Yerel Haberler
Erzurum
Rektör Çakmak, SAHA 2026’da savunma sanayii temsilcileriyle bir araya geldi 12 Mayıs 2026 Salı - 10:45:05 Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayii organizasyonları arasında yer alan SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret ederek sektörün önde gelen firmalarının yetkilileriyle bir araya geldi. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen ve çok sayıda yerli ve yabancı firmanın katılım sağladığı SAHA 2026 kapsamında temaslarda bulunan Rektör Çakmak, savunma sanayii alanında faaliyet gösteren öncü kuruluşların temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirerek üniversite-sanayi iş birliği imkânlarını değerlendirdi. Fuar kapsamında özellikle öğrencilerin staj imkanları, uygulamalı eğitim süreçleri, teknik gezi programları ve mezunların istihdam imkânlarına yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyareti sırasında birçok teknoloji firmasının stantlarını inceleyen Rektör Çakmak, yerli ve millî savunma teknolojilerinde gelinen noktaya ilişkin bilgi alırken, ETÜ’nün mühendislik ve teknoloji odaklı akademik birikiminin sektörle daha güçlü iş birlikleri geliştirmesine yönelik temaslarda bulundu. Rektör Çakmak ayrıca, T ÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın ile bir araya gelerek üniversite-sanayi iş birliği, bilimsel araştırmalar ve teknoloji geliştirme süreçlerinde yürütülebilecek ortak çalışmalar üzerine görüş alışverişinde bulundu. Ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak, savunma sanayiinin yüksek teknoloji üretimi ve nitelikli insan kaynağı açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çekerek:" Öğrencilerimizin teorik bilgiyle birlikte sektör deneyimi kazanmasını son derece önemsiyoruz. SAHA 2026 kapsamında gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, öğrencilerimize yönelik staj imkânları, uygulamalı eğitim süreçleri ve ortak proje potansiyelleri üzerine verimli temaslarda bulunduk. ETÜ olarak savunma sanayiinde faaliyet gösteren öncü firmalarla iş birliklerimizi güçlendirmeyi ve gençlerimizi geleceğin teknolojilerine daha donanımlı şekilde hazırlamayı hedefliyoruz" diye konuştu.
12 Mayıs 2026 Salı - 10:42 48 yıldır engelli evlada adanmış bir ömür ve vefakar Erzurumlu annenin hayalleri Keziban Demir Yumruk, 48 yıldır engelli oğlu Memet’e sabırla, şefkatle, inançla ve sevgiyle bakıyor. "O benim can yoldaşım" diyen vefakar ve fedakar annenin üç hayali var. Bir gün Çanakkale’de şehitlerin başında dua etmek ve ağlamak, Mescid-i Aksa’da namaz kılmak ve umreye gidebilmek. Şimdi Keziban annenin bir hayali Erzurum Müftülüğü’nün ve hayırsever insanların desteği gerçeğe dönüşüyor. Erzurum Müftüsü Yaşar Çapçı, Müftü Yardımcısı Özlem Gülbe, TDV İl Sorumlusu Kadriye Bilici’nin girişimleri ve hayırseverlerin desteğiyle, 48 yıldır özel ihtiyaçlı evladı Memet’e fedakarlıkla bakan Keziban Demiryumruk’un en büyük hayallerinden birisi gerçeğe dönüştürüldü. Yarım asırlık bir sabrın ve vakarlı duruşun ödülü olan kutsal yolculuk arzusu, dayanışma ruhu ve gönüllülerin desteğiyle hayat buldu. Hürmet ve dua ile kutsal topraklara uğurlanacak olan Keziban Demiryumruk’un duygu dolu hikayesi, iyiliğin gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Bir annenin sessiz ama dik duruşu Hayat bazı anneler için yalnızca bir ömür değil, adanmışlığın en derin adı olarak karşımıza çıkıyor. İşte Keziban Demiryumruk’ta böyle bir anne. Erzurum’daki mütevazı evinin kapısından içeri girildiğinde karşınıza çıkan ilk şey, yılların yorgunluğuna rağmen dimdik duran bir annenin sessiz mücadelesi. Eşini 26 yıl önce kaybeden Keziban Demiryumruk, "Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Varlıkla yoklukla bugünlere geldik. Şükürler olsun. Altmış dokuz yaşındayım, kırk sekiz yıldır zihinsel engelli oğluma hem anne hem baba hem yol arkadaşı oldum. Maddi imkansızlıkların gölgesinde hayatın tüm yükünü omuzlarımda taşıdım. Eşimi kaybettiğimde henüz kırk üç yaşındaydım. Oğlum Memet’i beş yaşında akşam yatırdık, sabah bayıldı. Aldık doktorlara götürdük. Doktor belinden su alınmasını gerektiğini söyledi. O zaman eşim yaşıyordu ve çocuk ölür diye hastaneden alıp eve getirdik. Şimdi bu halde" dedi. Sabırla, inançla, sevgiyle ördü ömrünü Keziban Demiryumruk’ta acısına yenilmek yerine oğluna umut olmayı seçti. "Ben onsuz yaşayamam, Memet benim her şeyim. Canım, yoldaşım, arkadaşım" sözü onun hayatını anlatan en güçlü cümlelerden birisi sadece. Yıllar boyunca her zorluğa karşı şükrü dilinden hiç düşürmedi. Sabırla, inançla, sevgiyle ördü ömrünü. Anne Keziban Demiryumruk oğlu için göz oldu, kulak oldu, dünyası oldu. "Hep onun peşinden gezerim, ne istese yapmaya çalışırım" diye özetliyor onunla olan bağını ve sonra şöyle devam ediyor anne Keziban Demiryumruk, " Ağladı mı alır dışarı çıkarırım, gezdiririm. Gece saat üçte de ağladı mı alırım giderim dışarı. Onun gönlünü yaparım. Bazen iki sefer banyo yaptırırım ki ağlamasın, biraz da olsa ağrıları dinsin. Onunla yatarım, uyurum. Bensiz hiçbir şeyi yok. Beni de çok sever. Babası yaşarken çok yardımcı oluyordu. Bir gün iftar sofrasına oturuyorduk. Memet ağladı, babası aldı arkasında dolandırdı. Eşim sonradan öldü. Bu sefer yük hep bana kaldı. Ama çok şükür. Buna da şükürler olsun. Asla şikayetçi olmadım, olmam. O benim evladım, her şeyim. Rabbimin bana en güzel hediyesi, emaneti. Yemeğini yiyor, ama kaşık tutmak bilmez. Bir de eline şey versen yiyor. Çocuk gibi yemeğini yediririm. Deli değil ama mantığıyla gidip buzdolabını açıyor. Kimseye değmez, dolaşmaz. Kendi halindedir hep. Hep diyorum ki, Allah’ım sen şefaatinde mahrum etme" şeklinde konuştu. "Çanakkale’de şehitlerin başında ağlamak isterdim" Keziban Demiryumruk, üç hayalinin olduğunu ve bunları çok istediğini belirterek, "Çanakkale’ye gidip orada şehitlerin başında ağlamayı çok isterim. Bir de Mescidi Aksa’da namaz kılmak ve umreye gitmek. Şimdi hayallerimden birisi gerçek olacak inşallah. Müftülükten de, devletimizden de, milletimizden de sebep olanlardan Allah razı olsun. Önceden hep kendi kendi kendime "Nerede nasip olacak. Ben nasıl giderim umreye" derdim. Ama şimdi hayalime kavuşacağım. Çok mutluyum. Rabbim herkese nasip etsin" dedi.
12 Mayıs 2026 Salı - 10:39 Türkiye-Polonya akademik iş birliğinde yeni dönem: Atatürk Üniversitesi stratejik rol üstleniyor Türkiye ile Polonya arasında yükseköğretim ve bilimsel araştırma alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen temaslar, önemli bir aşamaya ulaştı. İki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptı ve gerçekleştirilen "2. Türkiye-Polonya Rektörler Forumu", üniversiteler arası ilişkileri daha ileri bir seviyeye taşırken, ortak projeler ve akademik iş birlikleri için güçlü bir zemin oluşturdu. Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Rektörler Forumuna katılarak Polonya üniversiteleriyle yeni iş birlikleri geliştirdi. Stratejik Alanlarda Ortak Adımlar Gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında; yapay zekâ, dijital teknolojiler, enerji dönüşümü, sağlık bilimleri ve biyoteknoloji gibi stratejik alanlarda ortak projelerin geliştirilmesi hedefleniyor. Bununla birlikte sürdürülebilir tarım, yenilikçi endüstriyel teknolojiler ve halk sağlığı gibi başlıklarda da bilimsel araştırmaların artırılması, ortak konsorsiyumların kurulması ve bilgi paylaşımının güçlendirilmesi planlanıyor. İki ülke üniversiteleri arasında lisans ve lisansüstü düzeyde ortak diploma programlarının hayata geçirilmesi, akademisyen ve araştırmacı hareketliliğinin artırılması ve tematik yaz okulları gibi akademik faaliyetlerin yaygınlaştırılması da iş birliğinin önemli ayakları arasında yer alıyor. YÖK Başkanı Özvar: "Bu İş Birliği Somut Sonuçlara Dönüşecek" Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Türkiye ile Polonya arasında son yıllarda gelişen ilişkilerin yükseköğretim alanında da güçlü bir ivme kazandığını belirterek, imzalanan mutabakat zaptının iki ülke açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Özvar: "Üniversitelerimiz eğitim, araştırma ve inovasyon alanlarında birlikte çalışabilecek önemli bir potansiyele sahip. Bu belge, yükseköğretim ve bilimsel araştırmalarda iş birliğimiz için sağlam bir çerçeve sunuyor. Bundan sonraki önceliğimiz, bu çerçeveyi somut projelere dönüştürmek olacaktır" dedi. Atatürk Üniversitesinden Küresel Vizyon: Sağlıkta Stratejik Bağımsızlık Forum kapsamında düzenlenen "Tıp ve Doğa Bilimlerinde Türkiye-Polonya İş Birliği Fırsatları" başlıklı oturumda söz alan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, küresel sağlık krizlerinin ülkeler için stratejik dersler içerdiğine dikkat çekti. COVID-19 pandemisinin ilaç hammaddesi üretiminde dışa bağımlılığın oluşturduğu riskleri açık şekilde ortaya koyduğunu belirten Hacımüftüoğlu, Türkiye’nin bu alanda güçlü bir üretim kapasitesine sahip olmasına rağmen kritik etken maddelerde dışa bağımlılığın sürdüğünü ifade etti. İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile Güçlü Hamle Atatürk Üniversitesi bünyesinde kurulan İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nün bu stratejik ihtiyaca cevap vermek amacıyla hayata geçirildiğini belirten Hacımüftüoğlu, enstitünün kısa sürede önemli bir araştırma kapasitesine ulaştığını vurguladı. Rektör Hacımüftüoğlu: "Bugün enstitümüzde 11 farklı araştırma grubunda görev yapan 88 bilim insanımız, stratejik öneme sahip 100 ilaç hammaddesinin ülkemizde üretimine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Her bir araştırma grubuna sağlanan destekler sayesinde elde edilen ilk sonuçlar son derece umut vericidir" dedi. Akademiden Sanayiye Uzanan Üretim Köprüsü Üniversite bünyesinde kuruluş süreci devam eden İlaç Hammadde Üretim Merkezinin, bilimsel bilginin ekonomik değere dönüşmesinde kritik rol üstleneceğini ifade eden Hacımüftüoğlu, bu kapsamda Türkiye’nin öncü firmalarıyla iş birliği görüşmelerinin sürdüğünü belirtti. "Bu merkez, bilginin laboratuvardan üretim bandına, oradan da hastanın elindeki ilaca dönüştüğü bir köprü olacaktır" diyen Hacımüftüoğlu, üniversite-sanayi iş birliğinin stratejik önemine dikkat çekti. Yapay Zekâ ile İlaç Geliştirmede Yeni Ufuklar Konuşmasında ileri teknolojilerin ilaç geliştirme süreçlerindeki dönüştürücü etkisine de değinen Hacımüftüoğlu, geleneksel yöntemlerin uzun ve maliyetli yapısına karşılık yapay zekâ destekli modellerin süreci önemli ölçüde hızlandırdığını ifade etti. Makine öğrenmesi, protein yapısı tahminleri ve moleküler simülasyonlar sayesinde ilaç geliştirme süreçlerinin yeniden şekillendiğini belirten Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesi’nin güçlü akademik altyapısı ve dijital araştırma imkanlarıyla bu dönüşümün önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Atatürk Üniversitesinden Avrupa Çıkarması: Akademik İş Birliğinde Yeni Dönem "2. Türkiye-Polonya Rektörler Forumu" kapsamında Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda Avrupa’nın köklü yükseköğretim kurumları arasında yer alan Krakow Tarım Üniversitesi (University of Agriculture in Krakow), Gdansk Üniversitesi (University of Gdansk), Silezya Teknoloji Üniversitesi (Silesian University of Technology), Lodz Tıp Üniversitesi (Medical University of Lodz), Bialystok Üniversitesi (University of Bialystok), II. Jean Paul Katolik Lublin Üniversitesi (The John Paul II Catholic University of Lublin) ve Pozna Yaşam Bilimleri Üniversitesi (Pozna University of Life Sciences) ile stratejik iş birliği protokollerine imza attı. İki kurum arasında öğrenci ve akademisyen değişimi, ortak bilimsel araştırmalar ve teknoloji transferi gibi önemli alanları kapsayan "İyi Niyet Beyanları" (MoU), düzenlenen resmi törenlerle kayıt altına alındı. Tören sırasında konuşan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, bu tür uluslararası ortaklıkların Erzurum’un akademik potansiyelini küresel ölçekte daha görünür hâle getirdiğini belirterek, bilimsel iş birliklerinin üniversitelerin gelişiminde stratejik bir rol üstlendiğini vurguladı. İmza törenlerinde söz konusu üniversitelerin temsilcileri ise Atatürk Üniversitesinin özellikle araştırma-geliştirme, sağlık bilimleri, mühendislik ve yenilikçi teknolojiler alanındaki akademik dinamizminden duydukları memnuniyeti ifade ederek, kurulan iş birliklerinin uzun vadede her iki ülkenin bilimsel ekosistemine önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi. Protokoller kapsamında önümüzdeki süreçte mühendislik, sağlık bilimleri, tarım teknolojileri, yapay zekâ, sürdürülebilir kalkınma ve disiplinlerarası araştırma alanlarında ortak projelerin geliştirilmesi; akademik hareketlilik programları, bilimsel etkinlikler ve ortak yayın çalışmalarıyla üniversiteler arasındaki bağların daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Uluslararası İş Birliğinde Yeni Dönem Gerçekleştirilen forum ve imzalanan anlaşmalar, Türkiye ile Polonya arasında yükseköğretim ve bilimsel araştırma alanlarında sürdürülebilir, çok boyutlu ve stratejik bir iş birliği döneminin kapılarını araladı. Atatürk Üniversitesi ise sahip olduğu bilimsel altyapı, araştırma kapasitesi ve vizyoner yaklaşımıyla bu sürecin önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. İki Ülke Arasındaki İlişkiler Akademik Boyutta Daha Da Güçlenecek Ziyaret kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Varşova Büyükelçisi ve aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın torunu olan Rauf Alp Denktaş ile toplantıların ardından bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, görüşmede Türkiye ile Polonya arasında özellikle yükseköğretim ve bilimsel iş birliği ekseninde atılabilecek adımları ele aldı. Eğitim odaklı yeni iş birlikleri, öğrenci ve akademisyen hareketliliği ile ortak akademik programların geliştirilmesine yönelik fikir alışverişinde bulunulan görüşme, iki ülke arasındaki ilişkilerin akademik boyutunun daha da güçlendirilmesine katkı sağlayacak önemli bir temas olarak değerlendirildi.
12 Mayıs 2026 Salı - 10:27 ETSO inşaat sektörü ticaret heyeti Londra’da iş görüşmelerine başladı Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) tarafından organize edilen ve toplam 60 ETSO üyesi iş insanının katılımıyla iki etap halinde planlanan "İnşaat Sektörü Londra Ticaret Heyeti" programının ilk etabı, İngiltere’nin başkentinde yoğun bir diplomasi ve ticaret trafiğiyle devam ediyor. ETSO Meclis Başkanı Gökhan Yılmaz ve ETSO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serhat Kılıç başkanlığındaki heyette; Yönetim Kurulu Üyeleri Sedat Selim Barakalı ve Abdurrahman Şakiroğlu, TOBB Üst Kurul Delegesi ve ETSO Meclis Üyesi Mehmet Melik Kaya ile Genel Sekreter Osman Ömeroğlu yer alıyor. İlk Gün: Üst Düzey Diplomasi ve Finans Görüşmeleri Londra programının ilk gününde heyet, diplomatik ve finansal temsilcilerle bir araya geldi. Londra Başkonsolosu, Kıbrıs Konsolosu, Londra Ticaret Baş Müşaviri ve Ticaret Müşavirliği ile yapılan görüşmelerde bölgesel ticaret fırsatları ele alındı. Finans dünyasıyla temaslar kapsamında Londra İş Bankası ve Londra Merkez Bankası Genel Müdürleri ile istişarelerde bulunan heyet, USIKAD London Temsilcisi Dr. Belma Uysal ile bir araya geldi. Günün devamında 20 İngiliz firmasıyla yapılan ikili iş görüşmeleri (B2B) ve Futurebuild Fuarı ziyaretiyle ticaret ağının temelleri atıldı. Dev fuarlarla yeni teknolojiler inceleniyor Programın ikinci gününde inşaat sektörünün küresel vitrini olan dev fuarlar mercek altına alındı. İngiltere’nin en büyük organizasyonlarından biri olan "Futurebuild" ve "UK Construction Week" fuarlarına katılan ETSO heyeti; konut inşaatı, inşaat malzemeleri ve yapı kimyasalları alanındaki en son teknolojik gelişmeleri ve inovatif ürünleri yerinde inceleme fırsatı buldu. Resmi ziyaretler ve zaha incelemeleri Ticaret heyetinin üçüncü ve dördüncü günü resmi temaslar ve saha ziyaretleriyle devam etti. Türkiye’nin Londra Büyükelçisi ve Ticari Ateşelik ziyaretlerinin yanı sıra AK Parti Londra Temsilciliği ve USIKAD London ile kurumsal iş birliği görüşmeleri yapıldı. Programın son aşamasında ise Oxford bölgesinde saha incelemeleri yapıldı. İngiltere’de faaliyet göstermeye hazırlanan çimento fabrikasını ziyaret edilerek yetkililerle üretim süreçleri ve yatırım imkanları üzerine görüşüldü. Özakalın: "Vizyonumuzu küresel standartlara taşıyoruz" Londra programının kapsamına dair değerlendirmelerde bulunan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, bu organizasyonun Erzurum ve bölge ekonomisi için bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Özakalın, "’Yeni Ufuklar, Küresel Pazarlar ve Yeni Teknolojiler’ vizyonumuzla yürüttüğümüz bu çalışmalar, üyelerimizi doğrudan dünya pazarına entegre etmeyi amaçlıyor. Londra programımız sadece bir ticari köprü değil; üretim standartlarımızı uluslararası seviyeye taşıyan ve yeni teknolojilerin şehrimize ve bölgemize transferini sağlayan stratejik bir hamledir." dedi.
Prof. Dr. Hasan Türkez rektör yardımcısı oldu
19 Ağustos 2024 Pazartesi - 11:43 Prof. Dr. Hasan Türkez rektör yardımcısı oldu Atatürk Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun atanmasının ardından yönetimde ilk görev değişikliği gerçekleşti. Yaptığı bilimsel çalışmalarıyla akademik kariyerinde öne çıkan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun ilk göreve getirdiği isimde yine kendisi gibi bilimsel çalışmalarıyla öne çıkan bir isim oldu. Hacımüftüoğlu Prof. Dr. Hasan Türkez’i rektör yardımcısı olarak göreve getirdi. Atatürk Üniversitesinin yeni döneminde hem Rektör Prof. Dr. Hacımüftüoğlu hem de Prof. Dr. Türkez’in araştırmacı ve güçlü bilimsel altyapıya sahip olmaları başta üniversite camiası olmak üzere şehirde büyük heyecan oluşturdu. Rektör Hacımüftüoğlu’nun “Bilgiyi arayan, araştıran ve bunu üreten, ürettiği bilgiyi teknolojiye dönüştüren her kesime desteğini sürdürecektir. İş birlikleriyle hayata geçirilecek projeler, şehirlere verdiği olumlu katkılarla diğer üniversitelere de örnek teşkil edecektir” açıklaması da bunun önemli yansımalarından biri olarak değerlendirildi. Prof. Dr. Hasan Türkez kimdir? 20 Mayıs 1979’da Erzurum’da doğdu. 2001 yılında Atatürk Üniversitesi, KKEF Biyoloji Bölümünden mezun oldu. Aynı üniversiteden 2004 yılında yüksek lisans derecesini aldı. İlk doktorası Atatürk Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü’nden Moleküler Biyoloji ve Genetik alanında, ikinci doktorası İtalya Chieti-Pescara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, İlaç Teknolojisi ve Biyomoleküler Bilimler alanındadır. Halen Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Sağlık Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, YÖK, TÜBİTAK ve üniversiteler ile çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında koordinatör, kurul üyesi, komisyon üyesi, komisyon başkan yardımcısı, komite üyesi ve komisyon başkanı olarak görev yapmıştır. 2019-2020 yılları arasında TÜSEB Genel Sekreteri ve Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü Başkanı olarak görev yapmıştır. Dünya Sağlık Örgütü bünyesinde görev yapan JECFA ve JMPR isimli iki farklı komitede görüş ve önerilerine başvurulmak üzere toksikoloji ve epidemiyoloji uzmanı olarak seçilmiştir. 5 farklı üniversitelerde 22 senelik süre içerisinde Senatör, Rektör Danışmanı, Enstitü Müdürü, Dekan Yardımcısı, Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörü, Uzmanlık Derecelendirme Kurulu Üyeliği, Danışma Kurulu Üyesi, Fakülte Yönetim Kurulu Üyesi, Bölüm ve Anabilim Dalı Başkanlıkları görevlerini yürütmüştür. Prof. Dr. Hasan Türkez’in başlıca çalışma alanları nano teknoloji temelli ilaç taşıma sistemleri, kanser biyolojisi, bor biyolojisi, genetik toksikoloji, nörodejeneratif hastalıklar ve moleküler farmakolojidir. Borun tıbbi ve farmakolojik kullanım potansiyelini geliştirmek üzere Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü tarafından ve Nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde kullanılabilecek yeni moleküller geliştirmek üzere TÜBİTAK tarafından desteklenmiş ulusal projelerde yönetici olarak görev yapmıştır. Ayrıca, çeşitli ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen 40’a yakın bilimsel araştırma projesinde yönetici ve araştırmacı olarak görev yapmıştır. 24 farklı ülkeden 400’ün üzerinde farklı araştırmacı ile disiplinler arası ortak bilimsel araştırmalar yürütmüştür. Prof. Dr. Türkez’in Web of Science kapsamında taranan nitelikli uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmış 275’den fazla makalesi bulunmaktadır. İlaveten, diğer uluslararası dergilerde yayımlanmış 40 adet ve ulusal dergilerde yayımlanmış 20 adet makalesi mevcuttur. Ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılarda sunulmuş 200’ün üzerinde bildirisi bulunmaktadır. Ulusal kitap ve uluslararası kitap bölümü yazarlıkları vardır. Çok sayıda bilimsel toplantı kapsamında bilim kurulu üyesi, düzenleme kurulu üyesi, teknik komite üyeliği, organizasyon başkanlığı, oturum yöneticiliği ve davetli konuşmacı olarak yer almıştır. 10’un üzerinde saygın uluslararası bilimsel dergilerde editörlük yapmaktadır. Yeni anti-Alzheimer formülasyonları ve tıbbi cihaz geliştirmeye yönelik ulusal ve uluslararası patentleri bulunmaktadır. İngilizce bilmektedir. Evli ve 2 çocuk sahibidir.
U15 Millî Takımı Erzurum’da kamp yapacak
19 Ağustos 2024 Pazartesi - 11:25 U15 Millî Takımı Erzurum’da kamp yapacak Türkiye Futbol Federasyonu, U15 Millî Takımı’nın 23-30 Ağustos tarihleri arasında Erzurum’da yapacağı hazırlık kampının aday kadrosu açıklandı. Aday kadroya davet edilen oyuncular, 23 Ağustos Cuma günü saat 18.00’de Erzurum Sway Hotel’de toplanacak. U15 Millî Takımımızın hazırlık kampı aday kadrosuna şu oyuncular davet edildi: Kaleciler: Eren Topaloğlu (Altınordu), Toprak Adatepe (Beşiktaş A.Ş.), Yağız Ekrem Çaçan (Galatasaray A.Ş.), Yiğit Baynazoğlu (Net Global Sivasspor), Defans: Batın Efe Ürey (Altınordu), Ali Aytekin Duru (Altınordu), Yusuf Sivaslıoğlu (Altınordu), Aras Çelik (Bellona Kayserispor), Burak Cemil Özdoğan (Corendon Alanyaspor), Haktan Yılmaz (Fatih Karagümrük A.Ş.), Rıdvan Harman (Fenerbahçe A.Ş.), Yağız Kaan Bilgili (Galatasaray A.Ş.), Arda Çeri (Galatasaray A.Ş.), Furkan Yaşar Atamer (Gençlerbirliği), Kuzey Ersoy (Samsunspor A.Ş.), Orta Saha: Serdar Rüzgâr Kahraman (Altınordu), Kağan Hazar (Altınordu), Cengiz Saidoglu (Antalyaspor A.Ş.), Sefer Tuna Çakar (Central Hospital Ümraniyespor), Eyüp Çetinkaya (Fenerbahçe A.Ş.), Doğukan Erciyas (Fenerbahçe A.Ş.), Kartal Yigithan Yılmaz (Galatasaray A.Ş.), Rojhat Çoşkun (Gaziantep Futbol Kulübü A.Ş.), Abdulsamet Yıldırım (İkas Eyüpspor), Poyraz Efe Koca (Rams Başakşehir Futbol Kulübü), Forvet: Doruk Kadiroğlu (Altınordu), Emir Âlim Yılmaz (Central Hospital Ümraniyespor), Muhammed Fatih Önkol (Central Hospital Ümraniyespor), Serhan İnal (Fatih Karagümrük A.Ş.), Arda Karaömer (İnegölspor), Öztürk Mustafa Nohut (Trabzonspor A.Ş.), Teknik Direktör: Erdal Güneş
Rektör Hacımüftüoğlu: “Bilgiyi arayan, araştıran ve bunu üreten, ürettiği bilgiyi teknolojiye dönüştürene destek olacağız”
19 Ağustos 2024 Pazartesi - 09:51 Rektör Hacımüftüoğlu: “Bilgiyi arayan, araştıran ve bunu üreten, ürettiği bilgiyi teknolojiye dönüştürene destek olacağız” Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’na hayırlı olsun ziyaretleri devam ediyor. Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şehmus Demir, Rektör Hacımüftüoğlu’nu makamında ziyaret ederek yeni görevinde başarılar diledi. Rektör Hacımüftüoğlu’nu tebrik ederek hayırlı olsun dileklerini ileten Rektör Demir, Atatürk Üniversitesi ile birlikte yeni projeler içerisinde yer almaktan mutluluk duyacaklarını belirterek, iki üniversite arasında iş birliği ve bilimsel araştırmalarda ortaklaşa hareket edilmesi gerektiğini aktardı. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu ise Rektör Demir’in nazik ziyareti dolayısıyla kendisine şükranlarını sunduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Bölgemizin en eski ve en köklü üniversitesi olan Atatürk Üniversitesi; bilgiyi arayan, araştıran ve bunu üreten, ürettiği bilgiyi teknolojiye dönüştüren her kesime desteğini sürdürecektir. İş birlikleriyle hayata geçirilecek projeler, şehirlere verdiği olumlu katkılarla diğer üniversitelere de örnek teşkil edecektir” dedi. Yargıtay Üyesi Ahmet Çiçekli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Atatürk Üniversitesinin 17. Rektörü olarak atanan Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu makamında ziyaret ederek, hayırlı olsun dileklerini iletti. Ziyaretlerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Hacımüftüoğlu, kültürel ve bilimsel geleneği, yetiştirdiği on binlerce mezunu, donanımlı altyapısı, bünyesinde barındırdığı araştırma merkezleri ve alanında uzman binlerce akademisyeni ile dev bir bilim merkezi olan Atatürk Üniversitesine Rektör olarak atanmanın gurur verici olduğunu aktardı. Rektör Hacımüftüoğlu’na misafirperveliği için teşekkür ederek yeni görevinin hayırlı olması temennisinde bulunan Ahmet Çiçekli ise, üniversitenin bölge ve şehir açısından önemli bir konumda yer aldığını belirterek, Prof. Dr. Hacımüftüoğlu önderliğinde Atatürk Üniversitesinin yeni dönemde önemli işlere imza atacağını söyledi. Konuğu Çiçekli’ye nazik ziyareti ve güzel temennileri için teşekkür eden Rektör Hacımüftüoğlu, el birliğiyle Atatürk Üniversitesinin geleceği için çalışacaklarını vurguladı.
Erzurum’da kaybolan baca ve dam üstü kültürü
18 Ağustos 2024 Pazar - 12:49 Erzurum’da kaybolan baca ve dam üstü kültürü Atatürk Üniversitesi ’den Bünyamin Dönmez tarafından “Baca Kelimesi ve Erzurum’da Baca/Dam Üstü Kültürü Üzerine” yapılan araştırmada ilginç tespitler ve sonuçlar ortaya konuldu. Kültür Araştırma Dergisi’nde yayınlanan araştırmada tarihin her döneminde, konut mimarisi ile bireylerin yaşama biçimleri ve kültür düzeyleri arasında sıkı bir ilişki olduğu ifade edilerek, “Yerleşim alanları ve konutların sosyal, kültürel, ekonomik özelliklerinin; çevre, iklim veya fiziksel faktörlerden oldukça etkilendiği gözlenmiştir. Bu çalışmanın amacı, baca kelimesinin anlamlarını ayrıntılı bir şekilde izah etmek ve günümüzde niteliğini kaybetmiş fakat belli bir dönem için Erzurum’un yaşam kültürüne renk katan baca (dam üstü) adını verdiğimiz mekânların karakterini ve kültüre olan yansımalarını değerlendirmektir.” denildi. “Kapsamlı bir araştırma yok” Erzurum’un, coğrafyası, tarihi ve kültürel zenginliği ile kendisinden hep bahsettiren önemli bir şehir olduğu vurgulanan araştırmada, şu ifadelere yer verildi, “Erzurum bacaları üzerine kapsamlı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırmada, eski Erzurum evlerinin kısa bir tanıtımı yapılmış, baca kelimesinin anlamları üzerinde durulmuş ve bir dönem Erzurum’un sosyal ve kültürel yaşamına katkıda bulunmuş ve zaman zaman türkülere de konu olmuş olan bacaların işlevleri anlatılmıştır. Kültürel birikimlerle biçimlenmiş ve o günün koşullarına göre yaşanmış bu tür kültürel faaliyetlerin gelecek nesillere aktarılması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, böyle bir çalışmanın, Anadolu’nun farklı bölgelerinde de kısmen görülen dam üstü kültürüne ait araştırmaların yapılmasına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.” “Erzurum mimari açıdan nadide bir şehir” Yerleşim alanları ve konutların yapısının, sosyal ve kültürel özelliklerinin; bir bölgenin çevre, iklim ve ekonomi gibi birtakım faktörlerden etkilenen ve yaşam tarzı üzerinde oldukça belirleyici olan etkenler olduğu vurgulanan araştırmada, “Erzurum coğrafyası, konut mimarisi, tarih ve kültür özelliği ile kabul görmüş nadide bir şehirdir. Eskiden Erzurum evleri genellikle tek katlı-bahçeli evlerden meydana gelmekte olup çatı veya çatı misali bir yapılaşma yok denecek kadar az idi. Özellikle kırsal konutların şekillenmesi, aile yapısı ve toplumun ihtiyaçlarına göre de inşa edilmektedir. Hayat standardı, ekonomik ve teknolojik faktörler açısından eski Erzurum yaşantısı günümüzle kıyaslandığı zaman, oldukça farklılık göze çarpmaktadır. Örneğin, şu an konutlarımızdaki balkon, teras gibi kısımların işlevlerini o dönemdeki bacalar üstlenmiş gibi. Evlerin bitişik nizamda olması, mahallelerde veya yakın yerlerde düzenli piknik alanlarının olmaması, damların düz ve çimenli olması, bacaya çıkış ve inişlerin pratik olması, komşulukların daha samimi olması gibi nedenler, bacaları cazip kılan unsurlar olarak görülebilir.” denildi. “Baca kelimesinin farklı anlamları üzerinde duruldu” Geçmişle gelecek arasında bir köprü vazifesi gören yapıların içinde bulunduğu zamanın yaşam koşullarına ayak uydurması her geçen gün zorlaştığı, teknolojik gelişmelerin artmasıyla insanların talepleri daha modern ve pratik bir hayata doğru kaydığına değinilen makalede, “Bu araştırmada, baca kelimesinin farklı anlamları üzerinde durulmuş, o dönem insanlarının bir arada yaşadığı mahalle ortamında kültürel yansımalara vesile olan bacalar tanıtılmış, bacalarda geçen zaman ve sosyal faaliyetler ele alınmış olup bu kültürün artısı ve eksisi ile değerlendirilmesi yapılmıştır. Erzurum kültüründe bacaların bir çeşit toplanma, dertleşme, sosyalleşme ve paylaşma mekânı olarak büyük bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Ayrıca, bu çalışmada, o döneme ait çocuklar ve gençlerin oynadığı birtakım oyunlardan, günümüzde yapılmayan bazı toplumsal faaliyetlerden de bahsedilmiş ve resimlerle örneklendirilmiştir. Yine bu çalışma sununda, baca kültürünün yansımaları ile ortaya çıkan, Erzurum ve Anadolu’da baca/dam konusunda söylenegelmiş bazı türkü örneklerine de yer verilmiştir. Günümüzde baca yaşamına yönelik izler olmasa da bu kültürün birtakım yansımaları bu türküler sayesinde hatıralarda iz bırakabilir. Bir toplumun yaşantısına yön veren izlerini takip etmek ve yeni çıkarımlar üretmek, hayata farklı bir anlam kazandırmak demektir.” denildi. “Yöre halkının tarihî kimliğinin ortaya konmasında önemli” Araştırmanın Erzurum’un daha iyi tanıtılmasına yönelik yürütülmekte olan birtakım projelere ışık tutabileceği ve baca kültürünü yansıtacak bazı önemli görselliklerin sergilenmesini sağlayabileceği belirtilerek, şöyle devam edildi, “Şu an niteliğini kaybetmiş olan bu kültürün tanıtılması ile yöre halkının tarihî kimliğinin ortaya konması ve gelecek kuşaklara aktarılması adına önemli katkılar sağlanacağı kanaatindeyim. Yine, bu tür çalışmalar, baca kültürü konusunda Anadolu’nun farklı bölgelerine ait araştırmalara da ışık tutabilir. Ayrıca, baca temalı türkülerin analiz edilmesi ve bu türküler üzerine farklı araştırmalar yapılmasının Anadolu ve özellikle Erzurum baca kültürünün tanınmasına ilave bir fayda sağlayacağı da düşünülmektedir.”