YEREL HABERLER - 22 Mart 2012 Perşembe 15:08

MİLASLI İŞADAMLARI İHRACAT EОİTİMİ ALACAK

A
A
A
MİLASLI İŞADAMLARI İHRACAT EОİTİMİ ALACAK

AB Eğitim ve Gençlik Programları Başkanlığı`nın 33 bin 320 euro hibe desteği sağladığı proje kapsamında Milas Ticaret ve Sanayi Odası üyelerine ihracat eğitimi verilecek.
Milas Ticaret ve Sanayi Odası`nın Avrupa Birliği`nin Leonardo da Vinci Hareketlilik Projesi kapsamında işe yeni başlayan 10 kişi ile işsiz 10 kişinin ihracat elemanı olarak yetiştirilmesini amaçlayan projesiyle Almanya`ya ihracat eğitimine götürülecekler için ilk bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda, Milas`ta 60 saat, Almanya`da ise 40 saat verilecek ihracat eğitimi programı ve katılımcıların Almanya`ya gidebilmeleri için yapmaları gereken hazırlıklar açıklandı.
MİTSO`nun Avrupa Birliği`nin Leonardo da Vinci Hareketlilik Projesi kapsamında hazırladığı ihracat elemanı yetiştirme eğitiminin katılımcıları için ilk bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. MİTSO`nun AB`den sağladığı 33 bin 320 Euro hibe desteğiyle gerçekleştirilecek ihracat elemanı yetiştirme eğitimi için başvuruda bulunan 24 kişiye yönelik yapılan bilgilendirme toplantısında eğitimin yurtiçi ve yurt dışı olmak üzere iki aşamalı bir şekilde gerçekleştirileceği vurgulandı. İşe yeni başlayan 10 kişi ile işsiz 10 kişinin ihracat elemanı olarak yetiştirilmesini amaçlayan projeye göre, önce yurtiçinde yapılacak olan ve toplam 60 saat sürecek eğitime katılmayanlar, başarılı olamayanlar elenecekler ve yurtdışı eğitimi için Almanya`ya götürülmeyecekler.
MİTSO`nun Leonardo da Vinci Hareketlilik Projesi kapsamındaki ihracat elemanı yetiştirme eğitiminin bilgilendirme toplantısına, projenin yazılımını yapan firmanın sahibi ve yöneticilerinden Fayık Demirtaş ile yine aynı firmanın yöneticilerinden Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi Bilgisayar Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Halil İbrahim Bülbül de katıldı. MİTSO Yönetim Kurulu Başkanı Enver Tuna, MİTSO`nun geçen yıl iki projesinden birisinin GEKA`dan, birisinin ise AB`den hibe desteği sağladığını belirterek ``Bu yıl da bir projemiz yine GEKA`dan hibe desteği kazandı. Bu projelerle Milas`ın ufkunu açmak istiyoruz. Bundan sonra da başka projelerimiz olacak`` diye konuştu. Enver Tuna, Milas`ın ürünlerinin ihracatı için Leonardo projesinin önemini vurgulayarak ``İstiyoruz ki sizler bu eğitimle bir şeyler kazanın, yurtdışında bir şeyler görün ve görüp öğrendiklerinizle Milas kazansın. Bu projenin kesin kuralları var. Katılımcıların bu kurallara kesinlikle uymaları gerekiyor. Uymayanları ise elemek zorunda kalacağız. Bu kuralların başında eğitim çalışmalarına katılma zorunluluğu geliyor. Bir an önce Almanya`daki eğitim için gerekli pasaport ve vize işlemlerini hazırlamanız gerekiyor`` diye konuştu.
MİTSO`nun Leonardo projesini hazırlayan firmanın yöneticisi Fayık Demirtaş ise yaptığı konuşmada kendilerinin yıllardır şirketler veya kuruluşlar adına bu tür projeler hazırlamakta olduklarını vurgulayarak ``MİTSO için bizim hazırladığımız iki proje hibe desteği kazandı. Sonra MİTSO kendi hazırladığı bir projeyle de bu yıl GEKA`dan hibe desteği kazandı. Bunlar güzel şeyler. Milas`ta ilk kez olan şeyler. Bu güzel başarı nedeniyle MİTSO Başkanı Sayın Enver Tuna`yı tebrik ediyorum. Milas`ta böyle projelerin hazırlanmış olması çok önemli. Gerçekten uzak görüşlü bir başkanınız var. Kıymetini bilin`` diye konuştu. Katılımcıların Almanya`daki eğitimleri sırasında dikkat etmeleri gereken konulara da değinen Fayık Demirtaş ``Almanya`da her şeye dikkat edin. Tuvaletlerdeki fayansların derzlerine bile dikkat edin. Göreceksiniz ki, her yerdeki tuvaletlerdeki derzler hep aynı, hepsi de eşit. Bunu her alanda göreceksiniz. Bunu nasıl sağlamışlar, diye şaşıracaksınız. İşte bu kalite dediğimiz şeydir. Bizim de bu kaliteye ulaşmamız gerekiyor`` dedi.
Projeyi hazırlayan firmanın yöneticilerinden Doç. Dr. Halil İbrahim Bülbül ise Milas`ta böylesine projelerin gerçekleştiriliyor olmasının çok önemli olduğunu vurgulayarak ``Sizler bu konuda çok şanslısınız. Böyle bir projede yer aldığınız için de şanslısınız. Bu konuda MİTSO Başkanı Sayın Enver Tuna`yı tebrik ediyorum. Gerçekten uzak görüşlü ve başarılı bir başkanınız var`` dedi. Doç. Dr. Bülbül Türkiye`nin AB`ye girsin veya girmesin kalitede AB standartlarına ulaşması gerektiğini belirterek `` Bugün AB`ye girer miyiz, girmez miyiz, girelim mi, girmeyelim mi, diye tartışılıyor. Girip girmemekten daha önemlisi bence AB`nin uyguladığı standartta bir kaliteye ulaşmaktır. Girsek de girmesek de amacımız bu kaliteye ulaşmak olmalıdır`` dedi.
MİTSO`nun Leonardo da Vinci Hareketlilik Projesi kapsamında oluşturduğu ve AB`den hibe desteği sağladığı ihracat eğitimi konusunda katılımcılara açıklamalarda bulunan MİTSO Projeler Sorumlusu Gülay Aytaç, Milas`ta 2 - 17 Nisan tarihleri arasında 60 saat süren bir eğitim çalışması yapılacağını söyledi. Gülay Aytaç, Milas`taki eğitimin ardından 6 Mayıs`ta Almanya`ya gidileceğini ve orada iki hafta sürecek eğitimin hafta içinde 3`er saat, hafta sonlarında ise 5`er saat olmak üzere 40 saat süreceğini ve genel ihracat bilgilerinin yanı sıra Almanca dil dersi eğitiminin de verileceğini bildirdi. Eğitimin sonrasında başarılı olan katılımcılara birisi europass belgesi olmak üzere üç belge verileceğini anlatan Gülay Aytaç bu belgelerin yurtiçinde ve dışında iş bulma veya iş ilişkisi kurmada yararlı olacağını sözlerine ekledi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Beta Enerji sürdürülebilirlik stratejisinde kadın gücüne güveniyor Türkiye’nin önde gelen transformatör üreticilerinden Beta Enerji, sanayide kadın istihdamıyla dikkat çekerken firma, 2025 yılı itibarıyla kadın yönetici oranının yüzde 40 seviyesine yaklaştığını açıkladı. Elektrifikasyon sektöründe ihtisaslaşmış yapısıyla öne çıkan Beta Enerji, üretim kapasitesini ve ihracat ağını hızla büyütürken kadın istihdamına da önem veriyor. Beta Enerji, geçtiğimiz yıl TOBB’un Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü Yarışması’nda kadın istihdamını en çok artıran şirketler arasında Türkiye 2’ncisi olurken, OSBÜK’ün 2025 OSB Yıldızları Araştırması’nda da dört kategoride ilk 10’a girerek bu liderliğini tescilledi. Beta Enerji, üretimde kadınların rolünü her geçen gün güçlendirirken, şirketlerin de kadın istihdamını stratejik bir öncelik olarak görüyor. Konuyla ilgili Beta Enerji İnsan ve Kültür Direktörü Gizem Ağca, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Ağca, Türkiye’nin kadınların emeğiyle gelişen bir toplum olduğuna dikkat çekerek, günümüzde üretimin fiziksel güçten çok bilgi, teknoloji ve disipline dayalı bir yapıya dönüştüğünü vurguladı. "Kadın gücü arttıkça üretimin kalitesi de artıyor" Çalışanları kadın ve erkek olarak ayırmadıklarını dile getiren Ağca, kadın çalışanların özellikle detaycılık, süreç takibi, risk yönetimi ve uzun vadeli bakış açısı gibi konularda önemli katkılar sunduğunu belirterek, "Sanayide kadın gücü arttıkça üretimin kalitesi ve sürdürülebilirliği de artacaktır. Disiplin ve uzun vadeli düşünce kültürü daha da güçlenecektir. Sürdürülebilirlik bizim belki de en önemli konu başlığımız. Sürdürülebilirlik bakış açısının kurum kültürüne yerleşmesinde kuşkusuz kadınların önemli bir rolü var. Biz sürdürülebilirliğe yalnızca çevresel değil; sosyal ve ekonomik dengeyi de kapsayan bir bütün olarak yaklaşıyoruz" dedi. "Kadın yönetici oranımız yaklaşık yüzde 40" Kadın istihdamını stratejik bir öncelik olarak gördüklerini belirten Ağca, "2025 yılı itibarıyla kadın yönetici oranımız yüzde 40 seviyelerine ulaştı. Türkiye’deki tüm organize sanayi bölgeleri arasında kadın istihdamını en çok artıran ikinci şirket olduk. 2024 yılında yayımladığımız ilk sürdürülebilirlik raporumuzda da kadın istihdamı ve fırsat eşitliği başlıklarını öncelikli alanlarımız arasında konumlandırdık. İlk sürdürülebilirlik raporumuzu Anneler Günü’nde yayımlayarak kadınlarımıza armağan ettik" diye konuştu. Ağca ayrıca Avrupa’nın tek çatı altında en büyük enerji ve teknoloji kampüslerinden biri olan Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü’nün inşasında sona yaklaşıldığını belirterek, kampüste bin 200 kişilik güçlü bir kadro hedeflediklerini, kadın çalışanların üretimden yönetime kadar her alanda daha fazla yer almasını desteklediklerini kaydetti. Öte yandan Gizem Ağca, bölgede bulunan üniversitelerle yapılan iş birlikleri sayesinde genç kadın mühendislerin ve teknik personelin sektöre kazandırılmasına katkı sunduklarını da sözlerine ekledi.
Adana Kanseri yenen güzellik uzmanı, şimdi kanserli kadınlara umut oluyor Adana’da yaşayan güzellik uzmanı, 5 yıl önce yakalandığı meme kanserini yenmesinin ardından aynı hastalıkla mücadele eden kadınlara umut olmak için onlara makyaj eğitimi verdi. Adana’da yaşayan 48 yaşındaki güzellik uzmanı Rana Erkmen, 5 yıl önce meme kanserine yakalandı. Bu süreçte memesini kaybeden Erkmen, yakalandığı meme kanseri nedeniyle zorlu bir tedavi sürecinden geçti. Erkmen, uzun süren tedavinin ardından kanseri yenmeyi başardı. Yaşadığı zorlu sürecin ardından hayata yeniden tutunan Erkmen, şimdi aynı hastalıkla mücadele eden kadınlara moral olmak için çaba gösteriyor. Erkmen, tedavi sürecinde kadınların en çok saç ve kaşlarını kaybetmesi nedeniyle moral ve motivasyona ihtiyaç duyduğunu belirterek, kanser tedavisi gören kadınlarla bir araya gelmeye başladı. Bu kapsamda Erkmen, Acıbadem Adana Hastanesi’nin organizasyonda tedavi gören kadınlarla buluşarak onlara makyaj eğitimi verdi. Tedavi gören kadınlarla deneyimlerini de paylaşan Erkmen, makyajın yalnızca estetik değil aynı zamanda moral kaynağı da olabileceğini anlattı. Ayrıca Erkmen, model üzerinde kanser hastalığı nedeniyle kaşlarını kaybeden kadınların nasıl kaş çizebileceğini ve tedavi sürecinde ciltte oluşabilecek hassasiyetlere uygun makyaj yöntemleri hakkında bilgi verdi. Yaşadığı süreci İHA’ya anlatan Rana Erkmen, kanser tedavisi sürecinde aynaya bakmanın bile bazen zor olabildiğini ifade ederek, kadınların küçük dokunuşlarla kendilerini daha iyi hissedebileceğini göstermek istediğini söyledi. "Kemoterapi sürecini kendim için daha anlamlı hale getirdim" Tedavi sürecinde moralini yüksek tutabilmek için farklı uğraşlara yöneldiğini anlatan Erkmen, kemoterapi dönemini mümkün olduğunca verimli geçirmeye çalıştığını ifade ederek, "Kemoterapi döneminde yapamadığım bazı projeler vardı. O süreçte resim çizmek, online dersler almak gibi şeylerle ilgilendim. Altı aylık kemoterapi dönemini evde kendim için daha kaliteli bir hale getirmeye çalıştım" diye konuştu. "Kadınlara en büyük mesajım kendinizi seçin" Kanseri atlattıktan sonra hayata farklı bir bakış açısıyla devam ettiğini belirten Erkmen, şimdi aynı süreci yaşayan kadınlara destek olmak istediğini anlatarak şunları söyledi: "Bu süreci yaşamış biri olarak burada bulunan herkesi çok iyi anlıyorum. Onlara kendi hikayemi anlatmak, bu süreci nasıl atlattığımı paylaşmak istiyorum. Kadınlara vereceğim en önemli mesaj hayata mutlaka tutunsunlar. Bazen durumları seçemeyiz ama o durumun içindeki tutumumuzu seçebiliriz. Öncelikle kendilerini seçmelerini öneriyorum."
Hatay İş yerinin camına astığı "Kefene cep dikilir" yazısıyla ilgi odağı olan esnaf, yazıyı cimrilerin inadına kaldırmıyor Hatay’da terzilik yapan 30 yıllık esnaf Niyazi Altınöz, kendisiyle pazarlık yapan cimri müşterilerine sözlü olarak sık sık anlattığı kefenin cebi olmadığı sözünü, "Kefene cep dikilir" yazarak iş yerinin camına astı. İlk kez görenleri şaşırtan yazı ilgi odağı olurken Altınöz, cimrilere inat yazıyı kaldırmayacağını söyledi. Antakya ilçesi kent merkezinde bulunan prefabrik çarşıda terzilik yapan Niyazi Altınöz, depremin ardından açtığı iş yerinde 3 yıldır mesleğini sürdürüyor. Esnaflık yaparak 30 yıldır ekmek parasını kazanan Altınöz, meslek hayatında binlerce insanla muhattap oldu ve hizmet etti. Toplumda klasikleşen pazarlık anlayışına çözüm bulmak isteyen ve cimri müşterilerine sık sık sözlü olarak kefenin cebi olmadığını hatırlatan Altınöz, son olaraksa çözümü, iş yerinin camına "Kefene cep dikilir" yazmakta buldu. Yazdığı yazıyla vatandaşların ilgi odağı olan Altınöz, yazıyı görenlere de yazının cimri müşteriler için yazıldığını her defasında yeniden anlatıyor. Altınöz, kefenin cebi varmışçasına cimrilik yapanların inadına yazıyı kaldırmayacağını söyledi. "Normalde kefenin cebi olmaz ama cimri insanlar için bu yazıyı yazdım" Camda asılı olan yazının ilgi odağı olduğunu söyleyen terzi Niyazi Altınöz, "30 yıldır bu mesleği yapıyorum. Giysileri kısaltma ve daraltma yapıyoruz. ’Kefene cep dikilir’ yazısını cimriler için yaptım. Bazı müşterilerimizin içinde çok cimriler var, ben de onlara kefenin cebi yok diyorum. Bunu sürekli söylediğim için bu yazıyı yazma gereği duydum. Müşteriler tarafından ilginç karşılanıyor. ’Kefene cep dikilir diyen bir terzi var’ diyerek iş yerime geliyorlar. İş yerime gelip bu yazıyı neden yazdığımı soruyorlar. İnsanların bazılarının komiğine gelirken bazılarının da çok hoşuna gidiyor. Yazının fotoğrafını çeken çok oluyor. Kefene cep dikmek isteyen olmadı, kefenler dikişsiz olur ve dikişler normalde olmaması lazım. Normalde kefenin cebi olmaz ama cimri insanlar için bu yazıyı yazdım. Çevremizde çok cimri insanlar var. Paralarını öbür dünyaya götüreceklerini zannediyorlar. Ben de onlar için ’kefene cep dikilir’ yazısını yazdım. Böyle bir sipariş geleceğini sanmam, bu yazı çok ilgi çekti. Bu yazıyı görüp fotoğraf çekiyorlar ve güzel bir tebessüm ediyorlar. Bu davranışlar da benim hoşuma gidiyor. Cimrilere inat yazıyı kaldırmayacağım" dedi. "Esnaf da biliyor kefenin cebinin olmadığını ama bazı insanlar buradaki birikimlerini götürmek istiyor, terzi de onlara istinaden yazmıştır diye düşünüyorum" İlk gördüğünde şaşkınlık yaşadığını ifade eden Talip Duman, yazılanın haklılığını doğru bularak "Yazıda ’kefene cep dikilir’ yazıyor. İlk yazıyı gördüğümde şaşırdım ve kefenin cebi var mıymış dedim. Benim bildiğim kadarıyla kefenin cebi yok, kimse ölürken bir şey götüremiyor. Boşuna kimse dünyada bir şey biriktirmesin. Esnafımız da biliyor kefenin cebinin olmadığını ama bazı insanlar buradaki birikimlerini götürmek isteyenler oluyor, terzi abi de onlara istinaden yazmıştır diye düşünüyorum. Bu yazı çok ilginçti ve benim dikkatimi çekti. İnsanlar kefenin cebinin olmasını isterler, çünkü ölünce yanında bir şeyler götürmek isteyenler var. O tür insanlar için güzel olur. Kefenin cebi olursa ben de bir şeyler biriktirip götüreyim diye düşünüyorum. Öbür tarafta harcarız ama bunun gerçekliği yok. Herkesin gideceği yer belli" şeklinde konuştu.
Ankara Sıradan hayatından sıkılan genç kadın uzun yol tır şoförü oldu Ankara’da yaşayan Başak Güvercin, iş hayatından sıkıldığı için babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu. Ankara’da yaşayan 26 yaşındaki Başak Güvercin, babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu. Üniversite mezunu Güvercin, daha önce çalıştığı sektörlerin kendisine sıkıcı gelmesi üzerine hem gezip hem de para kazanabileceği bir meslek olarak tır şoförlüğünü tercih etti. 2 yıldır sebze ve meyve taşımacılığı yapan Güvercin, ayda ortalama 15 bin kilometre yol gittiğini aktararak, erkek egemen bir alanda çalışmanın kendisine özgüven kazandırdığını ifade etti. "Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz" Uzun yol tır şoförü olmasında babasının önemli bir rolü olduğunu belirten Başak Güvercin, "Daha öncesinde satış sektöründe ve kendi alanımla ilgili sektörlerde çalıştım ama monoton bir hayat bana sıkıcı geldiğinden dolayı hem gezebileceğim hem para kazanabileceğim bir meslek grubu düşünürken aklıma babamın yolundan ilerleyip tır şoförü olmak geldi. 2 yıldır da uzun yol tır şoförüyüm. Sebze ve meyve ağırlıklı çalıştığım için genelde Akdeniz bölgesinde çalışıyorum. Güzergahım ne tarafsa yükümü aldıktan sonra oraya doğru devam ediyorum. Sebze ve meyve sezonu biraz hızlı olduğundan dolayı ayda ortalama 15-16 bin kilometreye kadar yol yapıyorum. Bu mesafeler sezonun durumuna göre de değişkenlik gösterebiliyor. Bu işin iyi yanları farklı şehirler geziyorsunuz. Farklı kültürler, farklı insanlar tanıyorsunuz. Zor yanları ise evden uzaksınız. Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz" dedi. "Bu meslek özgüvenimi güçlendirmemi sağladı" Tır şoförlüğü mesleğinin kendisine olumlu yönden katkılar sağladığını aktaran Güvercin, "Mesleğin ilk yıllarında teslimat noktalarındaki yük boşaltma alanlarına yanaşamayacağımı düşünen abiler vardı. Ben bu ön yargıyı kırdım. Artık gittiğim noktalarda beni gördükleri zaman kendime ne kadar güveniyorsam onlar da bana o kadar güveniyor. Bu meslekte 2 yıl içerisinde kendime çok farklı şeyler kattım. Bu meslek, evden uzak kalmamı, tek başıma ayakta durabilmemi ve özgüvenimi güçlendirmemi sağladı" diye konuştu. "Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir" Güvercin, kadınların çalışma hayatında daha fazla yer alması gerektiğini vurgulayarak, "Bir kadının hayatının yarım kalması, bir toplumun vicdanının yaralı kalması demek. Kadınlarımız bir erkeğin himayesi altında kalmadığı sürece zorluk yaşamayacaktır. Toplum tarafından dışlanmayacaktır. Erkek egemen bir toplumda çalışan benim gibi ablalarım ve kardeşlerim de var. Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir. Kadın cinayetlerine karşı sessiz kalmayalım. Buradan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutluyorum" şeklinde konuştu.