Yerel Haberler
Erzurum
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:02 Erzurum’da sosyal belediyeciliğin en güçlü adresi: Hayır çarşısı Erzurum Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı bünyesinde kurulan Hayır Çarşısı, Erzurum ve bölgede gönüllere dokunmaya devam ediyor. Doğu Anadolu Bölgesi’nin en önemli iyilik hareketi olarak tanımlandırılan Hayır Çarşısı, geçtiğimiz günlerde 10 bin aileyi sevindirmişti. Ekipler bu kez de maddi durumdan yoksun olan ihtiyaç sahibi 20 bin kişiye gıda yardımında bulundu. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, "Alan elin veren eli görmediği Hayır Çarşı’mızda gönüllere dokunmaya, ihtiyaç sahibi kardeşlerimize umut olmaya devam ediyoruz" dedi. Hayır Çarşısı bünyesinde gıda yardımının yanı sıra eşya ve giyim desteği de sağlanıyor. İhtiyaç sahibi ailelere ev eşyası temini yapılırken, çocuklar başta olmak üzere farklı yaş gruplarına yönelik giyim yardımları da vatandaşlara düzenli olarak ulaştırılıyor. Böylece sosyal destek yalnızca bir kalemle sınırlı kalmıyor; çok yönlü bir yardım modeli uygulanıyor. Bağışlanan gıda, kıyafet ve çeşitli eşyalar titizlikle tasnif edilerek gerçek ihtiyaç sahiplerine teslim ediliyor. Bu yönüyle Hayır Çarşısı, şehirdeki yardımlaşma kültürünü kurumsal bir zemine taşıyor. "Sosyal belediyecilik insana dokunmaktır" Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, sosyal hizmet projelerinin belediyeciliğin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, "Bizim anlayışımızda belediyecilik sadece altyapı yapmak değildir. Sosyal belediyecilik; ihtiyaç sahibinin yanında olmaktır, yükünü hafifletmektir. İşte Hayır Çarşısı bu anlayışın sahadaki en somut karşılığıdır" ifadelerini kullandı. Sekmen, Erzurum’da hiçbir vatandaşın kendini yalnız hissetmemesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. Hayır Çarşısı, Erzurum’da sosyal dayanışmanın organize ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğu önemli bir model olarak öne çıkıyor. İhtiyaç tespitinden dağıtım sürecine kadar planlı bir sistemle yürütülen çalışmalar, sosyal belediyecilik anlayışının sahadaki güçlü karşılığını oluşturuyor. Gıda, giyim ve eşya yardımlarının aynı çatı altında toplanması, hem yardım süreçlerini hızlandırıyor hem de ihtiyaç sahiplerine daha etkin ulaşılmasını sağlıyor. Bu yönüyle Hayır Çarşısı, yalnızca bir yardım noktası değil; şehirde sosyal güvenlik ağını destekleyen kurumsal bir yapı niteliği taşıyor. Hayırseverlerin emaneti ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor Yardım severlerin katkılarıyla güçlenen Hayır Çarşısı, bağışları titizlikle tasnif ederek gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Yapılan ayni destekler, belediyenin koordinasyonunda şeffaf ve düzenli bir sistemle dağıtılıyor. Böylece hem bağışçıların emanetine sahip çıkılıyor hem de şehirdeki yardımlaşma kültürü kurumsal bir zeminde büyümeye devam ediyor. Bu dayanışma modeli, Erzurum’da toplumsal birlikteliği pekiştiren önemli bir sosyal belediyecilik uygulaması olarak da dikkat çekiyor. Bu arada Hayır Çarşısı ekiplerinin yardım seferberliği eşya, gıda ve giyim yardımlarıyla sınırlı değil. 65 yaş üstü hiçbir geliri olmayan vatandaşların evlerine kadar giden ekipler, Ramazan ayında da iftarlıklarını vatandaşlara ulaştırıyor. Ramazan ayı öncesi günde iki öğün yapılan sıcak yemek ikramı mübarek ayın akabinde yılın 365 günü yine devam edecek. Başkan Mehmet Sekmen, "Doğu’nun en önemli iyilik hareketi olan Hayır Çarşımızda vatandaşlarımızın dertlerine derman olmaya devam edeceğiz" kaydını düştü.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:23 Çelebi; "Okullar temizliksiz bırakılamaz" İŞKUR kapsamında okullarda görev yapan temizlik personelinin 28 Şubat itibarıyla işlerine son verilecek olmasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı ve ALKON Genel Başkan Yardımcısı İshak Çelebi, eğitim kurumlarının ciddi bir hijyen ve sağlık riskiyle karşı karşıya bırakıldığını vurguladı. Çelebi açıklamasında, "Zaten sınırlı imkânlarla eğitim hizmeti yürütmeye çalışan okulların temizlik hizmetlerinden mahrum bırakılması hem öğrencilerimizin sağlığını hem de eğitim ortamlarının güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir" ifadelerini kullandı. Yeni alımların 9 Mart’ta başlayacağının duyurulduğunu hatırlatan Çelebi, süreçle ilgili çok sayıda belirsizlik bulunduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Alımlar ne zaman tamamlanacak? Kimler çalıştırılacak? Yeterli personel bulunabilecek mi? Aradaki bir haftalık boşluk nasıl doldurulacak? Bu soruların hiçbirine net yanıt verilmiş değildir." Okulların yalnızca ders yapılan mekânlar olmadığını vurgulayan Çelebi, her gün yüzlerce öğrencinin, öğretmenin ve çalışanın bir arada bulunduğu bu kamusal alanların düzenli ve nitelikli biçimde temizlenmesinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirtti. İŞKUR kapsamında çalışan emekçilerin görevlerine son verilmesiyle birlikte birçok okulun temizlik hizmetini sürdüremez hâle geleceğinin açık olduğunu ifade eden Çelebi, eğitim sisteminin yükünün geçici istihdam modelleriyle taşınmaya çalışılmasının sürdürülebilir olmadığını kaydetti. Yetkililere çağrı Çelebi açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Okulların açılış ve kapanış tarihleri yıl başında ilan ediliyorsa, temizlik personeli planlaması da buna göre önceden yapılmalıdır. Bu sorunun yükü okullara bırakılmamalı; okul yönetimleri velilerle karşı karşıya bırakılmamalıdır. Okulların temizlik ihtiyacı kalıcı ve yıl boyu istihdam yoluyla karşılanmalıdır. Temizlik olmadan sağlık, sağlık olmadan eğitim olmaz. Milli Eğitim Bakanlığını bu soruna acilen kalıcı ve etkili bir çözüm üretmeye davet ediyoruz."
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:28 Erzurum GSİM iftar programına Aziziye’den start verdi Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Spor Hizmetleri Müdürlüğü’nün bu yıl ikincisini organize ettiği iftar yemeklerine Aziziye İlçe Müdürlüğü Spor ailesinden başladı. Nenehatun Sofrasında iftarda buluşan sporcu ve antrenörler bir arada iftar yapma sevinci yaşadı. Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur, Spor Hizmetleri Müdürü Erdoğan Dönmez ile Aziziye Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Murat Tanas da iftar programına katıldı. Aziziye İlçe Müdürlüğü bünyesinde voleybol, hentbol, güreş, taekwondo, atıcılık gibi spor branşlarının antrenörleri ve sporcularının katıldığı iftar yemeğinde Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur ile Spor Hizmetleri Müdürü Erdoğan Dönmez, sporcularla yapkından ilgilendi. İlahi ve semazen eşliğinde iftar yaptılar İki yüzü aşkın sporcu ve antrenörün katıldığı iftar programında sporcular Erzurumlu İlahi Sanatçısı Ahmet Akçay’ın Kur’an-Kerim Tilaveti ve ilahileri eşliğinde iftar yaptı. İftarda semazen gösterisi de yapıldı. İftar yemeğinde masaları tek tek ziyaret edip sporculara yakın bir ilgi gösteren Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur, iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, GSİM olarak spor ailesi ile iftar yemeğinde bir orada olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, iftar programına katılımları için teşekkür etti. Mübarek Ramazan ayının bereket ve hoş görü atmosferinde geçen iftarda kendilerine ev sahipliği yapan Vakıflar Bölge Müdürü Murat Uslu ile Hayır Hizmetleri Şube Müdürü Mustafa Gözütok’a teşekkür eden Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur, Yakutiye ve Palandöken ilçelerinde spor yapan sporcu ve antrenörlerinde onuruna iftar yemeği organize edeceklerini söyledi.
Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:22 Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da düzenlenen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji" toplantısında konuştu ve "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp." dedi.Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye siyasi hayatına önemli yenilikler getirdiğini vurgulayarak, " Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve de Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasal hayatında Türkiye’deki demokrasinin, siyasi partilerin yapılanmasında ve organizasyonunda çok farklı yenilikleri getirdi. Bu türden siyasi partilerin kendilerine vizyon belirlediği toplantılar, AK Parti öncesinde çok yoktu. AK Parti öncesinde sadece ve sadece genel merkezler merkezi olarak karar alır, talimat verirdi. Ama bizim içinden çıktığımız siyasi hareket, istişare kültürüne dayanıyor. İstişare şu demek, birlikte nasıl bir yol yürüdüğünüz, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi hep beraber planlamak demek. Biz de başlangıcından beri bu süreci yürütüyoruz. Ben bugün Milli Eğitim Bakanı olarak konuşuyorum. Ama 2001’den itibaren AK Parti’nin gençlik kollarından kadın kollarına, ana kademesinden siyaset akademisine kadar birçok noktada binlerce konuşma yaptım. Bazen muhafazakar demokrasi diye başlangıçta uyguladığımız kavram üzerine konuştuk. Bazen Türkiye siyasal hayatıyla ilgili konuştu. Bazen yerel yönetimler, demokrasiyi demokrasinin konsülide edilmesi ile ilgili konuştuk. Bazen hükümet sistemi tartışmalarıyla ilgili konuştuk. Teşkilatta sürekli birlikte bu konuları paylaştık. Şimdi bugün genel merkez yepyeni bir süreci başlatıyor. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz ve nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz sorusunu çok kapsamlı bir biçimde, "Erdemliler Hareketi" diye bildiğimiz kadro çalıştı. Kendisine bir yol haritası oluşturdu. Aradan geçen 25 yıl içerisinde doğal olarak kendisine çizdiği çizdiği bu yol haritasını büyük oranda başardı" diye konuştu."Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz"2001 yılında Türkiye’de fert başına milli gelirin 2 bin dolarlar civarındayken şimdi 20 bin doların hayal edildiği bir Türkiye’ye gelindiğini hatırlatan Bakan Tekin, " Dolayısıyla o günkü ihtiyaçlarla, bugünkü ihtiyaçlar arasında bir bağ kurmak lazım. Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. O gün 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriyorduk. Bugün 20’şer kişilik sınıflarda eğitim veriyoruz. O zaman o günkü ihtiyaçlarla bugünkü ihtiyaçlar farklılaşmıştır. Bugünün Türkiye içine özgü yepyeni bir perspektif çizmemiz lazım. Bugün teşkilat başkanlığımızın başlattığı bu istişare toplantısı aslında önümüzdeki dönemle ilgili yani 25 yılda Türkiye’de yaptığımız hizmetlerden sonra yeni Türkiye’nin konjonktürünü, önümüzdeki yüz yılı Türkiye yüzyılı yapacak adımların neler olacağını, nelerin yapılması gerektiğini teşkilat bazında konuşacağız, tartışacağız ve kendimize yepyeni bir yol haritası oluşturacağız. Partimiz yol haritası oluşturacak, politikalarını belirtecek ve uygulayıcılar olarak bizler de bu istişareler neticesinde elde ettiğimiz politikaları hayata geçireceğiz" dedi."10 yılda Türkiye’de her anlamda sıkıntılar vardı""2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye’de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?" diyerek sözüne sürdüren Bakan Tekin, "2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye’de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye’de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs’ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990’lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu."Antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönem"Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan gelişmeleri özetlerken, sözlerini şöyle sürdürdü, "Peki siyasetin demokratik boyutuyla ilgili ne var? Onunla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela 1995 yılında seçimlere giderken Anayasa Mahkemesi pat diye bir karar verdi ve Türkiye’de bütün demokratik teamülleri altüst etti. Seçim çevresi düzenlemesi hiç yetkisi olmadığı halde yani gündeminde olmadığı halde seçim çevresini barajını iptal etti. Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Böyle bir tablo yaşadık. Yani siyasete millet dışında antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mesela 1995 seçimleri oldu. 95 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21 oy aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı dedi ki, "Ben Refah Partisi’ne hükümet kurma görevi vermem. Birinci olmuş olabilir. Ama halkın yüzde yetmiş sekizi karşı." Öyle bir demokratik parametre, böyle bir demokratik önerme yok. Maalesef ama Türkiye böyle bir Türkiye’yi yaşadı. Sonra Refahyol kuruldu. Anayasa Mahkemesi yine hiç teamüllere, hukuka aykırı bir biçimde ve Meclis kararını denetleme yetkisi olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi denetledi ve hükümetin güven oylamasını geçersiz kabul etti. Refah- Yol kurulduktan sonra biz artık her gün televizyonlarda bir güvenlik kurulu ne zaman toplanacak? Genelkurmay Başkanı ne dedi? Genelkurmay ikinci başkanı ne dedi, bilmem kim ne dedi. Böyle bir demokrasi olur mu? Böyle bir demokrasi mümkün mü? Sonra Milli Güvenlik Kurulu çıktı 28 Şubat’ta dedi ki, "Sizi halk seçmiş olabilir ama sizin halk göbeğini taşıyan adamlar, bidon kafalı insanlar, onların dedikleriyle hareket edilemez. Dolayısıyla biz sizi kendi seçimlerimizde halka taahhüt ettiğiniz şeyleri size yaptırmayız. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, çağdaş kıyafetlerin giyilmesine kadar bir dünya konu. Şimdi bunlar maalesef 2001 önceki Türkiye’de yaşadıklarımız. Gecelik repo faizlerin yüzde 7500. O günlerde televizyonda her gün bankerlerin iflas ettiği, ortaya çıkarılan borçların milletin nasıl yükleneceğini tartışıyorduk. Enflasyonla ilgili ne söylemem gerektiğini bilmiyorum ama bir tane örnek vereyim ben. Akademisyen olarak 2000’li başında bir Orta Asya ülkesinde bulundum. Orada iki tane turist Türk lirasının eline almış bir bunları sayarak dalga geçiyorlar. Biz böyle bir Türkiye’yi yaşadık" dedi."Türkiye’yi hep beraber inşa ediyoruz"AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye’de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye’de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmektir" dedi."İstanbul’da asrın hırsızlığı var"Türkiye’de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul’un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk’e, Atatürk’ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye’de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20’li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu."Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun"Türkiye’nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye’de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye’de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye’de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye’de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye’nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"
Erzurum’da yasa dışı bahis operasyonu
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:36 Erzurum’da yasa dışı bahis operasyonu Erzurum’da yasa dışı bahis oynadıkları tespit edilen şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonda 6 kişi yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Erzurum İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen Takipli Siber Suç Faaliyeti kapsamında; şahsi banka hesaplarını ve dijital ödeme sistemlerini yasa dışı bahis sitelerine kullandırdıkları, aynı zamanda bu ödemelere aracılık ettikleri tespit edilen 8 şüpheliye yönelik olarak eş zamanlı operasyon düzenlendi Yürütülen çalışmalar sonucunda, şüphelilere ait banka hesaplarında toplam 32 milyon 514 bin 932,65 TL işlem hareketi olduğu tespit edilirken; suçta kullanıldığı değerlendirilen 11 adet cep telefonu, 7 adet SIM kart, 1 adet hafıza kartı, 3 adet bilgisayar ve 2 adet banka kartına el konuldu. Operasyon neticesinde, 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunu’na muhalefet ettiği tespit edilen 6 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Adreslerinde bulunamayan 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalara ise titizlikle devam edildiği belirtildi. Erzurum İl Jandarma Komutanlığınca yapılan açıklamada, "Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği için bilişim sistemleri üzerinden işlenen suçların önlenmesine ve faillerinin yakalanmasına yönelik çalışmalarımıza kararlılıkla devam edilmektedir" denildi.
Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için  karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:35 Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da düzenlenen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji" toplantısında konuştu ve "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Gerçekten ayıp" dedi. Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye siyasi hayatına önemli yenilikler getirdiğini vurgulayarak, "Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve de Cumhurbaşkanımızın siyasal hayatında Türkiye’deki demokrasinin, siyasi partilerin yapılanmasında ve organizasyonunda çok farklı yenilikleri getirdi. Bu türden siyasi partilerin kendilerine vizyon belirlediği toplantılar, AK Parti öncesinde çok yoktu. AK Parti öncesinde sadece ve sadece genel merkezler merkezi olarak karar alır, talimat verirdi. Ama bizim içinden çıktığımız siyasi hareket, istişare kültürüne dayanıyor. İstişare şu demek, birlikte nasıl bir yol yürüdüğünüz, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi hep beraber planlamak demek. Biz de başlangıcından beri bu süreci yürütüyoruz. Ben bugün Milli Eğitim Bakanı olarak konuşuyorum. Ama 2001’den itibaren AK Parti’nin gençlik kollarından kadın kollarına, ana kademesinden siyaset akademisine kadar birçok noktada binlerce konuşma yaptım. Bazen muhafazakar demokrasi diye başlangıçta uyguladığımız kavram üzerine konuştuk. Bazen Türkiye siyasal hayatıyla ilgili konuştu. Bazen yerel yönetimler, demokrasiyi demokrasinin konsülide edilmesi ile ilgili konuştuk. Bazen hükümet sistemi tartışmalarıyla ilgili konuştuk. Teşkilatta sürekli birlikte bu konuları paylaştık. Şimdi bugün genel merkez yepyeni bir süreci başlatıyor. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz ve nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz sorusunu çok kapsamlı bir biçimde, "Erdemliler Hareketi" diye bildiğimiz kadro çalıştı. Kendisine bir yol haritası oluşturdu. Aradan geçen 25 yıl içerisinde doğal olarak kendisine çizdiği çizdiği bu yol haritasını büyük oranda başardı" diye konuştu. "Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz" 2001 yılında Türkiye’de fert başına milli gelirin 2 bin dolarlar civarındayken şimdi 20 bin doların hayal edildiği bir Türkiye’ye gelindiğini hatırlatan Bakan Tekin, " Dolayısıyla o günkü ihtiyaçlarla, bugünkü ihtiyaçlar arasında bir bağ kurmak lazım. Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. O gün 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriyorduk. Bugün 20’şer kişilik sınıflarda eğitim veriyoruz. O zaman o günkü ihtiyaçlarla bugünkü ihtiyaçlar farklılaşmıştır. Bugünün Türkiye içine özgü yepyeni bir perspektif çizmemiz lazım. Bugün teşkilat başkanlığımızın başlattığı bu istişare toplantısı aslında önümüzdeki dönemle ilgili yani 25 yılda Türkiye’de yaptığımız hizmetlerden sonra yeni Türkiye’nin konjonktürünü, önümüzdeki yüz yılı Türkiye yüzyılı yapacak adımların neler olacağını, nelerin yapılması gerektiğini teşkilat bazında konuşacağız, tartışacağız ve kendimize yepyeni bir yol haritası oluşturacağız. Partimiz yol haritası oluşturacak, politikalarını belirtecek ve uygulayıcılar olarak bizler de bu istişareler neticesinde elde ettiğimiz politikaları hayata geçireceğiz" dedi. "10 yılda Türkiye’de her anlamda sıkıntılar vardı" "2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye’de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?" diyerek sözüne sürdüren Bakan Tekin, "2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye’de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye’de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs’ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990’lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu. "Antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönem" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan gelişmeleri özetlerken, sözlerini şöyle sürdürdü, "Peki siyasetin demokratik boyutuyla ilgili ne var? Onunla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela 1995 yılında seçimlere giderken Anayasa Mahkemesi pat diye bir karar verdi ve Türkiye’de bütün demokratik teamülleri altüst etti. Seçim çevresi düzenlemesi hiç yetkisi olmadığı halde yani gündeminde olmadığı halde seçim çevresini barajını iptal etti. Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Böyle bir tablo yaşadık. Yani siyasete millet dışında antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mesela 1995 seçimleri oldu. 95 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21 oy aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı dedi ki, "Ben Refah Partisi’ne hükümet kurma görevi vermem. Birinci olmuş olabilir. Ama halkın yüzde yetmiş sekizi karşı." Öyle bir demokratik parametre, böyle bir demokratik önerme yok. Maalesef ama Türkiye böyle bir Türkiye’yi yaşadı. Sonra Refahyol kuruldu. Anayasa Mahkemesi yine hiç teamüllere, hukuka aykırı bir biçimde ve Meclis kararını denetleme yetkisi olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi denetledi ve hükümetin güven oylamasını geçersiz kabul etti. Refah- Yol kurulduktan sonra biz artık her gün televizyonlarda bir güvenlik kurulu ne zaman toplanacak? Genelkurmay Başkanı ne dedi? Genelkurmay ikinci başkanı ne dedi, bilmem kim ne dedi. Böyle bir demokrasi olur mu? Böyle bir demokrasi mümkün mü? Sonra Milli Güvenlik Kurulu çıktı 28 Şubat’ta dedi ki, "Sizi halk seçmiş olabilir ama sizin halk göbeğini taşıyan adamlar, bidon kafalı insanlar, onların dedikleriyle hareket edilemez. Dolayısıyla biz sizi kendi seçimlerimizde halka taahhüt ettiğiniz şeyleri size yaptırmayız. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, çağdaş kıyafetlerin giyilmesine kadar bir dünya konu. Şimdi bunlar maalesef 2001 önceki Türkiye’de yaşadıklarımız. Gecelik repo faizlerin yüzde 7500. O günlerde televizyonda her gün bankerlerin iflas ettiği, ortaya çıkarılan borçların milletin nasıl yükleneceğini tartışıyorduk. Enflasyonla ilgili ne söylemem gerektiğini bilmiyorum ama bir tane örnek vereyim ben. Akademisyen olarak 2000’li başında bir Orta Asya ülkesinde bulundum. Orada iki tane turist Türk lirasının eline almış bir bunları sayarak dalga geçiyorlar. Biz böyle bir Türkiye’yi yaşadık" dedi. "Türkiye’yi hep beraber inşa ediyoruz" AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye’de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye’de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmektir" dedi. "İstanbul’da asrın hırsızlığı var" Türkiye’de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul’un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk’e, Atatürk’ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye’de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20’li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu. "Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun" Türkiye’nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye’de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye’de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye’de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye’de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye’nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"
Siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:51 Siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor AK Parti Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı ile siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor. AK Parti Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı, 17-18 Ocak tarihlerinde Erzurum’un ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. Erzurum ile birlikte 7 ilin katılım sağladığı toplantıya; AK Parti Teşkilat Başkanlığı’nın tüm kadrosu, bölge illerinin il ve ilçe başkanları, ayrıca Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tam kadro katılıyor. Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Erzurum İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Erzurum’un böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İl Başkanı Küçükoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "AK Parti olarak gücümüzü teşkilatlarımızdan alıyoruz. Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantımız kapsamında, Genel Merkez Teşkilat Başkanlığımızın tüm kadrolarıyla birlikte 7 ilimizin il ve ilçe başkanlarımızı Erzurum’da ağırlamaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bu toplantılar, sahadaki çalışmalarımızı daha da güçlendiren, ortak aklı ve istişare kültürümüzü pekiştiren son derece kıymetli buluşmalardır." Küçükoğlu, açıklamasının devamında birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, AK Parti teşkilatlarının her zaman milletle iç içe, sahada ve güçlü bir koordinasyonla çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Küçükoğlu, "Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin liderliğinde, teşkilatlarımızla birlikte milletimize hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz" diye konuştu. AK Parti Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı’nın, teşkilat çalışmalarına ivme kazandırması ve yeni döneme ilişkin stratejik adımların belirlenmesine katkı sunması bekleniyor. Erzurum, Erzincan, Kars, Ağrı, Bayburt, Iğdır ve Ardahan Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Kampı programında bugün Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’de katılımcılara hitap etti. Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı, Kuzeydoğu Anadolu Bölge Başkanı Kurtcan Çelebi’nin "Ak Parti Teşkilat ve Siyaset Anlayışı" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. MKYK üyesi, Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Haydar Ali Yıldız’ın Lider, Fikir ve Teşkilat Eğitimi sunumundan sonra MKYK Üyesi Mahir Ünal "Siyasal iletişim eğitimi" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen, Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, Bölge Milletvekilleri, Teşkilat Başkan Yardımcıları, İl Koordinatörleri 7 İl ve İlçe Başkanlarının katılımı ile gerçekleştirilen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı" programının yarın yapılacak bölümünde ise Genel Merkez Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’ün başkanlığında Çalıştay raporlarının değerlendirilmesi müzakereler yapılacak.
Karaca’nın yeni eseri: "Dünya zirvelerine tırmandığımızın belgeseli"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:12 Karaca’nın yeni eseri: "Dünya zirvelerine tırmandığımızın belgeseli" Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun (TDF) eski başkanı Alaattin Karaca, 22 yıllık yurt dışı dağcılık deneyimlerini kitaplaştırdı. "Dünya Zirvelerinde 22 Yıl / Hafızalardan Silinmesin" adlı eser, geçtiğimiz günlerde Zafer Yayınları’ndan çıktı. Alaattin Karaca, 1997-2016 yılları arasında federasyon başkanlığı döneminde düzenlenen yurtdışı tırmanışları kitapta detaylı bir şekilde ele aldı. ‘Dünya Zirvelerinde 22 Yıl’ kitabında, TDF organizasyonlarıyla gerçekleştirilen tüm yurtdışı faaliyetlere katılan sporcular, antrenörler ve teknik ekip üyelerinin isimleri yer aldı. Kitap, Türk dağcılığının dünya sahnesindeki yolculuklarını unutulmaktan korumayı sağlarken, katkı sunanları da onurlandırmayı amaçlıyor. Alaattin Karaca, kitap hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: "Çalışma dönemimizde, Türk dağcılığının uluslararası alandaki başarısıyla gelişimini belgeleyen, emeği geçen tüm paydaşları kayıt altına alan önemli bir arşiv niteliği taşıyor. Kütüphanesinde Dünya Zirvelerinde 22 yıl kitabının bulunmasını isteyenler 0 532 433 61 45 numaralı telefona başvurabilir." Dağcı sayısını 919’dan 39 bine, kulüp sayısını 25’ten 1060’a, aktif il sayısını 23’ten 81’e çıkardıktan sonra TDF’ye veda eden Alaattin Karaca ilk kitabı olan "Tur Kayaklı Anılarım" adlı eserini yayımladı. Ardından Karaca hakkında, Prof. Dr. Metin Karadağ tarafından "Dağların Ruhu" isimli monografik bir eser çıkarıldı. Alaattin Karaca son olarak "Dünya Zirvelerinde 22 Yıl / Hafızalardan Silinmesin" adlı kitabını dağlara gönül verenlere armağan etti.
Bakan Memişoğlu ve Rektör Hacımüftüoğlu bir arada: Sağlık yatırımları ve üniversite projelerine tam destek
17 Ocak 2026 Cumartesi - 09:32 Bakan Memişoğlu ve Rektör Hacımüftüoğlu bir arada: Sağlık yatırımları ve üniversite projelerine tam destek Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, bir dizi programa katılmak üzere geldiği Erzurum’da temaslarda bulundu. Ziyaret kapsamında Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu da programa eşlik etti. Bakan Memişoğlu’nun Erzurum programı çerçevesinde; Erzurum Valiliği ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi ziyaret edilerek şehrin sağlık vizyonu, mevcut yatırımlar ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirmeye yönelik değerlendirmeler gerçekleştirildi. Erzurum’un simge eserlerinden Ulu Camiinde vatandaşlarla birlikte Cuma namazı eda edildi ardından ise asırlardır sürdürülen Binbir Hatim geleneği kapsamında yapılan dualara hep birlikte iştirak edildi. Program kapsamında Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı Erzurum Kongre Binası da ziyaret edildi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Erzurum Kongresinde Rize delegesi olarak görev yapan ve İstiklal Madalyası sahibi olan merhum dedesi Mehmet Necati Memişoğlu’nun oturduğu sıraya oturarak dedesinin aziz hatırasını dualarla yâd etti. Milli Mücadele’nin simge mekânında yaşanan bu anlamlı anlar, katılımcılar tarafından büyük bir vefa örneği olarak değerlendirildi. İlaç ve Aşı Üretiminde Erzurum Hedefe Yürüyor Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun başkanlığında düzenlenen "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı: Erzurum Sağlık Yöneticileri Toplantısı"nda ise Erzurum’daki sağlık hizmetleri ve devam eden projeler ele alındı. Toplantıda Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversite bünyesinde yürütülen akademik ve bilimsel çalışmalar, Araştırma Hastanesinin sağlık hizmetlerindeki etkin rolü ile hayata geçirilen ve planlanan sağlık projeleri hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Rektör Hacımüftüoğlu, özellikle İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü, İlaç Hammadde Merkezi ve bu alanda yürütülen Ar-Ge faaliyetlerine dikkat çekerek, Erzurum’un ilaç üretiminde önemli bir merkez haline gelmesini hedefleyen çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü ifade etti. Birçok önemli hastalığın tedavisine yönelik yürütülen bilimsel çalışmaların, Sağlık Bakanı Memişoğlu’nun güçlü desteğiyle önemli aşamalara ulaştığını vurguladı. "Atatürk Üniversitesi, Bölgesi İçin Büyük Önem Taşıyor" Türkiye’de son yıllarda sağlık alanında önemli değişim ve dönüşümleri hayata geçirdiklerini belirten Bakan Memişoğlu, bu yenilenmeye öncülük eden şehirlerden olan Erzurum’un ve Atatürk Üniversitesinin taşıdığı misyona değinerek: "Erzurum ziyaretimizde bir kez daha gördük ki Atatürk Üniversitesi, yalnızca bölgesi için değil ülkemizin sağlık vizyonu açısından da stratejik bir merkezdir. Üniversite bünyesinde yürütülen ilaç ve aşı çalışmalarında kat edilen mesafe, Türkiye’nin sağlık alanında dışa bağımlılığını azaltma ve küresel ölçekte söz sahibi olma hedefi bakımından büyük değer taşımaktadır. Araştırma Üniversitesi kimliğiyle Atatürk Üniversitesi, özellikle bölgenin sağlık yükünü omuzlayan kritik bir görev üstlenmekte; hem bilimsel üretim hem de hizmet kapasitesiyle ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonunun en güçlü dayanaklarından biri haline gelmektedir" ifadelerini kullandı. Toplantıda, sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik atılacak adımlar ile üniversite-kamu iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunulurken, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda Erzurum’un sağlık alanındaki potansiyelinin daha da ileriye taşınması konusunda görüş birliğine varıldı.