Yerel Haberler
Erzincan
Erzincan’da gençlere “gıda hakkı” konulu video çekme çağrısı yapıldı
05 Eylül 2024 Perşembe - 11:13 Erzincan’da gençlere “gıda hakkı” konulu video çekme çağrısı yapıldı Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, 16 Ekim 2024 Dünya Gıda Günü’ne özel olarak gençlere video çekme çağrısında bulundu. 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nün bu yılki teması gıda hakkı olarak belirlendi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO ile Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğiyle öğrencilere gıda hakkı konulu video çekme çağrısı yapıldı. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce konu ile ilgili gençlere çağrıda bulunularak; “Tüm öğrencilere çağrı! ’GIDA’ hakkının sizin için ne anlama geldiğini anlatan 30 saniyelik kısa bir video çekmenizi istiyoruz. Kendiniz veya sınıf arkadaşlarınızla ilgili kısa videonuz “Dünya Gıda Günü” internet sitesinde ve 17 Ekim’deki Gençler Dünya Gıda Günü okul buluşmasında yer alabilir. Bu küresel girişimin amacı, çeşitli, besleyici, uygun fiyatlı, güvenilir ve sürdürülebilir gıdaların önemi hakkında farkındalık oluşturmayı ve herkesin yararı için tarlalarımızda, balık ağlarımızda, pazarlarımızda ve sofralarımızda nasıl daha fazla çeşitlilikte besleyici gıdaların bulunması gerektiği konusunda ilgi duyan herkesi bilinçlendirmektir. Son başvuru tarihi 13 Eylül 2024. Daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için ’gıda hakkının’ kendileri, toplumları ve gezegen için ne anlama geldiğine dair küresel bir tartışma oluşturmak adına düşüncelerini paylaşan gençlerin videolarını görmek istiyoruz. Haydi!” ifadelerine yer verildi. Video çekerek bu etkinliğe ortak olmak isteyen gençler, videoları ile birlikte Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Gıda ve Yem Şube Müdürlüğü’ne şahsen başvurabilecekler.
Taş Yolu adrenalin tutkunlarını bekliyor
05 Eylül 2024 Perşembe - 09:22 Taş Yolu adrenalin tutkunlarını bekliyor Erzincan’da, dünyanın en zorlu yolları arasında gösterilen ve yapımı 132 yılda tamamlanan Kemaliye-Divriği arasındaki Taş Yolu, çok sayıda tünel, viraj ve keskin uçurumlarıyla hem yaya hem de araçla gezinti yapmak isteyen macera tutkunlarını cezbediyor. Erzincan’ın Kemaliye (Eğin) ilçesini İç Anadolu’ya bağlamak amacıyla 1870’de inşasına başlanan Taş Yolu, Karanlık Kanyon’un geçit vermeyen kayalıklarını ilkel aletlerle oyan ve adeta iğneyle kuyu kazan yöre halkı tarafından 132 yıllık çalışma sonucu devletin de verdiği destekle 2002’de tamamlandı. Önceleri dar olduğu için sadece yürüyerek geçilebilen Taş Yolu, zamanla araç geçişi için genişletilerek Kemaliye’yi Divriği’ye bağladı. Her iki tarafı yer yer 400-500 metrelik sarp kayalık yamaçlardan oluşan Karanlık Kanyon boyunca macera tutkunlarına nefis manzaralar sunan 7 kilometre uzunluğundaki yol, içinde barındırdığı irili ufaklı 38 tünel ile çok sayıda keskin viraj ve uçurumlarıyla artık ulaşımdan ziyade turizm amaçlı kullanılıyor. Fırat Nehri kıyısında Kemaliye’den Divriği’ye uzanan ve daha çok araçla macera yaşamak isteyenlerin tercih ettiği yol, gerek yaya gerekse araçla yapılan tehlikeli yolculuğa rağmen doğal güzellikleriyle de misafirlerini büyülüyor. Guoliang Tüneli’nden daha tehlikeli Kullanıcılarına dünya genelindeki tehlikeli ve zorlu yolların tanıtımını yapan "www.dangerousroads.org" adlı internet sitesince "dünyanın en tehlikeli yolu" olarak belirlenen Taş Yolu’nun, Çin’deki dünyaca ünlü "Guoliang Tüneli" olarak nitelendirilen yoldan yer yer daha tehlikeli olduğu belirtiliyor. Uluslararası Erzincan Kemaliye Kültür ve Doğa Sporları Şenlikleri düzenlenen Kemaliye’de, yürüyüş ya da araçla zorlu bir yolculuk yaparak macera yaşamak isteyenleri ağırlayan Taş Yolu’nun yanı sıra Karanlık Kanyon’da "Base Jamp" ve "Wingsuit" atlayışları gerçekleştirilebiliyor. Bu özellikleri ile her yıl çok sayıda adrenalin tutkunu yerli ve yabancı turisti misafir eden ilçe ve Taş Yolu, macera tutkunlarına unutulmaz güzellikler sunuyor ve maceralar yaşatıyor.
Erzincan’da paraşütçüler gökyüzünü renklendirdi
05 Eylül 2024 Perşembe - 08:51 Erzincan’da paraşütçüler gökyüzünü renklendirdi Orkut Baysal Yamaç Paraşütü XC Open Gençler/Büyükler Türkiye şampiyonası Erzincan’da başladı. Paraşütçüler adeta gökyüzünü renklendirdi. Türkiye Hava Sporları Federasyonu (THSF) tarafından düzenlenen Orkut Baysal Yamaç Paraşütü XC Open Gençler/Büyükler Türkiye Şampiyonası Erzincan’da başladı. Şampiyonaya Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Vali Hamza Aydoğdu, Türkiye Hava Sporları Federasyonu Başkanı Ahmet Saim Yılmaz, kamu kurum müdürleri katıldı. Almanya, Belçika, İngiltere ve İran’ında aralarında bulunduğu 10 farklı ülkenin katıldığı şampiyonada 10’u kadın olmak üzere yaklaşık 120 yamaç paraşütü sporcusu mücadele ediyor. 2 bin 200 rakımlı Çakırman Tepesi’nden paraşütleriyle atlayan sporcular, söz konusu şampiyonada derece elde etmek için birbirleriyle yarıştı. Organizasyonun açılışında konuşan Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Erzincan’ın kış ve doğa sporları bakımından ideal bir coğrafyaya sahip olduğunu söyledi. Şampiyonanın kentte yapılıyor olmasının tesadüf olmadığını belirten Yıldırım, "Böylesine ideal bir coğrafyada yamaç paraşütü yarışmasının yapılması ilimizin ayrıcalıklı özelliğini de ortaya çıkarıyor. Kışın Ergan Dağı’nda kayak, yazın Karasu Nehri’nde rafting ve yine bu mevsimlerde yamaç paraşütü ve benzer doğa sporları denince akla gelen yer Erzincan’dır. Çünkü Erzincan etrafı dağlık, ortası bağlık, güzel dünyada cennetten bir köşe olduğunu hepimiz biliyoruz." diye konuştu. Vali Hamza Aydoğdu ise kentin su ve motor sporları noktasında cazibe merkezlerinden biri olduğunu anlatarak, her yıl daha güzel işler ortaya koymak için gayret ettiklerini aktardı. Türkiye Hava Federasyonu As Başkanı ve Yarışma Direktörü Abdullah Kahraman da şampiyonanın sonunda milli takım sporcularını belirleyeceklerini söyledi. Yarışlara yaklaşık 120 sporcunun katıldığını belirten Kahraman “Yaklaşık 120 sporcunun 10’u kadın. Şampiyona sonunda milli takım sporcularını seçeceğiz. Almanya, Belçika, İngiltere ve İran gibi yaklaşık 10 farklı ülkeden sporcular buraya geldi." dedi. Konuşmaların ardından Binali Yıldırım ve beraberindekiler bir süre sporcularla sohbet ettikten sonra telsizle yarışmanın startını verdi. Şehir merkezine 10 kilometre uzaklıktaki 2 bin 200 rakımlı Çakırman Tepesi’nden yamaç paraşütüyle atlayan sporcular, Orkut Baysal Yamaç Paraşütü XC Open Gençler/Büyükler Türkiye Şampiyonası’nda derece yapmak için birbirleriyle yarışırken gökyüzünde adeta bir şölen oluşturdular.
Cimin Üzümü hastalıklara şifa
04 Eylül 2024 Çarşamba - 08:49 Cimin Üzümü hastalıklara şifa Erzincan’ın eski adıyla Cimin yeni adıyla Üzümlü ilçesinde yetişen ‘Cimin Üzümü’ adıyla bilinen siyah üzümün sağlık açısından faydaları saymakla bitmiyor. Kurusunu da yaşını da bol bol tüketilmesini öneren uzmanlar siyah üzümün içerdiği demir sayesinde hastalıklara şifa olduğunu söyledi. Çekirdeğinden, kabuğuna, yaprağına, kurusuna kadar şifa deposu olan siyah üzümün faydalarının saymakla bitmediğini ifade eden uzmanlar, “Migrenden, hazımsızlığa, demir eksikliğinden, kabızlığa kadar iyi gelen siyah üzümün yumurtalıklardaki kist oluşumunu önler. Yapılan araştırmalar sonucunda siyah üzümün kadınlarda adet düzensizliği, kısırlık, düşük yapma gibi birçok soruna neden olan, yumurtalıklarda oluşan kistleri tedavi edici etkisi bulunduğu sonucuna ulaşıldı. Siyah üzüm 3 çeşit olan üzümün diğer bir çeşididir. Genel hatlarıyla sağlık açısından faydaları aynıdır fakat bazı özellikleri siyah üzümü diğerlerinden ayrı kılmaktadır. Ayrıca siyah üzümün tadı diğerlerinden biraz daha farklıdır, ekşi değildir. Özellikle cilt ve saç sağlığına ciddi anlamda katkı sağlar. Siyah üzüm kolesterol seviyesini dengeler, içerdiği mineral ve bileşenler yardımıyla insülin duyarlılığını arttırır. Siyah üzümün düzenli tüketimi konsantrasyon, hafıza ve ayrıca sözleri ve mekanları hatırlama yeteneğini geliştirmeye yardımcı olur. Siyah üzümün içerdiği vitamin ve diğer besinler kalp ve damar sağlığını korur. Düzenli olarak siyah üzüm tüketimi, başta cilt kanseri olmak üzere, kolon, prostat, mide ve bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltır. Siyah üzüm ayrıca sindirim sistemi için faydalı olduğu için kilo vermek isteyenlerin tercih edebilecekleri besin maddelerinin başında gelir. Mantar hastalıklarına karşı etkili olan siyah üzüm, güçlü bir antioksidan olarak, enfeksiyon ve bakterilerin yol açtığı iltihapları giderebilir. Siyah üzüm kabızlık ve hazımsızlığı giderir, midede bulunun asit seviyesinin sağlıklı düzeyde kalmasını sağlar. Siyah üzüm diğer üzüm çeşitlerinde olduğu gibi göz sağlığını korumak için gerekli olan besinler içerir, görme yeteneğini geliştirir. Saç ve cilt sağlığını korur, saçların sağlıklı kalmasını sağlar. Cildi özellikle güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korur.” bilgilerine yer verdi. Öte yandan Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yetiştirilen ve Türkiye genelinde büyük ilgi gören Cimin Üzümünün hasadı sürüyor. Kilogram fiyatı 50 ila 60 lira arasında değişen Cimin Üzümü büyük zorluklarla hasat ediliyor. Erzincan’da 15 kilometre uzaklıktaki Üzümlü ilçesinde bölgeye özgü rengi ve tadı ile Türkiye genelinde nam salan Cimin Üzümünün hasadı devam ediyor. Bugünlerde başlayan hasat mevsimi nedeniyle üzüm bağlarında hareketlilik yaşanıyor. İlçede yaklaşık 10 bin dekar alanda bu yıl 8 bin ton üzüm hasadı yapılması planlanıyor. 2000 yılında "Cimin Üzümü" ismiyle tescillenen ürün, Erzincan ve Üzümlü ekonomisi açısından büyük önem taşıyor. İlçeye bağlı Pişkidağ Köyü ve çevresinde yaklaşık 2 bin 500 metre yükseklikte yetiştirilen üzümler, özellikle Karadeniz Bölgesi olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi ve Türkiye’nin birçok iline ihraç ediliyor. Ekim ayı sonuna kadar devam etmesi planlanan hasat döneminden üreticiler memnun. “Üretim zor şartlarda yapılıyor “ İlçede yüzlerce ailenin geçim kaynağı haline dönüşen Cimin Üzümü üretimi beraberinde birçok zorluğu da getiriyor. Yaklaşık 2 bin 500 metre yüksekliğindeki dağların eteklerinde özel yöntemlerle yapılan bağlarda yetiştirilen üzümlerin, budanmasından, sulanmasına ve hasadına kadar üreticilerin büyük çabasıyla gerçekleşiyor. Yüksek alanlardaki bağlardaki bağ bozumu kimi zaman katır veya eşeklerle yapılıyor. Kasalarla köy merkezlerinde toplanan üzümler buradan kamyonlarla Üzümlü ilçesindeki kooperatiflere taşınıyor. İlçe merkezinde ise kamyonlardan Tırlara yüklenen üzümler Karadeniz başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yerine gönderiliyor.
Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler
04 Eylül 2024 Çarşamba - 08:40 Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler Yüzölçümü bakımından Türkiye topraklarının beşte birini kaplayan Doğu Anadolu Bölgesi, aynı zamanda nüfus yoğunluğunun en düşük olduğu coğrafi bölge. Bu geniş topraklar Urartular başta olmak üzere yıllar içinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Bu kadar fazla uygarlığın izini taşıyan çok sayıda yerleşim bölgenin geçmişine ışık tutuyor. Höyük kalıntılarına sık sık rastlanan Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler şöyle: Doğu Anadolu’daki Antik Kentler Altıntepe, Erzincan Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yer alan Altıntepe, Urartular Dönemi’nde kurulmuş bir antik kent. Ova seviyesinden 60 metre yükseklikte bulunan bu tepe, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarına da ev sahipliği yapmış. Yapılan ilk dönem kazılarında Urartu Tapınağı, Apadana (Pers mimarisinde sütunlu kabul salonu), açık hava tapınağı, yeraltı taş örgü oda mezarları, Urartu ve Bizans döneminden kalmış sur duvarları bulunmuş. Bu tarihi eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Hala devam eden ikinci dönem kazılarında ise Tapınak kısmı onarılmış. Gerçekleştirilen kazılarda şehrin kanalizasyon sisteminin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmış. İlk alafranga tuvalet taşının da bulunduğu bu kazılarda, şehrin kanalizasyon sisteminin çok gelişmiş olduğu anlaşılmış. Mozaik tabanlı Erken Bizans Kilisesi’nden çıkarılan mozaiklerden korunan tek parçayı Erzincan Müzesi’nde. Günümüze ulaşan en sağlam Urartu şehirlerinden biri olan Altıntepe’nin yakın bir zamanda “Arkeopark” olarak ziyarete açılması planlanıyor. Anzavurtepe (Aznavurtepe) Höyüğü, Ağrı Ağrı’nın Patnos ilçesinin 2 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Anzavurtepe Höyüğü, halk arasında Kot Tepe olarak biliniyor. Urartu döneminin en önemli kalıntılarından biri olan bu höyük, 300 metre yüksekliğe sahip. Ağrı’daki en eski yerleşim yeri olduğu bilinen Anzavurtepe Höyüğü’nde saray, tapınak, platform, mezar taşları, bazalt taşlarla örülmüş kale, tepeyi çevreleyen sur izleri ve bina kalıntıları bulunmuş. Höyüğü çevreleyen surlar Urartu Kralı Menua, tapınak ise yine bir Urartu Kralı olan İşpuini zamanında yaptırılmış. Yaklaşık 2 bin 800 yıllık bir geçmişe sahip Anzavurtepe Kalesi de yine Urartular döneminden kalmış. Kaleyi çevreleyen surların bazı bölümlerinde kuleler yer alıyor. Giriktepe Höyüğü, Ağrı Urartuların merkezi olduğu bilinen Giriktepe Höyüğü, Ağrı’nın Patnos ilçesinin bir kilometre güneyindeki Dere Mahallesi’nde bulunuyor. Yöre halkının Değirmentepe olarak bildiği bu höyük, on metre yüksekliğinde olsa da tahrip edilmesi nedeniyle günümüzde maalesef alçalmış. Giriktepe Höyüğü’nün de Anzavurtepe gibi öncelikli kazı alanı olarak değerlendirilmesine karar verilmiş. Yapılan kazılarda höyüğün tepesinde saraya benzeyen bir bina ve bu yapıyı çevreleyen sur kalıntıları bulunmuş. Tepede bulunan sarayın Urartu Kralı Menua veya oğlu I. Argişti döneminde yaptırılmış olduğu düşünülüyor. Giriktepe Höyüğü’nden çıkarılan takıların, demirden ve tunçtan yapılmış aletlerin büyük çoğunluğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Bu durumun nedeni, bu eserlerin çıkarıldığı dönemde kentte uygun bir müze bulunmamasıymış. Harput, Elazığ Bir açık hava müzesi gibi olan Harput Antik Kenti, Elazığ’ın kuzeydoğusundaki Harput Mahallesi’nde bulunuyor. 2018 yılında UNESCO Kültür Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen Harput’un geçmişi milattan önce 20. yüzyıla kadar uzanıyor. Tabii bu kadar uzun bir tarihi olan kent birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Bunların arasında Urartular, Medler, Persler, Bizans, Sasaniler, Moğollar, Selçuklular, Safeviler ve Osmanlılar yer alıyor. Elazığ’ın en turistik yerlerinden biri olan Harput Antik Kenti’nde görülecek yerler arasında kale, mağara ve dini yapılar başta geliyor. M.Ö. 8. yüzyılda Urartular tarafından dikdörtgen bir plan üzerine inşa edilen Harput Kalesi iç ve dış kale bölümlerinden oluşuyor. Bazı rivayetlere göre kalenin yapıldığı zamanlarda su kıtlığı yaşandığı için kalenin harcında su yerine süt kullanılmış. Bu sebeple Harput Kalesi “Süt Kalesi” olarak da biliniyor. Yapılan kazı çalışmalarında kalenin içinde zindanlar, darphane, yaşam ve tedavi alanları bulunmuş. Kalenin içindeki zindan 36 metre derinlikte yer alıyor ve buraya yüz basamaklı bir merdiven kullanarak iniliyor. Ayrıca bu bölgeden seramik çanak çömlek, mutfak eşyası, metal ok uçları, kemik objeler, cam bilezikler ve bakır sikkeler çıkarılmış. Ani, Kars 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen Ani Antik Kenti, 2016’da ise Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. UNESCO tarafından tescillenen bu değerli tarihi kent, Kars şehir merkezinden yaklaşık 42 kilometre uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içinde bulunuyor. Ani Harabeleri ve Ören Yeri, Türkiye ile Ermenistan arasında doğal bir sınır oluşturan Arpaçay Nehri’nin batısında yer alıyor. Sahip olduğu çok sayıda kilise ve şapel sebebiyle “Binbir Kilise Şehri” veya “Kırk Kapılı Şehir” olarak bilinen Ani’nin ismi tarihi kayıtlarda ilk olarak 6. yüzyılda Ermeni beylerine ait bir yer olarak geçmiş. Bu antik şehir yıllar içinde Bagratuni Ermenileri, Selçuklular, Bizans ve Osmanlı gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Son zamanlarda çok popüler olan Doğu Ekspresi’nin en gözde noktalarından biri olan Ani’de görülecek yerlerin başında Ani Katedrali, Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, Surp Hripsime Manastırı (Bakireler Manastırı), Kral Gagik Kilisesi, Aslanlı Kapı, Ateş Tapınağı, Menuçehr Camii, Ani Şehir Surları ve Selçuklu Kervansarayı geliyor. Ani Katedrali olarak bilinen Meryem Ana Kilisesi ya da Büyük Katedral, şehrin en korunmuş yapılarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu güzel kilisenin mimarı ise İstanbul’daki Ayasofya Kilisesi’nin kubbesini tamir etmiş olan Mimar Tridat. Arslantepe Höyüğü, Malatya Türkiye’nin en büyük höyüklerinden biri olan Arslantepe Höyüğü, Malatya’nın Battalgazi ilçesinin Orduzu Mahallesi’nde yer alıyor. Otuz metre yüksekliğe sahip olan bu höyükte M. Ö. 5 bin yılından M.S. 11. yüzyıla kadar yerleşim görülmüş. 200 x 120 metre boyutlara sahip olan yerleşim alanı M. S. 5-6. yüzyıllarda Roma Köyü olarak, sonrasında ise Bizans Nekropolü olarak kullanılmış. Adeta bir Açık Hava Müzesi niteliğinde olan Arslantepe Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmaları sonucunda M. Ö. 3600 - 3500 yıllarından kalma bir tapınak ve M. Ö. 3300 - 3000 yıllarından kalma bir saray bulunmuş. Ayrıca yapılan kazılarda çok sayıda mühür ve ustalık gerektiren madeni eşyalar gün yüzüne çıkarılmış. Bu değerli kazı bulguları Arslantepe’nin siyasi, dini, ticari ve kültürel bir merkez olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu etkileyici höyükte gezebileceğiniz yerler arasında boyu iki buçuk metreye kadar uzanan kerpiç duvarlar, tapınak, depo ve idari odalar bulunuyor. Saray yapısının içerisinde yürürken size eşlik eden panolar savaşın başlangıç koşulları, ilk idari sistemin nasıl işlediği gibi konular hakkında kapsamlı bilgiler veriyor. Ayrıca sarayın orta kısmında yer alan koridoru ve odaları süsleyen tarihi duvar resimlerini de görebilirsiniz. Kayalıdere, Muş Urartu Kalesi ve Urartu Kaya Mezarı ismiyle de bilinen Kayalıdere Antik Kenti, Muş’un Varto ilçesinin Kayalıdere Köyü’nde bulunuyor. Urartu Kralı II. Sarduri döneminde kurulmuş olduğu düşünülen bu antik şehir, o zamanlarda askeri yerleşim yeri olarak kullanılmış. Bölgede yapılan kazı çalışmaları sayesinde tapınak, kale, içinde şarap küpleri bulunan bir depo ve kaya gömütü ortaya çıkarılmış. Kazılarda bulunan tunç aslan heykeli, aslan tasvirli kemerler, ok başları ve tunç iğneler dikkat çeken tarihi eserler arasında yer alıyor. Çıkarılan eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Tuşpa, Van Dünyanın hala yaşanılan en eski kentlerinden biri olma özelliğini taşıyan Tuşpa, Van Gölü’nün doğu kıyısında yer alıyor. Urartu Kralı I. Sarduri tarafından kurulan bu şehir M. Ö. 9. yüzyıldan yıkılışına kadar Urartuların başkentliğini yapmış. Tuşpa’daki arkeolojik kazılar Van Kalesi içerisinde gerçekleştirilmiş. Kalenin girişinde Sarduri (Madır) Burcu yer alıyor. Kazı çalışmalarında Kral I. Sarduri tarafından Asur dilinde yazdırılmış çivi yazılı kitabeler bulunmuş. Analı-Kız Açık Hava Mabedi, Bin Merdivenler, Ana Kaya’ya oyulmuş sur duvarları, Urartu krallarından Menua, I. Argişti ve II. Sarduri’nin kaya mezarları kalede görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Ayrıca Van Gölü’nün doğal güzelliği kalenin tarihi dokusuyla birleşince gün batımında muhteşem bir manzara oluşturuyor. Kalenin güneyinde bulunan eski Van şehrine ait olan kalıntılar arasında yer alan Selçuklu Dönemi’ne ait Ulu Cami ile Osmanlı Dönemi’ne ait Kaya Çelebi ve Hüsrev Paşa Camisi‘ni görmeden Tuşpa’dan ayrılmayın. Van Kalesi’nin çok yakınında yer alan Van Urartu Müzesi’ni ziyaret ederek Urartular Dönemi’nden kalan tarihi eserleri, belgeleri, fotoğrafları ve maketleri görebilirsiniz.
Erzincan’da “Süper meyve" bahçesi kuran ziraat mühendisi kadın “ilk hasat” heyecanı yaşadı
04 Eylül 2024 Çarşamba - 08:32 Erzincan’da “Süper meyve" bahçesi kuran ziraat mühendisi kadın “ilk hasat” heyecanı yaşadı Erzincan’da 3 yıl önce "süper meyve" olarak da adlandırılan aronya bahçesi kuran Ziraat Yüksek Mühendisi Esra Cahyir Evrensel, süper meyvenin ilk hasadını gerçekleştirdi. Tarım ve Orman Bakanlığının Uzman Eller Projesi’ne 3 yıl önce başvuran ve aldığı hibe desteğiyle Yaylabaşı Mahallesi’nde yer alan bahçesine 3 bin aronya fidanı diken Esra Cahyir Evrensel, Erzincan’da aronya yetiştiren ilk kadın girişimci olarak “ilk hasat” heyecanı yaşadı. Yaşamını Ankara’da sürdüren ancak süper meyveyi memleketi Erzincan’da yetiştiren Evrensel, süper meyvenin faydalarını anlatarak, “Aronya süper meyve olarak anılan, içerisinde yüksek antioksidan değeri bulunan, A, B, C ve E vitamini olan, aynı zamanda potasyum ve magnezyum gibi minerallere sahip çok değerli bir bitki. O yüzden biz de aronyayı kendi memleketimizde yetiştirmeye çalıştık. Çok da güzel verim aldık. Şimdi ilk hasadını yapıyoruz. İnşallah bereketli olur.” dedi. Kanser hastalığından böbrek yetmezliğine her derde deva! Aronyanın faydalarının yeteri kadar bilinmediğini dile getiren Evrensel, süper meyvenin bağışıklığı yükselttiğini ve bu nedenle kanser hastalarının aronyayı çok fazla tükettiğini aktardı. Öte yandan aronyanın böbrek yetmezliği, göz rahatsızlığı, gıda rahatsızlıkları ve şeker hastalığı bakımından çok değerli bir bitki olduğunu kaydeden Evrensel, aronyanın gıda, ilaç sanayii ve kozmetik gibi birçok alanda da kullanıldığına dikkat çekti. “Tamamen organik yetiştirilen aronyalar Erzincan’dan rahatlıkla temin edilebilir!” Erzincan ikliminin, aronya yetiştirmek için oldukça uygun olduğunu belirten Evrensel, aronyaların tamamen organik yetiştirildiğini vurguladı. Evrensel, “Aronya zaten ilaç sanayinde kullanılıyor. Bu nedenle üretiminde kimyasalı hiçbir şekilde önermiyoruz. Bugün ilk hasadımızı gerçekleştirdik. Rekolte beklediğimizden yüksek geldi. Aronyayı satışa hazırız.” dedi.