Yerel Haberler
Erzincan
Aşırı terleme bir hastalığın habercisi olabilir
24 Temmuz 2023 Pazartesi - 14:18 Aşırı terleme bir hastalığın habercisi olabilir Uzmanlar, aşırı terlemenin altta yatan bir hastalığa bağlı olabileceği gibi, tamamen sağlıklı bireylerde hiçbir neden yokken de ortaya çıkabileceğini söyledi.Afrika sıcakları yurdu etkisi altına aldı. Sıcaklıkların birçok noktada 40 dereceyi aşacağı uyarısı yapılırken, sıcaklar aşırı terleme (hiperhidroz) yaşayan kişilerin kabusu olabiliyor. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serdar Özkan, bazı kişilerde görülen aşırı terleme hakkında bilgiler verdi. Aşırı terlemenin (Hiperhidrozis), normalinden daha fazla ter salgılanması anlamına geldiği anlatan Op. Dr. Serdar Özkan, "Aşırı terleme günün tamamında olabileceği gibi, ara ara veya beklenmedik zamanlarda da gerçekleşebilir. Altta yatan bir hastalığa bağlı gelişen aşırı terleme genellikle yaygın terleme olarak görülmektedir. Bu nedenle, bu tip aşırı terleme durumuna ’genel hiperhidrozis’ adı verilmektedir. Bu duruma en sık neden olan hastalıklar veya durumlar; guatr, şeker hastalığı, kan şekeri düzensizliği, menopoz, infeksiyonlar, kalp yetmezliği, solunum yetmezliği, şişmanlık ve alkolizmdir. Genel hiperhidrozisin tedavisi altta yatan hastalığın ya da durumun tedavisi ile gerçekleşmektedir. Tedavide bunun dışında bir yöntem (ameliyat vs) uygun değildir" dedi.Bölgesel aşırı terlemede ise altta yatan bir hastalığa bağlı olmadan sağlıklı olarak tanımlanan kişilerde özellikle el, ayak, koltuk altı ve yüzde görülebileceğini vurgulayan Dr. Serdar Özkan, "Kontrolsüz aşırı terleme ile karakterize bir tablodur. En önemli özelliği ortam sıcaklığından bağımsız olarak stres, egzersiz, heyecanlanma durumlarında terleme miktarının artmasıdır. Bu kişilerde hiçbir tetikleyici faktör olmaksızın da aşırı terleme olabilmektedir. Kuru bir el hiçbir neden yokken, saniyeler içinde sırılsıklam olabilmektedir. Uyku sırasında terlemenin olmaması ve terleme olmasına rağmen ter kokusu olmaması tipiktir" ifadelerini kullandı."Aşırı terlemeyi durdurabilecek operasyonlar yapılmaktadır"Bölgesel aşırı terlemenin sıklıkla 20 yaş öncesinde ortaya çıktığını belirten Dr. Özkan, "Aşırı terleme rahatsızlığı bulunan bireyler sosyal hayata girmekte, diğer insanlarla sağlıklı iletişim kurmakta zorlanabilmekte, mesleki hayatlarında mağdur olabilmektedir. En sık olarak aşırı el terlemesi mağdurları karşımıza çıkmaktadır. Öğrenci, öğretmen, mühendis, avukat, güvenlik güçleri gibi birçok meslek gurubu mensubu bu sınıfta toplanabilir. Yine koltuk altı ve yüz terlemesi nedeni ile daha çok ’beyaz yakalı’ olarak tabir edilen meslek üyeleri ile karşılaşmaktayız. Günümüzde aşırı terlemeyi durdurabilecek çözüm odaklı operasyonlar yapılmaktadır" diye konuştu.
Fertler en çok tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden memnun
24 Temmuz 2023 Pazartesi - 13:13 Fertler en çok tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden memnun TÜİK yaptığı araştırmada, fertler en çok tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden memnun olduğunu, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i sinemaya ilgisiz olduğunu ve Arkadaş veya akrabalarla gerek yüz yüze gerekse uzaktan hiç görüşmeyenlerin ekseriyeti yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oluşturduğunu açıkladı.Fertlerin yaşadığı hanehalkının mevcut finansal durumundan; zaman geçirdikleri aile, arkadaş, komşu, iş arkadaşı gibi tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden; hobileri, boş zaman uğraşları, iş dışındaki aktiviteleri gibi yapmaktan hoşlandığı faaliyetler için ayırabildiği zamandan memnuniyet yüzdesi belirlenirken hiç memnun olmayanlar için ’0’, çok memnun olanlar için ’100’ alınarak ortalama bir değer hesaplandı.Fertler için hanehalkının finansal durumundan memnuniyet ortalaması yüzde 46,9 iken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerde bu değer yüzde 36,9 oldu. Kişisel ilişkilerdeki ortalama memnuniyet yüzdesi tüm fertlerde yüzde 65,2, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski olanlarda yüzde 60,2 olarak hesaplandı. Bütün fertler için boş zaman faaliyetlerine ayrılan zamandan ortalama memnuniyet yüzde 47,4, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerde ise yüzde 42,0 oldu.Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i sinemaya ilgisizSon 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri fertlerin yüzde 85,3’ü sinemaya, yüzde 93,7’si canlı gösteriye, yüzde 92,0’ı kültürel alanlara ve yüzde 94,9’u canlı spor etkinliğine gitmedi. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i ilgilerinin olmamasını sinemaya gitmeme nedeni olarak seçti.Sinemaya gitmeyen bütün fertlerin yüzde 11,0’ı, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların ise yüzde 23,5’i maddi yetersizlik nedeni ile gitmediğini belirtti. Canlı gösteriye gitmeyenlerden maddi yetersizliği seçenlerin oranı yüzde 10,4 iken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlardan maddi yetersizliği nedenli gidemeyenlerin oranı yüzde 21,9 oldu. Kültürel alanları ziyaret edemeyenlerin yüzde 10,3’ü maddi yetersizlik nedenini seçerken bu oran yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlarda yüzde 21,3 hesaplandı.Canlı spor etkinliklerine katılmayanların yüzde 7,9’u maddi yetersizliği katılmama nedeni olarak belirtirken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların yüzde 17,0’ı için canlı spor etkinliğine katılmama nedeni maddi yetersizlik oldu. Bütün sosyal ve kültürel etkinliklere katılmama nedeni olarak gelir durumundan bağımsız olarak en çok ’İlginin olmaması" nedeni seçildi.Son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri fertlerin yüzde 69,0’ının hiç kitap okumadığı, yüzde 31,0’ının ise en az bir kitap okuduğu görüldü. Yaş gruplarına göre kitap okuma oranlarına bakıldığında son 12 ay içerisinde okul kitapları dışında en çok kitap okuyan yaş grubu yüzde 50,9 ile 15-24 yaş aralığı oldu. En az kitap okuma oranı ise yüzde 14,1 ile 65 yaş ve üstü fertlerde hesaplandı.Arkadaş veya akrabalarla hiç görüşmeyenlerin ekseriyeti yoksulluk riski altındaArkadaş veya akrabalarla gerek yüz yüze gerekse uzaktan hiç görüşmeyenlerin ekseriyetini yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlar oluşturdu.Fertlerin yakınları ile evde veya başka bir yerde arkadaşlarıyla vakit geçirme, karşılıklı konuşma veya aktivite yapma (bir araya gelme) sıklığı incelendiğinde yüzde 28,7’sinin akrabalarla, yüzde 37,3’ünün de arkadaşlarla her hafta görüştüğü belirlendi. Fertlerin akrabaları ile telefon, SMS, internet aracılığıyla (yüz yüze olmayan) görüşme sıklığı en çok olan seçenek yüzde 40,9 ile her hafta olurken arkadaşlarla ise yine her hafta yüzde 44,3 ile en yüksek görüşme sıklığı oranı oldu.
Erzincan’a yurt dışından bin 192 kişi göç etti
24 Temmuz 2023 Pazartesi - 11:25 Erzincan’a yurt dışından bin 192 kişi göç etti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı Uluslararası Göç İstatistikleri’ni paylaştı. Buna göre, Erzincan’a yurt dışından bin 192 kişinin göç ettiği açıklandı.Türkiye’den yurt dışına göç sayısı yüzde 62,3 arttı.Yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı 2022 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 33,2 azalarak 494 bin 52 kişi oldu. Göç eden nüfusun yüzde 52,9’unu erkekler, yüzde 47,1’ini ise kadınlar oluşturdu. Yurt dışından gelen nüfusun 94 bin 409’unu Türk vatandaşları, 399 bin 643’ünü ise yabancı uyruklular oluşturdu.Türkiye’den yurt dışına 466 bin 914 kişi göç ettiTürkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 62,3 artarak 466 bin 914 oldu. Göç eden nüfusun yüzde 55,7’sini erkekler, yüzde 44,3’ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye’den yurt dışına giden nüfusun 139 bin 531’ini Türk vatandaşları, 327 bin 383’ünü ise yabancı uyruklular oluşturdu.En fazla 25-29 yaş grubundaki nüfus göç ettiTürkiye’ye 2022 yılında göç edenlerin yaş grubu incelendiğinde, en fazla göç edenlerin yüzde 12,2 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 11,7 ile 20-24 ve yüzde 11,3 ile 30-34 yaş grubu izledi. Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 15,8 ile yine 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,4 ile 30-34 ve yüzde 12,8 ile 20-24 yaş grubu izledi.Yurt dışından en fazla göç alan ve yurt dışına en fazla göç veren il İstanbul olduTürkiye’ye 2022 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 35,4 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul’u yüzde 14,8 ile Antalya, yüzde 5,4 ile Ankara, yüzde 3,9 ile Bursa ve yüzde 3,8 ile Mersin takip etti.Türkiye’den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 39,5 ile İstanbul’un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul’u yüzde 9,8 ile Ankara, yüzde 6,7 ile Antalya, yüzde 3,4 ile Samsun ve yüzde 3 ile İzmir izledi.Türkiye’ye gelen yabancı nüfusun yüzde 25’ini Rusya Federasyonu vatandaşları oluşturduTürkiye’ye 2022 yılında gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 25 ile Rusya Federasyonu vatandaşları aldı. Rusya Federasyonu’nu yüzde 8,1 ile Ukrayna, yüzde 6,5 ile İran, yüzde 5,4 ile Afganistan ve yüzde 4,8 ile Irak vatandaşları izledi.Türkiye’den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 20 ile Irak vatandaşları aldı. Irak’ı, yüzde 10,6 ile İran, yüzde 7 ile Özbekistan, yüzde 6 ile Afganistan ve yüzde 4,8 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti.
Profesörden orman yangınlarına karşı ilginç eylem: Dilek ağacına çaput yerine kendini bağladı
24 Temmuz 2023 Pazartesi - 11:23 Profesörden orman yangınlarına karşı ilginç eylem: Dilek ağacına çaput yerine kendini bağladı Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Kavukcu, orman yangınlarına dikkat çekmek için kendini dilek ağacına bağladı.Baksı Müzesi kurucusu Hüsamettin Koçan tarafından ilk kez gerçekleştirilen “Ütopya Atölyeleri”nde ağırlıklı olarak deprem bölgelerinde ve diğer üniversitelerdeki güzel sanatlar fakültelerinde lisans ve lisansüstü eğitimi alan öğrencilere burslu olarak yer verildi. Ulusal ve uluslararası platformlarda dikkat çekici bir şekilde yer alan 7 sanatçının gerçekleştirdiği atölye etkinlikleri de devam ediyor.Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı sanatçı ve akademisyen Mehmet Kavukcu; daha önce “şiddet, terör, ölüm, sonsuzluk, Covid-19, mülteci, orman yangınları, atık, israf, iklim, doğa” gibi konular ve toplumsal problemler üzerine, ulusal ve uluslararası alanda, yerleştirmeler ve performanslar gerçekleştirmiştir. Sanatçı; bu kez Çoruh’un büyüleyici manzarasında, adeta insanı sarıp sarmalayan doğanın dokusunun ve kültürünün bir dili olarak Baksı Müzesi’nde yer alan Ütopya Atölyeleri çerçevesinde Mehmet Kavukcu atölyesinde yer alan öğrencilerin de katılımıyla performans ve enstalasyonlar geçekleştirdi. Aynı zamanda, Baksı doğası üzerinden yüzyılların geleneğini yaşatan dilek (huykesen) ağacında bireysel olarak yeni bir performans sergiledi. Dilek ağacı, Bayburt’ta Baksı Müzesini ve köyü belli bir mesafeden izleyen doğada, insanların ümitlerini ve dileklerini yaşatan yönüyle sanatçının ilgi alanında yerini aldı. Doğanın koruyucu ve yaşamın vazgeçilmez bir unsuru olması, inanç ve geleneklerin de doğa üzerinden temellenmesini sağlayarak doğanın en etkileyici canlılarından biri olan ağaçta sembolik ve kültürel olarak çeşitli anlamlara sahip olmasından dolayı, ağacın türeyiş beslenme, Allah ile kurulan bağlantı, cennete ulaşma, şifa ve dilek gibi anlamlar ve roller üstlenmesi, dilek ağacının ortaya çıkmasını sağladı. Doğada tek başına yetişen bir ağaca bağlanan çaputla dileklerin kabul olduğuna inanılması ve onun üzerinden umut oluşturulması, sadece bizim toplumumuzda değil, dünyada da birçok toplumda geleneksel bir dil olarak yerini alıyor. Yüzyıllara dayanan bu gelenek, evrensel yönüyle varlığını sürdürüyor. Bağlanan çaputların insanların dileğini temsil ettiği, bir anlamda da insanların kendisi olduğu gerçeğiyle hareket eden sanatçı, bir dilek tutarak çaput yerine kendisini ağaca bağlayarak bu gerçeğe vurgu yaptı. Çaputların rüzgârın etkisiyle salınmasına benzer şekilde bir davranış sergilemesi metaforik bir algı taşıyor. Sanatçının baş aşağı olacak şekilde olması, eleştirel yönüyle bu duruma işaret de ediyor.Kavukcu, aynı zamanda doğanın korunması, geleceğe sağlıklı bir şekilde taşınması ve insana emanet edilen bir sorumluluk olduğu düşüncesi üzerinden bir dilek de tutmaktadır. Ama burada doğal bir durumun tersiyle, baş aşağı salınması, bugünlerde birçok yerde duyduğumuz orman yangınlarına da tepkisini sergiliyor. Kimi zaman vurdumduymazlık, umursamazlık, dikkatsizlik, kimi zaman da şiddet, terör ya da çıkar ilişkileri için çıkan ya da çıkarılan yangınlar, yaşanılan doğaya belki de onarılmaz zararlar vermektedir. Kavukcu konumlasında, “Doğayı tahrip etmeyi bir “huysuzluk” olarak da değerlendirmemiz mümkündür. Sanatçı, burada yapmış olduğu performansla ağacın efsanevi anlatım diline göndermede bulunarak huy kesen ağacında doğayı zarar veren düşüncenin yok edilmesi adına performansıyla dileğimi diledim. Dilek ağacı üzerinden bu duruma tepki vermek ve kendini dilek yerine koyarcasına ağaca bağlamak tepkisel bir dil oluşturmanın yanı sıra geleceğe dair umut adına bir dilek de tutmaktır” dedi.
Erzincan’da hafta sonu piknik yoğunluğu
23 Temmuz 2023 Pazar - 15:10 Erzincan’da hafta sonu piknik yoğunluğu Erzincan’da hafta sonu tatilini fırsat bilen vatandaşlar Ekşisu Mesire Alanına akın etti.Ailelerin sıcak havalarda vakit geçirebilecekleri, çocuklarının gönül rahatlığıyla oyun oynayabileceği bir merkez olan Ekşisu Mesire Alanı, piknik alanları, çocuk parkları, akarsuları, gölü, kuş cenneti, büyük bir çimenli meydanı ve buz gibi akan doğal maden suyu ile yıl boyu ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Yeşilin ve doğal güzelliklerin adresi olan Ekşisu Mesire Alanı havanın ısınmasıyla birlikte dolup taşarken, vatandaşlar hem eğleniyor hem de piknik yapma imkânı buluyor.Merkeze 12 kilometre uzaklıkta bulunan Erzincan’ın önemli piknik alanlarından olan ve doğal ekşi suyu ile tanınan Ekşisu Mesire Alanına, hafta sonunu fırsat bilenler mangalını alıp buraya koşuyor. Doğal maden suyunun yanı sıra soğuk suları, kaplıca suyu ve kükürtlü suya ilgi gösteren vatandaşlar, gölet kenarında serinlemeye çalışıyor.Ailesi ile beraber piknik yapmaya gelen Yaşar Özlü, “Burası doğa harikası bir yer. Tüm yerli ve yabancı turistleri buraya bekliyoruz” dedi.Vatandaşlardan İbrahim Yardımcı ise, “Kendimizi doğal ortamlara, yeşilliğe attık. Çağlayan olsun Ekşisu Mesire Alanı olsun, böyle yerlere attık kendimizi. Çocuklarımız parkta oyuyor, kendimiz burada piknik yapıyoruz. Hava güzel, ortam güzel, her şey güzel. Erzincanlı, yerli ve yabancı tüm turistleri buraya bekliyoruz” diye konuştu.
Erzincan’da sebze üretimi artıyor
23 Temmuz 2023 Pazar - 13:37 Erzincan’da sebze üretimi artıyor Erzincan’da Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü projeleriyle sebze üretimi artıyor.Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünce geliştirilen projeler ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün üreticilere yönelik kurumsa desteği eklenince kentte sebze üretimi arttı.Bu yıl dokuz dönüme yakın bir alanda üretim yapan Fahri Küçüktaş, memnuniyetini dile getirdi. Küçüktaş, sebze üretiminde yüksek kaliteli fidelerin desteklemeyle alındığını ve hastalıklara dayanıklı olduklarını vurguladı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne ve Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı teknik ekibine bu destekleri için teşekkürlerini ileten Küçüktaş, üreticilerin bu tür desteklerle daha verimli üretim yapabildiklerini ifade etti.Küçüktaş’ın tarlasında incelemelerde bulunan İl Tarım ve Orman Müdürü Murat Şahin bitkisel üretimi artırmak amacıyla yürütülen faaliyetler hakkında bilgi verdi. Şahin, Doğu Anadolu’da projenin uygulandığı tek il olan Erzincan’da, kent tarımı projeleriyle sebze üretimini artırmaya odaklandıklarını belirtti. Açık alanda özellikle kapya biber ve salçalık domates üretimine önem verdiklerini söyleyen Şahin, bu kapsamda 1 milyon 100 bin adet fidanın çiftçilerle buluşturulduğunu açıkladı. Yaklaşık 400 dekarlık alanda 285 üreticiye hibe fidelerin sağlandığını belirten Şahin, bu hibelerin oranının yüzde 75 olduğunu ifade etti.Şahin, fidelerin uygulama yerlerinde düzenli kontrollerin yapıldığını ve çiftçilerin fidelerin gelişiminden ve veriminden memnun olduklarını belirtti. Şahin, gelecek yıllarda da çiftçilere teknik destek sağlayacaklarını sözlerine ekledi.
Erzincan’da patates projesi başarıyla uygulanıyor
22 Temmuz 2023 Cumartesi - 15:05 Erzincan’da patates projesi başarıyla uygulanıyor Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü patates yetiştiriciliğine uygun olduğu merkeze bağlı Çağlayan Beldesi ve Karatuş köyünde patates yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması amacıyla 65 çiftçi ile 181 dekar alanda proje yürütüyor.Projenin gayesi bölgede patates yetiştiriciliğinin yeniden ayağa kaldırılarak Erzincan ürün deseni içerisinde patatesin de yer almasını sağlamak. Projeyi yüzde 75 oranında finanse eden Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü 450 bin TL kaynak sağladı. Bakanlığın sağladığı 450 bin TL ve çiftçiler tarafından sağlanan 150 bin TL kaynak ile 45 bin 280 kilogram patates tohumluğu toprakla buluşturuldu.Patates yetiştiriciliğinde kalite ve verimi artırarak pazarlardaki talebe uygun patatesin yetiştirilmesi için Erzincan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, bölgeye uygun patates çeşitlerinin tespit edilmesi için çalışıyor. Merkeze bağlı Çağlayan Beldesi ve Karatuş köyünde 65 çiftçi ile 181 dekar alanda yürütülen proje başarılı bir şekilde devam ediyor.Ekilen patateslerin sezon boyunca takibini gerçekleştiren Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğü teknik ekipleri, projeye dâhil olan çiftçileri teknik konularda bilgilendirecek.Projenin uygulandığı alanlarda incelemelerde bulunan Erzincan İl Tarım ve Orman Müdürü Murat Şahin, yürütülen projenin büyük önem taşıdığını, gelişigüzel yetiştiriciliği tasvip etmediklerini kaydeden Şahin, tarımda Ar-Ge çalışmalarının büyük önem taşıdığını söyledi. Rastgele yapılan yetiştiricilikte çiftçinin büyük ekonomik kayıplar yaşayabileceğinin vurgulayan Şahin, bunu önlemek için çalışmalarının sürdüğünü de belirtti. İl Müdürü Murat Şahin, ekonomik anlamda yapılan tarımda pazar isteklerinin göz ardı edilemeyeceğini vurgulayarak, pazara uygun patates çeşidinin seçildiğini, 65 çiftçi ile yürütülen projede teknik ekiplerin çiftçilere sürekli rehber ettiklerini kaydetti.Çağlayan Beldesi Atatürk Mahallesi Muhtarı Ali Özkaya ve Karatuş köyü Muhtarı Mustafa Gülaçtı ise, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ve Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün desteği ile yürütülen projeden son derece memnun olduklarını kaydederek, bölgede patates yetiştiriciliğinin verimli olduğunu ve projenin önümüzdeki yıllarda da sürdürülmesini istediklerini ifade ederek, emeği geçen yetkililere teşekkür ettiler.
“Kerbela’dan günümüze yansımalar” konulu panel düzenlendi
22 Temmuz 2023 Cumartesi - 15:04 “Kerbela’dan günümüze yansımalar” konulu panel düzenlendi Erzincan İl Müftülüğü tarafından Muharrem ayı ve aşure günü dolayısıyla Kerbela’dan günümüze yansımalar konulu program düzenlendi.Erzincan İl Müftülüğü Konferans salonunda düzenlenen programın konukları Diyanet İşleri Başkan yardımcısı Doç. Dr. Burhan İşliyen ve Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri İhsan Ünlü oldu.Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın açılış konuşmasını yapan Erzincan İl Müftüsü Muharrem Gül, “Sevgili Peygamberimizin, Mekke’den Medine’ye hicretini esas alan bu takvim başlangıcı, aynı zamanda Müslümanların Hicrî yeni yılı olarak tarihe geçmiştir. Muharrem ayının tarihimizde ve kültürümüzde de ayrı bir yeri vardır. Muharrem ayı, âşûrâ ayıdır. Âşûrâ, birlik ve beraberliğimizin, paylaşma ve dayanışmamızın simgesidir. Aşure aşındaki farklı nimetlerin kaynaşarak ortak bir tada dönüşmesi gibi, milletimiz de asırlardır birlikte yaşama ahlakının gereği olarak sevinci ve kederi, nimeti ve külfeti, muhabbeti ve meşakkati paylaşmıştır. Muharrem ayı aynı zamanda hepimizin ortak acısı, tarihimizin yürek yarası olan Kerbelâ olayının yaşandığı aydır. Hz. Hüseyin Efendimiz ve çoğu Ehl-i Beytten olmak üzere, beraberindeki yetmişten fazla Müslüman, Kerbelâ’da şehadet şerbeti içmiştir. Kerbelâ, çetin bir imtihanın ve derin bir hüznün adıdır. Kerbelâ, Sevgili Peygamberimizin aile efradından asırlara miras kalan ağır bir derstir. Bugün Kerbelâ denince bağrı yanan, Hz. Hüseyin anılınca “Ah!” çeken her Müslüman, Kerbelâ üzerine düşünmeli, onu doğru anlamalı ve ondan ibretler çıkarmalıdır. Kerbelâ’yı anlamak için Hz. Hüseyin’i tanımak lazımdır. Hz. Hüseyin, dedesi olan Hâtemü’l-Enbiyâ Muhammed Mustafa’nın (s.a.s) yolunda yürüyen şerefli bir mümindir. Hz. Hüseyin, haksızlığın ve zulmün karşısında duran; hakkın, adaletin, vefanın, sadakatin ve erdemin yoluna baş koyan haysiyetli bir Müslümandır. Hz. Hüseyin’i sevmek, onun, uğruna can verdiği değerleri sahiplenmeyi gerektirir. Zira o, tüm nesiller ve çağlar için onurlu bir hayatın ve asil bir duruşun muhteşem örneğidir. Hz. Hüseyin’in imanını ve ahlakını kuşanmak, aynı zamanda onun yiğit ve fedakâr şahsiyetini gençlerimize aktarmak bizim görevimizdir” dedi.İl Müftüsü Muharrem Gül’ün açılış konuşmasının ardından Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri İhsan Ünlü ve Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Burhan İşliyen Kerbela’dan günümüze yansımalar konulu sunumlarını yaptılar.