Yerel Haberler
Eskişehir
’Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi’
22 Nisan 2026 Çarşamba - 12:27 ’Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi’ Anadolu Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi" ikinci gününde de yoğun katılım ve zengin içerikle devam etti. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden akademisyenler, kamu ve özel sektör temsilcileri ile öğrenciler, yapay zekânın farklı disiplinlerdeki etkilerini ele almak üzere bir araya geldi. Zirvenin ikinci gün oturumlarına Türkiye Cumhuriyeti önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez ve Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel başta olmak üzere çok sayıda kişi katıldı. Zirvenin ikinci günü, Çin Smart Learning Institute of Beijing Normal University’den Ahmed Tlili’nin davetli konuşmasıyla başladı. Tlili, yapay zekâ destekli öğrenme ortamları ve dijital dönüşüm süreçlerine ilişkin uluslararası deneyimleri katılımcılarla paylaştı. Eğitimciler ve kurumlar için somut bir yol haritası sunan Tlili, yapay zekanın sadece gerçekten katma değer sağlayacağı anlarda kullanılmasını, karmaşık görsel ve video üretiminden ziyade metin tabanlı etkileşimlere öncelik verilmesini ve enerjiden tasarruf sağlayan "karanlık mod" gibi pratik alışkanlıkların edinilmesini önerdi. Verinin bulut yerine doğrudan yerel cihazlarda işlenmesine imkân tanıyan "Edge AI" (Uç Yapay Zekâ) teknolojisinin hem gizlilik hem de enerji tasarrufu açısından önemine değinen Tlili, öğrencilere de "Yaşam döngüsü düşüncesi" aşılanması gerektiğini vurguladı. Programın devamında gerçekleştirilen "Sosyal ve Beşerî Bilimlerde Yapay Zekâ" başlıklı panelde, yapay zekânın toplumsal etkileri çok boyutlu şekilde ele alındı. Moderatörlüğünü Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Aras Bozkurt’un üstlendiği panelde; İstanbul Üniversitesi’nden Veysel Bozkurt, Yapay Zekâ Politikaları Derneği’nden Zafer Küçükşabanoğlu, Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hüseyin Can Aksoy, Amazon Web Services Türkiye’den Kıvanç Uslu ve Anatolian Psych Rock Lab müzik grubu yer aldı. Panelde, yapay zekânın kültür, toplum, sanat ve politika üzerindeki dönüştürücü etkileri tartışıldı. Öğle arasının ardından program, Old Dominion University’den Helen Crompton’un davetli konuşmasıyla devam etti. Crompton, eğitimde yapay zekâ uygulamaları ve geleceğin öğrenme modellerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dr. Helen Crompton tarafından gerçekleştirilen sunumda yapay zekanın eğitimdeki yerini alışılmışın dışında bir perspektifle, çevresel maliyetleri üzerinden ele alındı. Günümüzde bulut teknolojisi olarak adlandırılan yapının aslında fiziksel, devasa veri merkezlerinden oluştuğunu hatırlatan Dr. Crompton, yapay zekanın sadece dijital bir araç değil, ciddi kaynak tüketen bir sistem olduğunu vurguladı. Günün son oturumunda ise "Yapay Zekâ ve Stratejik Gelişim Alanları" başlıklı panel gerçekleştirildi. Eskişehir Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Çimen’in moderatörlüğünde düzenlenen panelde; Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan Yasin Hakkı Kocaman, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Asım Egemen Yılmaz, Sağlık Bakanlığı’ndan Mert Özcan, Halkbank’tan Olcay Atlıoğlu ve Hevi AI’dan Deniz Alis konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, yapay zekânın tarım, eğitim, sağlık ve finans gibi kritik alanlardaki stratejik rolü ele alındı. İki gün boyunca farklı disiplinlerden katılımcıları bir araya getiren "Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi", yapay zekâ alanında bilgi paylaşımını güçlendirirken, üniversite-sektör iş birliklerinin geliştirilmesine de katkı sundu. Zirvenin oturumlarının sonunda Türkiye Cumhuriyeti önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez ve Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından katılımcılara teşekkür sertifikası takdim edildi.
Anadolu Üniversitesi’nden sürdürülebilir geleceğe dijital katkı
22 Nisan 2026 Çarşamba - 12:14 Anadolu Üniversitesi’nden sürdürülebilir geleceğe dijital katkı Dijital kitaplara geçiş yaparak öğrencilere gönderilen milyonlarca basılı kitabın üretimi durduran Anadolu Üniversitesi, yaklaşık 111 milyon kWh elektrik ve 16,7 milyon metreküp su tasarrufu elde edildi. Bu miktar, yaklaşık 40 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine ve 6,7 milyon kişinin yıllık su kullanımına karşılık geliyor. Ayrıca 334 bin ton karbondioksit (CO) emisyonunun önlenmesiyle binlerce aracın yıllık salınımına denk bir çevresel fayda sağlandı. İklim krizi, doğal kaynakların hızla tükenmesi ve çevresel sorunların artması, sürdürülebilirlik kavramını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle her yıl 22 Nisan’da kutlanan Dünya Günü, bireylerden kurumlara kadar geniş bir kesimi çevre dostu uygulamalara yönelmeye teşvik ediyor. Sürdürülebilirlik; yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla da ele alınması gereken bütüncül bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda yükseköğretim kurumları, bilgi üretimi ve toplumsal farkındalık oluşturma misyonlarıyla sürdürülebilir kalkınmanın önemli aktörleri arasında yer alıyor. Bu bilinçle hareket eden Anadolu Üniversitesi, sürdürülebilirlik alanında yürüttüğü akademik çalışmalar, uygulama projeleri ve farkındalık etkinlikleriyle dikkat çekiyor. Üniversite bünyesinde gerçekleştirilen sıfır atık uygulamaları, enerji verimliliği çalışmaları ve çevre temalı öğrenci kulübü faaliyetleri, kampüs yaşamında sürdürülebilir bir dönüşümü hedefliyor. Binlerce aracın salınımına eşdeğer çevresel katkı Dijital kitaplara geçişle birlikte, öğrencilere gönderilen milyonlarca basılı kitabın üretimi durdurularak önemli ölçüde enerji, su ve kâğıt tasarrufu sağlandı. Yapılan hesaplamalara göre yaklaşık 111 milyon kWh elektrik ve 16,7 milyon metreküp su tasarrufu elde edildi. Bu miktar, yaklaşık 40 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine ve 6,7 milyon kişinin yıllık su kullanımına karşılık geliyor. Ayrıca 334 bin ton karbondioksit (CO) emisyonunun önlenmesiyle binlerce aracın yıllık salınımına denk bir çevresel fayda sağlandı. 24 milyon ağacın kesilmesi önlendi Kâğıt kullanımının sona ermesiyle doğal kaynakların korunmasına da önemli katkı sunuldu. Bir ton kâğıt üretimi için ortalama 24 ağaç ve 26 bin litre su tüketildiği dikkate alındığında, dijital dönüşüm sayesinde yaklaşık 24 milyon ağacın kesilmesi önlendi. Böylece yüz milyonlarca kilogramlık kâğıt tüketiminin önüne geçildi. Ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliğe katkı Dijital dönüşüm, ekonomik açıdan da önemli kazanımlar sağladı. Kitap basım ve dağıtım maliyetlerinin ortadan kalkması, öğrencilerin öğrenim maliyetlerinin artmasının önüne geçerken yükseköğretimde fırsat eşitliğinin korunmasına katkı sundu. Aynı zamanda etkin kaynak kullanımı, üniversite ekosisteminde sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşmasına destek oldu. Anadolu Üniversitesinin bu adımı, yükseköğretimde çevresel duyarlılık ve toplumsal sorumluluk açısından örnek bir uygulama olarak öne çıkıyor. Fiziksel kitaplardan dijitale geçiş, yalnızca bir teknolojik yenilik değil; doğaya, ekonomiye ve geleceğe yapılan stratejik bir yatırım olarak değerlendiriliyor. Anadolu Üniversitesi, yalnızca dijital dönüşüm projeleriyle değil; çevre dostu uygulamalar, enerji verimliliği çalışmaları ve sürdürülebilir kampüs hedefi doğrultusunda yürüttüğü çok yönlü faaliyetlerle geleceğe yatırım yapmayı sürdürüyor. Üniversite, eğitimden araştırmaya, kampüs yaşamından toplumsal katkıya kadar pek çok alanda benimsediği sürdürülebilirlik yaklaşımıyla, daha yaşanabilir bir dünya için sorumluluk almaya devam ediyor.
Havaların ısınmasıyla dondurma satışları hareketlendi
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:18 Havaların ısınmasıyla dondurma satışları hareketlendi Eskişehir’de havaların ısınmaya başlamasıyla beraber hareketlenen dondurma sektöründe fiyatlara azda olsa zam geldi. Eskişehir Hamamyolu Arifiye Caddesinde uzun yıllardan beri tatlı ve dondurma sektöründe hizmet veren esnaf Gani Karakaş, sıcaklıkların dondurma sektöründeki hareketliliğini doğrudan etkilediğini belirterek, fiyatlarda ise iki yıl aradan sonra küçük bir güncelleme yaptıklarını ifade etti. "Sıcaklığın hemen artması dondurma sektörünü etkiliyor" Havaların ısınmasının işlere olumlu yansıdığını dile getiren Gani Karakaş, dondurmanın hava sıcaklığına bağlı bir tüketim alışkanlığı olduğunu vurguladı. Sıcak havaların kendilerini memnun ettiğini söyleyen Karakaş, "Şimdi havaların ısınmasıyla beraber dondurmaya olan talep, havanın sıcaklığı oranında artmakta. Bu da bizi memnun ediyor. Herhangi bir gecikme yaşanmadı, hatta geçen sene bu aylara göre fazla bir sıcaklık oldu. Zaten sıcaklığın hemen artması bizim dondurma sektöründeki kıpırtıyı anında etkiliyor" dedi. "Müşteriyi küstürmemek için ufak bir zam yaptık" Ekonomik şartlara rağmen uzun süre fiyat artışına gitmediklerini ancak son süreçte küçük bir düzenleme yapmak zorunda kaldıklarını ifade eden Gani Karakaş, "Aşağı yukarı iki yıldır dondurmamıza zam yapmıyorduk, 50 liradan veriyorduk. Fakat ekonomik şartlar zorladığı için ve de müşteriyi de küstürmemek adına dondurmada yüzde 20 gibi ufak bir zam yaptık. Yani merkezde 50 lira olan top dondurmamızı 60 lira yaptık" şeklinde konuştu
Kalp krizini erken tanımak hayat kurtarır
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:17 Kalp krizini erken tanımak hayat kurtarır Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, kalp krizinde erken farkındalığın hayat kurtardığını belirterek, "Göğüste baskı, nefes darlığı ve ani halsizlik gibi belirtiler hafife alınmamalı. Kalp krizi şüphesinde vakit kaybetmeden 112 Acil Servis aranmalı" dedi. "Kalp krizi uzun yıllar içinde gelişen damar sertliği zemininde oluşur" Kalp krizinin, kalbi besleyen damarların ani tıkanmasıyla ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, "Bu durum genellikle uzun yıllar içinde gelişen damar sertliği zemininde oluşur. Damar duvarlarında biriken yağ ve kolesterol plakları zamanla çatlayarak pıhtı oluşumuna neden olur ve bu pıhtı damarı tamamen tıkayarak kalp krizini tetikler" diye konuştu. "Kadınlarda, ileri yaş grubunda veya diyabet hastalarında belirtiler daha silik olabilir" Kalp krizinin en sık belirtisinin göğüs ortasında hissedilen baskı, sıkışma ve yanma hissi olduğunu belirten Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, "Bu ağrı birkaç dakika sürebilir ya da giderek artabilir. Ağrı sol kola, boyuna, çeneye ve sırta yayılabilir. Nefes darlığı, soğuk terleme, mide bulantısı ve ani halsizlik gibi şikayetler bu tabloya eşlik edebilir. Bazı kişilerde, özellikle kadınlarda, ileri yaş grubunda veya diyabet hastalarında belirtiler daha silik olabilir; sadece yorgunluk, mide rahatsızlığı veya nefes darlığı gibi atipik şikâyetlerle kendini gösterebilir" uyarısında bulundu. "Sigara, diyabet, hareketsiz yaşam riski artırıyor" Kalp krizi riskini artıran faktörlere dikkat çeken Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, "Kalp krizi için önemli risk faktörleri arasında sigara kullanımı, kontrolsüz hipertansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam tarzı ve kronik stres yer alır. Ayrıca genetik yatkınlık, yaşın ilerlemesi ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları da riski artıran önemli etkenlerdendir. Bu risk faktörlerinin erken dönemde fark edilmesi ve kontrol altına alınması, kalp krizi gelişme ihtimalini ciddi ölçüde azaltır" dedi. "Kendi imkanlarınızla hastaneye gitmek yerine ambulans çağırın" Kalp krizi şüphesi oluştuğunda vakit kaybetmeden 112 Acil Servis’in aranması gerektiğini vurgulayan Kaplangöray, "Kalp krizi şüphesi oluştuğunda zamanla yarış başlar. Belirtiler ortaya çıktığı anda vakit kaybetmeden 112 Acil Servis aranmalı ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kendi imkânlarıyla hastaneye gitmek yerine ambulans çağırmak, hastaya yolda gerekli müdahalelerin yapılabilmesi açısından büyük önem taşır. Erken tanı ve hızlı müdahale sayesinde kalp kasında oluşabilecek kalıcı hasar minimuma indirilebilir ve hayat kurtarılabilir" diye konuştu. "Hastalar yaşam tarzını gözden geçirmeli" Tedavi sürecinde damar açıcı ilaçlar, anjiyografi ve gerekirse stent uygulamalarının yapıldığını belirten Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, "Bu müdahaleler, tıkanan damarın yeniden açılmasını sağlayarak kalp kasının tekrar oksijenlenmesine yardımcı olur. Tedavi sonrasında ise hastaların yaşam tarzlarını gözden geçirmeleri büyük önem taşır. Doktor kontrolünde düzenli ilaç kullanımı, sağlıklı beslenme, tuz ve yağ tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması ve sigaranın bırakılması, tekrar kalp krizi geçirme riskini önemli ölçüde düşürür" dedi. Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılması ve düzenli kontroller ile kalp krizi riskinin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirtti.