Yerel Haberler
Eskişehir
Uzmanından "Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir" açıklaması 13 Nisan 2026 Pazartesi - 12:39:18 Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış’ sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor" Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, "Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. "Fasting Mimicking Diet" adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program" diye konuştu. "Hücreye ‘büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir" Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, "Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ’kıtlık varmış’ sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye ’büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar" ifadelerini kullandı. "Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar" Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, "FMD’nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla ’kendi kendini yeme’ olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" Klinik sonuçlara değinen Erden, "İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" diye konuştu. "Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir" Risklere dikkat çeken Erden, "Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir" dedi. Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, "Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür" diye konuştu.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 12:09 Milletvekili Hatipoğlu’ndan Balmumu Heykeller Müzesi için ’’Sır’ yapı iddiası AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’nin mülkiyeti, yönetimi ve kontrolü hala tam bir muamma olduğunu iddia ederek, "Eskişehir halkının gözü önünde işleyen bu çarkın, hangi kaynaklarla döndüğü ve elde edilen milyonların nereye aktığı bugüne kadar açıklanmamıştır" diye belirtti. Milletvekili Hatipoğlu, yaptığı sosyal medya paylaşımında, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Balmumu Heykeller Müzesi için "Eskişehir’in göbeğinde, yıllardır herkesin gördüğü ama arka planındaki gerçeklerin ’Sır’ gibi saklandığı bir yapı olarak tanımladı. Müzenin, Eskişehir’de şeffaflıktan uzak yönetim anlayışının, cevapsız soruların ve karanlık ilişkiler ağının en somut sembolü haline geldiğini iddia eden Milletvekili Nebi Hatipoğlu, "Ortada devasa bir ekonomik değer vardır; ancak bu değerin mülkiyeti, yönetimi ve kontrolü hala tam bir muammadır. Eskişehir halkının gözü önünde işleyen bu çarkın, hangi kaynaklarla döndüğü ve elde edilen milyonların nereye aktığı bugüne kadar açıklanmamıştır. Buradan, kaçamak cevaplara yer bırakmayacak netlikte soruyorum, ’Bu müzenin gerçek sahibi kimdir, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi mi, yoksa bir vakıf ya da şahıs mıdır?’ Eğer bu yapı bir vakfa aitse, belediye ile bağı nedir? Müze binası inşa edilirken, içindeki eserler yapılırken belediye bütçesi, personeli ve imkânları kullanılmış mıdır? Kullanıldıysa, harcanan kamu kaynağının toplam tutarı ne kadardır? Eğer bu yapı bir vakıf çatısı altında faaliyet gösteriyorsa; bu vakfın başkanı kimdir, mütevelli heyeti hangi isimlerden oluşmaktadır? Vakfın yönetim yapısı, karar alma mekanizmaları ve vakıf senedinin içeriği kamuoyuna açık mıdır? Bu vakıf ile belediye arasındaki mali ve idari ilişki hangi hukuki zemine dayanmaktadır? Kamu kaynaklarının kullanıldığı bir süreç söz konusuysa, bu kaynakların hangi usulle, hangi kararlarla ve kimlerin onayıyla aktarıldığı; ayrıca müzenin işletme giderleri, personel maaşları, elektrik ve bakım gibi kalemlerin hangi bütçeden karşılandığıda açık ve şeffaf bir şekilde ortaya konulmalıdır. Şayet bu müze belediyeye ait değilse; içeride çalışan personelin maaşını kim ödemektedir? Elektrik, bakım ve işletme giderleri hangi bütçeden karşılanmaktadır? Kamu personeli, özel bir yapının hizmetinde mi çalıştırılmaktadır? Müzenin açıldığı günden bugüne yaklaşık 3 milyon ziyaretçi ağırladığı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından ifade edilmektedir. Ortalama bilet bedelleri üzerinden yapılan basit bir hesapla, karşımızda toplam yaklaşık 360 Milyon TL’lik devasa bir gelir çıkmaktadır." diye belirtti. Bursa ve Bolu’da CHP’li belediyeleri örnek gösterdi "Aynı yönetim anlayışının izleri görülmektedir" Milletvekili Nebioğlu, ’Bu gelirler, belediyenin hangi bütçe kalemindedir?’ diye sorarak açıklamasını şöyle sürdürdü; "Eğer belediye kasasında değilse, bu parayı kim toplamakta, kim yönetmektedir? Bu paralar hangi kişi ya da kurumlara, hangi amaçla aktarılmaktadır? Kamuoyuna ayrıca bu gelirlerin öğrencilere burs olarak verildiği yönünde iddialar da yansımıştır. Eğer böyle bir uygulama söz konusuysa; bu burslar hangi öğrencilere verilmektedir, ne zamandan bu yana dağıtılmaktadır ve bugüne kadar toplam ne kadar ödeme yapılmıştır? Eskişehir’de kamu kaynaklarının "vakıf" maskesi altında belirli yapılar üzerinden yönetildiğine dair çok ciddi bir algı ve iddia vardır. Eski Büyükşehir Belediye Başkanının "vakıf kurma, yönetme ve vakıf malları üzerinden ailesine kazanç sağlama" konusundaki maharetini tüm Türkiye bilmektedir. Eskişehir’de "kravatlı hırsız" yakıştırmasının da bu vakıflar üzerinden yürütüldüğü iddia edilen yolsuzluk tartışmalarıyla birlikte anılır hale gelmesi, kamu vicdanında oluşan rahatsızlığın en açık göstergesidir. Ancak mesele bilgi değil, şeffaflıktır! Kimse "burası vakıftır" diyerek kamu kaynağının hesabını vermekten kaçamaz. Bugün Türkiye’nin farklı noktalarında gördüğümüz tablo ibret vericidir. Bursa’da ve Bolu’da CHP’li belediyelere yönelik "örgütlü suç, rüşvet ve irtikap" iddialarıyla yürütülen soruşturmalar, yerel yönetimlerde hesap verilebilirliğin ne denli zayıfladığını açıkça ortaya koymaktadır. Eskişehir’de de aynı yönetim anlayışının izleri görülmektedir. Şeffaflıktan kaçılan her nokta, yolsuzluğa açılan bir kapıdır. Eskişehir sahipsiz değildir! Kamu kaynaklarını kapalı kapılar ardında, vakıflar üzerinden yönetenlerden hesap sormak boynumuzun borcudur. Eğer ortada bir kamu kaynağı yoksa, bunu belgeleriyle ispatlayın; eğer varsa, kuruşu kuruşuna hesabını verin. Bu soruların net cevabı kamuoyuna açıklanana kadar bu meselenin takipçisi olacağız."
Anadolu Üniversitesi’nde "Çocuklara Erken Yaşta Yabancı Dil Olarak Almancanın Öğretimi" ele alındı
12 Haziran 2025 Perşembe - 16:47 Anadolu Üniversitesi’nde "Çocuklara Erken Yaşta Yabancı Dil Olarak Almancanın Öğretimi" ele alındı Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Almanca Öğretmenliği Programı tarafından "Çocuklara Erken Yaşta Yabancı Dil Olarak Almancanın Öğretimi" konulu seminer düzenlendi. Seminer, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Seminerde konuşmacı olarak Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Almanca Öğretmenliği Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asuman Ağaçsapan yer aldı. Etkinliğe, Almanca Öğretmenliği Programı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kadriye Öztürk başta olmak üzere öğretim üyeleri ve öğrenciler katılım gösterdi. "Erken yaşlar, çocukların dil öğrenme becerilerinin en açık olduğu dönemlerdir" Sunumunda, çocuklara erken yaşta yabancı dil öğretiminin önemine değinen Prof. Dr. Ağaçsapan, şu ifadeleri kullandı: "Bugün sizlere, çocuklara erken yaşta yabancı dil olarak Almanca öğretmenin öneminden bahsetmek istiyorum. Erken yaşlar, çocukların dil öğrenme becerilerinin en açık olduğu dönemlerdir. Dolayısıyla bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekir. Almanca gibi yapısal bir dili bu yaşlarda öğretmek, çocukların hem dilsel hem de zihinsel gelişimlerine büyük katkı sağlar. Ben, öğretim sürecinde özellikle oyunları, şarkıları ve hikâyeleri çok etkili buluyorum. Çünkü çocuklar bu yöntemlerle hem eğleniyor hem de dili doğal bir şekilde öğreniyorlar. Ayrıca çocuklar bu süreçte sadece dil öğrenmiyorlar, aynı zamanda farklı bir kültürü tanıyorlar. Bu da çocukların dünyaya bakış açılarını geliştiriyor. Tabii burada öğretmenlerin yaklaşımı, kullandıkları yöntem ve materyaller büyük önem taşıyor. Bizim görevimiz, dili sevdirmek ve öğrenmeyi keyifli bir deneyime dönüştürmek." Seminer, teşekkür belgesi takdimiyle sona erdi.
Alzheimer hastaları dil becerilerini geliştiriyor
12 Haziran 2025 Perşembe - 15:11 Alzheimer hastaları dil becerilerini geliştiriyor Tepebaşı Belediyesi Dil ve Konuşma Terapisi Merkezi, Alzheimer Konukevi’ndeki hastaları da yalnız bırakmıyor. Terapistlerin gerekli değerlendirmeler sonucunda uyguladıkları terapiyle hastalar hem dil becerilerini hem de bilişsel becerilerini geliştiriyor. 2023 yılının Mayıs ayında hizmete başlayan Tepebaşı Belediyesi Dil ve Konuşma Terapisi Merkezi, Yeşiltepe Yaşam Merkezi’nde hizmet veriyor. Merkezde, konuşma sesi bozuklukları, akıcılık bozuklukları, ses bozuklukları, özgül öğrenme güçlüğü, beslenme ve yutma bozuklukları, dudak damak yarığı ve rezonans bozukluklar, yetişkin dil bozuklukları, motor konuşma bozukluklarında uzman dil ve konuşma terapistleri ile ön görüşme sonrası uygun olan danışanlarla tedaviye başlanıyor. Haftada bir gün 40 dakika süren seanslarla hizmet veren merkezden memnun olduklarını belirten vatandaşlar, Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’a teşekkürlerini iletiyor. Hem dil becerilerini geliştiriyorlar hem de sosyalleşiyorlar Ayrıca merkezde görev yapan terapistler, haftanın belirli bir günü Tepebaşı Belediyesi Melih Savaş Yaşam Köyü’nde bulunan Alzheimer Konukevi’ne giderek buradaki hastalarla da görüşme sağlıyor. Ön görüşme ve yapılan değerlendirmeler sonrası uygun olan hastalara terapi uygulanıyor. Terapistler hastaların düzeyine göre hem bireysel hem de grup terapisi uyguluyor. Dil ve konuşma terapisinde hastalar dil becerilerinin yanında bilişsel becerilerini de geliştiriyor. Özellikle grup terapilerinde sosyalleşme imkanı da bulan hastalar güne, kişilere ve zamana uyum sağlamada zorluk yaşamıyor.
SBF’den "Dudak Damak Yarıkları ve Kraniyofasiyel Anomaliler Poster Sunum" etkinliği
12 Haziran 2025 Perşembe - 15:07 SBF’den "Dudak Damak Yarıkları ve Kraniyofasiyel Anomaliler Poster Sunum" etkinliği Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) tarafından düzenlenen "Dudak Damak Yarıkları ve Kraniyofasiyel Anomaliler Poster Sunum" etkinliği Öğrenci Merkezi Fuaye alanında gerçekleştirildi. Etkinliğe, SBF Dekan Yardımcısı Dil ve Konuşma Terapisi (DKT) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Elçin Tadıhan Özkan başta olmak üzere akademisyenler ve öğrenciler katılım gösterdi. SBF Dekan Yardımcısı ve DKT Bölüm Başkanı Prof. Dr. Elçin Tadıhan Özkan poster sunumuna dair şunları söyledi: "Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü olarak bu etkinliği ikinci kez düzenliyoruz. Dudak Damak Yarıkları, Velokardiyofasiyal Sendrom gibi yüzleri ilgilendiren ve dil ve konuşma bozukluğuna da yol açan sendromlarla ilgili bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Aynı zamanda öğrencilerimizin bir poster sunumu yapma gibi, bilimsel becerilerini de desteklemeyi amaçlıyor ve yaptıkları uygulamaları, gördüklerini ve tecrübelerini paylaşılsınlar istiyoruz. Bu sene yapılan posterlerin kalitesine baktığımız zaman çok güzel ve verimli olduğunu görüyoruz." Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Eren Balo, dudak damak yarıklarının gebeliğin ilk trimesterinde ortaya çıktığını belirterek, "Bu durum Türkiye’de yaklaşık her 1000 canlı doğumda bir görülüyor" dedi. Dr. Öğr. Üyesi Balo, dudak damak yarıklarının çok yönlü bozuklukları da beraberinde getirebildiğine dikkat çekerek, "Dil ve konuşma, işitme ve gelişim problemlerini bu bireylerde sıkça gözlemleyebiliyoruz. Biz de Dil ve Konuşma Bozuklukları alanında, dudak damak yarıklarına eşlik eden durumları hem Dudak Damak Yarıkları dersinde hem de DİLKOM’da vaka görerek uygulamalı olarak değerlendiriyor ve terapi süreçlerini yürütüyoruz. Ayrıca, öğrencilerimiz bitirme ödevi olarak dudak damak yarıkları ve sık eşlik eden kraniyofasiyel anomalileri yani sendromları özetleyerek bir poster sunumu hazırlıyorlar." ifadelerini kullandı. Etkinliğin devamında öğrenciler, dudak damak yarıkları ve kraniyofasiyel anomalilerle ilgili hazırladıkları posterleri sunarak hem teorik bilgilerini paylaşma hem de vaka deneyimlerini aktarma fırsatı buldu.
Anadolu Üniversitesinden Eskişehir’e özel 6 yeni kolonya
12 Haziran 2025 Perşembe - 14:55 Anadolu Üniversitesinden Eskişehir’e özel 6 yeni kolonya Anadolu Üniversitesi akademik ve kültürel mirasını özgün projelerle geleceğe taşımaya devam ediyor. Eskişehir’in kimliğini yansıtan "Kampüs Ateşi", "Eskişehir Ayazı" ve "Japon Bahçesi" adlarını taşıyan özel kolonyalarla büyük ilgi gören Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi şimdi de ürün yelpazesini genişletti. Yeni geliştirilen seride; Mandalina, Limon, Portakal Çiçeği ve Hanımeli aromalarının yanı sıra "Eskişehir" ve "Lülelim" adında iki özel koku da yer alıyor. Eskişehir’in doğasına ve kültürel dokusuna özgü bitki aromalarıyla harmanlanan bu kolonyalar, yine Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin modern laboratuvarlarında özenle üretiliyor ve güvenilirliği titizlikle analiz ediliyor. Üretiminde Eskişehir’in simgesi Kalabak Su’nun kullanıldığı bu özel kolonyalar, doğallıkları ve antibakteriyel özellikleriyle hem günlük kullanım hem de koleksiyon amaçlı tercih ediliyor. Yoğun ilgi gören bu ürünler Anadolu Üniversitesi’nin şehre kazandırdığı özgün değerlerden biri olmayı sürdürüyor. Eskişehir’e özel olarak üretilen setin de içinde yer aldığı kolonyalar şehrin tanıtımına katkı sağlamaya ve kültürünü yeni nesillere taşımaya devam ediyor. Anadolu Üniversitesi Anadolu Store’da yeni çeşitleriyle raflarda yerini alan kolonyalara Eskişehir’de belirli satış noktalarından çok yakında ulaşılabilecek.
Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nın ilk etabı tamamlandı
12 Haziran 2025 Perşembe - 14:23 Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nın ilk etabı tamamlandı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından Sarısungur Mahallesi’nde hayata geçirilen Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nda bakımevi inşaat çalışmaları devam ederken, Doğal Yaşam Alanı ise kapılarını açtı. 2024 yılı Temmuz ayında yürürlüğe giren 7527 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun doğrultusunda harekete geçen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, sokakta yaşayan sahipsiz hayvanlara daha iyi yaşam şartları sunmak amacıyla Türkiye’de örnek bir projeyi hayata geçiriyor. Toplam 67 dönüm arazi üzerine kurulacak Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nın ilk etabında 8 dönüm üzerinde zemin çalışmaları tamamlandı. Tamamlanan etabın açılışı görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Açılışa Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Vali Yardımcısı Adem Keleş, Yerel Reform Girişim Derneği Başkanı Murat Karayalçın, CHP Milletvekili İbrahim Arslan, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak, Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum, Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, Eskişehir Bilecik Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Erdinç Yuva, belediye bürokratları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Törende ilk olarak konuşan Eskişehir Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu Başkanı Ece Bilgin, "Burası bir şefkat yuvası, merhamet yuvası olacak. Artık insanlarda çok da göremediğimiz aslında insana çok yakışan bir hasret olan merhamet, sevgi vicdan bu merkezde yaşayacak." dedi. Eskişehir Bilecik Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Erdinç Yuva, oda olarak Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile her türlü iş birliğine açık olduklarını belirterek, "Veteriner hekimler olarak bizler de elimizden gelen her türlü desteği sunmaya hazır olduğumuzu huzurlarınızda bir kez daha ifade etmek isterim. Sözlerimi çok uzatmadan, kıymetli Başkanımıza da iyi ki varsınız demek istiyorum. Gerçekten, sizlerin kıymetli destekleriyle bu şehirde güzel hizmetleri hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Biz veteriner hekimler de bu tesisler özelinde gece gündüz her türlü hizmete hazırız." diye konuştu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanı Nurben Fatma Koptekin, "Bugün burada, sokakta yaşayan can dostlarımızın yaşam şartlarını iyileştirmek amacıyla doğayla uyumlu, sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanını hizmete açmanın mutluluğunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Yerel Reform Girişimi Derneği Kurucu Başkanı Murat Karayalçın, Başkan Ünlüce ve ilçe belediye başkanlarını kutladı. Vali Yardımcısı Adem Keleş, "Eskişehir ölçeğinde çok güzel hizmet verecek böyle bir tesisin hayata geçirilmesini oldukça kıymetli buluyorum. Böyle bir hizmete imza atan değerli belediyemize teşekkür ediyorum. Bu tesis, hazine ve orman arazilerinden tahsis edilerek inşa edilmiştir. Ayrıca Tepebaşı Belediyemizin ve Odunpazarı Belediyemizin de iki ayrı hayvan bakım evi bulunmakta. Ancak genel anlamda bu tesisler yeterli olmamakta. Yeni açılan bu tesisin, yükü paylaşma noktasında önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı. Son olarak konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, sokak hayvanları konusunun ülkemiz için en önemli beş sorun arasında yer aldığını ifade ederek, "Hayvan hakları ve hayvanların korunmasına dair yasada değişiklik yapıldı. Daha önceki uygulamada sokak hayvanları toplanıyor, kısırlaştırılıyor, rehabilite ediliyor ve sahiplendiriliyordu. Sahiplendirilemeyenler ise alındıkları yere geri bırakılıyordu. Yapılan değişiklikle artık bu geri bırakma uygulaması kaldırıldı. Bu değişiklik sonrası ciddi bir sorunla karşılaştık. Ancak artık aldığınız yere bırakma uygulaması olmadığı için barınaklar dolmuş durumda. Hayvan bakım evi inşaatı sürerken, bu tıkanıklığı aşmak için doğal yaşam alanı oluşturma kararı aldık. Tepebaşı ve Odunpazarı belediyelerimizle imzaladığımız protokolle hem kısırlaştırma işlemlerine devam etmeyi hem de rehabilitasyon süreci tamamlanan hayvanları bu merkeze almayı planladık. Bu nedenle sürece biraz hız verdik. Normalde önce bakım evi, ardından doğal yaşam alanı açılır. Biz bu sırayı tersinden uyguladık. Yer tahsisi konusunda bize destek olan Eskişehir Valiliği’ne ve yine bu tesisin her aşamasında bize destek olan Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu’na, Veteriner Hekimleri Odası Başkanımıza, yönetim kuruluna, tüm üyelerine ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ailesinin tüm çalışanlarına huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Özellikle meclis üyelerimiz, projeye başladığımız ilk andan itibaren büyük bir heyecanla yanımızda oldular. Önümüzdeki birkaç ay içinde bakım evini de açmış olacağız. Böylece Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerimizle birlikte Eskişehir’deki bu soruna hep birlikte çözüm üretmeye devam edeceğiz." dedi. Sokak hayvanları ile ilgili sorunların kırsaldan başladığını vurgulayan Ünlüce "Kırsalı çözmeden bu sorunun çözülmesi mümkün değil. Bu nedenle yeniden bir çağrıda bulunmak istiyorum. Valiliğimizin koordinasyonunda yapılan son toplantılarda bir tavsiye kararı alındı. Her ne kadar yasa bunu zorunlu kılmasa da, 12 kırsal ilçemizin de doğal yaşam alanları kurması önerildi. Kısırlaştırma işlemleri ise nüfusu 25 binden fazla olan belediyelerimiz tarafından yapılıp, ardından kırsal ilçelerde kurulacak doğal yaşam alanlarına bırakılması planlanıyor. Daha önce de defalarca dile getirdiğim gibi ülkenin en büyük problemlerinden birine karşı yalnızca belediyeler değil, tüm kamu kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum hep birlikte mücadele vermek zorundayız. Çünkü inanıyoruz ki bir şehrin gerçek değeri, yalnızca insanlarına değil, tüm canlılara sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür." dedi. Konuşmaların ardından katılımcılar doğal yaşam alanını gezdi. Büyükşehir Belediyesi’nin, 14 Nisan 2025 tarihinde Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyeleri ile yaptığı iş birliği protokolü kapsamında, Eskişehir merkezi ve kırsalında bulunan sahipsiz köpeklerin; kısırlaştırma ve aşılama işlemlerinin ardından, sahiplendirilinceye kadar doğal yaşam alanında bakımları sağlanacak. Bu kapsamda doğal yaşam alanına ilk etapta toplamda 50 köpek getirildi. Ayrıca, bakımevinin kuzeyinde yer alan ve devlet ormanı vasfındaki 60 bin metrekarelik alanın doğal yaşam alanı olarak kullanılması için gerekli tahsis işlemleri tamamlandı. Bu geniş alanda ortalama 7 bin köpeğin barındırılması planlanıyor.
Muhtarlık görevinden kazandığı tüm parayı ihtiyaç sahibi çocuklara harcayacak
12 Haziran 2025 Perşembe - 13:57 Muhtarlık görevinden kazandığı tüm parayı ihtiyaç sahibi çocuklara harcayacak Azası olduğu mahallenin muhtar vefat edince yapılan seçimi 60 oy farkla kazanan Meral Karayel, maaşını ihtiyaç sahibi çocukların eğitimine harcayacağını belirtti. Eskişehir’in Cunudiye Mahalle Muhtarı Sevil Ata, geçtiğimiz yıl Mayıs ayında vefat etti. 1 Haziran 2025 tarihinde yapılan muhtarlık seçimini, daha önce aza olarak görev yapan Meral Karayel, büyük farkla kazanarak Cunudiye Mahallesi’nin yeni muhtarı oldu. Meral Karayel, bu görevi talep etmesinin önemli bir sebebinin ihtiyaç sahibi çocuklara yardım etmek olduğunu belirterek, aldığı tüm muhtarlık maaşını çocukların eğitimine yatıracağını belirtti. Yapılan seçim sonucunda diğer muhtar adaylarına fark atarak kazandığını belirten Meral Karayel, "Seçimde, diğer muhtar adayımızla aramızda 60 seçmen farkı vardı. Ben 60 oy önde bitirdim yarışı. Daha sonra azalardan birinin bayramda seçimi iptal ettirmek için şikâyet etmeyi planladığını, "Sahte seçmen taşıdı mahalleye" gibi iddialar ortaya atacağını öğrendim. Bayramdan sonra açıkçası gidip şikâyet edeceğini düşünmüştüm, ancak şahit bulamayınca vazgeçmiş. Dün kendisiyle konuştuk, barıştık ve her şeyi düzene soktuk. Şu anda bir sıkıntımız yok, ben de görevimin başındayım" dedi. "Mahallede eğitime ihtiyacı olan çocukları okutmaya karar verdim" Muhtar Karayel, neden muhtar adayı olduğunu şu kelimeler ile anlattı: "Rahmetli Sevil muhtarımız çok sevilen bir muhtardı, mahallede herkes tarafından saygı görürdü. Ben onun azasıydım. Kendisi kalp krizinden vefat edince seçimlerin yapılacağı belliydi. Ben de bu mahalleye faydam dokunsun, özellikle mahallenin çocuklarına destek olayım istedim. Yıllardır çocuk okutmak gibi bir hayalim vardı, ama bunu gerçekleştirememiştim. Muhtarlık maaşıyla, mahallede eğitime ihtiyacı olan çocukları okutmaya karar verdim. Bu yüzden muhtarlığa aday oldum." "Muhtarlığa giriş sebebim, mahalledeki eğitime ihtiyacı olan çocukları desteklemek" Muhtar seçildikten sonra yaptığı çalışmaları anlatan Karayel, "Eylül ayından beri çalışıyorum. Her kapıyı en az beş kere çaldım. Sağ olsunlar, mahallelim beni destekledi, var olsunlar. Hepsinden çok memnunum, hepsine çok teşekkür ediyorum. İhtiyacı olan çocukların kalem, kıyafet, okul harçlığı gibi ihtiyaçlarını gidermeye başladım. Daha önce de elimden geldiğince bu tür yardımları yapıyordum. Mahallemden üniversitede okuyan çocuklarım var, onlara destek oluyorum. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğim" diye konuştu.