Yerel Haberler
Eskişehir
Beslenme alışkanlıklarının meme kanseri üzerindeki etkileri
28 Ekim 2025 Salı - 09:30 Beslenme alışkanlıklarının meme kanseri üzerindeki etkileri Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, beslenme alışkanlıklarının meme kanseri üzerindeki etkileriyle ilgili olarak, "Genç yaşta yüksek lif tüketimi, ileriki yıllarda meme kanseri riskini yüzde 12 oranında azaltabilmektedir. Beslenmede çeşitlilik ve denge olmalıdır" dedi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ve beslenme ilişkisi ile ilgili önemli bilgiler verdi. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre her 8 kadından 1’inin yaşamı boyunca bu hastalıkla karşılaşabildiğini belirten Diyetisyen Erden, genetik faktörlerin rolü büyük olsa da yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının meme kanseri riski üzerinde doğrudan etkili olduğunu dile getirdi. "Araştırmalar, doğru porsiyonda tüketimin riski azalttığı göstermektedir" Bitkisel besinlerin gücünün, meme kanserinden korunma ve kanser tedavisi sürecinde ispatlandığını vurgulayan Diyetisyen Erden, "Yapılan çalışmalar, doğru porsiyonda sebze ve meyve tüketiminin meme kanseri riskini azalttığını göstermektedir. Özellikle brokoli, karnabahar, lahana gibi turpgillerde bulunan sulforafan adlı bileşik, kanser hücrelerinin çoğalmasını baskılayabilmesi açısından her kadının beslenmesinde yer almalıdır. Yeterli lif alımı, bağırsak sağlığını desteklediği gibi östrojen metabolizmasını da düzenlemektedir. 90 bin kadın üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, genç yaşta yüksek lif tüketimi, ileriki yıllarda meme kanseri riskini yüzde 12 oranında azaltabilmektedir" şeklinde konuştu. "Şeker ve karbonhidrat riski arttırıyor" Akdeniz tipi beslenmede öne çıkan zeytinyağı ve omega-3 yağ asitlerinin, anti-inflamatuar etki göstererek iltihaplanmayı azalttığını ve koruyucu niteliği olduğunu söyleyen Diyetisyen Erden, trans ve aşırı doymuş yağların aşırı tüketiminin ise risk artışıyla ilişkilendirildiğini ifade etti. Şeker ve rafine karbonhidrat tüketiminin meme kanseri riskini artıran diğer etkenlerden biri olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Erden, "Yüksek glisemik indeksli beslenme, insülin direncini tetikleyerek tümör hücrelerinin büyümesine zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle beyaz ekmek, şekerli içecekler ve paketli gıdaların sınırlandırılması önerilmektedir. Alkol ve salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş et ürünleri de kanserojen etkilerinden dolayı meme kanseri için güçlü bir risk faktörü olarak sınıflandırılmaktadır. Risk artırıcı etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış durumdadır" ifadelerini kullandı. "Akdeniz tipi beslenme koruyucu ve destekleyici" Yeşil çayda bulunan kateşinler, domatesteki likopen, üzüm ve yaban mersinindeki polifenollerin güçlü antioksidan etki göstererek hücreleri koruduğunu belirten Diyetisyen Erden bu besinlenmede çeşitliliğin ve dengeli bir tabak düzeninin önemli olduğu konusunda uyarıda bulundu. Yapılan bilimsel çalışmalarda ortak kararın Akdeniz tipi beslenmeye yakın bir model olduğuna işaret eden Diyetisyen Erden şunları dile getirdi: "Sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, sağlıklı yağ ve balık ağırlıklı bir beslenme biçimi, hem koruyucu hem de tedavi sürecinde destekleyici rol oynamaktadır. Sağlıklı beslenme tek başına kanseri engellemez, fakat riski azaltmak ve tedavi başarısını artırmak için en güçlü yaşam tarzı araçlarından biridir."
Sonbahar renkleri Eskişehir’i süsledi
28 Ekim 2025 Salı - 09:27 Sonbahar renkleri Eskişehir’i süsledi Eskişehir’de sonbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte sararan yaprakların oluşturduğu masal gibi görüntü dron ile havadan görüntülenirken, vatandaşların eşsiz manzara eşliğinde yürüyüş yaptığı gözlendi. Tüm yurtta olduğu gibi Eskişehir’de de sonbaharın gelmesiyle birlikte güzel manzaralar oluşmaya başladı. Kent Park ve Porsuk Çayı kenarındaki ağaçların yapraklarının sararması adeta kartpostallık görüntüler oluşturdu. Sararan ve dökülen yaprakların arasında vatandaşların sıkça yürüyüş yaptığı ve fotoğraf çekindiği gözlendi. Kent merkezinden geçen ve şehirle adeta özdeşleşen Porsuk Çayı’nın masal gibi sonbahar görüntüsü drone ile havadan kaydedildi. Öte yandan Orhangazi Mahallesi’nde bulunan Botanik Park’taki sonbahar manzarası mest etti. "Romantik bir hava var" Havanın beklediğinden daha güzel olduğunu ifade eden Zeynep Naz Gündüz "Şu an hava çok güzel. Ben sıcak bir yerden geldim, bana ’Çok soğuk olacak’ dediler. Ama şu an çok güzel. Yapraklar dökülüyor, renkler çok güzel. Eskişehir’de sonbahar çok güzel. Romantik bir hava var. İnsana kendini iyi hissettiriyor. Kasvetli de değil, insan kendini iyi hissediyor. Manzara fotoğrafı çekiyorum. Yapraklar döküldükçe, neneler gibi her gördüğüm ağacı çekiyorum" dedi "Herkesin Eskişehir’e gelmesini tavsiye ederim" Eskişehir’de yaşamaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Şehmuz Özerzen ise, "Eskişehir, Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biri. Beni çok mutlu ediyor. Böyle güzel bir şehirde yaşadığım için sevinçliyim. Devamlı yürüyüş yapıyorum. Havalar eskisi gibi pek soğuk değil, şimdi havalar güzel. Herkesin Eskişehir’e gelmesini tavsiye ederim" şeklinde konuştu.
Balıkesir’deki deprem Eskişehir’de de hissedildi, vatandaşlar sokağa çıktı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 23:36 Balıkesir’deki deprem Eskişehir’de de hissedildi, vatandaşlar sokağa çıktı Balıkesir’de meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki deprem Eskişehir’de de hissedilirken, bazı vatandaşlar aileleriyle birlikte dışarıya çıktı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) paylaştığı bilgiye göre, Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelin 6.1 büyüklüğündeki deprem birçok ilin yanı sıra Eskişehir’de de hissedildi. Birkaç saniye süren sarsıntı paniğe yol açarken, bazı vatandaşlar aileleriyle birlikte kendilerini sokağa attı. Bir evde lambaların sallanma anı ise cep telefonu kamerası ile görüntülendi. "Depreme karşı daha çok bilinçli olmamız gerekiyor" Yaşanan depremin ardından ailesiyle birlikte dışarıya çıkan 50 yaşındaki Kemal Kaya, "Depremin Balıkesir merkezli olduğu söyleniyor. Tam öğrenemedik ama biz aşağıya indik. Depremlere karşı hassasız. Zaten geçtiğimiz yıllarda da çok büyük bir deprem yaşadık. O depremde yardım için bölgeye hemen intikal eden sivil toplum örgütlerinde görevliydim. Hemen aksiyon alıp gittik, çok hassas ve duyarlıyız. Halkımızın da bilinçli olmasını istiyoruz. Sonuçta deprem öldürmüyor, binalar öldürüyor. Artık binalarımız için de gerekli değişim ve dönüşüm çalışmalarının yapılmasını istiyoruz. Deprem doğal bir afet, ben onun bilincindeyim. Depreme karşı daha da çok bilinçli olmamız gerekiyor. Daha büyük bir deprem olsaydı, hazırlık çantamız kapımızın arkasında bulunuyordu. Okulda eğitim sırasında çocuklarımıza vermişler ve tatbikat yapmışlar" şeklinde konuştu. "Herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı" Öte yandan, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy depremle ilgili açıklamada bulundu. Vali Aksoy açıklamasında, "İlimizde de hissedilen ve şu ana kadar Eskişehir’de herhangi bir olumsuzluğa rastlanmayan depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" dedi.
Ünlü keman virtüözü Aşkın, Anadolu Üniversitesi’nde sanatın dönüştürücü gücü hakkında konuştu
27 Ekim 2025 Pazartesi - 17:54 Ünlü keman virtüözü Aşkın, Anadolu Üniversitesi’nde sanatın dönüştürücü gücü hakkında konuştu Eskişehir’de bulunan Anadolu Üniversitesi’ne gelen ünlü keman virtüözü Prof. Dr. Cihat Aşkın; sanatın dönüştürücü yönünü, müziğin birleştirici dilini ve gençlere duyduğu inancı AnaHaber için anlattı. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Anasanat Dalı tarafından ‘5. Uluslararası Piyano Günleri’ düzenlendi. Kapanış konserinde, Türk müziğinin yaşayan efsanelerinden biri olan keman virtüözü Prof. Dr. Cihat Aşkın yer aldı. Salonun sıcak atmosferi ve Aşkın’ın içtenliğiyle sanatın insan ruhuna dokunan derin gücü, izleyicilere unutulmaz bir an yaşattı. "Ailemin desteği müzik yolculuğumda çok önemliydi" Ünlü virtüöz, kökleri Anadolu’nun ezgilerine uzanan bir müzik yolculuğunun hikâyesini, bireyin iç dünyasından toplumun kültürel hafızasına uzanan etkilerini anlattı. Kendisini kemana ve müziğe yönlendiren en güçlü etkene değinerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Cihat Aşkın, "Kendi sevgim ve isteğim, beni müziğe genç yaşta yönlendiren en önemli etkendi. Müziği küçük yaşlarımdan itibaren içimde kuvvetli bir sevgi olarak hissettim. Elbette ailemin desteği de bu süreçte büyük bir rol oynadı" dedi. "Anadolu, iki dünyanın doğal birleşim noktasıdır" Prof. Dr. Aşkın, Anadolu’nun melodilerini klasik müzikle buluşturarak kendisine özgü bir tarz oluşturma fikrinin nasıl ortaya çıktığı ve ne anlam ifade ettiğiyle ilgili soruya, "Gerek halk müziği gerek klasik Türk müziği, gerekse halkın içinde yaşayan herhangi bir kültürel unsur benim için son derece değerlidir. Tıpkı Batı’daki sanatçıların kendi eserlerinde yerel kaynaklardan yararlanmaları gibi, ben de bu öğeleri eserlerimde özgürce kullanıyorum. Ancak ‘sentez’ kelimesine çok katılmıyorum. Çünkü sentez, 2 zıt unsuru yapay bir şekilde birleştirmek anlamına gelir. Oysa ben, bu coğrafyada doğu ve batının zaten doğal bir bütünlük içinde var olduğuna inanıyorum. Jeopolitik konumumuz gereği Türkiye hem doğunun hem batının birleştiği noktada yer alıyor ve bu da dünyayı etkileyen büyük bir kültürel zenginlik oluşturuyor. Yeni dünya kültürü, doğum yerini Anadolu toprakları üzerinde konumlandırmıştır. Eski dünya kültürüne baktığımızda da Mezopotamya uygarlıklarının temellerini Anadolu kültürü ve toprakları üzerine kurduklarını görürüz. Dolayısıyla biz, bu coğrafyada her türlü zengin kültürün içinde yaşıyoruz. Bu nedenle içine doğduğumuz topraklar bize bir sentez değil, 2 dünyanın da doğal bir bütünlük içinde oluşumunu sunuyor. Ben buna ‘kök zaman’ diyorum. Bu kültür içinde doğan herkesin, bu zenginliği işleyebilme potansiyeline sahip olduğuna inanıyorum" diye cevap verdi. "Sanat, bireyin bakış açısını değiştirir" Sözlerinin devamında sanatın ve müziğin gençlerin dünyaya bakışını nasıl değiştirebileceği hakkında konuşan Prof. Dr. Aşkın, şunları söyledi: "Sanat, insanın kişisel gelişimini olumlu yönde etkileyen bireysel düzeyde başlar. Çünkü sanat, insanın bakış açısını değiştirir. Bir insanın bakışı değiştiğinde bu, önce kendisine, ardından yakın çevresine ve zamanla geniş topluluklara yansır. Sanatla etkileşen bireyler ortak bir kültürü, dili, geleneği ve göreneği paylaştıkları için sanatın etkisi toplumsal hafızada da olumlu gelişmelere yol açar. Eğer sanat olmasaydı, insanlar ve toplumlar kendilerini farklı yollarla ifade ederdi. Ancak özellikle günümüz gençliğinin zararlı alışkanlıklardan uzak durabilmesi, doğaya ve insana sevgiyle yaklaşabilmesi için sanatın kazandırdığı bakış açısına büyük ihtiyaç vardır. Sanatla, sporla ve bilimle uğraşan bir gençlik; ileriki yaşamında hem kendisine hem ailesine hem de toplumuna önemli katkılar sağlayan bireyler hâline gelir." "Halk kültürü mutlaka yaşatılmalı" En sevdiği türkülerden birisi olarak işaret ettiği ‘Bahçada Yeşil Çınar’ isimli parçanın kendisi için ne anlam ifade ettiğiyle ilgili değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Cihat Aşkın, "Bu eseri, Diyarbakır’daki bir konserimde seslendirmiştim. Anadolu türkülerinin hepsini çok severim; her biri kültürümüzün birer yansımasıdır. Binlerce yıllık kültürün damıtılarak günümüze ulaşması son derece kıymetlidir. Bu yüzden her konserde mutlaka bir türküyü seslendiririm. Halk kültürü mutlaka yaşatılmalıdır. Türkülerimizi hem otantik biçimleriyle hem de farklı sanatçıların özgün yorumlarıyla yaşatabilmeliyiz diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "CAKA projesi ile genç müzisyenlere ilham veriyoruz" Yakın zamandaki projeleri hususunda bilgi paylaşan Prof. Dr. Aşkın, "İlk sıralarda Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları (CAKA) projesinin yer aldığı pek çok projem var. Bu proje, özellikle küçük müzik öğrencileri açısından büyük önem taşıyor. Her yaz ve kış, Türkiye’nin farklı üniversitelerinde kamplar düzenliyoruz. Bunun yanı sıra hem Türkiye’de hem de dünyanın farklı bölgelerinde konser projelerimiz devam ediyor. Ayrıca kayıt çalışmaları da gündemimde, ocak veya şubat aylarında bu kayıtların tamamlanmasını planlıyorum" şeklinde konuştu. "Sanat sevgisi olmadan bu yük taşınamaz" Anadolu Üniversitesi’nde eğitim alan genç sanatçı adaylarına da tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Aşkın, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Sanat yolculuğuna başlayan öğrenciler bu yola büyük bir sevgiyle adım atıyorlar. Çünkü içlerinde o sevgi olmasa bu yükümlülüğü taşıyamazlar. Ancak bu sevginin bilimle beslenmesi ve gelişmesi gerekir. Bu da ancak iyi bir eğitim ve doğru rehberlerle mümkündür. Anadolu Üniversitesi bu anlamda Türkiye’nin en önde gelen kurumlarından biridir. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı kurulduğu yıllardan beri ilgiyle takip ediyorum. Üniversite, Türkiye’ye yeni bir nefes ve gelişim çizgisi kazandırmıştır; yetiştirdiği dünya çapındaki sanatçılar bunun göstergesidir. Anadolu Üniversitesi’nin yalnızca müzisyen yetiştirmekle kalmayıp, sanatı ve müziği toplumun geniş kesimlerine ulaştırma konusunda da öncü bir rol üstlendiğini düşünüyorum. Bu vesileyle Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel başta olmak üzere, Anadolu Üniversitesi’nin tüm çalışanlarını ve öğretim üyelerini kutluyorum. Öğrencilerin gelecekte de en iyi yerlerde bayrağımızı dalgalandıracaklarına inanıyorum."