Yerel Haberler
Edirne
18 Mart 2026 Çarşamba - 18:07 Penaltı atışı için 226 kilometre yol katedildi Edirne Süper Amatör Ligi’nde oynanan bir maçta, yalnızca bir penaltı atışı için deplasman ekibi toplam 226 kilometre yol yapmak zorunda kaldı. Edirne Süper Amatör Futbol Ligi’nin 13. haftasında oynanan İpsalaspor - Yeniimaret Spor karşılaşmasında ilginç bir olay yaşandı. Mücadelenin 90+7. dakikasında Yeniimaret Spor’un kazandığı penaltı sonrası, İpsalaspor kalecisinin kaleye geçmemesi üzerine hakem karşılaşmayı tatil etti. Karşılaşmaya ilişkin alınan kararda, penaltı atışının daha sonra kullandırılmasına hükmedildi. Bu kapsamda Yeniimaret Spor’un penaltıyı kullanmak için İpsala’ya gidip dönmesi gerekti. Takım, 113 kilometre gidiş ve 113 kilometre dönüş olmak üzere toplam 226 kilometre yol katetti. Amatör lig şartlarında mücadele eden ve sınırlı imkanlara sahip kulüp için bu durum dikkat çekerken, futbolcular yaşananlara tepki gösterdi. "Belki de dünya tarihinde bir ilk" Maç sonrası konuşan Yeniimaretsporlu Onur Istık, "Çok kısa sürede atılan bir gol oldu. Futbol hayatımda böyle bir durum yaşamadım. Belki de dünya tarihinde bir ilk. Şampiyonluk yarışında önemli bir gol attık. Bu golü yeni doğan kızıma armağan ediyorum" dedi. "Bir penaltı için kilometrelerce yol geldik" Futbolculardan Bartuğ Evci ise, "Bu kararı anlamakta zorlandık. Herkes işini gücünü bıraktı. Okuldan gelen arkadaşlarımız var. Sadece birkaç saniyelik bir penaltı için bu kadar yol yapmak zorunda kaldık" ifadelerini kullandı. "Kararı duyunca hayret ettik" Koray Kaya da, "Penaltıyı kazandıran bendim. İlk başta maçın hükmen sonuçlanacağını düşündük. Ancak sonradan böyle bir karar alındı. Bayram öncesi planlarımız vardı, hepsi değişti. Bu kadar yol gideceğimizi öğrenince şaşırdık" diye konuştu.
Doç. Dr. Uludağ: "Tunca Nehri kenarındaki heyelanın sebebi kuraklık değil, yamaç dengesizliği"
16 Ağustos 2024 Cuma - 12:37 Doç. Dr. Uludağ: "Tunca Nehri kenarındaki heyelanın sebebi kuraklık değil, yamaç dengesizliği" Trakya Üniversitesi Doğal Afet Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Musa Uludağ, Edirne’deki Tunca Nehri kenarından geçen yolda meydana gelen çatlaklar ve heyelanın kuraklık nedeniyle değil, yamaç dengesinin bozulmasından kaynaklandığını söyledi. Türkiye’nin çeltik üretiminin yarısından fazlasını karşılayan Edirne’de, aşırı sıcak ve yağışların yetersiz olması nedeniyle tarımsal sulamada kullanılan Tunca Nehri’nin debisi 2 metreküp/saniyeye kadar düştü. Ciddi boyutlara ulaşan kuraklık hem üreticileri, hem de vatandaşları endişelendiriyor. Tunca Nehri’nin yanındaki yolda geçtiğimiz hafta meydana gelen 3 metre uzunluğunda çatlaklar ve heyelanın kuraklığa bağlı olduğu düşünülüyor. Görenleri şaşırtan bu manzaranın kuraklığa bağlı olduğu söylense de, uzmanlar bunun nedenini farklı bir olaya bağlıyor. İklim değişikliği ve kuraklıkla ilgili yapılan yorumlara rağmen, sorunun çok daha farklı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Musa Uludağ, Tunca Nehri çevresindeki heyelanları sadece kuraklığa yorumlamanın doğru olmadığını belirtti. Aşırı kuraklığın toprak kaymasına neden olduğu yönündeki söylemlere açıklık getiren Doç. Dr. Uludağ, yaşanan olayın nedenlerini anlattı. "Tek başına kuraklık olarak nitelemek doğru değil" Toprak kaymasını tek başına kuraklık olarak nitelemenin doğru olmadığını söyleyen Doç. Dr. Uludağ, kütle hareketlerinin temelini yamaç dengesinin bozulmasının oluşturduğunu belirtti. Yamaçtan nehre doğru su akıntısı olduğunu aktaran Doç. Dr. Uludağ, bu yol yapılırken suyun drenajının düzgün olmamasının heyelan ve kütle hareketini tetikleyen en önemli parametre olarak karşımıza çıktığını ifade etti. Nehrin su seviyesinin azalmasından ziyade, yaz kuraklığı olarak aşırı buharlaşma, toprak içerisinde çatlakların oluşması gibi parametrelerin birleşmesi ve yolun araç trafiğine açık olmasının süreci tetiklediğini dile getiren Doç. Dr. Uludağ, nehrin karşı tarafındaki yolda herhangi bir yamaç hareketi yaşanmadığına değindi. "Küçük bir kayma değil" Boyut itibariyle bakıldığında küçük bir kayma olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Uludağ, "Ağaçlar yaklaşık 3 metre kadar bir kayma yüzeyi boyunca nehre doğru hareket etmiş. Ağaçlarda herhangi bir kuruma yok. Çünkü kökleri ile birlikte hareket etmişler. Bakıldığı zaman kütlesel bir hareketin olduğu görülüyor. Yamaç boyunca bakıldığında nehrin su seviyesi çok düşük olmasına rağmen, taban suyu yüzeye çıktığında heyelanın hareket kazandığını gösteriyor" dedi. Kuraklığın küresel bir sorun olduğunu ve akarsuların havza boyutunda etkilendiğini söyleyen Doç. Dr. Uludağ, “Tunca ve Meriç nehirlerinin havzaları, Bulgaristan’ı da kapsayan geniş bir bölgeyi etkiler. Bulgaristan’da bu kış kar yağışının az olması kayak merkezlerini de olumsuz etkiledi. Yağışın az ve yetersiz olması akarsuların beslenmesini doğrudan etkilemiştir. Akarsular, yağmur, kar ve buzul sularıyla beslenir, ancak yer altı suları da önemli bir beslenme kaynağıdır” ifadelerine yer verdi. Nehirdeki evsel atıklar ve organik maddelerin fazla olmasının ötrofikasyonu arttırdığını belirten Doç. Dr. Uludağ, Yerel ve kamu kurumlarının insan kaynaklı bu çöpleri sağlıklı bir şekilde bertaraf etmesi ve düzenli olarak toplaması gerektiğine değindi.
Gurbetçilerin dönüş çilesi
16 Ağustos 2024 Cuma - 12:05 Gurbetçilerin dönüş çilesi Yıllık izinlerini Türkiye’de geçirdikten sonra dönüş için Edirne’den Yunanistan’a açılan Pazarkule Sınır Kapısı’na giden gurbetçilerin saatler süren işlem sırası sebebiyle bekleyişler çileye dönüşüyor. Edirne Pazarkule Sınır Kapısı’nda gurbetçilerin dönüşü çileye dönüştü. Yıllık izinlerini Türkiye’de geçirdikten sonra dönüş için Pazarkule Sınır Kapısı’na giden gurbetçiler, Yunanistan ve diğer ülkelerin gümrük kapılarında saatler süren işlem kuyruğu sebebiyle yorgun düşerek, yol kenarlarında beklemek zorunda kaldı. Binlerce gurbetçinin saatlerce beklediği gümrükte yorgun düşenler, yetkililere uzun bekleyiş süresine çözüm bulması çağrısında bulundu. Ayrıca, Edirne’ye, İstanbul’a ve çevre illere gezi ve alışveriş için gelen yabancı turistlerde saatlerce beklemekten dolayı adeta isyan etti. Vatandaşlar ve turistler gündüz 40 dereceyi bulan sıcağın altında beklediklerini gece ise sivrisinek ısırıklarında korunmaya çalıştıklarını ifade etti. “Çok yorulduk, bunaldık” Avusturya’da yaşayan gurbetçilerden Mine Yılmaz, “Biz şu an dönüş yolundayız üç, üç buçuk saattir bekliyoruz ama daha ne kadar bekleyeceğimizin de garantisi yok. Küçük çocuklarımız var, yaşlılarımız var gerçekten yorucu bir yolculuk gerçekten çok yorulduk, bunaldık. Bu gerçekten bize yapılan büyük bir haksızlık diye düşünüyorum. Kendi memleketimizde, kendi vatanımızda, kendi topraklarımızda bu bize yapılan büyük bir haksızlık bence. Kendi memleketimizde büyük haksızlık yapılıyor, diğer memleketlerde zaten yabancıyız. Ama kendi memleketimizde bu muameleyi görmek gerçekten bizi çok üzüyor. Yaklaşık 40 derece falan var sıcaklık, gerçekten çok zor şartlar altındayız şu anda burada bekliyoruz ve sinekler öyle böyle saldırmıyor ben çok zor konuşuyorum şu anda. Gerçekten çok zor bir durumdayız söylenecek çok fazla bir şey yok bence zor durumdayız yani. Artık buna bir çözüm bulunması gerekiyor. Bu bizim çilemize artık bir son verilmesi gerekiyor, bizim sesimize biraz kulak verilmesi gerekiyor. Biz kendimiz konuşup kendimiz duymak istemiyoruz. Artık sesimizin duyulmasını istiyoruz” dedi. “Herkes mağdur” Gurbetçi vatandaşlardan Cihan Şimşek, “Üç buçuk saat oldu ama bunun dışında gördüğüm kadarıyla yaşlı insanlar var, yaşlı bayanlar var. Biz belli bir yaşta olduğumuz için kaldırabiliyoruz ama 40 derecenin altında bu insanların bu kadar mağdur olması, bu kuyrukta bu kadar insanın perişan olması yetkililerden kimseyi rahatsız etmiyor. Yeni bina yapıldı, yeni yol yapıldı, yeni bir ortam yapıldı ama bunun yanında bir lavabodur bir ihtiyaçtır bu tarz şeyleri getirmeleri gerekiyor sonuçta kendi memleketimiz. Biz kendi memleketimizde mağdur olursak dışarıda başka memlekete gittiğimizde ağlamamamız lazım. Lavabo gibi ihtiyaçların burada giderilmesi, konteyner olur başka bir şey olur o tarz bir şey giderilmesi. İkinci bir ihtiyaç tabii ki polislerimize gelip bizi 24 saat burada bekleyin, bizi sıraya koyun diyemeyiz. En azından böyle bir yoğunluk olduğu zaman polis görevlilerimiz ya da buradaki jandarma, gümrük memurluğunda çalışan memurlarımız gelip burada kısa vadede olursa müdahale edebilirler o da iç açıcı bir şey olur. Ama şu an hiç kimse yok herkes mağdur, herkes sinirli baktığımız zaman herkes mağdur. Niye memleketimizde mağdur olalım? Hasretten geliyoruz 3 bin kilometre yoldan geliyoruz. Onun da giderilmesi illaki önemli ama tabii ki senelerdir bu böyleyse bundan sonra da değişir mi değişmez mi artık devlet büyüklerinin bileceği bir şey” şeklinde konuştu. “Tuvaletimiz yok” Hollanda’da yaşayan Gurbetçi Mustafa Ak, “Tüm kapılar dolu, arkadaşlarla irtibata geçtik en uygun olarak burayı söylediler bize ve buraya geldik. Saat iki buçuktan beri buradayız. Saat ikiden beri bekliyorum ben niye bekleyeyim ya? Neden bekliyorum ben burada, sebebi ne? Benim her şeyim var. Pasaportum, vizem var oturumum var ben niye burada bekliyorum sebebi ne? Benim günahım ne? Ya tuvaletimiz bile yok. Şurada bayanlar mısır tarlasına gitti ya. Ablaya dedim ki, Abla genelde oraya gidiyorlar dedim. Çocuğunu aldı oraya gitti kadın. Tuvaletimiz yok ya. Şurada su içsen tuvalete gidecek yer yok. Bu ne rezillik ya? Tamam yolu yapmışlar sağ olsunlar ama hepsi karşılanmıyor ki” ifadelerini kullandı. “İnsanlara eziyettir bu” Atina’ya giden Belgin Zorlutuna, “Ya böyle bir şey olmaz. İnsanlara eziyettir bu ya. Niye bunun çözümü yok? İçeride tek bir kapı var Yunan tarafı için söylüyorum burada üç tane gişe olsa ne olur? İçeride tek kapı var niye insanları buraya yönlendiriyorlar? Ya bu kapıların yoğunluklarını an ve an niye açıklamıyorlar ki? Yazık değil mi bu insanlara? Hepimiz için öyle. Bu kuyruk on saatte geçer çünkü biz 15 Temmuzda da aynı yoğunluğu yaşadık. O zaman beş saatte geçmiştik. Ya buna bir çözüm üretmeleri gerekmiyor mu ? Bizim olduğumuz yerden 3-4 kilometre falan var biz yürüyerek geldik şimdi kapıya gidiyoruz. Oradaki duruma bakacağız olmadı İpsala tarafına yönleneceğiz. Ya beklemektense çözüm arıyoruz. Lavaboyu kullanmak istiyoruz. O yolda yok, gördüğünüz gibi yok öyle bir şey” dedi. Diğer gurbetçilerde kilometrelerce uzayan kuyrukta saatlerce beklemekten dolayı yorgun düştüklerini belirterek sitem etti. Türkiye’ye alışveriş için gelen yabancı turistlerde yaşanan durumdan şikayetçi olduklarını belirtti.