Yerel Haberler
Elazığ
Doğum gününde bankadan sürpriz sandı: Yanlışlıkla gelen çeyrek milyon lirayı iade etti
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:22 Doğum gününde bankadan sürpriz sandı: Yanlışlıkla gelen çeyrek milyon lirayı iade etti Elazığ’da bir vatandaş, hesabına yanlışlıkla yatırılan 250 bin TL’yi sahibine iade etti. Doğum günü olan vatandaş, parayı banka sürprizi sandı ancak örnek bir davranış sergileyerek parayı sahibine iade etti. Elazığ’da yaşayan ve Karayolları 8. Bölge Müdürlüğü 82. Şube Şefliği personeli olan Vedat Şen(38), çalıştığı sırada banka tarafından arandı ve hesabına yanlışlıkla para geldiği söylendi. Bunun üzerine hesabına bakan Şen, 250 bin lira geldiğini gördü. Bankanın geri göndermesini istemesi üzerine Şen, teyit etmek için para gönderen şahsın kendisini aramasını istedi. Şahın kimlik bilgileri ile dekontu karşılaştıran Şen, parayı sahibine iade etti. Örnek bir davranış sergileyen Şen, hem ailesinden hem de kurumundan öğrendiği dürüstlük ve ahlak anlayışının kendisini yönlendirdiğini belirtti. " Elazığ’da haksız olarak kazanılan bir para yenilmez" Hesabına gelen parayı, bankadan birinin araması ile fark ettiğini dile getiren Vedat Şen, " Sabah saat 08:48’de hesabıma para gelmişti. Hiç bildirim gelmemişti. 250 bin TL gibi yüklü bir para. Saat 09:55 gibi beni aradılar. Parayı yanlış gönderdiklerini söylediler. Ben de teyit etmek için paranın sahibinin numarasını istedim. Beni aradı. TC’sine, bilgilerine ve gelen dekonta baktım. Ondan sonra 250 bin lirayı tekrar sahibine iade ettim. Bizim kültürümüzde, Elazığ’da haksız olarak kazanılan bir para yenilmez. Ailemizden, annemizden, babamızdan, dayımızdan öğrendiğimiz. Hatta bizim çalıştığımız kurumda bunu öğrendik. Yolda çok çöp varsa teslim ederiz, sahibi yoksa orada bırakırız gideriz. Biz öyle öğrendik. Elazığ kültürümüz böyledir" dedi. " Doğum günümdü, bankanın bir ek hesap açtığını sandım" Bankanın doğum gününde kendisine sürpriz yaptığını düşündüğünü ifade eden Şen, " Bu olayı görünce şaşırdım. Bugün benim de doğum günümdü. Bankanın bir ek hesap açtığını sandım. Sonra baktım ki ek hesap değilmiş. Sonra parayı iade edince, bankanın sürprizi de kaçtı. Şahısla görüştüm. Şahıs bir nevi mağdur olmuştu ve ağlayacak bir durumdaydı. Nereli olduğumu sorduğunda Elazığ olduğumu söyledim. Kendisi de, Elazığlardan hiçbir zaman zarar görmediğini ifade etti. Hatta, adresimi aldı ve pastırma yollayacağını söyledi. Kötü niyetli biri olsa beş lirada olsa vermez. Yani beş lira gitse yollamıyorum diyebilirdi. Banka da olsa şahıs da olsa bizim kültürümüzde bulduğum parayı vermen lazım. İade etmen lazım. Çünkü haram değil helal kazanç yemen lazım" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral: "Kıbrıs’ın kaderi Türkiye’nin kaderidir"
21 Ekim 2025 Salı - 15:00 Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral: "Kıbrıs’ın kaderi Türkiye’nin kaderidir" Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Elazığ’da düzenlenen programda Türkiye’nin gücüne vurgu yaparak, Kıbrıs’ın kaderinin Türkiye’den ayrılamayacağını ve cezasızlığa karşı en ağır cezaların uygulanması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Oktay Saral, bir dizi ziyarette bulunmak üzere Elazığ’a geldi. Kentteki temasları kapsamında bir otelde düzenlenen programda gazetecilerle bir araya gelen Saral, burada önemli açıklamalarda bulundu. Gazze ve Filistin’de yaşanan zulme dikkat çeken Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral, "Şeytanın arzu ettiği, şeytanın mutlu olduğu bir çağda yaşıyoruz. İki seneyi aşkın Gazze ve Filistin’de çok basit, birtakım bahanelerle Gazzelilere, Filistinlilere, Murabba-ı Şeria da dahil, sadece Filistin’le sınırlı değil, dünyada birçok bölgede Müslüman olduğu için zulme maruz kalan ve feryat eden ama maalesef bu zulüm karşısında hiçbir şekilde mazlumların yanında olmayan sadece sözle sözüm ona sahip çıkan bir İslam coğrafyası var. İslam dünyası, İslam coğrafyası birbirinden çok kopuk, zaman zaman bir araya geliniyor, bir takım kararlar alınıyor ama kınamaktan başka öteye gidebilecek bir şey olmadığını görüyoruz ve buna herkes de alıştı. Bu İsrail’e hiç kimse ses çıkaramıyor ve bu İsrail dünyanın huzurunu kaçıran, dünyayı huzursuz kılan bir İsrail. Sessiz, suskun bir dünya var ama halkın vicdanı susmadı. Bu dünya yaşanılır bir dünya değil" dedi. "Türkiye’nin ayakta durması demek İslam coğrafyasının da tüm dünyasının da ayakta durması demektir" Açıklamalarının devamında Saral, "Cumhurbaşkanımız da bunu söylüyor. Gezi olaylarından başlayan, dışarıdaki bir takım güçlerin Türkiye’yi bitirmesi, yok etmesi noktasındaki planları, içerideki taşeronlar, başta bazı siyasi farkları olmak üzere bir takım kuruluşlarla beraber Türkiye’nin gücünü kırmak, kardeşliğine halel getirmek, iç dinamiklerini birbiriyle kavgalı hale getirmek için her şeyi yaptı. Bunlar spontane olmadı. Mısır durduruldu, Suriye’de yaşananları görüyoruz ve Irak’ta yapılanları gördük. Birçok İslam coğrafyasında akan kan ve gözyaşını hep izledik. En son kale Türkiye. Bu kadar sorunlar, bu kadar sıkıntılar, bu kadar operasyonlar yapıldı ve elhamdülillah Allah’a şükürler olsun Türkiye dimdik ayakta. Sendeledik ve topal kaldık ama en son kale Türkiye yıkılmadı. Güçlü liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu ve halkının ona destek vermesi ki, 15 Temmuz bu konuda gerçekten halkıyla hükümetin, iktidarının ne kadar güçlü olduğunu, ne kadar bir ve bütün olduğunu, ne kadar ülkesi, milleti için kalbinin attığını herkes gördü. Bu kadar operasyonlar, bu kadar senaryolar uygulandı. Elhamdülillah bu ülke yıkılmadı. Türkiye’nin ayakta durması demek İslam coğrafyasının da tüm dünyanın da ayakta durması demektir. Çivisi çıkmış dünyanın, bu kötülerin elinde olan dünyanın gerçekten ama gerçekten Türkiye’ye ihtiyacı var. Türkiyesiz yeni bir dünya düşünülemez. Bakın bütün dışarıdaki Amerika’sı, Rusya’sı, Çin’i bakıyorsunuz, Türkiye’yi dış siyasette hepimiz izliyoruz. Ama içerideki kıskançlar, içerideki hainler bunu görmüyor, görmek istemiyor" şeklinde konuştu. "Kıbrıs’ın kaderi Türkiye’nin kaderidir" Devlet Bahçeli’nin Kıbrıs’a yönelik açıklamalarını yerinde bulduğunu ve bu noktada Bahçeli’ye teşekkürlerini ileten Saral, "Kıbrıs’ta yeni bir değişim oldu. Federal devlet arzusu içerisinde olan ve seçmenin de bu meyandaki görüşlerine itibar eden ve bunları seçim öncesi konuşan bir cumhurbaşkanı seçildi. Seçilen cumhurbaşkanı başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bir teşekkür metni yayınladı. ’Dış siyasette Türkiye bizim hamimiz, Türkiye bizim büyüğümüz ve Türkiye ile birlikte adım atacağız’ dediler. Doğrusu, aklıselim ve sağduyu budur. Bahçeli de aslında, titreyip kendine gelmesi için ’Aman ha sakın yanlış bir adım atarsın’ noktasında söylediği bir sözdür ve bence çok doğru olmuştur, çok isabetli olmuştur. Aklını başına topla, Kıbrıs böyle bir takım ayak oyunlarıyla, senin bir takım sözlerinle federe devlet olabilecek, birilerinin emellerine alet olabilecek bir ülke değildir. Kıbrıs’ın kaderi Türkiye’nin kaderidir. Bizim ayrılmaz bir parçamızdır. Ona göre Devlet Bahçeli’ye teşekkür ediyorum. Güzel söylemiştir. Siyasette bazı şeyler temenniden ibarettir. Konuşması doğruydu, yerinde bir konuşmaydı ama bu Kıbrıs’ın şu anki mevcut yönetiminin kendine gelmesi, kendini bulması, kendi olması noktasında Türkiye’den asla ve hatta ayrı adım atmaması noktasında bir mesaj mı dersiniz, başka bir şey mi dersiniz, böyle bir şey olmuştur" diye konuştu. "Bu cezasızlık algısı bitmeli" 15 Temmuz’dan sonra yeni bir inşa sürecinin olduğunu, bürokraside, yargıda, emniyette, bütün önemli makamlarda bunun sıkıntılarını yaşadıklarını belirten Saral, "Ben adalet sisteminde bugünkü Türk yargısını çok kadük buluyorum. Maşerî vicdanda kabul görmediğini ben de görüyorum, öyle zalimler, öyle alçaklar var ki, mesela kadın cinayetleriyle ilgili olsun, bir sürü yani akla hayal edemeyecek cinayetler yaşanıyor. Bunlar yapanın yanına kar kalır bir vaziyette, geliyor cezaevinde yatıyor, milletin parasıyla besleniyor, daha beter oluyorlar. İşte bu kadın cinayetlerinde yok akli dengesi bozukmuş gibi böyle garip garip şeyler görüyoruz, yaşıyoruz. Bence idam bildiğimiz idam şekliyle değil ama ben kesinlikle canilerin, kesinlikle millete kasteden, masum insanlara kasteden, hiçbir gerekçesi olmadan bu vahşeti, bu öldürmeleri yapan kim varsa öldürülmelerini istiyorum. Ya elektrikli sandalye mi olur, başka bir şey mi olur, kesinlikle bunların bu toplumda yok edilmesi gerekiyor. Bir hadisi şerif var; ’öyle bir zaman gelecek ki, öldüren neden öldürdüğünü, öldürülen niçin öldürüldüğünü bilmeyecek.’ O noktaya doğru hızla gidiyoruz. Ama bu cezasızlık algısı bitmeli" ifadelerini kullandı.
FÜ, Türkiye’nin en iyi 17. üniversitesi oldu
21 Ekim 2025 Salı - 13:17 FÜ, Türkiye’nin en iyi 17. üniversitesi oldu Fırat Üniversitesi (FÜ), University Ranking by Academic Performance (URAP) sonuçlarına göre Türkiye’nin en iyi 17. üniversitesi olurken, devlet üniversiteleri arasında 14. sırada yer aldı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Enformatik Enstitüsü bünyesinde kurulan ve yükseköğretim kurumlarını çeşitli akademik ölçütlere göre değerlendiren bir kuruluş olan URAP (University Ranking by Academic Performance) tarafından yapılan 2025-2026 Türkiye sıralaması açıklandı. Buna göre FÜ, 2025-2026 sıralamasında da 17. sıradaki yerini korumayı başardı. Geçen yıl devlet üniversiteleri arasında 15. sırada yer alan FÜ, bu yıl 14. sırada yer alırken tıp fakültesi bulunan üniversiteler arasında 11. sırada yer aldı. URAP’ın açıkladığı sıralamada ilk 14’e giren devlet üniversitelerinin bulunduğu şehirler bazında inceleme yapıldığında da listeye 7 şehrin girdiği görüldü. İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Kayseri, Erzurum ve Elazığ’da bulunan üniversiteler ilk 15 arasında yer aldı. Elazığ ilk 15 listesine girebilen büyükşehir olmayan tek il oldu. Açıklanan sıralamayla ilgili değerlendirmelerde bulunan FÜ Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, "FÜ olarak, ülkemizin köklü yükseköğretim kurumları arasında yer almanın haklı gururunu yaşıyoruz. URAP 2025-2026 sıralamasında elde ettiğimiz 17’ncilik, akademik üretkenliğe, bilimsel araştırmalara ve kalite odaklı eğitime verdiğimiz önemin somut bir göstergesidir. Üniversitemiz, son beş yılda istikrarlı bir şekilde yükselerek Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri arasındaki yerini pekiştirmiştir" dedi. Üniversitesinin başarısının yalnızca akademik göstergelerle sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, "URAP’ın açıkladığı sıralamada ilk 15’e giren üniversitelerin bulunduğu şehirler arasında İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Kayseri, Erzurum ve Elazığ yer aldı. Bu tablo, FÜ’nün yalnızca bilimsel başarısıyla değil, aynı zamanda büyükşehir olmayan tek il olan Elazığ’ı Türkiye’nin en iyi üniversiteleri listesine taşıyan bir eğitim markası haline geldiğini göstermektedir. Elazığ’ın adını bu listeye yazdırmak hepimiz için büyük bir gurur kaynağıdır" ifadelerini kullandı.