Yerel Haberler
Eskişehir
09 Nisan 2026 Perşembe - 18:28 Küresel sistem Anadolu Üniversitesi’nde masaya yatırıldı Anadolu Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (ANASAM) tarafından "Pax Americana: Yolun ve Teorinin Sonu mu?" başlıklı seminer düzenlendi. İletişim Bilimleri Fakültesi Şener Şen Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, küresel gelişmelerin günlük hayat üzerindeki etkisine dikkat çekti. Son dönemde dünya siyasetinde yaşanan gerilimlere değinen Rektör Adıgüzel, "Küresel dünyada ‘bizi ilgilendirmiyor’ deme lüksüne kimse sahip değil. Amerika’nın politikaları, liderlerin açıklamaları doğrudan ekonomiye yansıyor. Kahve fiyatından akaryakıta kadar birçok alanda bu etkileri hissediyoruz" dedi. Üniversitelerin bu noktada önemli bir sorumluluğu olduğunu vurgulayan Rektör Adıgüzel, akademik ve bilimsel bakış açısıyla olayları değerlendirebilmenin gerekliliğine dikkat çekti. "Amerikan hegemonyasında kırılma yaşanıyor" Açılış konuşmasının ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük’ün moderatörlüğünde konuşan Prof. Dr. Murat Çemrek, "Pax Americana" kavramını politik ekonomi ve uluslararası ilişkiler perspektifinden ele aldı. Prof. Dr. Çemrek "Amerikan hegemonyasının uzun süredir yıprandığını görüyoruz. Doların küresel sistemdeki belirleyici rolüne rağmen yeni güç dengeleri ortaya çıkıyor" diyerek özellikle "petro-dolar" sistemi ve "senyoraj para" kavramlarına dikkat çekerek, küresel ekonomik düzenin hâlâ büyük ölçüde ABD merkezli olduğunu vurguladı. "Demokrasiler gerilerken otoriter rejimler yükseliyor" Dünyada siyasal sistemlerin dönüşümüne değinen Prof. Dr. Murat Çemrek, "Günümüzde demokrasiler gerilemekte ve otoriter ya da rekabetçi otoriter rejimler yükselişe geçmektedir. Pax Americana tamamen sona ermedi ancak ciddi bir kırılma yaşandı" dedi. "Uluslararası hukuk, gücü takip eder" Soru-cevap halinde devam eden seminerde, uluslararası sistemin işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Çemrek, bir öğrencinin uluslararası hukuk ve örgütlere yönelik eleştirisine "Küresel düzende belirleyici unsur çoğu zaman güç ilişkileridir. Hukuk çoğu zaman siyaseti değil, siyaset hukuku şekillendirir. Uluslararası sistemde normlar büyük ölçüde güç dengeleri doğrultusunda oluşur" yanıtını verdi. Prof. Dr. Çemrek, konuşmasında "Kötü zamanlardan geçiyoruz yani canavarlık alameti itibarıyla ortada. Burada diğer başka teorilere atıf yaparsak; ’hegemonya teorisi’ itibarıyla Robert Cox’un hegemonya nedir kavramı. Ben bunu en çok feminist teori üzerinden anlatmayı seviyorum. Hani bir şey vardır ya; ’Kocamdır, döver de sever de’ şeklinde. Tam hegemonya hali budur yani. Dövmenize gerek yoktur kimseyi, sevmenize de gerek yoktur. Size bu eylemler atfedilir yani ’dövse bile gücü vardır o yüzden ağzımızın tadı bozulmasın, hiç girmeyelim bu toplara’ şeklinde. Burada hegemonya böyle oluşturulur; bir ’rıza’ üretilebilen bir şeydir zaten yani rıza satın alabilen bir şeydir, ikna edebilen bir şeydir" ifadelerini kullandı. Günümüz dünyasında, hegemonik bir kırılmanın yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Çemrek konuşmasına şöyle devam etti: "Bu anlamda Pax Americana artık yolun sonuna mı geldi? Evet, dünya genelinde 1100 askeri üssünüz olabilir, tüm dünyayı dijital olarak kontrol edebilir hatta arzu ettiğinizde herhangi bir noktayı nokta atışıyla vurabilirsiniz. Ancak bunlar ’sert güç’ olarak nitelendirdiğimiz fiziksel unsurlardır. Asıl değişim ’yumuşak güç’ alanında yaşanıyor. Geçmişte dünyanın dört bir yanından insanlar ’Amerikan Rüyası’nı yaşamak için bu modele yönelirken, bugün artık karşımızda bu yapıya alternatif başka modellerin ortaya çıktığını görüyoruz." Konuşmasını güç ve iktidar ilişkilerine dikkat çekerek tamamlayan Prof. Dr. Çemrek, mevcut küresel sistemde yaşanan kırılmaların yeni bir düzenin habercisi olabileceğini ancak bu sürecin henüz tamamlanmadığını belirtti. Seminer, Prof. Dr. Murat Çemrek’e Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından hediye takdimi yapılmasının ardından sona erdi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çemrek’in konuşmacı olarak katıldığı seminere Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük, İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Anadolu Üniversitesi Yönetim Kurulu Üyeleri, Genel Sekreter Ecevit Öksüz ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:48 AK Parti’den ESKİ’ye fiyat tarifesi eleştirisi Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ESKİ) Genel Kurulu’nda alınan kararların, kamu yönetiminde şeffaflık, güvenilirlik ve hukuka uygunluk ilkeleri açısından çok ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdiğini açıkladı. Meclis üyeleri Büyükşehir Belediye binası önünde toplanırken, açıklama Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili Ahmet Dönmez tarafından yapıldı. ESKİ Genel Müdürlüğü Plan Bütçe Komisyonu’nda müzakere edilen ve imza altına alınan, komisyondan geldiği gibi mecliste onaylanan fiyat tarifeleri ile şu an yürürlükte olan tarifeler arasında vahim farklılıklar bulunduğuna dair kuvvetli şüphe ve somut bulgular oluşturduğunu belirten Dönmez, "Özellikle, ESKİ Genel Müdürlüğü bünyesinde 2026 yılı itibarıyla uygulanmaya başlanan "Hizmetler ve Teminatlar" ile "Yaptırımlar" tarifelerine ilişkin; Meclis ve komisyon aşamalarında kabul edilen içerikten farklı olarak, bazı kalemlerde yaklaşık yüzde 48,5 oranında fahiş bir artış yapıldı, bu usulsüz rakamların web sitesine girilerek vatandaşa yansıtıldı. Söz konusu tarifelerin yer aldığı belge sayfalarının, meclis iradesi dışında sonradan değişikliğe uğramış olabileceğine dair güçlü emareler bulundu. Resmi evrak taleplerimize ancak 2. günde cevap verilmesi ve paylaşılan belgelerde görülen maddi hatalar, evrakların aslına uygun olmayan bir biçimde yeniden düzenlendiği kanaatini güçlendirmektedir. Bu şüphelerimizi destekleyen en somut husus ise Komisyon Kararı dosyasındaki dikkat çekici tutarsızlıklardır. Karar metninin genelinde ve "Su ve Atıksu Tarifesi" gibi diğer sayfalarda tüm komisyon üyelerinin (8 kişi) tam imzası ve parafı bulunurken; fiyatların yüzde 48,5 oranında artırıldığı kritik sayfalarda paraf sayısının 5’e düşmesi ve imza düzeninin bozulmuş olması, bu sayfaların "sonradan ihdas edildiği" yönünde açık bir emaredir" dedi. "Vatandaşlarımızdan meclis kararına aykırı şekilde tahsil edilen haksız bedeller iade edilmeli" Belediye meclislerinin, yerel demokrasinin en temel karar organı olduğunu belirten Ahmet Dönmez, Meclis tarafından alınan kararların sonradan değiştirilmesi ya da kayıtlarla çelişen şekilde yürürlüğe konulması ihtimali dahi kabul edilemez bir durum olduğunu anlatarak şunları söyledi; "Bu çerçevede; Meclis ve komisyonlarda kabul edilen ıslak imzalı asıl karar metinleri ile şu an web sitesindeki ve uygulamadaki tarifelerin ivedilikle karşılaştırılması, kararların Elektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS) üzerindeki tüm log kayıtlarının ve geçmişe dönük işlem hareketlerinin bağımsız bir şekilde incelenmesi, belgeler üzerinde bir tahrifat veya usulsüz bir müdahale söz konusu ise sorumluların vakit kaybetmeksizin tespit edilmesi, vatandaşlarımızdan meclis kararına aykırı şekilde tahsil edilen haksız bedeller varsa bunların iade süreciyle ilgili takvimin açıklanması gerekmektedir. Bizler, kamu adına görev yapan meclis üyeleri olarak; şeffaflık ve hukukun üstünlüğü ilkeleri gereği, Eskişehir halkının tek bir kuruşunun dahi hesabını sormaya devam edeceğiz. Konuyla ilgili hem adli makamlar nezdinde hem de meclis çatısı altında sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz."
İstenmeyen kiloların kaynağı lipödem olabilir
24 Haziran 2025 Salı - 12:54 İstenmeyen kiloların kaynağı lipödem olabilir Genellikle bacaklarda aşırı yağ birikimiyle ortaya çıkan bir yağ dokusu rahatsızlığı olan lipödeme genellikle geç teşhis konulduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer "Lipödem tedavisinde esas olan yalnızca kilo vermek değil; vücudu bir bütün olarak iyileştirmektir" dedi. Pek çok kadının, bacaklarında açıklanamayan kalınlaşma, ağrı ve ödemle baş ederken; yaşadığı durumu sadece "kilo problemi" sandığını ifade eden Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer "Oysa gerçek bambaşka olabilir. Lipödem, özellikle kadınlarda görülen, simetrik yağ birikimi, hassasiyet, kolay morarma ve dokunmaya duyarlılık gibi belirtilerle ortaya çıkan, kronik ve ilerleyici bir rahatsızlıktır. Ve bu tablonun en sık ihmal edilen ama en temel bileşenlerinden biri beslenmedir" dedi. "Vücudun üst ve alt kısmı orantısızdır" Lipödemin genetik ve hormonal kökenli bir bağ dokusu hastalığı olduğunu kaydeden Diyetisyen Sayer bu hastalığın ergenlik, gebelik, menopoz gibi hormonal geçiş dönemlerinde alevlendiği bilgisini verdi. Genellikle alt vücutta kalça, basen, uyluk ve bazen kollarda görülen bu yağ birikiminin; simetrik olduğuna ama vücudun üst kısmı ile orantısız bir görüntü oluşturduğuna dikkat çekerek bu durumun diyetle ve egzersizle kolay kolay geçebilen bir tablo olmadığını söyledi. Bu sebeple birçok kadının, yıllar boyunca pek çok "diyet" deneyimi yaşamasına rağmen, bacaklarındaki inatçı yağlanma nedeniyle kendini irade konusunda yetersiz ve başarısız hissettiğini anlatan Diyetisyen Sayer "Halbuki burada sorun motivasyon değil; fizyolojik direniştir. Yani lipödemli bir bireyin ihtiyaç duyduğu şey, sıradan bir zayıflama diyeti değil; hedef odaklı, bireyselleştirilmiş ve bütüncül bir beslenme yaklaşımıdır" diye konuştu. "Kilo vermek için değil iyileşmek için beslenin" Tedavide esas olanın yalnızca "kilo vermek" değil; vücudu bir bütün olarak iyileştirmek olduğunu vurgulayan Diyetisyen Sayer lipödem hastalarının beslenme planlamasındaki hedefleri "inflamasyonu (iltihabi süreci) azaltmak, lenfatik ve dolaşım sistemini desteklemek, ödemi azaltmak, insülin direncini ve kan şekeri dalgalanmalarını dengelemek, duygusal yeme ve beden algısıyla ilgili farkındalık oluşturmak" şeklinde sıraladı. Her hastanın durumunun kendine özgü olsa da temel ilkelerin genellikle aynı olduğuna değinen Diyetisyen Sayer şunları söyledi: "Anti-inflamatuvar beslenme yani lipödemde aktif olan iltihabi (inflamasyon) süreci baskılamak için bazı gıdaların öne çıkması gerekir: Mevsiminde, renkli ve çeşitli sebzeler, taze meyveler (özellikle yaban mersini, frambuaz, böğürtlen, nar gibi antioksidan içeriği yüksek kırmızı ve mor meyveler), soğuk sıkım gerçek zeytinyağı, avokado, çiğ kuruyemişler, Omega-3 içeriği yüksek balıklar (somon, uskumru, sardalya) zerdeçal, zencefil gibi doğal anti-inflamatuvar baharatlar. Bu besinler hem ödemi hem ağrıyı azaltmada yardımcı olabilir". "Diyabet eşlik ediyorsa ödem ve inflamasyon artıyor" Lipödemli bireylerde insülin direncinin de sık görüldüğüne işaret eden Diyetisyen Sayer bunun sadece kilo kontrolünü zorlaştırmakla kalmadığını; ödem, yorgunluk, tatlı isteği ve inflamasyon riskini de artırdığını anlattı. Bunun için basit şekerden, beyaz unlu ve işlenmiş karbonhidratlardan uzak durulmasını; tam tahıllar, kuru baklagiller ve yüksek lifli gıdaların tercih edilmesini; öğünlerde proteinin (yumurta, yoğurt, baklagil, et-tavuk-balık) mutlaka yer almasını tavsiye etti. Lenf sistemini destekleyerek hücre içi dengeyi koruyan minerallere dair ise "Su tüketimi günde en az 2-2,5 litre olmalı. Koyu yeşil yapraklılar, badem ve kakao tüketilerek magnezyum ihtiyacı karşılanmalı. Potasyum için muz, avokado, patates, pancar; C vitamini için ise maydanoz, kivi, turunçgiller yenilebilir" dedi. Her birey için geçerli olmasa da, bazı lipödemli hastaların süt ürünleri ve glutene hassas olabildiğinden bahseden Diyetisyen Sayer bu gıdaların vücutta inflamasyonu artırabildiğini ancak bu grupları tamamen beslenmeden çıkarmak yerine bir beslenme uzmanı eşliğinde gıdaları eleyerek ilerlemek gerektiğini dile getirdi. "Sadece fiziksel değil duygusal yükü de ağır" Lipödem yalnızca fiziksel bir durum değil; duygusal yükü de ağır olan bir tanı olduğunun altını çizen Diyetisyen Sayer "Kendi bedenini anlamaya çalışan bir kadın, yıllarca suçluluk, utanma ve dışlanmışlık hisleriyle boğuşabilir. ‘Ne yaparsam yapayım bu bacaklar değişmiyor’ düşüncesi; umutsuzluğu ve yeme davranış bozukluklarını tetikleyebilir. Lipödem bir yaşam biçimi haline getirildiğinde, doğru adımlar atıldığında kontrol altına alınabilir. Sürdürülebilir bir beslenme modeliyle, birey yalnızca fiziksel değil; zihinsel ve duygusal olarak da güçlenebilir" diye konuştu.
Eskişehir’de bulunan tarihî el yazması eser kitap haline getirildi
24 Haziran 2025 Salı - 10:05 Eskişehir’de bulunan tarihî el yazması eser kitap haline getirildi Eskişehir’de 1800’lerde yaşayan ve bir aktarın kaleminden çıkan el yazması eser, Eskişehirli eğitimci Feride Turan ve Nizamettin Arslan’ın ortak bir çalışmasıyla kitap hâline getirildi. Eskişehir’de Valilik yapmış olan Güngör Azim Tuna’nın kurduğu ‘Bilge Türk Eğitim Kültür Vakfı’ tarafından yayınlanan kitabın takdimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Valiliği yetkililerinin katılımıyla Ankara’da gerçekleşti. Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Vali Güngör Azim Tuna, törenin açılış konuşmasında, henüz varlığı bilinmeyen ve geçimini aktarlıkla sağlayan Eskişehirli bir tasavvuf büyüğüne ait el yazması eseri gün ışığına çıkarmanın heyecanını yaşadıklarını anlattı. Yaklaşık iki asır, kapağının açılmasını bekleyen bir el yazması eseri; bilim dünyasına sunmaktaki temel gayelerinin, Türk dili ve kültürü için önemli bir vazifeyi ifa etmek olduğunu belirten Tuna, "Eski tıbba dair eserlerin, Türkçenin söz varlığı açısından mühim olduğu kadar geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına ilgi duyanlar için de dikkate değer. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitim ve kültür alanlarındaki vurgusunu dikkate alarak, Vakıf olarak devletin bu alandaki hedeflerine ulaşmasında gönüllülük esasıyla katkı sunmayı amaçladık’’ dedi. El yazması tıp eserinin tanıtımı kapsamında ise Nizamettin Arslan, el yazması tıp eserinin bulunuş öyküsünü şöyle anlattı: "El yazması Eskişehir’de 1800’lerde yaşayan ve geçimini aktarlıkla sağlayan Nakşibendi şeyhi Hacı Mehmed Zülali Efendi’ye aittir. Onun vefatından sonra eserlerinin bir kısmı, torunu Eskişehir Mevlevi büyüklerinden Bahri Tincer Dede’ye intikal etmiştir. 1978’de Bahri Dede’nin vefatıyla da Naci Bayraktaroğlu’na intikal etmiştir. Zülali Efendi, Eskişehir’de Orta Işık Camii’nde ders vermiştir. Bu tarihî camiyi 2013’te Türk Dünyası Kültür Başkentliği sürecinde Eskişehir Valisi olan Güngör Azim Tuna ‘Kalıcı Eserler’ kapsamına aldı’’ dedi. El yazması tıp eseri hakkında konuşan Feride Turan da, "Oğuz Türklerinin sözlü olarak nesilden nesle geliştirdikleri bu eserler, Türk dili ve kültürü açısından önemli bilgiler içermektedir. Dönemin halk Türkçesini yansıtan bu el yazması eser, bir incelemeye tabi tutuldu. İlaç formüllerindeki ham maddelerin ve hastalıkların bugünkü isimlerinin izi sürüldü. Diğer eski tıp eserleriyle karşılaştırmalı olarak ele alındı. Ayrıca eserin bir sözlüğü de hazırlandı. El yazması eser, diğer eski tıp kitaplarında rastlanmayan özgün formüller içermektedir’’ dedi. Program sonunda; emeği geçenlere teşekkür belgesi ve çiçek buketi takdim edildi ve imza günü düzenlendi.