Yerel Haberler
Erzurum
03 Nisan 2026 Cuma - 17:45 Erzurum’da "joker aday" operasyonu: 33 gözaltı Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında yapay zekayla kimlik fotoğrafını değiştirip joker adayları ehliyet sınavına sokanlara yönelik düzenlenen operasyonda 33 şüpheli gözaltına alındı. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında bir sürücü kursunda yazılı sınavda başarısız olan kursiyerlerin yerine "joker aday" olarak tabir edilen kişilerin sınava sokulmak suretiyle haksız menfaat temin edildiği tespit edildi. Yapılan çalışmalarda; şüphelilerin kursiyerlere ve joker adaylara ait fotoğrafları temin ederek yapay zeka yöntemleriyle birleştirdikleri ve bu suretle sahte kimlikler oluşturdukları belirlendi. Ayrıca sınav tarihlerine ilişkin HTS iletişim kayıtları ve BAZ kayıtlarının incelenmesi neticesinde; sınava girmesi gereken kursiyerlerin Erzurum ilinde bulunmadıkları, buna karşılık joker adayların sınav merkezlerinden BAZ sinyal verdikleri tespit edildi. Kursiyer adaylara ait imza ve yazı örnekleri ile sınav belgeleri üzerindeki imza ve yazıların, alınan kriminal inceleme raporlarıyla örtüşmediği tespit edildi. Elde edilen deliller doğrultusunda; 12 joker aday, 17 kursiyer ve sürücü kursu yetkililerinin de aralarında bulunduğu 5 şüpheli olmak üzere toplam 33 şüpheli hakkında, farklı illerle koordineli şekilde gözaltı kararı verildi. Ayrıca gözaltına alınan kursiyer adayların kimlik ve sürücü belgelerine el konuldu. Şüpheliler hakkında "resmî belgede sahtecilik" ve 6114 sayılı ÖSYM Kanununa muhalefet suçları kapsamında soruşturma işlemleri titizlikle devam ettiği belirtildi.
03 Nisan 2026 Cuma - 17:02 Palandöken’de ekonomi zirvesi toplantısı Palandöken Ekonomi Zirvesi (PALEZ) tarafından gerçekleştirilecek ekonomi zirvesi programının lansman toplantısı yapıldı. Dedeman Palandöken Ski Lodge otelde 4-5 Nisan’da tarihleri arasında düzenlenecek olan Palandöken Ekonomi Zirvesi’ne Prof. Dr. Yusuf Kaplan, Prof. Dr. Cihat Yaycı, Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı ve Dr. İsrafil Kurulay sunum yapacak. Palez Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yer ve Erzurum İl Başkanı Hilmi Yavilioğlu, iki gün sürecek programda zirvenin önemi, içeriği ve Erzurum’da düzenlenme amacı hakkında basın mensuplarını bilgilendirdi. Erzurum kıymeti bilinmeyen bir şehir Arez’in tanıtım toplantısında konuşan Prof. Dr. Yusuf Kaplan, Erzurum’un şu an stratejik değerinin gittikçe önem kazanmasına rağmen kıymeti bilinmeyen bir şehir olduğunu söyledi. Prof. Dr. Kaplan, "Erzurum, bütün Asya’nın içlerinden Avrupa’nın içlerine kadar güneyden, kuzeyden, doğudan, batıdan acayip bir şekilde tam bir medeniyetlerin buluşma noktası, kavşak noktası. Yani böyle bir özelliği var Erzurum’un. Maalesef şu an bu ifadeyi kullanmak zorundayım, gördüğüm manzara böyle bir manzara. Şu an yaşlanmış gibi duruyor. Çok yaşlı, bir şekilde emekliye ayrılmış, istifa etmiş, hayattan istifa etmiş, ölmek üzere can çekişiyormuş gibi bir izlenim var. Halbuki müthiş dinamizmi var" dedi. Bu dinamizmi harekete geçirecek üç sermeyeye ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Kaplan, şu ifadeleri kullandı: "Birincisi tabii ki kültürel sermaye. Yani Erzurum, medeniyetin kurucusu, konumlandırıcısı ve koruyucusu olan şehirler arasındadır. Ben Erzurum’un üç özelliğe de sahip olduğunu görüyorum. Şimdi bu üç özelliğinin de yavaş yavaş aşınmaya başladığını görüyoruz. Dolayısıyla müthiş bir dinamizm var. Bu dinamizmin kuvveden fiile dönüştürülmesi lazım. Kuvveden fiile dönüştürülebilmesi için üç sermayenin harekete geçilmesi lazım. Ülkeyi yöneten insanlar da Erzurum’un hak ettiği yerde olduğunu göstermeliler. Dolayısıyla kültürel açıdan kültürel sermayesi çok güçlü bir şehir. Bu sermayenin güncellenmesi lazım, update yapılması lazım. Buradan bizim bölgeye ve dünyaya kültür üretebildiğimiz bir şehre dönüşmesi lazım. İkincisi ekonomik sermaye. Yani gene bütün İpek Yolu dahil başta olmak üzere Hazar Havzası, Karadeniz Havzası, Basra Körfezi Havzası vs. Bütün medeniyetlerin gerçekten ekonomik olarak da kavşak noktası. Bu açıdan ekonomik dinamizmini harekete geçirmesi gerekiyor. O konuda ciddi projelerin geliştirmesi lazım. Hükümetin geliştirmesi lazım. Sivil toplum kuruluşlarının büyük ölçekte projelere imza atmaları lazım. Üçüncü olarak da insan sermayesi. Yaşlanmış bir şehir havası var. Yani işte dünyadan ele tek çekmiş gibi bir hali var. Halbuki bu karda, bu kışta, kıyamette dinamik olması lazım. Coğrafyanın verdiği stratejik konum, jeokültürel, jeokonomik ve dolayısıyla jeoantropolojik konumu aslında dinamik bir şehirle karşı karşıya olmamızı sağlayacak özellikler. O açıdan Erzurum. bütün bu saydığım özelliklerinden ötürü Erzurum ayağa kalkarsa bölgenin dolayısıyla Türkiye’nin ayağa kalkacağını söylüyorum. Kültürel olarak, entelektüel olarak, manevi olarak, dolayısıyla ekonomik olarak, insan sermayesini harekete geçirecek bölgeyi ve ülkeyi ayağa kaldıracak bir yolculuğun tohumları ekilebilir. Yani burası o anlamda Palandöken zirvesi bütün kültürlerin, medeniyetlerin, coğrafyaların buluştuğu, birbirleriyle konuştuğu, birbirleriyle alışveriş yaptığı, kültürel alışveriş, ekonomik alışveriş, entelektüel alışveriş yaptığı bir merkez, mekana dönüşür inşallah. Yani bu yolculuğun o açıdan ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu işe devletin de aynı zamanda sahip çıkması gerekiyor. Yoksa başka türlü yürümez. Yani Cumhurbaşkanlığının himayesine vesaire gitmesi lazım bu işin. Cumhurbaşkanlığı himayesinde giderse bölgeyi ayağa kaldırır. Türkiye’nin ekonomisine, kültürüne, sanatına ve dolayısıyla insan sermayesine aynı zamanda katkıda bulunur." Erzurum Türk’ün doğudaki kalkanı Daha sonra söz alan Prof. Dr. Cihat Yaycı ise Palandöken Ekonomik Zirvesi (Palez) grubunun gönüllü üyesi ve onursal başkanı olduğunu söyledi. Erzurum’un kendisi için çok kıymetli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yaycı, "Erzurum Türkiye’nin Türk’ün doğudaki kalkanı ve milli mücadelenin başlatıldığı şehir. Cumhuriyet’in kuruluşunda bir yüksek güçlü sütun ve Atatürk’ün milli mücadeleye başlattığı şehir" dedi. Erzurum’un nüfuzunun azaldığını hatırlatan Yaycı konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bunun temel nedeni ekonomik zorluklar. Çalışma alanlarının kısıtlı olması ve kış koşulları nedeni ile giderlerin fazlalığı. Tarım ve hayvancılık çok önemli bu bölgede. Ancak insanlar hayvancılığı bırakıyorlar. Türkiye’nin şehirlerden kırsala göçe ihtiyacı var, kırsaldan şehirlere değil. Erzurum kimlikli bir şehirdir. Erzurum ordan burdan toplama bir şehir değil, kimliği olan bir şehirdir. Erzurum’un kendine has bir havası vardır, o havayı bozmamak lazım. Mavi vatanın kesişme noktası Erzurum’un mavi vatanla ilgisine gelince; aslında Erzurum için mavi vatan büyük bir şans. Yani hem tuzlu suyuyla hem deniziyle, hem tatlı suyuyla şans. Neden? Çünkü Türkistan bölgesine ve aşağıdaki Irak, Suriye bölgesine son derece yakın. Zengezur Koridoru’na bağlı. Zengezur Koridoru’nun asıl önemini arttıran şey şu; Hazar Denizi’nden Karadeniz’e bağlanmak.Ve bunun da düğün noktası Nahçıvan’dan sonra Erzurum. Yani Hazar Denizi bir mavi vatan parçası, Karadeniz bir mavi vatan parçası ve bunu ikisini birleştiren yer düğün noktası lojistik merkezi Erzurum. O nedenle mavi vatanla doğrudan iç içe bir yer. Zaten Erzurum deniz kıyısı sayılır literatürde. Neden? Erzurum’da şimdi kuş uçuşu gitseniz 50 km sonra denize gider. Yani tünellerin yapılması, bunların yapılması ve dolayısıyla ticaret deniz sayesinde gelişecek Erzurum’da. Çünkü limanlara bağlı, limanlara bağlantılı oluyor." Toplantıda önceki dönem Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı ve İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim üyesi Dr. İsrafil Kurulay da Palandöken Ekonomi Zirvesi’nin bölgeye katkı sunacağını dile getirdiler.
Ailede rol dağılımı ve sorumluluklarını anlattı
08 Mayıs 2025 Perşembe - 09:30 Ailede rol dağılımı ve sorumluluklarını anlattı Aile Danışmanı Saliha Erdim, Erzurum’da ailelere seslendi, ailede rol dağılımı ve sorumluluklarını anlattı Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin ‘2025 Aile Yılı’ kapsamında düzenlediği “Ailede Rol Dağılımı ve Sorumluluklar” konulu söyleşisi yoğun ilgi gördü. Aile danışmanı ve yazar Saliha Erdim’in katıldığı söyleşi programında aile içi iletişimden empatiye, çocuk eğitiminden eşler arası sorumluluk paylaşımına kadar birçok konu ele alındı. Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Akarsu da katıldı. Yazar Erdim, “Aile bizim en büyük gücümüzdür; onu korumak ve gelecek nesillere güçlü bir şekilde aktarmak en temel görevimizdir” dedi. Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim, “Ailede Rol Dağılımı ve Sorumluluklar” konulu söyleşisinin ardından “Kendime yardım etmek istiyorum” adlı kitabını okurları için imzaladı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamada, "Erzurum’da aile yapımızın güçlenmesine katkı sunacak çok anlamlı bir buluşmaya daha ev sahipliği yaptık. 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlediğimiz "Ailede Rol Dağılımı ve Sorumluluklar" konulu söyleşide, kıymetli aile danışmanı ve yazar Saliha Erdim hanımefendiyi şehrimizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk. Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde gerçekleşen bu özel programa, Meclis Başkanvekilimiz Mehmet Akarsu’da katıldı. Aile içi iletişimden empatiye, çocuk eğitiminden eşler arası sorumluluk paylaşımına kadar pek çok önemli meseleye dikkat çekilen bu program, vatandaşlarımızın yoğun ilgisiyle gerçekleşti. Saliha Hanım’ın içten ve etkileyici anlatımıyla katılımcılarımıza unutulmaz bir akşam yaşattığı bu buluşma, aile kurumuna verdiğimiz önemin bir yansımasıdır. Aile bizim en büyük gücümüzdür; onu korumak ve gelecek nesillere güçlü bir şekilde aktarmak en temel görevimizdir" denildi.
Atatürk Üniversitesi, Patent Şampiyonları arasında yerini aldı
08 Mayıs 2025 Perşembe - 09:26 Atatürk Üniversitesi, Patent Şampiyonları arasında yerini aldı Ulusal ve uluslararası patent başarılarıyla dikkat çeken Atatürk Üniversitesi, Türkiye’nin en yenilikçi yükseköğretim kurumları arasında öne çıktı. Türkiye’de faaliyet gösteren üniversitelerin 2024 yılı patent performanslarının analiz edildiği "Patent Şampiyonu Üniversiteler" sıralamasında Atatürk Üniversitesi, dikkat çekici bir başarı elde etti. Üniversiteler bazında Türkiye (TR), Avrupa (EP), ABD (US) ve uluslararası (PCT) patent başvuruları ile tescil sayıları dikkate alınarak hazırlanan Top 20 listelerinde Atatürk Üniversitesi, farklı kategorilerde güçlü bir konumda yer aldı. Sıralamalar, 31 Aralık 2024 tarihi itibarıyla yayımlanan veya tescil edilen patent sayılarına göre oluşturuldu. Uluslararası (PCT) Patent Başvuruları 2024 yılı uluslararası (PCT) patent başvurularında ise 52 başvuru ile 1. sıraya yerleşen Atatürk Üniversitesi, bu alanda büyük bir sıçrama yaptı. Üniversite, genel toplamda 144 PCT başvurusuyla 2. sırada yer alarak uluslararası platformda da iddiasını sürdürdü. Türkiye (TR) Patent Başvuruları ve Tescilleri Atatürk Üniversitesi, 2024 yılı Türkiye (TR) patent başvurularında 105 başvuru ile 4. sırada yer aldı. 2024 yılında tescil edilen patentlerde ise 15 patent ile 9. sıraya yerleşti. Bu sonuçlar, üniversitenin yenilikçi çalışmalarını koruma altına alma konusundaki kararlılığını ortaya koydu. Avrupa (EP) Patent Başvuruları ve Tescilleri Avrupa Patent (EP) tarafından tescil edilen patentlerde ise 3 patent ile 12. sıraya yerleşti. Bu kategori, üniversitenin uluslararası alanda da rekabet gücünü göstermesi açısından önem taşıyor. ABD (US) Patent Başvuruları ve Tescilleri ABD (US) patenti tescil edilen üniversiteler sıralamasında 2024 yılında tescil edilen patentlerde 3 patent ile 4. sıraya adını yazdırdı. ABD (US) patenti genel sıralamasında 19 başvuru ile 10. sırada, 5 tescille genel tescil sıralamasında 12. sırada yerini aldı. ABD pazarındaki bu başarı, Atatürk Üniversitesinin küresel ölçekteki etkisini gözler önüne serdi. Genel Sıralama (Toplam Patent Başvuruları) Türkiye geneli toplam patent başvurularında (TR) ise Atatürk Üniversitesi, 325 başvuru ile 5. sıraya Türkiye geneli toplam tescil sıralamasında 39 tescil ile 17. sıraya yerleşti. Bu sonuç, üniversiteyi Türkiye’nin en yenilikçi eğitim kurumlarından biri olarak öne çıkardı. Rektör Hacımüftüoğlu: "Bu Sonuçlar, Bilimsel Araştırma ve İnovasyon Alanındaki Kararlılığımızı ve Gücünümüzü Bir Kez Daha Ortaya Koymuştur" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, sıralamalara ilişkin yaptığı açıklamada, elde edilen başarının üniversite için gurur verici olduğunu vurguladı. Rektör Hacımüftüoğlu: "Bu sonuçlar, Atatürk Üniversitesinin bilimsel araştırma ve inovasyon alanındaki kararlılığını ve gücünü bir kez daha ortaya koymuştur. Akademisyenlerimiz ve araştırmacılarımız, ülkemizin ve dünyanın ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler üretmek için büyük bir özveriyle çalışmaktadır. Özellikle uluslararası (PCT) patent başvurularında 1. sıraya yerleşmemiz, küresel ölçekte rekabet gücümüzün bir göstergesidir" dedi. Rektör Hacımüftüoğlu, tescil edilen patent sayılarında da artış hedeflediklerini belirterek: "Başvuru sayılarımız oldukça yüksek, ancak tescil süreçlerinde daha fazla başarı elde etmek için çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız. Üniversitemiz bünyesinde kurduğumuz Fikri Mülkiyet Hakları Koordinatörlüğü bu süreçte önemli bir rol oynuyor. Akademisyenlerimizi patent başvurusu ve tescil süreçlerinde desteklemeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Hacımüftüoğlu, ayrıca üniversite bünyesinde yürütülen projelerin çeşitliliğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Tıp, mühendislik, tarım ve sosyal bilimler gibi farklı alanlarda yürütülen projelerimiz, patent portföyümüzü zenginleştiriyor. Önümüzdeki yıllarda bu başarımızı daha da ileriye taşıyarak Türkiye’nin inovasyon ekosistemine katkılarımızı artıracağız." Atatürk Üniversitesi, Patent Sayılarını Artırarak Türkiye ve Uluslararası Alanda Lider Konuma Yükselmeyi Hedefliyor Atatürk Üniversitesi, patent sayılarını artırarak Türkiye ve uluslararası alanda lider konuma yükselmeyi hedefliyor. Üniversite yönetimi, akademisyenlerin ve öğrencilerin inovasyon kapasitesini artırmak için yeni teşvik programları ve iş birliği projeleri üzerinde çalıştığını duyurdu. Ayrıca, sanayi ile iş birliğini güçlendirmek ve patentlerin ticarileşmesini hızlandırmak için yeni adımlar atılacağı belirtildi. Atatürk Üniversitesinin bu başarısı hem Erzurum hem de Türkiye genelinde büyük bir memnuniyetle karşılandı. Üniversitenin yenilikçi projelerle adından söz ettirmeye devam etmesi bekleniyor.
Lezzetli ekmekler köy tandırında pişiyor
08 Mayıs 2025 Perşembe - 09:21 Lezzetli ekmekler köy tandırında pişiyor Erzurum’un Olur ilçesi Ormanağzı köyünde yüzyıllardan beridir devam eden tandırda ekmek pişirme geleneği lezzeti de beraberinde getiriyor. Ormanağzı köyü sakinleri kendi tarlalarında ektikleri ata tohumundan yine kendi imkanları ile yaptıkları un ile ekmek yapıyor. Tandır ve odun ateşinde pişirilen ekmekler uzun süre saklanabiliyor. Erzurum’un Olur ilçesi Ormanağzı köyünde tandırda pişirilen ekmekler, hem lezzetiyle hem de uzun süre bayatlamamasıyla dikkat çekiyor. Sabah erken saatlerde yoğurduğu hamuru tandırda pişirmek için sabırsızlanan Gülistan Kurt (69), doğal mayalanma süreciyle hazırlanan bu ekmeklerin şehriye fırınlardan çok daha lezzetli olduğunu belirtiyor. Köy tandırında yapılan ekmekler, geleneksel yöntemlerle piştiği için hem tadı hem de bayatlamama süresiyle fark oluşturuyor. Gülistan Kurt, "Tandırda pişen ekmeklerin ortasını deliyoruz, böylece daha iyi pişmesini sağlıyoruz. Her tandırda 15-20 günlük ekmeğimizi pişiriyoruz. Bu ekmekler fırın ekmeklerine göre çok daha lezzetli ve uzun süre taze kalıyor" dedi. Tandır ekmeği yapım süreci ise oldukça zahmetli. İlk olarak tandır harlı bir şekilde yakılıyor ve iyice kızıp kömürleşene kadar ısınması bekleniyor. Ardından, "patat" denilen aparat yardımıyla hamurlar tandıra yapıştırılarak pişiriliyor. Pişen ekmekler ise tahta bir aparatla tandırdan çıkarılıyor. Gülistan Kurt’un eşi Ahmet Kurt ise tandır ekmeğine olan sevgisini şöyle ifade etti: "Biz alışmışız tandır ekmeği yemeye. Şehirdeki fırınlarda pişen ekmeğin mayası farklı, o ekmeği biz yiyemiyoruz. Kendi ekmeğimizi kendimiz yapıyoruz. Tandır ekmeği çok daha lezzetli oluyor. Hele bir de tandırın başında sıcak ekmekle çeçil peyniri yediğinizde, yanında bir de çay varsa, bu lezzeti başka hiçbir yerde bulamazsınız." Olur Ormanağzı Mahallesi’nde yapılan tandır ekmeği, sadece lezzetiyle değil, doğal yapısıyla da dikkat çekiyor. Tandır ekmeği sevenler, buradaki geleneksel pişirme yöntemine büyük ilgi gösteriyor.
Lezzetli ekmekler köy tandırında pişiyor
08 Mayıs 2025 Perşembe - 09:19 Lezzetli ekmekler köy tandırında pişiyor Erzurum’un Olur ilçesi Ormanağzı Köyü’nde yüzyıllardan beridir devam eden tandıra ekmek pişirme geleneği lezzeti de beraberinde getiriyor. Ormanağzı Köyü sakinleri kendi tarlalarında ektikleri ata tohumundan yine kendi imkanları ile yaptıkları un ile ekmeği yapıyor. Tandır ve odun ateşinde pişirilen ekmekler uzun süre saklanabiliyor. Erzurum’un Olur ilçesi Ormanağzı Mahallesi’nde köy tandırında pişirilen ekmekler, hem lezzetiyle hem de uzun süre bayatlamamasıyla dikkat çekiyor. Sabah erken saatlerde yoğurduğu hamuru tandırda pişirmek için sabırsızlanan Gülistan Kurt (69), doğal mayalanma süreciyle hazırlanan bu ekmeklerin şehriye fırınlardan çok daha lezzetli olduğunu belirtiyor. Köy tandırında yapılan ekmekler, geleneksel yöntemlerle piştiği için hem tadı hem de bayatlamama süresiyle fark oluşturuyor. Gülistan Kurt, "Tandırda pişen ekmeklerin ortasını deliyoruz, böylece daha iyi pişmesini sağlıyoruz. Her tandırda 15-20 günlük ekmeğimizi pişiriyoruz. Bu ekmekler fırın ekmeklerine göre çok daha lezzetli ve uzun süre taze kalıyor" dedi. Tandır ekmeği yapım süreci ise oldukça zahmetli. İlk olarak tandır harlı bir şekilde yakılıyor ve iyice kızıp kömürleşene kadar ısınması bekleniyor. Ardından, "patat" denilen aparat yardımıyla hamurlar tandıra yapıştırılarak pişiriliyor. Pişen ekmekler ise tahta bir aparatla tandırdan çıkarılıyor. Gülistan Kurt’un eşi Ahmet Kurt ise tandır ekmeğine olan sevgisini şöyle ifade etti: "Biz alışmışız tandır ekmeği yemeye. Şehirdeki fırınlarda pişen ekmeğin mayası farklı, o ekmeği biz yiyemiyoruz. Kendi ekmeğimizi kendimiz yapıyoruz. Tandır ekmeği çok daha lezzetli oluyor. Hele bir de tandırın başında sıcak ekmekle çeçil peyniri yediğinizde, yanında bir de çay varsa, bu lezzeti başka hiçbir yerde bulamazsınız." Olur Ormanağzı Mahallesi’nde yapılan tandır ekmeği, sadece lezzetiyle değil, doğal yapısıyla da dikkat çekiyor. Tandır ekmeği sevenler, buradaki geleneksel pişirme yöntemine büyük ilgi gösteriyor.
"Doğu Cephesi Tarihî Alanları" çalıştayı ETÜ ev sahipliğinde gerçekleştirildi
08 Mayıs 2025 Perşembe - 09:14 "Doğu Cephesi Tarihî Alanları" çalıştayı ETÜ ev sahipliğinde gerçekleştirildi Erzurum Teknik Üniversitesi, Erzurum Valiliği ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen "Doğu Cephesi Tarihî Alanları Çalıştayı", Erzurum Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Çalıştay, Türkiye’nin doğu sınırlarının şekillendiği tarihî süreçleri bilimsel ve kültürel açıdan ele alarak Doğu Cephesi’nin tarihi hafızasının korunması, belgelenmesi ve gelecek nesillere aktarılması hedefiyle düzenlendi. Doğu Cephesi; 93 Harbi’nden başlayarak I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele’ye uzanan süreçte, Kop Dağı’ndan Palandöken, Kargapazarı ve Allahuekber Dağları’na kadar uzanan stratejik hattı ile askerî mücadelenin yanı sıra kültürel ve toplumsal belleğin de taşıyıcısı olarak ön plana çıkıyor. Raporla ilgili sunum yapıldı Program sabah saatlerinde Uzun Ahmet Tabyası’na yapılan alan ziyareti ile başladı. Katılımcılar, bu tarihî alanda yerinde incelemelerde bulunarak mevcut yapılarla ilgili gözlemler gerçekleştirdi. Ardından Erzurum Valiliği’ne yapılan protokol ziyaretinin ardından çalıştay oturumları Erzurum Teknik Üniversitesi yerleşkesinde gerçekleştirildi. Programın nihai bölümünde gerçekleştirilen rapor sunum oturumuna; Erzurum Vali Yardımcısı Ahmet Özdemir, 9. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tuncay Altuğ, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı ile Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak başta olmak üzere çok sayıda akademisyen, kurum temsilcisi ve davetli katıldı. Rektör Çakmak; "Erzurum için bir meşale yakıldı" Rapor sunum oturumda konuşan Erzurum Vali Yardımcısı Ahmet Özdemir, Doğu Cephesi’nin millî hafızadaki önemini vurgulayarak, Erzurum Valiliği olarak Doğu Cephesi Tarihî Alan Başkanlığı’nın kurulmasına ilişkin resmî süreci başlattıklarını ifade etti. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı ise belediye olarak bölgede bulunan tarihî yapıların restorasyonu ve ihyası konusunda sorumluluk almaya hazır olduklarını dile getirdi. Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, üniversitelerin sadece akademik üretim merkezleri değil, aynı zamanda tarihî ve kültürel mirasın korunmasında da etkin aktörler olması gerektiğini belirtti. Rektör Çakmak, "Yurt dışında tarihî miras nasıl özenle korunuyorsa, bizler de ecdadımızdan kalan bu kıymetli yapıları aynı hassasiyetle sahiplenmeliyiz. Bu çalıştayla Erzurum için bir meşale yakıldı; üniversitemiz bu sürece bilimsel katkı sunmaya devam edecektir." ifadelerini kullandı. "Tarih bilinci ve aidiyet duygusunu geliştirir" ETÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Naim Ürkmez ise, tarihî alanların korunmasının yalnızca fiziksel yapılarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda ortak toplumsal hafızanın da inşasını içerdiğini belirterek, disiplinlerarası bir yaklaşımla bu sürece katkı sunmanın önemine değindi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alan Başkanı Sayın İsmail Kaşdemir, 2015 yılında hayata geçirilen Çanakkale modeli üzerinden edinilen tecrübeleri paylaşarak, benzer bir yapının Erzurum’da da kurulmasının mümkün olduğunu vurgulamıştır. Kaşdemir, ihtiyaç duyulması halinde tüm teknik ekipleriyle destek vermeye hazır olduklarını ifade ederek, "Bu topraklara yakışır nitelikte bir tarihî yapı mutlaka inşa edilmelidir." değerlendirmesinde bulundu. Millî Savunma Bakanı Danışmanı E. Tuğgeneral Necdet Tuna ise, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Türk gençlerine ilk öğretilmesi gereken şey, bağımsızlığa ve millî benliğe düşman olan unsurlarla mücadeledir." sözünü hatırlatarak, bu tür çalıştayların genç nesillerde tarih bilinci ve aidiyet duygusunun gelişimine büyük katkı sağladığını ifade etti. İşte raporda öne çıkan başlıklar Çalıştayın bilimsel koordinatörlüğünü üstlenen ETÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, oturumlar boyunca elde edilen görüşler doğrultusunda hazırlanan sonuç raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda öne çıkan başlıklar şu şekilde sıralandı: Doğu Cephesi’nin tarihî alan sınırlarının netleştirilmesi ve bu sürecin alanında uzman ekiplerce yürütülmesi. 93 Harbi, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele döneminden günümüze ulaşan yapılar ile şehitlik ve anıtların restore edilerek kültürel miras vasfıyla turizme kazandırılması. Disiplinlerarası uzmanlardan oluşan bir danışma kurulunun oluşturulması ve uzun vadeli koruma-tanıtım-strateji planlarının bu kurul aracılığıyla şekillendirilmesi. Yerel halkın sürece aktif katılımının sağlanması ve görüşlerinin alınarak çalışmaların toplumsal tabana yayılması. Türkiye’deki mevcut tarihî alan başkanlıklarıyla (özellikle Çanakkale) ve ilgili kurumlarla iş birliğine gidilerek kurumsal deneyimlerden faydalanılması. "Koruma-kullanma dengesi" prensibine dayalı sürdürülebilir bir turizm yaklaşımının benimsenmesi. Tüm süreçler için detaylı bir paydaş analizinin yapılması ve karar mekanizmalarının koordinasyon içinde çalışmasının sağlanması. Çalıştayda alınan kararların Erzurum Valiliği tarafından kitapçık haline getirilerek kamuoyuyla paylaşılması planlanıyor.