Yerel Haberler
Erzurum
Erzurum’un kadim lezzeti ‘Erzurum paça çorbası’ artık coğrafi işaretli 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:06:16 Erzurum mutfağının önemli lezzetlerinden ’Erzurum paça çorbası’, coğrafi işaret alarak tescillendi. Büyükşehir Belediyesi’nin başvurusunun kabul edilmesiyle kentin coğrafi işaretli ürün sayısı 62’ye yükseldi. Türk Patent ve Marka Kurumu’nca 3 Nisan 2026 tarihinde tescillenen ’Erzurum paça çorbası’, Erzurum’un gastronomi kültüründeki yerini resmi olarak belgeledi. Ürünün servisinin yapıldığı işletmelerde "Erzurum paça çorbası" ibaresi ile mahreç işareti ambleminin görünür şekilde bulundurulacağı ve üretim aşamalarının Erzurum’da gerçekleştirilmesi gerektiği belirtildi. Erzurum’a özgü çorba, su, koyun veya sığır paçası, tuz, sarımsak, sirke, limon suyu, baharat, nohut ve pirinç kullanılarak hazırlanıyor. Halk arasında "paça çorbası" olarak da bilinen yemek, özellikle sert iklim şartlarının hakim olduğu kentte kış aylarında yoğun olarak tüketiliyor. Günlük öğünlerin yanı sıra özel günlerde de sofralarda yer bulan çorbanın hazırlanışında ustalık büyük önem taşıyor. Tescil dosyasında yer alan bilgilere göre, paçaların seçimi, temizlenmesi, kaynatılması ve uzun süre pişirilmesi çorbanın ayırt edici özellikleri arasında bulunuyor. Yaklaşık 15-20 saat boyunca kısık ateşte pişirilen paça çorbası, kolajen bakımından zengin yapısıyla dikkat çekiyor. "Paça çorbasının tescillenmiş olması bizi gururlandırdı" 25 yıldır çorbacılık yaptığını ifade eden Selman Yeşilkent, "Yaklaşık 15 yıldır da çorba ustası olarak görev yapmaktayım. Erzurum’un kadim ustalarından Nevzat ustanın tedrisatından geçtim. Paça çorbasının hazırlanması zorlu bir süreci kapsar. İlk olarak paça gelir, ön yıkama yapılarak dinlenmeye alınır. Dinlenmeye alındıktan sonra ustalarımız tarafından çok iyi bir temizliği yapılır. Temizlik işleminin ardından yüksek ısıda kaynatılır ve tekrar dinlenmeye bırakılır. Dinlenme aşamasında suyu birkaç kez değiştirilir. Daha sonra yeniden kazanlara alınır ve yaklaşık 15-20 saat boyunca kısık ateşte, kolajeni çıkana kadar pişirilir. Sonrasında kemiklerinden ayrılan paça, kendi suyuyla birleştirilerek tuz eklenip servis edilir. Paça çorbası doyurucu olmasının yanı sıra doğal kolajen ve protein bakımından oldukça zengindir. Aynı zamanda sert iklimlerde dayanıklılığı artıran, bağışıklığı destekleyen kadim lezzetlerimizden biridir. Erzurum paça çorbasının Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş olması bizleri çok gururlandırdı. Bu ürünü artık coğrafi işaretli şekilde müşterilerimize sunabiliyoruz. Bu konuda emeği geçen başta Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Genel Sekreter Zafer Aynalı, Gastronomi ve Turizm Müdürü Resul Parlak olmak üzere katkı sunan herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Paça çorbamızı herkesin tatmasını tavsiye ederiz" Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı da, Erzurum’un gastronomisiyle ilgili son yıllarda çok önemli çalışmalar yürüttüklerini ifade ederek, "Bunun son somut göstergesi de Erzurum paça çorbasının coğrafi işaretli ürün kapsamına alınarak tescillenmesi oldu. Çok yoğun çabalar sonucunda Erzurum’un paça çorbası coğrafi işaretli ürün haline geldi. Bu vesileyle coğrafi işaretli ürün sayımızı 62’ye çıkarmış olduk. Şu anda Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sıralamasında dördüncü sıradayız. Ancak hedefimiz 1’inci sıraya yükselmek. Şu an 20 ürünümüzün daha müracaatı yapılmış durumda ve tescil süreçleri devam ediyor. Paça çorbası bizim çok kadim bir çorbamızdır. Geçmişten gelen, mutfak kültürümüzde önemli bir yere sahip olan bir lezzettir. Faydaları saymakla bitmez. Tam anlamıyla kolajen ve kalsiyum deposu olan bir çorbadır. Kemik erimesine faydalıdır, bağışıklık sistemini güçlendirir, gün boyu enerji verir ve hastalıklara karşı koruyucu özelliği vardır. Bu yönüyle de adeta bir şifa kaynağıdır. Biz bu ürünü tescilleyerek coğrafi işaretli hale getirdik. Erzurum’a gelen herkesin paça çorbamızı tatmasını tavsiye ediyoruz. Bilenler zaten biliyor ancak bilmeyenleri de Erzurum’a gelip bu kadim lezzeti denemeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 23:26 "Qastrol Seferi" beğeni topladı Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen, Nahçıvan Kukla Tiyatrosu Rejisörü Seyyat Memmedov’un sahnelediği "Qastrol Seferi" adlı tiyatro gösterisini yoğun ilgi gördü. Tiyatro oyununun ardından kısa bir konuşma yapan Erzurum Valisi Aydın Baruş, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarının güçlü bir şekilde devam ettiğini ifade ederek; "Yüreğimizin bir parçası orada. Onları özümüzden biri olarak kabul ediyoruz. Bu kardeşlik kıyamete kadar yaşayacak ve iş birliğimiz her alanda devam edecek. Azerbaycanlı kardeşlerimizle kültür de bu alanlardan birisidir. İş birliğimizin, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’ndaki bu gösterinin ileride başka zamanlarda, başka gösterilerle devam etmesini ümit ediyoruz. Bundan da büyük bir sevinç duyarız." dedi. "İki Devlet Tek Millet olan ülkelerimiz arasında birlik ve beraberliği tesis etmenin yolu sanat ve kültür faaliyetleriyle mümkün olacaktır." ifadelerini kullanan Vali Baruş, kültürel iş birliklerinin toplumlar arasındaki kardeşlik bağlarını daha da güçlendirdiğini belirtti. Oyunun profesyonel bir şekilde sahnelendiğini belirten Sayın Vali Baruş, çocukların da oyundan büyük keyif aldığını ifade ederek, Azerbaycan Türkçesi ile Erzurum ağzı arasındaki benzerliklerin kültürel bağların önemli bir göstergesi olduğunu vurguladı. Kültürel ve sanatsal faaliyetlerin toplumun birlik, beraberlik ve sosyal gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade eden Vali Baruş , emeği geçen sanatçıları ve organizasyonda görev alan herkesi tebrik etti.
12 Mayıs 2026 Salı - 15:06 Sanayi esnafından örnek dayanışma: Mahmut Usta’yı yalnız bırakmadılar Erzurum Oto Tamir ve İmalatçıları Odası üyeleri örnek bir dayanışma sergileyerek, tedavisi devam eden meslektaşları Mahmut Usta’ya destek oldular, onu zor günlerinde yalnız bırakmadılar. Erzurum Oto Tamir ve İmalatçıları Odası Başkanı Emre Akdoğan, sergilediği duyarlılık ve esnafına sahip çıkan tavrıyla gönülleri fethetti. İstanbul’da tedavi gören Mahmut Usta’yı yalnız bırakmayan Başkan Akdoğan, hem yardım kampanyasına öncülük etti hem de hastanede ziyaret gerçekleştirerek örnek bir vefa ve dayanışma tablosu ortaya koydu. Erzurum’da oto sanayi esnafı, birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden birine imza attı. Oto Tamir ve İmalatçıları Odası Başkanı Emre Akdoğan öncülüğünde başlatılan destek kampanyasıyla, İstanbul’da tedavi süreci devam eden Mahmut Usta için adeta seferberlik ilan edildi. Yönetim kurulu üyeleriyle beraber kısa sürede büyük bir dayanışma örneği sergileyen oto sanayi esnafı, Mahmut Usta’nın tedavi masraflarını karşılamak adına tek yürek oldu. Esnafın ortaya koyduğu bu anlamlı destek, Erzurum’un kadim ahilik kültürünü ve paylaşma ruhunu bir kez daha gözler önüne serdi Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Oto Tamir ve İmalatçıları Odası Başkanı Emre Akdoğan, esnaflığın yalnızca ticaret yapmak olmadığını vurgulayarak; "Biz büyük bir aileyiz. Zor zamanda ustamızın elinden tutmak, derdiyle dertlenmek bizim kültürümüzün temelidir. Mahmut Ustamızın bu süreçte yalnız olmadığını göstermek istedik. Erzurum oto sanayi esnafının ne kadar büyük bir aile olduğunu görmenin gururunu yaşıyoruz. İstanbul’da tedavi gören kıymetli ustamız Mahmut abimiz için oto sanayi esnafımızın destekleriyle başlattığımız yardım çalışması, çok kısa sürede büyük bir dayanışmaya dönüşmüştür. Onun moralinin yüksek olduğunu görmek bizleri mutlu etti. Erzurum oto sanayi esnafı, yalnızca aynı çarşıda çalışan insanlar değil, iyi günde de zor günde de birbirine sahip çıkan büyük bir ailedir." dedi.
Dijital dünyada kaybolan çocukluk
09 Ağustos 2024 Cuma - 14:00 Dijital dünyada kaybolan çocukluk Eğitimci Abdullah Samancı, Roblox’un çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini değerlendirdi. Son yıllarda, çocukların favori oyun platformlarından biri haline gelen Roblox’un dijital çağın sunduğu cazip dünyalardan biri. Milyonlarca çocuk, bu platformda kendi oyunlarını tasarlayarak hayal güçlerini sınırları zorlayabilir ya da başkalarının oluşturduğu dünyalarda maceraya atılabildiğini anlatan Abdullah Samancı, “Ancak her madalyonun iki yüzü olduğu gibi, Roblox da göründüğü kadar masum bir eğlence kaynağı değil. Bu platformun çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri, ebeveynlerin göz ardı etmemesi gereken bir konu. İlk olarak, Roblox’un neden olduğu dijital bağımlılık meselesine değinmek gerekiyor. Oyunların cazibesi, çocukları saatlerce ekran başına kilitlerken, bu süre zarfında fiziksel aktivitelerden uzaklaşmalarına neden oluyor. Çocuklar, sokakta oyun oynamak, arkadaşlarıyla vakit geçirmek ya da aileleriyle kaliteli zaman geçirmek yerine sanal dünyalarda kayboluyor. Bu durum, sadece fiziksel sağlıklarına zarar vermekle kalmıyor; aynı zamanda sosyal becerilerinin gelişimini de olumsuz etkiliyor” diye konuştu. Roblox’un bir diğer karanlık yüzünün ise içerik denetimi konusunda ortaya çıktığını kaydeden Samancı, “Her ne kadar platform, çocuk dostu bir ortam sunmayı amaçlasa da, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriklerin denetlenmesi her zaman mümkün olmuyor. Bu da, çocukların yaşlarına uygun olmayan, hatta zararlı olabilecek içeriklerle karşılaşma riskini beraberinde getiriyor. Ebeveynlerin bu noktada devreye girmesi, çocuklarının hangi oyunlara eriştiğini yakından takip etmesi gerekiyor. Siber zorbalık, dijital dünyada her geçen gün artan bir sorun ve Roblox da bundan nasibini almış durumda. Çocuklar, çevrim içi oyun oynarken diğer kullanıcılar tarafından rahatsız edici davranışlara maruz kalabiliyor. Bu tür deneyimler, onların özgüvenini zedeleyebilir ve psikolojik olarak derin izler bırakabilir. Sanal dünyada yaşanan bu tür zorbalıklar, çocukların gerçek dünyadaki ilişkilerine de zarar verebilir” dedi. Roblox’un sunduğu bir diğer tehlikenin de finansal boyutunda gizli olduğunu ifade eden Abdullah Samancı, daha sonra şunları kaydetti: “Oyun içi satın alımlar, çocuklar için büyük bir çekicilik taşıyor. Ancak, sanal para birimi olan ’Robux’ ile yapılan bu satın alımlar, çocukların finansal bilinci olmadan büyük miktarlarda para harcamalarına yol açabilir. Bu noktada ebeveynlerin, çocuklarının harcamalarını yakından izlemeleri ve gerekli sınırları koymaları son derece önemli. Son olarak, kişisel verilerin güvenliği meselesine değinmekte fayda var. Roblox’ta çocuklar, diğer kullanıcılarla etkileşimde bulunarak kişisel bilgilerini paylaşma riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Kötü niyetli kişiler, bu bilgileri kötüye kullanabilir ve çocukların güvenliğini tehlikeye atabilir. Ebeveynler, çocuklarının kimlerle iletişim kurduğunu ve hangi bilgileri paylaştığını dikkatle takip etmelidir. Sonuç olarak, Roblox gibi platformlar çocuklara farklı bir oyun deneyimi sunarken, aynı zamanda çeşitli riskleri de beraberinde getiriyor. Ebeveynlerin, çocuklarının bu dijital dünyada kaybolmaması için dikkatli ve bilinçli olmaları gerekiyor. Teknolojinin sunduğu fırsatlardan yararlanmak elbette önemli, ancak bu fırsatları dengeli bir şekilde kullanmak, çocuklarımızın sağlıklı bir şekilde büyümeleri için şart. Roblox, modern çağın bir gerçeği olarak karşımızda duruyor, ancak bu gerçekliğin karanlık yüzünü görmezden gelmek, çocuklarımızın geleceğini riske atmak anlamına gelir.”
Haziran ve temmuz ayları bilimsel teşvik töreni düzenlendi
09 Ağustos 2024 Cuma - 09:55 Haziran ve temmuz ayları bilimsel teşvik töreni düzenlendi Hazırladıkları bilimsel çalışmalarla ulusal ve uluslararası bilim camiasında üniversitenin ismini duyuran akademisyenlerini ödüllendiren Atatürk Üniversitesi, düzenlediği Bilimsel Teşvik Törenlerine bir yenisini daha ekledi. Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi kapsamında gerçekleştirdikleri araştırma faaliyetleri için Haziran ve Temmuz aylarında başvuran öğretim üyelerine ödülleri, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı tarafından verildi. Kültür Merkezi 15 Temmuz Milli İrade Salonunda gerçekleşen törende yayın, patent, proje ve firmaları ile ön plana çıkan akademisyenlere ödüllerini takdim eden Rektör Çomaklı, araştırma temelli yaptıkları çalışmalarından dolayı akademisyenleri tebrik etti. “Yapılan Çalışmalar Bizleri Gururlandırıyor” Üniversite yönetimi olarak her türlü çabanın karşılığını vermeye çalıştıklarını aktaran Rektör Çomaklı şunları söyledi: “Düzenlediğimiz ödül törenleri ile değerli bilim insanlarımızı hem teşvik ediyor hem de mutluluklarını paylaşıyoruz. Mensuplarımızın kurumumuzu ileri taşımak için ortak amaç ve hedefler doğrultusunda üstün bir gayretle hizmet etme arzusunda olduklarına inancım tamdır. Yaz tatili dolayısıyla Haziran ve Temmuz ayı ödüllerini birlikte verdiğimiz Bilimsel Teşvik Töreninde bizleri gururlandıran akademisyenlerimizle bir araya gelmekten duyduğumuz memnuniyeti bir kez daha dile getirerek, çalışma arkadaşlarımızın başarılarının artarak devam etmesini diliyorum” dedi. Törenin öncesinde akademisyenlere Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atilla Keskin ile birlikte sunum gerçekleştiren Rektör Çomaklı, üniversitenin akademik ve idari faaliyetlerini değerlendirerek son yıllarda elde edilen başarılar ve gelişmeler hakkında bilgi verdi. Eğitim kalitesinin artırılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi konularında yapılan çalışmalar üzerinde duran Rektör Çomaklı, el birliğiyle Atatürk Üniversitesi isminin daha yükseğe taşınacağını aktardı. Bilimsel Teşvik Töreni, hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.
Oltu’da çiftçiler tapu sorununun çözülmesini istiyor
09 Ağustos 2024 Cuma - 09:45 Oltu’da çiftçiler tapu sorununun çözülmesini istiyor Erzurum’un Oltu ilçesine bağlı Ayvalı Mahallesi mezrasında yaşayan çiftçiler, tapu kadastro kayıtlarındaki yanlışlığın giderilmesini istiyor. 1992 yılında tapu kadastro işlemleri sırasında mezralarının "orman" olarak gösterildiğini belirten vatandaşlar arazilerin "2B" statüsünde kendilerine satışını talep ediyor. Yaklaşık 100 civarında vatandaşın yaşadığı mezralarda çiftçilik yapan köylüler, ürünlerinin yarısını çöpe atmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Ürünlerini değerlendirebilmek ve üretimlerini sürdürebilmek adına, arazilerinin tapu satış işlemlerinin hızlandırılmasını ve mezralarına elektrik bağlanmasını istiyorlar. Çiftçiler, mevcut durumun sürdürülebilir bir tarım için engel teşkil ettiğini belirterek, yetkililerden destek ve çözüm bekliyor. Oltu’nun ekonomik ve sosyal yapısına önemli katkı sağlayan bu mezraların sorunlarının bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiği vurgulanıyor. Oltu ilçesi Ayvalı Mahallesi Muhtarı Yunus Ay, “Bizim dedelerimizden kalan mezramızda ülkemize katkımız olsun diye üretim yapmaktayız. Ekim yerlerimiz büyük ve küçük baş hayvanlarımızın tamamı burada, dedelerimizden de kalan yer burası. Biz bu mezramıza yaşlı ve orta yaşlı köylülerimiz bu mezraya çıkıyor. Bu mezramızda elektriğimiz yok. 1992 yılında kadastro bu mezramızı orman arazisi yapmış şimdi burayı da bizim elimizden almak istiyorlar şuan burada evi olanlar ahırı samanlığı olanların tamamı mahkemeliğiz. Bize diyorlar ki bu mezradan çıkın biz buradan çıkarsak biz nerede üretim yapacağız, bizim köyümüz mahalle oldu ama burası köy statüsünde. Bizim burada üretim yapmamız lazım 600 büyük baş hayvanımız var. Bin adet küçük baş hayvanımız var burada elektrik yok, yaşayan kadınlarımız elle ineklerini koyunlarını sağmaya çalışıyorlar oda gece yarılarını buluyor. Sağdıkları sütü işleyemiyor yarısı bozulup gidiyor bizim derdimiz bizim hayatımızı kolaylaştırsınlar. Bu mezramızı 2B arazisi olarak bize satsınlar biz kendi yerlerimiz 2B arazisi olarak alalım. Biz burda üretim yapmaya devam edelim” dedi. Ayvalı mahallesinde çiftçilik yapan Havva Aydın ise “62 yaşındayım Kayınpederim 88 yaşında vefat etti benim aklım kesti kayın pederim bu yaylada duruyor. Kayınpederimin babası bu yaylada durdu ve şimdide biz duruyoruz. Buraya önce tapularımızı sonrada elektrik istiyoruz. Yaptığım ürünlerimizin çoğusu boşa gidiyor çöpe atıyoruz hep zayi oluyor. Biz bu mezramızı bırakamayız Benim 7 çocuğum 20 torunum var bunlar ne yiyip içecek ben bu yaştan sonra nere gidebilirim” dedi. Naime Ay ise “Bu mezrada ilaçlarımız hep bozuluyor. Bizim pişirdiğimiz yemeklerimiz hep bozuluyor, gece karanlık çökünce süt sağımı yapamıyoruz. Buz dolabımız olsa rahat edeceğiz bir çok ineğimizi sağamıyoruz, elektriğimiz olsa süt sağma makinası ile sağar daha fazla peynir yağ üretiriz. Bizim önce tapularımızı istiyoruz sonrada elektriğimizi istiyoruz” dedi. Mezrada yaşayan Serdar Ay “Ben bu mezrada doğdum babam 85 yaşında rahmetli oldu burada yaşıyordu, babamdan önce dedemlerde burada yaşıyordu. Biz burada ticaret yapmıyoruz üretim yapıyoruz. Ülkemize katkı sağlamaya çalışıyoruz ekonomimize faydamız olsun diye üretim yapıyoruz yüz yıllardır elektriğimiz yok yağımız peynirimiz hep ziyan oluyor, yolumuz yok suyumuzu kendimiz getirdik evlerimizden su akmıyor biz elektrik almak isterken şimdi yaylamızı elimizden almak istiyorlar. Bu duruma büyüklerimizin el koymasını istiyoruz, mezramızı bize versinler istiyoruz” dedi. Nazım Ay da “Burası bizim 500 yıllık mezramız, biz burada hayvancılık yapıyoruz. Devletimize kendimize katkı olsun diye biz hep tüketicimi olalım biz hiç üretici olmayalım mı? Bizim gibileri hep çekip büyük şehirlere göç etmişler şimdi orada dert yanıyorlar peynir 300 lira yağ 300 lira peki bizlerde bırakırsa yağı peyniri 1000 liraya bile bulamayacaklar. Biz hayvancılık yapıyoruz ben dedemden beri buradayım halen daha buradayım bizim devlet büyüklerimizden ricamız bizim sorunumuza el atmasını istiyoruz. Bir an önce sorumuzu çözerseler çok mutlu oluruz, biz yıllardır elektrik almak için müracaat ediyoruz tapu yok diye alamıyoruz. Elektrik olmayınca ürettiğimiz ürünlerimizin yarısı çöpe gidiyor bizim dedelerimizin yaptıkları evler çöktü artık biz bunların yerine yenilerini yaptık şimdi bunları sökmek istiyorlar. Ne imiş tapumuz yokmuş eğer bu şekilde devam ederse bu iş hiçbir yaylada insan kalmaz inek kalmaz bu millet ne yiyip içecek” dedi. Suzan Polat da “Ben buraya 42 yıl önce gelin geldim, burada kayınpederimin malı davar vardı bizde yıllardır onun yolundan gidiyoruz, evlerimiz uçuyordu bizde söküp yeniden yaptık bu evlerimizi sökmek istiyorlar. Biz memnun değiliz razı değiliz benim 10 tane ineğim var sadece 3 tanesini sağa biliyorum ben şeker hastasıyım yaptığım yoğurdum peynirim yağım hep zayi oluyor biz tapumuzu ve elektriğimiz istiyoruz” dedi.
ETÜ’den Teknofest başarısı
09 Ağustos 2024 Cuma - 09:28 ETÜ’den Teknofest başarısı Erzurum Teknik Üniversitesi, Teknofest 2024 Biyoteknoloji İnovasyon Yarışması’nda iki projesiyle finale yükseldi Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ), Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji alanında sürdürdüğü yenilikçi çalışmalarla adından söz ettirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, ETÜ bünyesindeki iki araştırma takımı, Teknofest 2024 Biyoteknoloji İnovasyon Yarışması’nda büyük başarılara imza atarak finalist olma hakkı kazandı. 2022 yılında Şeymanur Çobanoğlu ve Erdem Erkengez tarafından kurulan Turch and Tech Takımı, antibiyotik dirençliliği, biyofilmler, protein mühendisliği ve rekombinant DNA teknolojisi gibi alanlarda yenilikçi araştırmalar yürütmektedir. Takım kaptanı Şeymanur Çobanoğlu, 2020 yılında TÜBİTAK 2210-C Biyoteknolojik İlaç Teknolojileri öncelikli alanında aldığı destekle dikkat çekerken, 2022 yılında TÜBİTAK BİDEB 2211-E doktora bursu kazandı. Erdem Erkengez ise 2023 yılında TÜBİTAK 2247-C Stajyer Araştırmacı Burs Programı (STAR) ve 2024 yılında TÜBİTAK 2210 Yurt İçi Yüksek Lisans Burs Programı tarafından desteklendi. Turch and Tech Takımı, Teknofest 2024 Biyoteknoloji İnovasyon Yarışması’nda Üniversite ve Üzeri Fikir kategorisinde finalist olmayı başardı. 2021 yılında Simay Aldağ, Güler Tuba Buğdacı ve Ruhane Tosunoğlu tarafından kurulan ETÜ Teknoloji MicTech Takımı ise antibiyotik dirençliliği, biyofilmler, probiyotik mayalar ve antibiyofilm peptitler üzerine çalışmalar yürütmektedir. Simay Aldağ ve Güler Tuba Buğdacı, 2021 yılında TÜBİTAK 2209-A projesinden destek alarak projelerini geliştiren takım üyeleri, 2024 yılında TÜBİTAK 2210-C Yurt İçi Öncelikli Alanlar Yüksek Lisans Burs Programı kapsamında destekleniyor. MicTech Takımı, Teknofest 2024’te Üniversite ve Üzeri Proje kategorisinde finalist olma başarısını elde etti.
Aile Sağlık Merkezleri koruyucu ve önleyici hizmette göz dolduruyor
08 Ağustos 2024 Perşembe - 14:01 Aile Sağlık Merkezleri koruyucu ve önleyici hizmette göz dolduruyor Erzurum’da bulunan Aile Sağlık Merkezleri vatandaşa koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin yanında danışmanlık hizmeti vermeye devam ediyor. Kentte bulunan toplam 65 Aile ve Sağlık Merkezinden 26’sı merkez ilçelerde hizmet verirken, 39 Aile Sağlık Merkezi ise diğer ilçelerde faaliyetlerini sürdürüyor. Vatandaş odaklı sağlık hizmeti sunan ve Yakutiye İlçesinde hizmet veren Dr. Osman Edip Somonoğlu Aile Sağlık Merkezi, son 6 ayda 50 bin vatandaşa hizmet verdi. Aile Hekimi Dr. Ahmet İzzetgil, yaptığı açıklamada koruyucu ve önleyici hizmetlere yoğunluk verdiklerini belirterek, günlük yaklaşık 250 vatandaşa hizmet sunduklarını ifade etti. Amaçlarının vatandaşa en iyi sağlık hizmeti vermek olduğunu belirten İzzetgil, şunları söyledi: “Doktor Osman Edip Somunoğlu Aile Sağlık Merkezi olarak 7 aile hekimi, 5 ebe, 3 yardımcı sağlık personeli ve 2 hizmetli ile A sınıfı olarak hizmet vermekteyiz. Merkezimizde günlük 250 hasta muayene edilmektedir. Bunun yanında aile hekimliğine kayıtlı vatandaşlarımızın diyabet tarama, hipertansiyon tarama, obezite, kanser tarama, kardiyovasküler konusunda takip işlemleri yapılmaktadır. Yine anne, bebek, çocuk sağlığı aşılama kontrol ve sağlık eğitim hizmetleri verilmektedir. Vatandaşlarımızın kolon kanseri ve meme kanseri alanındaki sorunları konusunda Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) ve İl Sağlık Müdürlüğü ile koordineli olarak çalışmaktayız. Son altı ayda yaklaşık 50 bin hastaya hizmet verdik. Aile hekimleri hastalarını sadece tedavi etmez, onları hastalanmadan önce korumaya çalışır. Bu amaçla kişiye yönelik koruyucu hizmetler içinde aşılama, yaşam tarzı değişiklikleri için danışmanlık yapma, bebek ve çocuk izlemi, gebe izlemi, aile planlaması gibi hizmetler vermekteyiz’’ Aile Sağlık Merkezinden hizmet alan vatandaşlar ise sağlık hizmetlerinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, sağlık çalışanlarının kaliteli hizmet anlayışıyla her türlü sağlık sorunları konusunda çözüm ürettiklerini ifade ettiler.