Yerel Haberler
Erzurum
Erzurum’da "Vatan ve kahramanlık buluşmaları" programı 11 Mart 2026 Çarşamba - 14:34:57 Erzurum’da aziz şehitlerin hatırasını yaşatmak ve genç nesillerde vatan sevgisi bilincini güçlendirmek amacıyla "Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları" programı düzenlendi. Okuduğu okula ismi verilen Şehit Burak Tatar’ın adını taşıyan Şehit Burak Tatar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Erzurum Şube Başkanı Recep Akgül, şehit ailesi, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılış konuşmasını yapan Okul Müdürü Emre Koç, şehitlerin fedakârlıklarının hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini belirterek genç nesillerin milli ve manevi değerler ışığında yetişmesinin önemine vurgu yaptı. Koç konuşmasında ayrıca okuduğu okula ismi verilen Şehit Paramedik Burak Tatar’ın hayatını ve kahramanlık hikâyesini katılımcılarla paylaştı. Programda konuşan Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, şehitlerin milletin bağımsızlığı ve vatanın bölünmez bütünlüğü için en büyük fedakârlığı yaptığını belirterek bu tür programların genç nesiller için önemli bir bilinç oluşturduğunu ifade etti. Aykut konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada çok anlamlı ve çok kıymetli bir buluşma için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Aziz milletimizin bağımsızlığı, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve bayrağımızın özgürce dalgalanması için canlarını feda eden kahraman şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Bu topraklar sıradan topraklar değildir. Bu topraklar; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da ve Anadolu’nun dört bir yanında can veren kahramanların emanetidir. Her karışı şehit kanlarıyla yoğrulmuş olan bu vatan bizlere bırakılmış en kutsal mirastır. Şehitlerimiz bu milletin hafızasında yalnızca birer hatıra değil; aynı zamanda bizlere yol gösteren birer onur, cesaret ve vatan sevgisi sembolüdür. Bugün adını taşıdığınız bu okulun ismi de böyle bir kahramanın adıdır. Şehidimiz Burak Tatar, genç yaşında vatan sevgisini her şeyin üstünde tutmuş, görev bilinciyle hareket etmiş ve milletimiz için en büyük fedakârlığı yaparak şehadet mertebesine ulaşmıştır. Sevgili gençler; şehitlerimizin bizlere bıraktığı en büyük emanet sizlersiniz. Sizler bu ülkenin geleceği, bu milletin umudu ve yarınlarımızın mimarlarısınız. Unutmayınız ki vatan sevgisi yalnızca cephelerde gösterilen bir kahramanlık değildir. Vatan sevgisi; okul sıralarında çok çalışmak, ülkemiz için üretmek ve bu millete hizmet etmektir." Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Erzurum Şube Başkanı Recep Akgül ise konuşmasında Türkiye’nin vatan uğruna büyük bedeller ödediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bugün ülkemizde yaklaşık 50 bine yakın şehidimiz ve 35 bine yakın gazimiz bulunmaktadır. Bu rakamlar vatanın ne büyük fedakârlıklarla korunduğunu göstermektedir. Şehitlerimiz ve gazilerimiz bu vatan için bedel ödemiş kahramanlardır." Programda söz alan şehidin öğretmenlerinden Taner Erdoğumuş, Burak Tatar’ın öğrencilik yıllarından itibaren vatan sevgisiyle yetişmiş örnek bir genç olduğunu ifade ederek duygusal anlar yaşattı. Erdoğumuş konuşmasında, Burak Tatar’ın genç yaşlardan itibaren şehit olmayı arzuladığını belirterek, "Burak her zaman vatan sevgisiyle dolu bir evladımızdı. ‘Ben şehit olacağım hocam’ derdi. Göreve gitmeden önce sahip olduğu arabasını satarak gelirini Mehmetçik Vakfı’na bağışladı. Bu davranışı onun nasıl bir iman ve vatan sevgisiyle yetiştiğinin en büyük göstergesiydi" dedi. Burak Tatar’ın ilk günden son güne kadar imanla yoğrulmuş, bayrak aşkıyla yanan bir vatan evladı olduğunu ifade eden Erdoğumuş, "O sadece bir öğrencimiz değil, aynı zamanda bu milletin yetiştirdiği örnek bir evlattı. Bugün onunla gurur duyuyoruz" diye konuştu. Erdoğumuş ayrıca okulun şehitler verdiğini hatırlatarak, "Bu okuldan yalnızca Burak değil, Burak Tortumlu ve Taha Nergiz gibi kahraman evlatlarımız da çıktı. Vatan onlara çok şey borçlu. Bu millet onların fedakârlığını asla unutmayacaktır" ifadelerini kullandı. Programda konuşan şehit Burak Tatar’ın annesi Hülya Tatar ve babası Yahya Tatar ise evlatlarıyla gurur duyduklarını ifade etti. Tatar ailesi, Burak Tatar’ın vatan sevgisiyle yetişmiş bir evlat olduğunu ve şehit olmayı kendi isteğiyle arzuladığını dile getirdi. Şehit ailesi gençlere de seslenerek milli ve manevi değerlerin daha iyi anlaşılması için Çanakkale Şehitliği’nin ziyaret edilmesinin önemine dikkat çekti. Aile, gençlerin şehitlerin fedakârlıklarını yerinde görmelerinin vatan sevgisini daha iyi anlamalarına katkı sağlayacağını ifade etti. Program öğrenciler tarafından okunan "Bayrak" şiiri ve soru-cevap bölümü ile devam etti. Program sonunda şehit Burak Tatar’ın ailesine protokol üyeleri tarafından çiçek takdim edildi. Şehit Burak Tatar kimdir? Paramedik Burak Tatar, 2 Ocak 1995 tarihinde Erzurum’un Yakutiye ilçesinde dünyaya geldi. 2013 yılında Erzurum Sağlık Meslek Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl henüz 18 yaşındayken sağlık camiasında görev almaya başlayarak Narman İlçe Hastanesine atandı. Üç yıl boyunca Narman 112 Acil Sağlık İstasyonu’nda istasyon sorumlusu olarak görev yaptı. 2016 yılında Atatürk Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan mezun oldu ve naklen atama ile Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görevine devam etti. Aynı yıl UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi) bünyesine katıldı. Görev süresi boyunca Nusaybin Hendek Operasyonları, Fırat Kalkanı Operasyonları, Cerablus görevlendirmesi, Avşa Adası sağlık tedbiri ve Sarıkamış Allahuekber Dağı Şehitleri Anma Töreni gibi birçok görevde gönüllü olarak yer aldı. Son olarak Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında görev alan Burak Tatar, burada hasta müdahalesine giderken el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit oldu.
11 Mart 2026 Çarşamba - 11:37 Karayazı Anadolu Lisesi’nde açılan bilim sergisi yoğun ilgi gördü Erzurum’un Karayazı ilçesinde bulunan Karayazı Anadolu Lisesi’nde öğrencilerin hazırladığı TÜBİTAK Bilim Sergisi büyük ilgi gördü. Öğrencilerin bilimsel çalışmalarını sergilediği etkinlik, ilçe protokolü ve eğitim camiasının katılımıyla gerçekleştirildi. Sergiye Karayazı Kaymakamı Onur Titiz, ilçedeki mülki amirler ve davetliler katıldı. Ziyaret sırasında öğrenciler hazırladıkları projeleri ve farklı branşlardaki çalışmalarını katılımcılara tek tek anlatarak sunum yaptı. Öğrenciler, projelerinin amacı ve hazırlık süreci hakkında bilgi vererek bilimsel çalışmalarını tanıttı. Kaymakam Onur Titiz de sergiyi gezerek öğrencilerin projelerini dikkatle dinledi. Öğrencilerle sohbet eden Titiz, yapılan çalışmalar hakkında fikir alışverişinde bulunarak öğrencileri tebrik etti ve başarılarının devamını diledi. Karayazı Anadolu Lisesi Müdürü Serkan Azat Tutkun ise yaptığı açıklamada, TÜBİTAK sergilerinin öğrencilerin bilimsel düşünme becerilerini geliştirmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Tutkun, farklı branşlardaki çalışmaların tanıtıldığı bu tür sergilerin öğrencilerin öncülüğünde belirli aralıklarla, özellikle üç ayda bir düzenlenmesinin eğitim açısından faydalı olacağını ifade etti. Gerçekleştirilen TÜBİTAK Bilim Sergisi, öğrencilerin araştırma, üretme ve sunum becerilerini geliştirmesi açısından önemli bir etkinlik olarak değerlendirildi. Katılımcılar, öğrencilerin hazırladığı projeleri ilgiyle inceleyerek gençlerin bilimsel çalışmalarından duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Atatürk Üniversitesi, sanat diplomasisini bölgesel işbirliğiyle güçlendiriyor
27 Ekim 2025 Pazartesi - 20:26 Atatürk Üniversitesi, sanat diplomasisini bölgesel işbirliğiyle güçlendiriyor Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Aydemir ve beraberindeki heyet, fakültenin uluslararasılaşma ve kültürel etkileşim vizyonu çerçevesinde İran’a önemli bir ziyaret gerçekleştirdi. Geçtiğimiz hafta yapılan program kapsamında heyet, Tebriz ve Urumiye şehirlerinde bulunan önde gelen üniversitelerde temaslarda bulunarak sanatsal ve akademik işbirliği imkanlarını değerlendirdi. Tebriz İslam Sanatları Üniversitesi’yle ortak vizyon Heyetin ilk durağı Tebriz İslam Sanatları Üniversitesi oldu. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Aydemir, Üniversite yönetim ekibiyle bir araya gelerek, iki kurum arasında sanatın tüm alanlarını kapsayan işbirliklerinin geliştirilmesi üzerine verimli bir görüşme gerçekleştirdi. Toplantıda, ortak sergiler, sanatsal projeler, akademik yayınlar, öğrenci atölyeleri ve kültürel festivaller düzenlenmesi yönünde kararlar alındı. Prof. Dr. Aydemir, bu görüşmeyi "iki kadim kültürün sanat aracılığıyla yeniden buluşması" olarak değerlendirdi. Tabriz Nabı Akram Üniversitesi (Ucna) ziyareti Heyetin ikinci durağı, Tebriz’deki özel Tabriz Nabi Akram Üniversitesi (UCNA) oldu. Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mohammad Reza Milani, rektör yardımcıları ve akademisyenlerle yapılan toplantıda iki kurum arasında sanatsal üretim, tiyatro, sinema ve dijital sanatlar alanlarında ortak çalışmalar yürütülmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Ziyaret kapsamında heyet, üniversitenin Tiyatro Bölümü öğrencilerinin sahnelediği "Deli Dumrul" adlı oyunun bir bölümünü izledi. Oyun sonrasında öğrenciler ve öğretim üyeleriyle yapılan samimi sohbetlerde sanat eğitiminin evrensel dili ve kültürel bağları üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Urumiye Üniversitesi’nde sanatsal diyaloglar Ziyaretlerin son durağı Urumiye Üniversitesi Sanat, Mimarlık ve Şehir Planlama Fakültesi oldu. Fakülte Dekanı Morteza Khosrovnia ve akademisyenlerle yapılan görüşmelerde, iki kurum arasında öğrenci ve akademisyen değişim programları, ortak atölye ve sempozyumlar, uluslararası sergi projeleri gibi birçok başlıkta işbirliği yapılması kararlaştırıldı. Görüşmelerin, Türkiye ve İran arasında sanat temelli yeni bir akademik köprünün temellerini attığı vurgulandı. "Sanat, ülkelerin ortak dillerindendir" Ziyaret programını değerlendiren Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Aydemir, sanatın uluslararası alandaki birleştirici gücüne dikkat çekerek şu açıklamada bulundu: "Sanat, dillerin ötesinde bir dildir; kültürleri birbirine yaklaştıran, insanlığın ortak vicdanını diri tutan en güçlü köprüdür. Tebriz ve Urumiye ziyaretlerimizde gördük ki, sanat aynı zamanda diplomatik bir değerdir de. Güzel Sanatlar Fakültesi olarak, Rektörümüz Prof.Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun vizyonu doğrultusunda coğrafyamızın kadim sanat mirasını evrensel düzeyde paylaşmaya devam edeceğiz. Türkiye ile İran arasındaki bu yeni sanatsal işbirliği, iki ülkenin sanat dünyasını birbirine daha da yakınlaştıracaktır."
Erzurum’da yeni medya çağı konuşuldu
27 Ekim 2025 Pazartesi - 15:11 Erzurum’da yeni medya çağı konuşuldu Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi ile Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) iş birliğinde düzenlenen "Yapay Zeka Çağında Yeni Medya ve Habercilik" paneli, iletişim dünyasında dijital dönüşümün etkilerinin ele alındığı önemli bir buluşmaya sahne oldu. Program, Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan panelin açılış konuşmalarını Erzurum Yeni Medya Derneği Başkanı ve TİMBİR Erzurum Bölge Başkanı Gamze İspirli ile İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Raci Taşçıoğlu yaptı. Panelin açılışında konuşan Gamze İspirli, yapay zekâ destekli medyanın habercilikte yeni fırsatlar sunduğunu ancak etik sorumlulukların da arttığını vurguladı. İspirli, "Yapay zekâ hız ve erişim açısından devrim niteliğinde olsa da haberciliğin merkezinde insan olmalı. Duygusu olmayan bir sistemin, toplumsal sorumluluğu olan bir haberciliği temsil etmesi mümkün değildir." dedi. İspirli ayrıca Erzurum’un iletişim alanındaki potansiyeline dikkat çekerek, "Erzurum; akademisi, gençleri ve medya profesyonelleriyle dijital dönüşümün güçlü merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor." ifadelerini kullandı. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Raci Taşçıoğlu, yeni medya çağının sadece teknolojik değil aynı zamanda sosyolojik bir dönüşüm oluşturduğunu belirtti. Taşçıoğlu, "Yapay zekâ iletişim biçimlerimizi, algımızı ve habere yaklaşımımızı yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşümün akademik anlamda doğru analiz edilmesi ve etik temelde yönlendirilmesi büyük önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. Panelin ilk oturumunda söz alan TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, "Yeni Medyada Habercilik" başlıklı konuşmasında dijital çağda gazeteciliğin temel değerlerinin yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade etti. Basa, "Yeni medya araçları bilgiye erişimi kolaylaştırırken, bilgi kirliliği ve dezenformasyon riskini de beraberinde getiriyor. Hız uğruna doğruluk feda edilmemelidir; çünkü dijital dünyada kaybedilen güveni geri kazanmak çok zordur" dedi. Yapay zekâ sistemlerinin habercilikteki rolüne de değinen Basa, "Gazeteci artık yalnızca haber yazan değil; dijital okuryazarlığı yüksek, etik değerlere bağlı bir bilgi rehberidir. Yapay zekâ haberi derleyebilir, ancak insan vicdanı olmadan gerçek gazetecilik mümkün değildir." ifadelerini kullandı. Basa, TİMBİR’in Türkiye genelinde 81 ilde ve yurt dışında temsilcileriyle faaliyet gösterdiğini hatırlatarak, "TİMBİR; dijital medyanın etik dönüşümüne öncülük eden, yerel basının dijitalleşmesini destekleyen ve medya okuryazarlığını artıran bir çatı kurumdur. Biz, medya çalışanlarını teknolojiyle buluştururken aynı zamanda haberciliğin insani yönünü koruma sorumluluğunu da üstleniyoruz." diye konuştu. Basa, konuşmasını "Geleceğin medyası, teknolojik zekâ ile insan vicdanının birleştiği noktada yükselecektir" sözleriyle tamamladı. Panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Raci Taşçıoğlu üstlendi. Katılımcılar arasında TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, TİMBİR Genel Başkan Yardımcısı Cüneyt Altıparmak, Doç. Dr. Aslı Köseoğlu ve Doç. Dr. İbrahim Zinderen yer aldı. Panelde "Yeni Medyada Habercilik", "Hukuki ve Etik Açıdan Yapay Zekâ Haberciliği", "Yeni Medya Haberciliğinde Dezenformasyon" ve "Gazeteciliğin Dönüşümü: Yapay Zekâ ve Algoritmik Gazetecilik" başlıklarında sunumlar yapıldı. Etkinlik, panelistlere plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Katılımcılar, panelin hem akademi hem medya dünyasını bir araya getirerek Erzurum’un iletişim vizyonuna yeni bir değer kattığını belirtti. Panele, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Akarsu, İletişim Başkanlığı Erzurum Bölge Müdürü Recep Küçükece, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, Erzurum Kalkınma Vakfı (ERVAK) Başkanı Erdal Güzel, Kızılay Erzurum İl Temsilcisi Hüseyin Bekmez, çok sayıda kamu kurumu yöneticisi, akademisyen, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve öğrenci katıldı.
DAGC Başkanı Türkez, TGK Başkanlar Kurulu’nda konuştu
27 Ekim 2025 Pazartesi - 13:14 DAGC Başkanı Türkez, TGK Başkanlar Kurulu’nda konuştu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun (TGK) 29. Başkanlar Kurulu Toplantısı, 24-26 Ekim tarihlerinde Bolu Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Türkez, toplantıda yaptığı değerlendirmede, "Günümüzde Türk basını, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na acilen ihtiyaç duymaktadır" dedi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen cemiyet başkanları ve gazeteciler, üç gün boyunca hem mesleki gündemi değerlendirdi hem de Bolu’nun tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini yakından tanıdı. Kültür gezisi ve ahilik duasıyla renkli başlangıç Gazeteciler, programın açılış gününde Bolu’nun tarihi ve kültürel mirasını da keşfetme fırsatı buldu. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü rehberi İbrahim Yıldız eşliğinde İzzet Baysal Caddesi, Stadion, Yukarı Çarşı ve Yıldırım Beyazıt Camii’ni gezen konuklar, Bolu’nun tarihi dokusuna hayran kaldı. Başkan Vekili Özdemir, Divan başkanı TGK Başkanlar Kurulu’nun divan üyeliği seçiminde TGK Genel Başkan Vekili Sefa Özdemir divan başkanı, TGK Genel Sekreteri Ergün Ata ve Bolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mert Minisker, divan katibi olarak seçildi. Bolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mert Minisker, ev sahipliğinde gerçekleşen toplantı için "Köroğlu gibi mücadele ettik, Köroğlu gibi mücadele etmeye devam edeceğiz" sözleriyle gazetecilik mesleğinin onuruna vurgu yaptı. Medya sektörünün nabzı Bolu’da attı Programın ikinci gününde Karpalas Otel’de düzenlenen oturumlarda medya sektörünün güncel sorunları, yerel basının sürdürülebilirliği, Basın İlan Kurumu’nun işleyişi ve Gazetecilik Meslek Yasası konuları ele alındı. TGK Genel Başkanı Mehmet Nuri Kolaylı, konuşmasında yerel basının üzerindeki ekonomik baskılara dikkat çekerek, "Basın İlan Kurumu cezalandırıcı değil, teşvik edici olmalıdır" dedi. Kolaylı; "Basın İlan Kurumu cezalandırıcı değil teşvik edici olmalıdır" Toplantıda konuşan TGK Genel Başkanı Mehmet Nuri Kolaylı, Basın İlan Kurumu cezalandırıcı değil teşvik edici olması gerektiğini belirtti. Medya sektörünün son zamanlarda çok zor bir süreçten geçtiğini kaydeden Kolaylı, sözlerine şöyle devam etti; "Hepimizin yakından tanık olduğu gibi; Ekonomik, siyasi ve teknolojik gelişmelerden yakından etkilenen sektörümüz, başta basın özgürlüğü ve yerel gazetelerin ekonomik sıkıntıları olmak üzere birçok sorunla karşı karşıyadır. Konuşmamda önceliği, her zaman olduğu gibi yerel basın kuruluşlarına ve bu kuruluşlarda fedakârca çalışan meslektaşlarıma vereceğim. Yerel basın kuruluşları çok zor bir süreçten geçiyor. Bir yandan ekonomik sorunlar, diğer yandan çeşitli kurum ve kuruluşların baskıları ve yetersiz yasal düzenlemeler sektörümüzü içinden çıkılmaz bir çözümsüzlük sürecine sürüklüyor. Yerel internet siteleri de BİK’e başvuru kriterleri, yayın süresi, editoryal kadro, yerel varlık, ziyaretçi ile erişim ölçütleri gibi asgari şartları sağlamada zorlanmaktadır. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün olmadığı, çok sesliliğin kesildiği bir ortamda demokrasiden ve halkın haber alma hakkından söz edilemeyeceği unutulmamalıdır." "Meslek Yasası’na acilen ihtiyaç duyulmaktadır" Medya sektörünün en büyük sorunlarından birinin meslek yasası olduğunu vurgulayan Mehmet Nuri Kolaylı, "Bir diğer önemli sorunumuz, her fırsatta vurgulamaktan asla geri adım atmayacağımız Meslek Yasası eksikliğidir. Basınımız, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na acilen ihtiyaç duymaktadır. Her iş kolunda düzenleyici yasalar varken, ne yazık ki basın sektöründe böyle bir yasa olmayınca dileyen herkes, eğitimine ve bilgi birikimine bakılmaksızın "gazeteciyim" diyerek mesleğe başlayabilmektedir. Bu durum, mesleki standartların düşmesine, haber kalitesinin azalmasına ve kamuoyunun bilgi kirliliğiyle karşılaşmasına neden olmaktadır. Özellikle dijital medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte "gazetecilik" adı altında etik dışı ve sorumsuz yayıncılık yapanların sayısında artış gözlemlenmektedir. Dijitalleşmeyle birlikte yalan haberlerin ve dezenformasyonun yayılması da önemli bir sorun haline gelmiştir. Ancak, "Dezenformasyon Yasası" olarak bilinen Basın Kanunu’ndaki değişiklikler, gazeteciler üzerinde caydırıcı bir etki oluşturacak otosansürü artırma riski taşımaktadır. Yasanın kapsamının belirsizliği, ifade özgürlüğünü kısıtlamaktadır. Meslektaşlarımızın yazdıkları yazılar ve yaptıkları haberler nedeniyle gözaltına alınmasına, tutuklanmasına ve uzun yargılama süreçlerinde tutuklu kalmalarına artık son verilmelidir" şeklinde konuştu. "Çalışma şartlarının yeniden düzenlenmesi bir ihtiyaçtır" Gazetecilik mesleğinin çalışma koşullarının düzeltilmesi adına çalışmalar yapılması gerektiğini kaydeden Kolaylı, sözlerine şu şekilde devam etti; "Sektörümüzde, yasal düzenleme eksiklerinden kaynaklanan sorunların yanında, çalışma koşullarının neden olduğu olumsuzluklar da yaşanmaktadır. Yaklaşık 70 yıl önce, 20 Haziran 1952’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5953 sayılı kanunda, 1961 yılında kapsamlı bir değişikliğe gidilerek meslektaşlarımıza önemli kazanımlar sağlanmıştır. Yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazedeki bu kazanımlar, zamanla bir bir değiştirilmiş ve birçoğu geri alınmıştır. Bu yasanın da günümüz koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi sadece biz gazetecilerin değil, toplumumuzun bir ihtiyacı haline gelmiştir. Ayrıca, ‘yıpranmada basın kartı sahibi olma şartı’ mutlaka kaldırılmalıdır." DAGC Başkanı Türkez, "Yasa yaşanan birçok olumsuzluğu ortadan kaldıracak" Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda konuşan Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti (DAGC) Başkanı Ayhan Türkez, günümüzde Türk basınının, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na acilen ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, "Hemen hemen her iş kolunda düzenleyici yasalar varken basın sektöründe böyle bir yasa olmayınca dileyen herkes, eğitimine ve bilgi birikimine bakılmaksızın "gazeteciyim" diyerek mesleğe başlayabilmektedir. Bu durum, mesleki standartların düşmesine, haber kalitesinin azalmasına ve kamuoyunun bilgi kirliliğiyle karşılaşmasına neden olmaktadır. Özellikle dijital medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte "gazetecilik" adı altında etik dışı ve sorumsuz yayıncılık yapanların sayısında artış gözlemlenmektedir. Bu nedenle; gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen "‘Gazetecilik Meslek Yasası" teknolojik gelişmeler de göz önüne alınıp günümüz koşullarına uygun olarak çıkarılmalıdır. Yeni yasa, gazetecilik eğitimi almış ve belirli mesleki yeterliliklere sahip kişilerin mesleği icra etmesini sağlayacak kriterleri içermeli, ancak bu kriterler ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı bir araç olarak kullanılmamalıdır. Böyle bir düzenleme fikir özgürlüğünü kısıtlayıcı değil, tam tersine haber alma özgürlüğünü gerçek anlamda hayata geçirmeyi sağlayıcı nitelikte olmalıdır. Meslek yasası, gazetecilerin haklarını güvence altına alırken, aynı zamanda mesleki sorumlulukları ve etik ilkeleri de net bir şekilde tanımlamalıdır" dedi. Ortak bir yol haritası oluşturulacak Oturumlarda ayrıca dijital dönüşüm sürecinde yerel gazetelerin yaşadığı zorluklar, basın çalışanlarının özlük hakları ve meslek içi eğitim konuları da gündeme taşındı. Katılımcılar, çözüm önerilerini paylaşarak ortak bir yol haritası oluşturulması konusunda fikir birliğine vardı. TGK Sonuç Bildirgesi: Basının üç temel sorunu vurgulandı Basın İlan Kurumu teşvik edici olmalıdır: TGK, bildirgede Basın İlan Kurumu’nun cezalandırıcı değil, yerel gazeteleri yaşatıcı ve destekleyici bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Kurumun, yerel basının ekonomik olarak ayakta kalabilmesi için teşvik edici politikalar geliştirmesi istendi. Meslek yasası eksikliği: Gazetecilik Meslek Yasası’nın hâlâ çıkarılmamış olmasının büyük bir eksiklik olduğu belirtilen bildirgede, yasanın mesleki standartları güvence altına alacağı ve gazetecilerin haklarını koruyacağı ifade edildi. Basın özgürlüğü ve dezenformasyon: Basın özgürlüğünün demokrasinin temel şartı olduğuna dikkat çekilen bildirgede, dezenformasyonla mücadele bahanesiyle yapılan kısıtlamaların ifade özgürlüğünü zedelediği vurgulandı. TGK, özgür ve bağımsız basının toplumun doğru bilgiye ulaşmasının tek yolu olduğunu belirtti. DGF’den üst düzey katılım Bolu Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu 29. Başkanlar Kurulu Toplantısına DGF yönetimi de üst düzeyde katılım sağladı. Basının sorunları ve çözüm yollarının konuşulduğu toplantıya Doğu Anadolu Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı İrfan Tarakçıoğlu, Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Türkez, Ağrı Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Alaeddin Arslan, Erzincan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Zeki Demirbaş ve Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Deniz Başlı katıldı. DGF Genel Başkanı Tarakçıoğlu, ev sahipliği için Bolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mert Minisker ve yönetimine teşekkür ederek toplantının basın çalışanlarının sorunlarının çözümü noktasında son derece verimli geçtiğine dikkat çekti. "Meslek yasası için komite oluşturulacak" 29. TGK Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda Gazetecilik meslek yasasının çıkması konusunda önemli çalışmalar yapıldığını kaydeden Mehmet Nuri Kolaylı, "Başkanlar Kurulu toplantımızda mesleğimizle ilgili çok önemli kararlar aldık. En önemli kararlardan biri de meslek yasası ile ilgili bir çalışma başlatılması oldu. Bir komite oluşturulup bu komite komisyon kanalı ile meslek yasası ile ilgili bir yasa tasarısı hazırlanıp bu yasa tasarısının Ankara’da çözülmesi konusunda çalışma yapılması kararı aldık. Bu bizim için önümüzdeki süreçte bu meslek yasasını başarabilirsek TGK olarak çok büyük bir adım olacak. Şu anda meslek yasası olmayan kurumlardan biri de gazetecilik. Herhangi bir kişi, yoldan yürüyen herhangi bir kişiyi çevirdiğinizde, evladım gel seni gazeteci yapıyorum, cep telefonun var mı var mı, sen şimdi gideceksin, şuradan fotoğraf çekeceksin, bir de orada cep telefonun ses kaydını aç, kaydet, biz burada haber yapalım dediğinizde bu kişi gazeteci oluyor" ifadelerini kullandı.
Genelkurmay belgeleri ortaya koydu: Erzurum’un kahraman komutanları gün yüzünde
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:15 Genelkurmay belgeleri ortaya koydu: Erzurum’un kahraman komutanları gün yüzünde Birinci Dünya Savaşı’ndan Kurtuluş Savaşı’na uzanan destansı mücadelede görev alan onlarca Erzurumlu komutanın adı, Genelkurmay Başkanlığı arşivlerinden alınan bilgiler ve araştırmacı Taner Özdemir’in titiz çalışmalarıyla yeniden gün yüzüne çıktı. Araştırmacı Taner Özdemir, Birinci Dünya Savaşı’nın Cihan Devleti için sadece bir askerî mücadele değil, bir milletin geleceğe dair sınavı olduğunu vurgulayarak, "O zorlu dönemde Erzurum, doğunun serhat şehri olarak cephelerin kalbi hâline geldi. Şehrin bağrından çıkan onlarca kahraman komutan, Osmanlı ordusunun farklı cephelerinde savaşarak vatan savunmasının isimsiz kahramanları oldu. Bu unutulmaz isimler, Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan "Birinci Dünya Savaşı’na Katılan Alay ve Daha Üst Derecedeki Komutanların Biyografileri" adlı iki ciltlik eser sayesinde gün yüzüne çıktı. Eser, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı tarafından hazırlanmış olup, Hülya Toker ve Nurcan Aslan tarafından derlenerek Türk askerî tarihine kazandırıldı" dedi. "İnsan hikâyelerini anlatan tarihî bir belge" Kitabın Osmanlı subaylarının eğitim yıllarından cephe görevlerine, rütbe yükselmelerinden savaş sonrası hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede bilgi sunduğunu vurgulayan Özdemir, "Bu kapsamlı çalışma, sadece bir biyografi derlemesi değil; aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı’nın insan hikâyelerini anlatan tarihî bir belge niteliğinde" diye konuştu. Bu kıymetli kaynağı Erzurum kamuoyuna kazandıran ve Erzurum’un tarihî hafızasında yeniden canlandıran kişi ise Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir oldu. Özdemir, Genelkurmay Başkanlığı kaynaklarını esas alarak yaptığı arşiv taramalarıyla, Erzurum’un unutulmuş komutanlarını bir araya getirdi. Sadece bilgileri aktarmakla kalmadı; aynı zamanda Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerinde yaptığı araştırmalarla, bu komutanların belgelerle teyit edilmiş yaşam öykülerini yeniden derledi. Taner Özdemir’in hazırladığı kısa, bilgilendirici yazılar; Erzurum’un kahraman evlatlarına bir vefa duruşu niteliği taşıyor. Her bir metin, o dönemin ruhunu, fedakârlığını ve kahramanlığını bugünün okuruna ulaştırıyor. Zor Zamanlarda Doğan Cesaret Özdemir daha sonra şöyle dedi, "Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı ordusu, dört bir yandan kuşatılmıştı. Doğuda Rusya, batıda İngiltere, Fransa ve İtalya gibi güçlerin baskısı altındaydı. Bu çok cepheli savaşta Erzurumlu komutanlar, imparatorluğun en ön saflarında yer aldı. Soğuk, açlık, hastalık ve imkânsızlıklar içinde yürütülen mücadele, onların inanç ve vatan sevgisiyle sürdü. Enver Paşa, Osmanlı ordusunun başkomutanı olarak bu süreçte stratejik kararlar aldı, Padişah V. Mehmet Reşad ise askerlerin moralini yüksek tutmak için dualarıyla ve iradesiyle orduyu destekledi. Ancak cephedeki asıl kahramanlık, Erzurum’un yiğit evlatlarının ellerindeydi. Onlar, hem askeri yetenekleriyle hem de azimleriyle savaşın kaderini belirleyen komutanlardı" Kurtuluş’a Uzanan Yol Savaş sona erdiğinde bu komutanların geri çekilmediğini söyleyen Özdemir, sözlerine şöyle sürdürdü, "Bir kısmı, Anadolu’nun işgaline karşı direnişin öncüleri arasında yer aldı. Cephelerde başlayan mücadele, bu kez Kurtuluş Savaşı’nın saflarında devam etti. Erzurumlu subaylar, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde yeniden silah başına geçerek, ulusal bağımsızlığın temellerini atan isimlerden oldular. Onların cesareti, Erzurum Kongresi’nde vücut bulan o büyük iradeye de ilham verdi. Çünkü Erzurum, sadece bir şehir değil; bir milletin dirilişine yön veren bir ruhtu" Tarihe Vefa, Geleceğe Işık Genelkurmay Başkanlığı’nın hazırladığı kaynak ve Taner Özdemir’in arşivlerde yaptığı detaylı çalışmalar, bugün Erzurum’un askerî ve kültürel mirasının en somut kanıtlarından biri hâline geldi. Yazıların, hem tarih meraklıları hem de genç kuşaklar için birer bellek vesikası niteliği taşıdığını vurgulaya Özdemir, "Erzurum’un yiğit evlatları, bir milletin direnişinin, sabrının ve umudunun sembolü olarak tarih sahnesindeki yerlerini koruyorlar. Onlar, kışın ayazında, yazın kavurucu sıcaklarında yalnızca düşmanla değil, kaderle de savaşan askerlerdi. Her biri, cesaretin ete kemiğe bürünmüş hâliydi. Bugün o kahramanlara vefa göstermek, sadece geçmişi hatırlamak değil; geleceğe inançla yürümek anlamına geliyor. Çünkü tarih, onları unutmayan şehirleri asla unutmaz" dedi.