Yerel Haberler
Erzurum
17 Mart 2026 Salı - 13:20 Kızılay Kadın’dan anlamlı iftar: Yetimler unutulmadı Erzurum Kızılay Kadın Kolları tarafından düzenlenen Anne Eli İftar Buluşmaları programında, yetim çocuklar ve aileleri bir araya geldi. Ramazan ayının birlik ve paylaşma ruhunu yansıtan programda çocuklar için yüz boyama etkinliği düzenlenirken, bayram öncesi çeşitli hediyeler de takdim edildi. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen program, hem çocukların yüzünü güldürdü hem de gönüllere dokundu. "Yetimler bizim emanetimizdir" Programda konuşan Kızılay Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, yetim çocuklara sahip çıkmanın toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün burada sadece bir iftar sofrasını paylaşmadık; aynı zamanda sevgimizi, şefkatimizi ve dayanışmamızı paylaştık. Yetimlerimiz bizlere emanettir. Onların yüzündeki bir tebessüm, bizim için en büyük mutluluktur. Kızılay Kadın Kolları olarak her zaman onların yanında olmaya devam edeceğiz." "Dayanışma kültürümüzün en güzel örneği" Türk Kızılay Erzurum Şube Başkanı Hüseyin Bekmez ise konuşmasında Ramazan ayının manevi atmosferine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Ramazan ayı, paylaşmanın ve yardımlaşmanın en yoğun yaşandığı zaman dilimidir. Bugün burada kurulan bu gönül sofrası, milletimizin köklü dayanışma kültürünün en güzel örneklerinden biridir. Çocuklarımızın mutluluğu her şeyden kıymetlidir. Türk Kızılay olarak her zaman ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam edeceğiz." Program, çocukların neşeli anları ve hatıra fotoğrafları ile sona erdi.
Güleç: "Coğrafya dersinin vatan sevgisi aşılamadaki rolü unutulmamalıdır"
03 Eylül 2025 Çarşamba - 13:17 Güleç: "Coğrafya dersinin vatan sevgisi aşılamadaki rolü unutulmamalıdır" Demokrat Eğitimciler Sendikası Teşkilatlanma Sekreteri Mehmet Güleç coğrafya dersinin önemine değinerek yıllardır bu dersin seçmeli ders olarak devam ettirilmesini yanlış bulduğunu açıkladı. Coğrafya dersinin seçmeli statüde devam ettirilmesini sert bir dille eleştirerek, "Coğrafya dersinin seçmeli bir ders statüsüne düşürülmesi bulunduğumuz coğrafya için kabul edilebilir bir durum değildir" diyerek coğrafya dersinin zorunlu hale getirilmesini ve hatta ders saatlerinin artırılarak Ülkeler Coğrafyası, Türkiye Coğrafyası gibi derslerle zenginleştirilmesinin gerekliliğini vurguladı. Güleç, konuyla ilgili olarak coğrafya camiasındaki bazı sorunlara ışık tutarak şu çözüm önerilerini sıraladı. Coğrafyanın seçmeli ders olması kabul edilebilir değildir DES Teşkilatlanma Sekreteri Güleç konuyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı. "Eskiden olduğu gibi ülkemizin daha iyi tahlil edilip anlaşılması adına bölge bölge ülkemizi ele alan "Türkiye Coğrafyası" dersinin ünite olarak değil bir ders olarak işlenmesi gerekmektedir. Milli değerlerimizin daha iyi ifade edilmesi, milli aidiyetin artırılması hem de milli güvenliğimizin gençlerimiz tarafından öneminin daha iyi anlaşılabilmesi adına müfredata bazı eklemeler yapılması yerinde olacaktır. Yine küreselleşen dünyamızı daha iyi tanımak adına "Ülkeler Coğrafyası" dersi de şarttır. Küreselleşen dünyamızda acaba ülkeleri ne kadar tanıyoruz? Komşularımızı ya da Avrupa’yı, Uzak Doğu’yu ne kadar tanıyoruz? Bu bir vizyon meselesidir. Ülkelerin tanıtımı oldukça yetersiz bir durum arz etmektedir. Küreselleşen Dünyamızı daha iyi tanımak adına "Ülkeler Coğrafyası" dersi muhakkak olmalıdır. Bu konu ünite olarak değil, ders olarak okutulmalıdır. Kanaatimce 11.Sınıf bunun için ideal basamaktır. Bu ders en az milli bilinç çerçevesinde ülkemizi daha iyi tanıtabilmek adına müfredata eklenmesi gerektiğine inandığım "Türkiye Coğrafyası" dersi kadar önemlidir. Lakin bırakınız bu dersleri haftalık ders çizelgesine eklemeyi, 11.Sınıf ve 12. Sınıf Coğrafya dersi seçmeli bir statüdedir. Bu bulunduğumuz coğrafya için kabul edilebilir bir durum değildir. Coğrafya dersinin seçmeli olarak düşünülmesi bile yaşadığımız coğrafyaya gereken değerin verilmediğinin, coğrafyamızın öneminin anlaşılamadığının bir göstergesidir. Coğrafya dersinin matematik, tarih gibi zorunlu olması yerinde bir karar olurdu. Zira bu durum tercihe bırakılamayacak kadar zorunluluk arz eden bir durumdur. Yaşadığımız coğrafya, coğrafya ilmine daha çok önem verilmesi gerektiğini kendisi bizatihi vurgularken gereken önemin verilmemesi üzücü, kaygı vericidir. Coğrafya seçmeli ders olmaya devam ederse vatanını bilmeyen nesiller yetişir Coğrafya dersi müfredatı kapsamında Türkiye Coğrafyası ile ilgili bilgilerin her kademeye dağıtıldığı ve ağırlıklı olarak 10-11-12.Sınıflarda yer aldığını lakin meslek liselerinde sadece 9 ve 10.Sınıflarda coğrafya dersi olması nedeniyle meslek liselerine Türkiye Coğrafyası’nın bir bütün olarak sunulamadığı düşülürse "Türkiye Coğrafyası" dersinin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Nitekim 9-10.Sınıflarda zorunlu olan Coğrafya dersi, 11 ve 12.Sınıflarda seçmeli hale getirilmiştir. Coğrafya seçmeli ders olduğu müddetçe, Meslek Liselerinde okuyan gençler, ülkesini tam olarak öğrenemeden mezun olacaklar ve 2 yıl süreyle gördüğü coğrafya bilgisi ile YKS’ye girecekler ya da son sene gidecekleri kurslar vasıtasıyla açıklarını kapatmaya çalışacaklardır. Lakin burada sınava hazırlık süreci kadar vatanını ne kadar öğrendiği de sorgulanmalı ve coğrafyanın vatan sevgisi aşılamadaki rolü unutulmamalıdır."
Erzurum Müzesi’nde 5 bin yıllık eserler sergileniyor
03 Eylül 2025 Çarşamba - 09:38 Erzurum Müzesi’nde 5 bin yıllık eserler sergileniyor Cumhuriyet’in 102’inci yılı dolayısıyla "102 Sergi Projesi" çerçevesinde Erzurum Müzesi’nde açılan sergi, 5 bin yıldan fazla bir geçmişe sahip Karaz kültürüne ait 159 esere ev sahipliği yapıyor. Karaz kültürünün izlerini yansıtan sergi tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. 8 ilden getirilen eserler sergileniyor Erzurum Arkeoloji Müzesi’nde ’Doğu Anadolu’da Kadim Bir Kültür: Karaz’ sergisi düzenlendi. Sergide Erzurum başta olmak üzere Karaz kültürünün yaşandığı 8 ilden getirilen eserler de ilk kez görücüye çıktı. Küratörlüğünü Erzurum Arkeoloji Müdürü Hüsnü Genç ile arkeolog Doç. Dr. Gülşah Altunkaynak’ın yaptığı sergi, 1942 yılında yaptığı kazılarla Karaz kültürünü ortaya çıkaran Hamit Zübeyir Koşay adına ithaf edildi. Bu arada düzenleme komitesini Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Bülent Gönültaş, Erzurum Müze Müdürü Hüsnü Genç, Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Işıklı, Erzurum Müzesi’nde görevli arkeolog Doç. Dr. Gülşah Altunkaynak ve Dr. Gülşah Öztürk’ün yaptığı "Erzurum’un Karaz Kültürü ve Ötesi: Büyük ve Karmaşık Kültürel Bir Olgunun Anatomisi" konulu sempozyumda, Karaz kültürüne dair önemli sunumlar gerçekleşti. "Bölgenin en kadim kültürü" Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Işıklı, sergide bulunan eserlerin pişmiş toprak, kemik ve taştan olduğunu belirterek, "Karaz bu bölgenin en kadim kültürü olarak ifade edilir. Günümüzden yaklaşık 5 bin 500 yıl önce bu topraklarda yaşamış olan tarım ve hayvancılıkla geçinen çok zengin kültürel materyali olan bir kültürle uğraşıyoruz. Karaz kültürü 13 ülkenin topraklarına yayılıyor. Bu kültürün merkezi ve en çok verisi ülkemizde bulunuyor, Karaz’ın doğduğu topraklardayız. Bu kültürü anlayabilmemiz için bu bölgedeki yapılan çalışmaları mercek altına yatırmaya karar verdik. Bu kültürün Doğu Anadolu’daki müzelere dağılmış çok nadide eserleri var. Bunların en güzellerini de, Doğu Anadolu’nun Karaz zenginliğini Erzurum Müzesi’nde sergiliyoruz. Eserlerin bir kısmı ilk kez sergiye açıldı. Bazıları da restorasyondan sonra tekrar sergilenmeye başladı. 5 bin 500 yıl önce bu topraklarda yaşamış halkların ürettiği kültürel eserler. Onlar bize tarım ve hayvancılıkla geçinen köy halkının nasıl evlerde yaşadığını, nasıl kap kullandığını, ölülerini nasıl gömdüklerini, neye inandıklarını ve o topluma ait her şeyi anlatıyor" şeklinde konuştu. Karaz kültürü nedir Karaz kültürü, Erken Tunç Çağı’na (M.Ö. IV binyılın sonu – III binyıl) ait bir kültürdür. Sovyet arkeolog Boris Kuftin’in çalışmalarında ortaya konulan, Geç Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağı boyunca Doğu Anadolu Bölgesi, Transkafkasya, Azerbaycan ve Kuzeybatı İran’ı içine alan bir yayılma gösteren kültürdür. Boris Kuftin, 1940 yılında bu kültürü ilk olarak tanımlamış ve Kura-Aras Kültürü olarak adlandırmıştır. Karaz kültürünün yayılma alanı kuzeyde Kuzey Karadeniz Dağları- Transkafkasya hattına, doğuda İran’daki Urmiye Gölü’ne, batıda Divriği-Kangal, Malatya-Elazığ hattına, güneyde ise Kahramanmaraş-Amik Ovası Filistin hattına uzanıyor. Günümüze göre Karaz kültürünün yayılma alanı Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, Doğu Anadolu ve Kuzeybatı İran’ı kapsıyor.
Erzurum Müzesi’nde 5 bin yıllık eserler sergileniyor
03 Eylül 2025 Çarşamba - 09:16 Erzurum Müzesi’nde 5 bin yıllık eserler sergileniyor Erzurum’da Cumhuriyet’in 102. yılı dolayısıyla hazırlanan "102 Sergi Projesi" çerçevesinde Erzurum Müzesi’nde açılan sergi, Karaz Kültürü’nün izlerini her anlamda yansıtıyor. Erzurum Müzesi, günümüzden 5 bin yıldan fazla bir geçmişe sahip olan Karaz Kültürü dönemine ait 159 esere ev sahipliği yapıyor. Sergide 122 eserde ilk kez görücüye çıktı. Karaz kültürüne ait çanak, çömlek, ocaklar, taş kalıplar, metal eserler tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. 8 ilden getirilen eserler sergileniyor Erzurum Arkeoloji Müzesi’nde ’Doğu Anadolu’da Kadim Bir Kültür: Karaz’ sergisi düzenlendi. Sergide Erzurum başta olmak üzere Karaz kültürünün yaşandığı 8 ilden getirilen eserler de ilk kez görücüye çıktı. Küratörlüğünü Erzurum Arkeoloji Müdürü Hüsnü Genç ile arkeolog Doç. Dr. Gülşah Altunkaynak’ın yaptığı sergi, 1942 yılında yaptığı kazılarla Karaz kültürünü ortaya çıkaran Hamit Zübeyir Koşay adına ithaf edildi. Bu arada düzenleme komitesini Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Bülent Gönültaş, Erzurum Müze Müdürü Hüsnü Genç, Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Işıklı, Erzurum Müzesi’nde görevli arkeolog Doç. Dr. Gülşah Altunkaynak ve Dr. Gülşah Öztürk’ün yaptığı "Erzurum’un Karaz Kültürü ve Ötesi: Büyük ve Karmaşık Kültürel Bir Olgunun Anatomisi" konulu sempozyumda, Karaz kültürüne dair önemli sunumlar gerçekleşti. "Bölgenin en kadim kültürü" Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Işıklı, sergide bulunan eserlerin pişmiş toprak, kemik ve taştan olduğunu belirterek, "Karaz bu bölgenin en kadim kültürü olarak ifade edilir. Günümüzden yaklaşık 5 bin 500 yıl önce bu topraklarda yaşamış olan tarım ve hayvancılıkla geçinen çok zengin kültürel materyali olan bir kültürle uğraşıyoruz. Karaz Kültürü 13 ülkenin topraklarına yayılıyor. Bu kültürün merkezi ve en çok verisi ülkemizde bulunuyor, Karaz’ın doğduğu topraklardayız. Bu kültürü anlayabilmemiz için bu bölgedeki yapılan çalışmaları mercek altına yatırmaya karar verdik. Bu kültürün Doğu Anadolu’daki müzelere dağılmış çok nadide eserleri var. Bunların en güzellerini de, Doğu Anadolu’nun Karaz zenginliğini Erzurum Müzesi’nde sergiliyoruz. Eserlerin bir kısmı ilk kez sergiye açıldı. Bazıları da restorasyondan sonra tekrar sergilenmeye başladı. 5 bin 500 yıl önce bu topraklarda yaşamış halkların ürettiği kültürel eserler. Onlar bize tarım ve hayvancılıkla geçinen köy halkının nasıl evlerde yaşadığını, nasıl kap kullandığını, ölülerini nasıl gömdüklerini, neye inandıklarını ve o topluma ait her şeyi anlatıyor" şeklinde konuştu. Karaz Kültürü Nedir? Karaz Kültürü,Erken Tunç Çağı’na (M.Ö. IV binyılın sonu - III binyıl) ait bir kültürdür. Sovyet arkeolog Boris Kuftin’in çalışmalarında ortaya konulan, Geç Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağı boyunca Doğu Anadolu Bölgesi, Transkafkasya, Azerbaycan ve Kuzeybatı İran’ı içine alan bir yayılma gösteren kültürdür. Boris Kuftin, 1940 yılında bu kültürü ilk olarak tanımlamış ve Kura-Aras Kültürü olarak adlandırmıştır. Karaz Kültürü’nün yayılma alanı kuzeyde Kuzey Karadeniz Dağları - Transkafkasya hattına, doğuda İran’daki Urmiye Gölü’ne, batıda Divriği - Kangal, Malatya - Elazığ hattına, güneyde ise Kahramanmaraş - Amik Ovası Filistin hattına uzanmaktadır. Günümüze göre ifade edilecek olursa, Karaz Kültürü’nün yayılma alanı Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, Doğu Anadolu ve Kuzeybatı İran’dır.
Devlet korumasındaki çocuklar tarım ve hayvancılık fuarına katıldı
02 Eylül 2025 Salı - 17:25 Devlet korumasındaki çocuklar tarım ve hayvancılık fuarına katıldı Şehrin tarım ve hayvancılık potansiyelini uluslararası arenaya taşımayı hedefleyen Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Recep Tayyip Erdoğan Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Fuarın açılış programı yoğun katılımla gerçekleşirken, devlet korumasındaki çocuklar da etkinliğe katılarak stantları gezdi, tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmalara dair bilgi aldı. Çocuklar, traktörlerden modern tarım makinelerine, hayvancılık ürünlerinden yöresel stantlara kadar pek çok alanı inceleyerek merak ettikleri soruları uzmanlara yöneltti. Bazı çocuklar büyükbaş hayvanları yakından görmenin heyecanını yaşarken, bazıları ise ilk kez gördükleri teknolojik tarım aletlerine hayran kaldı. Duygularını paylaşan çocuklardan biri, "İlk kez böyle büyük bir fuara geldim, çok mutlu oldum" derken, bir diğeri ise "Hayvancılıkla ilgili yeni şeyler öğrendim, büyüyünce veteriner olmak istiyorum" ifadelerini kullandı. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, fuara katılan çocukların hem sosyalleşme hem de mesleki farkındalık açısından önemli bir deneyim yaşadığını belirterek şunları söyledi: "Çocuklarımızın farklı alanları tanıması, geleceğe yönelik hayaller kurabilmesi ve toplumla iç içe olması bizim için çok değerli. Bu tür etkinlikler onların ufkunu genişletiyor." Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, yerli ve yabancı birçok katılımcıyı bir araya getirerek tarım teknolojilerinden hayvancılık yatırımlarına kadar geniş bir yelpazede tanıtımların yapılmasına olanak sağlıyor.