Yerel Haberler
Eskişehir
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:27 Öğrenciler İBAN dolandırıcılığı hakkında bilinçlendirildi Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, İBAN dolandırıcılığıyla ilgili öğrencilere bilgilendirmede bulundu. Son zamanlarda artan dolandırıcılık olaylarında kullanılan hesap kiralama yöntemi ile özellikle gençler olmak üzere birçok vatandaş mağdur edilirken, banka hesaplarını kiralayanlar ve kullandıranlar ağır cezalar ile karşı karşıya kalıyor. Bu kapsamda, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından vatandaşların bilinçlendirilmesi ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi amacıyla farkındalık çalışması başlatıldı. İlki Eskişehir Teknik Üniversitesi’nde (ESTÜ) gerçekleşen panelin ikincisi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde (ESOGÜ) yapıldı. "Ciddi sonuçları var" ESOGÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde bulunan Prof. Dr. Fazıl Tekin Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin açılışında konuşan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, bilişim sistemleri kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık suçlarının önemli bir sorun hâline geldiğini vurguladı. Karakülah, "Bu süreçte dikkat çekmek istediğimiz konulardan biri ise banka hesaplarının üçüncü kişilere kullandırılması veya kiralanmasıdır" dedi. "Bu durum telafisi güç mağduriyetlere yol açmaktadır" Özellikle gençelerin ve üniversite öğrencilerinin kolay kazanç vaadiyle ya da farkında olmadan banka hesaplarını kullandırdıklarını vurgulayan Başsavcı Karakülah, "Bilinmelidir ki bu tür davranışlar sadece etik açıdan değil, hukuki açıdan da ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Hesabını kullandıran kişi, dolandırıcılık suçunun doğrudan faili olmasa bile, suça iştirak eden ya da suç gelirinin aklanmasına aracılık eden kişi olarak yargılanabilmektedir. Bu durum da telafisi güç mağduriyetlere yol açmaktadır. Sevgili öğrenciler, hiçbir maddi kazanç vaadi, geleceğinizi riske atmaya değmez. Banka hesapları kişiye özeldir ve hukuken sorumluluğu da tamamen hesap sahibine aittir. ‘Sadece hesabını kullanacağız’, ‘Kısa süreliğine lazım’, ‘Hiçbir sorumluluğun olmayacak’ gibi ifadeler çoğu zaman suç organizasyonlarının kullandığı yanıltıcı söylemlerdir" şeklinde konuştu. Öğrencilerle soru-cevap yapıldı Konuşmanın ardından gerçekleştirilen panelde, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Savaş Kılıç ile birlikte Eskişehir Cumhuriyet Savcıları Argun Demir Kandemir ve Köksal Sekmen, panele katılan öğrencilere bilişim suçları ve banka hesaplarının kullandırılmasının sonuçları ile ilgili bilgiler aktardılar. Katılımın yoğun olduğu panel, öğrencilerin yönelttiği sorular cevaplanarak sonlandı. Programa; Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah’ın yanı sıra ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcı Vekilleri, Cumhuriyet Savcıları ile birlikte çok sayıda akademisyen ve üniversite öğrencisi katıldı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:22 TCMB Başkan Yardımcısı Akçay: "Merkez Bankası olarak enflasyonla mücadele noktasında oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz" Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü tarafından başlatılan ‘İktisat Buluşmaları’ etkinliğinin ilki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Dr. Cevdet Akçay’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Akçay konuşmasında, "Merkez Bankası olarak enflasyonla mücadele noktasında oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz" dedi. ‘Gelişmekte Olan Bir Ekonomide Enflasyonla Mücadele: Türkiye’den Dersler’ konulu seminerde konuşan Dr. Cevdet Akçay, enflasyonla mücadele konusuna değinerek, "Merkez Bankası olarak enflasyonla mücadele noktasında oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Bugün, alışılagelmişin dışında, daha teknik ama bir o kadar da güncel veriler üzerinden Türkiye ekonomisinin rotasını ve enflasyon görünümünü konuşmak istiyorum. Biz göreve geldiğimizde enflasyon nasıldı, şimdi nasıl? Buna bu şekilde bakmalıyız. İki yıl on aylık süreçte 12 puanlık bir düşüş sağladık. Ancak ‘Bu kadar mı yaptınız?’ demek de ayrı bir problemdir. İkinci problem ise aktarım mekanizmasıdır. Merkez bankasının faiz politikası sonrasında bu aktarımın ekonomiye, diğer faizlere, toplam talebe ve buradan enflasyona nasıl yansıdığını ifade eden mekanizmanın, biz göreve geldiğimizde işleyebilmesi için gerekli olan bütün bağlantıları kopuktu" dedi. "Bankanın sisteme ihtiyacı yoksa, yukarı çekilen faizin karşılığı olmuyor" Akçay, sözlerinin devamında, "Bizden önceki dönemlerde şirketlerin, sürreal faizlerle kendilerini fonlayarak nakit biriktirmiş olmaları, bankacılık sistemine ihtiyaç duymadıklarının göstergesidir. Eğer siz politika faizini çok yüksek bir seviyeye çekerseniz, normal şartlarda diğer tüm faizler de buna paralel olarak yükselir. Sistemde kendini fonlama ihtiyacı olan şirketler, bu yüksek maliyetler nedeniyle zorlanır. Ancak bankacılık sistemine ihtiyaç yoksa, yukarı çekilen faizin bir karşılığı olmaz" ifadelerini kullandı. Bu tür konferansların devam etmesi planlanıyor TCMB Başkan Yardımcısı Dr. Cevdet Akçay’ın konuşmasının ardından soru-cevap bölümüne geçildi ve seminer sona erdi. Kamu ve üniversite çevrelerini bir araya getirmeyi hedefleyen seminer dizisinin ilk buluşmasında Türkiye ekonomisi ve enflasyon konuları ele alındı. Düzenli olarak devam etmesi planlanan bu konferanslar zinciriyle ekonomi dünyasından önemli isimlerin akademiyle buluşturulması hedefleniyor. Programa; Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sezgin Açıkalın, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Halil Cem Sayın, İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erol Kutlu, öğretim elemanları ve öğrenciler yoğun katılım gösterdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:52 Down Sendromu farkındalığı için anlamlı buluşma Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Türkiye Down Sendromu Derneği iş birliğiyle ‘Down Sendromu Farkındalık Etkinliği’ gerçekleştirildi. Etkinlik, Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda yapıldı. Program kapsamında panel, sergi açılışı ve çeşitli gösteriler yer aldı. Panel bölümünün açılış konuşmasını gerçekleştiren Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar, tüm katılımcılara teşekkür ederek, "Down sendromlu bireyler hayata +1 ile başlar. Dolayısıyla hayatta önemli olan, eksikliği değil bu artı değerleri görebilmek ve bunu yalnızca bir gün değil, her gün hatırlayabilmektir. Bu noktada eğitim kritiktir; çünkü farkındalık oluşturur, kapsayıcılığı güçlendirir ve toplumu dönüştürür" dedi. "Ailelerin çocuklarla kurduğu iletişim, gelişim sürecinde temel rol oynar" Panelde konuşan Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken ise erken çocukluk döneminde kurulan etkileşimin belirleyici rolüne dikkat çekti. Özellikle 0-9 yaş aralığının kritik olduğunu belirten Diken, ailelerin çocuklarla kurduğu iletişimin gelişim sürecinde temel rol oynadığını ifade ederek, "Çocuklar uyanıkken ve etkileşimler aracılığıyla öğrenir. Öğrenme, anlık yaşantıların anlamlandırılmasıyla gerçekleşir" diye belirtti. "Onlar bize iyi insan olmayı öğretiyor" Eskişehir İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Barış Hancı, Down sendromlu bireylerin topluma kattığı manevi değere dikkat çekti. Hancı, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Down sendromlu bireyler dünyaya, bizlerin çoğu zaman unuttuğu bir pencereden bakar. Bizler onlara bir şey öğretmeye çalışırken aslında onlar bize iyi insan olmayı öğretir. Eğitim camiası olarak bizler, kapsayıcı eğitim anlayışıyla her öğrencimizin potansiyelini ortaya çıkarmayı ve onları hayata en donanımlı şekilde hazırlamayı temel bir görev kabul ediyoruz." "Gerçek engel zihinlerdeki kalıplardadır" Odunpazarı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim Koordinatörü Uğur Bozkurt, farkındalığın ötesine geçerek ‘dâhil etme’ vurgusu yaptı. Bozkurt, "Gerçek engel kromozom sayılarında değil, zihinlerdeki kalıplarda ve toplumsal önyargılardadır. Bu kapsamda onlara sadece kapıları açmakla kalmamalı, o kapıdan birlikte yürümeliyiz" ifadelerini kullandı. Down sendromuna ilişkin toplumsal algı Türkiye Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen, down sendromuna ilişkin toplumsal algıya değinerek 21 Mart’ın kendileri için bir farkındalık gününden öte anlam taşıdığını ifade etti. Toplumsal sorumluluğun önemi Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu ise, Eskişehir’in özel bireyler için örnek bir şehir olduğunu belirterek toplumsal sorumluluğun önemini vurguladı. Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerileri Panelin bir diğer konuşmacısı, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Ergenekon oldu. Ergenekon, Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerilerine odaklanarak "Serbest zaman etkinlikleri bireyin bağımsızlığını ve yaşam kalitesini artırır. Bu becerilerin sistemli şekilde öğretilmesi gerekiyor" dedi. Panelin ardından etkinlikte Down sendromlu bireyler tarafından hazırlanan çalışmalar sergilenirken, katılımcılar farkındalık mesajları verdi. Etkinlik, konuşmacılara çiçek takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Etkinliğe; Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, Eskişehir İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Barış Hancı, Odunpazarı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim Koordinatörü Uğur Bozkurt, Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu, Türkiye Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen ile öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.
Tüketici Hakem Heyeti’ne yapılan Online EsKart uygulaması şikayeti sonuçlandı
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:17 Tüketici Hakem Heyeti’ne yapılan Online EsKart uygulaması şikayeti sonuçlandı Tüketiciyi Destekleme Derneği (TÜKDES) Genel Merkez Tüketici Adaleti Komisyonu Başkanı Av. Hayri Eryılmaz, online EsKart bakiye yükleme işlemlerinde hizmet bedeli/kart komisyonu almanın kanuna aykırı olduğunu belirterek bu yöndeki şikayetin Tüketici Hakem Heyeti tarafından kabul edilerek haksız komisyon ücretinin iadesine karar verildiğini açıkladı. Eryılmaz, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin (EBB) online EsKart bakiye yükleme işlemlerinden ve kredi kartıyla binişlerde kart komisyonu alınmasına son verilmesi çağrısı yaptı. Av. Hayri Eryılmaz, konuyla ilgili şu açıklamasında, "Kredi kartıyla yapılan harcamalarda tüketicilerden komisyon ücreti alındığı ilişkin şikayetler artarak devam etmektedir. Bu listede Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin toplu taşımadaki şirketi Estram da yer almakta; banka/kredi kartları üzerinden yapılacak bakiye yüklemelerinde veya kredi kartıyla yapılacak binişlerde alınan komisyonlarla tüketicilerimiz adeta cezalandırılmakta, haksız uygulamaya maruz bırakılmaktadır. Bu haksız uygulamalar karşısında Eskişehirli tüketicinin Tüketici Hakem Heyetine yapmış olduğu başvuru sonuçlanmıştır. Tüketici Hakem Heyeti’ne yapılan bir başvuruda tüketicimiz, "Fiziksel Eskart’ına her yükleme işleminde "hizmet bedeli" kesildiği, bu bedelin haksız olduğundan, alınan bu ücretin iadesini talep etmiştir. Tüketici Hakem Heyeti tüketicimizin başvurusunu kabul etmiş, EBB - Estram’ın aldığı haksız komisyon ücretinin iadesine karar vermiştir. EBB Online EsKart Bakiye yükleme işlemlerinden ve kredi kartıyla binişlerde aldığı hizmet bedellerine/kart komisyonlarına derhal son vermelidir." diye belirtti. Nasıl şikayet edebilirsiniz? Av. Hayri Eryılmaz, kart kabul etmeyen veya komisyon alan işletmelerin nasıl şikayet edilebileceğini de şöyle açıkladı; "Komisyon alanlar hangi bankanın pos cihazıyla çalışıyorsa o bankaya, BDDK’nın internet sitesinden E-Şikayet yöntemiyle BDDK’ YA, Dijital Vergi Dairesi, GİB Mobil Uygulaması, ALO 189 hattından Gelir İdaresi Başkanlığına şikayette bulunabilirler. Kendilerinden komisyon tahsil edilen tüketicilerimiz, bu bedelleri geri alabilmek için,2025 yılı için 149 bin TL altındaki uyuşmazlıklar için Tüketici Hakem Heyetleri’ne, üzerindeki uyuşmazlıklar için dava şartı olarak arabulucuya, uyuşmazlığın devamı halinde Tüketici Mahkemesi’ne başvurarak ödemiş oldukları komisyon bedellerinin geri verilmesini isteyebilirler. Belediye İktisadi Teşebbüsü (BİT) olarak tekel ve imtiyazlarla kurulan belediye şehir içi toplu taşıma şirketleri, Türkiye’nin her yerinde toplu taşıma kartlarına online yapılan yüklemelerden ve kredi kartıyla binişlerden hizmet bedeli/kart komisyonu almaya derhal son vermelidir. Bu uygulamalara maruz kalan tüketiciler haklarını aramalıdır. Hak arandıkça haksızlık azalır."
Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:53 Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları Eskişehir’de milattan önce 3200-3300 yılları arasında ilk defa yerleşildiği değerlendirilen Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, bölgedeki çocuk ölüm oranının yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldı. Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent Mahallesinde bulunan Küllüoba Höyüğü’nde yapılan arkeolojik çalışmalarla, yaklaşık 5200 yıl önce bölgede yaşayan insan toplulukları hakkında önemli veriler elde ediliyor. Höyükteki mezarlık alanında dallarında uzman olan görevliler tarafından çalışmalar sürdürülürken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türktekin bazı önemli bulgulara değindi. Bölgede 160’dan fazla iskeletin ortaya çıkartıldığını belirten Prof. Dr. Türktekin, tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıklar görüldüğünü, ayrıca protein ağırlıklı beslenen kişilerin bulunduğunu ve onların farklı bir şekilde gömüldüklerinin ortaya çıkarıldığını söyledi. Bölgede çocuk ölümünün çok fazla olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek sosyal çatışmalar yaşandığına dair örneklerin bulunduğunu da anlatan Türktekin, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldığı bilgisini paylaştı. "Çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik" Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında çok önemli veriler elde ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Murat Türktekin, "Burası bize insanların yaşamıyla ve besinleriyle ilgili çok önemli veriler sunmuştu. O nedenle çalışmaya devam ediyoruz. Mezarlık, milattan önce 3200-2900 aralığında tarihleniyor. Yani, bu gömülmüş evlerin bulunduğu alanla aslında çağdaş ve yaklaşık 100 metre ötesinde. Burada 160’dan fazla birey ortaya çıkarıldı. Bu bireyler üzerinde yaptığımız incelemelerde tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıkların olduğunu, bazı protein ağırlıklı beslenen kişilerin de bulunduğunu ve hatta onların farklı bir şekilde gömüldüklerinde ortaya çıkardık. Özellikle diş antropologların yaptığı diş incelemeleri bize bunu gösterdi. Yine çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik. Zaman zaman sosyal çatışmaların yaşandığını gösteren örneklerimiz de burada bulunuyordu. Bu nedenle de burada yine çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle tabii 2900 yılında tespit etmiş olduğumuz bir taş sanduka mezar var. Taş sanduka mezar içerisinde 2 kişi gömülmüş. Birisi 31 yaşlarında bir erkek, diğeri de 12 yaşlarında bir çocuk. Bunların özelliği, ikisinin de kafalarına sert bir cisimle vurularak öldürülmüş olmaları. Bu sanki bir baba-oğul veya yönetici olarak, belki bir konumları varsa ya da soyun önüne geçmek için gerçekleştirilmiş olmalı diye düşünüyoruz. Yerleşmede böyle bir çatışma süreci yaşanmış gibi görünüyor" dedi. "Taş sanduka mezara gömülen 2 birey küt bir silahla öldürülmüş" Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Demet Delibaş ise şunları söyledi: "Burada erken tunç çağ mezarlığını kazıyoruz. Burada yaklaşık 160 iskelet çıkardık. Bu iskeletleri Hacettepe Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Laboratuvarı’nda inceleyerek Küllüoba insanlarının yaşam biçimlerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneklerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneği küllü obada çeşitli taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar var. Pitos mezar var. O bir kültürel çeşitliliğin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dönem insanlarının nasıl yaşadıklarını, gündelik hayatlarının, beslenme biçimlerinin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Herhangi bir savaş, şiddet izi var mı diye araştırmalarımızı yürütüyoruz. Taş sanduka mezarda, 2 bireyde şiddetin izleri var. İkisi de küt bir silahla öldürülmüş bireyler. Bu tarz verilerin mezarlığın ilerleyen aşamalarında iskeletlerimiz çoğaldıkça artacağını düşünüyoruz."
Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:48 Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları Eskişehir’de milattan önce 3200-3300 yılları arasında ilk defa yerleşildiği değerlendirilen Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, bölgedeki çocuk ölüm oranının yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldı. Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent mahallesinde bulunan Küllüoba Höyüğü’nde yapılan arkeolojik çalışmalarla, yaklaşık 5200 yıl önce bölgede yaşayan insan toplulukları hakkında önemli veriler elde ediliyor. Höyükteki mezarlık alanında dallarında uzman olan görevliler tarafından çalışmalar sürdürülürken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türktekin bazı önemli bulgulara değindi. Bölgede 160’dan fazla iskeletin ortaya çıkartıldığını belirten Prof. Dr. Türktekin; tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıklar görüldüğünü, ayrıca protein ağırlıklı beslenen kişilerin bulunduğunu ve onların farklı bir şekilde gömüldüklerinin ortaya çıkarıldığını söyledi. Bölgede çocuk ölümünün çok fazla olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek sosyal çatışmalar yaşandığına dair örneklerin bulunduğunu da anlatan Türktekin, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldığı bilgisini paylaştı. "Çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik" Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında çok önemli veriler elde ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Murat Türktekin, "Burası bize insanların yaşamıyla ve besinleriyle ilgili çok önemli veriler sunmuştu. O nedenle çalışmaya devam ediyoruz. Mezarlık, milattan önce 3200-2900 aralığında tarihleniyor. Yani, bu gömülmüş evlerin bulunduğu alanla aslında çağdaş ve yaklaşık 100 metre ötesinde. Burada 160’dan fazla birey ortaya çıkarıldı. Bu bireyler üzerinde yaptığımız incelemelerde tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıkların olduğunu, bazı protein ağırlıklı beslenen kişilerin de bulunduğunu ve hatta onların farklı bir şekilde gömüldüklerinde ortaya çıkardık. Özellikle diş antropologların yaptığı diş incelemeleri bize bunu gösterdi. Yine çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik. Zaman zaman sosyal çatışmaların yaşandığını gösteren örneklerimiz de burada bulunuyordu. Bu nedenle de burada yine çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle tabii 2900 yılında tespit etmiş olduğumuz bir taş sanduka mezar var. Taş sanduka mezar içerisinde 2 kişi gömülmüş. Birisi 31 yaşlarında bir erkek, diğeri de 12 yaşlarında bir çocuk. Bunların özelliği, ikisinin de kafalarına sert bir cisimle vurularak öldürülmüş olmaları. Bu sanki bir baba-oğul veya yönetici olarak, belki bir konumları varsa ya da soyun önüne geçmek için gerçekleştirilmiş olmalı diye düşünüyoruz. Yerleşmede böyle bir çatışma süreci yaşanmış gibi görünüyor" dedi. "Taş sanduka mezara gömülen 2 birey küt bir silahla öldürülmüş" Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Demet Delibaş ise, şunları söyledi: "Burada erken tunç çağ mezarlığını kazıyoruz. Burada yaklaşık 160 iskelet çıkardık. Bu iskeletleri Hacettepe Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Laboratuvarı’nda inceleyerek Küllüoba insanlarının yaşam biçimlerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneklerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneği küllü obada çeşitli taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar var. Pitos mezar var. O bir kültürel çeşitliliğin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dönem insanlarının nasıl yaşadıklarını, gündelik hayatlarının, beslenme biçimlerinin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Herhangi bir savaş, şiddet izi var mı diye araştırmalarımızı yürütüyoruz. Taş sanduka mezarda, 2 bireyde şiddetin izleri var. İkisi de küt bir silahla öldürülmüş bireyler. Bu tarz verilerin mezarlığın ilerleyen aşamalarında iskeletlerimiz çoğaldıkça artacağını düşünüyoruz." (EE-Y)
3 yaşındayken verildiği yurda tekrar gelen NATO mühendisi duygulandı
24 Ağustos 2025 Pazar - 15:26 3 yaşındayken verildiği yurda tekrar gelen NATO mühendisi duygulandı Eskişehir’de ESYURTDER (Eskişehir Yetiştirme Yurtlarından Ayrılan Gençlerin Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) tarafından 15’incisi olan bir buluşma etkinliği düzenlendi. Yurttan çıkıp NATO’ya mühendis olan Cemile Keser, duygu dolu anlar yaşadı. Odunpazarı ilçesi Huzur Mahallesinde bulunan eski Sosyal Hizmetler Kampüsü’nde, Eskişehir Yetiştirme Yurtlarından Ayrılan Gençlerin Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nce 15. Geleneksel Pilav Günü düzenlendi. Etkinliğe kampüste yetişmiş vatandaşlar katılırken duygu dolu anlar yaşandı. Çeşitli etkinlikler ve edilen duaların sonrasında, gelen misafirlere pilav ikram edildi. Daha sonra burada yetişmiş olan bazı vatandaşlara başarı ödülü taktim edildi. Etkinliğe Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Orhan Bayrak’ta katıldı. NATO mühendisi yurttan arkadaşlarıyla duygu dolu anlar yaşadı 1999 yılında henüz 3 yaşında kapısından girdiği yurttan 2014 yılında çıkan ve Milli Savunma Bakanlığı ANT NATO’ya elektrik elektronik mühendisi olarak atanan Cemile Keser, duygu dolu anlar yaşadı. Bir dönem kendiyle aynı anları paylaşan arkadaşlarıyla tekrar buluşan Keser, eski günleri yad edip, hasret giderdi. "Buranın maneviyatını ben başka hiçbir yerde görmedim" 3 yaşında geldiği yetiştirme yurdundan çıktıktan sonra üniversiteden mezun olduğunu ve daha sonra Milli Savunma Bakanlığı ANT NATO’ya elektrik elektronik mühendisi olarak atanan Cemile Keser, "1999 yılında Yetiştirme yurduna verildim, 3 yaşından beri yurtlarda kalıyorum, buradaki yurtların neredeyse hepsinde kaldım. 2014 senesinde yurttan ayrıldım ve üniversiteye gittim Elektrik elektronik mühendisliğini kazandım. 2019 yılında mezun olduğum üniversiteden, sonrasında Milli Savunma Bakanlığı ANT NATO’ya elektrik elektronik mühendisi olarak atandım. Yaklaşık 5 yıldır çalışıyorum orada. Her sene yurttan çıkan kardeşlerimle birlikte bu pilav günü etkinliğini düzenliyoruz. Buranın maneviyatı çok ayrı çünkü yıllardır görmediğim kardeşlerimle denk geliyorum, onların çocukları olmuş onların hayat hikayelerini dinliyorum. Buranın maneviyatını ben başka hiçbir yerde görmedim. Burada olduğum için çok mutluyum. Bu ödülü de bana bu sene layık gördüler. Bundan dolayı da çok mutluyum teşekkür ederim. Burada bir kardeşim vardı sonradan hatırladım onu küçüklük hali gözümün önünde canlandı. Çocuğu olmuş. Onunla biraz konuştuk, onu biraz duygulandım yalan söyleyemeyeceğim. Ama inşallah diliyorum ki buradan çıkan tüm kardeşlerimin bundan sonraki yaşamları çok çok güzel olur. Diliyorum ki çocukları da çok çok iyi yerlere gelir, bu geleceği de yaşamak zorunda kalmazlar tüm duam bu yönde" dedi.