Yerel Haberler
Eskişehir
22 Mart 2026 Pazar - 14:01 Eskişehir’de olaylı gece: Cadde ortasındaki kavga kamerada Eskişehir’de eşi tarafından darp edildiği öne sürülen kadının alkollü arkadaşları olay çıkardı. Kadın eşinden şikayetçi olmadığı için ambulansın camını yumruklayan alkollü kadın ve yanındaki kişi, yaralının yakınları ile cadde ortasında kavga etti. O anlar anbean kameraya yansıdı. Olay, saat 01.30 sıralarında Ertuğrulgazi Mahallesi Çilem Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre; mahalle sakini bir kadın, henüz bilinmeyen sebeple burnundan yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Küfürler savurarak ambulans camına yumruk attı Bahse konu kadının arkadaşı olduğunu belirten bir kadın ve erkek ise ekiplere zorluk çıkardı. Alkollü olan şahıslar, kadını eşinin darp ettiğini öne sürdü. Ambulansta tedavi gören kadın ise, eşinin kendisine şiddet uygulamadığını ve şikayetçi olmadığını söyledi. Bunu duyan alkollü kadın, kendisinin şikayetçi olacağını ifade etti. Cep telefonuyla görüntü alan kadın, polis memuruyla konuşurken aniden küfürler savurmaya başlayıp, "Biz kurtardık lan seni" diyerek ambulansın camını yumrukladı. Şahıslara zor kullanmayan polis ekiplerinin soğukkanlı tutumu dikkat çekti. Yaralı kadın hastaneye kaldırıldı Durumdan haberdar olan yaralı kadının babası, oğlu ile birlikte olay yerine geldi. Ambulansa binen yaşlı adam, ne olduğunu kızına sordu. Tutarsız beyanlarda bulunan kadın, babasına durumu açıklayamadı. Sağlık ekiplerinin babayı ambulanstan indirmesinin ardından kadın, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Polis ekipleri de ambulansla birlikte olay yerinden ayrıldı. İHA muhabiri kavganın arasında kaldı Ekiplerin gitmesi sonrası yaralı kadının babası ve oğlu, kızlarının arkadaşı olduklarını belirten alkollü 2 şahıstan bilgi almaya çalıştı. Bu esnada taraflar arasında tartışma çıktı. Olayı görüntüleyen İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiri, tarafları ayırmaya çalıştı. Tüm çabalara rağmen kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüştü. Belinden çıkardığı şişe ile saldırdı Alkollü erkek şahıs, belinden çıkardığı içki şişesini yaşlı adamın oğlunun kafasına doğru savurdu. Hedef aldığı kişinin kafasını sıyıran şişe, yerde kırıldı. Kavgayı gören mahalle sakinleri de alkollü şahsa saldırdı. Arkadaşının 3 kişi tarafından darp edildiğini görünce kavgaya dahil olmaya çalışan alkollü kadın ise, bir kişinin kendisini ittirmesi sonucu yere düştü. Panik dolu o anlar anbean kameraya yansıdı. Damat, eşini darp ettiği yönündeki iddiaları reddetti Tarafların ayrılmasının ardından olay yerine tekrardan polis ekipleri çağırıldı. İhbar üzerine gelen ekipler konuyla ilgili çalışma başlattı. Gözaltına alınan alkollü şahıslar, polis aracına bindirilirken ekiplere zor anlar yaşattı. Kafasını şişe sıyıran adam, sağlık kontrolü için hastane sevk edildi. Müracaatçı olan yaşlı adam ise, damadı ile birlikte Ertuğrulgazi Polis Merkez Amirliği’ne götürüldü. Damat, eşini darp ettiği yönündeki iddiaları reddetti.
Hayatını adadığı orglarıyla her gün tek kişilik konser veriyor
26 Eylül 2025 Cuma - 09:39 Hayatını adadığı orglarıyla her gün tek kişilik konser veriyor Eskişehir’de yaşayan 60 yaşındaki Etem Karaaslan, evinin önündeki cips standı üzerine yerleştirdiği orgları çalarak hem geçmişten gelen hobisini sürdürürken hem de müzikle haşır neşir olmanın mutluluğunu yaşıyor. Odunpazarı ilçesi Erenköy Mahallesi Kınalı Sokak üzerindeki evinde annesiyle birlikte yaşayan Etem Karaaslan, hobi olarak org çalıyor. Müstakil evinin önündeki marketten adlığı cips standının üzerine dizdiği orglarını çalan Karaaslan, çevresini rahatsız etmemek için ise kulaklık kullanıyor. Büyükşehir belediyesinden emekli olan ve müzik aşkı ile bilinen adam, geçmişte düğünlere gidip sahne aldığını söyledi. Hiçbir akademik eğitim alamamasına rağmen notlara hakim olan Karaaslan müziğin ruhunu rahatlattığını söylüyor. 1990’dan beri org çalan Etem Karaaslan, neşesiyle de sokağının neşe kaynağı oluyor. "Bu hobi önceden de vardı 1990’lardan geliyor" Hobisi hakkında konuşan Etem Karaaslan, "Bu bana hobi olarak geldi. Yani bir kursa falan gitmedim. Kulaktan dolma bilgilerle öyle öğrendim. Hiç ders almadım, ne do’yu bilirim, ne re’yi, Notayı hiç bilmem. Büyükşehirden emekliyim. Bu hobi önceden de vardı. 1990’lardan geliyor, bir hobi. Org sadece tembel işi bir nevi. Vallahi çalışır durumda 2-3 tane de bahçede var, ufak tefek de arızalar var. Kulaklıkla çalarım, milleti rahatsız etmemek kaydıyla. Adam işe gidecek, gecenin 11’inde de kalkıp org çalacak değiliz. Bu standı etraftaki marketten aldım. Daha akşam ışık gösterisi falan var, şuralara ışık takıyoruz. Şimdi gündüz olduğu için pek gerek yok. Millete duyurmuyorum, duysalar gelirler de genelde kulaklık takıyorum. Fazla rahatsız etmediğim için pek sorun olmuyor. Sadece kendime göre şu anda. Bu orglardan bir tanesi bile dışarıda kalmaz, hepsini içeri taşıyorum. Bu zamanlarda çıkarıyorum. Akşam ezanından sonra çıkarıyorum" dedi.
Anadolu Üniversitesi’nden 17 bilim insanı "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesinde yer aldı
25 Eylül 2025 Perşembe - 15:55 Anadolu Üniversitesi’nden 17 bilim insanı "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesinde yer aldı Stanford Üniversitesi ve Hollanda merkezli yayın şirketi Elsevier tarafından açıklanan dünyanın en etkili bilim insanlarının açıklandığı listeye Anadolu Üniversitesi’nden 17 bilim insanı girdi. Stanford Üniversitesi ve Hollanda merkezli yayın şirketi Elsevier işleriyle her yıl, dünyanın en etkili bilim insanlarının açıklandığı liste, "Yıllık Etkisi" ve "Kariyer Boyu Etki" olarak iki ayrı kategoride yayınlandı. Sıralama, adayların genel yayın profili ve bu yayınlara yapılan atıf sayıları, patent sayıları, h-indeksler, hm-indeksler gibi nesnel olarak gösterilerek hareketle yapıldı. Anadolu Üniversitesi’nden 12 bilim insanı, "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Kariyer Boyu Etki Sıralaması"na girme başarısını gösterdi. Türkiye’den 1308 akademisyenin yer aldığı bu saygın listeye, Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Cem Işık, Prof. Dr. Aras Bozkurt, Prof. Dr. Ali Savaş Koparal, Prof. Dr. Yavuz Akbulut, Prof. Dr. Betül Demirci, Prof. Dr. Temel Özek, Prof. Dr. Ahmet Özdemir, Prof. Turan-Zitouni, Prof. Dr. Fatih B. Demirci ve Prof. Dr. Şükrü Beydemir’in adı yazıldı. Listenin 2024 sıralamasında Türkiye’den 1565 akademisyen listeye girmeye hak kazandı. Bu imkansızlık Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi olan 11 bilim insanı; Prof. Dr. Cem Işık, Prof. Dr. Aras Bozkurt, Prof. Dr. Mehmet Fırat, Doç. Dr. Rüstem Keçili, Prof. Dr. Mehlika Dilek Altıntop, Prof. Dr. Şükür Beydemir, Prof. Dr. Ahmet Özdemir, Doç. Dr. Belgin Sever, Prof. Dr. Betül Demirci, Prof. Dr. Fatih B. Demirci ve Doç. Dr. Derya Osmaniye, Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları "2024 Etki Sıralamasında yer alma başarısını gösterdi. Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Işık Türkiye sıralamasında 51. dünya sıralamasında ise ilk 10 bin içerisinde yer aldı. Prof. Dr. Aras Bozkurt Türkiye sıralamasında 64. sırada yer alma başarısını gösterdi.
’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğitimi Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde başladı
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:58 ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğitimi Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde başladı Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin katılımıyla, ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğtimi gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin açılış konuşmalarıyla 25 Eylül 2025 tarihinde Yunus Emre Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğitiminin ilk günü gerçekleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nin ’Koruyan Sağlık’ ve ’Geliştiren Sağlık’ yaklaşımı doğrultusunda düzenlenen program, aile hekimlerinin mesleki gelişimine katkı sunmak ve sağlık hizmeti basamakları arasında klinik entegrasyonu güçlendirmek amacıyla planlandı. Açılış konuşmalarında, aile hekimliği hizmetlerinin toplumun her kesimine eşit, etkin ve sürekli bir şekilde ulaşmasındaki stratejik öneme dikkat çeken İl Sağlık Müdürü Bildirici, bu tür eğitimlerin hekimlerimizin bilgi ve deneyimlerini artırarak hasta yönetiminde daha güçlü bir yapı oluşturduğunu ifade etti. Program kapsamında Dermatoloji Uzmanı Dr. Canan Yıldırım tarafından ’Dermatolojik Hastalıklara Güncel Yaklaşımlar’ başlıklı sunum gerçekleştirildi. Sunumda aile hekimlerimizin günlük uygulamalarında sıkça karşılaştığı deri hastalıklarının tanı ve tedavi süreçleri ayrıntılı olarak ele alındı. Katılımcı hekimlerimizin soru ve katkılarıyla interaktif şekilde ilerleyen eğitim, bilgi paylaşımı ve deneyim aktarımına zemin hazırladı.
Uzmanından "Haftada en az 2 kez balık yiyin" tavsiyesi
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:36 Uzmanından "Haftada en az 2 kez balık yiyin" tavsiyesi Balık sezonunun başlamasıyla birlikte haftada 2 kez balık yenilmesini öneren Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden "Somon, uskumru, sardalya, hamsi Omega-3’ten zengindir. Kalp-damar sağlığını destekler, kolesterolü dengeler, bağışıklığı güçlendirir. Levrek, çipura daha az yağlı olduğu için kilo kontrolü yapanlara uygundur" dedi. Balığın kaliteli protein, omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA, D vitamini, iyot ve selenyum gibi pek çok değerli besin öğesini içerdiğini vurgulayan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden "Özellikle omega-3 yağ asitleri kalp sağlığını korur, beyin fonksiyonlarını destekler ve inflamasyonu azaltır. Haftada en az 2 kez balık tüketmek, uzun vadede kronik hastalıklara karşı koruyucu bir etki sağlar. Vücut direncini arttırır, kolesterolü düşürür, kalp damar sistemini destekler, enfeksiyonlara karşı korur, beyin ve hücrelerin gelişimine katkıda bulunur, yaşlanmayı geciktirir hatta depresyona karşı mutluluk duygusunu arttırır" diye belirtti. "Her yaş grubu için faydalı" Balık türleri arasında protein miktarının değil ancak yağ miktarının değişiklik gösterdiğini belirten Diyetisyen Erden genellikle beyaz etli balıkların daha az, daha koyu renkteki balıkların daha yağlı olduğunu söyledi. Balığın her yaş grubu için faydalı olduğunun altını çizerek "Somon, uskumru, sardalye, hamsi Omega-3’ten zengindir. Kalp-damar sağlığını destekler, kolesterolü dengeler, bağışıklığı güçlendirir. Levrek, çipura daha az yağlı olduğu için kilo kontrolü yapanlara uygundur. Ton balığı yüksek protein kaynağıdır, spor yapanlar için idealdir. Ancak konserve ton balığının tuz içeriğine dikkat etmek gerekir. Mezgit, barbun, ve istavrit çocuklar ve hamilelerin güvenle tüketebileceği, ağır metal riski düşük türlerdir" diyerek balıkların faydaları hakkında detaylı bilgi verdi. "Menopoz döneminde daha çok balık yiyin" Balıkta vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren A vitamini ile kemik sağlığı ve gelişiminde görevli olan D vitamini bulunduğunu söyleyen Diyetisyen Erden, "Özellikle içeriğinde fazla Omega-3 bulunduran somon, ton, sardalya, alabalık, uskumru, hamsi ve istavrit gibi yağlı balıklar daha da yararlıdır. Ton, sardalya gibi konserve balıklar ve yumuşacık kılçıklarıyla beraber yenilebilecek küçük balıklar ise kalsiyum ve fosfor için iyi birer kaynaktır. Bundan dolayı, kemik erimesi sorunu yaşayan ve menopoz dönemindeki kadınların balık etini fazla tüketmeleri gerekiyor" dedi. Çocukların büyümesi, beynin gelişmesi için son derece gerekli olan Omega-3 yağ asitlerinin kolesterole faydasını ise şu sözlerle açıkladı: "Damarlarda sertleşme ve arterlerde tıkanmaya sebep olan yüksek kolesterol seviyesi, kalp damarlarını tıkadığında kalp krizini tetikleyebiliyor. Omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA ise trigliserid seviyesini düşürerek kolesterol birikimini önlemeye yardımcı oluyor" diye anlattı. "Gebeler hamsi ve sardalye gibi balıklar tercih etsin" Gebeler ve emziren annelerin civa oranı yüksek olan kılıç balığı, köpek balığı gibi türlerden kaçınmasını ve daha çok sardalye, hamsi, mezgit gibi küçük balıklar yemesini tavsiye eden Diyetisyen Erden, "Balığın pürin içeriği nedeniyle aşırı tüketiminin ürik asidi yükseltebilir, bu nedenle gut hastaları tarafından ölçülü tüketilmesini; balık alerjisi olan çocukların ise tamamen uzak durması gerekiyor" şeklinde anlattı. "Solungaçları pembe ve kırmızı olan balığı alın" Balığın zehirleme riski olan bir besin olduğunu ve saklama şartlarına dikkat etmek gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Erden, "Taze bir balığın gözleri parlak ve lekesiz, solungaçları kırmızı ve pembe; pul ve yüzgeçleri diri olur. Kasları sert ve esnektir, balığın üzerine parmağınızla bastırdığınızda oluşan çukurluk hızla düzelmelidir. Ayrıca kötü kokmamalıdır" dedi. En sağlıklı balık pişirme yöntemlerinin ızgara, yağsız veya az yağlı tavada pişirme ve fırında buğulama yöntemleri olduğunu; yağda kızartılan balığın kolesterol ve yağ oranının arttığını dile getirdi. Balıktan çıkan fireden yani deri ve pullar, iç organlar, kılçıklar, kafa ve yüzgeçler gibi yenmeyen kısımlardan bahseden Diyetisyen Erden porsiyon miktarıyla ilgili, "Ortalama 150 gramlık bir ölçü, bir avucunuzun büyüklüğünde, kılçıksız, fileto olarak hazırlanmış bir balık için uygundur. Tane ile satılanlar için 200-250 g arası olanları bir porsiyon olarak kabul edebiliriz. Küçük, tane balıklar hamsi, sardalya, gümüş balığı ve istavrit gibi 250-300 gram arasında bir porsiyon olabilir. Balık dilimi yuvarlak, büyük balıkların 2-3 cm kalınlıkta dilimlere kesilerek porsiyon olarak servisidir; 180-200 gram arası iyi bir ölçüdür" diye belirtti. "Balığın yanında salata, sonunda tatlı" Diyetisyen Erden balıkta en az bulunan vitaminin C vitamini olduğuna işaret ederek balığın yanında yenilen bol limonlu bir yeşil salatanın, bu vitamin açığını lezzetli bir şekilde kapatacağını söyledi. Fosfor içeriği yüksek olan balığı yedikten sonra midede asit salgısı dengesi bozulduğu, kan şekeri hafif düşme eğiliminde olduğu için oluşan tatlı ihtiyacı için de ara sıra olmak kaydı ile geleneksel yöntemlerle hazırlanmış, glikoz şurubu içermeyen tahin helvasından bir lokum büyüklüğünde yenilmesini tavsiye etti.
Vali Aksoy, "Türk dilimizi korumak en başta gelen vatan görevidir"
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:45 Vali Aksoy, "Türk dilimizi korumak en başta gelen vatan görevidir" Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Türk dilimizi korumak, onu yabancı dillerin olumsuz etkilerinden arındırmak ve doğru bir şekilde kullanmanın en başta gelen vatan görevi olduğunu belirtti. Vali Aksoy, ’Türk Dil Bayramı’ sebebiyle bir mesaj yayımladı. Vali Hüseyin Aksoy, mesajında, "Milletleri millet yapan en temel unsurlardan biri, hiç şüphesiz dildir. Dil, bir milletin ortak hafızası, kültürel mirasının taşıyıcısı ve milli bilincin temelidir. Düşüncelerimizi, duygularımızı, hayallerimizi ve değerlerimizi nesilden nesile aktaran bu en kıymetli hazinemiz, bizleri biz yapan en güçlü bağdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde 1932 yılında toplanan Birinci Türk Dili Kurultayı’nın yıl dönümünü her yıl büyük bir gururla "Türk Dil Bayramı" olarak kutlamaktayız. Atatürk’ün ’Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin’ sözü, dilimize sahip çıkma ve onu geliştirme konusundaki sorumluluğumuzu bizlere daima hatırlatmaktadır. Dilimiz, binlerce yıllık tarihimizin tanığı, medeniyetimizin aynasıdır. Türkülerimizde, masallarımızda, atasözlerimizde ve edebiyatımızda yaşayan Türkçemiz, milli kimliğimizin en saf ve en berrak ifadesidir. Bu nedenle dilimizi korumak, onu yabancı dillerin olumsuz etkilerinden arındırmak ve doğru bir şekilde kullanmak, her birimizin en başta gelen vatan görevidir. Özellikle teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, dilimizin özensiz ve hatalı kullanımına karşı daha dikkatli olmalıyız. Başta gençlerimiz ve çocuklarımız olmak üzere, toplumun her kesiminde dil bilincini artırmalı, güzel Türkçemizin zenginliğini ve güzelliğini hayatımızın her alanına yansıtmalıyız. Bu sorumluluk, ailelerden eğitimcilere, basın mensuplarından sanatçılara kadar hepimizin omuzlarındadır. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Türk dilinin gelişmesine ve yaşatılmasına emek vermiş tüm dil bilimcilerimizi ve edebiyatçılarımızı rahmet ve minnetle anıyor, tüm vatandaşlarımızın 26 Eylül Türk Dil Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum" diye belirtti.
Çocuklarda COVID’in yeni versiyonuna dikkat
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:41 Çocuklarda COVID’in yeni versiyonuna dikkat Dr. Nazan Tekin Çakar, çocuklarda artan COVID-19 vakalarına karşı uyararak, "Nimbus varyantının gözlemlediğimiz kadarıyla semptomları daha hafif ama yayılımı önlemek için dikkatli olunmalı." diye belirtti. Özel Ümit Batıkent Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Tekin Çakar, son günlerde çocuklarda artan COVID-19 vakalarına karşı aileleri uyardı. Dr. Çakar, hasta kontrollerinde hem 8 aylık hem de 15 yaşındaki çocuklarda pozitif vakalar tespit ettiklerini belirterek, "Çocuklarda keskin boğaz ağrısı, vücut ağrısı, ateş ve halsizlik, ishal ve kusma gibi şikayetler ön planda. Küçük çocuklarda ise en çok ateş görülüyor" dedi. Covid’in Dünya Sağlık Örgütü tarafından da açıklanan ve artış yüzdesi gösteren varyantının "Nimbus" olarak adlandırıldığını aktaran Dr. Çakar, "Önceki agresif varyantlara göre, nimbus varyantının daha hafif seyrettiğini gözlemlediklerini ileterek, çocuk hastalarda genellikle 5 ile 7 günlük istirahat süresi yeterli oluyor" diye belirtti. Burun sürüntüsü ile tanı konuyor Tanı için hastanede hem COVID-19 hem de influenza için tek burun sürüntüsüyle bir saat içinde sonuç alınabildiğini vurgulayan Çakar, "Çocuklarda spesifik bir COVID tedavisi yok. Destek tedavileriyle süreci yönetiyoruz. Evde istirahat, bol sıvı alımı, taze meyve sebze tüketimi, D ve C vitamini takviyeleri. Belirtiler ilerlerse veya sistemik tutulum varsa, duruma göre hastane yatışı veya yoğun bakım takibi gerekebilir (Ancak Nimbus varyantında bu durumlar azaldı). İmmün sistemi baskılanmış (kemoterapi/radyoterapi gören) çocuklar ise risk grubundadır" ifadelerini kullandı. Maske ve okul uyarısı Hastalıktan korunma yolları hakkında da konuşan Dr. Nazan Tekin Çakar, şöyle konuştu: "Hastalıktan korunmak için; hasta insanlarla temastan kaçınmak, kalabalık kapalı ortamlardan (AVM gibi) uzak durmak, açık havada ve güneşli alanlarda vakit geçirmek, yeterli uyku, en az 20 saniye el yıkama, okula gitmeden ve geldikten sonra burun temizliği, ev yapımı yoğurt, tarhana çorbası gibi probiyotik ağırlıklı beslenme, paketli gıdalardan kaçınmak gibi yöntemleri sayabiliriz." "Hasta çocuklar 5-7 gün evde dinlenmeli" Hiçbir vitamin ya da gıdanın hastalıktan korumada tek başına yeterli olmayacağını belirten Çakar, güçlü bir bağışıklık sisteminin önemine dikkat çekerek; "Bağışıklık sistemini güçlendirmek için D vitamini, çinko, C vitamini ve kış aylarında balık yağı (Omega-3) destekleri önemlidir. Ancak hiçbir takviye tamamen hastalıktan koruyamaz; amaç bağışıklık sistemini güçlendirmektir." şeklinde anlattı. Hastalığın yayılmasını önlemek için; hasta çocukların okula gönderilmemesini öneren Dr. Çakar, "Hastalığın türüne göre değişmekle birlikte, genellikle 5-7 gün evde istirahat tavsiye edilir. Bu, hastalığın sınıfta yayılmasını önlemek için kritik öneme sahiptir. Eğer çocuğun okula gitmesi zorunlu ise, mutlaka maske takması ve öğretmene durumun bildirilmesi önerilir" dedi. "COVID artık bir influenza gibi" "COVID-19’un artık tıpkı influenza gibi farklı varyantlarla hayatımızda kalacağını düşünüyorum" diyen Dr. Çakar, şunları söyledi: "Covid artık influenza gibi, İnfluenza da bir dönem domuz gribi diye çok büyük yankı yapmıştı, çok da kaygı duymuştuk ama artık bir grip türü olarak hayatımızda kalacağından düşünüyorum."