Yerel Haberler
Elazığ
09 Nisan 2026 Perşembe - 15:05 Prof. Dr. Yalnız: "Sağlıklı yaşam için düzenli hareket edilmesi gerekiyor" Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Yalnız, "Sağlıklı yaşam için düzenli hareket edilmesi ve dengeli beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi gerekiyor" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yalnız, en sık görülen sindirim sistemi hastalıkları hakkında açıklamalarda bulundu. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte toplumda hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Mehmet Yalnız, "Bu durumun sağlığı olumsuz etkiliyor. Hareketsiz yaşamın yanı sıra beslenme alışkanlıkları da değişiyor. Özellikle batı tipi beslenmenin sindirim sistemi hastalıkların artışında önemli rol oynuyor. Bu yaşam tarzı değişikliklerinin obezite başta olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açar. Türkiye obezite oranlarında Avrupa’da üst sıralarda yer alıyor. En çok rastlanan sindirim sistemi hastalıklarının ilk sırasında reflü hastalığı geliyor. Halk arasında reflü olarak bilinen bu hastalığın, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla ortaya çıkıyor. İkinci sırada ise huzursuz bağırsak sendromunun yer alıyor. Bu hastalığın gaz, şişkinlik, kabızlık veya ishal gibi şikayetlerle kendini gösteriyor. Kolon kanserleri de giderek artış gösteriyor. Bu hastalıklar genellikle kolon poliplerinden gelişiyor. Bununla birlikte pankreas kanseri de son yıllarda artış gösterdi fakat tedavi seçenekleri halen sınırlıdır. Pankreas hastalıkları arasında pankreas iltihabı da sık görülüyor. Özellikle safra kesesi taşlarına bağlı tıkanıklıkların bu duruma neden olabilir. Sağlıklı yaşam için düzenli hareket edilmesi ve dengeli beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Fethi Sekin Şehir Hastanesi, tüp bebek merkezi bölgeye umut oluyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:32 Fethi Sekin Şehir Hastanesi, tüp bebek merkezi bölgeye umut oluyor Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle, çiftlere umut olmaya devam ediyor. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde açılan Tüp Bebek Ünitesi, kurulduğu günden bu yana bölgedeki çiftlere umut olmaya devam ediyor. Modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle merkez, kısa sürede önemli bir başarı elde etti. Kuruluşundan bu yana yüzlerce çift değerlendirilirken kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla çok sayıda ailenin çocuk sahibi olmasına katkı sağlandı. Merkezde, özellikle uygun hasta grubunda yüzde 55’lere varan başarı oranlarına ulaşılırken bu oranın ülke ortalamasının üzerinde olduğu bildirildi. Tüp Bebek sorumlusu Dr. Gülcan Kahraman, "Bölgemizde önemli bir ihtiyacı karşılamak için kurduğumuz tüp bebek merkezimiz, kısa sürede önemli bir noktaya ulaştı. Bugün geldiğimiz noktada birçok ailemizin çocuk sahibi olma hayaline eşlik ettik. Genel olarak tüp bebek merkezinde ülkemizde başarı oranları yüzde 40-50 civarlarındayken, biz merkezimizde bu oranı yüzde 55’lere varan bir başarı oranına ulaştırdık. Bu da bizim için önemli bir gösterge ve mutluluk vericidir. Bizim için başarı sadece oranlardan ibaret değil. En önemli, gösterge hastalarımızın bu süreci en güvenilir, güncel şekilde ve en rahat şekilde geçirmelerini sağlamaktır. Amacımız hastalarımızın başka şehirlere gitmesine gerek kalmadan en güncel ve güvenilir tedavileri merkezimin ulaşılabilir olmasını sağlamak ve daha birçok aileye umut olmaya devam etmektir" dedi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Dr. Merve Kavak Balgetir, "Ünitemizde intertek tanısı almış hastalara yardımcı üreme tetkikleri uygulanmaktadır. Laboratuvarımızda ekibimizle birlikte sperm analizi ve ileri sperm teknikleri, uygulanmaktadır. Bu tanı ve tedavilerimiz sonrasında hastalarımıza aşılama, daha ileri tedavi gerektiren hastalarımıza ultra enjeksiyon uygulamaları gerçekleştirmekteyiz. Aynı zamanda ürolojiyle ortak çalışmalarımızla beraber, azospermi hastalarına mikrostep işlemi uygulamaktayız. Daha sonra elde ettiğimiz hücre ve embriyolarımıza dondurma işlemi gerçekleştirmekteyiz. Bu da hastalara ileri dönemde tedavi ayrıcalığı sunmaktadır. Bir tüp bebek ünitesinin başarısı hastanın yaşı, laboratuvar kalitesi ve embriyo kalitesi bunların birlikteliğini gerektirmektedir. Tüp bebek başarısı, embionun ve hastanın total iyilik halini gerektirir" ifadelerini kullandı. Çocuk sahibi olamamak dünya çapında 6 kişiden birini etkileyen yüzyılın hastalığı olarak adlandırılan bir sağlık problemi olduğunu aktaran Kadın Hastalıkları ve Uzmanı Doktor Veziha Kaya Narçiçeği, "Çocuk sahibi olamamak bir eksiklik veya noksanlık değildir. Sadece bazı durumlarda ek tedavilerin alınması gereken bir süreçtir. 6 ay içerisinde gebe kalınamama durumunda veya ileri yaştaki çiftlerimize daha erken süreçte ön tanı, ön inceleme ve tanı amacıyla bir hastaneye başvurmalarını öneririm. Biz merkezimizde en temel tedavilerden tüp bebek tedavisine kadar tüm basamaklarda hizmet vermekteyiz. En etkili, güncel ve bilimsel olarak kanıtlanmış tedavilere ulaşmak için tüm hastalarımızı hastanemize bekliyoruz" cümlelerini kullandı.
Fethi Sekin Şehir Hastanesi, tüp bebek merkezi bölgeye umut oluyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:25 Fethi Sekin Şehir Hastanesi, tüp bebek merkezi bölgeye umut oluyor Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle, çiftlere umut olmaya devam ediyor. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde açılan Tüp Bebek Ünitesi, kurulduğu günden bu yana bölgedeki çiftlere umut olmaya devam ediyor. Modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle merkez, kısa sürede önemli bir başarı elde etti. Kuruluşunda bu yana yüzlerce çift değerlendirilirken kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla çok sayıda ailenin çocuk sahibi olmasına katkı sağlandı. Merkezde, özellikle uygun hasta grubunda yüzde 55’lere varan başarı oranlarına ulaşılırken bu oranın ülke ortalamasının üzerinde olduğu bildirildi. Tüp Bebek sorumlusu Dr. Gülcan Kahraman, "Bölgemizde önemli bir ihtiyacı karşılamak için kurduğumuz tüp bebek merkezimiz, kısa sürede önemli bir noktaya ulaştı. Bugün geldiğimiz noktada birçok ailemizin çocuk sahibi olma hayaline eşlik ettik. Genel olarak tüp bebek merkezinde ülkemizde başarı oranları yüzde 40-50 civarlarındayken, biz merkezimizde bu oranı yüzde 55’lere varan bir başarı oranına ulaştırdık. Buda bizim için önemli bir gösterge ve mutluluk vericidir. Bizim için başarı sadece oranlardan ibaret değil. En önemli, gösterge hastalarımızın bu süreci en güvenilir, güncel şekilde ve en rahat şekilde geçirmelerini sağlamaktır. Amacımız hastalarımızın başka şehirlere gitmesine gerek kalmadan en güncel ve güvenilir tedavileri merkezimin ulaşılabilir olmasını sağlamak ve daha birçok aileye umut olmaya devam etmektir" dedi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Dr. Merve Kavak Balgetir, "Ünitemizde intertek tanısı almış hastalara yardımcı üreme tetkikleri uygulanmaktadır. Laboratuvarımızda ekibimizle birlikte sperm analizi ve ileri sperm teknikleri, uygulanmaktadır. Bu tanı ve tedavilerimiz sonrasında hastalarımıza aşılama, daha ileri tedavi gerektiren hastalarımıza ultra enjeksiyon uygulamaları gerçekleştirmekteyiz. Aynı zamanda ürolojiyle ortak çalışmalarımızla beraber, azospermi hastalarına mikrostep işlemi uygulamaktayız. Daha sonra elde ettiğimiz hücre ve embriyolarımıza dondurma işlemi gerçekleştirmekteyiz. Bu da hastalara ileri dönemde tedavi ayrıcalığı sunmaktadır. Bir tüp bebek ünitesinin başarısı hastanın yaşı, laboratuvar kalitesi ve embriyo kalitesi bunların birlikteliğini gerektirmektedir. Tüp bebek başarısı, embionun ve hastanın total iyilik halini gerektirir" ifadelerini kullandı. Çocuk sahibi olamamak dünya çapında 6 kişiden birini etkileyen yüzyılın hastalığı olarak adlandırılan bir sağlık problemi olduğunu aktaran Kadın Hastalıkları ve Uzmanı Doktor Veziha Kaya Narçiçeği, "Çocuk sahibi olamamak bir eksiklik veya noksanlık değildir. Sadece bazı durumlarda ek tedavilerin alınması gereken bir süreçtir. 6 ay içerisinde gebe kalınamama durumunda veya ileri yaştaki çiftlerimize daha erken süreçte ön tanı, ön inceleme ve tanı amacıyla bir hastaneye başvurmalarını öneririm. Biz merkezimizde en temel tedavilerden tüp bebek tedavisine kadar tüm basamaklarda hizmet vermekteyiz. En etkili, güncel ve bilimsel olarak kanıtlanmış tedavilere ulaşmak için tüm hastalarımızı hastanemize bekliyoruz" cümlelerini kullandı.
Hemşirenin ısrarıyla gittiği taramada meme kanseri çıktı: Hayatı kurtuldu
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:46 Hemşirenin ısrarıyla gittiği taramada meme kanseri çıktı: Hayatı kurtuldu Elazığ’da hemşire arkadaşının ısrarıyla sağlıklı hayat merkezine giderek mamografi çektiren 56 yaşındaki Leyla Baydar’ın memesinde kitle tespit edildi. Ücretsiz tarama programı sayesinde kanseri erken teşhis edilen Baydar, geçirdiği ameliyat ve kemoterapi tedavisinin ardından sağlığına kavuştu. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü Şehit Mehmet Aygün Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen ücretsiz kanser tarama programından yararlanan 3 çocuk annesi Leyla Baydar (56), hemşire arkadaşının ısrarı üzerine mamografi çektirdi. Sonuçta memesinde kitle tespit edilen Baydar, Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. İlk kitle temiz çıkmasına karşın 6 ay sonra yapılan kontrolde yeni bir kitle tespit edildi ve biyopsi sonucu kötü huylu olarak değerlendirildi. Kısa süre içinde ameliyat olan Baydar, bir yıl boyunca kemoterapi gördü. Şu an kontrol sürecini sürdüren Baydar, ağrı olmasa bile taramaya gidilmesi gerektiğini vurgulayarak herkesi ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanmaya davet etti. Hem kanser taramalarının önemine hem de hastanın son durumu hakkında bilgi veren Dr. Hilal Türker, " Kanser taramalarını yapıyoruz. Meme kanseri taraması, rahim ağzı kanseri taraması ve bağırsak kanseri taramalarını yapıyoruz. Bunu belli yaş gruplarında yapmaktayız ve ücretsiz olarak yapılmaktadır. Beş yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, yine yılda bir bağırsak kanseri taramalarımızı rutin olarak ücretsiz bir şekilde yapmaktayız. Leyla Hanım da bu taramalar sırasında bize başvurdu ve memesinde bir kitle tespit edildi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk yapıldı. Bu şekilde tanı alarak tedavisi tamamlanmıştır. Dört yıl önce tanı alan hastamız şu an iyi durumda, rutin hayatını sürdürebilmekte. Bu sebeple meme kanseri taramaları çok önemlidir" dedi. "Ağrı olmadan yok demesinler, herkes taramaya gelsin" Hiç bir ağrı hissetmediğini, hemşire arkadaşının ısrarı üzerine yaptığı taramada kansere yakalandığını dile getiren Leyla Baydar, " Hemşire arkadaşım ‘Gel, sana mamografi çekelim’ dedi beni de ‘Yok’ dedim. Birkaç sefer tekrar etti. En sonunda, beni ikna etti, gittim ve çektirdim. Sonuç çıktı ve kitle bulundu. Beni Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne gönderdiler. Sağ olsunlar, orada gittiğimde, ilgilendiler. Hemen 10 sonra kitle alındı. O kitlem temiz çıktı. Doktorum bana, ‘6 ay sonra bir daha mamografi, ultrason’ çekmelisin dedi. Bu sefer Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde çektirdim. Tekrar kitle çıkmış. O kitlenin biyopsisi kötü çıktı. Ondan sonra tekrar o kitle yine alındı. Sonra yine kötü dediler ve 2 ay sonra sonuç çıktı. Bu sefer ‘Komple memen alınacak, içinde ufak ufak kitleler var’ dediler ve aldılar. Bir yıl de kemoterapi gördüm. Çok şükür, iyiyim şu anda. Halen tedavimi görüyorum. 3 ayda bir kontrole gidiyorum. Her gün bir ilacım var, kullanıyorum. 5 seneyi atlatırsam kurtulmuşumdur. Benim arkadaşım beni zorlamasaydı, hemşire arkadaşım, gitmeyecektim. Çünkü ağrı yok. Ağrı olmuyor. Ama ben herkese söylüyorum bunu; ağrı olmadan ‘yok’ demesinler. Bu, herkesin yaptırması gereken bir şey. Yaşam merkezinde ücretsiz, her şeye bakıyorlar. Gelsinler. Ne kadar erken fark ederlerse o kadar iyi. Bütün doktorlarıma teşekkür ediyorum, buradakilere, özellikle hemşire arkadaşıma çok teşekkür ediyorum, Ayşe ablamıza. Şu an iyiyim. Sadece ağır iş yapamıyorum. Hamdolsun, çok şükür iyiyim. Rabbim kimsenin başına vermesin" dedi.
Enfeksiyon Uzmanı Kaygusuz: "Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir"
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:45 Enfeksiyon Uzmanı Kaygusuz: "Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir" Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden birinin yiyeceklerin yeterince pişirilmemesi olduğunu belirterek özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerektiğini söyledi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, artan gıda zehirlenmeleri hakkında açıklamalarda bulundu. Gıda zehirlenmesinin genellikle bakteri, virüs, parazitler ve onların ürettiği toksinlerle kirlenmiş yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi sonucunda ortaya çıktığını aktaran Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, "Bu mikroorganizmaların mide ve bağırsak sisteminde çeşitli düzeylerde etkilere neden oluyor. Gıda tüketimi sonrasında bulantı, kusma, karın ağrısı, ateş, ishal, baş dönmesi ve yutma güçlüğü gibi belirtiler başladığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Sadece dışarıda hazırlanmış gıdaların değil, evde yapılan yiyeceklerin de hijyen, saklama ve pişirme şartlarına uyulmadığı takdirde zehirlenmeye yol açabilir. Kalabalık topluluklara yemek hazırlayan ve servis eden işletmeler ayrı bir öneme sahiptir. Evdeki yemekten bir kişinin zehirlenmesi dikkat çekmezken yurt, okul ve düğün gibi yerlerde yaşanan zehirlenmeler çok kişiyi etkilediği için daha önemlidir. Bu nedenle bu alanlarda yapılan denetimlerin aksatılmaması gerekiyor. Özellikle soğuk ortamda saklanması gereken mayonezli, kremalı gıdalar, süt ürünlerini içeren yiyecekler, tavuk, balık ve diğer deniz ürünlerinin tüketiminde daha dikkatli olunması gerekir. Saklama ve depolama şartları konusunda şüphe duyulduğunda restoran veya sokak satıcılarından gıda alınmaması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Gıda zehirlenmelerinde en sık görülen belirtileri de belirten Dr. Kaygusuz, "Bunlar, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, ateş ve titremedir. Belirtilerin zehirlenmeye neden olan yiyeceğin tüketilmesinden birkaç saat veya birkaç gün sonra başlayabilir. Bundan dolayı da sorumlu yiyeceği bulmak zaman zaman güçleşiyor. Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir. Özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerekir. Bir diğer önemli faktör, yiyeceklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmesidir. Tavuk, et, kremalı ve çiğ yiyeceklerin vakit kaybetmeden buzdolabına kaldırılması lazım. Gıda hazırlayan kişilerin el hijyenine dikkat etmemesinin de zehirlenmeye yol açabilir. Pişirilmemiş yiyeceklerin doğrandığı tahta, zemin, bıçak ve kaşıkların her kullanım sonrası iyice temizlenmesi gerekiyor. Et doğradığınız zeminde salata yapılmamalıdır. Pişmiş gıdaların çiğ gıdalarla temasının da zehirlenmeye yol açabilir. Mikroorganizmaların protein, şeker ve tuz içeren gıdalarda kolaylıkla çoğalır. Et, et suları, salam, kremalı yiyecekler, mayonezli salatalar ile yumurtalı salataların riskli gıdalar arasında yer alıyor. Pirinç pilavının da oda sıcaklığında uzun süre bekletildiğinde zehirlenmeye yol açabileceğini, ayrıca süt tozu, puding, vanilya sosu ve kurutulmuş sebzelerdeki bazı bakterilerin toksinleri nedeniyle zehirlenme gelişebilir. Ev yapımı konservelerde bilinen en güçlü toksinlerden birinin oluşabilir. Özellikle sebze konservelerinin ölümcül risk taşıyor. Konserve zehirlenmelerinde görme bozukluğu, ışığa hassasiyet, yutkunma güçlüğü, halsizlik, bulantı, kusma ve konuşma bozukluğu gibi belirtilerin görülebilir. Bu veriler genellikle 18-36 saat sonra başlar, ancak günler hatta haftalar sonra da ortaya çıkabilir. Hastalarda ilerleyen süreçte güç kaybı ve felç yaşanabilir. Besin zehirlenmeleri hastanın bağışıklık durumuna ve tüketilen etkenin miktarına bağlı olarak ölümcül olabilir. Korunma için yiyeceklerin iyi pişirilmesi, ısıtma işleminin 60-70 derece üzerinde yapılması, önceden pişirilmiş yemeklerin düşük derecede tekrar ısıtılması ve uzun süre bekletilmesi zehirlenmeyi kolaylaştırıyor. Bu nedenle yemekler soğuduktan hemen sonra buzdolabına kaldırılması ve yalnızca bir kez ısıtılması lazımdır. Ayrıca sebzelerin bol suyla iyice yıkanmasına özen gösterilmesi ve kirli olduğundan şüphe edilen suların kesinlikle içilmemesi gerekiyor" cümlelerini kullandı.
Enfeksiyon Uzmanı Kaygusuz: "Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir"
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:32 Enfeksiyon Uzmanı Kaygusuz: "Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir" Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden birinin yiyeceklerin yeterince pişirilmemesi olduğunu belirterek özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerektiğini söyledi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, artan gıda zehirlenmeleri hakkında açıklamalarda bulundu. Gıda zehirlenmesinin genellikle bakteri, virüs, parazitler ve onların ürettiği toksinlerle kirlenmiş yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi sonucunda ortaya çıktığını aktaran Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, "Bu mikroorganizmaların mide ve bağırsak sisteminde çeşitli düzeylerde etkilere neden oluyor. Gıda tüketimi sonrasında bulantı, kusma, karın ağrısı, ateş, ishal, baş dönmesi ve yutma güçlüğü gibi belirtiler başladığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Sadece dışarıda hazırlanmış gıdaların değil, evde yapılan yiyeceklerin de hijyen, saklama ve pişirme şartlarına uyulmadığı takdirde zehirlenmeye yol açabilir. Kalabalık topluluklara yemek hazırlayan ve servis eden işletmeler ayrı bir öneme sahiptir. Evdeki yemekten bir kişinin zehirlenmesi dikkat çekmezken yurt, okul ve düğün gibi yerlerde yaşanan zehirlenmeler çok kişiyi etkilediği için daha önemlidir. Bu nedenle bu alanlarda yapılan denetimlerin aksatılmaması gerekiyor. Özellikle soğuk ortamda saklanması gereken mayonezli, kremalı gıdalar, süt ürünlerini içeren yiyecekler, tavuk, balık ve diğer deniz ürünlerinin tüketiminde daha dikkatli olunması gerekir. Saklama ve depolama şartları konusunda şüphe duyulduğunda restoran veya sokak satıcılarından gıda alınmaması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Gıda zehirlenmelerinde en sık görülen belirtileri de belirten Dr. Kaygusuz, "Bunlar, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, ateş ve titremedir. Belirtilerin zehirlenmeye neden olan yiyeceğin tüketilmesinden birkaç saat veya birkaç gün sonra başlayabilir. Bundan dolayı da sorumlu yiyeceği bulmak zaman zaman güçleşiyor. Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir. Özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerekir. Bir diğer önemli faktör, yiyeceklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmesidir. Tavuk, et, kremalı ve çiğ yiyeceklerin vakit kaybetmeden buzdolabına kaldırılması lazım. Gıda hazırlayan kişilerin el hijyenine dikkat etmemesinin de zehirlenmeye yol açabilir. Pişirilmemiş yiyeceklerin doğrandığı tahta, zemin, bıçak ve kaşıkların her kullanım sonrası iyice temizlenmesi gerekiyor. Et doğradığınız zeminde salata yapılmamalıdır. Pişmiş gıdaların çiğ gıdalarla temasının da zehirlenmeye yol açabilir. Mikroorganizmaların protein, şeker ve tuz içeren gıdalarda kolaylıkla çoğalır. Et, et suları, salam, kremalı yiyecekler, mayonezli salatalar ile yumurtalı salataların riskli gıdalar arasında yer alıyor. Pirinç pilavının da oda sıcaklığında uzun süre bekletildiğinde zehirlenmeye yol açabileceğini, ayrıca süt tozu, puding, vanilya sosu ve kurutulmuş sebzelerdeki bazı bakterilerin toksinleri nedeniyle zehirlenme gelişebilir. Ev yapımı konservelerde bilinen en güçlü toksinlerden birinin oluşabilir. Özellikle sebze konservelerinin ölümcül risk taşıyor. Konserve zehirlenmelerinde görme bozukluğu, ışığa hassasiyet, yutkunma güçlüğü, halsizlik, bulantı, kusma ve konuşma bozukluğu gibi belirtilerin görülebilir. Bu veriler genellikle 18-36 saat sonra başlar, ancak günler hatta haftalar sonra da ortaya çıkabilir. Hastalarda ilerleyen süreçte güç kaybı ve felç yaşanabilir. Besin zehirlenmeleri hastanın bağışıklık durumuna ve tüketilen etkenin miktarına bağlı olarak ölümcül olabilir. Korunma için yiyeceklerin iyi pişirilmesi, ısıtma işleminin 60-70 derece üzerinde yapılması, önceden pişirilmiş yemeklerin düşük derecede tekrar ısıtılması ve uzun süre bekletilmesi zehirlenmeyi kolaylaştırıyor. Bu nedenle yemekler soğuduktan hemen sonra buzdolabına kaldırılması ve yalnızca bir kez ısıtılması lazımdır. Ayrıca sebzelerin bol suyla iyice yıkanmasına özen gösterilmesi ve kirli olduğundan şüphe edilen suların kesinlikle içilmemesi gerekiyor" cümlelerini kullandı.
Elazığ’da ‘Mutluluk Paylaştıkça Çoğalır’ sosyal deneyi
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:00 Elazığ’da ‘Mutluluk Paylaştıkça Çoğalır’ sosyal deneyi Elazığ’da İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü tarafından "Mutluluk Paylaştıkça Çoğalır" adlı sosyal deney yapıldı. Elazığ’da Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü tarafından sosyal deney gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen deneyde, günümüzde bireyler arası güven duygusunun zayıfladığı, insanların birbirine karşı daha temkinli ve mesafeli yaklaştığı bir sosyal iklimde gerçekleştirilen "Mutluluk Paylaştıkça Çoğalır" sosyal deneyi, toplumda hala varlığını sürdüren iyilik ve empati duygusunu görünür kıldı. Sokak ortamında kurgulanan deneyde, rastgele seçilen bireylere küçük sürprizler ve içten mesajlar iletildi. İlk karşılaşmalarda gözlemlenen çekingenlik ve şüphe, kısa süre içinde yerini samimi diyaloglara, gülümsemelere ve duygusal tepkilere bıraktı. Katılımcıların bir kısmı aldıkları notları saklamayı tercih ederken, bazıları ise deneyin etkisiyle kendi çevresine de benzer bir iyilik zinciri başlatma isteğini dile getirdi. Elde edilen veriler, modern yaşamın getirdiği bireyselleşme ve güvensizlik hissine rağmen, insanların özünde pozitif etkileşime açık olduğunu ortaya koydu. Küçük ama anlamlı temasların, bireyler arasında güçlü bir bağ kurabildiği ve mutluluğun görünür hale gelmesini sağladığı gözlemlendi. Projenin koordinatörlüğünü üstlenen Dr. Öğr. Görevlisi Mehmet Fatih Çakar, çalışmanın her aşamasında hem akademik birikimi hem de ilham veren yaklaşımıyla projeye yön vererek toplumsal duyarlılığı merkeze alan bakış açısı ve öğrencileri teşvik eden liderliği sayesinde, teorik bilginin toplumsal faydaya dönüşebileceğini de somut bir şekilde ortaya koydu.
Elazığ Hipodromu’nda "İleri Dönüşüm Odaklı Duyu Bütünleme Kampüsü" açıldı
01 Nisan 2026 Çarşamba - 20:15 Elazığ Hipodromu’nda "İleri Dönüşüm Odaklı Duyu Bütünleme Kampüsü" açıldı Elazığ Valiliği himayesinde Elazığ Hipodromu’nda sezon açılışında, İleri Dönüşüm Odaklı Duyu Bütünleme Kampüsü törenle hizmete girdi. Türkiye’de bir ilk olan kampüs, hipodromun atık malzemeleri ileri dönüşüm anlayışıyla işlenerek özel engelli çocuklar için terapi alanına dönüştürüldü. Elazığ Hipodromu’nda düzenlenen sezon açılış töreninde, özel çocuklara yönelik "İleri Dönüşüm Odaklı Duyu Bütünleme Kampüsü" hizmete açıldı. Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu ve eşi Dr. Ayfer Hatipoğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Nazif Bilginoğlu, TJK Genel Sekreteri Gülnur Gülerce, Hipodrom Müdürü Muhammet Demirçelik ve proje paydaşlarının katıldığı törende kampüs, aynı gün açılan geri dönüştürülmüş kum pistle birlikte kamuoyuna tanıtıldı. Türkiye’de bir ilk olan ve dünyada bu formatta benzeri bulunmayan kampüs, Avrupa’daki benzer uygulamalardan ilham alınarak geliştirilen özgün "Elazığ modeli" olarak tanımlanırken, projenin koordinatörlüğünü ise Elazığ OSB İnovasyon Merkezi Sorumlusu Aydın Demirdağ üstlendi. Öte yandan, kampüste işitme, dokunma, koku ve görme duyularını destekleyen panolar, her metrede değişen zemin dokusundan oluşan duyu gelişim yolu, atlı eyer istasyonu ve ergoterapi salıncakları yer alıyor. Hayata geçirilen projenin önemine değinen Vali Hatipoğlu, "Her geçen gün çok daha fazlasıyla gelişen bir alan bu. Öncelikle yeniden kullanım, sonra geri dönüşüm, en sonunda bertaraf etme anlayışı yeni yeni yerleşiyor. İnşallah biz, israf eden değil, her anlamda kullanan, geri dönüştüren ve yeniden enerjiye dönüştüren bir toplum, bir devlet yapısı haline geliriz diye umut ediyorum. Burada bunun güzel bir örneğini görüyoruz. Diğer yandan engelli bireylerimizin toplum hayatına her geçen gün daha fazla entegre olduğunu görmüş bir idareciyim. Emeği geçen herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum" dedi. Hipodromların, yarış alanlarıyla sınırlı kalmayıp aynı zamanda sosyal sorumluluk projelerine de önem verdiğini ifade eden Elazığ Hipodromu Müdürü Muhammet Demirçelik, "Bu alanlar sadece yarış alanı değil, sosyal yaşam alanıdır. Biz de başta atlı terapi olmak üzere atlı terapi merkezimiz sosyal sorumluluk anlamında lokomotifimizdir. Her geçen gün tüm hipodromlarımızda ivme kazanarak sosyal sorumluluk projelerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin küresel bazda başlattığı Sıfır Atık Projesi’ne Türkiye Jokey Kulübü olarak Elazığ Hipodromu ve diğer hipodromlarımızda destek veriyoruz. Bir buçuk, iki aylık bir süreçte proje tamamlandı. Bu süreçte hava şartları yaklaşık 15 gün boyunca yağmurla devam etti. Tüm personelim, tüm mesai arkadaşlarım o kadar gönül vererek çalıştılar ki zorluklar hiçbirimize engel olmadı. Hipodromlarda nal seslerini duymaya çok alışkınız; bu projelerle umuyorum ki umudun sesi artık nal sesleriyle birlikte yükselecek" diye konuştu.
Başkan Şerifoğuları: "Şehrimizin ulaşım altyapısını güçlendireceğiz"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 15:55 Başkan Şerifoğuları: "Şehrimizin ulaşım altyapısını güçlendireceğiz" Bozulan ve yıpranan yolları yenileyerek şehrin ulaşım altyapısını güçlendireceklerini dile getiren Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, "Aziz şehrimizin ulaşım aksını güçlendirmeye yönelik çalışmalarımız, ekiplerimizin yoğun mesaisi ile başlamış durumda" dedi. Elazığ’da modern ve kaliteli bir ulaşım ağı oluşturmayı hedefleyen Başkan Şerifoğulları, bu kapsamda Elazığ Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerinin Cumhuriyet Mahallesi Beyzade Efendi Bulvarı’nda gerçekleştirdiği kapsamlı yol yenileme çalışmalarını yerinde inceledi. Çalışmaları titizlikle gözlemleyen Başkan Şerifoğulları, yetkililerden bilgi aldı. Sahada görev yapan ekiplerin özverili çalışmalarını yakından takip eden Başkan Şahin Şerifoğulları, personele de moral verdi. Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Elazığ’ın modern ve güçlü bir ulaşım altyapısına kavuşması için yürütülen çalışmaların önemini vurgulayarak, "Altyapı yenileme çalışmalarından ve mevsimsel koşullardan kaynaklı bozulan ve yıpranan yollarımızı yenileyerek şehrimizin ulaşım altyapısını güçlendireceğiz. Aziz şehrimizin ulaşım aksını güçlendirmeye yönelik çalışmalarımız, ekiplerimizin yoğun mesaisi ile başlamış durumda. Yağışlar müsaade ettiği sürece ekiplerimizin çalışmaları aralıksız devam edecek. Şehrimizin 40 yıllık altyapı problemini çözerken, bozulan yollarımızı da özenle yenileyeceğiz. 43 mahallemizin tamamında altyapı çalışması gerçekleştirdiğimiz gibi, yollarımızın asfalt çalışmasını da tamamlayacağız. Bu süreçte vatandaşlarımızdan sabırlı olmalarını rica ediyoruz. Tüm şehrin yollarını yenilemek zaman alacak. İlk etapta önemli arterlerimizde, bulvarlarımızda gerçekleştireceğimiz yol yenileme çalışmalarımızın ardından her sokağı, her caddeyi yenileyeceğiz. Hiç kimse merak etmesin, Elazığ’ımıza yakışan, modern ve konforlu yollarımızı adım adım tamamlayarak kıymetli hemşehrilerimizin hizmetine sunacağız" diye konuştu.