Yerel Haberler
Elazığ
Elazığ’da deprem konutları yüzde 90 tamamlandı
14 Eylül 2025 Pazar - 09:52 Elazığ’da deprem konutları yüzde 90 tamamlandı Deprem bölgesi Elazığ’da, rezerv alanı ilan edilen mahallelerde kalıcı konut çalışmaları hız kesmeden sürerken Güneykent Mahallesi’nde yapımına başlanan 608 konutta çalışmalar yüzde 90 tamamlandı. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde ağır hasar alan kentlerden biri olan Elazığ’da yıkılan konutların yeniden inşası için başlatılan çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından rezerv alanlarda sürdürülen çalışmalarda binalar yükselirken, Güneykent Mahallesi’nde yapımına başlanan 608 konutta çalışmalar yüzde 90 tamamlandı. Peyzaj ve yol çalışmaları kalan konutlarda çalışmalar hızla devam ederken, konutların yılsonuna kadar vatandaşlara teslim edilmesi planlanıyor. 6 Şubat 2023 tarihinde Asrın Felaketinin yaşandığını ve 11 ilin zarar gördüğünü belirten Saha Şefi Muhammet Ergin, "Elazığ’da o illerden etkilenen birisiydi. Devletimiz TOKİ’yle beraber vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için ilk günden itibaren çalışmalara başladı. 2024 yılından itibaren çalışmalarımız devam ediyor. Şuan Elazığ’da bulunan Yemişlik bölgesindeyiz. Burada 27 blok 608 konutun yapımı devam ediyor. Çalışmalarımız son sürat devam ediyor. Şuan da kaba inşaatımız bitti. Peyzaj çalışmaları devam ediyor en kısa sürede vatandaşlarımıza evlerini teslim etmeyi planlıyoruz. Şuan da çalışmalarda yüzde 90 aşamasındayız. Şuan sadece peyzaj ve yol çalışmaları devam ediyor. 27 blok 608 konutlarımız ortalama 100 metrekare 3+1 şeklinde yapılıyor. Konutları en kısa süre içerisinde de vatandaşlarımıza teslim etmeyi umuyoruz" dedi.
Elazığ’daki yasak ilişki cinayetinde kadının ifadeleri ortaya çıktı:
13 Eylül 2025 Cumartesi - 15:04 Elazığ’daki yasak ilişki cinayetinde kadının ifadeleri ortaya çıktı: Elazığ’da evinde eşini bir başka şahısla gören başkomiser, tabancasıyla şahsı vurarak öldürmüştü. Olayın ardından eşi F.K.’nın ifadeleri ortaya çıktı. Olay, 05.09.2025 tarihinde Çaydaçıra Mahallesi’nde bulunan bir sitede meydana geldi. Edilen bilgiye göre Başkomiser M.K. öğle vakti evine geldi. İçeri giren M.K., içeride Orhan Ö. (44) ile karşılaştı. Bunun üzerine çıkan kavga sonucunda, başkomiser belinden çıkardığı silahla defalarca ateş etti. Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybetti. Haber verilmesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerinde hayatını kaybeden şahsın cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Gözaltına alınan ve nöbetçi mahkemeye sevk edildin başkomiser ilk başta adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı fakat ardından savcılığın itirazı üzerine tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayın ardından başkomiserin eşi F.K.’nin ifadeleri ortaya çıktı F.K. ifadesinde, "Cep telefonu benim adıma kayıtlıdır ve yaklaşık olarak 10 yıldır kullanmaktayım. Başkaca adıma kayıtlı herhangi bir telefon numarası yoktur. M.K. benim resmi nikahlı eşim olur. Yaklaşık 5 yıldır evliyiz ve bu evlilikten 3,5 yaşında bir tane çocuğumuz bulunmaktadır. Eşim M. K. Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü’nde Başkomiser olarak görev yapmaktadır. Eşimle aramızda şubat ayından ailevi sorunlardan kaynaklanan bir anlaşmazlık vardı. Ben bu süreçte ‘ferida kahrol’ kullanıcı adı ile Twiter hesabı üzerinden bu platformda bir şahıs ile tanıştım. Bu kullanıcı hesabı bana aittir. Tanıştığım şahsın Twiter kullanıcı adı ‘serdar Gökhan’ dır. Benden sormuş olduğunuz bu şahısla alakalı eşimle problemli olduğumuz dönemde şahısla aramızda duygusal bir bağ oluştu. Ancak bu şahısla sadece 1 defa temmuz ayında Elazığ Kentköy parkında yüz yüze görüştüm. Kendisi görüştüğümüz bu süre zarfı içerisinde bana ismini Serdar Gökhan Öztürk olarak söyledi. Bekar ve askeri personel olduğunu, Tunceli’de görev yaptığını söyledi. Bu şahısla konuşmalarınız hep Twiter isimli sosyal medya aracılığı ile oldu. Kendisinin bende numarası kesinlikle yoktur. Eşimle aram düzeldi. Bu süreçten sonra bu şahısla konuşmadım" dedi. "Aramızda ki ilişkiyi bitirmek üzere ikamete aldım" F.K., "04.09.2025 günü bana Twiter hesabı üzerinden ’Elazığ iline geleceğim, cezaevinden yeni çıktım’ şeklinde mesaj atmış. Ben bu mesajı sabah saat:07.30 sıralarında gördüm. Ben bu mesaja karşılık neden geliyorsun diye cevap yazdım. Daha sonra ben Twiter üzerinden sesli arama yaparak bu şahısla konuştum. Bu şahsa ben mutluyum görüşmeyelim şeklinde konuştum. Şahıs bana ‘Evin oraya gelirim, konuşmamız lazım’ dedi. Ben de dışarıda görüşmemizin riskli olacağını söyledim ve evde görüşelim dedim. Bu şahsa ben temmuz ayında evimin konumu göndermiştim. Oradan evimin adresini biliyor. Bu şahısla görüşmemin amacım bu işin olmayacağını ve aramızdaki görüşmeyi sonlandırmamız gerektiğini yüz yüze söylemekti. Ben oğlum Göktuğ’u kreşe bırakmak için saat 08.30 sıralarında ikametten çıktım. Ben evden çıkarken eşim M. evdeydi. Oğlumu kreşe 60 BH 717 plakalı aracım ile bıraktım. Oğlumu bıraktıktan sonra yine araç ile ikametime geldim. Eşim işe gitmişti. Bir süre tam saatini hatırlamamakla birlikte ismini Serdar olarak bildiğim şahıs bana Twiter üzerinden ‘Geldim, binanın önündeyim’ şeklinde mesaj attı. Ben de bunun üzerine ikamet kapısını açtım. Serdar bina kapısından içeri girerek ikamet kapısına geldi, kapıda ben kendisini karşıladım. Aramızdaki ilişkiyi bitirmek üzere konuşmak için Serdarı ikamete aldım. Evin mutfak bölümüne oturduk" diye konuştu. "Mutfaktan ekmek bıçağını aldı" Eşinin telefonla 2 veya 3 defa aradığını ancak telefonu görmediği için cevap veremediğini aktaran F.K., "Eşim genellikle beni çocuğun kreşte çekmiş olduğum videoları atmam için arar. Video atmadığın için muhtemelen merak ettiği için defalarca aramış. Benle Serdar arasında konuşma devam ettiği esnada ikamet kapısı çaldı. Kapıyı arkadan kilitlemiştim. Kapı dürbününden baktığımda eşimin kapıda olduğunu görünce bunu Serdara söyledim. Serdar bunun üzerine ‘Bana kumpas mı kurdunuz, ikinizi de gebertirim’ dedi. Zil sesi kısa bir süre sustu. Serdar mutfaktan ekmek bıçağını aldı. Serdar bıçağı alınca ben hole çıktım. Holde banyonun yanında bulunduğum esnada Serdar kafası ile bana vurdu. Benim kafam bu anda kanadı. Daha sonra Serdar bana bir tekme attı. Ben bu şahsa sakin ol, eşim gelirse ben onu bir bahane ile balkon kısmına alırım ben de o arada kaçarsın dedim" şeklinde konuştu. "Şahsın kanlar içinde yere yığıldığını gördüm" F.K. ifadesinin devamında, "Bu sırada zil yine çaldı. Kapının çalması üzerine Serdar girişe sol tarafta ikametimizin arka kısmında bulunan giyinme odasına gitti. Burada kapının arkasına saklandı. Elinde o anda bıçak vardı. Ben ikamet kapısını açtım. Eşim M.K. bana kapıyı neden açmıyorsun, telefonuna neden cevap vermiyorsun, yüzüne ne oldu şeklinde sorular sordu. Ben de eşime kafamı kapıya çarptığımı endişelenecek bir şey olmadığını söyledim. Daha sonra eşime sen balkona geç ben sana bir kahve yapıp getireyim beraber kahve içelim dedim. Ben kahve yaparken eşim de mutfakta oturuyordu. Kendisi ile çocuğumuzla ilgili konuşuyorduk. Bu konuşmamız yaklaşık 15 dakika sürdü. Ben mutfakta iken eşim mutfaktan çıktı. Bu giyinme odasının kapısı neden kapalı diye sordu. Bunun üzerine ben de eşim M.’nin arkasından gittim. Eşim giyinme odasının kapısını açınca Serdarı gördü. Ben eşime yanlış anlama aramızda bir şey yok, sadece konuşmak için çağırdım dedim. Serdar ve eşim arasında tartışma başladı. Hemen ardından Serdar, eşim M.K. doğru bıçak ile hamle yaptı. Bun gördüm. Eşim bir yandan da uzakta dur sen gelme şeklinde telkinlerde bulunuyordu. Eşim ve Serdar arasında bir arbede yaşandı. Ben bu sırada olduğum yere çöktüm ve ağlamaya başladım. Daha sonra 2 veya 3 el silah sesi duydum. Serdar isimli şahsın kanlar içinde yere yığıldığını gördüm. Eşim bana 112 ’yi arayarak bilgi vereceğini söyledi. Ben bu sebeple 112’yi aramadım. Ben korkudan bu şahsın bulunduğu odaya hiç girmedim. Bir müddet sonra olay yerine polis ekipleri ve 112 ekipleri geldi. Aradan ne kadar süre geçti hatırlamıyorum, olayın şoku içerisindeydim. Benden sormuş olduğunuz Orhan Ö. isimli şahsı tanımam. İkametime gelen şahsı Serdar Gökhan Öztürk olarak biliyorum" dedi.
Urartu valilerine ait kaya mezarı, bir ana salon ve 3 yan odasıyla dikkat çekiyor
13 Eylül 2025 Cumartesi - 11:27 Urartu valilerine ait kaya mezarı, bir ana salon ve 3 yan odasıyla dikkat çekiyor Palu Kalesi’nde yürütülen kazı ve temizlik çalışmaları kapsamında Urartu Kralı Menua’ya ait kitabenin çevresi düzenlendi ve alan genişletildi. Kayaya oyulmuş üç çok odalı kaya mezarı ile Helenistik ve Roma dönemine ait şişe biçimli sarnıçlar ortaya çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, Elazığ Valiliği ve Palu Kaymakamlığı’nın destekleriyle Palu Kalesi’nde yürütülen kazı ve temizlik çalışmaları devam ediyor. Urartu Kralı Menua’ya ait kitabenin bulunduğu alanın toprak dolgusu temizlenerek çevresi düzenlendi. Çivi alfabesiyle yazılmış Urartuca metinde Menua’nın Şebeteria kentinde yaptırdığı tapınaktan, Malatya kralına karşı kazandığı zaferlerden söz ediliyor ve metin beddua ifadeleriyle son buluyor. Kazı alanında ayrıca Helenistik ve Roma dönemine ait kayaya oyulmuş şişe biçimli sarnıçlar da ortaya çıkarıldı. Üç metre derinliğe sahip bu sarnıçlar sıvanmış olup, içinde suyun tortusunu ayıran dinlendirme havuzları bulunuyor. İki sarnıcın aynı plan ve aynı ustalar tarafından yapıldığı belirlendi. Munzur Üniversitesi öğretim üyesi ve kazıların bilimsel danışmanı Doç. Dr. Harun Danışmaz, özellikle Urartu dönemi kaya mezarlarının önemine dikkat çekti. Kaledeki üç çok odalı mezardan ikisinin üst kısımda, birinin ise basamaklarla inilen alt bölümde yer aldığını belirten Danışmaz, "Bu mezarlar valiler ve aileleri için yapılmış anıtsal nitelikli yapılar. giriş kısmı 80 santimlik toprakla kapanmıştı, temizlik sonrası yalnızca Palu Kalesi’ne özgü özel çukurlar ortaya çıktı. Mezar bir ana salon ve üç yan odadan oluşuyor, yan odalar daha küçük ve farklı amaçlarla tasarlanmış. Yapılan çalışmalar sayesinde kitabe, sarnıçlar ve kaya mezarları artık ziyaretçiler için düzenlenmiş ve incelenebilir durumda" dedi. "Bu mezar bir ana salon ve üç yan odadan oluşuyor" Kayaya oyulmuş olmaları mezarların en önemli özelliklerinden birisi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Danışmaz, "Palu Kalesi’nde üç çok adet odalı kaya mezarından ikisi üst kısımda, biri ise basamaklarla inilen alt bölümde yer alıyor. Bu mezarlar valiler ve aileleri için yapılmış anıtsal nitelikli yapılar. İlk geldiğimizde tabanlarında yaklaşık bir metre kalınlığında toprak dolgusu vardı, yaptığımız çalışmalarla bu dolguyu kaldırdık. Özellikle Kaya Mezarı 2’de giriş kısmı 80 santimlik toprakla kapanmıştı, temizlik sonrası yalnızca Palu Kalesi’nde görülen özel çukurlar ortaya çıktı. Bu mezar bir ana salon ve üç yan odadan oluşuyor. Yan odalar daha küçük ölçekte ve farklı amaçlarla yapılmış. Yapılan çalışmalar sayesinde kitabe, sarnıçlar ve kaya mezarları artık ziyaretçiler için düzenlenmiş ve incelenebilir durumda. Kitabe alanına geldiğimizde yaklaşık iki metrelik toprak dolgusu vardı. Yaptığımız çalışmalarla bu dolguyu temizledik ve alanı genişleterek kitabenin rahatlıkla görülebilmesini sağladık. Kitabe çivi alfabesiyle yazılmış Urartuca bir metin. Menua’nın Şebeteria kentinde yaptırdığı tapınaktan, Malatya kralına karşı kazandığı zaferlerden ve başarılarından söz ediyor. Metin beddua ifadeleriyle son buluyor" şeklinde konuştu. Alanda ayrıca kayaya oyulmuş, şişe biçimli sarnıçlar bulunduğunu ifade eden Danışmaz, "Bu sarnıçlar üç metre derinliğinde ve sıvanmış. İçlerinde suyun tortusunu ayırmak için yapılmış dinlendirme havuzları yer alıyor. İki sarnıcın aynı plan ve aynı ustalar tarafından yapıldığı anlaşılıyor. Sarnıçlar Helenistik ve Roma döneminde kullanılmış. Kaya mezarlarının alt kısmında ise basamaklarla inilen bir mezar daha bulunuyor. Bu mezarlar kayaya oyulmuş ve birden fazla odaya sahip aile mezarlarıdır. Anıtsal nitelik taşıyan bu mezarların tabanı ve girişleri temizlendikten sonra ziyaret için uygun hale getirildi. Bu alanlarda yapılan çalışmalar, hem kazı ekibine hem de ziyaretçilere Urartu dönemi yapılarını ve mezar geleneğini daha iyi gösteriyor" diye konuştu.