Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Erzincan
Kemaliye’de "kar şelalesi" görüntülendi
27 Mart 2026 Cuma - 18:37:03
Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde kış aylarının ardından havaların ısınmasıyla oluşan "kar şelalesi", doğaseverlerin ilgisini çekiyor. İlçede etkili olan yoğun kar yağışının ardından yüksek kesimlerde biriken kar kütleleri, hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte eriyerek sarp kayalıklardan aşağı süzülüyor. Ortaya çıkan görüntü, adeta şelaleyi andıran doğal bir manzara oluşturuyor. Özellikle Başbağlar köyü ve Karanlık Kanyon çevresinde gözlemlenen kar şelalesi, bölgeyi ziyaret eden fotoğrafçılar ve doğa tutkunları için eşsiz kareler sunuyor. Bölge sakinleri, her yıl kısa süreliğine oluşan bu doğal güzelliğin Kemaliye’nin saklı zenginliklerinden biri olduğunu belirtti Yetkililer, kar erimelerinin yoğun olduğu dönemlerde kaya düşmesi ve zemin kayganlığına karşı vatandaşların dikkatli olmaları gerektiğini bildirdi.
27 Mart 2026 Cuma - 18:23
Kemaliye’de freni patlayan kamyon uçuruma yuvarlandı
Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde freni patlayan kamyonun uçuruma yuvarlanması sonucu sürücü yaralandı. Alınan bilgilere göre, E.A. (30) idaresindeki 25 AEA 218 plakalı kamyon, Kemaliye-Arapgir kara yolunda Kozlupınar köyü mevkisinde seyir halindeyken freninin patlaması sonucu kontrolden çıktı. Direksiyon hakimiyetini kaybeden sürücü, araçtan atladıktan sonra kamyon yaklaşık 105 metre aşağı yuvarlandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı sürücü, ambulansla Kemaliye Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan sürücünün hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.
27 Mart 2026 Cuma - 17:37
Şehit Eren Bülbül Dart Şampiyonası Erzincan’da başladı
Erzincan’da düzenlenen Şehit Eren Bülbül Türkiye Dart Şampiyonası Sıralama Turları 5. Ayak Müsabakaları’nın açılış programı gerçekleştirildi. 27-29 Mart 2026 tarihlerinde Erzincan Yaşar Erkan Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek şampiyonaya 18 ilden sporcu, antrenör ve teknik ekip iştirak ediyor. Programda konuşan Vali Hamza Aydoğdu, Erzincan’da böyle bir organizasyonun düzenlenmesinden memnuniyet duyduklarını belirterek, sporun birleştirici gücüyle Eren Bülbül’ün hatırasını yaşatmanın kendileri için anlamlı olduğunu ifade etti. Şampiyonanın sporcuların rekabet gücünü artırmasının yanı sıra birlik ve beraberliğe katkı sunmasını temenni eden Vali Aydoğdu, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Program, dereceye giren sporculara madalyalarını takdim etmesiyle sona erdi.
27 Mart 2026 Cuma - 17:02
Erzincan Geven Balı coğrafi işaret tescili aldı
Erzincan’ın önemli doğal ürünlerinden Erzincan Geven Balı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillendi. Erzincan Arı Yetiştiricileri Birliğince yapılan başvurunun kabul edilmesiyle birlikte, ilin coğrafi işaretli ürün sayısı 17’ye yükseldi. Coğrafi işaret tescili, ürünün belirli bir bölgeye özgü olduğunu ve o bölgenin doğal, kültürel ile üretim özelliklerini taşıdığını belgeliyor. Erzincan Geven Balının bu kapsama alınması, ürünün kalitesinin ve yöresel karakterinin resmi olarak tanındığını ortaya koyuyor. Zengin flora yapısı ve doğal üretim potansiyeliyle öne çıkan Erzincan’da, geven bitkisinden elde edilen bal, bölgedeki arıcılık faaliyetleri açısından önemli bir yere sahip bulunuyor.
28 Aralık 2024 Cumartesi - 12:10
Erzincan’da otobüs şarampole uçtu: 21 yaralı
Erzincan’da yolcu otobüsünün şarampole devrilmesi sonucu ilk bilgilere göre 21 kişi yaralandı.
28 Aralık 2024 Cumartesi - 12:05
Erzincan’da otobüs şarampole yuvarlandı: Çok sayıda yaralı var
Erzincan-Sivas karayolu Sakaltutan mevkiinde Temsa marka bir otobüsün şarampole yuvarlanması sonucu çok sayıda kişi yaralandı. Olay yerine kurtarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.
28 Aralık 2024 Cumartesi - 11:03
Erzincan’da otobüs şarampole yuvarlandı: Çok sayıda yaralı var
Erzincan-Sivas karayolu Sakaltutan mevkiinde Temsa marka bir otobüsün şarampole yuvarlanması sonucu çok sayıda kişi yaralandı. Olay yerine kurtarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.
28 Aralık 2024 Cumartesi - 10:51
Erzincan’da yolcu otobüse şarampole yuvarlandı: Çok sayıda yaralı var
Erzincan’da yolcu otobüse şarampole yuvarlandı: Çok sayıda yaralı var
28 Aralık 2024 Cumartesi - 10:47
Erzincan-Sivas karayolu Sakaltutan mevkiinde bir otobüsün şarampole yuvarlanması sonucu çok sayıda kişi yaralandı. Olay yerine kurtarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Erzincan-Sivas karayolu Sakaltutan mevkiinde bir otobüsün şarampole yuvarlanması sonucu çok sayıda kişi yaralandı. Olay yerine kurtarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.
27 Aralık 2024 Cuma - 10:33
İngiltere’den Ergan Kayak Merkezine gelenler davul zurnayla karşılandı
Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Ergan Kayak Merkezine kayak tatili için İngiltere’den gelen aile, davul zurna eşliğinde coşkuyla karşılandı. Son 1,5 yılda yapılan yatırım ve değişikliklerle yıldızı her geçen gün daha da parlayan Erzincan’daki Ergan Kayak Merkezine yabancı ülkelerden kayak için gelmeler başladı. Kar kalınlığının 75 santimetre olarak ölçüldüğü Ergan Kayak Merkezine İngiltere’den ilk kez bir aile kayak için geldi. Uzun yıllardır İngiltere’de yaşamlarını sürdüren 4 kişilik Türk aile, bu sene sosyal medyada izledikleri videolardan etkilenerek kayak tatili için Ergan Kayak Merkezine gelmeyi tercih etti. İngiltere’den gelen aile, davul zurna ile karşılanınca hayretlerini gizleyemedi. Aile, uzun pistleriyle ve kar kalitesiyle Ergan Kayak Merkezinin oldukça güzel bir yer olduğunu kaydetti.
27 Aralık 2024 Cuma - 10:29
Öğrenciler suçtan korunma yöntemlerini öğreniyor
Erzincan’da polis ekiplerince, kent merkezinde bulunan okullarda kişisel güvenlik ve suçtan korunma yöntemleri ile çocuk polisinin görevleri konularında bilgilendirme yapıldı. Çocuk Şube Müdürlüğü koordinesinde Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü personelinin de katılımıyla "Kişisel Güvenlik, Suçtan Korunma Yöntemleri, Çocuk Polisinin Görevleri, Trafik Güvenliği, Siber Güvenlik” konuları üzerine Cumhuriyet Ortaokulu, Gül-Celal Toraman Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenleri bilgilendirildi.
27 Aralık 2024 Cuma - 10:01
Erzincan ve çevre illerde kar yağışı bekleniyor
Meteorolojiden Erzincan, Erzurum, Bayburt ve Ardahan için kar yağışı uyarısında bulunuldu. Meteoroloji 12. Bölge Müdürlüğü Bölge Tahmin ve Erken Uyarı Merkezinden yapılan son değerlendirmeye göre Erzincan, Erzurum, Bayburt, Ardahan ve çevreleri kar yağışlı geçecek. Buzlanma ve don olayı ile gece ve sabah saatlerinde yer yer sis ve pus hadisesi görülecek. Hava sıcaklığı mevsim normalleri üzerinde seyredecek. Rüzgar güneyli yönlerden hafif, zaman zaman orta kuvvette esecek. “Buzlanma ve çığ uyarısı” Öte yandan Meteorolojiden bölgede yüksek kar örtüsü bulunan dik yamaçlarda çığ tehlikesi ile buzlanma ve don olayı beklendiğinden vatandaşları dikkatli olmaları yönünde uyarılarda bulundu.
27 Aralık 2024 Cuma - 09:12
1939 Erzincan depreminin yaşayan tanığı o günleri anlattı
Resmi rakamlara göre 33 bin kişinin hayatını kaybettiği 100 binden fazla insanın yaralandığı, tarihin en büyük depremlerinden olan 7.9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depreminin yaşayan tanığı 108 yaşındaki Mehmet Güloğlu, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine o günleri anlattı. Depremin olduğu 27 Aralık 1939 tarihinde Erzincan merkeze bağlı Göyne köyünde ailesiyle birlikte yaşadıklarını ifade eden Mehmet Güloğlu, “Deprem olduğu anda her yer zangır zangır sallanmaya başladı. Beton bina yok idi hep toprak evler. Soğuk, kış, kar diz boyu. Karakış ayı. Her yer yıkıldı, enkaza döndü. Çoğu insan hep soğuk, sahipsizlikten öldü. Bakan yok, enkazdan çıkartan yok. Kazmasını, küreğini alan enkazdan insan çıkarabilmek için koşup yardıma gitti. Babamın ufak bir misafir odası vardı. Gittik orada sobayı yaktır, başına biriktik ısınmaya çalıştık. Gür gür ediyor sallantıdan bu sefer bir daha kaçıyoruz dışarıya. Dışarıda nerede duralım hava çok soğuk. Sonra gübrelerin üstüne palazları serdik, çadır yaptık böyle kalmaya çalıştık. Deprem çok büyük alanda yıkıma neden oldu. Çok insan hayatını kaybetti, artlarından ne ağıtlar yakıldı.” diye konuştu. Güloğlu aradan yıllar geçmesine rağmen o acı günleri unutamadığını kaydetti. “1939 Erzincan depremi” Erzincan’da 27 Aralık 1939’da meydana gelen ve 33 bin kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 100 bin kişinin yaralandığı 7,9 büyüklüğündeki deprem hafızalardan silinmiyor. Ölüm oranlarının yüksek olmasının ana nedenleri arasında; çetin kış koşullarının olması, yardımların ve arama-kurtarma faaliyetlerinin güç koşullar altında yürütülmesi gösterildi. Deprem, 1939 ile 1999 yılları arasında Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde meydana gelen ve batıya doğru göç eden bir dizi büyük depremin ilki olarak kabul edildi. Büyüklüğü itibarıyla dünyanın sayılı mega depremleri arasında gösterilen Erzincan depremi, 8,0 büyüklüğündeki 1668 Kuzey Anadolu depreminden sonra 7,8 Mw büyüklüğündeki 2023 Kahramanmaraş depremleri ile birlikte Anadolu’da meydana gelmiş en büyük ikinci depremdir. Bunun yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan ikinci depremi olarak kayıtlara geçti. Odak derinliği 20 km olan depremin etkilediği alan doğuda Erzincan Ovası’ndan batıda Kelkit Vadisi’ne kadar uzanır. Yırtılmanın uzunluğu 400 km (Erzincan’ın doğusundan Amasya’ya kadar), genişliği ise (güneyde Sivas’tan kuzeyde Karadeniz’e kadar) 200 km’dir. Bu depremde Erzincan’dan Kelkit Vadisi’ni izleyerek Niksar’a kadar uzanan yaklaşık 350 km’lik bir kırık sistemi oluşmuştur. Bu geniş alanı sarmış olan 35 deprem merkezi yaklaşık doğu-batı doğrultusunda dizilmiş başlıca dört sarsıntı çizgisi üzerinde etkinlik göstermiştir. Bunlar; Yukarı Yeşilırmak çizgisi, Kelkit-Deliçay çizgisi, Yaylalar ve Orta Yeşilırmak çizgisi ve kıyı çizgisidir. Bu çizgilerin hepsi de kırıklara karşılık gelmektedir. Kelkit Irmağı kırığı, Reşadiye’de doğu-güneydoğu ve batı-kuzeybatı doğrultusunda alçalmış ve yükselmiş ve böylece iki blok arasında 380 cm’lik bir düzey farkı doğmuştur. Deprem sırasında kıyı çizgisi Çarşamba ilçesinin kuzeyi ile Giresun arasında 15-100 m kadar geri çekilmiş ve Fatsa’da da bir deprem dalgası oluşmuştur. Deprem 52 saniye sürdü. Karadeniz kıyılarında 0,53 m uzunluğunda tsunamiye neden oldu. 1939 depreminden kaynaklanan Coulomb gerilme transferi, Kuzey Anadolu Fayı boyunca batıya doğru ilerleyen kırılmaları tetikledi. 1939’dan beri bu fayda 6.7’den büyük 10 tane deprem yaşandı. Depremin oluşturduğu hasar, Türkiye hükümetini deprem yönetmeliklerini yürürlüğe koymaya sevk etti. Erzincan’da yıkım o kadar büyüktü ki şehir tamamen terk edildi ve biraz daha kuzeyde yeni bir yerleşim yeri kuruldu.
27 Aralık 2024 Cuma - 09:07
Rektör Levent “Girişimcilik ve Savunma Sanayi” konferansına katıldı
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, “Girişimcilik ve Savunma Sanayi” konulu konferansa katıldı. Karakastech Araştırma ve Geliştirme Firmasının kurucusu Miraç Berkay Karakaş ve Girişimci Sinem Turhan’ın katılımıyla Sınav Kolejinde düzenlenen konferansa Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, Erzincan Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Harun Karakaş ve çok sayıda öğrenci ile davetli katıldı. Girişimcilik ve Savunma Sanayinin konuşulduğu konferansta gençlere ve yeni girişimcilere tavsiyeler verildi. Savunma Sanayinin önümüzdeki dönemde en çok rağbet gören sektörlerin başında gelecek olması ve öğrencilerin çok erken yaşta bu konuda kendilerini eğitmeleri gerekliliği ifade edildi. Rektör Levent ise girişimciliğin günümüz dünyasında önemine değinerek “ Girişimcilik, sadece ticari ve ekonomik büyüme alanında değil aynı zamanda savunma sanayi gibi kritik sektörlerde de ülke güvenliği açısından hayati bir öneme sahiptir. Savunma sanayi, gelişmiş teknolojilerin ve girişimci ruhunun en yoğun ihtiyaç duyulan sektörlerden biri olarak ilkokul çağlarından üniversite düzeyine kadar yaygınlaştırılması gerekmektedir.” dedi. Rektör Prof. Dr. Akın Levent’e plaket takdiminin ardından konferans sona erdi.
27 Aralık 2024 Cuma - 09:03
Prof. Dr. Yavuz, 1939 Erzincan Depremi ve sonrasını kaleme aldı
Sosyal ve Beşeri Bilimler, Tarih ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi hakkında araştırma ve yayınları bulunan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Erdem Yavuz, çıkardığı kitapta 1939 Erzincan depremi ve sonrasını kaleme aldı. Kitabında 1939 depremi, Erzincan ve bölgeye etkisini anlatan Prof.Dr. Erdem Yavuz, şu bilgilere yer verdi: “Büyük deprem kuşağı içerisinde bulunan Erzincan Ovası en şiddetli depremlere maruz kalmıştır. Erzincan’ın bu kuşak üzerinde bulunan diğer yerlere nazaran özel bir durumu vardır. Bu özel durum ülkemizi doğudan batıya keteden Kuzey Anadolu Fayına bağlı en genç ve geniş ölçülü tektonik hareketlerdir. Erzincan Ovası’ndaki çökmeler bitmemiştir ve devam edecektir. Sık sık meydana gelen depremler bunun en bariz delilidir. Erzincan’da meydan gelen bu depremler yüzünden şehir ve çevresi zaman zaman yıkıntı haline gelmiş, tarihi eserlerin çoğu yok olmuş, bir kısmı ise harabe halini almıştır. X. yüzyıldan itibaren birçoğu şiddetli olmak üzere 36 kadar depremin meydana geldiği tespit edilmiştir. Farklı kaynaklarda tarihi süreç içerisinde Erzincan veya yakın çevresinde çok sayıda can ve mal kaybına neden olan depremlerin meydana geldiğine işaret edilmektedir. 967, 1045, 1168, 1287, 1422, 1576, 1666 depremleri can kaybının olduğu yazılı kayıtlara geçen en önemli doğal afetlerdendir. Tarihi belgeler ışığında Erzincan’ın son bin yılda 11 kez tümüyle yıkıldığı belirtilmektedir. 1135 yılında Erzincan’da yaşanan büyük deprem, başta Erzurum olmak üzere çevredeki illerde de etkili olmuştur. 1236’da Erzincan iki ayrı büyük deprem daha yaşamıştır. 1268’de Erzincan ve civarındaki bölgede meydana gelen depremde 15.000, 1457’de 32.0007 ve 1482’de de 15.000 kişi hayatını kaybetmiştir. 1584’de Erzincan ve Erzurum’da yaşanan büyük depremde Erzincan’ın tamamen yıkıldığı 15.000 insan kaybının yaşandığı belirtilmektedir. Erzincan’daki en büyük depremlerden biri olan kayıtlara geçen ve çeşitli eserlerde ayrıntılı olarak incelenen 19 Temmuz 1784 depreminde yaklaşık 10.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Deprem sonrası halkın önemli bir kısmının Erzurum’a göç ettiğine işaret edilmektedir. İncelemelerde bulunmak üzere şehre gelen Erzurum Valisi Süleyman Paşa ve beraberindekiler artçı depremde hayatlarını kaybetmiştir. Cumhuriyet Dönemi’nde ise ilk şiddetli deprem, 10 Aralık 1930 Çarşamba günü öğle vakti meydana gelmiştir. Deprem civar illerde de hissedilmişse de tahribatını Erzincan’da yapmıştır. 1930 depreminde İzzet Paşa Camiinin kubbesi çökmüş, pek çok resmi ve sivil bina hasar görmüştür. Bu depremle tüm binalar direncini yitirmiştir. 1930’lu yılların sonuna kadar gerek ülke içinde gerekse ülke dışında siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal alanlarda pek çok önemli hadise cereyan etmiştir. İçeride ve dışarıda cereyan eden ve ülke ekonomisini derinden sarsan tüm bu gelişmeler esnasında 1939’da, II. Dünya Savaşı patlak verdi. Türkiye her ne kadar fiili olarak savaşa girmemiş olsa da, ülke ekonomisi artan askeri harcamaların yüküyle ezilmeye ve gerilemeye devam etti. II. Dünya Savaşı’nın olumsuz etkisi Türkiye’de de her alanda özelliklede ekonomide kendini gösterdi. Savaşın başlamasından yaklaşık üç ay sonra insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak kabul edilen 1939 depremi meydana geldi. 1939 depremi; Amasya, Yozgat, Çorum, Tokat, Sivas, Erzurum, Elazığ, Tunceli, Gümüşhane, Giresun, Ordu, Samsun, Trabzon gibi çok geniş bir alanda yıkıcı etkisini gösterdi. Depremden en çok etkilenen yer ise şüphesiz Erzincan’dı. Tarih boyunca doğal afetler, savaşlar, muhacirlik, salgın hastalıklar ve yokluklar gören ve ekonomik anlamda pek çok sıkıntıya maruz kalan Erzincan halkı, II. Dünya Savaşı’nın neden olduğu zor şartlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Üstelik savaşın hemen akabinde insanlık tarihinin en büyük doğal afetleri arasında kabul edilen deprem felaketi yaşandı. Depremin yıkıcı etkisi Erzincan’ın siyasi, sosyal ve kültürel alanlarında olduğu gibi ekonomik alanda da hissedilir derecede kendini gösterdi. Yıllarca süren savaşlara ve depremlere karşı fedakârlık gösteren Erzincanlılar, 1940’lı yılların başında yeniden fedakârlık yapmak zorunda kaldı. Savaş döneminin zor şartlarında Erzincan’da yaşanan sıkıntılı süreç, 1939 depremi ile katbekat arttı. 1939 Erzincan Depremi Kandilli Rasathanesi’ne göre deprem, 27 Aralık 1939 Çarşamba günü gece yarısı saat 1’i 57 dakika 30 saniye geçe başlamış ve 2-3 dakika sürmüştür. Rasathane Müdürü Prof. Fatin Gökmen, depremin şiddetinden rasathanedeki birçok cihazın bozulduğunu ifade etmiştir. Depremin konumu 39 80 kuzey enlemi ve 39 51 doğu boylamı, odak derinliği 20 km ve şiddeti ise 7,9’dur. Hasara uğramış bölgelerin uzunluğu 400 km. (Erzincan’ın doğusundan Amasya’ya kadar), genişliği ise (güneyde Sivas’tan Kuzeyde Karadeniz’e kadar) 200 km’dir. Bununla birlikte birinci derecede yıkım ve hasar Erzincan Ovası’ndan Kelkit Vadisi’ne kadar olan bölgededir. Depremin meteorolojik şartlarla da paralellik gösterdiği, mevsim için normal olmayan ve uzun süren bir yüksek basınç safhasından sonra şiddetli alçak basınç dalgalarının geldiği ve depremin alçak basıncın yoğun olduğu bir dönemde yaşandığına işaret edilmektedir. Türkiye’nin en büyük deprem felaketlerinden biri olan 1939 Erzincan Depremi’ni, dünya rasathanelerinin birçoğunun tespit ettiği ve depremin şiddetinin etkisinden bazı yerlerde sismograf iğnelerinin kırıldığı gazetelerde yer almaktadır. Deprem, ulusal basında büyük yankı bulmuş ve felaketin acı yüzü tüm yurtta derin üzüntüye sebep olmuştur. Erzincan Valisi Osman Nuri Tekeli ve Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı General Muharrem Mazlum İskora, depremden ancak saatler sonra Kemah Dumanlı İstasyonu’na ulaşarak durumu Ankara’ya bildirmişlerdir. Depremin haberi alınır alınmaz TBMM, 27 Aralık günü olağanüstü olarak toplanmıştır. Dönemin İçişleri Bakanı ve Sosyal Yardım Bakanı ilk yardım malzemelerinin olduğu trenle aynı gün deprem bölgesine hareket etmişlerdir. 14 vilayeti etkisi alan depremin en çok etkilendiği yer ise Erzincan’dır. Kuzey Anadolu Fayı’nın doğu-batı doğrultusunda kat ettiği Erzincan’da, depremin en büyük yıkıcı etkileri ova üzerinde görülmektedir. Öncelikle alüvyal dolgu depremin yıkıcı etkilerini artırmaktadır. Bunun yanında tarihi devirlerden beri yaşamaya elverişli Erzincan Ovası kalabalık nüfus kitlelerini barındırdığından depremlerdeki kayıplarda doğru orantılı olmaktadır. 1939 Depremi’nde, Erzincan’da meydana gelen yıkımlar şehir merkezi ile sınırlı değildir. Ova üzerindeki köyler başta olmak üzere çevre ilçelerde de can ve mal kayıpları yaşanmıştır. Neredeyse ilkel denilebilecek binaların tamamı yıkılmış ve Erzincan’da hayat durmuştur. Öte yandan depremin yıkıcı etkisi yanında, depremle birlikte çıkan yangınlar da fevkalade tesirli olmuştur. Depremin ardından yaklaşık iki hafta sonra Ekşisu mevkiinde büyük çöküntüler meydana gelmiş ve kırıklardan sular fışkırmıştır. Enkaz altından sağ kurtulmayı başaran felaketzedeler, çetin kış şartları ve deprem neticesinde çıkan yangınlarla da mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Depremle birlikte Erzincan’ın dış dünya ile olan tüm haberleşme ve ulaşım imkânları kesintiye uğramıştır. Deprem bölgesinde birçok yerde demiryolu hatları bozulmuş, karayollarında ise kar ve tipi nedeniyle ulaşım sağlanamamıştır. Dolayısıyla depreme ilk müdahale edenler, askerler ve ha-pishanenin duvarlarının yıkılması sonucu açıkta kalan mahkûmlar olmuştur. Mahkûmların, askerlerin emrinde kurtarma çalışmalarına katıldıkları ve depremden 6 gün sonra 500’ün üzerinde vatandaşı sağ olarak kurtarmışlardır. 5 Nisan 1940 tarihli ve 1/358 numaralı “Zelzele Felaketine Uğrayanların Kurtarılması Hususunda Fevkalade Hizmetleri Görülen Bazı Mahkûmların Affı Hakkında Kanun Layihası” ile arama ve kurtarma çalışmalarına katılan 241 mahkûmun 187’sinin cezası tamamen, 54’ünün cezası ise kısmen affedilmiştir. Bir yıl sonra 31 mahkûmun cezası daha affedilmiş, para cezası olanların cezaları ve bunların her türlü mahkeme masrafı ve borçları silinmiştir. Deprem sonrası dönemin kısıtlı imkânlarına rağmen, devlet tarafından azami bir gayret gösterildiği, Erzincan’a ilk etapta Kızılay aracılığıyla yardım gönderildiği ve imdat trenlerinin yola çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Ancak haberleşme ve ulaşımın kesintiye uğraması, depremin çok geniş bir alanda yıkıcı etkisini göstermesi ve Erzincan dışında çok sayıdaki vilayette de arama ve kurtarma çalışmalarının yapılması gibi nedenlerden dolayı Erzincan’daki ilk yardım çalışmaları olumsuz olarak etkilenmiştir. Bu olumsuzluklar Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından alınan tedbirlerle en aza indirilmeye çalışılmıştır. Depremden sağ olarak kurtulanlar ise çok meşakkatli günler geçirmişlerdir. Yiyecek ve giyecekleri enkaz altında kalan depremzedeler, günlerce süren artçı depremlerle birlikte dondurucu soğuk ve karla mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Depremden sonra yaklaşık bir ay açıkta kalan Erzincan halkı, bir ay sonra gönderilen çadırlarda ve kendi imkânlarıyla yaptıkları barakalarda hayatlarını idame ettirmeye çalışmışlardır. Kurulan çadırlar, sahra hastaneleri ve aş evleri ile halkın yaraları sarılmaya çalışılmıştır. Kısıtlı imkânlarla, Kızılay aracılığıyla un, ekmek, şeker, çay, yağ, kavurma, gaz yağı, kuru sebze, konserve, tuz, sabun, giyim eşyası, battaniye, kilim, çadır gibi temel ihtiyaç maddeleri dağıtılmıştır. Depremin ilk şokunun atlatılmasından, yaralılara müdahale edilmesinden sonra enkaz kaldırma ve enkaz altında kalan ölülerin naaşlarının çıkarılmasına başlanmıştır. Ulaştırma Bakanlığı tarafından, enkaz kaldırma ve ölülerin naaşlarının kaldırılması, şehirdeki asayiş ve genel sağlığın korunması için ikinci bir karara kadar Erzincan’a girişlerin ve demiryolu ile yolcu naklinin yasaklanmasına dair yapılan teklif, Bakanlar Kurulunca 03.01.1940 tarihli ve 12616 sayılı kararname ile kabul edilmiştir. Enkaz kaldırma çalışmalarının ilkbahara kadar sürdüğü, şehrin güvenliğinin Ankara’dan gelen polisler tarafından sağlandığı anlaşılmıştır. Bunun yanında deprem sonrası halkın bir kısmının, soğuk hava şartlarından etkilenmemeleri düşüncesiyle, Hatay, Mersin, Tarsus, Seyhan, Malatya, Gaziantep, Kayseri, Sivas, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’a nakledilmiştir. Depremzedelerin bir kısmının da, belirlenmiş yerlerin dışındaki şehirlerdeki akrabalarının yanına yerleştikleri tespit edilmiştir. 1 Temmuz 1940 tarihinden itibaren kendi rızasıyla Erzincan’a geri dönmek isteyenlerin yol masraflarının karşılanarak Erzincan’a gönderilmişler, dönmek istemeyenlere ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Savaşlar yüzünden yakılıp yıkılan Erzincan’ın imarı konusunda acele edilmesi ve yapılarda depreme dayanıklılığın göz ardı edilmesi ve 1930’da meydana gelen depremle birlikte Erzincan’daki tüm binaların direncini yitirmesi gibi sebepler, 1939 depreminin aşırı yıkım yapmasına neden olmuştur. Deprem sırasında binaların pek çoğu kısmen ya da tamamen yıkılmış, pek çoğu da hasar görmüştür. Enkaz yığını haline gelen Erzincan’da birçok kişi hayatını kaybetmiş ya da yaralanmıştır. Erzincan’da depremden en çok etkilenen yer, şehir merkezi olmuştur. Şehir merkezinin az nüfus barındırması, can ve mal kaybının daha da artmasının önüne geçmiştir. Depremin etkilerini ortaya koyan farklı kaynaklarda farklı verilere ulaşılsa da verilerin hemen hemen aynı olduğu görülmektedir. Depremde Erzincan’da 15 bin civarında insan hayatını kaybederken, 4 bin civarında yaralanan olmuştur. 30 bin civarında bina tamamen yıkılmış, 8 bin civarındaki bina da oturulmayacak derecede hasar görmüştür. 50 bin civarında büyük ve küçükbaş hayvan ile binek hayvanı telef olmuştur. Felaketzedelere yardım amacıyla TBMM Başkanı’nın başkanlığında 29 Aralık 1939 tarihinde kurulan Milli Yardım Komitesi aracılığıyla tüm yurt genelinde yardım seferberliği başlatıldığı anlaşılmaktadır. Bağış kampanyasını ilk olarak TBMM Başkan ve üyelerinin, Başbakan ve bakanların başlattığı ve daha sonra da tüm genel müfettişlere ve valilere gönderilen tebligatla bağış kampanyasının ülke genelinde yayıldığı sonucuna varılmıştır. Felaketzedeler için yapılan yardımlar sadece yurt içiyle sınırla kalmamış, yurt dışından da birçok yardımlar yapılmıştır. Pek çok ülkenin katıldığı yurt dışından yapılan bağışlarda en dikkat çekici ülkeler İngiltere ve Fransa olmuştur. Yardımların uluslararası acil insani yardımlar kapsamında olmakla birlikte, II. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi bir müttefik olarak kendi yanına çekme endişesiyle yapılmış olma ihtimali de oldukça kuvvetlidir. Bunun yanında yurt dışı kaynaklı yapılan yardımlarda öne çıkan başka bir hususta Son Halife Abdülmecid Efendi’nin felaketzedeler için Hindistan’da bir yardım kampanyası başlatmış olmasıdır. Nakdî ve aynî olmak üzere, yurt içinden yapılan yardım miktarı 8.350.124,62 TL, yurt dışından yapılan yardım miktarı da 2.556.602,76 TL olmak üzere Erzincan’a toplam 10.906.727,38 TL yardım yapıldığı görülmektedir. Toplanan bu yardımların yalnızca 1.282.493,29 TL’si Erzincan’a harcanmış, geri kalan 7.101.240,65 TL’lik kısmı depremden etkilenen diğer şehirlere aktarılmıştır. Ayrıca toplanan paraların bir kısmının da Ankara’daki Saraçoğlu Mahallesi ve Ankara Cebeci Hastanesi’nin ihtiyaçları için kullanılmıştır. Depremin, Erzincan dışında Erzurum, Sivas, Gümüşhane, Tunceli, Amasya, Tokat, Yozgat, Niğde, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun gibi Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgelerindeki pek çok şehirde yıkıcı etkisini gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Can ve mal kaybının yaşandığı ve yaralıların olduğu bu şehirlere de devletin kısıtlı imkânlarla da olsa yardım elini uzattığı görülmektedir. Bu şehirlerin genelinde 17 bin civarında insanın hayatını kaybettiği, 5 bin civarında yaralının olduğu, 33 bin civarında binanın tamamen yıkıldığı ve 27 bin binanın ise kullanılamaz hale geldiği tespit edilmiştir. Depremden sonra Erzincan’ın “Yasak Şehir”, “Muvakkat Şehir” ve “Yenişehir” olarak adlandırılan üç sahaya bölünmüştür. Deprem sonrası muvakkat şehir ve Yenişehir alanında bayındırlık ve imar faaliyetleri ile tespit edilen ev tipleri, elektrik, su ve kanalizasyon gibi alt yapı çalışmaları aynı anda devam etmiştir. Netice olarak depremin yıkıcı etkisinin Erzincan’ın siyasi, sosyal, ekonomik, sağlık, eğitim ve kültürel gibi pek çok alanında hissedildiği sonucuna varılmıştır. Deprem, Erzincan’ın siyasi hayatını derinden etkilemiş, deprem ve siyaset olgusu uzun süre iç içe varlığını devam ettirmiştir. Depremin bir başka etkisi de eğitim ve kültür hayatında olmuştur. Deprem neticesinde, Erzincan genelinde 95 adet okul binası yıkılmış, ağır hasarlı okul binalarında ise uzun bir süre eğitim verilememiştir. Deprem neticesinde, pek çok öğretmen ve öğrenci hayatını kaybetmiş, sağ kurtulan öğretmenlerin bir kısmı başka illere tayin edilmiş, bir kısım öğrenciler ise zorunlu olarak aileleriyle birlikte başka illere göç etmek ya da eğitimlerine ara vermek zorunda kalmışlardır. Erzincan Askeri Lisesi, Jandarma Okulu, Ziraat Okulu, Askeri Ortaokul gibi birçok eğitim kurumu başka şehirlere nakledilmiştir. Deprem, Erzincan ekonomisini de derinden etkilemiş, şehrin ekonomik dinamiklerini canlandıracak olan iplik fabrikası, şeker fabrikası, hidroelektrik santrali gibi pek çok önemli proje depremden ötürü ertelenmek zorunda kalmıştır. II. Dünya Savaşı’nın olağanüstü şartlarında şehirde yaşanan sıkıntılı sürecin, 1939 depremi ile birlikte daha da artmıştır. Erzincanlılar, savaş ekonomisi ve depremin neden olduğu tüm olumsuzluklara aynı anda fedakârlık yapmak zorunda kalmıştır. Bu gelişmeler eşliğinde uzun bir dönem Erzincan’da yapılanma ve toparlanma mümkün olamamıştır. Deprem sonrası vaat edilen birçok proje ya hayata geçirilememiş ya da yarım kalmıştır. En önemli aksaklıklar ise muvaffak şehir alanı ile yeni şehir alanının imarında yaşanmıştır. Yanlış tercihler ve uygulamalar ile muvaffak şehir, zaman içerisinde geçici vasfını kaybetmiş ve yeni şehir ile iç içe girmiştir. İlerleyen dönemlerde, muvakkat şehirde yaşayan halka tapuları verilmiş ve gecekondu yapılanmanın önü açılmıştır. Bu durum halkın yeni şehir bölgesine yerleşmesini uzun bir süre geciktirmiştir. Bu nedenlerden ötürü yeni Erzincan şehrinde uzun bir süre yapılanma gerçekleşmemiştir.”
27 Aralık 2024 Cuma - 08:54
1939’daki depremde ayakta kalan tek bina
Erzincan Tren Garı, 1939, 1983 ve 1992 depremlerinde kentte sağlam kalan tek bina. Dünyanın en büyük depremleri arasında gösterilen 1939 depreminin yanı sıra 1983 ve 1992 depremlerine rağmen kentte ayakta kalmayı başaran tek bina özelliğine sahip Erzincan Tren Garı, 1,5 santimetrelik hasarla yeni depremlere meydan okuyor. Alman mühendisler tarafından projelendirilen ve 1938’de Türk işçilerin kısa bir sürede inşa ettiği Erzincan Tren Garı, meydana gelen yıkıcı depremlere şahitlik ederek kentte ayakta kalabilen tek bina olmasıyla adeta mühendislik dersi veriyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder