranlarımı sunuyorum" ifadelerinde bulundu. Rektör Sözbir "Gümüşova İlçesi Yeşilyayla Köyü Mevkii’nde gerçekleştirilen etkinlikte, geleceğe nefes, toprağa umut olacak fidanlarımızı diktik" şeklinde konuştu. İl başkanı Şengüloğlu ise "Şahidimiz toprak, imzamız fidan. Bugün, geleceğe nefes olmak için Düzce’mizin bereketli topraklarında fidanlarımızı toprakla buluşturduk. 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü vesilesiyle, Yeşil Vatan Seferberliği kapsamında Düzce genelinde 43.563 fidan, geleceğe umut oldu. Yangınlarda zarar gören ormanlarımızı yeniden yeşertmek için Türkiye genelinde 550 milyon fidan ve tohum toprakla buluşacak. Her bir fidan, çocuklarımızın nefesi, ülkemizin umudu olacak. Doğaya sahip çıkan, Yeşil Vatan için emek veren herkese yürekten teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Çocuklarda gelecekleri için fidan dikerek unutulmaz bir gün yaşadılar.
Düzce Üniversitesi’nden yeşil vatan için ağaçlandırma seferberliği
11 Kasım 2025 Salı - 14:22 Düzce Üniversitesi’nden yeşil vatan için ağaçlandırma seferberliği 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında ülkemizde başlatılan Yeşil Vatan Seferberliğine katılan Düzce Üniversitesi, geleceğe nefes olacak fidanları toprakla buluşturdu. Düzce Üniversitesi Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Koordinatörlüğü ve Beyköy Belediyesi iş birliğinde, Düzce Beyköy Kaledibi ağaçlandırma sahasında gerçekleştirilen anlamlı etkinliğe; Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Beyköy Belediye Başkanı Fatih Ocak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdurrahim Aydın, Süs ve Tıbbi Bitkiler Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Necmi Aksoy, Düzce Üniversitesi Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Koordinatörü Doç. Dr. Yaşar Selman Gültekin, Koordinatör Yardımcısı Arş. Gör. Özcan Akın ile Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi, Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, Ormancılık Meslek Yüksekokulu akademisyenleri, Beyköy Jandarma Karakol Komutanlığı personeli ve Düzce Üniversitesi öğrencileri katıldı. Beyköy Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün fidan dikilebilir hale getirdikleri alanda 250 fidan toprakla buluşturularak, ülkemizin 81 ilinde başlatılan Yeşil Vatan Seferberliğine katkı sağlandı. İklim değişikliğinin zararlı etkilerini azaltmanın ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmanın en büyük güvencesinin ormanlar olduğuna vurgu yapılarak toplumsal farkındalık oluşturuldu.
12 Kasım mesajı: "Japonya gibi olacağız, can kaybı yaşanmayacak"
11 Kasım 2025 Salı - 12:27 12 Kasım mesajı: "Japonya gibi olacağız, can kaybı yaşanmayacak" Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, 12 Kasım 1999 Düzce Depremi’nin 26. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, "Biz deprem yönetmeliklerine harfiyen uyan bir şehiriz. Deprem yönetmelikleri çerçevesinde bu şehirde kentsel dönüşüm çalışmalarını hızlı bir şekilde tamamlayacağız. Bu çalışmalar tamamlandığı zaman Düzce’deki yapısı stoğu neredeyse yüzde 100 tamamlanmış olacak. Aynı Japonya’da olduğu gibi önemli bir depremde Düzce’de can kaybı yaşanmayacak" dedi. Depreme dayanıklı evlerin inşa edildiği kentte, yapı stoğunun yüzde 80’inin yenilendiğini belirten Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, "12 Kasım 1999 tarihi Düzceliler için çok önemlidir. O tarihte çok canımızı kaybettik. Bu depremde hayatlarını kaybedenler için başsağlığı diliyorum. Ancak biz bu depremden büyük ders çıkarttık. Bu depremden önemli dersler çıkartmış olan bir şehiriz. 12 Kasım 1999 Düzce Depremi’nin ardından Düzce’deki yapı stoğunun yüzde 80’inin yeniledik. Kentsel dönüşüm projeleri başlattık" dedi. "Aynı Japonya’da olduğu gibi önemli bir depremde Düzce’de can kaybı yaşanmayacak" Düzce’nin eski iki mahalleleri Kültür ve Şerefiye’de kentsel dönüşüm çalışmaları yürütüldüğünü hatırlatan Özlü, "Bu çalışmalarımıza Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da destek veriyor. Biz Düzce Belediyesi olarak yatay mimariye büyük önem veriyoruz. Düzce’de zemin +4 şeklinde bir yapılanmaya gittik. Yüksek katlı yapılaşmalara son verdik. Biz deprem yönetmeliklerine harfiyen uyan bir şehiriz. Deprem yönetmelikleri çerçevesinde bu şehirde kentsel dönüşüm çalışmalarını hızlı bir şekilde tamamlayacağız. Bu çalışmalar tamamlandığı zaman Düzce’deki yapısı stoğu neredeyse yüzde 100 tamamlanmış olacak. Aynı Japonya’da olduğu gibi önemli bir depremde Düzce’de can kaybı yaşanmayacak" diye konuştu. "Depreme en hazırlıklı şehir Düzce" Kentin depreme en hazırlıklı şehirlerden birisi olduğunu vurgulayan Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, "23 Kasım 2022 depremi aslında 5,9 büyüklüğündeydi ama ivmesi çok yüksekti. Şiddetle hissettiğimiz bir depremdi. Bu depremde hiçbir can kaybımız olmamıştır. Bu da konut stoğumuzun yeniliği ve depreme karşı sorumluluğumuzun hassasiyetidir diye düşünüyorum. Depreme hazırlık seviyesi bakımından şu anda yeni yapılmakta olan Kahramanmaraş bölgesindeki şehirlerimiz hariç tutulursa 1999 yılından sonraki yapılan çalışmalar sonrasında depreme en hazırlıklı şehirlerin başında Düzce gelir" şeklinde konuştu.
Düzce, 12 Kasım depreminin yıl dönümüne "afete hazır" giriyor
11 Kasım 2025 Salı - 12:14 Düzce, 12 Kasım depreminin yıl dönümüne "afete hazır" giriyor Düzce Valisi Selçuk Aslan, 12 Kasım 1999 Düzce Depremi’nin yıl dönümü öncesinde kentte yapılan çalışmalara ilişkin bilgilendirmede bulundu. Düzce’nin afete hazır bir şehir olduğunu belirten Aslan, afetler öncesinde 807 gönüllünün profesyonel arama kurtarma personeli haline getirildiğini söyledi. Düzce’yi derinden sarsan depremin üzerinden 26 yıl geçti. Acıların hala taze olduğu kentte alınan önlemler, 23 Kasım 2022’de meydana gelen 5,9 büyüklüğündeki depremde de etkinliğini göstermişti. Bir kişinin dahi hayatını kaybetmediği ve hiçbir binanın yıkılmadığı o deprem, 1999 sonrası alınan derslerin başarıyla uygulandığını ortaya koydu. Düzce Valisi Selçuk Aslan, afetlere hazırlık konusunda Düzce’nin başarılı sonuçlar aldığını vurguladı. "Yapı stokunun yüzde 80’den fazlasını yeniledik" Vali Aslan, 1999 Düzce Depremi’nin ardından kentteki yapı stokunun büyük bir kısmının yenilendiğini belirterek, şöyle konuştu: "1999, Türkiye’de olduğu gibi Düzce’de de hüzünle yad ettiğimiz bir yıl oldu. Önce 17 Ağustos Gölcük Depremi’nde Düzce etkilenerek 315 vatandaşımız hayatını kaybetti. 87 gün sonra 12 Kasım 1999 Düzce depremi meydana geldi. Bu tarihte tabiri caizse küçük bir kıyamet oluştu. Bu afette de 845 kişi hayatını kaybetti. Bu depremin sonucunda 6 bin 444 bina Düzce’de ağır hasar aldı ya da yıkıldı. 1999 yılında yapı stoğumuzda 22 bin bina var iken bugün yapı stoğumuzda 108 bin binamız var. 1999 sonrası daha güvenli binalar inşa etme noktasında oluşan ortak bilinçle yapı stokunun yüzde 80’den fazlasını yeniledik." "Risk yönetimi anlayışı ile hareket ediyoruz" Şehirde birçok afete yönelik çalışmaların devam ettiğini ve her biri için risk yönetimi anlayışı uyguladıklarını belirten Vali Aslan, "Düzce olarak afetlere hazırlıkta risk yönetimi anlayışıyla hareket ediyoruz. Ağır hasarlı binaların tamamının yıkımını gerçekleştirdik. Potansiyel riskler çerçevesinde deprem dışında diğer afetlere yönelik de risklerin hepsini bertaraf ediyoruz. Doğru afet yönetimi açısından öncelikli olarak potansiyel risklerimizi ortadan kaldırmak daha huzurlu olmamızı sağlayacaktır" dedi. "807 gönüllümüzü profesyonel arama kurtarma personeli yaptık" Afetlere daha hazır bir Düzce oluşması için arama kurtarma alanında yoğun bir çalışma gerçekleştirdiklerini de belirten Düzce Valisi Selçuk Aslan, "Riskli yapılardaki riskleri ortadan kaldırmanın yanında elimizdeki insan kaynaklarını afetlere daha hazır, bilinçli ve eğitimli kılmak açısından kesintisiz devam eden eğitim süreçlerimiz söz konusu. Düzce’de arama kurtarma alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve toplulukların faaliyetlerinin geliştirilmesi projesiyle şu ana kadar 807 gönüllümüzü profesyonel manada arama kurtarma teknisyeni seviyesinde eğitimlerden geçirerek akreditasyonlarını sağladık. 16 farklı arama kurtarma oluşumunun kurulmasını yardımcı olduk" diye konuştu. "Afetlere daha dirençli bir Düzce oluşturacağız" Afetlere daha hazır bir Türkiye’nin öncülüğün Düzce’nin de aynı dirençle afetlere hazırlanacağını belirten Vali Aslan, "Türkiye Yüzyılı diye adlandırdığımız Cumhuriyetimizin 100. yılını tamamlayıp 2. asrın kapısını araladık. Burada Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şehirlerimizi, tüm memleketimizi daha güvenli hale getirmek, muhtemel risklerin tamamını ortadan kaldırmak adına kamu yönetimi ve vatandaşlarımızla beraber çok güçlü adımlar atıyoruz. İnanıyorum ki gelinen noktada ülkemiz afetlere çok daha dirençli, çok daha güçlü hale geldi. Bundan sonra aynı dirençle afetlere hazırlıklı olmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Önce risklerimizi ortadan kaldıralım" Depremlere öncelikle tedbir alınması gerektiğini ve risklerin ortadan kaldırılmasının önemli olduğunu vurgulayan Selçuk Aslan, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Afetlerde en büyük tedbir muhtemel riskleri bertaraf etmektir. Küçük tedbirler büyük kayıpları engelleyici olur. Barındığımız ya da çalıştığımız bina sağlam mı? Bunun riskini tartmak zorundayız. Bina sağlam olabilir ama 5.5-6.0 büyüklüğündeki deprem dahi dolabın devrilmesine, kitaplığın savrulmasına sebep olabilir. Çok basit duvara sabitleme gibi bir tedbir dahi muhtemel yaralanmaların önüne geçer. Önce risklerimizi ortadan kaldıralım."
Sessiz katil uyarısı
11 Kasım 2025 Salı - 11:52 Sessiz katil uyarısı Dr. Erdinç Şengüldür, karbonmonoksit zehirlenmesiyle ilgili "Ortama yayıldığında duman çıkmaz, boğazı yakmaz, nefes almayı zorlaştırmaz. Bu yüzden insanlar zehirlendiğini ilk başta anlamaz. Siz fark etmezsiniz ama sessiz katil bıçağını çoktan boynunuza dayamıştır" dedi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Erdinç Şengüldür, karbonmonoksit (CO) zehirlenmelerine karşı önemli bilgiler paylaştı. Dr. Öğr. Üyesi Şengüldür, karbonmonoksit zehirlenmesiyle ilgili "Kokusuz, renksiz ve tahriş yapmayan bir gaz olduğu için insanlar tarafından fark edilmez. Solunduğunda kana hızla bağlanır ve oksijen taşıyan hemoglobinin yerine geçerek dokuların oksijen almasını engeller. Bu da kalp, beyin ve hayati organlarda ani oksijen yetersizliği oluşturur" dedi. İnsan duyularıyla fark edilemez Karbonmonoksit gazının renksiz, kokusuz ve tadı olmayan, insan duyularıyla fark edilemeyen bir gaz olduğu için sessiz katil olarak da adlandırıldığını söyleyen Şengüldür, "Ortama yayıldığında duman çıkmaz, boğazı yakmaz, nefes almayı zorlaştırmaz. Bu yüzden insanlar zehirlendiğini ilk başta anlamaz. Kişi sadece biraz yorgunluk, baş ağrısı ve uyku hali hisseder ve çoğu zaman ‘dinleneyim geçer’ diyerek uzanır. Ancak bu uyku, vücudun oksijensiz kaldığı için ortaya çıkan derin ve geri dönüşsüz bir bilinç kaybına dönüşebilir. Siz fark etmezsiniz ama sessiz katil bıçağını çoktan boynunuza dayamıştır" ifadelerini kullandı. Karbonmonoksit zehirlenmesinin belirtileri Karbonmonoksit zehirlenmesinin çoğu zaman sinsi bir şekilde başladığını vurgulayan Erdinç Şengüldür, "İlk belirtiler genellikle baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, mide bulantısı ve aniden gelen uyku hali şeklindedir. İnsanlar bu durumu çoğu zaman yorgunluk, üşüme veya grip başlangıcı sanarak önemsemez. Oysa asıl tehlike tam da buradadır. Kişi ‘Biraz dinleneyim’ diyerek uzandığında, karbonmonoksit kandaki oksijenin yerini almaya devam eder ve bu uyku hali bilinç kaybına doğru ilerler. Özellikle şu durum çok kritik bir uyarı işaretidir: Soba yanarken birden baş ağrısı ve yoğun bir uyku bastırıyorsa, bu kesinlikle normal değildir. Bu, vücudun oksijensiz kaldığının işaretidir. Bu belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden harekete geçmek gerekir. Baş ağrısı + soba = Uyarıdır. Ciddiye alın" diyerek, sobanın yanında aniden başlayan baş ağrısı ve uyku halinin ciddiye alınması gerektiğinin altını çizdi. "Biraz oturayım geçer, demeyin" Bu belirtiler ortaya çıktığında yapılacak en önemli şeyin vakit kaybetmeden temiz havaya çıkmak olduğunu vurgulayan Öğretim Üyesi, "Kişi ve çevresindekiler hemen kapı veya pencereleri açarak dışarıya geçmeli, karbonmonoksit kaynağı kapatılabilecek bir kaynaksa kapatılmalı ve hiç vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aramalıdır. ‘Biraz oturayım geçer’ düşüncesi bu tür zehirlenmelerde en tehlikeli yanılgıdır, çünkü karbonmonoksit etkisi dakikalar içinde ağırlaşabilir. Kişi baygınlık geçirebilir ve kendi başına çıkamayacak hale gelebilir. Bu nedenle belirtiler fark edildiği anda, harekete geçmek hayat kurtarır" dedi. Evlerde ve iş yerlerinde alınması gereken önlemler Karbonmonoksit zehirlenmesini önlemenin en etkili yolu düzenli bakım ve doğru kullanım olduğunun altını çizen Şengüldür, "Soba, şofben ve kombi gibi yakıcı cihazların yıllık bakımının mutlaka yetkili kişiler tarafından yapılması, bacaların ise her sezon öncesi temizlenmesi gerekir. Bacaların çatlak, tıkalı ya da rüzgâr geri tepmesi oluşturan yapıda olmaması çok önemlidir. Şofbenlerin banyo gibi küçük ve kapalı alanlara yerleştirilmemesi güvenlik açısından hayati bir kuraldır. Ayrıca hem evlerde hem iş yerlerinde karbonmonoksit dedektörü bulundurmak, risk ortaya çıkmadan erken uyarı sağlar. Geceleri uyumadan önce sobaya yüksek miktarda kömür eklemekten kaçınmak, ortamda yeterli hava akışını sağlamak ve cihazları kontrolsüzce çalışır halde bırakmamak hayati önem taşır" ifadelerini kullandı. Soba, şofben veya kombi kullanırken yapılan en yaygın hatalar Soba, şofben veya kombi kullanırken yapılan en yaygın hatalara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Erdinç Şengüldür, "En sık yapılan hata, bu cihazların bakımının ihmal edilmesidir. Bacası iyi çekmeyen bir sobaya bir anda fazla kömür eklemek, dumana dönüşemeyen gazların içeride birikmesine neden olur. Şofbenlerin banyo gibi küçük ve kapalı alanlara yerleştirilmesi de çok risklidir; çünkü bu alanlarda temiz hava sirkülasyonu yoktur ve gaz birikimi çok hızlı olur. Kombilerin ise yetkisiz kişiler tarafından kurulum veya tamir edilmesi hem cihazın performansını hem de güvenliğini bozar. Ayrıca kapalı garajda araç çalıştırmak, mangalı balkonda ya da iç mekânda yakmak gibi davranışlar da karbonmonoksit birikimine neden olabilir. Kısacası, ısı kaynağını "nasıl olsa hep böyle kullanıyoruz" düşüncesi, en büyük yanılgıdır" diyerek toplumda alışkanlık haline gelmiş yanlış uygulamaların terk edilmesi gerektiğini vurguladı. "Düzenli kontrol ve önlemler hayat kurtarır" Karbonmonoksit zehirlenmesinin, çoğu zaman fark edilemeyen ama tamamen önlenebilir bir tehlike olduğunu hatırlatan Dr. Erdinç Şengüldür, "Her yıl pek çok aile, sadece baca temizliği ihmal edildiği veya cihazların bakımı yapılmadığı için geri dönülmez acılar yaşıyor. Vatandaşlarımızdan ricamız, kış aylarında soba ve şofben kullanımında dikkati elden bırakmamaları, mutlaka yıllık bakım yaptırmaları ve mümkünse evlerine karbonmonoksit dedektörü yerleştirmeleridir. Unutmayalım, bir evin sıcak olması güzel ama güvenli olması her şeyden daha değerlidir. Düzenli kontrol ve önlemler hayat kurtarır" ifadeleri ile açıklamalarını sonlandırdı.
Kağıtta açan çiçekler sergisi SEKA’da açıldı
11 Kasım 2025 Salı - 10:07 Kağıtta açan çiçekler sergisi SEKA’da açıldı Düzce Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Parlak tarafından hazırlanan "Kağıtta Açan Çiçekler" adlı sergi, Kocaeli SEKA Kağıt Müzesi’nin kuruluşunun 9. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında sanatseverlerle buluştu. Açılış programına Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Berna Abiş, Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın, Kültür ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Murat Yavuz, Tüm Geleneksel Sanatları Yaşatma ve Geliştirme Derneği (TÜMGES) Başkanı Naz Camkıran ile il ve ilçe yöneticileri katıldı. Programda Başkan Vekili Berna Abiş, Doç. Dr. Yusuf Parlak’ın rehberliğinde uygulamalı el yapımı kağıt çalışması da gerçekleştirdi. Kağıt yapımının geleneksel aşamalarını deneyimleyen Abiş, bu özgün sürecin hem öğretici hem de ilham verici olduğunu ifade etti. Kocaeli Büyükşehir Belediye Berna Abiş, SEKA Kağıt Müzesi’nin Cumhuriyetin sanayileşme mirasının önemli bir sembolü olduğunu belirterek, geçmişten günümüze uzanan yerli üretim ruhunu yaşatan bu anlamlı etkinlikte yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kağıdın zarafetiyle sanatın inceliğini bir araya getiren sergide, geleneksel sanat anlayışına modern dokunuşlar kazandıran eserler büyük beğeni topladı. El yapımı kağıtlar üzerinde doğadan ilham alınarak oluşturulan kompozisyonlar, ziyaretçilere hem estetik hem de anlam yüklü bir sanat deneyimi sundu.