Yerel Haberler
Eskişehir
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:27 Öğrenciler İBAN dolandırıcılığı hakkında bilinçlendirildi Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, İBAN dolandırıcılığıyla ilgili öğrencilere bilgilendirmede bulundu. Son zamanlarda artan dolandırıcılık olaylarında kullanılan hesap kiralama yöntemi ile özellikle gençler olmak üzere birçok vatandaş mağdur edilirken, banka hesaplarını kiralayanlar ve kullandıranlar ağır cezalar ile karşı karşıya kalıyor. Bu kapsamda, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından vatandaşların bilinçlendirilmesi ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi amacıyla farkındalık çalışması başlatıldı. İlki Eskişehir Teknik Üniversitesi’nde (ESTÜ) gerçekleşen panelin ikincisi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde (ESOGÜ) yapıldı. "Ciddi sonuçları var" ESOGÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde bulunan Prof. Dr. Fazıl Tekin Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin açılışında konuşan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, bilişim sistemleri kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık suçlarının önemli bir sorun hâline geldiğini vurguladı. Karakülah, "Bu süreçte dikkat çekmek istediğimiz konulardan biri ise banka hesaplarının üçüncü kişilere kullandırılması veya kiralanmasıdır" dedi. "Bu durum telafisi güç mağduriyetlere yol açmaktadır" Özellikle gençelerin ve üniversite öğrencilerinin kolay kazanç vaadiyle ya da farkında olmadan banka hesaplarını kullandırdıklarını vurgulayan Başsavcı Karakülah, "Bilinmelidir ki bu tür davranışlar sadece etik açıdan değil, hukuki açıdan da ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Hesabını kullandıran kişi, dolandırıcılık suçunun doğrudan faili olmasa bile, suça iştirak eden ya da suç gelirinin aklanmasına aracılık eden kişi olarak yargılanabilmektedir. Bu durum da telafisi güç mağduriyetlere yol açmaktadır. Sevgili öğrenciler, hiçbir maddi kazanç vaadi, geleceğinizi riske atmaya değmez. Banka hesapları kişiye özeldir ve hukuken sorumluluğu da tamamen hesap sahibine aittir. ‘Sadece hesabını kullanacağız’, ‘Kısa süreliğine lazım’, ‘Hiçbir sorumluluğun olmayacak’ gibi ifadeler çoğu zaman suç organizasyonlarının kullandığı yanıltıcı söylemlerdir" şeklinde konuştu. Öğrencilerle soru-cevap yapıldı Konuşmanın ardından gerçekleştirilen panelde, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Savaş Kılıç ile birlikte Eskişehir Cumhuriyet Savcıları Argun Demir Kandemir ve Köksal Sekmen, panele katılan öğrencilere bilişim suçları ve banka hesaplarının kullandırılmasının sonuçları ile ilgili bilgiler aktardılar. Katılımın yoğun olduğu panel, öğrencilerin yönelttiği sorular cevaplanarak sonlandı. Programa; Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah’ın yanı sıra ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcı Vekilleri, Cumhuriyet Savcıları ile birlikte çok sayıda akademisyen ve üniversite öğrencisi katıldı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:22 TCMB Başkan Yardımcısı Akçay: "Merkez Bankası olarak enflasyonla mücadele noktasında oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz" Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü tarafından başlatılan ‘İktisat Buluşmaları’ etkinliğinin ilki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Dr. Cevdet Akçay’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Akçay konuşmasında, "Merkez Bankası olarak enflasyonla mücadele noktasında oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz" dedi. ‘Gelişmekte Olan Bir Ekonomide Enflasyonla Mücadele: Türkiye’den Dersler’ konulu seminerde konuşan Dr. Cevdet Akçay, enflasyonla mücadele konusuna değinerek, "Merkez Bankası olarak enflasyonla mücadele noktasında oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Bugün, alışılagelmişin dışında, daha teknik ama bir o kadar da güncel veriler üzerinden Türkiye ekonomisinin rotasını ve enflasyon görünümünü konuşmak istiyorum. Biz göreve geldiğimizde enflasyon nasıldı, şimdi nasıl? Buna bu şekilde bakmalıyız. İki yıl on aylık süreçte 12 puanlık bir düşüş sağladık. Ancak ‘Bu kadar mı yaptınız?’ demek de ayrı bir problemdir. İkinci problem ise aktarım mekanizmasıdır. Merkez bankasının faiz politikası sonrasında bu aktarımın ekonomiye, diğer faizlere, toplam talebe ve buradan enflasyona nasıl yansıdığını ifade eden mekanizmanın, biz göreve geldiğimizde işleyebilmesi için gerekli olan bütün bağlantıları kopuktu" dedi. "Bankanın sisteme ihtiyacı yoksa, yukarı çekilen faizin karşılığı olmuyor" Akçay, sözlerinin devamında, "Bizden önceki dönemlerde şirketlerin, sürreal faizlerle kendilerini fonlayarak nakit biriktirmiş olmaları, bankacılık sistemine ihtiyaç duymadıklarının göstergesidir. Eğer siz politika faizini çok yüksek bir seviyeye çekerseniz, normal şartlarda diğer tüm faizler de buna paralel olarak yükselir. Sistemde kendini fonlama ihtiyacı olan şirketler, bu yüksek maliyetler nedeniyle zorlanır. Ancak bankacılık sistemine ihtiyaç yoksa, yukarı çekilen faizin bir karşılığı olmaz" ifadelerini kullandı. Bu tür konferansların devam etmesi planlanıyor TCMB Başkan Yardımcısı Dr. Cevdet Akçay’ın konuşmasının ardından soru-cevap bölümüne geçildi ve seminer sona erdi. Kamu ve üniversite çevrelerini bir araya getirmeyi hedefleyen seminer dizisinin ilk buluşmasında Türkiye ekonomisi ve enflasyon konuları ele alındı. Düzenli olarak devam etmesi planlanan bu konferanslar zinciriyle ekonomi dünyasından önemli isimlerin akademiyle buluşturulması hedefleniyor. Programa; Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sezgin Açıkalın, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Halil Cem Sayın, İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erol Kutlu, öğretim elemanları ve öğrenciler yoğun katılım gösterdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:52 Down Sendromu farkındalığı için anlamlı buluşma Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Türkiye Down Sendromu Derneği iş birliğiyle ‘Down Sendromu Farkındalık Etkinliği’ gerçekleştirildi. Etkinlik, Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda yapıldı. Program kapsamında panel, sergi açılışı ve çeşitli gösteriler yer aldı. Panel bölümünün açılış konuşmasını gerçekleştiren Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar, tüm katılımcılara teşekkür ederek, "Down sendromlu bireyler hayata +1 ile başlar. Dolayısıyla hayatta önemli olan, eksikliği değil bu artı değerleri görebilmek ve bunu yalnızca bir gün değil, her gün hatırlayabilmektir. Bu noktada eğitim kritiktir; çünkü farkındalık oluşturur, kapsayıcılığı güçlendirir ve toplumu dönüştürür" dedi. "Ailelerin çocuklarla kurduğu iletişim, gelişim sürecinde temel rol oynar" Panelde konuşan Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken ise erken çocukluk döneminde kurulan etkileşimin belirleyici rolüne dikkat çekti. Özellikle 0-9 yaş aralığının kritik olduğunu belirten Diken, ailelerin çocuklarla kurduğu iletişimin gelişim sürecinde temel rol oynadığını ifade ederek, "Çocuklar uyanıkken ve etkileşimler aracılığıyla öğrenir. Öğrenme, anlık yaşantıların anlamlandırılmasıyla gerçekleşir" diye belirtti. "Onlar bize iyi insan olmayı öğretiyor" Eskişehir İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Barış Hancı, Down sendromlu bireylerin topluma kattığı manevi değere dikkat çekti. Hancı, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Down sendromlu bireyler dünyaya, bizlerin çoğu zaman unuttuğu bir pencereden bakar. Bizler onlara bir şey öğretmeye çalışırken aslında onlar bize iyi insan olmayı öğretir. Eğitim camiası olarak bizler, kapsayıcı eğitim anlayışıyla her öğrencimizin potansiyelini ortaya çıkarmayı ve onları hayata en donanımlı şekilde hazırlamayı temel bir görev kabul ediyoruz." "Gerçek engel zihinlerdeki kalıplardadır" Odunpazarı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim Koordinatörü Uğur Bozkurt, farkındalığın ötesine geçerek ‘dâhil etme’ vurgusu yaptı. Bozkurt, "Gerçek engel kromozom sayılarında değil, zihinlerdeki kalıplarda ve toplumsal önyargılardadır. Bu kapsamda onlara sadece kapıları açmakla kalmamalı, o kapıdan birlikte yürümeliyiz" ifadelerini kullandı. Down sendromuna ilişkin toplumsal algı Türkiye Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen, down sendromuna ilişkin toplumsal algıya değinerek 21 Mart’ın kendileri için bir farkındalık gününden öte anlam taşıdığını ifade etti. Toplumsal sorumluluğun önemi Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu ise, Eskişehir’in özel bireyler için örnek bir şehir olduğunu belirterek toplumsal sorumluluğun önemini vurguladı. Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerileri Panelin bir diğer konuşmacısı, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Ergenekon oldu. Ergenekon, Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerilerine odaklanarak "Serbest zaman etkinlikleri bireyin bağımsızlığını ve yaşam kalitesini artırır. Bu becerilerin sistemli şekilde öğretilmesi gerekiyor" dedi. Panelin ardından etkinlikte Down sendromlu bireyler tarafından hazırlanan çalışmalar sergilenirken, katılımcılar farkındalık mesajları verdi. Etkinlik, konuşmacılara çiçek takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Etkinliğe; Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, Eskişehir İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Barış Hancı, Odunpazarı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim Koordinatörü Uğur Bozkurt, Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu, Türkiye Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen ile öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.
"Yapamazsın" diyenlere inat Togg’la Balkan turunu tamamladı, Avrupalılar araca hayran kaldı
24 Ağustos 2025 Pazar - 09:22 "Yapamazsın" diyenlere inat Togg’la Balkan turunu tamamladı, Avrupalılar araca hayran kaldı Eskişehir’de yaşayan fizik öğretmeni 46 yaşındaki Dr. Mustafa Kumalar, "yapamazsın" diyenlere rağmen 5 kişi bindikleri ve bagajını doldurdukları Togg marka aracıyla Balkan turu yapıp 4 bin kilometre yol kat etti. Eskişehir’de fizik öğretmeni olan 46 yaşındaki Dr. Mustafa Kumalar 3 çocuğu ve eşiyle birlikte Balkan turu yapamaya karar verdi. Yaz tatilinde geçtiğimiz yıl satın aldığı Togg marka aracıyla bu turu gerçekleştirmek isteyen Kumalar, çevresinden elektrikli araçla uzun yolun tehlikeli olduğu ve çıkamaması gerektiği yorumlarını aldı. Mesleğinden dolayı elektriğe ve elektrikli araçlara meraklı olan Kumalar olumsuz yorumlara aldırmadan Eskişehir’den yola çıktı. Yunanistan, Karadağ gibi balkan ülkelerini, içinde 5 kişi oldukları ve bagajı dolu olan aracıyla gezen 47 yaşındaki öğretmen, toplamda 4 bin kilometre yol kat etti. Balkan ülkelerinde 13 kez aracını yarım bir şekilde şarj eden Mustafa Kumalar, gelen tepkilerden de bahsetti. Avrupa yaşayan insanların Togg’u çok beğendiğine değinen Kumalar, gurbette yaşayan Türklerin aracın önünü kesip incelediklerine değindi. Yerli araca gelen olumlu tepkilerden oldukça gururlanan ve göğsü kabaran Kumalar, önümüzdeki yıl Almanya’ya gitmeyi planladığını aktardı. Aracıyla 1 senede yaklaşık 20 bin kilometre yol giden Mustafa Kumalar, daha uzun mesafeleri aracıyla aşmak istiyor. "Araç bana oldukça güven verdi" Seyahati hakkında konuşan Dr. Mustafa Kumalar, "Togg T10X SUV modeli, tam elektrikli yerli üretim bir araçtır. Bir sene önce aldım. Alırken tabii ki çekincelerim vardı. Hatta annem ve babam, "Ya yolda kalırsın oğlum, bu elektrikli arabalar yeni çıktı. Bunları her yerde şarj edemezsin" diyerek pek almamı istemediler, alma taraftarı değillerdi. Ama tabii branşım gereği elektriğe ilgim vardı, elektrikli araçları da seviyordum. Yerli üretim olduğu için güvendim. Şükür, şu ana kadar güvenimizi boşa çıkarmadı. Bu şekilde bir yıldır aracımı severek kullanıyorum. Önce Ankara, İstanbul, Bursa gibi ülke genelinde gezilere çıktım. Araç bana oldukça güven verdi. Sonrasında, yaz tatilimizde bir Balkanlar turu yapabilir miyiz diye düşündük. Eskişehir’de Togg kullananlar grubu var. Bu gruptaki arkadaşlarla, elektrikli araç deneyimi olanlarla konuştuk. Pek tavsiye etmediler. ‘Zorlanırsın, yolda kalabilirsin, çok riskli’ dediler. Bir de biz geniş aileyiz: 3 çocuğum ve eşim var. Ailecek böyle bir geziye çıkmayı planladık" dedi. "İnsanlar merak ediyor" Aracına gelen olumlu tepkilerden dolayı gururlanan Kumalar, "Bütün elektrikli araç kullananlar için, yani yurt içinde de yurt dışında da iyi bir planlama yapmak gerekiyor. Örneğin ben yurt içinde şarjım yüzde 20’ye geldiği zaman bir şarj istasyonu arayıp bu şekilde şarj ediyorum. Ama yurt dışında herhangi bir sorunla karşılaşabilirim. O yüzden, şarj istasyonu çalışmazsa bir sonrakine yetişeyim diye genellikle yüzde 35-40 seviyelerinde şarj ettim. Böylelikle hem sık mola verdik hem de görmediğimiz yerleri gezme imkânımız oldu. Daha uzun yollara da çıkmayı planlıyoruz. Mesela önümüzdeki sene arabayla Almanya’ya gitme planımız var. Araca çok güveniyorum; her geçen gün güvenim daha da artıyor. İnsanlar tabii trafikte giderken fotoğraf, video çekiyorlar. Karadağ’da bir park yerinde arabaları çevirirken, park ederken ya da yoldan geçerken görenler aracı ilgiyle inceliyor. Ön kısımdaki ‘bıyık’ tasarımı sebebiyle bozkurt işareti yapan yabancılar bile oldu. Şu an aracın Avrupa’da satışı başlamak üzere. Tabii insanlar merak ediyor. Elektrikli araç konusunda hâlâ tedirginlikler var. Avrupa’ya bu araçla giden pek az kişi olduğu için görenler hemen incelemek, bilgi almak istiyor. Şu ana kadar tepkiler olumluydu, insanlar sevdiler" ifadelerini kullandı.
Eskişehirli esnaf iş yerinin balkonunu bahçeye çevirdi
23 Ağustos 2025 Cumartesi - 14:02 Eskişehirli esnaf iş yerinin balkonunu bahçeye çevirdi Eskişehirli Salim Pektaş, iş yerinin balkonunu sebze bahçesine dönüştürerek hem geri dönüşüm yapıyor hem de doğal ürün ihtiyacını karşılıyor. Eskişehir’de esnaflık yapan Salim Pektaş, iş yerinin balkonunda yıllardır sebze yetiştiriyor. Plastik bidonları saksıya dönüştüren Pektaş, biberden domatese, salatalıktan patlıcana kadar birçok sebzeyi kendi imkânlarıyla üretiyor. Hem geri dönüşüme katkı sağlayan hem de doğal ürünler elde eden Pektaş, pazardaki yüksek fiyatlara rağmen ihtiyaçlarını kendi yetiştirdikleriyle karşılıyor. "Pazarda 250 liraya satılan biberi bedavaya yiyoruz" Balkonunda yıllardır sebze yetiştirdiğini söyleyen Salim Pektaş, "Biz bunu üç beş senedir yapıyoruz. Boş bidonları kesip saksı gibi toprağı dolduruyoruz ve ekiyoruz. Hem verim alıyoruz hem de doğayı kirletmeden kendi ürünümüzü yetiştiriyoruz. Ürünler bize fazlasıyla yetiyor, hatta fazla geliyor. Orada yaklaşık 200 tane biber vardı, evde kullanıyoruz; turşusunu, yemeğini, menemenini yapıyoruz. Pazarda kilosu 250 liraya satılan biberi biz burada bedavaya yiyoruz" dedi. "Sebze ihtiyacımızı kendimiz karşılıyoruz Bahçesinde de birçok ürün yetiştirdiğini anlatan Pektaş, "Çatıda üç senedir ekiyorum, arkada bahçemde de domates, fasulye, patlıcan, salatalık var. Böylece sebze ihtiyacımızı büyük ölçüde kendimiz karşılıyoruz. Limonun kilosu pazarda 150 lira ama bizim bahçemizde bedava." ifadelerini kullandı. "Hiçbir katkı maddesi yok" Doğal üretime vurgu yapan Salim Pektaş, "Suyumuzu tulumbadan alıyoruz, su bedava, hava bedava, toprak bedava. Allah veriyor, çok şükür. Hepsi tam organik, hiçbir katkı maddesi yok. Böyle elde ettiğin biberin kokusunu alıyorsun, yemeye doyamıyorsun" diye konuştu.
Çini atölyesinde sanatla şekillenen ürünler
23 Ağustos 2025 Cumartesi - 13:54 Çini atölyesinde sanatla şekillenen ürünler Eskişehir’de el yapımı çini ürünleriyle hem işlevselliği hem de görsel zarafeti bir araya getiren Kübra Mızık, özenle hazırladığı tasarımları müşterilerin beğenisine sunuyor. Eskişehir’de Çini Seramik Atölyesin’de çalışan Kübra Mızık sulu boya tarzı özel boyalarla çalışarak ürünlerine hem kendi tarzını hem de geleneksel çini tekniklerini yansıtıyor. Sanatını modern dokunuşlarla buluşturan genç sanatçı Mızık, el emeği ve sabrın ürünü olan seramiklerini günlük hayata estetik bir değer katarak sunuyor. Bu işe stajyer olarak başladığını ve zamanla çok sevdiğini belirten Mızık, "Boyalarla çalışırken sadece hazır renkleri değil kendi karışımlarımızı da kullanarak çeşitli eşyalar ortaya çıkarıp müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz" dedi. "Her ürünün şekil alması 2 saati bulabiliyor" Çini yapımının sabır ve emek gerektiren bir süreç olduğunu belirten Mızık "Her ürünün şekil alması 2 saati bulabiliyor İlk aşamada ürünler çamurdan şekil alıyor ve bisküvi adı verilen ilk pişirme sürecinden geçiriyoruz ardından zımpara yapılarak yüzey hazırlığından sonra çini çizimi ve boyaması yapılıp son aşama olarak sır işlemi uygulanıyor ardından ürün fırına verilerek tamamlanmış hale geliyor" ifadelerini kullandı. "Hem işlevselliği hem de estetik görünümüyle müşterilerin ilgisini çekiyor" Ürün çeşitliliğinden bahseden Mızık, "Fincan, bardak, vazo, hediye amaçlı dekoratif eşyalar ve mutfak için kaşık altlığı gibi pek çok farklı ürün tasarlarken özellikle günlük kullanımda yer bulan parçalar, hem işlevselliği hem de estetik görünümüyle müşterilerin ilgisini çekiyor. Tüm ürünlerin, el emeği ve sanatsal değer taşıdığından dolayı fiyatlar da yapılan işin detayına ve emeğe göre değişiyor" ifadelerini kullandı. Kübra Mızık son olarak "Her fırından çıkan ürün sadece bir obje değil içinde sanat, zaman ve emek barındıran bir hikaye oluyor" diyerek sözlerini tamamladı.
Bağışıklık dostu besinlerin satışları bu yıl düşüşte
23 Ağustos 2025 Cumartesi - 13:17 Bağışıklık dostu besinlerin satışları bu yıl düşüşte Kuru yemişlerin sağlığa yararlarından bahseden satıcı Recai Polat, alım gücünün düşmesiyle bu ürünlerin satışların azaldığını söyledi. Eskişehir’de kuruyemiş satışı yapan Recai Polat, üzüm, hurma, kayısı, iğde, keçiboynuzu ve kuru incir gibi sağlığa faydalı pek çok ürünü müşterilerine sunduklarını söyledi. Kayısı, iğde ve keçiboynuzunun yaz aylarında daha çok tercih edildiğini belirten Polat, bu ürünlerin birden fazla şekilde tüketilebileceğini vurguladı. "Bağışıklık dostu besinler" Keçiboynuzunun kaynatılarak içildiğinde öksürük, balgam ve bronşit gibi hastalıklara iyi geldiğini dile getiren Polat, "Üzümün kan yapıcı kayısının ise kabızlığı giderici etkisinin olmasından dolayı bağışıklık dostu besinlerdir" ifadelerini kullandı. Recai Polat, genellikle reçel ve marmelat olarak tüketilen aynı zamanda tatlı ekşi tadıyla bilinen iğde için "Ülser önleyicidir bununla birlikte kan hastalıkları ve uykusuzluğa da iyi gelir" dedi. "Halkın alım gücü zayıfladı, fiyatlar arttı" Bu yıl işlerin durgun geçtiğini dile getiren Polat, "Yaz sezonunda özellikle bayramdan sonra işlerimiz yüzde elli oranında düştü. Halkın alım gücü zayıfladı, geçen yıla göre bazı fiyatlarda yüzde yüz artış yaşandı" dedi. Polat, hava şartlarından da etkilenen kuru yemişler için "Dolu yağışları üzüm ve kayısı sayısını olumsuz yönde etkiledi" ifadelerini kullandı. "Kuru yemişler soğuk hava depolarında muhafaza ediliyor" Ürünlerini soğuk hava depolarında muhafaza ettiklerini söyleyen Recai Polat, "1 yıllık ömre sahip olan bu besinleri yaz aylarında da gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz" diyerek sözlerini tamamladı.
Eskişehirli 4 dağcı Ağrı Dağı’nın zirvesine tırmandı
23 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:45 Eskişehirli 4 dağcı Ağrı Dağı’nın zirvesine tırmandı Eskişehirli 4 dağcı, Ağrı Dağı’nın en tepe noktasına tırmanarak Türk bayrağı açtılar. Ağrı Dağı’nın zirvesi yerden tam 5 bin 137 metre yukarıda bulunuyor. Eskişehirli 4 dağcı ise bu zirve noktayı kendilerine hedef olarak belirlediler. Dağcılar, bir hafta boyunca verilen emekler sonucunda tırmanarak zirveye ulaştılar. Ağrı Dağı’nın en yüksek noktasında Türk bayrağını açan Osman Nebioğlu, Turhan Sansarcı, Hasan Semerci ve Yasin Ulbay tüm vatandaşlara milli bir gurur yaşattı. "Dört çılgın olarak Eskişehir’den yola çıkıp zirveyi tamamladık" Kulüp üyelerinden biri olan Osman Nebioğlu, tırmanışla ilgili olarak, "Eskişehir Doğa Aktiviteleri Grubu (ESDAĞ) kulübü olarak sık sık doğa yürüyüşleri, dağcılık faaliyetleri ve kısa mesafeli geziler yapıyoruz. Sonra dedik ki, bunu taçlandıralım ve Türkiye’nin çatısına, Ağrı Dağı’na çıkalım. Dört arkadaş bu niyetle yola çıktık. Bir hafta, 7-8 günlük bir macera oldu. Eskişehir’den başlayarak Ankara, Kırıkkale, Yozgat, Sivas, Erzincan, Erzurum ve nihayet Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine bin 400 kilometre yol katettik. Doğubeyazıt’ta başka bir ekiple buluştuk ve 16 kişilik bir grup olduk. Perşembe günü 3200 metre kampına çıktık, orada bir gece kaldık. Ertesi gün 4200 metre kampına geçtik ve bir gece de orada konakladık. 4 bin 200 kampında vücudumuzu yüksek irtifaya alıştırmak için aklimatizasyon yani yükseklik alıştırması yaptık, kısa mesafeli iniş-çıkışlar gerçekleştirdik. Gece saat 02:00’de yola çıktık ve sabah 06:30-07:00 civarında bin 137 metrede, buzulların olduğu zirveye ulaştık. Yorucu, kararlılık, sabır ve biraz da cesaret gerektiren bir yolculuktu. Turan Sansarcı, Hasan Semerci, Yasin Ulbay ve ben, dört çılgın olarak Eskişehir’den yola çıkıp zirveyi tamamladık" dedi. "Zirvede olmak büyük bir mutluluk verdi" Ayrıca herkese mutluluklarından bahseden ve herkese bu dağcılığı tavsiye eden Nebioğlu "Güzel oldu, çok mutlu olduk. Zirvede olmak büyük bir mutluluk verdi. Bayrağımızı orada dalgalandırdık, bu bizim için hayat boyu unutulmaz bir anı oldu. Bundan sonra inşallah başka zirvelere de çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye’de çok farklı dağlar var; Doğu’da, Güneydoğu’da, Karadeniz’de Kaçkarlar, Niğde’de Demirkazık, Hasan Dağı var. Hedeflerimiz arasında bunlar var, onlara da devam edeceğiz. Arkadaşlara, özellikle gençlere ve hevesli olanlara tavsiye ederim: Doğada olmak, dağda olmak huzur verici. Kamp yapmak, çadır kurmak, o havayı teneffüs etmek çok farklı bir duygu. Huzur veriyor, insana farklı duygular yaşatıyor. Bizimle yürüyen 65-70 yaşında arkadaşlarımız var. Oturup farklı şeyler beklemesinler; yürüyüş ve doğayla iç içe olmak harika bir şey. Vücut direncini artırıyor, insanı daha güçlü kılıyor ve hayata proaktif bir bakış açısı kazandırıyor. Gerçekten hoş bir şey, herkese tavsiye ederim" ifadelerini kullandı.