Yerel Haberler
Eskişehir
BBP Genel Başkanı Destici: "Zalimlerin de sırası gelecek ve yaptıkları zulümlerin hesabını tek tek ödeyecekler" 14 Mart 2026 Cumartesi - 20:29:30 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Bu zalimlerin de sırası gelecek ve yaptıkları zulümlerin hesabını tek tek ödeyecekler. Bu yine Müslüman Türklerin eliyle, kılıcıyla ve silahıyla olacak. Bu saldırıları lanetliyoruz" dedi. Eskişehir’e gelen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, 71 Evler Mahallesi’nde düzenlenen iftar programına katıldı. AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, çok sayıda partili ve vatandaşın da yer aldığı program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından akşam ezanın okunmasıyla birlikte oruçlar açıldı. "Pek çok İslam toprağını işgal ettiler" Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Destici, "Siyonistler durmuyor, emperyalistler durmuyor. Gazze’den sonra Lübnan’ı bombaladılar, yerle bir ettiler. Suriye’yi bombaladılar, Afganistan’ı işgal ettiler, Irak’ı işgal ettiler. Pek çok İslam toprağını işgal ettiler. Milyonlarca Müslüman’ın kanına girdiler. Şimdi de hedefte İran var. İran’a saldırıyorlar. Tüm güçleriyle saldırıyorlar. Uçaklarıyla, bombalarıyla, füzeleriyle, gemileriyle tüm güçleriyle saldırıyorlar. Peki sebep ne? Efendim, ’İran nükleer silaha kavuşacakmış, İran uranyum zenginleştirmesi yapıyormuş.’ Peki sende var, sende var, İsrail’de var, Batı’nın bütün büyük devletlerinde var. İslam ülkelerinde olunca mı kabul görmüyor" ifadeleri kullandı. "Yaptıkları zulümlerin hesabını tek tek ödeyecekler" Dünya Atom Enerjisi Kurumu personelinin yüzde 70’inin bu savaş başlamadan önce İran’da çalıştığını belirten Başkan Destici, "Onlar, İran’ın hemen yakında bir uranyum zenginleştireceği, nükleer başlıklı silaha kavuşacağı noktasında böyle bir rapor ortaya koymuyorlar ama kurt kuzuyu yemeyi kafasına koymuş. Burada esas mesele ne? Burada esas mesele İsrail’in güvenliği. İsrail’in güvenliğini garantiye almak, garanti altına almak için terörist, siyonist, soykırımcı İsrail için kimi ya da hangi ülkeyi tehdit olarak görüyorlarsa oraya saldırıyorlar. Haksız, hukuksuz bir şekilde uluslararası hiçbir temeli yok, hiçbir uluslararası hukuka dayanmıyor. Ne Birleşmiş Milletler ne de başka bir kurumun bu konuda bir görüşü de yok, bir mutabakatı da yok. Ama buna rağmen saldırıyor. Neden? Çünkü haydut; geçmiş yüzyılların haydutları gibi kanun tanımıyor, yasa tanımıyor ve saldırıyor. Neden? Çünkü elinde güç var. Elindeki güce dayanıyor ve diyor ki ona kimse bir şey yapamayacak. Ama Allah büyük onların da sırası gelecek. Nasıl tarihte zulmedenlerin hepsinin sırası gelmişse Netanyahu’nun da Trump’ın da, velhasıl bu zalimlerin de sırası gelecek ve yaptıkları zulümlerin hesabını tek tek ödeyecekler. Bu yine Müslüman Türklerin eliyle, kılıcıyla ve silahıyla olacak. Bu saldırıları lanetliyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye’yi kendileri için bir güç, bir tehdit olarak görüyorlar" İran’a müzakere sürecinde saldırı yapıldığına dikkat çeken Destici, sözlerini şöyle sürdürdü: "Güçlü olmak zorundayız; ülke olarak, devlet olarak güçlü olmak zorundayız, birlik olmak zorundayız. Savunma sanayimizi daha da güçlendirmeliyiz. Kendi İHA’larımızı, SİHA’larımızı yaptığımız gibi kendi muharip uçaklarımızı da şu anda yapım aşamasında, süratli bir şekilde tamamlamalıyız. Kendi tankımızı yaptık, seri üretimini hızlandırmalıyız; kendi balistik füzelerimizi yaptık, seri üretimlerini hızlandırmalıyız. Çünkü saldırının ne zaman nereden geleceği belli değil; bütün bu yaşananlar bize bunu göstermiştir. O yüzden özellikle ülkemiz son yıllarda savunma sanayinde inanılmaz bir yükseliştedir, büyük başarılara imza atmıştır. Çünkü Türkiye bunu tecrübe etmiştir. Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiğimiz harekatlarda bizim uçaklarımızın bombalarını bize paramızla da vermediler; o füzelerin akıllı bombalarını bize paramızla da vermediler. İHA’lar, SİHA’lar üretemezken paramızla vermediler. Bakın, 80’li yılların sonundan beri bize savaş uçağı satmıyorlar, paramızla satmıyorlar. Neden? Türkiye’yi kendileri için bir güç, bir tehdit olarak görüyorlar." "Nükleer dahil, Türkiye’nin de elinde olması için gece gündüz çalışmalıyız" Destici, konuşmasının devamında, "Türkiye saldırgan bir devlet değil ama kendisine saldırıldığında çok kavi bir mukavemet göstereceğini biliyorlar. Gazze’deki soykırıma sessiz kalmadığı için Türkiye’ye uçak vermiyorlar. Sudan’daki, Somali’deki bölünmelere, Libya’daki bölünmelere sessiz kalmadığı için Türkiye’ye uçak vermiyorlar, akıllı füze vermiyorlar, balistik füze vermiyorlar. Onun için kendimiz yapıyoruz ve inşallah kısa zamanda savaş uçağımızı da tamamlayacağız, balistik füzelerimizi de daha seri şekilde üreteceğiz. Ve kim ne derse desin; Amerika’nın, İsrail’in, Rusya’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın elinde hangi silah varsa nükleer dahil, Türkiye’nin de elinde olması için gece gündüz çalışmalıyız" dedi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 10:42 Eskişehir’de lise ve üniversite öğrencilerine yönelik iftar programı düzenlendi Eskişehir İl Müftülüğü tarafından lise ve üniversite öğrencilerine yönelik iftar programı düzenlendi. Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda bulunan salonda gerçekleştirilen program, Ramazan ayının manevi atmosferi içerisinde birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının pekişmesine vesile oldu. Program, Cevat Ülger Uluslararası İmam-Hatip Lisesi İlahi Korosu tarafından icra edilen tasavvuf musiki dinletisi ile başladı. Programa; Eskişehir İl Müftüsü Muharrem Gül, İl Müftü Yardımcıları Sacit Ekerim ve Aytekin Akçin, Odunpazarı İlçe Müftüsü Hamdi Uzunharman, şube müdürleri, il ve ilçe gençlik koordinatörleri, milli eğitim çedes sorumlu öğretmenleri ile çok sayıda lise ve üniversite öğrencisi katıldı. Yaklaşık 400 kişinin iştirak ettiği programda gençler aynı sofrada buluşmanın sevincini yaşadı. Programda konuşan İl Müftüsü Muharrem Gül, Ramazan ayının paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendiren müstesna bir zaman dilimi olduğunu ifade etti. Gençlerle aynı sofrada buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Gül, bu tür buluşmaların gençler arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirdiğini ve Ramazan’ın manevi ikliminin gençlerle birlikte daha anlamlı hâle geldiğini belirtti. İftarın ardından üniversite öğrenci kulüpleri adına söz alan ESTÜ Geçerken Kulübü Başkanı Enes Furkan Yalçın, üniversitelerde yürütülen kulüp faaliyetleri hakkında katılımcılara bilgi verdi. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği program, iftarın ardından çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 10:39 Kuaförlerin bayram tıraşı mesaisi sahura kadar uzuyor Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala Eskişehir’deki erkek kuaförlerinde "bayram tıraşı" hareketliliği başladı. Eskişehir’in Tepebaşı ilçesinde yaklaşan Ramazan Bayramı öncesi erkek kuaförlerinde yoğunluk tavan yaptı. Şirintepe Mahallesi’nde hizmet veren deneyimli kuaför, işlerinde yüzde 50’nin üzerinde bir artış yaşandığını ve bu oranın bayram arifesinde yüzde 100’e ulaşmasını beklediklerini söyledi. Çocukluğundan beri sektörün içinde olan berber Salih Yılmaz, taleplere yetişmek için mesaiyi sahura kadar uzattıklarını belirtirken, "Online randevu sistemimiz nedeniyle babam dahi gelse randevusuz araya alamam" dedi. "Talebe göre sahura kadar devam edeceğiz" Artan iş yoğunluğunu rakamlarla paylaşan Salih Yılmaz, "Ramazan Bayramı yoğunluğu yüzde 50’nin üzerinde bir artışlar başladı. Bayrama yakın bu yüzde 100’e ulaşacaktır. Normalde 10-15 kişi ağırlıyoruz. Şu an 20 ve üzerine çıkmaya başladık. Şimdi Ramazan Bayramı da yaklaştığından dolayı randevularımızda özellikle çok yoğunluk var. O yüzden şu an gece 12’ye kadar çalışıyoruz ama talebe göre sahura kadar da devam edeceğiz. Normalde mesaimiz 10 buçukta başlıyor, gece 12’ye kadar devam ediyor ama randevularımızın yoğunluğuna göre bu saatleri sahura kadar uzatabiliyoruz" şeklinde konuştu. "Gençler modern tıraşlar istiyor" Fiyat tarifesi ve tercih edilen modeller hakkında bilgi veren Yılmaz, "Şimdi bu yaş gruplarına göre değişiyor. Bayram tıraşlarında genellikle genç arkadaşlarımız Taper Fade, Mid Fade, Low Fade gibi daha modern tıraşlar istiyorlar. Biz de onların kafa yapısına, yüz yapısına göre yakışacak tıraşları yapıyoruz. Şu an saç kesimimiz 450, sakal tıraşımız ise 200 lira. Yıkama ve fön olduğunda fiyatlar buna göre değişiyor tabii ki. Komple bütün bakımlarını yaptıran bir kişi buradan 800 lira gibi bir fiyatla ayrılabiliyor. Bu arada Ramazan Bayramı sebebiyle de önümüzdeki hafta pazar günü normalde erkek kuaförleri açmıyor fakat biz bayram dolayısıyla mesai saatlerimize devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Domino taşı etkisi yapıyor" Randevu disiplininin önemine dikkat çeken ve yaşadığı ilginç diyalogları aktaran Yılmaz, konuşmasını şöyle sonlandırdı: "Online randevu sistemiyle çalıştığımız için araya hiç kimseyi alamıyoruz. Bu babam dahi olsa randevuyla gelmesi gerekiyor. ’Abi araya alamaz mısın?’, ’Araya sıkıştıramaz mısın?’, ’Bize de mi randevu?’, ’Ben de mi randevu alacağım?’, ’Abi iki dakikalık işim var’ diyorlar. Bazen iki dakikalık işi var diye alıyoruz, iş saç sakala dönüyor. Çok komik diyaloglar da yaşıyoruz. ’Araya alamaz mısın?’ Çünkü randevular dolduğu zaman araya alma gibi bir imkanım yok. Araya aldığım an domino taşı etkisi gibi bütün randevularım direkt aksamaya başlıyor. Hem kendi rahatlıkları için hem bizim rahatımız için. Yani vaktinde geldiklerinde direkt tıraşlarını zaten olabiliyorlar. Vaktinde geliyorlar, vaktinde gidiyorlar. Bu bayram yoğunluğundan kendileri de etkilenmiyor bu sebeple."
‘Yapay Zeka Gölgesinde Gelecek Tasavvuru’ hakkında konuşuldu
15 Kasım 2025 Cumartesi - 10:05 ‘Yapay Zeka Gölgesinde Gelecek Tasavvuru’ hakkında konuşuldu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özer Çelik, Eskişehir Türk Ocağı’nda ‘Yapay Zeka Gölgesinde Gelecek Tasavvuru’ konulu bir konuşma gerçekleştirdi. Yapay zekanın insanlık tarihinin en hızlı ve en köklü dönüşümlerinden birini başlatarak düşünceden üretime, eğitimden kültüre kadar her alanda yeni bir çağ açtığını vurgulayan Doç. Dr. Özer Çelik, "Sembolik yapay zekâdan makine öğrenmesine, derin öğrenmeden üretken yapay zekâya uzanan bu yolculuk bugün artık RAG mimarileri, agentic AI sistemleri ve kendi kendine hareket eden akıllı yazılım ajanlarıyla sadece soruları cevaplayan değil, görevleri icra eden sistemlere dönüştü. Erken teşhisten çimento üretimine, bankacılıktan dijital ikiz teknolojilerine kadar pek çok sektörde verimliliği ve doğruluğu artıran güçlü uygulamalar ortaya çıktı. Bu dönüşümün merkezinde ise artık tek bir gerçek bulunuyor. Geleceğin dünyası, insanın sezgileri ve yapay zekânın hesaplama gücünün bir araya geldiği (insan + yapay zekâ) ortaklığının dünyası olacak" dedi. "Bazı meslekler risk altına girerken, yepyeni fırsatlar ortaya çıkıyor" Bu büyük dönüşümün iş gücünden eğitime, kültürden güvenliğe kadar geniş bir etki alanı oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Çelik, "Bazı meslekler risk altına girerken, yepyeni fırsatlar ve uzmanlık alanları da ortaya çıkıyor. Eğitim sistemi ezberden uzaklaşıp kişiselleştirilmiş, üretken düşünmeyi merkeze alan bir yapıya evriliyor" ifadelerini kullandı. "Geleceği şekillendiren teknoloji değil, onu nasıl kullandığımız olacak" Öte yandan, yapay zekanın oluşturduğu tehlikelere de değinen Doç. Dr. Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Dezenformasyon, deepfake, mahremiyet kaybı, eşitsizlikler ve güvenlik riskleri gibi ciddi tehditler de kapıda. Türkiye ise bu küresel yarışta stratejik bir konuma sahip. Doğru yatırımlar, nitelikli insan kaynağı ve etik odaklı bir vizyonla güçlü bir sıçrama gerçekleştirebilir. Bu çağda en büyük güç bilgi değil, uyum sağlama yeteneği; en büyük değer ise merhamet, etik ve insanlık duruşudur. Geleceği şekillendiren teknoloji değil, onu nasıl kullandığımız olacak." Konukların sorularından sonra Eskişehir Türk Ocağı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın Doç. Dr. Özer Çelik’e şükran beratı takdimi ile program sona erdi.
Unutulmaya yüz tutmuş ‘Tarihi Odunpazarı Pilavı’ vatandaşlara ikram edildi
15 Kasım 2025 Cumartesi - 09:53 Unutulmaya yüz tutmuş ‘Tarihi Odunpazarı Pilavı’ vatandaşlara ikram edildi Eskişehir Odunpazarı Evrensel Kültür Varlıklarını Koruma, Kent ve Varlık Bilincini Geliştirme Derneği (ESODER) tarafından vatandaşlara ‘Tarihi Odunpazarı Pilavı’ ikramında bulunuldu. ESOEDER tarafından düzenlenen etkinlik, tarihi bölgede bulunan Cunudiye Camii önünde gerçekleştirildi. Özel bir tarifle hazırlanan ‘Tarihi Odunpazarı Pilavı’, vatandaşlara ikram edildi. Etkinlikte, unutulmaya yüz tutan gelenek lezzetin yeni kuşaklara da tanıtılmasının amaçlandığı belirtildi. "Bu lezzetimiz her geçen gün biraz daha unutulmakta" Daha önce 10 yıl Eskişehirspor’da, 7 yıl Eskişehir Şeker Fabrikası’nda, 10 yıl da bir markette aşçılık yapan ve ’Turşucu Eko’ lakabıyla tanınan ESOEDER kurucu üyesi Ekrem Yazıcı, Tarihi Odunpazarı Pilavı hakkında açıklamalarda bulundu. Yazıcı, "Dedem Ahmet Kırkımcı, Odunpazarı’nın yerlisiydi ve bahçıvanlık yapardı. O nedenle baharatlara ve aşçılığa doğuştan merakım vardı. Uzunca bir süre geleneksel baharatlar özerinde araştırmalar yaparak geleneksel Odunpazarı Pilavı lezzetimizi kendi tarifimle zenginleştirdim. Bu lezzeti anlatmak zordur, tatmayan bilemez. Odunpazarı’nın yerlileri bir düğün ya da davet düzenleyecekleri zaman pilav değil, Odunpazarı Pilavı isterler ama bu lezzetimiz her geçen gün biraz daha unutulmakta. Biz de dernek olarak bu lezzetimizin yeni kuşaklar tarafından da bilinmesi amacıyla böyle bir etkinlik düzenledik" dedi. "Turizm hamleleri yapılırken sürdürülebilirlik olgusu gözden kaçırılmamalı" ESOEDER Kurucusu Murat Filoğlu, ilgi için teşekkür ederek, "Odunpazarı, yaşayan halkı ve korunmuş tarihi evleri ile Odunpazarı’dır. Odunpazarı’nı oluşturan Tarihi Odunpazarı Evleri’nin ve bu evlerde yeşeren kadim kültürümüzün kent varlık bilincimizde yeri apayrıdır. Bu tarihi evlerin, içinde yaşayan insanlar ile birlikte korunması ve kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılması gerekir çünkü kültür varlığın evidir ve bu evler varlıkları itibariyle eşsiz bir değer barındırmaktadır. Yerel yönetimler tarafından Odunpazarı Bölgesi üzerinde ‘turizm hamleleri’ yapılırken ‘sürdürülebilirlik’ olgusu gözden kaçırılmamalı, tarihi bölgemiz yaşayan kültürel dokusu ile varlığını sürdürebilmelidir" şeklinde konuştu.
Ehliyetsiz sürücü çarptığı bekçi için gözyaşı döktü
15 Kasım 2025 Cumartesi - 00:09 Ehliyetsiz sürücü çarptığı bekçi için gözyaşı döktü Eskişehir’de 18 yaşındaki ehliyetsiz sürücü, plakasız motosikletiyle çarptığı bekçi için gözyaşı döktü. Yaralı bekçi hastaneye kaldırılırken, ehliyetsiz sürücü tedavi için bindirildiği ambulansın sedyesinde 34 bin 389 TL idari para cezasının tutanağını imzaladı. Kaza, Arifiye Mahallesi Yandaş Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre plakasız motosiklet ile bahse konu Sokak’ta ilerleyen Deniz G. isimli ehliyetsiz sürücü, bekçi ekiplerinin ‘Dur’ ihtarına uymadı. Motosikleti ile H.K. isimli bekçiye çarpan Deniz G., kontrolünü kaybederek yere düştü. Çarptığı bekçi için gözyaşı döktü Yaralanan bekçi ve sürücü için olay yerine Acil Sağlık ekibi sevk edildi. Kafasında ve vücudunun farklı yerlerinden yaralanan H.K. isimli bekçi ilk müdahalesinin ardından Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Vücudunun çeşitli yerlerinde düşmeye bağlı yaralanma olan motosiklet sürücüsü, çarptığı bekçi için endişelek gözyaşı döktü. Deniz G. plakasının düştüğünü ve ehliyetini harç parasını ödeyemediği için alamadığını iddia etti. Diğer bekçi ekiplerince teselli edilip kolonya dökülen Deniz G. ilk müdahalesinin ardından ambulansa bindirildi. 34 bin 389 TL para cezasını ambulansta imzaladı Sürücüye ehliyetsiz ve plakasız araç kullanmaktan toplamda 34 bin 389 TL idari para cezası kesildi. Motosiklet sürücüsü ceza tutanağı ise ambulansta sedye üzerinde yatarken imzaladı. Deniz G. Eskişehir Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Kazayla alakalı inceleme başlatıldı.
ESOGÜ Hastanesi’nde ‘Dünya Diyabet Günü Farkındalık Etkinliği’
14 Kasım 2025 Cuma - 17:58 ESOGÜ Hastanesi’nde ‘Dünya Diyabet Günü Farkındalık Etkinliği’ Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla bilgilendirme ve farkındalık etkinliği düzenledi. Etkinlik kapsamında ESOGÜ Hastanesi poliklinikler girişinde kurulan stantta hasta ve yakınlarına bilgiler verildi. ESOGÜ Hastane Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Yıldız; İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Genel Dahiliye, Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalları adına açıklamalarda bulundu. Prof. Dr Yıldız, "Diabetes Mellitus (DM), pankreasın yeterli insülin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan ve ömür boyu devam eden kronik bir hastalıktır. Günümüzde diyabet, sıklığı ve oluşturduğu sorunlar nedeniyle tüm dünyada önemi her geçen gün artan önemli ve öncelikli sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşam tarzındaki değişim ile birlikte gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların tümünde özellikle tip 2 diyabet görülme hızı artmaktadır" dedi. "Yanlış beslenme ve hareketsizlik obezite ve diyabet tanı hızını arttırmaktadır Prof. Dr. Yıldız, konuşmasının devamında, "Geçmişte ‘insüline bağımlı olmayan diyabet’, ‘erişkin diyabet’ veya ‘tip II diyabet’ olarak da isimlendirilen tip 2 diabetes mellitus tüm diyabet olgularının yüzde 90’dan fazlasını oluşturmaktadır ve en yaygın görülen diyabet formudur. Tip 2 diyabet, obezite ve fiziksel inaktiviteye bağlı olarak genellikle daha sık görülmektedir. Hastalığın temelinde genetik olarak yatkın kişilerde yaşam tarzı ile tetiklenen ve giderek artan insülin direnci ve zamanla azalan insülin salınımı söz konusudur. Yanlış beslenme ve hareketsizlik son yıllarda gençlerde ve hatta çocuklarda da obezite ve diyabet tanı hızını arttırmaktadır. Tanısında gecikme ve hastaların takip uyumundaki sorunlardan dolayı tedavileri de yeterli olamamaktadır. Kontrolsüz diyabet, hiperglisemiye yol açarak zamanla kalp-damar sistemi hastalıkları başta olmak üzere göz, böbrek, sinir sistemi dahil vücudun bütün sistemlerini etkileyen komplikasyonların gelişmesine neden olur" ifadelerini kullandı. "Diyabet toplumsal olarak insan sağlığını olumsuz etkilemekte" Kardiyovasküler hastalıkların sıklığı yaygınlığının ve ölümle sonuçlanma oranının diyabetli bireylerde, diyabeti olmayan akranlarına kıyasla 2 ila 8 kat daha yüksek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: "Ayrıca, diyabetli bireylerde infeksiyon gelişme riski, diyabeti olmayanlara oranla daha yüksektir. Tüm dünyada böbrek yetersizliğinin ve travma-dışı amputasyon olgularının en yaygın nedeni diyabettir. Diyabetli bireylerde alt ekstremite amputasyon riski diyabeti olmayanlara oranla 25 kat yüksektir. Özellikle gelişmiş ülkelerde diyabet en sık görme kaybı ve körlük nedenlerinden biridir. Dünyada artık bir epidemi olarak nitelendirilen diyabet hem bireysel hem de toplumsal olarak insan sağlığını olumsuz etkilemekte, yaşam kalitesini ciddi anlamda bozmakta ve ekonomik olarak yük getirmektedir. Bu hastalıklar sağlıklı yaşam yıllarından çalmakta, daha kısa ve kalitesiz yaşama sebep olmaktadır." "Hastalığın kontrolünün sağlanması önemlidir" ESOGÜ Hastane Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Yıldız, "Her yıl 14 Kasım Dünya Diyabet günü olarak çeşitli farkındalık aktiviteleriyle anılmakta ve Diyabet hastalığının önemine dikkat çekilmeye çalışılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Diyabet Federasyonu tarafından 1921’de İnsülini keşfederek sayısız hayatı kurtaran Fredrick G. Banting’in doğum günü olan 14 Kasım Dünya Diyabet günü olarak ilan edilmiş ve 2007 yılından itibaren de resmi olarak kutlanmaktadır. Bu yıl 14 Kasım teması olarak, ‘Diyabet ve Esenlik’ vurgulanmaktadır. Diyabet hastalarının özellikle yaşam kalitelerinin yükseltilmesi ve hastalığın kontrolünün sağlanması önemlidir" şeklinde konuştu. ESOGÜ İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aysen Akalın ve Prof. Dr. Göknur Yorulmaz ile Tıp Fakültesi öğrencileri katıldı.
Dünya genelinde her 10 yetişkinden 1’i diyabet hastası
14 Kasım 2025 Cuma - 11:49 Dünya genelinde her 10 yetişkinden 1’i diyabet hastası Dünyada her 6 saniyede 1 kişinin diyabet hastalığından hayatını kaybettiğine dikkat çeken Endokrinoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Deniz Gökalp "Günümüzde yeni tedaviler var. Örneğin yapay pankreas, vücuttaki kan şeker düzeyine göre uygun dozlarda insülin uyguluyor. Ayrıca kola takılan bir cihazla parmaklarımızı delmeden Sürekli Glukoz Monitörizasyonu sistemiyle hastanın glukoz seviyesi anlık olarak ölçülüp akıllı telefonlardan takip edilebiliyor" dedi. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Endokrinoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Deniz Gökalp "çeşitli nedenlerle pankreastan insülinin yetersiz salınması veya insülinin dokularda etkisini gösterememesi sonucu ortaya çıkan kan şeker yüksekliği ile karakterize sistemik bir hastalık" olarak tanımladığı diyabet hakkında önemli bilgiler verdi. Diyabetin Tip-1 Diyabet, Tip-2 Diyabet, gebelik diyabeti ve diğer spesifik tipler olmak üzere 4 sınıfta değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. Gökalp "Pankreasın beta hücrelerinin bağışıklık sistemi bozukluğu sonucu meydana gelen insülin eksikliği nedeniyle Tip 1 Diyabet görülmektedir. Tip 2 Diyabet ise insülin etkisine karşı direnç veya insülinin pankreastan salınım defekti sonucu ortaya çıkmaktadır" dedi. Dünya genelinde her 10 yetişkinden 1’inin yani yaklaşık 550 milyon kişinin diyabetli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Gökalp "Ülkemizde diyabet artmaktadır. 15 yıl önce yapılan çalışmada yetişkin nüfusta diyabet yüzde 14 oranında görülürken günümüzde yaklaşık yüzde 20 civarında görülmektedir. Bununla beraber ne yazık ki her 3 diyabetli yetişkinden 1’i diyabetli olduğunun farkında değildir. Maalesef her 6 saniyede 1 kişi diyabet hastalığından hayatını kaybetmektedir" diye konuştu. Eskiden diyabetin gelişmiş ve sosyoekonomik düzeyi yüksek ülkelerde daha fazla görülmesine rağmen günümüzde diyabet hastalarının yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde görüldüğünü aktardı. "Kişiye özel tedavi tercih ediliyor" Diyabet görülme sıklığının bu kadar artması nedeniyle tedavilerin de güncellendiğini belirten Prof. Dr. Gökalp "Günümüzde bireyselleştirilmiş tedaviler tercih edilmektedir. Hastanın kalp hastalığının olup olmadığı, kilo fazlalığı ve obezite varlığı ile böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının durumuna göre tedavi tercihleri yapılmaktadır. Son yıllarda böbrekten şeker atılımını arttıran SGLT2 inhibitörleri dediğimiz ve iştah merkezini baskılayan GLP-1 analogları grubu yeni ilaçlar hastaların kilo vermesini sağlarken aynı zamanda kalp ve damar hastalıklarındaki faydalarıyla ön plana çıkmaktadır" dedi. "Yapay pankreas akıllı telefona yüklenen bir yazılımla çalışıyor" Tip 1 diyabetli hastalarda tercih edilen yapay pankreas yöntemine değinen Prof. Dr. Gökalp yapay pankreasın bir organ olmadığını, pankreası taklit edebilecek şekilde geliştirilmiş bir insülin pompası olduğunu ifade etti. Derinin altına yerleştirilen bir insülin pompasının yine derinin altına konan, bir sensöre bağlı kan şekeri ölçüm cihazı ile yemek, fiziksel aktivite, stres ve uyku gibi durumlarda, ne kadar insülinin gerekli olduğunu belirleyen bir yazılıma sahip akıllı telefondan oluştuğunu anlattı. Sistemin vücuttaki kan şeker düzeyine göre uygun dozlarda insülin uyguladığını aktaran Prof. Dr. Gökalp "Bu sistem Tip 1 diyabet hastaları için daha sağlıklı bir hayat ve artmış yaşam kalitesi anlamına gelmekte. Yani 24 saat boyunca kan şekeri azalıp artmasına göre insülin dozları da otomatik olarak değişecektir. Sistem sürekli kan şekeri ölçümü yaptığı için sensörün uyarısına göre kan şekerimiz yükseldiğinde insülin salınımı başlayacak. Şekerimiz belirli bir seviyenin altına düştüğünde insülin salınımını durdurup kan şekerinin daha fazla düşmesini önleyecektir" dedi. "SGM ile anlık glukoz ölçümü cep telefonundan izlenebiliyor" Gukoz ölçüm tekniklerindeki yeniliklerden de bahseden Prof. Dr. Gökalp uzun yıllar parmak ucundan bakılan glukoz ölçümünün, yerini daha popüler olan Sürekli Glukoz Monitorizasyonu (SGM) sistemine bıraktığını dile getirdi. SGM sistemleri ile kolumuzda cilt altına yerleştirilen bir aparatla glukoz değerinin anlık olarak ölçülüp sisteme kaydedildiğini söyleyen Prof. Dr. Gökalp "Böylece glukoz değerleri aile bireyleri ve sağlık personelleri ile sürekli paylaşımına imkan tanıması nedeniyle hastaların kan glukoz değerlerinin uzaktan izlenmesi sayesinde, diyabetin yönetilmesi ve oluşabilecek olumsuz durumların önlenmesinde yardımcı olmaktadır. Kan glukozunun o andaki düşme veya yükselmeye ilişkin verileri cep telefonuna aktardığı için hem yetişkin hem de çocuk hastaların aile bireyleri glukoz değerlerini anlık görüp glukoz düşmelerine ve yükselmelerine erken müdahale edebilmektedirler" diyerek bilgi verdi.