Yerel Haberler
Elazığ
22 Şubat 2026 Pazar - 10:52 Ramazan soflarının vazgeçilmezi ’Badem Şekerine’ yoğun talep Elazığ’da her Ramazan olduğu gibi bu yıl da kentin ’beyaz altını’ olarak dillendirilen bademin, şeker yolculuğu başladı. Ramazan ayından standart düzeyde yapılan badem şekeri 11 ayın sultanının gelmesiyle rekor üretime geçiyor. Osmanlı döneminde yapıldığı bilinen, Elazığ’da Ramazan ayında hemen her eve giren, yurt dışına da gönderilen badem şekeri, bu yıl da birçok işletmede yapılmaya başlandı. Yılın 11 ayında çok az üretimi olan ve kentte ’beyaz altın’ olarak dillendirilen badem şekerinin üretimi, Ramazan ayında ise rekor kırıyor. Günlük üretim ve tüketimi yaklaşık 5 kat artan badem şekeri için ustalar tatlı bir telaş içine giriyor. Kilogramı 500 liradan alıcı bulan ve ağırlıklı olarak yerli bademle hazırlanan kentin ’beyaz altını’ 3 saatte hazır hale geliyor. Badem, 1 saat boyunca kavrulmasının ardından 2 saat de özel kazanda şekerleniyor. Vatandaşlar, iftardan sonra çayın yanında kan şekerini düzenlediğini belirttikleri badem şekerine rağbet gösteriyor. Tüm İslam aleminin Ramazan ayını kutlayan badem şekeri ustası Coşkun Ceylan, "Badem şekeri, Osmanlı’dan gelen bir gelenektir. Özellikle Elazığ’da normal zamanlarda da talep oluyor ama Ramazan aylarında sofraların olmazsa olmazı oluyor. Orucunu açan mutlaka çayın yanında badem şekerini içiyor. Normalde badem şekerinin en lezzetlisi şekeri az olandır. Çayın yanında o damak tadını oluşturmalıdır. Normal zamanlarda 150-200 kilogram badem şekeri satarken, Ramazan ayında 5 katına 750 kilogram civarında satış gerçekleştiriyoruz. Bu da insanların talepleri üzerine oluyor. Dışarıda yaşayan Elazığlı vatandaşlara da buradan çok gönderiyoruz. Badem şekeri soflardan sonra çayın vazgeçilmezidir. Fiyat, geçen sene badem ağaçlarına don vurmasından dolayı ister istemez badem fiyatlarını yükseltti. Geçen sene kilosunu 300 liraya verdiğimiz badem şekeri 500 liradan satılıyor" dedi.
Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomisere 10 yıl hapis cezası
16 Şubat 2026 Pazartesi - 12:09 Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomisere 10 yıl hapis cezası Elazığ’da evinde eşiyle yakaladığı şahsı öldüren başkomisere, iyi hal ve üst halden haksız tahrik indirimi uygulanarak 10 yıl 2 ay hapis cezası verildi. 5 Eylül 2025’de Çaydaçıra Mahallesi’nde bulunan bir sitede Başkomiser M.K., öğle vakti evine geldi. M.K., içeride Orhan Ö.(44) ile karşılaştı. Çıkan kavga sonucunda başkomiser, belindeki silahla defalarca ateş etti. Kurşunların hedefi olan Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, Başkomiser M.K. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşması görüldü. Duruşmada, tutuklu sanık M.K. ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. M.K. ifadesinde, "Maktulle evimin içerisinde karşılaştığım an itibariyle maktul kapı arkasında saklanmış bir şekilde bıçağı bana saplamaya kalktı. Ben ilk etapta mani oldum. Boğuşma sırasında ikimizde yaralandık. Bunlar doktor raporunda mevcuttur. Maktulün otopsi raporunda ateşli silah yaralanmaların dışında boynunu sıkmamdan dolayı oluşan raporlar var. Maktul olay öncesinde bıçak alarak saklanması ve yazışmalarındaki ‘M.K. eve gelirse umurumda değil artık. Tanışmak zorunda kalırız, kendisi bilir’ sözleri maktulün yapmış olduğu bıçaklı saldırıyı düşünce bakımından önemlidir. Maktul gayriahlaki birliktelik içerisindedir. Deşifre olacağını anladığından itibaren de bıçaklı saldırı yaparak birlikteliğin ifşa olmamasını sağlamaya çalışmıştır. Maktulün benim evimde olması konut ihlalinin içinde bulunduğu suçtan dolayı bıçaklı saldırı yaparak kurtulmayı denemiştir. Maktulün evli ve 3 çocuk babası olması, ilişkilerinin öğrenilmesi durumunda hem evinden hem de işinden olacaktı. Bundan dolayı saklanmış ve bıçaklı saldırı gerçekleştirmiştir. Olay anında da maktul ‘seni geberteceğim’ sözleri söyledi" diye konuştu. "Maktulü öldürmek için ateş etmedim" Maktulün saldırısının biter bitmez ateş etmeyi bıraktığını aktaran M.K., "İsteseydim silahta kalanlarında sıkardım ama ben öyle bir şey yapmadım. Maktulü öldürmek için ateş etmedim. Otopsi raporlarında da görüldüğü gibi tek bir yere ateş etmemişim. Vücudunun alt kısmından ateş etmeye başlamışım. Olay esnasında kullandığım silah yarı otomatik bir tabancadır. Bir defa doldurunca mermi bitene kadar sıkabiliyorsun. Olay esnasında birden fazla dolduruş yapmam için silahın bozuk veya mermilerin patlamamış olması gerekiyor. Olayda fişekler patladı birden fazla dolduruş yapmadığım ortadadır. Olay sonlandıktan sonra dahi üzerimdeki korkuyu atamadım. Benim yaşanan olaydaki kastım kesinlikle öldürmek değildi. Olay anında bıçağın bana yöneltilmiş olmasından dolayı müdahale etmek zorunda kaldım. Kastım kesinlikle öldürmek değil, hayatıma yönelik saldırıyı bertaraf etmekti. Maktulün saldırısını anlar anlamaz atışlarıma son vermiş olmam da öldürme kastımın olmadığını ortaya koymuştur" şeklinde konuştu. "Kanunların beni korumasına muhtacım" M.K., "Olayın ardından kolluk görevlilerine durumu bildirdim. Olay yerini terk etmedim veya kaçmadım. Konunun ölümle sonuçlanması beni üzmüştür. Böyle bir konunun yaşanmasını dahi istemezdim. Evimde ansızın beklemediğim bir anda bir saldırıya maruz kaldım. Çocuğumdan işimden ve özgürlüğümden uzak kaldım. Ömrüm boyunca kanunlara uyan örf ve adetlere bağlı olarak yaşamaya çalıştım. Bunlara rağmen bela beni evimde buldu. Kanunların beni korumasına muhtacım. ve mağduriyetime inanmasını arz ederim. Yaşanan olayda kastım kesinlikle öldürmek değildi. Ateş etmek zorunda kaldım. Konunun ölümle sonuçlanması beni üzmüştür. Olayın yaşanmasını istemezdim" ifadelerini kullandı. İfadelerinin ardından mahkeme heyeti sanığa, iyi hal ve üst halden haksız tahrik indirimi uygulayarak 10 yıl 2 ay hapis cezası verdi.
Elazığ’da geleneksel ezgilerle büyük rekabet
16 Şubat 2026 Pazartesi - 10:40 Elazığ’da geleneksel ezgilerle büyük rekabet Elazığ’da düzenlenen "Ali Akgül Anısına Düzenlenen Kulüpler ve Okullar Arası Halk Oyunları Yarışması" renkli görüntülere sahne oldu. Elazığ’da halk oyunları heyecanı, "Ali Akgül Anısına Düzenlenen Kulüpler ve Okullar Arası Halk Oyunları Yarışması" ile zirveye ulaştı. Ahmet Aytar Spor Salonu’nda gerçekleştirilen organizasyona 4 okul ve 4 kulüpten toplam 13 ekip ile 200 sporcu katıldı. Renkli görüntülere sahne olan yarışmalar, izleyicilerden büyük alkış aldı. Geleneksel kültürün yaşatılması ve genç kuşaklara aktarılması amacıyla düzenlenen organizasyonda ekipler; uyum, teknik, sahne hakimiyeti ve otantik performans kriterlerine göre değerlendirildi. Gün boyu süren müsabakalarda hem minikler hem de gençler sahne performanslarıyla göz doldurdu. Elazığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, "Ali Akgül anısına düzenlenen kulüpler ve okullar arası halk oyunları yarışmamızı başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. 13 ekip ve 200 sporcumuzun sahne aldığı bu anlamlı organizasyonda dereceye girerek grup müsabakalarında ilimizi temsil etme hakkı kazanan okul ve kulüplerimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. Elazığ olarak kültürümüzü ve folklorumuzu yaşatmaya, gençlerimizi sporla ve sanatla buluşturmaya devam edeceğiz" ifadeleri kullanıldı.
Depremden sonra müziğe sarılan anne çocuklarıyla üç enstrüman çalıyor
14 Şubat 2026 Cumartesi - 23:13 Depremden sonra müziğe sarılan anne çocuklarıyla üç enstrüman çalıyor Elazığ’da deprem sonrası evleri ağır hasar alan ve konteyner kentte kalan Kaplan ailesi, pandemi döneminde müziğe başladı. Anne bağlama, oğlu keman, kızı gitar çalıyor. Aile bugün, Elazığ Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ADEM bünyesinde destek alarak çalışmalarını sürdürüyor. Elazığ’da 2020 yılında meydana gelen Sivrice merkezli deprem sonrası evleri ağır hasar gören Kaplan ailesi, bir süre konteyner kentte kaldı. Pandemi döneminde evde geçirilen zamanın artmasıyla birlikte anne ve çocukları müziğe yöneldi. Anne Başak Kaplan ve çocukları, Elaziz Kültür Eğitim ve Yardımlaşma Derneği tarafından Onur Şahin öncülüğünde ücretsiz olarak açılan enstrüman kursuna katılarak müzik eğitimi almaya başladı. Yaz dönemi boyunca devam eden kursun tamamlanmasının ardından okul döneminin başlaması ve özel kursların ücretli olması nedeniyle aile eğitime dışarıdan devam edemedi. Buna rağmen çalışmalarını bırakmayan aile, evde videolar ve kaynaklardan yararlanarak müzik çalışmalarını sürdürdü. Anne Başak Kaplan bağlama çalarken türkü söylüyor, 12 yaşındaki Çınar Kaplan keman performansıyla dikkat çekiyor, 10 yaşındaki Zehranur Kaplan ise gitarı hobi olarak sürdürüyor. Kaplan ailesi şu anda Aile Destek Merkezi (ADEM) bünyesinde hem maddi hem manevi destek alıyor. Elazığ Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı koordinasyonunda faaliyet gösteren merkezde eğitim gören anne ve çocukları, burada da müzik çalışmalarına devam ediyor. Anne Kaplan: "Müzik, çocukluğumda içimde bir ukde kalmıştı" Müziğe başlama süreçlerini anlatan anne Başak Kaplan, "5 çocuk annesiyim, 32 yaşındayım. Oğlum, kızım ve ben müziğe karşı oldukça ilgiliyiz. Aslında müzik benim çocukluğumdan gelen bir şey. Çocukluğumda içimde bir ukde kalmıştı. O dönemin şartları, yaşam koşulları ne yazık ki bize bu fırsatı vermedi. Biz çocuklarımla müziğe depremden sonra başladık. Biliyorsunuz çoğu ev yıkıldı, çoğu ev hasar gördü. Biz de depremzedelerden biriydik ve konteynerde yaşamaya başladık. Kısa bir süre sonra pandemi geldi, Covid-19 derken sokağa çıkma yasakları başladı ve sürekli evdeydik. Çok sıkılıyorduk. O dönemde Elaziz Kültür Eğitim ve Yardımlaşma Derneği tarafından Onur Şahin, çocukları uyuşturucudan, sigaradan ve kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için enstrüman dersleri veren kurs açtı. Bunu duyunca çok sevindik ve hemen başvuru yaptık. Sağ olsun, isteğimizi kabul etti ve orada müziğe başladık. Üç aylık kurs ücretsizdi. Kurs bitince ve okullar açılınca özel kurslara devam edecek imkanımız olmadı. Şu an bulunduğumuz kurum, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Aile Destek Merkezi (ADEM). Vakıf Müdürü Tayyip Özer beyin öncülüğünde ve destekleriyle burada sadece ders veya kurs görmüyoruz. Aynı zamanda psikolojik, maddi ve manevi gibi her türlü desteği görüyoruz. Oğlum kemanda aşırı derecede yetenekli, evde kendi kendine geliştirdi. Kızım da gitar çalıyor ama asıl alanı spor. Gitarı daha çok hobi olarak sürdürüyor. Sporda birçok dalda belgelerimiz ve madalyalarımız var. Okçulukta il birincisi oldu. Fırat Üniversitesi Toplum Destekli Polislik birimi tarafından da ödüllendirildik" dedi. "Ev hasar aldı ve konteynere taşınmak zorunda kaldık" Deprem sonrası kemanla tanıştığını ifade eden Çınar Kaplan, "12 yaşındayım, altıncı sınıfa gidiyorum ve keman çalıyorum. Benim keman çalma serüvenim birkaç yıl önce depremle başladı. Elazığ depremi olduğunda bizim ev hasar aldı ve konteynere taşınmak zorunda kaldık. Bir süre sonra pandemi geldi, Covid-19 derken sokağa çıkma yasakları başladı ve sürekli evdeydik. Çok sıkılıyorduk. O dönemde Onur Şahin çocukları kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için enstrüman dersleri veren kurs açtı. Bunu duyunca çok sevindik ve hemen başvuru yaptık. Sağ olsun kabul etti. Aslında annem beni bağlamaya yazdıracaktı ama ben keman istedim. Annem kemanın zor olduğunu söyledi ama ben denemek istedim. İki üç ay kursa gittim. Orada hocam bana öğretti. Üç aylık kurs bitince ve devam edecek imkanımız olmadığı için okullar da açılınca kursa gidemedim. Okuldan geldikten sonra evde internetten ve telefondan videolar izleyerek kendi kendime çalıştım ve kemanı devam ettirmeye çalıştım" şeklinde konuştu. Müziği hobi olarak sürdürdüğünü ve en büyük hayalinin sporcu olmak olduğunu belirten Zehranur Kaplan ise "10 yaşındayım ve 5. sınıfa gidiyorum. Ben gitarı daha çok hobi olarak kullanıyorum. En çok spora özeniyorum ve sporda birçok başarım var ama en çok futbolu seviyorum. Elazığ’da futbol takımı olmadığı için futbola gidemiyorum. Annem bağlama çalıyor, abim keman çalıyor, ben de gitar çalıyorum. Müziği daha çok hobi olarak sürdürüyoruz. Benim hayalim sporcu olmak, özellikle de futbolcu olmak" diye konuştu.