Yerel Haberler
Eskişehir
ESOGÜ Gündem programında ulaşım sorunları ve çözüm önerileri ele alındı 01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:56:34 Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Gündem programında konuşan Prof. Dr. Murat Karacasu, "İnsanlarımız gittikleri yerlere tamamıyla özel araçlarıyla; evinin otoparkından gittiği dükkanın önüne kadar araçlarıyla gitmek istiyor. En büyük sorun da burada" dedi. ESOGÜ Kurumsal İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi, Medya Birimi tarafından hazırlanan video içeriği ESOGÜ Gündem’de bu hafta ESOGÜ Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, İnşaat Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Karacasu, Türkiye’de ve Eskişehir’de yaşanan ulaşım sorunlarını ele aldı. Kent içi trafik yoğunluğunun en önemli sebeplerinden birinin özel araç kullanımındaki artış olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Murat Karacasu, toplu taşıma araçlarının daha verimli alan kullanımı sağladığını belirtti. Özel araçların kişi başına düşen yol işgalinin toplu taşımaya kıyasla yaklaşık 10 kat daha fazla olduğunu vurgulayan Karacasu, bisiklet yolları ve yaya öncelikli ulaşım politikalarının önemine değinerek, bisiklet sürücülerine ve yayalara trafikte saygı gösterilmesinin önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Murat Karacasu ayrıca, Türkiye’de araç sahipliğinin artış eğiliminde olduğu ve önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde trafik sorunlarının daha da büyüyebileceğini ifade etti. "Özel araçlarla toplu taşıma aracı kullanmamız arasında 10 katı alan farkı var" Prof. Dr. Murat Karacasu, ESOGÜ Gündem’de yaptığı değerlendirmede, "İnsanlarımız trafik içerisinde gittikleri yerlere tamamıyla özel araçlarıyla evinin otoparkından gittiği dükkanın önüne kadar araçlarıyla gitmek istiyor. En büyük sorun da burada. Özel araçların boyutlarını düşünün 2,5 metreye 4 metre. İçinde 2 kişi olduğu zaman bu kişi başına trafikte 5 metrekare yer işgal ediyor anlamına gelir. Toplu taşıma araçlarını kullandığınız zaman yine 2,5 metreye 12 metrelik bir otobüs düşünün, içinde 60 kişi olduğu zaman siz burada kişi başına 0,5 metrekarelik bir yol işgal etmiş oluyorsunuz. Bu da demek oluyor ki, özel araçlarla toplu taşıma aracı kullanmamız arasında 10 katı alan farkı var. Kent içlerindeki trafik problemleri daha çok özel araç kullanımından kaynaklanıyor" dedi. "Kentlerimizdeki en büyük sorunlardan biri de merkezi iş alanları" 5 ila 10 yıl içinde trafik sorunlarının daha çok artacağını belirten Karacasu, "Bizim kentlerimizde problemlerimiz daha oluşmadı. Çünkü Amerika’da bin kişinin 850’sinde özel araç var. Avrupa’ya baktığınız zaman bin kişinin 700’inde araç var. Bizim ülkemizde Eskişehir ortalamalarını düşünürsek, bin kişiden şu anda 400 kişinin aracı var. Yani bizim problemlerimiz 5-10 yılda çok daha fazla artacak. Kent Merkezlerine alternatif yaşam merkezleri, uydu kentler oluşturmak gerekiyor. Kentlerimizdeki en büyük sorunlardan biri de merkezi iş alanları. Yabancı kaynaklarda bunu Central Business District (CBD) şeklinde görebilirsiniz. Bu ne demektir? Merkezi iş alanı. İnsanların sosyo-kültürel ihtiyaçlarının karşılandığı, eğlence hayatının karşılandığı, devlet işlerinin karşılandığı yerlerin bir arada toplandığı yerlere diyoruz. Bizim de Eskişehir özelinde örneğin Köprübaşı merkezi iş alanıdır. Peki ulaştırma planlamasında eğer kent merkezinde bu sorun varsa biz bunu nasıl çözebiliriz? Öncelikle bizim bu kent merkezindeki trafiği yoğunluğunu azaltmamız gerekiyor. Bunun için de şehrin dışında yeni yerleşim merkezleri, uydu kentler oluşturmamız gerekiyor. Ama bu uydu kentleri de oluştururken tabii ki insanların sosyo-kültürel ihtiyaçlarını, günlük ihtiyaçları karşılayacağı market, eğlence hayatı, okul, banka gibi yerleri de o uydu merkezlerinde mutlaka koymamız gerekiyor. Yani insanların şehir merkezine gelmelerini engelleyecek şekilde ihtiyaçlarını o bölgelerde karşılamak gerekiyor. Bu merkezleri de planladığınız zaman önce altyapısını, yollarını oluşturacaksınız. Sonradan bu yolların altyapısı oluşturulmuş yere gerektiği kadar insanı göndereceksiniz" ifadelerini kullandı. "Bisiklet yolları insanların gelişmişlik seviyesini gösterir" Trafik bakımından geleceğe yönelik bir planlama yapılmadığına dikkat çeken Karacasu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günübirlik çözümler düşünülüyor. Oysa ulaştırma planlamasında kısa vadede 20 yıl, uzun vadede 40 yıl gibi süreçler için çözümleri görüp buna göre planlamalarımızı yapmamız gerekiyor. Bisiklet yolları insanların gelişmişlik seviyesini gösterir. Son günlerde biliyorsunuz ülkemizde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da etkisiyle bisiklet yollarımız oluştu. Ayrıca tüm dünyada insanların yaya olarak dolaştığı meydanlar görüyorsunuz. Bisiklet yolları görüyorsunuz. Bu bisiklet yolları dikkat ettiyseniz taşıt trafiğiyle ayrı bir şekilde değil. Hem zemin olarak aynı seviyededir. Bu insanların gelişmişlik seviyesini de gösteriyor aslında. Bizim Eskişehir’imizde örneğin bisiklet yolları için bu banketler yüksek oldu diye bazı yorumlar oldu ama öncelikle aynı seviyede yapıldı. Sürücüler bu bisiklet yollarına park ettiler. Yüzeyindeki boyaların kalkmasına sebep oldu. Sonradan delinatörler yapıldı. Delinatörler yapıldıktan sonra da insanlar o delinatörlerle beraber park etmeye başladı. Tabii ki belediyede de, bizim üniversitemizde de söz konusu bisiklet yollarında mecburen sert tedbirler uygulanmak zorunda kalındı. Tüm dünyada yaya ve bisikletlere çok büyük saygı vardır. Biz de yaya ve bisikletlilere saygı göstermeli, öncelikleri onlara vermeliyiz. Lütfen yaya geçitlerinde ve bisiklet yollarında birazcık frenleyerek daha kontrollü bir şekilde geçelim."
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:54 Anadolu Üniversitesi’nde ’81 İlde Kitap Okuyoruz’ etkinliği düzenlendi Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı tarafından 62’nci Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında, kitap okuma alışkanlığını teşvik etmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla ’81 İlde Kitap Okuyoruz’ etkinliği gerçekleştirildi. Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Necmettin Oğur, etkinliğin açılış konuşmasında, "Her yıl mart ayının son pazartesi günüyle birlikte başlayan hafta, ülkemizde ‘Kütüphane Haftası’ olarak kutlanıyor. Kütüphaneler, yalnızca raflar arasında dizilmiş kitapların muhafaza edildiği mekânlar değil; bilginin izini süren zihinlere yol açan, merakı besleyen ve sorgulayan bireylerin yetişmesine zemin hazırlayan canlı merkezler olarak hayatımızda yer alıyor. Üniversitemiz öğrencileri ve çalışanlarımız çok şanslı çünkü kütüphanemiz, ülkemizin, bölgemizin ve şehrimizin en önemli kütüphanelerinden biridir. Kütüphanemiz, basılı ve elektronik kaynaklar açısından zengin bir kaynağa sahiptir. Kullanıcılarımıza veri tabanları, e-dergiler ve diğer elektronik kaynaklar aracılığıyla zaman ve mekân kavramından bağımsız olarak erişim sunuluyor. Kütüphane bünyesinde yürütülen özel projelerle Osmanlıca kitaplar, yerel gazeteler, el yazması eserler ve nadir basmalar dijital ortama aktarılıyor. Bu sayede fiziksel olarak yıpranmaya açık tarihi belgeler korunurken, araştırmacılar bu nadir kaynaklara dünyanın her yerinden ulaşabiliyor. Kullanıcıların bilgi okuryazarlık becerilerini artırmak ve kütüphaneden maksimum verim almalarını sağlamak amacıyla tanıtım faaliyetlerimiz sürüyor. Kütüphaneler sadece ders kitaplarının olduğu yerler değildir. Bu nedenle size önerimiz kütüphanede ders çalışın, sınavlara hazırlanın, fakat kitapların büyülü dünyasından da uzak durmayın" dedi. "Her kitap bir sonrakine yol açar" Etkinlikte konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir ise, şu ifadeleri kullandı: "Bütün kitaplar, bir sonraki okuyacağınız kitabı daha iyi anlamak için okunur. Çünkü her kitap, diğer kitaplara giden bir yol haritası sunar. Kütüphaneler, bilgiyi öğrenmek isteyenlerin en önemli adresi olmaya devam edecektir. Biz de kütüphanemizi geleceğe hazırlıyor, yeni nesillere nasıl daha faydalı olabiliriz sorusuna yanıt arıyoruz." Anadolu Üniversitesi’nde en fazla ödünç kitap alan üç personel ve üç öğrenciye hediye takdim edildi. Toplu kitap okunması ile sona eren programa Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük, Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Necmettin Oğur ile çok sayıda akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 15:52 Europen’e büyük onur: İhracat şampiyonluğu ödülünü Bakan Ömer Bolat takdim etti İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) tarafından düzenlenen "2025 İhracatın Yıldızları" ödül töreninde Europen, İnşaat Plastikleri kategorisinde 5’inci kez birinci olarak ihracat şampiyonluğunu perçinledi. Türkiye’nin ihracat odaklı büyüme vizyonuna katkı sunan lider şirketlerden Europen Dış Ticaret A.Ş., başarılarına bir yenisini daha ekledi. Kimya sektörünün en prestijli organizasyonları arasında gösterilen törende, Europen’in ödülü, Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından takdim edildi. Şirket adına ödülü, Europen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tuğba Öztürk aldı. Sektörde değişmeyen liderlik Devlet protokolü ve sektörün önde gelen temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen törende, Europen’in 2025 yılı ihracat performansı büyük takdir topladı. İnşaat plastikleri alanında Türkiye birincisi olan şirket, sürdürülebilir büyüme stratejisi ve istikrarlı performansıyla dikkat çekti. 5 yıllık başarı hikâyesi: istikrar ve güven Daha önce dört kez aynı ödüle layık görülen Europen, bu yıl elde ettiği beşinci şampiyonlukla başarısını kalıcı bir kurum kültürüne dönüştürdüğünü bir kez daha kanıtladı. Rekor ihracat performansı ile 2025 yılı itibarıyla 100 milyon dolar ihracat eşiğini aşan Europen, Türkiye’nin katma değerli ihracat hedeflerine güçlü katkı sağlamayı sürdürüyor. Başta Avrupa olmak üzere birçok uluslararası pazarda aktif rol alan şirket, yerli üretimin kalitesini global standartlarla buluşturuyor. İnovasyon Odaklı Büyüme: Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarıyla sektörde trend belirleyen Europen, inşaat plastikleri alanında öncü konumunu pekiştiriyor. 2026 hedefi: Yeni pazarlar, daha büyük vizyon Bu anlamlı ödül, Europen’in küresel büyüme yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olurken; şirket, 2026 yılı hedefleri doğrultusunda özellikle Amerika pazarı odaklı yeni yatırımları ve artırılacak üretim kapasitesiyle Türkiye’nin ihracat gücüne liderlik etmeye devam etmeyi amaçlıyor. Europen, sürdürülebilir başarı anlayışı ve yüksek kalite standartlarıyla Türkiye ekonomisine değer katmayı kararlılıkla sürdürüyor.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 15:47 Eskişehir’de öğrencilere ilk yardım ve Minik 112 Eğitimi verildi 2021-2030 Karayolu Trafik Güvenliği Strateji Belgesi ile bu belgenin uygulama adımlarından biri olan 2024-2027 Karayolu Trafik Güvenliği Eylem Planı kapsamında, temel eğitim ve ortaöğretim kurumlarında trafik güvenliği ve ilk yardım kulüplerinin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Bu kapsamda, iş birliği yapılacak kurumlar arasında yer alan Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Acil Sağlık Hizmetleri Birimi organizasyonuyla 31 Mart 2026 tarihinde Eskişehir Gündüzler İlkokul ve Ortaokulu öğrencilerine yönelik İlk Yardım Farkındalık Eğitimi ile Minik 112 Eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimlerde öğrencilere; acil durumlarda doğru davranış biçimleri, 112 Acil Çağrı Merkezi’nin doğru ve etkin kullanımı, temel ilk yardım farkındalığı ile trafik güvenliği konusunda bilinç kazandırmaya yönelik bilgiler verildi. Uygulamalı ve interaktif şekilde gerçekleştirilen eğitimlerde öğrencilerin konuya yoğun ilgi gösterdiği gözlendi. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, çocuk yaşta kazanılan ilk yardım ve acil durum bilincinin hem bireysel hem de toplumsal açıdan büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, bu tür eğitim faaliyetlerinin önümüzdeki süreçte de devam edeceğini ifade etti. Gerçekleştirilen eğitimle, öğrencilerde erken yaşta trafik güvenliği, ilk yardım ve acil sağlık hizmetleri konusunda farkındalık oluşturulması hedeflenirken; aynı zamanda güvenli yaşam kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sağlanması amaçlandı.
Üniversite tercih döneminde uzman uyarıları
25 Temmuz 2025 Cuma - 12:18 Üniversite tercih döneminde uzman uyarıları Eskişehir’de eğitim sektöründe çalışan Sinan Akın, öğrencilerin tercih dönemi süreciyle ilgili konuştu. Üniversite tercih dönemi devam ederken, öğrencilerin sadece popülerliğe göre değil, yetenek ve ilgi alanlarını da göz önünde bulundurarak tercih yapmaları gerektiğine dikkat çekiliyor. Eğitim Kurumu’nda yönetim temsilcisi ve rehberlik koordinatörü Sinan Akın, tercih dönemi süreciyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Her yıl olduğu gibi bu yıl da standart bir tercih döneminin yaşandığını belirten Akın, son yıllarda öğrencilerde iş bulma kaygısının artmasıyla gündemdeki bölümlere yönelim olduğunu ifade ederek; "Son yıllarda öğrencilerin iş konusundaki kaygıları arttığı için tercih yaparken revaçta olan bölümlerle ilgili tercih yapmaya çalışıyorlar. Yeteneklerine ve ilgilerine göre, okuduklarında mutlu olabilecekleri şekilde tercih yapmaları daha iyi olur. Çünkü zaman çok hızlı geçiyor, şu anda revaçta olan ama 4 yıl sonra tükenebilecek meslek türleri de var. İleride daha iyi şartları olabilecek ya da iş olanağı artacak meslekleri, yeteneklerine göre belirleyebilirler" dedi. "Sıralama puandan daha önemli" Adayların, tercih yaparken puana değil sıralamaya odaklanmaları gerektiğini vurgulayan Akın, "Tercih kısmında ise önemli olan puan değil sıralama. Yıllardır üniversitelerde ve bölümlerde genel olarak sıralamalar değişmez. Sıralamalara dikkat etmeleri gerekiyor. 10 bin üstü 20 bin altı aralığı en güvenilir olandır. Çok uç bir sonuç çıkmaz ve o aralıklarda genelde yerleşirler" ifadelerini kullandı. "Kampüs hayatı öğrencinin bakış açısını değiştirir" Akın, tüm öğrencilerin üniversite kampüs ortamını deneyimlemesi gerektiğini de belirterek; "Bütün öğrencilerin kampüs havası içerisinde olan bir üniversite görmesini isterim. Kampüs hayatı öğrencisinin dünyasını genişletir. Kendi mesleğine bakış açısı da değişir" şeklinde konuştu. Yapay zekâ bölümleri ön plana çıkıyor Teknolojik gelişmelere de değinen Akın, yapay zekânın yakın gelecekte eğitim sistemini bile değiştireceğini belirterek bu alandaki bölümlerin önü açık olduğuna dikkat çekti şunları anlattı; "Yapay zekâ, hayatın her alanına giriyor. Yapay zekâ birkaç sene sonrasında eğitim sektörünü de etkileyecek. Eğitim ve sınav sistemiyle ilgili bazı değişiklikler yaşanabilir. Bir sonraki nesillerin bilgisayarın içerisinde doğup devam eden bir hayatları var. Bu alana ilgisi ve yeteneği olan, özellikle matematiği seven öğrenciler için ideal bir tercih olabilir." "Okumayacakları bölümleri yazmasınlar" Tercih döneminde adayların sık yaptığı hatalarından birinin de, aslında okumayı istemedikleri bölümü tercih listelerine eklemeleri olduğunu belirten Sinan Akın, bu durumun ciddi bir puan kaybına neden olabileceğini söyledi. Akın, "Öğrenciler ‘kazansam da okumam’ dediği bölümleri yazmamalılar. Çünkü yerleştikleri halde kayıt yaptırmadıkları takdirde, bir sonraki yıl ortaöğretim başarı puanının yarısı kesiliyor. Ortalama 20-25 puan gibi bir düşüş olacaktır. Bu puan kaybı yeni dönemde daha çok çalışmalarını gerektirecek." dedi. "İş imkanlarının bulunduğu şehirde eğitim almalılar" Başarı sırasının yüksek olduğu öğrencilerin, mümkünse iş imkanlarının bulunduğu şehirlerde eğitim almalarının da önemli olduğuna dikkat çeken Akın, "Başarı sırası yüksekse mutlaka iş alanının olduğu yerlerde eğitim almalılar. Böylece staj süreçleri daha verimli geçiyor ve mezuniyet sonrası işe geçiş süreci kolaylaşabiliyor" diye konuştu. Mezuna kalmak kararlılık istiyor Mezuna kalma kararıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Akın, bu sürecin bilinçli şekilde planlanmadığı takdirde öğrenciler için olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyleyerek, "İki türlü mezuna kalma var. Biri zorunluluktan, diğeri ise daha iyi bir hedefe ulaşmak için. Eğer daha yüksek bir hedef için mezuna kalınıyorsa, istikrarlı ve planlı olmak şart. Aksi halde öğrencinin performansı gerileyebilir" uyarısında bulundu. Mezuna kalan öğrencilerin rehberlik desteği alarak sistemli bir şekilde çalışmaları gerektiğini vurgulayan Akın, "Eğer gerçekten kendine güveniyorsa, bir yılını bu hedef için ayırabilir. Rastgele yazılacak bir bölüme yerleşmektense bir yıl daha çalışmak, ömür boyu sürecek bir memnuniyet sağlayabilir. Bu karar gelecekteki yaşamını da doğrudan etkileyecektir" şeklinde ifade etti.
Beylikova Belediyesi’nden örnek üretim ve dayanışma
25 Temmuz 2025 Cuma - 12:15 Beylikova Belediyesi’nden örnek üretim ve dayanışma Eskişehir Beylikova Belediyesi, tarımsal üretime dayalı kalkınma modelinde başarılı bir örnek sergileyerek hem belediye bütçesine katkı sağladı hem de sosyal dayanışmanın güçlü bir örneğini hayata geçirdi. 2025 yılı hasat sezonunda arazilerden toplam 450 ton arpa ve buğday elde edildi. Hasat sonrası yapılan kalite analizlerinde üretilen buğdayların, yüksek kalite standartlarında ve ekmeklik un üretimine uygun olduğu belirlendi. Bu önemli gelişme, hem üretim kapasitesinin hem de ürün kalitesinin geldiği noktayı gözler önüne serdi. Elde edilen ürünlerin büyük bir bölümü, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) satılarak belediyeye gelir olarak kazandırıldı. Bunun yanında, gelecek sezon için gerekli olan tohumluk buğday da ayrılarak sürdürülebilir tarım politikası uygulamaya konuldu. Ancak Beylikova Belediyesi’nin başarısı sadece üretimle sınırlı kalmadı. Kendi üretimi olan buğdaylar, klasik taş değirmenlerde öğütülerek una dönüştürüldü. Elde edilen her biri 25 kilo olan 500 çuval un, ilçede tespit edilen ihtiyaç sahibi 500 aileye ücretsiz olarak dağıtılmak üzere hazırlandı. "450 tonluk büyük bir hasat elde ettik" Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Bu yıl, kendi imkânlarımızla ekip biçtiğimiz arazilerimizden 450 tonluk büyük bir hasat elde ettik. Ürettiğimiz buğdaylar analizlerden başarıyla geçti ve ekmeklik olarak sınıflandırıldı. Bu, bizim ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Hasadımızın bir kısmını TMO’ya satarak belediyemize gelir sağladık, bir kısmını ise un haline getirip 500 aileye ulaştırıyoruz. Bu hem üretken hem de sosyal belediyecilik anlayışının somut bir göstergesidir." Bu çalışma, Beylikova Belediyesi’nin sadece hizmet sunan değil, aynı zamanda üreten, paylaşan ve dayanışmayı büyüten bir yerel yönetim anlayışını benimsediğini gözler önüne serdi. Belediyenin örnek uygulaması, kırsal kalkınma, gıda güvenliği ve toplumsal dayanışma açısından önemli bir model oluşturuyor.
Vatandaşların tatil keyfi kabusa dönmesin
25 Temmuz 2025 Cuma - 11:53 Vatandaşların tatil keyfi kabusa dönmesin Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Şerif Şamil Kahraman, yaz aylarında artan dış kulak enfeksiyonlarına karşı önemli uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Şerif Şamil Kahraman, deniz suyu enfeksiyon kaynağı olabileceğini, kulak kirinin ise suyla şişip ağrı yapabileceğini belirtti. Ayrıca havuz şakalarının kulak zarını zedeleyebileceğini aktaran Kahraman, vatandaşların kulak sağlığına dikkat etmesinin tatil keyiflerini koruyabileceğini aktardı. Son olarak ise Kahraman yaz mevsimiyle birlikte havuz ve deniz keyfi artarken, kulak sağlığı ihmal edildiğinde tatil keyfinin hastane koridorlarına taşındığını söyledi. Klorlu su yeterli değil, havuzlar tehlike saçabilir Klorlu olsa da düzenli temizliği yapılmayan, su sirkülasyonu yeterli olmayan havuzların, bakteri ve mantar enfeksiyonları açısından büyük risk taşıdığına dikkat çeken Dr. Kahraman, "Havuz kurallarına uyulmaması, rüzgar etkisiyle gelen kirleticiler ve havuz kullanıcılarının hijyen kurallarına uymaması bu riski artırıyor. Bu farklılık, kulak kanalının doğal koruma mekanizmasını etkileyerek deniz suyunun enfeksiyonlara zemin hazırlamasına neden olabilir. ’Tuzlu su mikrop öldürür’ düşüncesinin her zaman geçerli değil, özellikle kirli sahillerde dikkatli olunması gerekiyor" diye konuştu. Kulak kiri ve havuz şakaları tatilinizi bozmasın Kişinin başının aniden suya daldırılmasının da farklı sorunlara yol açabileceğini ifade eden Doç. Dr. Kahraman, "Kulakta buşon varsa ve suyla temas ederse, şişerek kulak kanalını tıkayıp ağrıya ve işitme kaybına neden olabilir. Havuz, göl ya da denize girildiğinde sulu şakalar da yapılabilmektedir. Bu şakalar sırasında kişilerin suya aniden başının bastırılması durumunda ya da bu kişilerin suya aniden sallanarak atılması sırasında veya ani suya düşüş durumlarında kulak barotravmaya (basınç sarsısı) uğrayabilmekte ve kulak zarında delik oluşabilmektedir. Egzema, sedef hastalığı gibi cilt hastalıkları olan kişilerde kaşınma nedeniyle oluşan travmalar ve cilt bariyerinin bozulması bu kişileri dış kulak iltihabına yatkın hale getirir" şeklinde konuştu. Yaz aylarında dış kulak iltihabı artıyor Tanının otoskop veya endoskop ile konduğunu belirten Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Şerif Şamil Kahraman, "İltihap seviyesine göre topikal damlalar, asidik çözeltiler, kulak fitilleri veya gerekirse sistemik antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Kulak tıkanıklığı her zaman kirden kaynaklanmayabilir, ödem nedeniyle oluşan şişlik de bu hissi oluşturabilir. Kulak kurcalamaktan kaçınılması gerekiyor. Dış kulak yolu iltihabının her yaş grubunda görülebilir, özellikle kulak kanalı dar olan çocukların ve yüzücülerin risk altında olduğunu söyleyebilirim. Kulakta ağrı, kaşıntı, tıkanıklık, akıntı gibi belirtiler yaşayanların KBB uzmanına başvurmaları gerekiyor." diye anlattı. Kulak sağlığı için 7 altın öneri Doç. Dr. Kahraman son olarak sağlıklı kulaklar için, "Kirli sulardan uzak durun. Kulak içine saç spreyi, boya gibi kimyasalların temasından kaçının. Yüzme sonrası sadece dış kısmı yumuşak havluyla kurulayın. Saç kurutma makinesini 30 cm mesafeden düşük ayarda kullanabilirsiniz. Kulak zarında delik varsa mutlaka tıkaç kullanın. Geçirilmiş enfeksiyon ya da ameliyat varsa mutlaka doktora danışın. Dış kulak iltihabınız varsa kulak spreyleriyle kuruluk sağlayın, su temasından kaçının" önerilerinde bulundu.
Eskişehir’de sigarayı bırakmak isteyenlere yeni merkez
25 Temmuz 2025 Cuma - 11:25 Eskişehir’de sigarayı bırakmak isteyenlere yeni merkez Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından tütünle mücadele kapsamında Şirintepe Sağlıklı Hayat Merkezi’nde kurulan Sigara Bırakma Polikliniği, 28 Temmuz Pazartesi günü itibarıyla vatandaşlara hizmet vermeye başlayacak. Tütün kullanımının kalp hastalıkları, KOAH, inme ve kanser gibi ciddi hastalıklara yol açtığına dikkat çeken İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, bu doğrultuda bireye özel desteklerin sağlandığı yeni bir poliklinikle mücadeleye devam ettiklerini belirtti. Polikliniğin açılışına İl Değerlendirme Komisyonu Başkanı Uzm. Dr. Burcu Işıktekin Atalay, Sağlık Hizmetleri Başkanlığı’ndan Dr. Fusün Yahya ve Tütünle Mücadele Birimi’nden Sağlık Memuru Şeref Biçer katıldı. Merkezdeki çalışmaları sorumlu hekim Dr. Pakize Gizem Topçu yürütecek. Poliklinikte; bireysel değerlendirme, nikotin bağımlılık düzeyinin ölçülmesi, ilaç tedavisi, davranışsal danışmanlık ve düzenli takip hizmetleri sunulacak. Tüm bu hizmetlerin ücretsiz olacağı kaydedildi. "Sigarayı bırakmak isteyen her vatandaşımıza rehberlik edeceğiz" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, açılan polikliniğin önemine değinerek, "Tütün bağımlılığı ile mücadelede en etkili adımlardan biri, doğrudan ve bireye özel destek sunabilen merkezler oluşturmaktır. Şirintepe Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde hizmet vermeye başlayacak Sigara Bırakma Polikliniğimiz, bu alandaki önemli bir ihtiyaca cevap verecek. Bilimsel yöntemlerle, uzman hekimlerimiz eşliğinde yürütülecek bu süreçte, sigarayı bırakmak isteyen her vatandaşımıza rehberlik edeceğiz. Bununla birlikte, merkezimizde sadece tütün bağımlılığı değil; sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, psikososyal destek gibi birçok başlıkta da ücretsiz hizmetler sunulmaktadır. Tüm hemşehrilerimizi bu çok yönlü sağlık hizmetlerinden yararlanmaya davet ediyoruz" dedi. Yetkililer, vatandaşların doğrudan Şirintepe Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurarak ya da ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı üzerinden randevu alarak hizmetlerden faydalanabileceğini belirtti.
Güneş enerji sistemleri tercih değil zorunluluk olacak
25 Temmuz 2025 Cuma - 10:07 Güneş enerji sistemleri tercih değil zorunluluk olacak Eskişehir’de 6 yıldır güneş enerjisi sistemleri satışı ve montajı yapan Cemil Özcan, bu enerjinin ilerleyen zamanlarda tercih değil, zorunluluk olacağını belirtti Günümüzde fosil yakıtların yavaş yavaş tükenmeye başlaması ve maliyet artışları ile birlikte yenilenebilir enerji sistemleri göz önüne çıkıyor. Bu noktada güneş enerjisi sistemleri hem tarımsal amaçlı, hem de genel kullanım amaçlı olarak tercih ediliyor. Her bütçeye göre kurulabilen sistemler maliyetlerini 24 ila 30 ay arasında amorti ederek ekonomik açıdan da göze çarpıyor. "Bu sistemin kendini amorti etme süresi maksimum 2 yıl" Artan güneş enerji sistemleri alanında 6 yıldır çalışan Cemil Özcan, bu kaynağın gelecekte bir tercih değil zorunluluk olacağını belirtti. Güneş enerji sistemlerinin Türkiye’de yeni yeni popüler olduğunu aktaran Cemil Özcan, "Türkiye genelinde solar enerji sektörü çok uzun vadeli tanınan bir sektör değil, yaklaşık 8-10, belki 15 yıllık bir geçmişi var. Maliyet, hangi çerçeveden baktığınıza bağlı. Solar sistemlerde önden bir bedel ödemeniz gerekiyor. Bunu iki ayakla değerlendirebiliriz, özellikle tarımsal sulamada. Tarımsal sulamada iki seçenek var: Bir, jeneratörle fosil yakıt yakarak; iki, doğrudan elektrik satın alarak. Elektrik satın almak, eğer şartlar uygun değilse zaten imkânsız. Jeneratörle fosil yakıt kullanımı ise ciddi maliyetlere yol açıyor. Günümüzde bir litre mazot 50 TL civarında, bu da çiftçiye büyük bir yük getiriyor. Dolayısıyla, GES projelerinde, yani güneş enerjisiyle tarımsal sulamada, ilk etapta kurulum maliyeti hatırı sayılır olabilir. Mesela, 7 kilowattlık bir sistem rastgele bir miktarda mal olsa, bu sistemin kendini amorti etme süresi maksimum 2 yıl, yani 24-30 ay arasında. Üçüncü sulamada, zam gelmediğini varsayarsak, sistemi bedava gibi kullanıyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde doğalgaza ve elektriğe yaklaşık yüzde 25 zam geldi. Bu durumda, belki 24 ayda sistem kendini amorti eder ve tüm sistem sizde kalır." dedi. "Maliyetler tamamen tüketime bağlı" Güneş enerji sistemlerinin maliyetleri hakkında konuşan Özcan, şunları anlattı; "Maliyet bu sistemlerde tüketimle alakalı. Çiftçinin hangi pompayı kullandığına bağlı. Örneğin, 10 beygirlik bir pompa için sistemi 15 beygir üzerinden planlamak zorundayız. Kullandığımız paneller mono panel; yani illa güneş görmesi gerekmiyor, aydınlıkta da üretim yapabiliyor. Sulama, günün erken saatlerinden güneş batımına kadar sürüyor. Direkt maddi bir rakam söylemek doğru olmaz, proje odaklı bakmak lazım. Mesela, daha ufak bir sistem için 6 panelli bir sistem, 70-80 bin TL civarında. Büyük bir sistem içinse, mesela 65 panellik içinde bulunduran bir sistem yaklaşık 480 bin TL civarında. Ama bu fiyatlar minimum ya da maksimum değil daha da 1-2 milyonlara kadar da çıkabilir tamamen tüketimle ilgili." "Bu sistemleri tercih etmeyeceksiniz, zorunlu hale gelecek" Maliyetlerin yerli üretim olması durumunda düşeceğini aktaran esnaf Özcan, "Bu işin içindeyiz diye söylemiyorum, ama öyle bir an gelecek ki bu sistemleri tercih etmeyeceksiniz, zorunlu hale gelecek. Ormanlarımız yanıyor, doğadaki kaynaklar tükeniyor. Talep etmeseniz bile mecburiyet sizi bu yöne yönlendirecek. En büyük zafiyetimiz, solar panellerin içindeki hücreleri hâlâ üretemiyor olmamız. Yerel veya milli denen paneller, sadece montaj anlamında milli. Ham madde hâlâ dövizle yurt dışından geliyor. Bunu çözersek, enerji ve kurulum maliyetleri düşecek, arz-talep artacak ve sisteme ulaşım kolaylaşacak. Buradan devlete seslenmek istiyorum: Bu sistemleri talep edenler için ucuz kredi imkânları, hibe veya destekler sağlanırsa, sadece çiftçilik değil, her alanda daha fazla kişi bu sistemlere ulaşabilir" şeklinde konuştu.
Anadolu Üniversitesi’nden Kerkük’e akademik köprü
25 Temmuz 2025 Cuma - 09:46 Anadolu Üniversitesi’nden Kerkük’e akademik köprü Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’in Irak ziyareti, Türkmeneli bölgesine yönelik anlamlı ve stratejik temaslarla dikkat çekti. Rektör Adıgüzel, Kerkük Üniversitesi’nden Türkmeneli Vakfı’na, Irak Türkmen Akademisyenler Birliği’nden öğrenci birliklerine kadar geniş bir yelpazede temaslarda bulundu. Ziyaretin merkezinde ise eğitim alanında iş birliklerini güçlendirme hedefi yer aldı. İlk durağı Kerkük Üniversitesi olan Prof. Dr. Adıgüzel, Kerkük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İmran Jamal Hassan ile birlikte 2 üniversite arasında akademik iş birliğini pekiştirecek bir mutabakat zaptına imza attı. Bu anlaşma ile öğretim elemanı ve öğrenci değişimi başta olmak üzere, eğitim ve araştırma alanlarında ortak çalışmaların önü açıldı. "Bu programlar yurt dışında yaşayan Türk toplulukları için önemli bir fırsat" Kerkük Üniversitesi ziyaretinin ardından Türkmeneli Cephesi’ne geçen Rektör Adıgüzel, burada Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Haitam Muhtaroğlu ile bir araya geldi. Rektör Adıgüzel, Anadolu Üniversitesi’nin özellikle açık ve uzaktan eğitim alanındaki faaliyetlerine dikkat çekti. Açıköğretim Fakültesi’nde yürütülen 52 program ve Türk Dili ve Kültürü Programı hakkında kapsamlı bilgiler veren Adıgüzel, bu programların yurt dışında yaşayan Türk toplulukları için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Ziyaret programı çerçevesinde, Türkmeneli Vakfı ile de bir araya gelen Rektör Adıgüzel’e, Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Öğr. Gör. Dr. Zekiye Doğan eşlik etti. Görüşmelerde, Kerkük’teki Türkmen halkına yönelik uzaktan eğitimle sunulan Türkçe programların etkisi ve yaygınlaştırılması ele alındı. Anadolu Üniversitesi’nin dijital eğitim imkanlarının etkisi Son durak ise Irak Türkmen Akademisyenler Birliği oldu. Burada, Birlik Başkanı Dr. Morad Saib Mahmud tarafından karşılanan heyet, Anadolu Üniversitesi mezunları ve Türkmen Öğrenciler Birliği üyeleriyle buluştu. Toplantılarda, üniversitenin yüksek lisans ve doktora programları hakkında bilgi verildi; ayrıca Kerkük’ün ileri gelen akademisyenleri ile Anadolu Üniversitesi’nin sunduğu dijital eğitim imkanlarının bölgede oluşturabileceği etki değerlendirildi. Ziyaretin ardından yapılan değerlendirmelerde, özellikle Irak Türkmen bölgesi ile Anadolu Üniversitesi arasında ilerleyen dönemde daha yoğun bir akademik değişim ve iş birliği sürecinin başlayacağına olan inanç dile getirildi.
Meteorolojiden Eskişehir için sıcaklık uyarısı
25 Temmuz 2025 Cuma - 09:44 Meteorolojiden Eskişehir için sıcaklık uyarısı Eskişehir’de hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin 5 ila 9 derece üzerinde seyretmesi beklenirken, özellikle kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlar ile yaşlılar ve çocukların günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 17.00 arasında açık alanda bulunmamaları konusunda uyarıda bulunuldu. Meteoroloji 3. Bölge Müdürlüğü tarafından yayımlanan günlük hava tahmin raporuna göre, 25 Temmuz 2025 Cuma günü Eskişehir genelinde havanın açık olacağı tahmin ediliyor. Sıcaklıkların 1-3 derece azalması öngörülse de, değerlerin mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye devam edeceği bildirildi. Raporda ayrıca, kuzeyli yönlerden orta kuvvette esecek rüzgarların, öğle saatlerinden itibaren aynı yönden zaman zaman kuvvetlice (30-50 km/saat) esmesinin beklendiği kaydedildi. En yüksek sıcaklık Sarıcakaya’da 42 derece İl ve ilçe bazında açıklanan tahminlere göre, en yüksek sıcaklığın 42 dereceyle Sarıcakaya’da, 40 dereceyle Mihalgazi’de, 38 dereceyle Alpu’da ve 37 dereceyle Beylikova ve Günyüzü’nde ölçülmesi bekleniyor. Kent merkezinde ise Odunpazarı, Tepebaşı, Çifteler, Mahmudiye ve Sivrihisar’da sıcaklıkların 35 dereceyi bulacağı belirtildi. Meteoroloji yetkilileri, sıcak havalar nedeniyle vatandaşların özellikle gün ortası saatlerinde dikkatli ve tedbirli olmaları gerektiğini vurguladı. Açık alanda çalışanların, yaşlıların, çocukların ve kronik hastalığı olan bireylerin sıcak çarpmasına karşı risk taşıdığı hatırlatılarak gerekli önlemlerin alınması istendi.