Yerel Haberler
Erzincan
Popüler sanatçılara inat 5 bin yıllık âşıklık geleneğini yaşatmaya çalışıyorlar
10 Temmuz 2023 Pazartesi - 08:52 Popüler sanatçılara inat 5 bin yıllık âşıklık geleneğini yaşatmaya çalışıyorlar Günümüzde unutulmaya yüz tutan 5 bin yıllık âşıklık geleneğini yaşatmak için halk ozanları bir araya gelerek Erzincan’da sazın teline vurdu vatandaşlar dinledi.Gümüşhaneli, Erzurumlu ve Erzincanlı halk ozanları Erzincan’da Millet Bahçesinde bir araya geldi. 5 binlik âşıklık geleneğini günümüzde de yaşatmak için çaba sarf eden Âşık Yaşar Demiroğlu, Âşık Zakir Tekgül, Ozan Baki Çetin ve Âşık Şahin Turgutoğlu, Erzincanlılara müzik ziyafeti sundu.Âşıklık geleneğinin popüler sanatçıların artmasıyla ilgisini kaybettiğini ancak âşıklığının her zaman yaşayacağını kaydeden halk ozanları şöyle konuştular:Âşık Yaşar Demiroğlu; “Biz bu sanata gönül vermiş insanlar olarak bu sanatı yaşatmaya, toplumlara tanıtmaya devam edeceğiz. Her birimiz bir yerlerden Erzincan’a geldik bugün. Âşıklık geleneğini Türkiye’nin dört bir yanında yaşatmak için çabalıyoruz.”Âşık Zakir Tekgül; “Popüler müzikler öne çıksa da bizi seven bir kitle var. Âşıklık geleneğine gönül vermiş insanlar. Bizi görenler bize bir Sümmani babadan bir türkü söyler misin. 150 yıl geçmiş Sümmani babanın türküleri hala çalıp söyleniyor. Bir Sümmani, bir Emrah unutulmamış. Biz elimizden geldiği gücümüz yettiği kadar âşıklık geleneğini yaşatıp, tanıtmaya devam edeceğiz. Popüler müzik bir rüzgar gibidir gelir geçer ama bu gelenek gelip geçmez.”Ozan Baki Çetin; “Âşıklık geleneği 5 bin yıllık bir gelenek. Günümüzde de artık dizilerde, popüler sanatçıların söyledikleri türkülerde de eski eserlerimize yer verilmekte. Gönül dağı Neşet Ertaş’ın türküleriyle can buluyor. Dizide belediye başkanının kızının Sümmani babadan söylediği ‘ervah-ı ezelden, levh-i kalemden’ türküsünü söylemesi bu kültürün ölmeyeceğini ifade eder. Bu sanat ölmez bugün sanatçılarımızın söylemiş oldukları türkülerin yüzde 70’i halk ozanlarının türküleridir.”Âşık Şahin Turgutoğlu; “Aşıklık geleneği altın yere düşse de paslanmaz misali Dede Korkut’tan bu yana gelen 5 bin yıllık bir sanattır. Asla ve asla kaybolmaz. Arzumuz insanların daha çok âşıklık geleneğine değer vermeleridir.”
Kemaliye’de kapı tokmaklarının sırları
10 Temmuz 2023 Pazartesi - 08:04 Kemaliye’de kapı tokmaklarının sırları Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde sadece bir demirci ustası tarafından üretilen kapı tokmakları motifleri ve sesleriyle bin yıllık bir tarihin kapısını aralıyor.Tarihe açılan kapılardaki bu sırrı tekrar yaşatmaya çalışan Mustafa Demirci, yok olmakla yüz yüze olan bir geleneği yaşatmaya çalışıyor. İlçe sakinleri evlerin kapılarına takılan tokmaklar sayesinde ev sahipleri, kapıyı çalan misafirlerini görmeden kadın ya da erkek olup olmadığını anlayabiliyor.Derin kanyonlar arasında uzanan bir vadiye yerleştirilmiş küçük ve şirin bir ilçe olan Kemaliye’de asırlardır yaşatılan ve Türklerin Şamanizm’e inandığı dönemdeki geleneklerden olan çeşitli motiflerle kapı süsleme ve demir kapı tokmağı üretimi geleneği, ilçedeki Mustafa Demirci usta tarafından yaşatılıyor.Erzincan’a 150 kilometre uzaklıkta bulunan 2 bin nüfuslu Kemaliye’de yazları nüfus 15 bini buluyor. İnsanların genelde yürüyerek bir yere gitmeyi tercih ettiği ilçede hiç trafik olmuyor. İlçeye dışarıdan gelenlerin gözüne ilk çarpan şey ahşap yapılar ve bu yapıların kapıları üzerindeki tokmaklar oluyor. Kemaliye’nin binlerce yıllık tarihini ve sosyolojik yapısını anlatan kapı tokmakları kentin göze çarpan en belirgin özelliklerinden biri. Geleneklere göre bir eve gelen misafir kapı tokmağını çalışına göre karşılanıyor. Ev sahibi tokmak sesine göre misafirin kim olduğunu anlıyor. Kapı tokmağının sesi gelenin kadın mı yoksa erkek mi olduğunu haber veriyor. Eğer misafir büyük tokmağı kullanır ve ses tok ve gür çıkarsa gelen kişi erkek ama diğerine göre ince daha az sesi olan küçük tokmak kullanılırsa gelen kişi kadındır.Her motifin bir anlamı varKapı tokmaklarının mesajları bunlarla sınırlı değil. Tokmaklar üzerindeki motiflerin de bir anlamı var. Örneğin lamba motifli bir kapı tokmağı evin ocağı sönmesin hayat daim olsun anlamını taşıyor. Kuş motifi kullanılmışsa bu da ev sahibinin gurbette bir yakınının olduğu ve haber beklediği anlamına geliyor. Sağa sola ayrılan ve kuş kafasını andıran motifler evin Müslüman bir aileye ait olduğunu vurguluyor. Öküz motifi ise ailenin birlik olduğunu simgeliyor. Kapı tokmaklarında akrep yılan gibi motiflerde var. Bu motifler Şaman kültüründen kalma. Yılan motifleri genellikle anahtar delikleri çevresinde bulunuyor ve bu motifteki kilide anahtar sokulunca şeytanın o eve giremeyeceğine inanılıyor. Akrep motifi olan evlerde ise cinin şeytanın barınamayacağı inancı var. Günümüzde Kemaliye’de kapı tokmakları yapan kişi 6 kuşaktır geleneklere bağlı olarak bu işi yapan Demirci ailesinden Mustafa Demirci. Yaklaşık 120 yıl aradan sonra tekrar 1996 yılında bu geleneği sürdürme kararı alan Demirci ailesinin bu kararı sadece kaybolmakta olan bir geleneği yaşatmak değil aynı zamanda bu tokmakların işleneceği kapıları yapan marangozları ve buna bağlı olarak da eski taş ustalarını hayata bağlamış. Pek kimsenin rağbet etmediği marangozluk ve taş ustacılığı da kapı tokmakları sayesinde yeniden nefes almaya başlamış.‘Kopya maneviyatı bozar’Yıllar önce Kemaliye’de kapı tokmağı yapan yaklaşık 350 kişinin olduğunu ifade eden Mustafa Demirci, “Tabi o zaman kimse birbirinin yaptığını kopya etmezmiş. Ama bir süre sonra kopyalama başlamış. Kopya işin içine girince işin kalitesi düşmüş ve ustalar da artık kendi yaptıklarından zevk alamaz duruma gelmişler ve işi bırakmışlar. 120 yıldır kimse yapmıyordu. Biz 1996’da tekrar başladık” diye konuştu.“Misafiri kapı tokmağı sesinden tanıyorlar”Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde, evlerin kapılarına takılan tokmaklar sayesinde ev sahipleri, kapıyı çalan misafirlerini görmeden kadın ya da erkek olup olmadığını anlayabiliyor.Şamanizm geleneğine göre, geçmişte hane halkını şeytana karşı koruduğu düşüncesiyle kapılara yapılan yılan figürü gibi süslemeleri kapı ve kapı tokmaklarına işleyen ustalar, Türklerin İslam’a geçişinin ardından uygulanan kapılara iki farklı tokmak takma geleneğini de yaşatmaya çalışıyor.Özellikle İslam geleneğinde ev halkının evlerine gelen misafirlerin cinsiyetine göre kıyafetlerine dikkat etmesini sağlamak amacıyla ustalarca yapılıp kapılara takılan iki farklı tokmak, eve gelen misafirin cinsiyeti konusunda ev sahibine bilgi veriyor.İlçe sakinleri, geçmişte adeta görüntülü kapı sistemi olan bu yöntemi kullanmaya devam ediyor.Kapı tokmağı imalatçılığının unutulmaya yüz tutan bir meslek dalı olduğuna işaret eden Mustafa Demirci, kendi çocuklarını ve torunlarını yetiştirmeye çalışıyor.Bu tür kapı tokmaklarının halen rağbet gördüğüne işaret eden Demirci, el emeği göz nuruyla uzun uğraşlar sonucunda ürettiği kapı tokmaklarının üzerine farklı anlamlara gelen motifler de işlediklerini sözlerine ekledi.
Kulaklara zarar veren 7 şeye dikkat
10 Temmuz 2023 Pazartesi - 07:58 Kulaklara zarar veren 7 şeye dikkat Doç.Dr. Kenan Doğan, kulaklara zarar veren etkenlere dikkat edilmesi hakkında uyarılarda bulundu.Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr. Doğan, “Kulaklarımız aslında düşündüğümüzden de hassastır. Bazı davranışlar ve durumlar var ki kulaklara zarar verebiliyor” dedi.Dr.Doğan, zararlı olan 7 etkeni şöyle sıraladı:“1. Yüksek Ses ve Gürültü: Kulaklar sesi alma ya duyarlı organ olduklarından yüksek ses kulaklara her zaman zarar verir. Yüksek sesle müzik dinlemek, kulak korumasız silah atışı yapmak, yüksek sesli ortamlarda çalışmak, yüksek sesli patlamalara maruz kalmak, yüksek sesle eğlence merkezi gibi ortamlarda çalışmak İşitmeye zarar vererek kulakta çınlama ya neden olabilir. Bu işitme kaybı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Yüksek sese maruz kalma derecesi ve süresine bağlı olarak işitme kaybı kalıcı veya geçici olabilir.2. Kulak Temizleme Çubukları: Kulak temizleme çubukları, kulak kirinin kulak kanalında tıkanmasına neden olarak kulağa zarar verir. Normalde kulak kiri kendini kulak dışına doğru atmaya meyillidir. Kulak çubuklar ile kendi kendini temizleyen bu sistem bozulmuş olur. Kulak çubukları daha derine doğru itilirse kulak zarına zarar verebilir.3. Kulak Damlası: Bazı kulak damlaları kulak için zararlı özellik taşır örneğin Gentamisin etken maddesi taşıyan kulak damlaları kulak için zararlı etkiye sahiptir. Bu damlaların rastgele ve bilinçsizce kullanılması kulağı zarar verir. İçerisinde ne olduğu belli olmayan bir takım karışımlar kulak kanalı Ph dengesini bozarak kulakta mantar enfeksiyonu ve iltihap oluşmasına neden olarak kulağa zarar verebilir.4. Cep Telefonu: Cep telefonları, radyasyon ve elektromanyetik dalga yayarak kulağa zarar verebilir. Özellikle ilk arama esnasında kulağa tutulması en fazla elektromanyetik dalga yayarak kulakta çınlamaya, zonklama ve derinden ağrı hissi oluşmasına neden olabilir. Cep telefonu ile çok fazla konuşmak zorunda kalan insanlar kulaklık kullanmalıdır. Yine bu telefonların içerisinde yer alan lityum pillerin fazla ısınmasına bağlı patlama riski mevcuttur. Bunlar başa yakın pozisyonda tutulduğunda patlarsa kafaya zarar vererek hayati risk taşır.5. Sigara ve İlaçlar: Sigara kullanımı zamanla kan damarlarında bozulmaya neden olarak, kan akımını bozar. Sigara özellikle küçük kılcal damarları etkileyerek kan akımını engeller. Bu kılcal damarlar kulağımızın kan akımının sağlar kan akımının bozulması işitme kaybı ile neticelenir. Mecburen kullanmak zorunda olduğumuz bazı antibiyotikler ve kemoterapi ilaçları kulak hücrelerinin ölmesine neden olarak işitmeye kalıcı olarak zarar verebilir bu ilaçları kullanırken sürekli kontrol altında olmalısınız.6. Piercing: Piercing hijyenik şartlar sağlanmadan yapılırsa kulak kıkırdağında erime meydana gelerek kulak şeklinin bozulmasına neden olabilir. Kulak kıkırdağına yapılacak delme işlemlerinin hekim kontrolünde yapılması gereklidir. Yine kulağa takılan küpelerin kulakta alerjik reaksiyon yaparak kaşınmasına ve kulağın şişerek enfeksiyon oluşturmasına neden olur.7. Baş Dönmesi: Kulaklar duyma görevinin dışında dengenin sağlanmasında önemli rol oynar. Baş dönmesi, kulakta çınlama, basınç artışı ve kulakta tıkanma hissi iç kulaktaki denge sisteminin etkilendiğini gösterir bu belirtilerin hafife alınması zamanla işitme organının da zarar görmesine neden olabilir. Denge sistemini etkileyen nedenler duymanın da etkilenebileceğinin göstergesidir, Bu nedenle baş dönmesi hastaları kulak burun boğaz hekimlerince ayrıntılı değerlendirilmelidir.”
Uçuk deyip geçmeyin
10 Temmuz 2023 Pazartesi - 07:45 Uçuk deyip geçmeyin Dermatoloji Uzmanı Dr. Sibel Koç, vücudun her bölgesinde oluşabilen ama çoğunlukla dudakların dış yüzeyinde ve burun kenarında ortaya çıkan halk arasında uçuk olarak bilinen lezyonların “herpes simpleks” bir cilt sorunu olduğunu söyledi.Dr. Koç, virüs nedeniyle oluşan uçuğun, küçük kızarık kabarcıklar olarak meydana geldiğini belirterek, “Dudak uçuğu çıkmadan önce ağız çevresinde veya dudakta batma, yanma gibi şikayetler meydana gelir. Diğer şikayetler de 24 saat içinde kendini göstermeye başlar. Kaşınma, sızlanma veya yanma hissi gibi. Uçuk virüsü, vücuda girip bir kere iltihap oluşturduktan sonra o bölgede var olan sinir düğümüne girer ve yerleşir. Özellikle vücudun zayıf olduğu anları yakalayarak o zaman çoğalarak yeniden var olur” dedi.Uçuk virüsünün depresyon, stres, kabus görme gibi durumlarda ortaya çıktığını anlatan Dermatoloji Uzmanı Dr. Sibel Koç, “Bağışıklık sistemi zayıfladığında, kadınların adet dönemlerinde, deri bütünlüğü bozulduğunda (dudak çevresine çarpma, vurma, ısırma gibi), uyku bozukluklarında (aşırı uykusuzluk gibi), yorgunluk olduğunda, çok fazla güneş ışığına ve zarar verici UV ışınlara maruz kalındığında, vücutta bir enfeksiyon oluştuğunda uçuk virüsü aktifleşebilir. Ayrıca anemi hastalıklarında bu cilt sorunu oldukça sık görülür. Uçuk virüsü bulaşıcıdır. Bu nedenle uçuğu olan kişiler kişisel eşyalarını (bardak, çatal, yastık, kaşık, havlu gibi..) başka kişilerle paylaşmamalıdırlar. Öpüşmekten ve uçuk olan bölgeye dokunmaktan da (uçuğu ellemek, kabuğu ile oynamak gibi..) uzak durmalılardır. Uçuğu olan ve makyaj uygulayan bayanlar makyaj yaparken yada makyajlarını çıkarırken çok dikkatli olmalılar, kesinlikle uçuğa el sürmemeliler. Uçuk tedavisinde bu virüsün tekrar etmesine sebep olan durum oldukça önemlidir. Bu sebeple tedavisi için mutlaka bir dermatoloji uzmanına görünülmelidir” diye konuştu.
Uykusuzluğa iyi gelen melisa çayının 17 faydası
10 Temmuz 2023 Pazartesi - 07:35 Uykusuzluğa iyi gelen melisa çayının 17 faydası Dyt. Betül Merd, melisa çayını tüketirken bazı kurallara uyulması gerektiğini belirterek, melisa çayının faydaları hakkında bilgi verdi.Stresten uykusuzluğa kadar birçok soruna iyi geldiği bilinen melisa çayı, tamamlayıcı tıpta ilaç olarak kullanılıyor. Ancak bu çayı tüketirken bazı kurallara uyulması önem taşıyor. Bitki çayları arasında yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisiyle bilinen melisa çayının günde 2 fincandan fazla tüketilmemesi öneriliyor. Dyt. Betül Merd, melisa çayını tüketirken bazı kurallara uyulması gerektiğini belirterek, melisa çayının faydaları hakkında bilgi verdi.Tam bir antioksidan deposuA ve C vitamini, folik asit, potasyum, kalsiyum, demir, çinko, lif ve tanen açısından zengin olan melisa bitkisi, flavonoidler yani insan vücudunda antioksidan işlevini yürüten bitkisel besin maddesi bakımından zengindir. Melisa otunun 100 gramında 42 kcal kalori, 1 tutamında yani 3 gramında 2 kalori bulunmaktadır. Melisa otunun 100 gramında 5 gram karbonhidrat, 3 gram lif, 3.5 gram protein, 0.8 gram yağ bulunmaktadır. Ayrıca bu bitki 100 gramında 667.0 IU A vitamini, 45.0 miligramında C vitamini, 400.0 miligram potasyum, 150.0 miligram kalsiyum, 2.0 miligram demir barındırmaktadır.Uyumadan 20 dakika önce içilmeliUykusuzluk için melisa çayı yatmadan 20 dakika önce içilmelidir. Günde en fazla 2 fincan tüketilmelidir. Soğuk algınlığına iyi geldiğinden kış çayı olarak da bilinen melisa çayı, ferahlamak amacıyla sıcak yaz günlerinde soğuk olarak da içilebilir. Yarım litre su kaynatıldıktan sonra 1 tatlı kaşığı melisa yaprağı ilave edilip 10 dakika demlenmeye bırakılır. İçerisindeki faydalı uçucu yağlar buharlaşmaması için demlenirken demliğin ağzı kapatılır.Aç karnına içilmeliÖğleden önce ya da öğleden sonra aç karnına içilmesi gerekir. Çünkü melisa çayının etkisini tam olarak gösterebilmesi için zaman ve açlık önemlidir. Rahatlatıcı etkisi nedeniyle gün içiresinde çalışanların içmesinin bazı sakıncaları olabilir. Sarı kantaron ile birlikte demlenerek içildiğinde stres ve uykusuzluk sorununa iyi geldiği bilinmektedir. Günün yorgunluğunu atmak ve akşam saatlerinde ortaya çıkan stresi düşürmek için yatmadan önce 1 fincan içilen melisa çayı vücudu rahatlatmaktadır.Melisa çayı bu sorunlara iyi geliyorRahatlatıcı ve yatıştırıcı etkisi nedeniyle aşırı strese iyi gelmektedir. Antioksidan özelliği vardır. Sindirim sistemi spazmı yaşayanlara önerilmektedir. Mide bulantısına iyi gelmektedir. İrritabl kolon, gastrit, kusma, biliyer dispepsi, baş ağrısı, titreme, psikojenik baş dönmesi ve taşikardiye iyi geldiği bilinmektedir. Melisa otu suyu ya da yağı cildin yenilenmesine, yaraların hızla iyileşmesine yardımcı olur. Melisa otunu kaynatılıp elde edilen suyla saçlar yıkandığında kepeklenme ve dökülme sorunlarını giderebilir. Saçların mat görünümünü giderip parlak ve sağlıklı görünüm sağlar. Adet sancılarının ve krampların giderilmesini sağlayabilir. Kan şekerinin dengelenmesine etkisi vardır. İdrar söktürücü özelliği bulunmaktadır. Kan dolaşımının düzenlenmesine katkıda bulunur. Karaciğer ve safra kesesi sorunlarına iyi gelebilir. Migren ataklarında doğal bir kür olarak kullanılabilir. Depresyona karşı etkilidir. Beyin fonksiyonlarını artırarak hafızayı güçlendirmeye yardımcı olur. Uçuk için doğal ilaçtır.Melisa çayını kimler içmemeli?Melisa çayının tüketimi için, çeşitli sağlık sorunu olanların ve hamilelerin uzman görüşü alması gerekir. Özellikle kronik hastalığı olanlar ile ilaç kullananların melisa çayı içmeden önce uzman hekime danışması önemlidir. Bu bitkinin her bünyede farklı etkileri olabilir. Büyüme çağındaki çocukların gelişim sürecini etkileme ihtimali olan melisa çayını 16 yaş altındaki çocuklara verirken dikkatli olmak gerekir. Yine uzman hekim görüşü olmadan melisa çayı çocuklara içirilmemelidir. Bazı ilaçlarla etkileşime girme ihtimali olan melisa çayı, ilaçların etkisini azaltabilmektedir. Bu nedenle düzenli ilaç alınıyorsa uzman hekim görüşü almadan melisa çayı içilmemelidir. Glokom, tiroid hastalığı olanlar ile limon balsamının bir veya daha fazla bileşenine aşırı duyarlılığı olanların içmemesi gerekir.
Strese bağlı cilt hastalıkları arttı
10 Temmuz 2023 Pazartesi - 07:27 Strese bağlı cilt hastalıkları arttı Stres kaynaklı egzama, vitiligo, zona, sedef ve saç dökülmesi vakalarının arttığını belirten Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hilal Gökalp, tedavinin geciktirilmemesi konusunda uyarıda bulunarak, "Bu hastalıkların bazıları ömür boyu sürebilir” dedi.Doç. Dr. Hilal Gökalp strese bağlı cilt rahatsızlıklarının arttığını kaydetti. Deri hastalıklarının çok büyük bir kısmının stresle ilgili olduğunu belirten Doç. Dr. Gökalp, “Egzamadan vitiligoya, tekrarlayan uçuktan zonaya, saçkırandan sedef hastalığına ve vücutta yaygın döküntülere kadar birçok hastalık, strese bağlı olarak ortaya çıkıyor. Üstelik bu hastalıklar kişinin daha çok stres yaşamasına neden oluyor ve durum bir kısırdöngüye dönüşüyor. Cilt hastalıkları için mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Erken teşhis ve tedavi son derece önemli, çünkü bu saydığım hastalıklardan bazılarının ömür boyu sürme riski var” diye konuştu."Tedaviyi ihmal etmeyin"Strese bağlı cilt hastalıkları arasında en yaygın olanın ‘stres egzaması’ olduğunu da ifade eden Doç. Dr. Hilal Gökalp, sözlerini şöyle sürdürdü:“En sık karşımıza çıkan hastalıklardan biri olan stres egzaması, deride kızarıklık ve kaşıntıya yol açan bir rahatsızlık. Kaşıntılar zamanla kötüleşip dayanılmaz noktaya gelebiliyor. Tedavinin ihmal edilmesi halinde açık yaralar oluşabiliyor, üstelik bu yaraların enfeksiyon kapma riski de bulunuyor. O nedenle stres egzaması ve diğer cilt hastalıklarından yakınan kişilerin bir an evvel tedaviye başlamaları büyük önem taşıyor.”
Arıcılar hasat için gün sayıyor
10 Temmuz 2023 Pazartesi - 07:10 Arıcılar hasat için gün sayıyor Zengin bitki örtüsüne sahip Erzincan’ın yaylalarında ve köylerinde arıcılık yapan üreticiler, bal hasadı yapmak için gün sayıyor.Mayıs aylarında yaylalar ile akarsu yakınlarına çadır ve barakalar kuran arıcılar, kaliteli bal üretebilmek için ailelerinden uzakta, teknolojiden yoksun, doğayla iç içe yaşam sürüyor. Bitki çeşitliliği bakımından oldukça zengin olan, akarsu kaynaklarının bulunduğu bölgeye kamyonlarla arı kovanlarını getiren arıcılar, kaliteli bal üretmek için yoğun mesaisine devam ediyor. Günün ilk ışıklarıyla uyanan ve kovanlardaki arı kolonileriyle gece gündüz demeden ilgilenen arıcılar, gelişimini sağlamak için arılarının bakımını günlük yapıyor. Her türlü doğa şartına göğüs geren ve bu sıralar tatlı bir telaş yaşayan arıcılar, yaylalarda ve arıcılık yapmaya uygun köylerinde ürettikleri balları sonbaharda iç piyasada satarak aile ve ülke ekonomisine katkı sağlıyor.Erzincan’ın Çağlayan Beldesine bağlı Kalecik köyünde 40 yıldır arıcılık yaparak geçimini sağlayan Cemal Gümüş, hasat için az bir zaman kaldığını ifade ederek gün saydıklarını söyledi. Gümüş, bu sene yağışların da etkili olduğunu bunun da bal verimine etki edeceğini belirterek, “40 yıldır burada arıcılık yapmaktayım. Köyümüz, yerimiz ve doğamız çok güzel. Bu sene arılarda oğul verme olayı çok oldu. O da polenin olmasından dolayı. Polen bir nevi arının ekmeği. Arı onu belli işlem gördükten sonra petek gözlerine gömer ve sonra çıkararak yavruya yedirir. Arı çok farklı bir şey. Ben şu kovanı bir nevi bir eczane, bir doktor, bir hemşire, bir fabrika gibi görüyorum. Yalnızca bal demek değil. Arı da çok çeşit yiyecek maddeler vardır ve hepsi de ilaç. Bal yiyecek maddesi değil şifa kaynağıdır. Balın yanında da propolis var, polen var, arı sütü var, erkek arı jölesi var, mum var, arı zehri var ama biz bunları değerlendiremiyoruz. Herhangi bir katkımız yok burada dağdan ne gelirse. Yağışlar da etkili oldu bu sene. Dediğim gibi, çiçek çok oldu, çiçek çok olunca polen oluyor, polen de çok olunca arı yuvaya polen getiriyor kovana, o da ana arının yumurtlamasını teşvik ediyor. Ana arı da fazla yumurtladığı için bu sene oğul verme olayını bir türlü bitiremedik. Hasada da Ağustosun 15’i- 20’sinden sonra başlarız. Hasat için gün sayıyoruz” dedi.
Düğün dönüşü davul zurnacı baba ve oğlu öldü
09 Temmuz 2023 Pazar - 20:07 Düğün dönüşü davul zurnacı baba ve oğlu öldü Erzincan’da sabah saatlerinde minibüsün şarampole uçması sonucu 4 kişinin hayatını kaybettiği kazada ölenlerden ikisinin Erzurum’un renkli simalarından (zurnacı) Mehmet ile oğlu (davulcu) Erkan Kılıç’ın olduğu belirlendi.Süleyman Özkan idaresindeki 25 ACY 505 plakalı minibüs, sabah saatlerinde Erzincan- Sivas kara yolunun 40. kilometresi Sakaltutan Geçidi mevkiinde şarampole devrildi. Araçta bulunan 4 kişi hayatını kaybederken aralarında çocukların da bulunduğu 10 kişi yaralandı.Kaza mahalline sağlık, jandarma, AFAD ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kazada, sürücü Süleyman Özkan ile minibüsteki Mukaddes Kanlı, Erkan Kılıç ve Mehmet Kılıç olay yerinde hayatını kaybetti. Yaralılar, ambulanslarla Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Minibüstekilerin, düğün için gittikleri İstanbul’dan Erzurum’a geri döndükleri öğrenildi.Erzurum’un Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar yaralıları Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ziyaret ederek geçmiş olsun dileğinde bulunup kaza hakkına bilgi aldı.Kazada hayatını kaybeden Mehmet Kılıç (60) ile oğlu Erkan Kılıç’ın (37) Erzurum’daki düğünlerin vazgeçilmez davulcu ve zurnacısı olduğu ortaya çıktı. Erzurum’da renkli simalarıyla birçok insanın tanıdığı baba oğulun ölüm haberi vatandaşları üzüntüye boğdu.Baba ve oğlunun cenazelerinin yarın Erzurum’da ikindi namazı sonrası Narmanlı Camisinde kılınacak cenaze namazına müteakip toprağa verilecekleri öğrenildi.