Yerel Haberler
Eskişehir
Trafikte karşılaştığı kadın kuryede sanki kaybettiği kızını gördü 09 Nisan 2026 Perşembe - 10:37:07 Eskişehir’de 29 yıl önce 8 yaşındaki kızını kaybeden Hüseyin Altınok’un geçtiğimiz günlerde, trafikte karşılaştığı kurye Gizem Tahiroğlu’na sarf ettiği duygu dolu sözler sosyal medyada büyük beğeni toplamıştı. Gizem Tahiroğlu ile yan yana gelen acılı baba hikayesini anlattı. Eskişehir’de kuryelik yapan 22 yaşındaki Gizem Tahiroğlu, Tepebaşı ilçesi Bahçelievler Mahallesi Prof. Dr. Orhan Oğuz Caddesi üzerindeki kavşaktaki trafik ışıklarında 26 D 0036 plakalı dolmuşun yanına durdu. Dolmuş şoförü 66 yaşındaki Hüseyin Altınok’la göz göze geldi. 29 yıl önce kızını kaybettikten sonra kaleme aldığı dizeleri Gizem Tahiroğlu’na okudu. Sürücünün sevecen tavırları ve trafikte dikkatli olması yönündeki uyarılarından dolayı oldukça mutlu olan Gizem Tahiroğlu, o anları kask kamerasıyla kaydedip sosyal medyada paylaştı. Görüntülerin çok sayıda beğeni toplamasının ardından Tahiroğlu, dolmuş şoförünü araştıramaya başladı. 8 yaşındaki kızını kaybeden dolmuş şoförünün hikayesi yürek burktu Yaptığı araştırmalar sonucu merkezden Esenetepe ve Yeşiltepe mahallelerine giden güzergâhta 43 yıldır görev yapan dolmuş şoförü Hüseyin Altınok’u bulan ve fotoğraf çekinen Gizem Tahiroğlu, kendisinden helallik istedi. Sohbet sonucunda Tahiroğlu, Hüseyin Altınok’un 29 yıl önce henüz 8 yaşındayken Mina Burçin Altınok isimli kızının beynindeki problemden dolayı kaybettiğini ve bundan dolayı kız çocuklarına olan hassasiyetinin oldukça arttığını öğrendi. Hüseyin Altınok 29 yıldır evlat acısının taze olduğunu belirtirken, kız çocuklarının babalarının çok kıymetli mücevherleri olduğuna dikkat çekti. "Babalara tavsiyem zümrütleri yakutları pırlantaları gözünün içi gibi korumaları ve bakmaları" Olayın hikayesini anlatan Hüseyin Altınok, "Yanıkkahveler kavşağındaki kırmızı ışıklarda Gizem hanım aracıyla yanıma geldi, benim aracın camı da açıktı. ’Hayırlı işler’ diyince benim de tabi geçmişte olan mazim var. Ona istinaden ben de yazdığım dizeleri okudum. Kızlarım kadar güzel olmasa da dinleyenler beğeniyorlar. Ben 29 sene önce 8 yaşında kızımı kaybettim, 29 senedir aynı acısı öyle içimde duruyor. Bundan dolayı bunları yazdım ben. Allah hiç kimseye evlat acısı vermesin düşmanıma dahi. Gerçi düşmanımın olduğunu tahmin etmiyorum, ama düşmanı olanlara da evlat acısı vermesin. Gizem’e bunu uzun uzun anlatmak isterdim, ama trafik ışığında zaman kısıtlı olduğu için kısa anlattım. Bunu da sosyal medyada paylaşmış geldi benden helallik istedi. ‘Memnun oldum’ dedim bu vesileyle tanışmış olduk. Bir kızın varsa sigortalısın, iki kızın varsa kaskolusun, üç kızın varsa cennetliksin. Babalara tavsiyem zümrütleri yakutları pırlantaları gözünün içi gibi korumaları ve bakmaları lazım" dedi. "Hayat hikayesini öğrendikten sonra bu olay benim için daha da bir anlam kazandı" Genç kurye Gizem Tahiroğlu ise şöyle konuştu; "3 senedir kuryelik yapıyorum hayatımı bu şekilde devam ettirmeye çalışıyorum. Taksicilerle, dolmuşlarla denk geldiğimde müsaitliği varsa kolay gelsin derim çünkü o da bütün gün direksiyonun başında ben de bütün gün trafikteyim. Hüseyin amcayla da böyle denk geldik, iyi ki denk geldik. Onun sayesinde günüm güzelleşti. Aklıma geldikçe sürekli yüzümde tebessüm oldu. Bu kadar kötü şartlarda yaşamamıza rağmen böyle insanlar hala var. Aslında kız çocuklarının hayatta ne kadar büyük rol oynamalarından bahsetti. Kendisinin hayat hikayesini öğrendikten sonra bu olay benim için daha da bir anlam kazandı. Hayatta kız erkek fark etmez çocuk her zaman masumdur ve mutlu olmalıdır, ama kızlar daha çok mutlu olmalıdır. Kadın erkek farketmeksizin hepimiz gerek sürücü, gerek yolcu olarak bir şekilde trafiğe çıkıyoruz. Günümüz kötü de geçse güler yüzlü olmamız gerektiğini düşünüyorum."
09 Nisan 2026 Perşembe - 09:52 Sadece apartman değil, esnafın ekmek teknesi de yıkıldı Eskişehir’in en işlek caddelerinden birinde gerçekleştirilen bina yıkımı, bölge esnafını isyan ettirdi. Yolun kapatılması nedeniyle kepenk kapatmak zorunda kalanların yanı sıra bazı esnafın ise ekmek teknesi yıkım sebebiyle zarar gördü. Deliklitaş Mahallesi’nde gerçekleştirilecek 8 katlı bina yıkımı çalışmaları nedeniyle İbrahim Karaoğlanoğlu Caddesi’nin İki Eylül Caddesi ile Deliklitaş Caddesi arasında kalan bölümü ulaşıma kapatıldı. Bu olay sebebiyle cadde üzerinde dükkânları bulunan bazı esnaf ’Ekmek teknelerini’ kapatmak zorunda kalırken, bazı esnafın dükkânı ise yıkım sırasında zarar gördü. Bu durum karşısında belediyelerden ve müteahhitlerden herhangi bir muhatap bulamadığını iddia eden cadde esnafı, eve ekmek götürmekte zorlandıklarını belirtti. Cadde hem araç hem de insan trafiğine kapandı Yıkım esnasında oluşan inşaat atığı sebebiyle normalde şehrin en işlek caddelerinden biri olan İbrahim Karaoğlanoğlu Caddesi’nde trafik tamamen durdu. Bu durum sadece yıkım bölgesinde olan esnafı değil, cadde üzerinde bulunan tüm esnafı etkiledi. Ayrıca bu durum çevre bölgelerde insan ve araç trafiğinin artmasına sebep oldu. "Bana ’Kutulu ürünlerin tozunu alalım, yine satın’ dediler" Yıkımın olduğu alanda iki dükkânı olan ve bunlardan birinin zarar görmesi sonucu yetkililerle iletişime geçtiğinde kendisine gülerek cevap verildiğini anlatan Kübra Ceylan, şu ifadeleri kullandı: "Üç gündür yıkım ekibiyle beraber gerçekten ciddi bir mücadele veriyorum. Az önce dükkânımın resmen yıkılışını ve enkaz oluşunu gözlerimin önünde izledim. Gerçekten bütün ürünler zarar gördü ve hâlâ kendime bir muhatap bulamıyorum. Yıkım ekibi olsun, yeni yapılacak binanın müteahhitleri olsun; sadece ’Duvarı örelim, tekrar devam edelim’ derdindeler. Allah rızası için sesimizi duymanızı istiyorum. Ben kimseden sadaka istemiyorum; ben bu dükkânı emek emek var ettim. Bu dükkânda çocuğumu elektrikli battaniyeye sarıp oturttum. Ben bir kadınım ve bu dükkânı tırnaklarımla kazıdım. Şu an enkazını izlemek beni gerçekten çok yıpratıyor. Onları defalarca uyardım ama yıkım ekibi bana hep gülerek cevap verdi. Beni muhatap almadılar, emeklerimi önemsemediler. Üç gündür dükkânım kapalı olduğu için zaten çok ciddi bir ciro kaybım var. Ben burada küçük bir esnafım ve tırnaklarımla kazıdığım emeklerim şu anda yok oldu. Üstelik hâlâ bana ’Kutulu ürünlerin tozunu alalım, yine satın’ diyorlar. Böyle bir şey olamaz. Üç gündür dükkânımı açamadığım gibi bu enkazın gözlerimin önünde oluşması çok acı bir durum. Yıkım ekibine defalarca söyledim; sanki bu kaçınılmaz sonu hissetmiş gibi ’Yavaş girin, dikkatli olun’ dememe rağmen, kepçenin üzerindeki adam dükkânın yıkıldığını görmesine rağmen ’Ben bu kepçeden inemem’ dedi. Hâlâ dertleri ’Duvarı örelim, devam edin’ demek. Ben bu kutulu ürünlerin tozunu alıp nasıl satabilirim. Ben ikinci elci değilim ki. Bu ürünleri bu şekilde satamam. Kendilerinin Allah korkusu veya kuldan utanması yok belki ama ben yapamam; bu vebaldir. Müşteriye bu ürünleri bu şekilde satamam." "Bir Allah’ın kulu bizimle iletişime geçmedi" Yıkım sebebiyle iş yerini kapatmak zorunda kaldığını anlatan Emre Özden, "Şimdi bizim derdimiz bu binanın yıkımı değil. Bu binanın zaten yıkılacağını biliyorduk ve bunu baştan kabul ettik. Fakat binanın bu şekilde yıkılacağını bize kimse söylemedi. Yani caddenin bu şekilde kapanacağını; yıkımın bu kadar önlemsiz, güvenliksiz ve gelişigüzel yapılacağını kimse söylemedi. Burada görebilirsiniz, biz burada esnafız. Yan yana iki üç tane dükkânımız var. Arkadaşım, dükkânı da gösterebilirsin. Kepenk kapalı, önünde demirler ve tahtalar var; tentemi açamıyorum, içeri giremiyorum. Bizim sıkıntımız; dükkân kiramızı ödeyemedik. Kredimiz ve borcumuz var; her şeyden önce geçindirmek zorunda olduğumuz bir ailemiz var. Bizim kapalı olduğumuz günler ekmek paramızdan gidiyor. Bu zararları kimin karşılayacağını bilmiyoruz. Yıkım şirketine gidiyoruz, yüzümüze bakan yok. Müteahhide gidiyoruz, suçu yıkım şirketine atıyor. Yıkım şirketi müteahhide atıyor; müteahhit ise belediyeye atıyor. Muhtara gidiyoruz, o da kaymakama atıyor. Biz kime gideceğimizi şaşırdık. Bu şartlarda bu yıkım olmaz. Bizim zararımızı kim karşılayacak, biz kime gidelim, nasıl bir yol izleyelim bilmiyoruz. Bir Allah’ın kulu bizimle iletişime geçmedi. Yıkımcı burada, onunla konuşuyoruz; ’Ben ne yapabilirim hemşerim’ diyor, ’Belediyeden izin aldım’ diyor, ’Müteahhide gideceksin’ diyor. Müteahhide gidiyoruz; o da ’Ben işi yıkımcıya verdim kardeşim. Ben ne yapabilirim, hanginizle ilgilenebilirim’ diyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Mahalle muhtarına mı gidelim yoksa aramızda para mı toplayalım; biz bunu anlamadık. Biz bize dükkân verin demedik; sadece çoluğumuza çocuğumuza götüreceğimiz ekmek paramızı istedik" şeklinde konuştu. "Yeni evlendim, evime ekmek götüremiyorum" Esnaf Harun Avcı ise, dükkânını açtığı ilk günü kapatmak zorunda kaldığını anlattı. Harun Avcı ise, "6 Nisan Pazartesi günü ’Bismillah’ deyip dükkânımı açtım ama sabah geldiğimde karşılaştığım manzara buydu. Üç gündür kapalıyım. Ne bankacılar gelebiliyor ne de pos cihazı alabiliyorum. Müşterilerim arıyor, ama hiçbir şekilde görüşme sağlayamıyorum. Yaya yolunu kapattılar; üç gündür burada fazlasıyla mağduruz. Bununla ilgili muhatap bulamıyoruz. Müteahhide gidiyoruz; ’Yüklenici firmaya gidin’ diyor. Yıkım firmasına gidiyoruz; onlar ’Müteahhide gidin’ diyor. O da ’Belediyeye gidin’ diyor. Hepsine ulaştık ama kimse bize bir çözüm üretmiyor. Biz burada kira, stopaj ve vergi ödüyoruz; bunlar şu an hep cebimizden gidiyor. Yeni evlenmişim ama evime ekmek götüremiyorum. Bu durumdan çok muzdaribiz. En yetkili kimse gelip burada bir açıklama yaparsa ve bize yardımcı olursa tek isteğimiz budur" dedi. "Bana ’Kutulu ürünlerin tozunu alalım, yine satın’ dediler" Yıkımın olduğu alanda iki dükkânı olan ve bunlardan birinin zarar görmesi sonucu yetkililerle iletişime geçtiğinde kendisine gülerek cevap verildiğini anlatan Kübra Ceylan şu ifadeleri kullandı: "Üç gündür yıkım ekibiyle beraber gerçekten ciddi bir mücadele veriyorum. Az önce dükkânımın resmen yıkılışını ve enkaz oluşunu gözlerimin önünde izledim. Gerçekten bütün ürünler zarar gördü ve hâlâ kendime bir muhatap bulamıyorum. Yıkım ekibi olsun, yeni yapılacak binanın müteahhitleri olsun; sadece ’Duvarı örelim, tekrar devam edelim’ derdindeler. Allah rızası için sesimizi duymanızı istiyorum. Ben kimseden sadaka istemiyorum; ben bu dükkânı emek emek var ettim. Bu dükkânda çocuğumu elektrikli battaniyeye sarıp oturttum. Ben bir kadınım ve bu dükkânı tırnaklarımla kazıdım. Şu an enkazını izlemek beni gerçekten çok yıpratıyor. Onları defalarca uyardım ama yıkım ekibi bana hep gülerek cevap verdi. Beni muhatap almadılar, emeklerimi önemsemediler. Üç gündür dükkânım kapalı olduğu için zaten çok ciddi bir ciro kaybım var. Ben burada küçük bir esnafım ve tırnaklarımla kazıdığım emeklerim şu anda yok oldu. Üstelik hâlâ bana ’Kutulu ürünlerin tozunu alalım, yine satın’ diyorlar. Böyle bir şey olamaz. Üç gündür dükkânımı açamadığım gibi bu enkazın gözlerimin önünde oluşması çok acı bir durum. Yıkım ekibine defalarca söyledim; sanki bu kaçınılmaz sonu hissetmiş gibi ’Yavaş girin, dikkatli olun’ dememe rağmen, kepçenin üzerindeki adam dükkânın yıkıldığını görmesine rağmen ’Ben bu kepçeden inemem’ dedi. Hâlâ dertleri ’Duvarı örelim, devam edin’ demek. Ben bu kutulu ürünlerin tozunu alıp nasıl satabilirim. Ben ikinci elci değilim ki. Bu ürünleri bu şekilde satamam. Kendilerinin Allah korkusu veya kuldan utanması yok belki ama ben yapamam; bu vebaldir. Müşteriye bu ürünleri bu şekilde satamam."
Odunpazarı’nda Çarşamba Pazarı için ortak akıl buluşması
29 Haziran 2025 Pazar - 14:09 Odunpazarı’nda Çarşamba Pazarı için ortak akıl buluşması Odunpazarı Belediyesi, kent yaşamının önemli parçalarından biri olan Çarşamba Pazarı’nı daha işlevsel ve düzenli hale getirmek amacıyla geniş katılımlı bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Belediye Başkanı Kazım Kurt’un ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya; Eskişehir Yaş Sebze Meyve Balıkçılar Ve Pazarcılar Odası, pazar esnafı, muhtarlar, Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru ve Mahalle Meclisleri katıldı. Toplantıda, Çarşamba Pazarı’na ilişkin vatandaşlardan gelen yoğun şikâyetler, trafik yükü, yaya güvenliği ve çevredeki yaşam alanlarını etkileyen sorunlar masaya yatırıldı. Katılımcıların önerileriyle birlikte alternatif çözüm yolları ortak akılla değerlendirildi. Toplantının ardından konuşan Başkan Kazım Kurt, "Çarşamba Pazarı’yla ilgili şikâyetleri, önerileri ve alternatif çözümleri ortak akılla değerlendirdiğimiz verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Yoğun şikâyetler, trafik yükü, yaya güvenliği ve yaşam alanlarını etkileyen sorunlar doğrultusunda, pazar yerinin yeniden değerlendirilmesi konusu gündeme geldi. Görüş ve öneriler ışığında daha işlevsel, daha düzenli ve vatandaşlarımız için daha ulaşılabilir bir alan planlaması için süreci başlattık" dedi. Odunpazarı’nda kararların birlikte alındığını ve sorunların birlikte çözüldüğünü vurgulayan Başkan Kurt, "Katılımcı, şeffaf ve demokratik bir yerel yönetim anlayışından asla vazgeçmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Vali Aksoy, ’Koruyucu Aile Günü’ mesajı yayınladı
29 Haziran 2025 Pazar - 13:00 Vali Aksoy, ’Koruyucu Aile Günü’ mesajı yayınladı Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, 30 Haziran ’Koruyucu Aile Günü’ dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Çocukların sağlıklı gelişimi için aile ortamının önemine vurgu yapan Vali Aksoy, yaptığı paylaşımda, "Çocukların sağlıklı gelişebilmeleri için kendilerini koruyacak, sevecek, destekleyecek, güven sağlayacak, sosyal ve maddi ihtiyaçlarını karşılayabilecek sıcak bir aile ortamına ihtiyaçları vardır. Ailenin bu görevi yerine getiremediği durumlarda çocuk, devlet koruması altına alınmaktadır. Korunmaya ihtiyacı olan çocuklarımız için aile odaklı sosyal hizmet modellerimizin başında koruyucu aile hizmeti gelmektedir. Koruyucu aile hizmetinin amacı, koruma altındaki çocukları birebir ilgi, koruma, sevgi, destek ve gözetim sağlayacak koruyucu aileleriyle buluşturmaktır. Koruyucu aileler, çocuklarımızın eğitim, bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu kısa veya uzun süreli olarak, ücretli veya gönüllü statüde devlet denetiminde üstlenmektedir. Sürekli olarak Türkiye’de ikamet eden, 25-65 yaş aralığında bulunan, en az ilkokul mezunu olup düzenli geliri olan, sabıka kaydı bulunmayan, Sağlık Kurulu Raporunda ’Koruyucu Aile Olmasında Sakınca Yoktur’ ibaresi ile koruyucu aile olması tıbben uygun görülen, evli/bekâr, çocuklu/çocuksuz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes (çocuğun biyolojik anne-babası ya da vasisi olmamak kaydıyla) koruyucu aile olabilir.2025 Haziran ayı itibariyle mevcut koruyucu aile sayımız 136’dır. Hizmetten faydalandırılan 147 çocuğumuz bulunmaktadır. İlimizde halen sırada bekleyen 12 ailemiz bulunmaktadır. Çocuklarımız akademik, sanatsal, sportif faaliyetlere ve yaz kurslarına yönlendirilmektedir. Ailelerimiz ile olan birliktelikleri Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüz uzmanları tarafından yakinen takip edilmektedir. Bütün çocuklarımızın güven içinde, mutlu bir şekilde hayatını sürdürebileceği ailelere kavuşmaları ümidi ve gayretiyle, 30 Haziran Koruyucu Aile Günü’nü kutluyor, koruyucu ailelerimize ve çocuklarımıza sağlıklı, mutlu, huzurlu günler diliyorum" dedi.
Minik izciler yemin etti
29 Haziran 2025 Pazar - 12:09 Minik izciler yemin etti Tepebaşı İklim İzcileri Programına katılan minik izciler, 2025 yılı eğitim öğretim dönemini Keskin Mahallesi’nde gerçekleştirdikleri mahalli kamp programı ile sonlandırdı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, kamp sonunda izcilik yemini eden çocukların heyecanına ortak oldu. Tepebaşı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü bünyesinde yürütülen Tepebaşı İklim İzcileri Programı kapsamında, çocuklara doğa-çevre ve iklim değişikliği bilinci aşılamak amacıyla başlatılan "İklim İzcileri" programının 2025 yılı eğitim öğretim dönemi sona erdi. Tepebaşı İklim İzcileri ve Türkiye İzcilik Federasyonu (TİF) Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) İzcileri ile gerçekleşen 7 günlük Eskişehir Uzun Süreli Yaz Mahalli Kampını, son akşam gerçekleşen kamp ateşi programı ve yemin töreniyle tamamlandı. Mahalli kampta 43 iklim izcisi ile 24 TİF MEB izcisi bir araya gelerek hep birlikte yaşam, doğada yaşam becerileri, yardımlaşma ve ekip ruhunu kamp süresince deneyimledi. Kampın son gecesi gerçekleşen kamp ateşi programında oba olarak gerçekleştirdikleri dans, şarkı, tiyatral performanslarını arkadaşlarına sergiledi. Veda Valsi ile tamamlanan ateş gecesi, ertesi gün gerçekleşen yemin töreni ile son buldu. "Dostluğunuz baki kalsın" Törende konuşan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, "Burada bir haftalık kamp boyunca geneliniz birbirinizi tanımıyordunuz. Ama burada tanıştınız, arkadaş oldunuz. Bu dostluklar hiçbir zaman unutulmaz. Bu kampta hayatınız boyunca size lazım olacak bilgileri öğrendiniz. Çalışma arkadaşlarıma, izci liderlerine, buraya kampa gelen okul ve yöneticilerine teşekkür ediyorum. Bu dostluklarınız hep baki kalsın" dedi. Başkan Ataç’ın konuşmasının ardından törende iklim izcilerinden 20, TİF MEB izcilerinden 6 olmak üzere 26 izci yemin etti. Başkan Ataç’a programda Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Seyit Yıldızhan da eşlik etti.