Yerel Haberler
Eskişehir
Eskişehir’de uygulanan proje UNDP bağımsız denetçisinden tam not aldı
24 Temmuz 2025 Perşembe - 10:22 Eskişehir’de uygulanan proje UNDP bağımsız denetçisinden tam not aldı Eskişehir’de iklim değişikliğine karşı tarımsal üretimde dirençli modellerin yaygınlaştırılması amacıyla uygulanan proje, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Bağımsız Denetçisi Carlos Ludena tarafından tam not aldı. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen "İklim Değişikliğine Dayanıklı Tarımsal Üretim Modelinin Uygulanması ve Yayımı Projesi" kapsamında denetim gerçekleştirildi. Denetim, İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş’ün makamında yapılan toplantıyla başladı. Proje faaliyetlerinin detaylı şekilde aktarıldığı toplantıda; Sakarya Nehri’ni besleyen yer altı su kaynaklarının korunması hedefiyle 4 milyon 550 bin metrekarelik alanda su tutma kapasitesi yüksek doğal toprak düzenleyiciler ve mikrobiyal gübrelerin kullanıldığı, ayrıca 2 bin adet az su tüketen meyve fidanı ile bahçelerin tesis edildiği bildirildi. Projenin başlangıcının 6 Aralık 2023’te imzalanan sözleşme ile yapıldığını hatırlatan yetkililer, ayrıca anıza ekim yapabilen tahıl ekim makinasının da çiftçilerin hizmetine sunulduğunu ifade etti. "Türkiye’den seçilen üç projeden biri" Toplantıda konuşan UNDP Bağımsız Denetçisi Carlos Ludena, Türkiye genelinde bu kapsamda değerlendirilen ilk projenin Eskişehir’deki uygulama olduğunu vurguladı. Ludena, Türkiye’den yalnızca üç projenin bu program çerçevesinde inceleneceğini belirterek, projenin yerel halk tarafından sahiplenilmesinin önemine dikkat çekti. Projenin ikinci fazının da Eskişehir’de uygulanmasının bölge ve ülke tarımı için büyük katkı sağlayacağı ifade edildi. Denetim, formların doldurulması ve iyi niyet temennilerinin ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Toplantıya İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş’ün yanı sıra, Birleşmiş Milletler Denetçisi Carlos Ludena, Proje Koordinatörü Yurdal Çetinkaya, Proje Ekibinden Mühendis Mutlu Subaşı ve Yasin Ustabaş ile ilgili kurum temsilcileri katıldı.
Bu sanat Eskişehir’i ziyaret edenleri şaşırıyorlar
24 Temmuz 2025 Perşembe - 09:55 Bu sanat Eskişehir’i ziyaret edenleri şaşırıyorlar Eskişehir Odunpazarı’nda cam temelli hediyelik ürünler yapan Feza Erden, kenti ziyaret edenlerin Türkiye’de böyle bir işçiliğin olduğuna çoğu zaman şaşırdıklarını dile getirdi. Erden, "Çünkü cam sanatı denince akla hep İtalya’nın Murano Adası geliyor" ifadelerini kullandı. Eskişehir Odunpazarı’nda cam temelli hediyelik dükkan sahibi Feza Erden, eşiyle birlikte 10 yıldır cam sanatıyla ilgileniyorlar. Ürünlerinin genellikle kadınlara yönelik el yapımı cam takılar tasarımları yapıp ve sattıklarını dile getiren Erden, en çok tercih edilen ürünlerinin cam takılar olduğunu ve bunların yanında fizyon tekniğiyle hazırladıkları cam tablolarında ev hediyesi veya kurumsal hediye olarak sıkça tercih edildiğini dile getirdi. Feza Erden, "Hem turistik hem de yerli ziyaretçiler, Türkiye’de böyle bir işçiliğin olduğuna çoğu zaman şaşırıyor. Çünkü cam sanatı denince akla hep İtalya’nın Murano Adası geliyor. Oysa biz de aynı teknikleri kullanarak camı sanatla buluşturuyoruz" ifadelerini kullandı. Biz bu sanatı belediyenin kursundan öğrendik Erden, "Biz eşimle birlikte bu sanatı belediyelerin açtığı kurslarda öğrendik, eşim daha çok yapım aşamasında kaldı ben de satış ve tasarım kısmına yöneldim. Bugün hem kadınlara özel cam takılar hem de şık ev aksesuarlarıyla müşterilerimize özgün ve yerli bir sanat sunmaktan gurur duyuyorum. Dükkanıma uğrayan herkes, camın ne kadar zarif bir hediyeye dönüşebileceğini kendi gözleriyle görebilir" ifadelerini kullandı. Esnaf Feza Erden, yapım aşamasından bahsederek "Ürünlerin şeklinden ve boyutuna göre 15 dakika ile 4 saat arasında yapılıyor ve soğuması 10-12 saati bulabiliyor" dedi.
(ÖZEL) İşitme engelli sanatçı duygularını resimlerle ifade ediyor
24 Temmuz 2025 Perşembe - 09:31 (ÖZEL) İşitme engelli sanatçı duygularını resimlerle ifade ediyor Eskişehir’de sessizliğiyle anlatamadıklarını renk ve çizgilerle yaptığı resimlerle ifade eden işitme engelli sanatçı Bülent Kayatepe, ortaya çıkarttığı eserler ile sanatın iyileştirici ve birleştirici yönünü öne çıkarıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda devlet memuru olarak çalışan 1 çocuk babası mimar Bülent Kayatepe (51), doğuştan işitme engelli. İşitenler ve işitme engellileri eşit olarak gören Kayatepe, yıllardır severek yaptığı ancak yoğunluğu nedeniyle zaman ayıramadığı resim çizme hobisine pandemi döneminde geri döndü. Özellikle yüz ve mimiklere odaklandığı portre çizimler ile resimler yapan Kayatepe, eşinin ve arkadaşlarının kendisini teşvik etmesi üzerine bir sanat galerisinde ilk kişisel sergisini açtı. Eserleriyle başta işitme engelli vatandaşlar olmak üzere toplumun her kesimiyle sanat yoluyla iletişim kurmayı amaçlayan Kayatepe, kendisine hep heves geldiğini ve çalışmalarını pes etmeden sürdürdüğünü belirtti. "Pes etmiyorum ve devam ediyorum, bana hep heves geliyor" Resim çizme hobisine nasıl geri döndüğüne değinerek konuşmasına başlayan Bülent Kayatepe, "Pandemi zamanında evden dışarıya çıkmak yasaktı. Hep evde kaldık ve sıkılmıştım. ’Ne yapabilirim?’ diye düşündüm. Öncesinde zaten resim yapıyordum ama zamanım yoktu. Aklıma geldi, tekrar başladım. Portre resimlerde yüz ve mimiklere odaklandım. İşitme engellilere uygun bir şekilde, karşılaştıklarında sohbet ediyor, fikir paylaşımı yapıyor gibi olur diye düşündüm. Ben resimlerimle sergi açmayı düşünmüyordum. Eşim ve arkadaşlarım bana, ’Sergi açman lazım" deyince bu durumu tekrar konuştuk ve kabul ettik. Oda Art Sanat Galerisi bana teklifte bulundu ve resimlerimizi sergiledik. Herkes geldi ve çok beğendi. Çok duygulandım. Pes etmiyorum ve devam ediyorum, bana hep heves geliyor. Sulu boya tekniği ile yaptığım resimlerimde var. Mesela karikatür çizimler de yaptım" dedi. "İşitme engelliyim diye düşünmüyorum, bu konuda güçlüyüm" Doğuştan işitme engelli olduğunu dile getiren Kayatepe, "Bu duruma alıştım. İşitme engelliyim diye düşünmüyorum, bu konuda güçlüyüm. Sağlığım yerinde, resim yapıyorum, geziyorum. Yani herhangi bir problem yok. Üzüntü gibi görmüyorum, hiç düşünmüyorum. Normal yani, her şeye alıştım. Mimarlıkla ilgili 14 sene özel sektörde çalışmıştım. Daha sonrasında çizimlerimi Mühendisler Odası’na vermiştim. Orada üyeliğim, sözleşmemde kendi adımla imzam var. Orada görsel olarak düzeltmeler yapıyordum. 14 sene devam ettim ama iletişimde zorlanmıştım. O yüzden orada tercümanla birlikte, sesle anlatma şeklinde yardımcı olmuşlardı. Tabii ki iletişimle ilgili hep zorluk vardı, bana göre değildi. Kendim daha çok görsel olarak bir şeyler yapmak istiyordum. Mimarlıkta iletişimde hep keyfim olmuyordu. Keyif aldığım bir şeyi yapmayla ilgili karar verdim. Hem böylesi işitme engellilere uygun olur diye düşündüm. Aslında işitenle işitme engelliler arasında fark yok" şeklinde konuştu. "Sanat onun için bir iletişim, etkileşim aracı" Bülent Kayatepe hakkında konuşan Oda Art Galeri kurucu yöneticisi Özlem Kanat Örneksoy ise, şunları söyledi: "Sanat aslında bir ifade, duruş ve anlatı biçimi. Hepimiz kendimizi ifade etmek için sanatı kullanıyoruz. Bunu kimi boyalarla yapıyor, kimi bir çamuru veya ahşabı şekillendiriyor, kimi de kelimelerle yazar oluyor, müzik yapıyor. Bülent, kendini boyalarla ve resimlerle ifade ediyor. Sanat onun için bir iletişim, etkileşim aracı. Sanatta özellikle erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik kavramları çok önemli. Sanatın demokratikleşmesi de çok önemli. Sanat herkes içindir. Sanatın toplumsal farkındalığı artırdığına da inanıyoruz. Bülent, aslında sanatın demokratikliğine, sanatın herkes için olduğuna, bir ifade biçimi olduğuna vurgu yapıyor. İlk kişisel sergisi bu galeride gerçekleşti ve çok kalabalıktı. Herkes görünce çok şaşırdı, çok büyük bir ilgi gördü. Aynı zamanda 2024 yılında Eskişehir Sanat Derneği’nden de en iyi ressam ödülünü aldı. Ayrıca, burada sanat köşemiz var. Toplumla ve halkla buluşmasını sağladığımız sanat, sadece elit bir tabakaya hitap etmez. O köşede Bülent karikatürler çiziyor, insanlarla iletişim, etkileşim halinde oluyor ve onlarla sanatını paylaşıyor. Bir şekilde çizerek, resmederek bağ kuruyor. Bu da tabii ki onun için çok keyifli. Çünkü sanat iyileştirir, özgürleştirir ve bir iletişim, etkileşim aracıdır. Bülent de bu anlamda sanatı çok güzel şekilde kullanıyor."
Kitap okuma alışkanlığı azalmıyor, değişiyor
24 Temmuz 2025 Perşembe - 09:26 Kitap okuma alışkanlığı azalmıyor, değişiyor Eskişehir’de kitapevi sahibi olan Nazlı Sinanoğlu İnanç, mecralar değişse veya farklılaşsa bile kitap okuma alışkanlığının devam ettiğini aktardı. Kitapçılığa 5 yıl önce başlayan Nazlı Sinanoğlu İnanç, İstanbul’da İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra Eskişehir’e taşındığını ve meslek değiştirerek kitabevi açmaya karar verdiğini söyledi. Eskişehir’de bilinçli bir kitap okur kitlesi olduğunu belirten İnanç, en çok çağdaş dünya edebiyatına ilgi gösterildiğini belirtti. "Zamanla okurlar bu kitapçıda hangi türlerin olduğunu biliyor" Kitabevinde en çok çağdaş dünya edebiyatı bulunduğunu belirten Nazlı Sinanoğlu İnanç, "Bir yerden sonra okurlar bu kitapçıda hangi türlerin olduğunu biliyor. Çağdaş dünya edebiyatını okuyanlar burayı tercih ediyor ve aradıkları kitapları bulabiliyorlar. Bulamazlarsa temin etmeye çalışıyoruz. Okurlar, kitabevinin seçkisini bildikleri için özellikle buraya geliyorlar" dedi. Daha çok gençlerin ve orta yaş grubunun kitapçıya geldiğini anlatan İnanç, 20-25 yaş aralığında gençler ile orta yaş grubu daha ağırlıklı geldiğini ve düşünülenin aksine eskiye kıyasla kitap okuma sayısının azalmadığını, sadece okuma mecralarının değiştiğini belirtti. Sadece baskılı kitapların değil dijital kitap okuyucuların da olduğunu söyleyen İnanç, "Baskı kitapların yanında dijital kitaplar da tercih ediliyor. İnternetten alanları ise doğal olarak burada göremiyorum ama kitap okuyucularının sanılandan fazla olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Bir kitap okuyucuyla buluştuysa hangi şekilde olduğunun bir önemi yoktur" Dijital kitaplara karşı olmadığını belirten Nazlı Sinanoğlu İnanç, şunları; "Dijital okumaya karşı değilim. Dijital okuma platformlarından kitaba ulaşmak mümkün olabiliyorsa bu bir tercihtir. Çağımızda bu tür şeylere karşı olunmaması gerektiğini düşünüyorum. Kitapçı olmam ve basılı kitap satmam, dijitale karşı olduğum anlamına gelmiyor. Eğer bir kitap okuyucuyla buluştuysa hangi şekilde olduğunun bir önemi yoktur bence. Basılı kitapların da hiçbir zaman biteceğini düşünüyorum." "Okumaya başlamak için rafların arasında dolaşmak yeterli" Okuma alışkanlığı kazanmak isteyenlere tavsiyelerde bulunan İnanç, "İnsanlar önce kendilerini tanımalı, ne okumak istediklerini bilmeli. Dijitalde bu kolay olmuyor ama bir kitabevinde rafların arasında dolaşıp ilgisini çeken bir kitabın arka kapağını okumakla bile güzel bir okuma alışkanlığı kazanılabilir" dedi.