Yerel Haberler
Erzurum
14 Mart 2026 Cumartesi - 14:35 Erzurum Şehir Hastanesi’nde Tıp Bayramı etkinliği Erzurum Şehir Hastanesi, 14 Mart Tıp Bayramı’nı Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Erzurum Tıp Fakültesi ile ortaklaşa düzenlenen geniş kapsamlı bir programla kutladı. Etkinlikte, tıbbın sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir vatan savunması ve insanlık onuru meselesi olduğu vurgulandı. Protokolden "Milli mücadele" vurgusu Erzurum Şehir Hastanesi Çok Amaçlı Konferans Salonu’nda düzenlenen program; saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Açılış konuşmalarında 14 Mart ’ın tarihi derinliğine dikkat çekildi. İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir, "14 Mart tarihinin 1919’da işgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli Hikmet öncülüğünde bir direniş ateşi olarak başladığını hatırlatarak, "Bugün aynı ruhla çalışmaya devam ediyoruz. Tüm mesai arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum" dedi. SBÜ Erzurum Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özgür Dağ: Hekimlerin toplum sağlığının koruyucusu ve bilimin taşıyıcısı olduğunu belirterek, "Sağlıklı bir toplumun temeli, fedakar sağlık çalışanlarının varlığıyla mümkündür" ifadelerini kullandı. Erzurum Şehir Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, Sağlık çalışanlarını "sağlık kahramanları" olarak nitelendirerek, "14 Mart bilimin, vicdanın ve insan sevgisinin buluştuğu onurlu bir yolculuğun simgesidir" dedi. 25’nci yıl vefası ve spor ödülleri Tören kapsamında meslekte 25 yılını dolduran tecrübeli hekimlere, sağlık hizmetine sundukları katkılardan dolayı teşekkür plaketi takdim edildi. Ayrıca hafta boyunca düzenlenen çeşitli spor müsabakalarında dereceye giren hastane personeline ödülleri verildi. Program, sağlık çalışanlarının moral ve motivasyonunu artırmaya yönelik gerçekleştirilen müzik dinletisi ile sona erdi. Etkinliklerin akşam bölümünde ise Erzurum Şehir Hastanesi yemekhanesinde düzenlenen iftar programı, sağlık camiasını aynı sofrada buluşturarak birlik ve beraberlik mesajı verdi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 13:41 ETÜ’de 14 Mart Tıp Bayramında "Sağlıkta vefa ve etik" paneli Erzurum Teknik Üniversitesi’nde (ETÜ), 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla "Sağlıkta Vefa ve Etik" adlı panel gerçekleştirildi. Sağlık Bilimleri Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen program, Sağlık Bilimleri Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı ve Prof. Dr. Naim Ürkmez, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak, 14 Mart tarihinin yalnızca bir meslek bayramı olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek bu özel günün insan hayatını merkeze alan sağlık hizmetlerinin önemini hatırlatan anlamlı bir gün olduğunu vurguladı. Sağlık çalışanlarının toplumun en zor anlarında umut olan, bilgi ve vicdanlarıyla insanlığa hizmet eden son derece kıymetli meslek mensupları olduğunu belirten Çakmak, sağlık hizmetlerinin fedakârlık, bilgi ve sorumluluk gerektiren bir alan olduğunu dile getirdi. Panelde ele alınan "vefa" ve "etik" kavramlarının sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan iki önemli değer olduğunu belirten Çakmak, vefanın geçmişte sağlık alanına emek vermiş öncü isimlere duyulan saygıyı ve bugün görev yapan sağlık çalışanlarına gösterilen minnettarlığı ifade ettiğini söyledi. Etik kavramının ise sağlık hizmetinin her aşamasında insan onurunu, adaleti ve sorumluluğu esas alan bir anlayışı temsil ettiğini kaydetti. Üniversitelerin yalnızca bilgi üreten kurumlar olmadığını, aynı zamanda topluma yön veren değerleri güçlendirme sorumluluğu taşıdığını vurgulayan Çakmak, bu tür bilimsel ve düşünsel buluşmaların sağlık alanında etik bilincinin gelişmesine ve mesleki değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasına önemli katkılar sağladığını ifade etti. Rektör Çakmak’ın konuşmasının ardından başlayan panelin moderatörlüğünü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Naim Ürkmez üstlendi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Gürol "Sağlık Çalışanlarına Vefa" başlıklı sunumunda sağlık çalışanlarının toplum sağlığı için üstlendikleri önemli sorumluluklara dikkat çekerek, özellikle zor dönemlerde gösterdikleri özverili çalışmaların ve insan hayatına dokunan emeklerinin toplum tarafından takdir edilmesi gerektiğini vurguladı. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurşen Aydın "Zaman İçerisinde Sağlıkta Etik Değerlerin İnşası" başlıklı sunumunda sağlık alanında etik anlayışının tarihsel süreç içerisindeki gelişimine değinerek, etik ilkelerin sağlık hizmetlerinin niteliğini belirleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu ifade etti. Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmed Gökhan Polatoğlu ise "Cumhuriyet Döneminde Sağlık Alanında Öncü Yüzler" başlıklı sunumunda Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren sağlık alanında önemli çalışmalar gerçekleştiren hekimler ve bilim insanlarının katkılarını ele alarak, Türkiye’de modern sağlık sisteminin gelişim sürecine öncülük eden isimleri ve bu isimlerin sağlık politikalarına olan etkilerini değerlendirdi. Program katılımcıların sorularının yanıtlanması ve panelistlere teşekkür belgesi takdim edilmesi ile sona erdi.
Kimya Bölümü 1985 mezunları, 40. Yıl buluşmasında bir araya geldi
30 Eylül 2025 Salı - 15:33 Kimya Bölümü 1985 mezunları, 40. Yıl buluşmasında bir araya geldi Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümünün 1985 yılı mezunları, mezuniyetlerinin 40. yılında düzenlenen anlamlı bir buluşmada bir araya geldi. Orhan Yavuz Amfisinde gerçekleşen program, hem nostaljik anılara sahne oldu hem de mezunlar ile hocalarını yeniden buluşturdu. Sembolik bir mezuniyet töreni atmosferinde geçen buluşmada, kimi iş hayatına veda ederek emeklilik dönemine giren, kimi ise farklı alanlarda hizmetlerini sürdüren mezunlar, yıllar öncesine uzanan öğrencilik hatıralarını tazeledi. Katılımcılar, gençlik yıllarına ait sıcak dostluklarını ve paylaşımlarını yeniden yaşamanın mutluluğunu paylaştı. Programda konuşan Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melda Şişecioğlu, mezunların her daim fakültenin ve üniversitenin en önemli değerlerinden biri olduğunu belirterek, bu tür buluşmaların kurumsal aidiyeti güçlendirdiğini ifade etti. Ayrıca mezunların öğrencilik yıllarında derslerine girmiş olan Prof. Dr. İrfan Küfrevioğlu, Prof. Dr. Hasan Seçen ve Prof. Dr. Nihat Akbulut da birer konuşma yaparak Kimya Bölümünün son 40 yılda kat ettiği mesafeyi, bilimsel gelişimini ve akademik başarılarını katılımcılarla paylaştı. Hocalar, bölümün bugün ulaştığı noktada mezunların da doğal bir paydaş olarak önemli katkılar sunduğunu vurguladı. Etkinlikte, fakülte mezunlarının bölümün eğitim-öğretim, araştırma ve toplumsal katkı süreçlerine destek olmalarının büyük bir memnuniyetle karşılandığı dile getirildi. Mezunlara, birikimlerini ve tecrübelerini öğrencilerle paylaşmaları yönünde davetlerde bulunuldu. Program, mezunların sembolik cübbe giyme töreniyle noktalandı. Anlamlı etkinlik, katılımcılar için hem geçmişe duygu dolu bir yolculuk hem de geleceğe dair umut verici bir buluşma oldu.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan ahilik kurumunun temel ilkelerini içeren Fütüvvetname ERŞA’da gün yüzüne çıktı
30 Eylül 2025 Salı - 13:41 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan ahilik kurumunun temel ilkelerini içeren Fütüvvetname ERŞA’da gün yüzüne çıktı Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) bünyesinde 2017 yılında kurulan Erzurum Şehir Arşivi (ERŞA), Erzurum’un zengin tarihine ışık tutan belgeleri gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Osmanlı Devleti’nin son yıllarında Erzurum’daki son esnaf şeyhi Debbağ Arif Efendi tarafından Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar titizlikle saklanan ve ardından ortadan kaybolan fütüvvetname, Erzurum Şehir Arşivi’nde ortaya çıktı. İki yıl önce ERŞA’ya bağışlanan bir koleksiyonun dijital aktarımı sırasında ortaya çıkan yaklaşık 4,5 metre uzunluğundaki ve 20 santim genişliğindeki fütüvvetname, ahiliğin temel kurallarını, meslek örgütlenmesini ve etik prensiplerini aktaran nadir bir belge olarak kayıtlara geçti. ETÜ Rektör Yardımcısı ve Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naim Ürkmez, Erzurum’un Türk tarihinin önemli bir kültür varlığıyla yeniden buluştuğuna dikkat çekerek: "Osmanlı Devleti’nin son döneminde esnaf şeyhliği yapmış olan Debbağlar Şeyhi Arif Efendi’den intikal eden bu belge, ERŞA’nın dijital arşivleme çalışmaları sırasında ortaya çıktı. Belge ilk kez, Türkiye Halk Bilgisi Derneği üyesiyken 1929’da Erzurum’a kültürel araştırmalar yapmak maksadıyla gelen Abdulkadir İnan tarafından fark edilmiştir. Debbağlar Şeyhi Arif Efendi, kendisinde bulunan şecereyi Abdülkadir Bey’e göstermiş, fakat okumasına veya not almasına kesinlikle izin vermemiştir. Daha sonra meşhur Erzurum tarihçisi Abdürrahim Şerif Beygu, üzerinde tarih bulunmayan bu fütüvvetnâmeyi Arif Efendi’den alarak incelemiş ve yazmış olduğu Erzurum Tarihi kitabında, fütüvvetname hakkında detaylı bilgi vermiştir. Fütüvvetname, muhtemelen 1942’de Erzurum’a gelen Cemalettin Server Revnakoğlu tarafından arşivlendi ve daha sonra oradan Erzurum Tarih Derneği’nin koleksiyonuna intikal etti. Arşivleme sorunları nedeniyle iki yıl önce Erzurum Tarih Derneği tarafından ERŞA’ya bağışlandı" dedi. Fütüvvetnamenin tarih ve etik açısından önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ürkmez: "Belgenin giriş bölümünde Ahi Evran ve ahiliğin kökenine ilişkin bilgiler bulunuyor. Orta bölümde ise ahilerin uyması gereken kurallar, mesleki sorumluluklar, çırak-kalfa-usta yetiştirme yöntemleri ve mesleki cezaların ayrıntılı şekilde yer alıyor. Belgenin son kısmında ise 32 meslek dalı ve bu mesleklerin pirleri hakkında detaylı bilgiler bulunuyor. Bu belge, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden önemli bir kültür varlığıdır. Arif Efendi’nin ve Erzurum Tarih Derneğinin sıkı koruması sayesinde günümüze ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. Fütüvvetnamenin günümüz açısından da önemli mesajlar içerdiğini belirten Ürkmez: "Ahilik anlayışında esas olan kazanç değil, gönül kazanmak ve nitelikli ürün üretmektir. Bugün etik değerlerin yitirildiği bir dönemde, bu belge kültürel kodlarımızı hatırlamak ve gelecek kuşaklara aktarmak için eşsiz bir kaynak" diye konuştu. Dijitalleştirilme çalışmaları tamamlandıktan sonra belgenin ulusal ve uluslararası araştırmacıların erişimine açılmasını planlıyor.
Erzurum polisinden sanal devriye
30 Eylül 2025 Salı - 12:24 Erzurum polisinden sanal devriye Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri siber suçlarla mücadele çerçevesinde sanal devriye faaliyeti yapıldı. Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan paylaşımda, " Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından, yasaların vermiş olduğu yetki ve sorumluluklar çerçevesinde; kamu güvenliğine ilişkin önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asayişi sağlamak, bilişim suçları ile mücadele etmek amacıyla 7/24 esasına göre sanal devriye faaliyeti yürütülüyor" denildi. Erzurum Emniyet Müdürlüğü ekipleri erişimin engellenmesi kapsamında yaptığı çalışmalar çerçevesinde; terör örgütü propagandası yapmak, yasadışı bahis oynamaya teşvik, müstehcen görüntüleri basın ve yayın yolu ile yayınlamak suçları çerçevesinde olduğu değerlendirilen sosyal medya hesapları ve internet siteleri tespit edilmiş, yapılan çalışmalar neticesinde toplam 48 adet URL adresi hakkında ilgili Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından erişimin engellenmesi kararı verildi. Suç unsuru paylaşımlara yönelik yapılan resen çalışmalar: 11 adet Terör Örgütü, 1Tehdit Amaçlı Silah Teşhiri, 4 adet Yasadışı Elektronik Sigara ve Ürünleri Satışı içerikli paylaşımlar yapan sosyal medya hesapları tespit edildi. Yapılan araştırmalar neticesinde toplam 16 sosyal medya kullanıcısının kimlik bilgileri tespit edilerek şahıslar hakkında gerekli adli işlemlere başlatıldı. Siberay faaliyetleri kapsamında yapılan çalışmalar kapsamında; Yakutiye Medresesi ve MNG AVM içerisinde stantlar açıldı, Aziziye Fatih Ortaokulu öğrencilerine yönelik eğitim verildi. Konu ile ilgili yapılan paylaşımda, "3 farklı SİBERAY faaliyeti kapsamında bin 10 vatandaş ve 45 öğrenciye ulaşılarak Siber Suç, Siber Zorbalık, Yasadışı Bahis konularında gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce 7/24 esasına göre yürütülen sanal devriye faaliyetleri ve SİBERAY çalışmalarına kararlılıkla devam edilecektir" denildi.
2026 Snowboard Dünya Kupası yeniden Erzurum’da
30 Eylül 2025 Salı - 12:05 2026 Snowboard Dünya Kupası yeniden Erzurum’da Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum’un 2026 Snowboard Dünya Kupası’na ikinci kez ev sahipliği yapacağını açıkladı. Başkan Sekmen, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Erzurum, 2025’teki büyük başarısının ardından bir kez daha uluslararası kış sporları takviminin merkezine yerleşti. Palandöken Kayak Merkezi’miz, 6-8 Mart 2026 tarihleri arasında FIS Snowboard Dünya Kupası’nın bir etabına yeniden ev sahipliği yapacak. Bu prestijli organizasyon, Erzurum’un kış turizminde ne kadar iddialı olduğunu bir kez daha kanıtlayacak." "İki dünya kupası sözü aldık" "2026’da Dünya’nın dört bir yanından gelen en iyi snowboardcuları şehrimizde ağırlayacağız" diyen Başkan Sekmen, şu kaydı düştü: "Palandöken’in karla kaplı eşsiz zirvelerinde nefes kesen Snowboard Cross mücadelelerini tüm dünya Erzurum’dan izleyecek. Adrenalin dolu anlar, kıyasıya rekabet ve unutulmaz anılarla dolu dolu üç gün boyunca misafirlerimizi şehrimizde ağırlayacağız. İkinci kez yapılacak olan bu büyük organizasyon, Erzurum’umuzun uluslararası spor arenasındaki yerini perçinleyecek ve bölge turizmine, özellikle de kış turizmine büyük katkı sağlayacak. Dünya standartlarındaki pistleri ve tesisleriyle Palandöken, global çapta bir organizasyona ev sahipliği yapma kapasitesini bir kez daha kanıtlayacak. Bu arada Palandöken’de 2026-27 kayak sezonumuz için Snowboard Alp Disiplini Avrupa Kupası ve Snowboard Cross Paralimpik Dünya Kupası’nın da ayrıca sözünü aldık. Bu önemli organizasyonlar şehrimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun."
Cumhuriyetin ilk spor mirası: Erzurum Lisesi ve olimpiyat talebi
30 Eylül 2025 Salı - 11:55 Cumhuriyetin ilk spor mirası: Erzurum Lisesi ve olimpiyat talebi Cumhuriyetin ilk yıllarına ait önemli bir belge, Erzurum’da yapılan arşiv çalışmalarıyla gün yüzüne çıktı. Erzurum Lisesi Beden Eğitimi öğretmeni Hayri Raşid Bey’in 1928 yılında olimpiyatlara katılma talebine dair yazışmalar, dönemin spor tarihine ışık tuttu. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Taner Özdemir’in titiz araştırmalarıyla ulaşılan belge, bir yandan Cumhuriyet’in idealizmini, diğer yandan ise imkânsızlıklarını ortaya koyuyor. Öğretmenin katılım talebi ve olimpiyat heyecanı 9 Nisan 1928 tarihinde yazdığı dilekçeyle Amsterdam’da düzenlenecek Olimpiyat Oyunları’na katılma isteğini ileten Hayri Raşid Bey, 25 Nisan 1928’de gelen yanıtla hayal kırıklığına uğradı. Resmi yazıda, "Bu sene ödenek yetersizliği sebebiyle olimpiyatlara iştirakiniz mümkün değildir. Çalışmalarınızdan memnunuz. İlk fırsat doğduğunda bu konudaki isteğinizin gerçekleşmesine yardımcı olunacaktır" ifadeleri yer aldı. Bu yanıt, genç Cumhuriyet’in spor alanında duyduğu büyük heyecanı, fakat aynı zamanda maddi imkânların kısıtlılığını net bir şekilde göstermesi açısından önemli bulunuyor. Hayri Raşid Bey’in katılmak istediği organizasyon, tarihe "IX. Olimpiyat Oyunları" olarak geçen 1928 Amsterdam Yaz Olimpiyatları idi. 28 Temmuz - 12 Ağustos 1928 tarihleri arasında düzenlenen bu oyunlar, olimpiyat tarihine birçok ilkle geçti. Kadın atletler ilk kez resmi olarak yarıştı, olimpiyat ateşi uygulaması başlatıldı ve modern olimpiyat anlayışı yeni bir boyut kazandı. Türkiye ise bu oyunlarda güreş branşında temsil edilmişti. Erzurum’dan bir öğretmenin katılma talebi, Anadolu’nun uzak bir köşesinden yükselen olimpiyat heyecanını yansıtan dikkat çekici bir ayrıntı olarak spor tarihimizde yerini almış oldu. Doğu’daki bir öğretmenin olimpiyat hayali Cumhuriyetin ilk yıllarında Erzurum Lisesi, yalnızca akademik eğitim veren bir kurum değil; aynı zamanda kültürel, sosyal ve sportif hayatın da merkeziydi. İdealist öğretmenler, öğrencileri spora yönlendiriyor, beden eğitiminin ülke çapında yaygınlaşması için büyük emek sarf ediyorlardı. Hayri Raşid Bey’in olimpiyat hayali, Erzurum Lisesi’nin bu vizyonunu en iyi şekilde ortaya koyuyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Taner Özdemir, ortaya çıkarılan belgenin önemine değinerek şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu yazışma, bir öğretmenin olimpiyat idealini ve dönemin kısıtlı imkânlarını belgeliyor. Erzurum’dan yükselen bu olimpiyat heyecanı, aslında Cumhuriyetin genç kuşaklara bıraktığı spor mirasının da işaretidir. Bugün bizler, bu idealizmi geleceğe taşımakla mükellefiz." Erzurum Lisesi’nin spor tarihindeki rolü Aradan geçen yaklaşık bir asırda Türkiye, sporda büyük bir dönüşüm yaşadı. Cumhuriyetin ilk yıllarında ödenek yetersizliği sebebiyle gerçekleştirilemeyen uluslararası katılımlar, bugün devletin ve özel sektörün desteğiyle güçlü bir şekilde yürütülüyor. Modern tesisler Anadolu’nun dört bir yanında inşa edildi. Olimpiyat sporcuları artık sistematik bir altyapı ile yetiştiriliyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın projeleriyle amatör sporlara teşvik sağlanıyor. Türk sporcuları, olimpiyatlardan dünya şampiyonalarına kadar pek çok branşta tarihî başarılar elde ediyor. Bugün Türkiye, yalnızca futbol değil; güreşten boksa, halterden voleybola, atletizmden yüzmeye kadar pek çok branşta dünya sahnesinde adından söz ettiriyor. 1928’de Erzurum’dan yükselen olimpiyat talebi, bugün için bir ders niteliğinde. Bir öğretmenin idealizmi, dönemin imkânsızlıklarına rağmen resmi kayıtlara geçmiş ve bize bir miras bırakmıştır. Bu belge, Erzurum Lisesi’nin spor tarihindeki rolünü ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki azmi hatırlatırken; günümüzde spora verilen önemin değerini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Hınıs’ta 5 bin yıllık tarih gün yüzüne çıkarılıyor
30 Eylül 2025 Salı - 10:01 Hınıs’ta 5 bin yıllık tarih gün yüzüne çıkarılıyor Erzurum’un Hınıs ilçesinde Parmaksız Kale Höyük’ün kazı çalışmaları ile 5 bin yıllık tarihi Cumhurbaşkanlığı kararı ile geleceğe miras projesi kapsamında ilk çapa vuruşu ile başladı. Parmaksız Kale Höyük Erzurum’un Hınıs ilçesinin 8 kilometre kuzey doğusunda yer alıyor. Orta Demir Çağı(Urartu) Orta Tunç Çağı (Karaz Kültürü) olmak üzere üç farklı kültür katmanı bulunuyor. Arkeolojik çit çerçevesi Rituel alanı, kale, yamaç alanı ve karşı yamaç olmak üzere 4 ana yerleşkeden oluşuyor. Şu ana kadar 6 farklı üniversiteden 21 ekip üyesinin katkı sunduğu Doğu Anadolu’daki Parmaksız Kale Höyük çalışmalarında 5 Bin yıllık Erken Tunç Çağı katmanında Karaz medeniyetinin ölü gömme geleneklerini ve mezar tiplerini aydınlatacak önemli kanıtlar elde edildi. 2025 kazı çalışmalarına höyüğün Güney yamacında ve karşı yamaç alanına, tarihi alana ilk çapa vuruşuyla başlandı. Kazı Başkanı Doç. Dr. Umut Parlıtı, yaklaşık 5 bin yıl öncesine uzanan anıtsal bir kaya petroglifi üzerinde panel içerisine oyma tekniği ile işlenmiş insan ve hayvan betimlemelerinin ve söz konusu anıtın zamanında şehrin ve mezarlığın giriş kapısında durduğunu insanları ve medeniyetin mezarlarını kötülüklerden koruyacağına inanıldığını belirtti. Kazı Başkanı Parlıtı, kazı alanının Güney kesiminde yaklaşık 5 bin 200 yıl öncesine kadar uzanan Karaz medeniyetine ait mezarların ve bir metreyi bulan tabakalanmanın Anadolu arkeolojisine katkılar sunacağını da aktardı. Kültür ve turizm bakanlığı, Erzurum valiliği, Atatürk üniversitesi, Hınıs kaymakamlığı, Hınıs belediyesinin destekleriyle kazı çalışmaları yürütülmektedir. Cumhurbaşkanlığı kararlı kazı statüsünde olan kazı çalışmalarının Eylül ayı itibariyle Kültür ve turizm bakanlığı tarafından "Geleceğe Miras Projesi" tarafından da desteklenmeye başlandı. Yöre halkı için de gelir kapısı olan kazı çalışmaları uluslararası yayınlarla da dünya bilimine katkı sunuluyor. Yapılan çalışmalarda Karaz medeniyetine ait taş çevrili, taş sanduka ve oda mezarların olduğu belirlenmiştir. Mezar mimarisiyle birlikte çok sayıda tunç, taş, kemik ve pişmiş toprak taşınabilir eser ülkemizin kültürel tarihine kazandırıldı.
ASKON Şube Başkanı Turan; "Kantar denetimi, küçük işletmelerimizi mağdur edebilir"
30 Eylül 2025 Salı - 09:46 ASKON Şube Başkanı Turan; "Kantar denetimi, küçük işletmelerimizi mağdur edebilir" Anadolu Aslanları İş Adamları (ASKON) Erzurum Şube Başkanı Yavuz Selim Turan, 2022 yılında iptal edilen ’Kantar Denetimi’ uygulamasının, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün aldığı karar doğrultusunda, 1 Kasım 2025 tarihinden itibaren yeniden uygulamaya geçirilmesi ile azami yük ağırlığı 3 bin 500 kilogramın altında olan araçların sürücülerine ciddi külfet getireceğini açıkladı. ’’Kasım’da başlayacak uygulama ciddi mağduriyetler yaşatabilir’’ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bu uygulamadaki amacının, aşırı yük taşımanın önüne geçmek olduğunu ifade eden ASKON Erzurum Şube Başkanı Yavuz Selim Turan, bu uygulamaların rastgele denetimlere tabi tutulmasının küçük esnafa ciddi külfet getireceğini, 12 Nisan 2022 tarihinde aldığı kararla kamyonet sınıfı araçların kantar denetimine girme zorunluluğunu kaldırmış, iptal edilen uygulamanın ise 1 Kasım 2025’ten itibaren tekrar yürürlüğe girecek kantar denetimleri ile hafif ticari araç sahipleri ve esnaf taşımacılığı yapan işletmeler için ciddi risk oluşturacağını kaydeden Başkanı Turan: ’’1 Kasım 2025’ten itibaren, 3 ton 500 kg ve altındaki kamyonet, kapalı kasa kamyonet ve pikaplar, Karayolları Denetim İstasyonlarında kantar denetimlerine tabi olacak. Bakanlığın buradaki uygulamadaki tek amacı, aşırı yük taşımanın önüne geçmek, trafik güvenliğini artırmak ve denetim süreçlerini daha verimli hâle getirmek. Ancak, küçük nakliye ve esnaf taşımacılığı yapan işletmelerin bu uygulama nedeniyle ciddi mağduriyet yaşanacağından endişemizi ifade etmek istiyoruz.’’ dedi. ’’Kantar kuyrukları lojistik operasyonları aksatabilir’’ Ek maliyetlerin günlük kazanç kaybına da neden olacağını ifade eden ASKON Başkanı Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle 300-500 kg altındaki hafif ticari araçlar, uygulamanın doğrudan hedefi olmasa da ek yük ve bekleme süreleri nedeniyle ciddi mali kayıplar yaşayabilir. Bu durum, küçük işletmelerin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Sektörel ve operasyon risklerine, ek maliyetler, denetim istasyonlarında oluşacak bekleme süreleri, günlük kazanç kaybına ve yakıt maliyetlerinde artışa yol açabilir. Zaman kaybına bağlı olarak özellikle yoğun güzergâh ve şehirlerde, kantar kuyrukları lojistik operasyonları aksatmakla birlikte, alt yapı yetersizliği bazı bölgelerde denetim istasyonlarının kapasitesi sınırlı, bu da trafik sıkışıklığı ve operasyon el aksaklık riskini artıracak.’’ ’’Sürücülerimize, çözüm odaklı eğitim verilmeli’’ Etkin çözüm önerileri ile mağduriyetlerin giderileceğinin altını çizen ASKON Başkanı Turan, Bakanlığın bu uygulamasının sektör açısından etkilerini azaltmak için belirli pilot bölgelerde kantar uygulamalarının test edilmesi gerektiğine işaret ederek şu önerilerde bulundu: ’’Belirli bölgelerde kantar uygulamasının test edilmesi, sorunlu noktaların tespit edilmesi, muaf ve erteleme 500-700 kg altındaki hafif ticari araçlar veya kapalı kasa kamyonet, van ve minivan araçlar için yeniden muafiyet veya uygulamanın ertelenmesi, mobil kantar sistemleri çerçevesinde araçların istasyona gitmeden tartılabilmesi ile operasyon el verimlilik artırılabilir. Çözüm odaklı bilgilendirme ve eğitim ile sürücülerimize yönelik programlarla, aşırı yük ve kantar prosedürleri konusunda farkındalık artırılabilir. Uygulamanın amacı önemli ve gerekli; ancak sektörün hazırlıklı olmadan yaşanabilecek sıkıntılarla karşılaşması, ciddi mağduriyetlere yol açabilir. Bu nedenle çözüm odaklı adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor."