Yerel Haberler
Erzincan
Arı sokmasına bağlı alerjik reaksiyonlar ölüme sebep olabilir
25 Nisan 2025 Cuma - 09:16 Arı sokmasına bağlı alerjik reaksiyonlar ölüme sebep olabilir Alerji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sakine Işık, arı sokmalarına karşı vatandaşları uyararak, bazı arı sokma olaylarının ölüme yol açabileceğine dikkat çekti. Doç.Dr. Işık, bahar mevsiminde havaların ısınmasıyla birlikte insanların arılarla temas ihtimalinin artmaya başladığını belirterek, arı sokmasına bağlı ciddi alerjik reaksiyonların ölüme sebep olabileceğine dikkat çekti. İnsanların yaklaşık yüzde 2’sinin arılara alerjik olduğunun düşünüldüğünü, arı sokmasına bağlı bildirilen ölüm vakalarının gerçek rakamın çok altında olduğunu kaydeden Işık, "Kırsalda kalp krizine bağlı olduğu düşünülen bazı ölüm olaylarında sebep aslında arı alerjisidir" dedi. Doç.Dr. Işık, şu bilgileri verdi: "Arıcılık faaliyetlerinin yoğun yapıldığı ülkemizde özellikle yazın acil servislere çok sayıda arı alerjisi vakası müracaat etmektedir. Arı sokması sonrası genelde sokulan yerde kaşıntılı hafif bir kızarıklık ve şişme ortaya çıkar. Ağrı kesici ilaç ve buz uygulamaları ile bu reaksiyonlar geriler. Bal arıları soktuktan sonra genelde venom keseleri deride kalır. Deriye en yakın yerinden 10-15 dakika içinde kese sıkılmadan çıkarılmalıdır. Yaban arıları ise birkaç kez sokabilir. Bazı hastalarda ısırılmadan 12-24 saat sonra 20 santimden büyük geniş şişlik kızarıklıklar oluşur. Bunlar genelde 1 hafta içinde gerileyerek kaybolur. Boyun, dil, dudak gibi bölgeler sokulmadıkça tehlike oluşturmazlar. Bu geniş lokal reaksiyonlar ilerideki şiddetli reaksiyonların habercisi değildir." Doç.Dr. Işık, şu uyarılarda bulundu: "Asıl korkulan reaksiyonlar solunum ve dolaşım sistemini etkileyen nefes darlığı, boğazda tıkanma hissi, çarpıntı, baş dönmesi, karın ağrısı, şuur kaybı ve baygınlık gibi semptom ve şikayetlere yol açan ağır sistemik reaksiyonlardır. Bu tip reaksiyonlar gelişen hastalar mutlaka alerji uzmanına müracaat etmelidir. Küçük çocuklarda ölüm nadiren rastlanıp genelde kalp, akciğer hastalığı olanlarda reaksiyonlar daha şiddetlidir. Bir kişinin alerjik yatkınlığının olması arı alerjisi için büyük risk faktörü değildir. Tanı deri ve kan testi ile konup, tarama amaçlı olarak bu testler kullanılmaz. Tarama amaçlı testlerde arı alerjisi çıkan insanların yüzde 20’sinden azı arı sokmasına bağlı reaksiyon gösterir. Bunun yanında ölüm vakalarının çoğunda öncesinde bir alerji öyküsü yoktur. Arı sokmasına bağlı ciddi reaksiyon geçiren hastaların sonraki sokmada nasıl reaksiyon vereceği ön görülemez. Üst solunum yolları tıkanıklığı ve dolaşım yetersizliği en sık ölüm nedenleridir. Şiddetli reaksiyon geçiren hastalar yanlarında mutlaka kendinden enjeksiyon yapan adrenalin iğneleri bulundurmalıdır. Reaksiyon ne kadar erken başlarsa o kadar şiddetlidir. Adrenalinin erken yapılması en önemli tedavi yaklaşımıdır." Dr. Işık, arılara yönelik alerji aşılarının ağır reaksiyonlar geçiren hastalarda en önemli tedavi yaklaşımı olduğunu da aktararak, "Aşılar reaksiyonların ortaya çıkmasını yüzde 95 oranlarında engeller veya belirgin olarak şiddetini hafifletir. Şiddetli alerjik reaksiyonlarda hastaların erken ayağa kaldırılması veya yürüyerek hastaneye gitmeye çalışmaları ciddi tansiyon düşmesi ve ritm bozukluğu ile ölümlere yol açabilir. Hastalar ayağa kaldırılmamalı, solunum yolları açık tutularak ambulans beklenmelidir. Arı aşıları alerji uzmanları tarafından raporlandığında tamamı devlet tarafından ödenmektedir. Genelde 6 ila 16 hafta süresince her hafta yapılan aşılarla çok düşük dozlarda arı zehri enjekte edilerek vücut belli bir dozdan sonra zehre karşı tepkisiz hale gelir. Arı aşıları mutlaka tecrübeli alerji uzmanları tarafından yapılmalıdır. Arı aşıları genellikle ayda bir olarak 5 yıl sürer. Kimlerin aşılanması gerektiğine mutlaka alerji uzmanları karar vermelidir" ifadelerini kullandı.
3. evre kanser hastası genç kadın: "Kanser oldum, eşimden şiddet gördüm ama mücadeleyi hiçbir şekilde bırakmadım"
25 Nisan 2025 Cuma - 08:22 3. evre kanser hastası genç kadın: "Kanser oldum, eşimden şiddet gördüm ama mücadeleyi hiçbir şekilde bırakmadım" Erzincan’da 5 yıl önce beyin kanseri teşhisi alan 34 yaşındaki Sevde Ebru Karslı, çömleklerle hayata yeniden tutundu. 5 yıl önce hastanede kanser hastalarına bakıcılık yaptığı sırada beyin kanserine yakalanan 1 çocuk annesi Sevde Ebru Karslı, teşhis aldıktan hemen sonra hızla ameliyata alındı. Karslı, ameliyat sonrasında yaşadıkları ve verdiği hayat mücadelesi ile kadınlara ilham kaynağı oldu. Hastalık sürecini ve çömleklerle nasıl tanıştığını anlatan Karslı, "Hasta bakıcılık yapıyordum o zamanlar. Kanserli hastalara bakarken ben kanser teşhisi aldım. Teşhisten sonra kanserin kötü huylu olduğunu öğrendim ve araştırma içerisine girdim. Ben nasıl düzelebilirim, bana ne iyi gelir diye araştırma yaptım. Daha sonra çömlek ürünleriyle tanıştım. Çömleklerde bekletilen suyun canlı olduğunu, çömleklerdeki yoğurdun vücuda çok iyi geldiğini öğrendim. Ve kendime çömlek almaya başladım. Çevremde görenlerden de bu yönde talep oluştu. İlk olarak çömlekleri çevrem için daha sonrasında satışa başladım" dedi. Vali Hamza Aydoğdu’dan umutları yeşerten yardım eli! Çömlekleri satma noktasında arayışa giren Karslı, dükkan açmaya sağlık durumunun el vermediğini belirterek Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’nun ümitlerini yitirdiği anda adeta "Hızır" gibi imdadına yetiştiğini kaydetti. Karslı, "Bir gün çok zor durumdayken, bütün ümitlerimi kaybettiğim bir günde Valimiz Hamza Aydoğdu ile yolda karşılaştım. Kendisine durumu arz ettim. Şiddet gören bir kadın olduğumu, kanser hastası olduğumu ve bir anne olduğumu belirttim. Kendisi bana yardımcı olacağını söyledi. 20 dakika içerisinde beni görüşmeye çağırdılar. Toplu halde ürün satın aldı Valim benden. Aynı zamanda talimat vermiş, bu kadından ürün satın alın, şeklinde. Ve tüm valilik çalışanları benden ürün satın alarak bana çok büyük destekte bulundular. Şu an satış yaptığım yeri bana Valilik ve Erzincan Belediyesi tahsis etti. Buranın ‘Kadın Köşesi’ olması yönünde hazırladığım projeyi ise hem Valimiz Hamza Aydoğdu hem de Belediye Başkanımız Bekir Aksun onayladılar" şeklinde konuştu. Öte yandan hastalık ve aynı zamanda eski eşi tarafından şiddet gördüğü ve dolandırıldığı süreci anlatan Karslı, "2. evre kanser hastası olduğumu ve kötü huylu olduğunu öğrendikten sonra hemen ameliyata alındım. Ameliyat sürecim çok zorlu geçti. 1,5 yıl sonra ise şiddet gördüğüm eşimle tanıştım. Eski eşim bana ait olan aracımı alarak kaza yaptı. Ardından tamir ettirdiğini söyleyerek benim malulen emeklilik maaşıma kadar 10 ay boyunca benden aldı. Ancak sonra aracı yaptırmadığını öğrendim. Bana bunu bir başkası değil resmi nikâhlı eşim yaptı. O zamanlar 2. evre kanser hastasıydım, bana gösterdiği şiddet sebebiyle hastalığım 3. evreye ilerledi. 9 tane şiddet davam var benim. Para evet kazanılır, ben belki kaybettiğim her şeyi yerine koyabileceğim. Fakat hastalığımı tekrar 2. evreye döndüremeyeceğim" ifadelerine yer verdi. Boşandıktan sonra Erzincan Sosyal Yardımlaşma Derneği Müdürlüğünden destek aldığını ve hayata sıfırdan başladığını belirten Karslı, "Bana ev tuttular, kira ve eşya desteğinde bulundular. Kazanç elde etmeye başladıktan sonra kira desteğini istemedim. Ben kanser oldum, eşimden şiddet gördüm ama mücadeleye hiçbir şekilde bırakmadım. Hiçbir şey önüme geçemedi benim. Ayakta durmayı başardım. İnşallah tüm kadınlar ayakta durmayı başarırlar" diye konuştu.