Yerel Haberler
Erzincan
1992 Erzincan Depreminde bile birleşmeyen sular 08 Mayıs 2026 Cuma - 08:22:39 Erzincan’daki Ekşisu Mesire Alanı, dünyada ender rastlanan doğal oluşumlarından biriyle dikkat çekiyor. Bölgede birbirinden farklı özelliklere sahip 5 ayrı su kaynağı, aynı noktadan yeryüzüne çıkmasına rağmen birbirine karışmadan akıyor. Ekşisu bölgesinde ekşisu, kükürtlü su, tatlı su, sıcak su ve mineralli maden suyu, dar bir alanda yüzeye çıkarak kimyasal özelliklerini korumayı sürdürüyor. Uzmanlar, bu durumun dünya ölçeğinde nadir görülen doğal oluşumlardan biri olduğunu belirtiyor. Jeoloji Yüksek Mühendisi Selahattin Ayan, Ekşisu’nun dünya çapında eşine az rastlanan bir alan olduğunu ifade ederek, "Çok küçük bir alanda farklı özelliklere sahip beş ayrı su kaynağı yan yana bulunuyor. Ekşisu, Horhor olarak bilinen kükürtlü su, çinko oranı yüksek ve ayak sağlığına iyi gelen su, tatlı su ve sıcak su birbirine karışmadan yüzeye çıkıyor. 1992 depreminde bile bu sular birleşmedi. Bu gerçekten olağanüstü bir durum" dedi. Ekşisu’nun yalnızca jeolojik açıdan değil, biyolojik açıdan da önemli bir alan olduğuna dikkat çeken Ayan, sazlık bölgelerin göçmen kuşlar için konaklama alanı oluşturduğunu, ayrıca "Erzincan Sütotu" olarak bilinen endemik bitki türüne de ev sahipliği yaptığını söyledi. Bölgenin jeopark ilan edilmesi gerektiğini vurgulayan Ayan, Ekşisu’nun korunarak Erzincan’ın tanıtımında önemli bir değer haline getirilmesinin hem turizme hem de ekonomiye katkı sağlayacağını kaydetti.
Erzincan’da “Hz. Peygamber, İman ve İstikamet” konulu konferans düzenlendi
29 Eylül 2023 Cuma - 09:27 Erzincan’da “Hz. Peygamber, İman ve İstikamet” konulu konferans düzenlendi Mevlid-i Nebi Haftası ile Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle müftülük konferans salonunda 2023 yılı teması olan “Hz. Peygamber, İman ve İstikamet” konulu konferans düzenlendi. Diyanet İşleri Uzmanı Ramazan Dağlı’nın sunum yaptığı konferansa Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, AK Parti Erzincan İl Başkanı Mehmet Cavit Şireci, STK temsilcileri, müftülük görevlileri ve vatandaşlar katıldı. Sunuculuğunu İl Vaizi Adem Yeniçeri’nin yaptığı ve Terzibaba Camii İmam Hatibi Yunus Emre Kılıç’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, İl Müftüsü Muharrem Gül’ün açılış konuşmasıyla devam etti. Diyanet İşleri Başkanlığı “Mevlid-i Nebî Haftası ve Camiler ve Din görevlileri Haftası Sinevizyonu” gösteriminin ardından Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman kürsüye gelerek; Hz. Peygamber’in sünnetinden, mücadelesinden ve örnekliğinden bahisle, Mevlid-i Nebi haftasının önemine dikkat çekti. Ardından misafir konuşmacı Ramazan Dağlı, “Hz. Peygamber, İman ve İstikamet” konulu sunumuyla önemli mesajlar verdi. Hz. Peygamber ve sahabe hayatından tabloların anlatımı ve güncel hayatımızın karşılaştırması konusundaki mesajlarını sunarak, dinleyicilerin dikkatlerini çekti ve imanlarımızın ve istikamet sahibi olma konusundaki prensiplerin, hassasiyetlerimizin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Asrımızda her türlü saldırıya maruz kalan Kur’an ve Hz. Peygamberin örnekliğine sahip çıkmak adına bugün dünden çok daha fazla onun yaşantısına olan ihtiyacımızı hatırlatarak, önemli tavsiyelerde bulundu. Programın sonunda müftülükce hazırlanan Erzincan’a özgü bir bakır işleme ve hat çalışmalı bir tablo eser misafir konuşmacı Diyanet İşleri Uzmanı Ramazan Dağlı’ya takdim edildi.
Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler
29 Eylül 2023 Cuma - 08:38 Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler Yüzölçümü bakımından Türkiye topraklarının beşte birini kaplayan Doğu Anadolu Bölgesi, aynı zamanda nüfus yoğunluğunun en düşük olduğu coğrafi bölge. Bu geniş topraklar Urartular başta olmak üzere yıllar içinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Bu kadar fazla uygarlığın izini taşıyan çok sayıda yerleşim bölgenin geçmişine ışık tutuyor. Höyük kalıntılarına sık sık rastlanan Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler şöyle: Doğu Anadolu’daki Antik Kentler Altıntepe, Erzincan Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yer alan Altıntepe, Urartular Dönemi’nde kurulmuş bir antik kent. Ova seviyesinden 60 metre yükseklikte bulunan bu tepe, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarına da ev sahipliği yapmış. Yapılan ilk dönem kazılarında Urartu Tapınağı, Apadana (Pers mimarisinde sütunlu kabul salonu), açık hava tapınağı, yeraltı taş örgü oda mezarları, Urartu ve Bizans döneminden kalmış sur duvarları bulunmuş. Bu tarihi eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Hala devam eden ikinci dönem kazılarında ise Tapınak kısmı onarılmış. Gerçekleştirilen kazılarda şehrin kanalizasyon sisteminin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmış. İlk alafranga tuvalet taşının da bulunduğu bu kazılarda, şehrin kanalizasyon sisteminin çok gelişmiş olduğu anlaşılmış. Mozaik tabanlı Erken Bizans Kilisesi’nden çıkarılan mozaiklerden korunan tek parçayı Erzincan Müzesi’nde. Günümüze ulaşan en sağlam Urartu şehirlerinden biri olan Altıntepe’nin yakın bir zamanda “Arkeopark” olarak ziyarete açılması planlanıyor. Anzavurtepe (Aznavurtepe) Höyüğü, Ağrı Ağrı’nın Patnos ilçesinin 2 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Anzavurtepe Höyüğü, halk arasında Kot Tepe olarak biliniyor. Urartu döneminin en önemli kalıntılarından biri olan bu höyük, 300 metre yüksekliğe sahip. Ağrı’daki en eski yerleşim yeri olduğu bilinen Anzavurtepe Höyüğü’nde saray, tapınak, platform, mezar taşları, bazalt taşlarla örülmüş kale, tepeyi çevreleyen sur izleri ve bina kalıntıları bulunmuş. Höyüğü çevreleyen surlar Urartu Kralı Menua, tapınak ise yine bir Urartu Kralı olan İşpuini zamanında yaptırılmış. Yaklaşık 2 bin 800 yıllık bir geçmişe sahip Anzavurtepe Kalesi de yine Urartular döneminden kalmış. Kaleyi çevreleyen surların bazı bölümlerinde kuleler yer alıyor. Giriktepe Höyüğü, Ağrı Urartuların merkezi olduğu bilinen Giriktepe Höyüğü, Ağrı’nın Patnos ilçesinin bir kilometre güneyindeki Dere Mahallesi’nde bulunuyor. Yöre halkının Değirmentepe olarak bildiği bu höyük, on metre yüksekliğinde olsa da tahrip edilmesi nedeniyle günümüzde maalesef alçalmış. Giriktepe Höyüğü’nün de Anzavurtepe gibi öncelikli kazı alanı olarak değerlendirilmesine karar verilmiş. Yapılan kazılarda höyüğün tepesinde saraya benzeyen bir bina ve bu yapıyı çevreleyen sur kalıntıları bulunmuş. Tepede bulunan sarayın Urartu Kralı Menua veya oğlu I. Argişti döneminde yaptırılmış olduğu düşünülüyor. Giriktepe Höyüğü’nden çıkarılan takıların, demirden ve tunçtan yapılmış aletlerin büyük çoğunluğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Bu durumun nedeni, bu eserlerin çıkarıldığı dönemde kentte uygun bir müze bulunmamasıymış. Harput, Elazığ Bir açık hava müzesi gibi olan Harput Antik Kenti, Elazığ’ın kuzeydoğusundaki Harput Mahallesi’nde bulunuyor. 2018 yılında UNESCO Kültür Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen Harput’un geçmişi milattan önce 20. yüzyıla kadar uzanıyor. Tabii bu kadar uzun bir tarihi olan kent birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Bunların arasında Urartular, Medler, Persler, Bizans, Sasaniler, Moğollar, Selçuklular, Safeviler ve Osmanlılar yer alıyor. Elazığ’ın en turistik yerlerinden biri olan Harput Antik Kenti’nde görülecek yerler arasında kale, mağara ve dini yapılar başta geliyor. M.Ö. 8. yüzyılda Urartular tarafından dikdörtgen bir plan üzerine inşa edilen Harput Kalesi iç ve dış kale bölümlerinden oluşuyor. Bazı rivayetlere göre kalenin yapıldığı zamanlarda su kıtlığı yaşandığı için kalenin harcında su yerine süt kullanılmış. Bu sebeple Harput Kalesi “Süt Kalesi” olarak da biliniyor. Yapılan kazı çalışmalarında kalenin içinde zindanlar, darphane, yaşam ve tedavi alanları bulunmuş. Kalenin içindeki zindan 36 metre derinlikte yer alıyor ve buraya yüz basamaklı bir merdiven kullanarak iniliyor. Ayrıca bu bölgeden seramik çanak çömlek, mutfak eşyası, metal ok uçları, kemik objeler, cam bilezikler ve bakır sikkeler çıkarılmış. Ani, Kars 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen Ani Antik Kenti, 2016’da ise Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. UNESCO tarafından tescillenen bu değerli tarihi kent, Kars şehir merkezinden yaklaşık 42 kilometre uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içinde bulunuyor. Ani Harabeleri ve Ören Yeri, Türkiye ile Ermenistan arasında doğal bir sınır oluşturan Arpaçay Nehri’nin batısında yer alıyor. Sahip olduğu çok sayıda kilise ve şapel sebebiyle “Binbir Kilise Şehri” veya “Kırk Kapılı Şehir” olarak bilinen Ani’nin ismi tarihi kayıtlarda ilk olarak 6. yüzyılda Ermeni beylerine ait bir yer olarak geçmiş. Bu antik şehir yıllar içinde Bagratuni Ermenileri, Selçuklular, Bizans ve Osmanlı gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Son zamanlarda çok popüler olan Doğu Ekspresi’nin en gözde noktalarından biri olan Ani’de görülecek yerlerin başında Ani Katedrali, Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, Surp Hripsime Manastırı (Bakireler Manastırı), Kral Gagik Kilisesi, Aslanlı Kapı, Ateş Tapınağı, Menuçehr Camii, Ani Şehir Surları ve Selçuklu Kervansarayı geliyor. Ani Katedrali olarak bilinen Meryem Ana Kilisesi ya da Büyük Katedral, şehrin en korunmuş yapılarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu güzel kilisenin mimarı ise İstanbul’daki Ayasofya Kilisesi’nin kubbesini tamir etmiş olan Mimar Tridat. Arslantepe Höyüğü, Malatya Türkiye’nin en büyük höyüklerinden biri olan Arslantepe Höyüğü, Malatya’nın Battalgazi ilçesinin Orduzu Mahallesi’nde yer alıyor. Otuz metre yüksekliğe sahip olan bu höyükte M. Ö. 5 bin yılından M.S. 11. yüzyıla kadar yerleşim görülmüş. 200 x 120 metre boyutlara sahip olan yerleşim alanı M. S. 5-6. yüzyıllarda Roma Köyü olarak, sonrasında ise Bizans Nekropolü olarak kullanılmış. Adeta bir Açık Hava Müzesi niteliğinde olan Arslantepe Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmaları sonucunda M. Ö. 3600 - 3500 yıllarından kalma bir tapınak ve M. Ö. 3300 - 3000 yıllarından kalma bir saray bulunmuş. Ayrıca yapılan kazılarda çok sayıda mühür ve ustalık gerektiren madeni eşyalar gün yüzüne çıkarılmış. Bu değerli kazı bulguları Arslantepe’nin siyasi, dini, ticari ve kültürel bir merkez olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu etkileyici höyükte gezebileceğiniz yerler arasında boyu iki buçuk metreye kadar uzanan kerpiç duvarlar, tapınak, depo ve idari odalar bulunuyor. Saray yapısının içerisinde yürürken size eşlik eden panolar savaşın başlangıç koşulları, ilk idari sistemin nasıl işlediği gibi konular hakkında kapsamlı bilgiler veriyor. Ayrıca sarayın orta kısmında yer alan koridoru ve odaları süsleyen tarihi duvar resimlerini de görebilirsiniz. Kayalıdere, Muş Urartu Kalesi ve Urartu Kaya Mezarı ismiyle de bilinen Kayalıdere Antik Kenti, Muş’un Varto ilçesinin Kayalıdere Köyü’nde bulunuyor. Urartu Kralı II. Sarduri döneminde kurulmuş olduğu düşünülen bu antik şehir, o zamanlarda askeri yerleşim yeri olarak kullanılmış. Bölgede yapılan kazı çalışmaları sayesinde tapınak, kale, içinde şarap küpleri bulunan bir depo ve kaya gömütü ortaya çıkarılmış. Kazılarda bulunan tunç aslan heykeli, aslan tasvirli kemerler, ok başları ve tunç iğneler dikkat çeken tarihi eserler arasında yer alıyor. Çıkarılan eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Tuşpa, Van Dünyanın hala yaşanılan en eski kentlerinden biri olma özelliğini taşıyan Tuşpa, Van Gölü’nün doğu kıyısında yer alıyor. Urartu Kralı I. Sarduri tarafından kurulan bu şehir M. Ö. 9. yüzyıldan yıkılışına kadar Urartuların başkentliğini yapmış. Tuşpa’daki arkeolojik kazılar Van Kalesi içerisinde gerçekleştirilmiş. Kalenin girişinde Sarduri (Madır) Burcu yer alıyor. Kazı çalışmalarında Kral I. Sarduri tarafından Asur dilinde yazdırılmış çivi yazılı kitabeler bulunmuş. Analı-Kız Açık Hava Mabedi, Bin Merdivenler, Ana Kaya’ya oyulmuş sur duvarları, Urartu krallarından Menua, I. Argişti ve II. Sarduri’nin kaya mezarları kalede görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Ayrıca Van Gölü’nün doğal güzelliği kalenin tarihi dokusuyla birleşince gün batımında muhteşem bir manzara oluşturuyor. Kalenin güneyinde bulunan eski Van şehrine ait olan kalıntılar arasında yer alan Selçuklu Dönemi’ne ait Ulu Cami ile Osmanlı Dönemi’ne ait Kaya Çelebi ve Hüsrev Paşa Camisi‘ni görmeden Tuşpa’dan ayrılmayın. Van Kalesi’nin çok yakınında yer alan Van Urartu Müzesi’ni ziyaret ederek Urartular Dönemi’nden kalan tarihi eserleri, belgeleri, fotoğrafları ve maketleri görebilirsiniz.
Mobil trafik eğitim tırında emniyet kemerinin önemi simülasyon ile anlatıldı
29 Eylül 2023 Cuma - 07:16 Mobil trafik eğitim tırında emniyet kemerinin önemi simülasyon ile anlatıldı Emniyet kemerinin trafikteki önemine dikkat çekmek için hayata geçirilen proje çerçevesinde, öğrenciler ile vatandaşlara simülasyon aracında uygulamalı eğitim verilerek yeni eğitim öğretim döneminde trafik eğitim ve bilincinin artırılması maksadıyla öğrencilere mobil trafik eğitim tırı vasıtasıyla teorik ve uygulamalı eğitimler verildi. Emniyet Genel Müdürlüğü, Trafik Daire Başkanlığının Mobil Eğitim Tırı talep üzerine Erzincan’a geldi. Erzincan’da Cumhuriyet Meydanı’na konuşlanan Mobil Trafik Eğitim Tırında 2 günlük sürede çok sayıda öğrencinin eğitim alması hedefleniyor. Eğitim tırında çocuklar ilk olarak emniyet kemeri, kırmızı ışık kuralları ve yaya geçitlerindeki yaya öncelikleri eğitimlerini alıp trafikle alakalı animasyonlar, bilgilendirme için filmler izledikten sonra kurulan parkurda akülü araçlarla teorik olarak öğrendiklerini uygulamalı olarak pekiştiriyor. Trafik Daire Başkanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğünde görevli uzmanlar tarafından verilen eğitim sürecinin ardından pistte birebir trafik deneyimi yaşayan çocuklar, “Trafikte ne yapacağımızı öğrendik. Babalarımıza annelerimize kurallara uymadıkları zaman uyaracağımı öğrendik. Trafik kurallarına uyarak araçları sürdük. Trafik kurallarına uyalım, uymayanları uyaralım” ifadelerine yer verdi. Çocuk yaşta edinilen bilgilerin daha kalıcı olmasından hareketle İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının ortak projesi olarak geleceğin sürücüleri olan ilkokullarda okuyan çocuklarda trafik bilincinin oluşması için geliştirilen proje çerçevesinde hazırlanan Mobil Trafik Eğitim Tırı ile Erzincan’da 2 gün boyunca çok sayıda öğrenciye trafik bilincinin aşılanmasını niyetleniyor. Ekipler, trafik kazalarında ki ölüm ve yaralanmaların en aza indirilmesi, vatandaşların bilincinin artması için çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan eğitimde emniyet kemerini kullanmayan sürücüler simülasyon aracına bindirilerek, emniyet kemerinin önemi uygulamalı olarak gösterildi. 5 kilometrelik bir hızla meydana gelen kaza sırasında, takla atan bir araç içerisinde bulunan sürücü ve yolcuların emniyet kemeri takılı haldeyken içinde bulundukları durum ile kemersiz olarak yaşadıkları araç içerisinde gösterildi. Gerçek bir kaza meydana gelmiş gibi araç içerisinde sağa sola savrulan kemersiz vatandaşlar kemer takmanın önemini uygulamalı olarak anladı. ‘Emniyet kemeri ölüm riskini yüzde 45, ağır yaralanma riskini ise yüzde 60 oranında azaltıyor’ Araca binen ziyaretçilerin tamamı polis ekiplerine verdikleri bu hizmetten dolayı teşekkür ederken, yaşadıkları bu deneyimden sonra emniyet kemerlerini takacaklarını, emniyet kemerinin önemini çok iyi anladıklarını ifade etti. Ayrıca, açılan stantta ziyaretçilere emniyet kemerinin önemi hakkında kısa bilgilendirmeler yapılarak bu hususta broşürler dağıtıldı. Yapılan bilgilendirmede emniyet kemeri kullanmanın, çarpma etkisinin vücutta tek bir noktada değil farklı noktalara dağılmasını sağladığı, çarpışma anında kişilerin koltuktan fırlamasını önlediği, baş, boyun ve omurilik gibi hassas organları koruduğu, buna bağlı olarak ölüm riskini yüzde 45, ağır yaralanma riskini ise yüzde 60 oranında azalttığı vurgulandı. Öte yandan, alkollü iken araç kullanmamaya dikkat çekmek için simülasyon gözlüğü kullanan vatandaşlar 0.70 promil alkollü iken kurulan mini kaleye gol atmaya çalıştı. Takılan simülasyon gözlüğü ile ayakta durmakta bile zorlanan katılımcılar alkollü iken araç kullanmanın oldukça tehlikeli olduğunu yaşayarak gördü. Eğitime yoğun katılım gösteren öğretmen ve öğrenciler yapılan eğitim etkinliğinden dolayı trafik ekiplerine teşekkür etti.
2022 yılında ihracatın yüzde 42,3’ünü büyük ölçekli girişimler gerçekleştirdi
28 Eylül 2023 Perşembe - 09:46 2022 yılında ihracatın yüzde 42,3’ünü büyük ölçekli girişimler gerçekleştirdi 2022 yılında ihracatın yüzde 42,3’ünü, ithalatın ise yüzde 60,9’unu büyük ölçekli girişimler gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı Girişim Özelliklerine Göre Dış Ticaret İstatistikleri’ni paylaştı. Dış ticaret verileri ile iş kayıtları sisteminde yer alan girişimlerin ana faaliyet türü ve çalışan sayısı bilgileri eşleştirilerek, dış ticaret yapan girişimlerin özellikleri elde ediliyor. Dış ticaret istatistikleri ve iş kayıtları sistemi kullanılarak elde edilen verilere göre, 2022 yılında 114 bin 155 girişim ihracat, 173 bin 302 girişim ithalat yaptı. Yapılan eşleştirmede, ihracat ve ithalat yapan girişimlerin yaklaşık yüzde 100’nün bilgilerine ulaşıldı. Bu girişimler toplam ihracatın ve ithalatın yaklaşık yüzde 100,0’ını gerçekleştirmiştir. İthalattaki girişim sayısındaki artış, Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi sistemindeki girişim sayısı artışından kaynaklanmaktadır. Toplam ihracatın yüzde 19,4’ünü yapan 1-9 kişi çalışanı olan mikro ölçekli girişimler, toplam ihracat yapan girişimlerin yüzde 64,2’sini oluşturdu. İhracatta, 10-49 kişi çalışanı olan küçük ölçekli girişimlerin payı yüzde 18,9, 50-249 kişi çalışanı olan orta ölçekli girişimlerin payı yüzde 19,4, 250+ kişi çalışanı olan büyük ölçekli girişimlerin payı ise yüzde 42,3 oldu. Toplam ithalatın yüzde 11,3’ünü 1-9 kişi çalışanı olan mikro ölçekli girişimler yaptı. İthalatta, 10-49 kişi çalışanı olan küçük ölçekli girişimlerin payı yüzde 10,7, 50-249 kişi çalışanı olan orta ölçekli girişimlerin payı yüzde 17,1 oldu. 250+ kişi çalışanı olan büyük ölçekli girişimlerin ithalattaki payı yüzde 60,9 olurken; bu girişimler toplam ithalat yapan girişimlerin yüzde 2,0’ını oluşturdu. İhracatın yarısından fazlasını sanayi sektöründeki girişimler gerçekleştirdi Girişimin ana faaliyetine göre ihracatın yüzde 55,4’ünü, ithalatın ise yüzde 49,5’ini sanayi sektöründe faaliyet gösteren girişimler yaptı. Ana faaliyeti ticaret olan girişimlerin ihracattaki payı yüzde 40,6, ithalattaki payı ise yüzde 32,4 düzeyinde gerçekleşti. Sanayi sektörünün ihracatında 250+ kişi çalışanı olan büyük ölçekli girişimler yüzde 66,7 pay ile öne çıktı. Ticaret sektörünün ihracatında ise yüzde 89,3 pay ile 1-249 kişi çalışanı olan küçük ve orta ölçekli girişimlerin hâkimiyeti devam etti. Sanayi sektörü ithalatında büyük ölçekli girişimler yüzde 79,3 pay ile öne çıktı. Ticaret sektöründe, büyük ölçekli girişimlerin payı yüzde 30,1’den yüzde 28,1’e düşerken, diğer sektöründe büyük ölçekli girişimler yüzde 69,2 pay ile önde olmaya devam etti. Sanayi sektöründeki girişimler ihracatının yüzde 45,3’ünü Avrupa Birliği (AB 27) ülkelerine yaptı Ana faaliyeti sanayi olan girişimler, ihracatlarının yüzde 45,3’ünü AB 27 ülkelerine, yüzde 14,0’ını Yakın ve Orta Doğu ülkelerine ve yüzde 13,2’sini AB üyesi olmayan Avrupa ülkelerine gerçekleştirdi. AB 27 ülkelerine yapılan ihracatın yüzde 61,9’unu sanayi, yüzde 35,6’sını ticaret, yüzde 2,5’ini ise diğer sektöründeki girişimler yaptı. Ana faaliyeti sanayi olan girişimler, ithalatlarının yüzde 29,5’ini AB 27 ülkelerinden, yüzde 25,4’ünü Diğer Asya ülkelerinden, yüzde 18,0’ını ise AB üyesi olmayan Avrupa ülkelerinden gerçekleştirdi. Ana faaliyeti ticaret olan girişimlerin en çok ithalat yaptığı ülke grupları sırasıyla yüzde 30,4 ile Diğer Asya, yüzde 27,6 pay ile AB 27 ülkeleri, ve yüzde 23,1 ile AB üyesi olmayan Avrupa ülkeleri oldu. İmalat sanayi ürünleri ihracatının yüzde 56,9’unu sanayi sektöründeki girişimler yaptı İmalat sanayi ürünleri ihracatının yüzde 56,9’unu ana faaliyeti sanayi olan girişimler, yüzde 39,5’ini ise ana faaliyeti ticaret olan girişimler gerçekleştirdi. Ana faaliyeti sanayi olan girişimlerin yaptığı ihracatın ise yüzde 96,7’sini imalat sanayi ürünleri, yüzde 1,4’ünü tarım, ormancılık ve balıkçılık ürünleri, yüzde 1,4’ünü de madencilik ve taşocakçılığı ürünleri oluşturdu. İmalat sanayi ürünleri ithalatının yüzde 48,8’ini sanayi, yüzde 41,5’ini ticaret ve yüzde 9,8’ini diğer sektörlerdeki girişimler tarafından yapıldı. Ana faaliyeti sanayi olan girişimlerin ithalatının yüzde 70,5’ini imalat sanayi ürünleri, yüzde 5,4’ünü madencilik ürünleri, yüzde 4,4’ünü ise tarım, ormancılık ve balıkçılık ürünleri oluşturdu. İhracatın yüzde 48,9’u ilk 500 girişim tarafından gerçekleştirildi İhracatın yüzde 48,9’unu, ithalatın ise yüzde 67,5’ini ilk 500 girişim yaptı. En çok ihracat yapan ilk 5 girişim toplam ihracatın yüzde 8,1’ini, en çok ithalat yapan ilk 5 girişim ise ithalatın yüzde 20,6’sını gerçekleştirdi. Sanayi sektöründe en fazla ihracat yapan ilk 5 girişimin sanayi sektöründeki payı yüzde 12,6, ticaret sektöründe en fazla ihracat yapan ilk 5 girişimin ticaret sektöründeki payı ise yüzde 12,0 oldu. Sanayi sektöründe en fazla ithalat yapan ilk 5 girişiminin payı yüzde 20,5, ticaret sektöründe ise yüzde 13,1 oldu. Girişimlerin yüzde 61,8’i tek ülkeden ithalat yaptı Girişimlerin yüzde 43,4’ü tek ülkeye ihracat yaparken, yüzde 16,2’si iki ülkeye ihracat yaptı. Yirmi ve daha fazla ülkeye ihracat yapan girişimlerin oranı yüzde 5,1 iken, bu girişimlerin ihracattaki payı yüzde 59,2 oldu. Girişimlerin yüzde 61,8’i, tek ülkeden ithalat yaparken, yüzde 16,3’ü iki ülkeden ithalat yaptı. 20 ve daha fazla ülkeden ithalat yapan girişimlerin oranı yüzde 1,3 iken, bu girişimlerin ithalattaki payı yüzde 61,3 oldu.
Otlukbeli Gölü: Dünya çapında eşsiz bir göl
28 Eylül 2023 Perşembe - 09:37 Otlukbeli Gölü: Dünya çapında eşsiz bir göl Tarihe adını Otlukbeli Savaşı ile yazdıran Erzincan’ın Otlukbeli ilçesi, sadece Türkiye’de değil dünyada da eşine az rastlanan bir doğa harikasına ev sahipliği yapıyor. Maden sularının oluşturduğu traverten set gölü olan Otlukbeli Gölü, bu özelliği ile “doğal anıt” unvanını hak ediyor. Ülkemizdeki diğer göllerden farklı özelliklere sahip olan bu göl, her yıl yüzlerce turist tarafından ziyaret ediliyor. Kırmızı rengi ve muhteşem manzarası ile Otlukbeli Gölü dikkat çekiyor. Otlukbeli Gölünü ziyaret edenlere bilgiler aktaran yöre halkı, Otlukbeli’ye 7 kilometre uzaklıkta olan göl hakkında şu bilgileri verdi: “Deniz seviyesinden 1885 metre yükseklikte olan Otlukbeli Gölü’nün yüz ölçümü yaklaşık olarak 7500 metrekaredir. Derinliği 20 metre olan gölün uzunluğu mevsimine göre 150-160 metre, genişliği ise 30 ila 50 metre arasında değişiyor. Setler sayesinde oluşan gölde bol miktarda maden suları bulunuyor. Oluşum bakımından karst kaynaklarının değil, maden sularının oluşturduğu dünyanın tek traverten set gölü olan Otlukbeli Gölü, bu özelliğiyle 612 sayılı Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı ile doğal sit alanı olarak ilan edilmiş ve “doğal anıt” olarak nitelendirilmiş. Kapladığı alan açısından “küçük” olarak nitelendirilen bu göl, taşıdığı özellikler bakımından oldukça büyüktür. Göl içerisine hem maden suları ve kükürtlü sular hem de dere tarafından beslenen tatlı sular karışıyor. Göldeki maden sularının romatizmal hastalıklar başta olmak üzere, kırık çıkık rahatsızlıklarında ve kadın hastalıklarının tedavisinde fayda sağladığı söyleniyor.”
Mali aracı kuruluşlar sektöründe 19 bin 139 girişim faaliyette bulundu
28 Eylül 2023 Perşembe - 09:35 Mali aracı kuruluşlar sektöründe 19 bin 139 girişim faaliyette bulundu Mali aracı kuruluşlar sektöründe 2022 yılında 19 bin 139 girişim faaliyette bulundu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı Mali Aracı Kuruluş İstatistikleri’ni paylaştı. Mali aracı kuruluşlar sektöründe 2022 yılında 19 bin 139 girişim faaliyette bulundu. Finansal hizmet faaliyetlerinde 261 girişim, sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında 72 girişim, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde ise 18 bin 806 girişim faaliyet gösterdi. Faktör maliyetiyle katma değer 1 trilyon 69 milyar TL, üretim değeri ise 1 trilyon 448 milyar TL olarak gerçekleşti Mali aracı kuruluşlarda toplam katma değerin yüzde 94,1’i finansal hizmet faaliyetlerinde, yüzde 1,4’ü sigorta, reasürans ve emeklilik fonları faaliyetlerinde, yüzde 4,5’i ise finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde oluştu. Üretim değerinin ise yüzde 88,1’i finansal hizmet faaliyetlerinde, yüzde 7,5’i sigorta, reasürans ve emeklilik fonları faaliyetlerinde, yüzde 4,4’ü ise finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde oluştu. Bir önceki yıla göre faktör maliyetiyle katma değer yüzde 145, üretim değeri yüzde 144,7 arttı Faktör maliyetiyle katma değer bir önceki yıla göre finansal hizmet faaliyetlerinde yüzde 164,1, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde yüzde 132,9 arttı. Sigorta, reasürans ve emeklilik fonları faaliyetlerinde yüzde 56 azaldı. Üretim değeri ise bir önceki yıla göre finansal hizmet faaliyetlerinde yüzde 167,1, sigorta, reasürans ve emeklilik fonları faaliyetlerinde yüzde 26, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde yüzde 128,2 arttı. Mali aracı kuruluşlarda en yüksek istihdam finansal hizmet faaliyetlerinde gerçekleşti Mali aracı kuruluşlarda 2021 yılında 316 bin 279 olan yıllık ortalama çalışan sayısı 2022 yılında 324 bin 764 olarak gerçekleşti. Toplam istihdamın yüzde 68,8’ini finansal hizmet faaliyetlerinde, yüzde 6,8’ini sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında, yüzde 24,4’ünü ise finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde çalışanlar oluşturdu. Personel maliyeti 113 milyar 126 milyon TL olarak gerçekleşti Mali aracı kuruluşların personel maliyetinin yüzde 80,1’i finansal hizmet faaliyetlerinde, yüzde 7,7’si sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında, yüzde 12,2’si ise finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde gerçekleşti. Mali aracı kuruluşların personel maliyetinin yüzde 85,1’i maaş ve ücretlerden, yüzde 14,9’u ise sosyal güvenlik masraflarından oluştu. Mali aracı kuruluşlarda ücretli kadın çalışan oranı yüzde 47,8 oldu Mali aracı kuruluşlarda 2022 yılında ücretli olarak istihdam edilen kadın personel sayısı 149 bin 155 iken erkek personel sayısı 162 bin 616 olarak gerçekleşti. Ücretli kadın çalışan oranı yüzde 47,8, ücretli erkek çalışan oranı ise yüzde 52,2 oldu. Mali aracı kuruluşlarda sabit sermaye yatırımları toplam satın alış değeri 26 milyar 913 milyon TL oldu Mali aracı kuruluşlarda 2022 yılında sabit sermaye yatırımları toplam satın alış değerinde en yüksek pay yüzde 82,6 ile finansal hizmet faaliyetlerinde gerçekleşti. Sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında bu pay yüzde 8,6 iken finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde yüzde 8,8 oldu.
EBYÜ öncülüğünde yürütülecek projeyle öğrenciler Fen Bilimleri dersinde başarıyı elde edecek
28 Eylül 2023 Perşembe - 09:17 EBYÜ öncülüğünde yürütülecek projeyle öğrenciler Fen Bilimleri dersinde başarıyı elde edecek Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) öncülüğünde hazırlanan, yurt içi ile yurt dışı ortaklarının bulunduğu ve Türkiye Ulusal Ajansı tarafından kabul gören projeyle öğrenciler Fen Bilimleri dersinde başarıyı elde edecek. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek İlhan Beyaztaş yürütücülüğünde hazırlanan “Would You Mind-Set?” isimli Erasmus + projesi Türkiye Ulusal Ajansı’ndan kabul alarak büyük bir başarıya imza attı. Kabul edilen projeyle öğrenciler Fen Bilimleri derslerinde başarıyı elde edecek. “Bu projeyle öğrencilerimiz Fen Bilimleri dersinden artık korkmayacaklar” Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek İlhan Beyaztaş, kabul edilen ve 250 bin euroluk bütçeli proje hakkında bilgiler vererek ilerleyen süreçte öğrencilerin Fen Bilimleri dersine ilgilerinin artacağını belirtti. Beyaztaş İHA muhabirine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Projemiz, 147 başvuru arasından seçilen 7 projeden birisi. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi çerçevesinde kazanılan ilk proje. 250 bin euroluk bir bütçeye sahip. Projemizde, Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Erzincan MEB, ve bizimle birlikte 5 ortak var. Ayrıca yurt dışından da İtalya, İspanya, Finlandiya’dan 3 ortağımız var. Toplamda 8 ortakla yürüttüğümüz bir çalışma. Çalışma çerçevesinde biz özellikle ortaokul öğrencilerinin Fen Bilimleri dersinde ki başarılarını artırmayı hedefledik. Bunu gerçekleştirmek için de projemizin başı olan ‘Would You Mind-Set?’ başlığı altında çocukların zekayı algılayış özellikleri üzerinde ki olumlu ya da olumsuz özelliklerini belirleyip, özellikle olumsuz algılamaları olan öğrencilerin yaklaşımlarını değiştirmeyi ve aynı zamanda özellikle başarıya ulaşma noktalarında izlemeleri gereken yolları oluşturmayı hedefledik. Bunun için 1 yıllık bir hazırlık sürecimiz olacak 8 ortakla birlikte. Ayarlamalar yapıldıktan sonra Erzincan’da Fen Bilimleri dersine giren 10 öğretmeni eğiteceğiz. Eğittiğimiz bu öğretmenlerin sınıfları üzerinden en az 300 öğrenciye ulaşmayı planlıyoruz ve bu öğrencilere yaklaşık 2 ay bir eğitim vereceğiz. Bu çocukların zekayı daha doğru algılamaları konusunda çalışmalar yapacağız. Doğru hedef koyma, çaba nasıl harcanır? nasıl ders çalışılır? hedefe nasıl ulaşılır? başarıya nasıl ulaşılır? hata yapmanın zevkine nasıl varılır? hatalardan nasıl dönülür? şeklinde çalışmalarımız olacak. Sonunda biz bunları değerlendireceğiz. Değerlendirme sonucundan sonra bir sonra ki dönemde bunu yaygınlaştırma çalışmaları yapacağız. Bu çalışmalar yalnızca Erzincan’da olmayacak. Ankara’da, Van’da da olacak. Her zaman yurt dışı ortaklarımız İtalya, İspanya ve Finlandiya’da bu çalışmaları yürütecek. Bu projeyle öğrencilerimiz fen derslerinden artık korkmayacaklar, başarı onların elinde artık”
Erzincan’da evlenen çiftlerin sayısı 2022 yılında bin 317 oldu
28 Eylül 2023 Perşembe - 08:38 Erzincan’da evlenen çiftlerin sayısı 2022 yılında bin 317 oldu Türkiye’de geçen yıl evlenen çiftlerin sayısı 574 bin 358’e, boşanan çiftlerin sayısı da 180 bin 954’e yükseldi. Erzincan’da ise evlenen çiftlerin sayısı 2022 yılında bin 317 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu, 2022 yılına ilişkin evlenme ve boşanma istatistiklerini yayımladı. Buna göre, geçen yıl evlenen çiftlerin sayısı 2021’e göre yüzde 2 artarak 574 bin 358’e çıktı. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı binde 6,76 olarak gerçekleşti. Geçen yıl boşanma sayısı da bir önceki yıla göre yüzde 2,9 artışla 180 bin 954’e yükseldi. Kaba boşanma hızı binde 2,13 oldu. Yıllara göre ortalama ilk evlenme yaşı incelendiğinde, her iki cinsiyette de ilk evlenme yaşının arttığı görüldü. Ortalama ilk evlenme yaşı 2022 yılında erkeklerde 28,2 iken kadınlarda 25,6 oldu. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı ise 2,6 yaş olarak gerçekleşti. En yüksek kaba evlenme hızı Şanlıurfa’da En yüksek kaba evlenme hızı binde 8,15 ile Şanlıurfa’da görüldü. Bu ili binde 8,14 ile Kilis, binde 7,88 ile Aksaray izledi. Kaba evlenme hızının en düşük olduğu il ise binde 4,69 ile Tunceli oldu. Bu ili binde 4,88 ile Gümüşhane, binde 5,3 ile Kastamonu takip etti. Geçen yıl kaba boşanma hızı en yüksek il binde 3,11 ile İzmir oldu. Bu ili binde 3,09 ile Uşak, binde 3,01 ile Antalya izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,43 ile Şırnak oldu. Bu ilin ardından binde 0,44 ile Hakkari, binde 0,51 ile Siirt geldi. Yabancı gelinlerde ilk sırada Suriyeliler var Yabancı gelinlerin sayısı 2022’de 28 bin 571 olarak kayıtlara geçerken toplam gelinlerin yüzde 5’ini yabancılar oluşturdu. Uyrukları dikkate alındığında, yabancı gelinler arasında yüzde 13,2 ile Suriyeli gelinler birinci sırada yer aldı. Suriyeli gelinleri yüzde 11,1 ile Özbekler, yüzde 8,9 ile Azerbaycanlılar izledi. Yabancı damatların sayısı geçen yıl 6 bin 161 oldu. Bu rakam toplam damatların yüzde 1,1’ini oluşturdu. Yabancı damatlar uyruklarına göre incelendiğinde, yüzde 24,9 ile Almanlar birinci sırada yer aldı. Bunları, yüzde 20,5 ile Suriyeliler ve yüzde 5,7 ile Avusturyalılar takip etti. Evlenme ve boşanma sayıları aylara göre değişti Evlenme sayısı aylara göre incelendiğinde, 2022 yılı nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre azaldığı görüldü. Bu azalışın nisanın ramazan ayına denk gelmesi dolayısıyla gerçekleştiği değerlendirilirken, sayı mayısta arttı. Evlenme sayısı 2022 yılı nisan ayında 24 bin 460 iken 2,3 kat artışla mayıs ayında 56 bin 150’ye çıktı. Boşanma sayısı aylara göre incelendiğinde, adli tatil nedeniyle ağustos ayında önemli bir azalma görüldü. Boşanma sayısı, 2022 yılının ağustos ayında 3 bin 945 iken adli tatil sonrası eylül ayında 5 kat artarak 19 bin 775 oldu. Evlilik süresine göre boşanmalar incelendiğinde, 2022’de gerçekleşen boşanmaların yüzde 32,7’si evliliğin ilk 5 yılı, yüzde 21,6’sı ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti. Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2022’de 180 bin 954 çift boşanırken 180 bin 592 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Çocukların velayetinin 2022 yılında yüzde 75,7’si anneye, yüzde 24,3’ü babaya verildi.
Geçmişin yok olan mirası: Kapı tokmakları
28 Eylül 2023 Perşembe - 08:22 Geçmişin yok olan mirası: Kapı tokmakları Osmanlı’dan günümüze kadar gelen, kadınlar için ince erkekler için tok ses çıkartan motifli tarihi kapı tokmakları zamana direniyor. Osmanlı zamanında eve gelenin anlaşılması için kapı üzerine işlenen tokmaklar, şekli ve çıkardığı ses ile farklı anlamlar taşıyordu. Kapının üzerinde ana tokmak ve ana tokmağın altında küçük bir tokmak daha bulunur, kalın ses geliyorsa kapıyı çalanın erkek, ince ses geliyorsa kapıyı çalanın kadın olduğu bilinirdi. Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde sadece bir demirci ustası tarafından üretilen kapı tokmakları motifleri ve sesleriyle bin yıllık bir tarihin kapısını aralıyor. Tarihe açılan kapılardaki bu sırrı tekrar yaşatmaya çalışan Mustafa Demirci, yok olmakla yüz yüze olan bir geleneği yaşatmaya çalışıyor. İlçe sakinleri evlerin kapılarına takılan tokmaklar sayesinde ev sahipleri, kapıyı çalan misafirlerini görmeden kadın ya da erkek olup olmadığını anlayabiliyor. Derin kanyonlar arasında uzanan bir vadiye yerleştirilmiş küçük ve şirin bir ilçe olan Kemaliye’de asırlardır yaşatılan ve Türklerin Şamanizm’e inandığı dönemdeki geleneklerden olan çeşitli motiflerle kapı süsleme ve demir kapı tokmağı üretimi geleneği, ilçedeki Mustafa Demirci usta tarafından yaşatılıyor. Erzincan’a 150 kilometre uzaklıkta bulunan 2 bin nüfuslu Kemaliye’de yazları nüfus 15 bini buluyor. İnsanların genelde yürüyerek bir yere gitmeyi tercih ettiği ilçede hiç trafik olmuyor. İlçeye dışarıdan gelenlerin gözüne ilk çarpan şey ahşap yapılar ve bu yapıların kapıları üzerindeki tokmaklar oluyor. Kemaliye’nin binlerce yıllık tarihini ve sosyolojik yapısını anlatan kapı tokmakları kentin göze çarpan en belirgin özelliklerinden biri. Geleneklere göre bir eve gelen misafir kapı tokmağını çalışına göre karşılanıyor. Ev sahibi tokmak sesine göre misafirin kim olduğunu anlıyor. Kapı tokmağının sesi gelenin kadın mı yoksa erkek mi olduğunu haber veriyor. Eğer misafir büyük tokmağı kullanır ve ses tok ve gür çıkarsa gelen kişi erkek ama diğerine göre ince daha az sesi olan küçük tokmak kullanılırsa gelen kişi kadındır. Her motifin bir anlamı var Kapı tokmaklarının mesajları bunlarla sınırlı değil. Tokmaklar üzerindeki motiflerin de bir anlamı var. Örneğin lamba motifli bir kapı tokmağı evin ocağı sönmesin hayat daim olsun anlamını taşıyor. Kuş motifi kullanılmışsa bu da ev sahibinin gurbette bir yakınının olduğu ve haber beklediği anlamına geliyor. Sağa sola ayrılan ve kuş kafasını andıran motifler evin Müslüman bir aileye ait olduğunu vurguluyor. Öküz motifi ise ailenin birlik olduğunu simgeliyor. Kapı tokmaklarında akrep yılan gibi motiflerde var. Bu motifler Şaman kültüründen kalma. Yılan motifleri genellikle anahtar delikleri çevresinde bulunuyor ve bu motifteki kilide anahtar sokulunca şeytanın o eve giremeyeceğine inanılıyor. Akrep motifi olan evlerde ise cinin şeytanın barınamayacağı inancı var. Günümüzde Kemaliye’de kapı tokmakları yapan kişi 6 kuşaktır geleneklere bağlı olarak bu işi yapan Demirci ailesinden Mustafa Demirci. Yaklaşık 120 yıl aradan sonra tekrar 1996 yılında bu geleneği sürdürme kararı alan Demirci ailesinin bu kararı sadece kaybolmakta olan bir geleneği yaşatmak değil aynı zamanda bu tokmakların işleneceği kapıları yapan marangozları ve buna bağlı olarak da eski taş ustalarını hayata bağlamış. Pek kimsenin rağbet etmediği marangozluk ve taş ustacılığı da kapı tokmakları sayesinde yeniden nefes almaya başlamış. ‘Kopya maneviyatı bozar’ Yıllar önce Kemaliye’de kapı tokmağı yapan yaklaşık 350 kişinin olduğunu ifade eden Mustafa Demirci, “Tabi o zaman kimse birbirinin yaptığını kopya etmezmiş. Ama bir süre sonra kopyalama başlamış. Kopya işin içine girince işin kalitesi düşmüş ve ustalar da artık kendi yaptıklarından zevk alamaz duruma gelmişler ve işi bırakmışlar. 120 yıldır kimse yapmıyordu. Biz 1996’da tekrar başladık” diye konuştu. “Misafiri kapı tokmağı sesinden tanıyorlar” Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde, evlerin kapılarına takılan tokmaklar sayesinde ev sahipleri, kapıyı çalan misafirlerini görmeden kadın ya da erkek olup olmadığını anlayabiliyor. Şamanizm geleneğine göre, geçmişte hane halkını şeytana karşı koruduğu düşüncesiyle kapılara yapılan yılan figürü gibi süslemeleri kapı ve kapı tokmaklarına işleyen ustalar, Türklerin İslam’a geçişinin ardından uygulanan kapılara iki farklı tokmak takma geleneğini de yaşatmaya çalışıyor. Özellikle İslam geleneğinde ev halkının evlerine gelen misafirlerin cinsiyetine göre kıyafetlerine dikkat etmesini sağlamak amacıyla ustalarca yapılıp kapılara takılan iki farklı tokmak, eve gelen misafirin cinsiyeti konusunda ev sahibine bilgi veriyor. İlçe sakinleri, geçmişte adeta görüntülü kapı sistemi olan bu yöntemi kullanmaya devam ediyor. Kapı tokmağı imalatçılığının unutulmaya yüz tutan bir meslek dalı olduğuna işaret eden Mustafa Demirci, kendi çocuklarını ve torunlarını yetiştirmeye çalışıyor. Bu tür kapı tokmaklarının halen rağbet gördüğüne işaret eden Demirci, el emeği göz nuruyla uzun uğraşlar sonucunda ürettiği kapı tokmaklarının üzerine farklı anlamlara gelen motifler de işlediklerini sözlerine ekledi.