Yerel Haberler
Eskişehir
Alkollü sürücü ile 15 yaşındaki çocuğun kullandığı araç çarpıştı: 1 yaralı 23 Nisan 2026 Perşembe - 00:06:25 Eskişehir’de alkollü sürücünün kullandığı otomobil ile 15 yaşındaki çocuğun idaresindeki hafif ticari aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada 1 kişi yaralandı. Kaza sonrası sürücülere ve araç sahibine toplamda 117 bin 150 TL para cezası uygulandı. Olay, Tepebaşı ilçesi Batıkent Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre; Cömert Sokak üzerinde seyir halinde olan T.U.Ö. (46) idaresindeki 26 AKS 150 plakalı otomobil ile Çimenler Sokak’tan çıkan 15 yaşındaki E.S. idaresindeki 26 AHD 389 plakalı hafif ticari araç çarpıştı. Çarpmanın etkisiyle savrulan hafif ticari araç, yol kenarında bulunan aydınlatma direğine çarparak durabildi. Kazada, hafif ticari araçta yolcu olarak bulunan 15 yaşındaki H.D.T. yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı çocuk, ambulansla Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Alkollü sürücüye ve ehliyetsiz gence ceza yağdı Polis ekiplerince yapılan incelemede, otomobil sürücüsü T.U.Ö.’nün 1.43 promil alkollü olduğu tespit edildi. Alkollü sürücüye; ‘alkollü araç kullanmak’, ‘kaza yerinde tedbir almamak’, ‘trafiği tehlikeye sokmak’ ve ‘eski tip ehliyetle araç kullanmak’ suçlarından toplam 33 bin 431 TL para cezası kesildi. Sürücünün ehliyetine 6 ay el konulurken, otomobili de 6 ay süreyle bağlandı. Hafif ticari aracı kullanan 15 yaşındaki E.S.’ye ise ‘ehliyetsiz araç kullanmak’, ‘trafiği tehlikeye sokmak’ ve ‘kaza yerinde önlem almamak’ suçlarından 43 bin 719 TL ceza yazıldı. Ayrıca aracın sahibi olan babasına da 40 bin TL idari para cezası uygulandı. Polis ekipleri tarafından olayla ilgili inceleme devam ediyor.
Milli savunma ürünlerinin kritik parçalarını Eskişehirli kadın işçiler üretiyor
01 Mayıs 2025 Perşembe - 09:28 Milli savunma ürünlerinin kritik parçalarını Eskişehirli kadın işçiler üretiyor Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü hasebiyle, çalışanlarının yüzde 75’i kadın olan, yerli ve milli savunma ürünlerinin parçasını üreten Millî Savunma Bakanlığı onaylı tedarikçi firmadaki işçileri ziyaret etti. Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren fabrikalara ziyarette bulunarak, işçilere kolaylık diledi. Aksoy, ziyaret kapsamında Eskişehir merkezli ve 950 çalışandan yüzde 75’i kadın olan bir fabrikada, yöneticilerden bilgi aldı. Vali Hüseyin Aksoy, beyaz eşya ve otomotiv alanının yanı sıra Millî Savunma Bakanlığı onaylı tedarikçi olan firmada; savunma ve havacılık sanayisinde yürütülen millî projelerde İHA, SİHA, füze, tank ve savaş uçağı gibi stratejik platformların altyapısında yer alan haberleşme, radar, elektro-optik, elektronik harp ve komuta kontrol sistemlerine yönelik kablo gruplama çözümleri üretildiği bilgisini öğrendi. Vali Hüseyin Aksoy, burada işçilerle öğle yemeği yedikten sonra, tıbbi malzemeler üreten bir fabrikayı ve çalışanlarını ziyaret etti. "Savunma sanayine destek oluyoruz" Savunma sanayiine parça üreten firmadan çalışan 30 yaşındaki Ayşe Kaya, "Hava, deniz, kara bu şekilde milli projelere destek vermeye çalışıyoruz. Milli projelere genel olarak hizmet veriyoruz. İç kablolama olarak görev alıyoruz. Şu an yaptığım ürün, denizlerdeki radarlara takılan iç kablolama grupları. Daha önce de roketlerde, deniz, hava ve kara projelerinde kullanılan kablolar üzerinde çalıştık. Tabii ki bu gurur verici. Bunda bir sorumluluk alıyoruz ve genel olarak savunma sanayine destek oluyoruz. Gurur verici, oldukça güzel bir duygu" dedi. "Yerli projelerde bir kadın elinin değmesi öncelikle bizi çok mutlu ediyor" Yerli ve milli ürünlere parça üretmenin gurur verici olduğunu söyleyen 42 yaşındaki işçi Sema Orta şöyle konuştu; "Milli ve yerli savunma projelerinde bir kadın olarak yer almak beni çok mutlu ediyor. Kablo üretim teknikeriyim. İç ve dış elektriksel kablo gruplaması yapıyoruz. Milli ve yerli projelerde bir kadın elinin değmesi öncelikle bizi çok mutlu ediyor. Ben ve diğer ekip arkadaşlarım hepimiz özgürce ve mutlulukla çalışıyoruz."
Milli savunma ürünlerinin kritik parçalarını Eskişehirli kadın işçiler üretiyor
01 Mayıs 2025 Perşembe - 09:24 Milli savunma ürünlerinin kritik parçalarını Eskişehirli kadın işçiler üretiyor Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü hasebiyle, çalışanlarının yüzde 75’i kadın olan, yerli ve milli savunma ürünlerinin parçasını üreten Millî Savunma Bakanlığı onaylı tedarikçi firmadaki işçileri ziyaret etti. Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren fabrikalara ziyarette bulunarak, işçilere kolaylık diledi. Aksoy, ziyaret kapsamında Eskişehir merkezli ve 950 çalışandan yüzde 75’i kadın olan bir fabrikada, yöneticilerden bilgi aldı. Vali Hüseyin Aksoy, beyaz eşya ve otomotiv alanının yanı sıra Millî Savunma Bakanlığı onaylı tedarikçi olan firmada; savunma ve havacılık sanayisinde yürütülen millî projelerde İHA, SİHA, füze, tank ve savaş uçağı gibi stratejik platformların altyapısında yer alan haberleşme, radar, elektro-optik, elektronik harp ve komuta kontrol sistemlerine yönelik kablo gruplama çözümleri üretildiği bilgisini öğrendi. Vali Hüseyin Aksoy, burada işçilerle öğle yemeği yedikten sonra, tıbbi malzemeler üreten bir fabrikayı ve çalışanlarını ziyaret etti. "Savunma sanayine destek oluyoruz" Savunma sanayiine parça üreten firmadan çalışan 30 yaşındaki Ayşe Kaya, "Hava, deniz, kara bu şekilde milli projelere destek vermeye çalışıyoruz. Milli projelere genel olarak hizmet veriyoruz. İç kablolama olarak görev alıyoruz. Şu an yaptığım ürün, denizlerdeki radarlara takılan iç kablolama grupları. Daha önce de roketlerde, deniz, hava ve kara projelerinde kullanılan kablolar üzerinde çalıştık. Tabii ki bu gurur verici. Bunda bir sorumluluk alıyoruz ve genel olarak savunma sanayine destek oluyoruz. Gurur verici, oldukça güzel bir duygu" dedi. "Yerli projelerde bir kadın elinin değmesi öncelikle bizi çok mutlu ediyor" Yerli ve milli ürünlere parça üretmenin gurur verici olduğunu söyleyen 42 yaşındaki işçi Sema Orta şöyle konuştu; "Milli ve yerli savunma projelerinde bir kadın olarak yer almak beni çok mutlu ediyor. Kablo üretim teknikeriyim. İç ve dış elektriksel kablo gruplaması yapıyoruz. Milli ve yerli projelerde bir kadın elinin değmesi öncelikle bizi çok mutlu ediyor. Ben ve diğer ekip arkadaşlarım hepimiz özgürce ve mutlulukla çalışıyoruz."
Han ilçesinde ’Yaşlılar Hanı’ projesi
30 Nisan 2025 Çarşamba - 16:18 Han ilçesinde ’Yaşlılar Hanı’ projesi Eskişehir’in İlçe Belediyesi tarafından hazırlanan ’Yaşlılar Hanı’ projesi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünce uygun görülerek çalışmalara başlandı. Eskişehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü olarak görev yapan Orhan Bayrak, Yaşlılara Destek Programı (YADES) ile Türkiye’de ikamet eden 65 yaş üstü yaşlıların korunması ve desteklenmesi ile biyopsikososyal bakıma ihtiyacı olanların yaşadıkları mekanlarda ve/veya gündüz merkezlerde gerekli olan bakımlarının yapılarak yaşamlarının kolaylaştırılmasını amaçlandığını belirtti. Bayrak, "Bu kapsamda YADES 2024 yılı uygulaması için Han Belediyesi tarafından hazırlanan "Yaşlılar Han’ı" projesi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünce proje uygun görülmüştür. Proje kapsamında ilçede ikamet eden ve 65 yaş üstü olan 20 yaşlının ikametlerinin temizlenmesi, pazar alışverişlerinin yapılması (hafta da bir); proje kapsamında temin edilecek çamaşır yıkama ve kurutma makinası ile çamaşırlarının alınıp; yıkama ve kurutma işlemlerinin yapılarak kişisel hijyenlerine katkı sağlanması hedeflenmektedir. Söz konusu proje ile yaşlıların kendi ata topraklarında yaşamanın onlara verdiği mutluluğu ve huzuru koruyabilmek için; yaşam alanlarının temiz ve düzenli hale gelmesini sağlayabilmek ve Han İlçesini Yaşlılar Hanı’ı olarak hatırlamaları ve anlatmaları hedeflenmektedir" dedi.
Rektör Adıgüzel Endonezya’da akademik iş birliği ziyaretlerinde bulundu
30 Nisan 2025 Çarşamba - 14:35 Rektör Adıgüzel Endonezya’da akademik iş birliği ziyaretlerinde bulundu Maarif Vakfı tarafından düzenlenen ve 21 Türk üniversitesinin katılımıyla gerçekleşen "Endonezya Türk Üniversiteleri Eğitim Fuarı" kapsamında Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Endonezya’da çeşitli akademik temaslarda bulundu. Ziyaret programı kapsamında Rektör Prof. Dr. Adıgüzel ve Uluslararası İlişkiler Birimi Müdürü Öğr. Gör. Dr. Zekiye Doğan; Bhayangkara, Pancasila, Paramadina ve Gunadarma üniversitelerini ziyaret etti. Üniversitelerin rektörleri ve uluslararası birimleriyle gerçekleştirilen görüşmelerde, akademik iş birlikleri ve öğrenci değişim programları gibi konular ele alındı. Ziyaretler sonucunda Anadolu Üniversitesi ile University of Bhayangkara Jakarta Raya ve Pancasila Üniversitesi arasında iki ayrı İş Birliği Protokolü imzalandı. Ayrıca, Paramadina Üniversitesi ile de MoU imzalanması konusunda mutabakata varıldı. Halihazırda akademik iş birliği anlaşması bulunan Gunadarma Üniversitesi ile de ortak projeler, bilimsel araştırmalar ve öğrenci değişim programları gibi alanlarda iş birliklerinin başlatılması kararlaştırıldı. İmzalanan anlaşmalar ise akademik faaliyetler, ortak projeler, bilimsel araştırmalar ve öğrenci değişim programları başta olmak üzere pek çok alanda iş birliğini kapsıyor. Bu girişimler, Anadolu Üniversitesi’nin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda küresel düzeyde tanınırlığını artırma hedefinin somut adımları arasında yer alıyor.
Bağırsak sağlığında doğru beslenmenin etkisi
30 Nisan 2025 Çarşamba - 11:39 Bağırsak sağlığında doğru beslenmenin etkisi Bağırsak mikrobiyotasının, insan vücudunda sindirim sisteminde yerleşik olan bakteri, virüs ve mantar gibi mikroorganizmalardan oluşan ve organ gibi işlev gören karmaşık bir ekosistem olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, mikrobiyota sağlığının temel belirleyicilerinden birinin beslenme olduğunu vurguladı. İnsan vücudunda sindirim sistemindeki yararlı ve zararlı tüm mikroorganizmalar topluluğunu ifade eden "mikrobiyota" hakkında önemli bilgiler veren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden bu yapının gelişimini etkileyen faktörler arasında doğum şekli, annenin mikrobiyotası, anne sütü alımı, bakterilere çevresel maruziyet, antibiyotik ve probiyotik kullanımı ile beslenmenin yer aldığını söyledi. Mikrobiyota gelişimi tamamlandıktan sonra bile bu faktörlerin, mikrobiyotanın durumu ve fonksiyonunu etkilemeye devam ettiğini; bunlar içinde ise beslenmenin, en güçlü etkiyi gösterdiğini dile getirdi. Bağırsaktaki mikroorganizmaların bazı vitaminlerin sentezinde ve bazı besin bileşenlerinin bozulmasında rol oynadığını belirten Diyetisyen Erden, anne sütünün bebeklik döneminde mikrobiyota oluşumu için çok önemli bir kaynak olduğunu, ek gıdaya geçişle birlikte besin seçiminin mikrobiyotayı doğrudan şekillendirdiğini belirtti. Bağırsak mikrobiyotasının yaklaşık 2-3 yaş civarında yetişkin düzeyine ulaştığını sözlerine ekledi. "Akdeniz diyeti mikrobiyotayı olumlu etkiliyor" Farklı beslenme modellerinin bağırsak mikrobiyotası üzerinde farklı etkiler oluşturduğunu vurgulayan Diyetisyen Erden, "Çeşitli coğrafyalarda yaşayan toplumların mikrobiyotalarının incelendiği çalışmalarda uzun vadeli beslenme alışkanlıklarının etkisi açıkça görülmüştür. Genetik ve antibiyotik kullanımı gibi çevresel etmenler değerlendirilse bile, mikrobiyota üzerindeki temel belirleyici faktör beslenme alışkanlıklarıdır" dedi. Glutensiz diyetlerde polisakkarit alımının sınırlandığını belirten Diyetisyen Erden, "Glutensiz diyetlerde bağırsağa ulaşan karbonhidrat azalır. Bu durum, yararlı probiyotik bakteri popülasyonlarının azalmasına, patojen bakterilerin ise artmasına yol açabilir" diye konuştu. Akdeniz diyetinin mikrobiyota üzerinde olumlu etkileri olduğunu; vejetaryen diyetlerin etkisine dair çalışmaların farklı sonuçlar verdiğini, bu yüzden net bir sonuca varılamadığını aktardı. "Kaliteli yağ tüketimi bağırsak sağlığı için önemli" Mikrobiyotayı destekleyen besinler arasında polifenol açısından zengin bitkisel kaynakların yer aldığını anlatan Diyetisyen Erden, "Meyve, sebze, tam tahıl, çay, kahve ve kakao gibi besinlerde bulunan fitokimyasallar, farklı etki mekanizmaları yoluyla bağırsak sağlığına olumlu katkı sağlar" dedi. Diyetisyen Erden, diyet proteinlerinin mikrobiyotayı düzenlemede önemli rol oynadığını belirterek, protein miktarının günlük gereksinimi aşmayacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini ve diyetin hem hayvansal hem bitkisel protein kaynaklarını içermesinin faydalı olduğunu ifade etti. Diyetteki yağ miktarının ve türünün de bağırsak mikrobiyotası üzerinde etkili olduğuna dikkat çekerek, "Aşırı yağ tüketimi mikrobiyal çeşitliliği azaltır. Dengeli ve kaliteli yağ tüketimi bağırsak sağlığı için önemlidir" dedi. "Yoğurt, turşu gibi fermente gıdalar mikrobiyotayı güçlendirir" Dünya Sağlık Örgütü ve çok sayıda bilimsel çalışmanın, düzenli prebiyotik ve probiyotik tüketiminin mikrobiyota sağlığını desteklediğini gösterdiğini anlatan Diyetisyen Erden, "Yoğurt, turşu gibi fermente gıdalar ile prebiyotik içeren sarımsak ve soğan gibi sebzeler, mikrobiyotayı güçlendirmede büyük rol oynar" diye konuştu. Bağırsak mikrobiyotası ile beslenme arasında güçlü bir karşılıklı ilişki olduğunu belirten Diyetisyen Erden, "Bireylerin bağırsak florası, tüketilen besinlere göre şekillenmektedir. Doğru beslenmeyle sağlıklı bir bağırsak rutini oluşturmak mümkündür" ifadelerini kullandı.
Odunpazarı’nda baharın kahramanları temizlik seferberliği başlattı
30 Nisan 2025 Çarşamba - 11:30 Odunpazarı’nda baharın kahramanları temizlik seferberliği başlattı Odunpazarı Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, baharın gelişiyle birlikte çevre sağlığını tehdit edebilecek unsurlara karşı kapsamlı bir temizlik seferberliği başlattı. Ancak bu çalışmanın gerçek kahramanları, mahalle mahalle dolaşarak kenti tertemiz hale getiren belediye personeli oldu. Orhangazi, Büyükdere ve Yıldıztepe Mahallelerinde başlayan bahar temizliği çalışmaları, temizlik ekiplerinin büyük özverisiyle sürdü. Süpürge araçları, konteyner yıkama araçları, yol yıkama makineleri ve kepçelerle desteklenen ekipler, gece gündüz demeden çalışarak Odunpazarı’na taze bir nefes aldırdı. Orhangazi Mahallesi’nde iki büyük süpürge aracı, bir damperli kamyon, kepçe ve konteyner yıkama aracıyla başlayan temizlik seferberliği; Büyükdere ve Yıldıztepe Mahalleleri’nde küçük ve büyük süpürge araçları, yol yıkama araçları ve yine 20’şer kişilik ekiplerle devam etti. Uçan haşerelere karşı yapılan uçkun ilaçlamalarıyla çevre sağlığı da güvence altına alındı. Görevlerini büyük bir titizlikle yerine getiren belediye personeli, sadece sokakları değil, mahallelerin havasını da arındırdı. Emek veren her bir çalışana teşekkür eden Odunpazarı Belediyesi yetkilileri, "Temizlik bir ekip işidir, ama aynı zamanda bir gönül işidir. Odunpazarı’nın her köşesinde daha sağlıklı, daha yaşanabilir bir çevre için ter döken temizlik emekçilerine minnettarız" diyerek vatandaşları da bu sürece duyarlı olmaya davet etti.
Tavuk ve yumurtada doğru bilinen yanlışlar
30 Nisan 2025 Çarşamba - 11:27 Tavuk ve yumurtada doğru bilinen yanlışlar Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, tavuk eti ve yumurtasına dair doğru bilinen yanlışlara açıklık getirdi. Tüketimi her geçen gün artan tavuk eti ve yumurtasına dair doğru bilinen yanlışlar yanıltıcı olabiliyor. "Tavuklara hormon veriliyor mu", "GDO’lu yem sağlığımızı etkiler mi", "Yumurta sarısının rengi besin değerini gösterir mi" gibi sorulara yanıt arayan tüketiciler için bilim, net ve çarpıcı cevaplar sunuyor. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, bu sorulara bilimsel verilerle açıklık getirdi. Tavuk ve yumurta üretiminde hormon kullanımının hem yasak hem de teknik olarak imkânsız olduğunu; GDO’lu yemle beslenen hayvanların etinde veya yumurtasında GDO kalıntısı bulunmadığını belirten Doç. Dr. Bozbay, doğru bilgiye ulaşmak için her zaman alanında uzman kişilere başvurulması ve güvenilir kaynaklardan bilgi edinilmesi gerektiğinin altını çizdi: "Bilimsel kanıtlara dayanılmalı" Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, "Bugün dünyada kişi başı yıllık tüketilen et miktarının yüzde 40’tan fazlası tavuk eti. Türkiye de ise her birey yılda 20 kilogram tavuk eti ve 250 adetten fazla yumurta tüketiyor. Çünkü tavuk eti ve yumurtası, yüksek biyolojik değere sahip, kaliteli ve dengeli hayvansal protein kaynaklarıdır. Yumurta, anne sütünden sonra en iyi kullanılan proteini içerirken; tavuk eti düşük yağ oranı, kolay sindirimi ve zengin aminoasit profiliyle öne çıkar. Peki soframıza bu kadar sık gelen bu ürünler hakkında ne kadar doğru bilgiye sahibiz? Tavuk yetiştiriciliğinde, genetik, teknoloji ve besleme ile ilgili gelişmeleri yanlış yorumlamak, kimi zaman tüketici nezdinde tereddüte sebep olabiliyor. İşte tam da bu yüzden, bu konularda yorum yaparken veya bir bilgiye ihtiyaç duyarken, uzman görüşüne ve bilimsel kanıtlara dayanmak, hem kendi sağlığımız hem de toplum sağlığı için önemlidir. Bilim, kişisel görüşlere değil; deneylere, kanıtlara ve tekrarlanabilir sonuçlara dayanır. Dolayısıyla bir bilginin doğru olup olmadığını değerlendirirken, bilimsel olarak test edilmiş mi diye bakmak gerekir" dedi. Tavukların büyüme süresi "Tavuklar nasıl 42 günde kesim ağırlığına nasıl ulaşıyor, bu doğal mı" sorusunu yanıtlayan Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, "Etlik piliçlerin 42 gün gibi kısa bir sürede kesim ağırlığına ulaşabilmesi, tamamen genetik seleksiyon, dengeli besleme, iyi yönetilen çevresel şartlar ve hastalık kontrolü sayesinde elde edilen bir verimlilik başarısıdır. Etlik piliçler, 1950’lerden beri yapılan ıslah çalışmaları sayesinde, daha hızlı büyüyen, yemden daha iyi yararlanan ve daha fazla kas geliştiren hatlardan seçilerek oluşturulmuştur. Bugün kullanılan hibrit ırklar bu çalışmaların ürünüdür. Genetiği değiştirme söz konusu değildir; bu, doğal seleksiyonun modern tekniklerle hızlandırılmış halidir. Aynı zamanda etlik piliçler, büyüme hızlarına uygun bilimsel çalışmalara dayalı olarak formüle edilmiş ve sindirilebilirliği yüksek yemlerle beslenirler. Sıcaklık, nem, havalandırma, ışıklandırma ve yerleşim sıklığı gibi çevresel faktörler, hayvan refahı ve performansını optimize etmek amacıyla tam kontrollü sistemlerle yönetilir. Sonuç olarak piliçlerin hızlı büyümesi tamamen doğal fizyolojik büyüme kapasiteleri ve bilimsel yönetim sayesinde gerçekleşir" ifadelerini kullandı. Hormon ve antibiyotik Bozbay, "Etlik piliçlere ve yumurta tavuklarına hormon ve antibiyotik veriliyor mu" şeklindeki soruya, "Türkiye’de etlik piliçlere ya da yumurta tavuklarına hormon verilmesi, hem hukuken yasaktır hem de bilimsel ve teknik olarak mümkün değildir. Bu durum, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından resmi olarak denetlenmekte, üretim süreçleri sıkı kontrol altında tutulmaktadır. Hormon verilmesi teknik olarak mümkün değildir çünkü etkili bir sonuç için ya her gün enjeksiyon yapılması gerekir ki bu uygulama pratikte ve maliyet açısından imkânsızdır, ya da hormonlu yem kullanılması gerekir ki bu da işe yaramaz çünkü hormonal moleküller yemle birlikte etkisiz hale gelir, sindirim sisteminde parçalanır. Ayrıca etlik piliçler, genetik olarak hızlı büyümeye uygun olacak şekilde uzun yıllardır ıslah edilmiştir; bu nedenle büyümeleri için hormona gerek yoktur. Özetle, hormon kullanımı: yasal değildir, bilimsel olarak gereksizdir, teknik olarak uygulanamaz ve ekonomik olarak mantıksızdır. Benzer şekilde, antibiyotikler de büyütme amacıyla kullanılamaz. Türkiye’de ve Avrupa Birliği’nde kullanımı yasaktır. Sadece veteriner hekim kontrolünde, hastalık tedavisinde kullanılabilir. Ayrıca tedavisi sonrası belirli bir "bekleme süresi" vardır; bu sürede elde edilen et ve yumurta tüketime sunulmaz. Tarım ve Orman Bakanlığı, üretimi düzenli olarak denetlemekte ve tüketiciye ulaşan ürünlerin Gıda Kodeksi’ne uygun, kalıntısız olmasını sağlamaktadır. Modern tavukçuluk başarıyı hormon ya da antibiyotikle değil; gelişmiş genetik, dengeli besleme, uygun çevre şartları ve bilimsel yönetimle sağlar. Günümüzde sağlıklı ve güvenilir hayvansal üretimin temeli bilimdir, ilaç ya da yapay müdahaleler değil" yanıtını verdi. Tavuk yemlerinin insan sağlığına etkisi Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, "Tavuklara GDO’lu yem veriliyor mu? Bu bizim sağlığımızı etkiler mi" sorusuna, "Tavukların beslenmesinde kullanılan yem hammaddelerinin bazıları, özellikle soya fasulyesi ve mısır, dünya genelinde yaygın olarak genetik olarak değiştirilmiş (GDO) varyantlardan elde edilmektedir. Bu durum Avrupa Birliği ve Türkiye gibi ülkelerde sıkı yasal düzenlemelere tabiidir ve Türkiye’de GDO’lu ürünlerin sadece yem amaçlı kullanımı Biyogüvenlik Kurulu’nun izniyle mümkündür. Şu ana kadar yapılan çok sayıda bilimsel çalışmaya göre, tavukların GDO’lu yemlerle beslenmesi etlerinde veya yumurtalarında GDO oluşmasına yol açmaz. Çünkü yemle alınan GDO’lu DNA ve proteinler, tıpkı doğal yemlerdeki DNA ve proteinler gibi tavuğun sindirim sistemi tarafından parçalanır. Dolayısıyla ne tavuğun etinde ne de yumurtasında genetik olarak değişmiş bir içerik bulunmaz. Ayrıca, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi kurumlar, mevcut veriler ışığında, GDO’lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin insan sağlığı için risk oluşturmadığını açıkça belirtmektedir" cevabını verdi. Tavukların pişme süresinin kısalması Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, "Tavuklar eskiden geç pişerdi, şimdi neden hemen pişiyor" sorusunu ise şöyle yanıtladı: "Günümüz etlik piliçleri, genç yaşta ve daha fazla kas kitlesiyle kesildikleri için, bağ dokuları tam olgunlaşmamıştır ve kolajenleri ısıyla daha kolay çözünür. Bu nedenle etleri daha kısa sürede pişer. Ayrıca, piliçlerin yüksek su içeriği ve homojen kas dokusu hızlı ısı iletimine ve daha kısa pişme süresine katkıda bulunur. Geçmişteki tavuklar ise daha yaşlı kesildiğinden, kas yapıları daha sertti ve pişmeleri daha uzun sürerdi. Türkiye’de ve dünyada farklı üretim sistemleri mevcuttur: bunlar entansif (yoğun), yarı açık, serbest gezen ve organik gibi sistemlerdir. Serbest gezen ve organik tavukların eti ve yumurtası bazı besin öğeleri açısından biraz farklılık gösterebilir, ancak genel makro besin değerleri (protein, yağ, enerji) açısından çok büyük farklar yoktur. Ancak bu farklar büyük oranda besleme kaynaklıdır. Serbest gezen tavuklar doğada ot, böcek ve yeşil bitkiler de yediği için, özellikle omega-3 yağ asitleri, A ve E vitamini bakımından yumurtalarında ve etlerinde bir miktar artış gözlenebilir. Aksi durumda, yalnızca gezme davranışı yumurtaya daha fazla besin katmaz. Tercih daha çok tüketicinin değerlerine ve lezzet algısına bağlıdır." Yumurtada kan lekesi Bozbay, "Yumurtada kan lekesi veya ipliksi yapı görüyorum. Tüketebilir miyim" sorusuna, "Yumurta içinde zaman zaman kan lekesi veya ipliksi yapı görülebilir. Bu unsurlar çoğu zaman doğal, zararsız ve biyolojik olarak açıklanabilir yapılardır. Yumurtada görülen küçük kan lekeleri, genellikle yumurta oluşumu sırasında ovaryumdaki kılcal damarların çatlaması sonucu oluşur. Bunun döllenmeyle veya hastalıkla hiçbir ilgisi yoktur. Sağlık açısından bir risk taşımaz. Yumurtanın içinde görülen beyaz ipliksi yapılar, yumurta sarısını ortada sabitleyen doğal bir bağ dokusudur ve adı şalazdır. Şalazın varlığı, yumurtanın taze olduğunu gösterir. Yumurtalar bayatladıkça bu yapı gevşer ve kaybolur. Sonuç olarak bu yapılar yumurtanın bozuk, döllü, bayat ya da sağlıksız olduğunu değil, tam tersine tazeliğini ve doğal oluşum sürecini gösterir. Yine de tüketici tercihi olarak bu yapılar pişirme öncesinde çıkarılabilir" şeklinde cevap verdi. Bozbay, "Yumurtanın kabuk rengi ve besin değerini etkiler mi" sorusunu, "Yumurtanın kabuk rengi, tamamen tavuğun genetik yapısına bağlıdır. Besin içeriği açısından, kabuk rengi hiçbir fark oluşturmaz. Araştırmalar, yumurtanın amino asit kompozisyonu ve biyoyararlanımı açısından kabuk rengine bağlı bir üstünlük olmadığını göstermektedir" şeklinde cevapladı. "Yumurta sarısı neden bazen koyu sarı, bazen soluk sarı oluyor? Hangisi daha besleyici" sorusuna ise Bozbay, "Yumurta sarısının rengi, tavuğun yediği yemin içeriğine bağlıdır. Yem ne kadar karotenoid içerirse, yumurta sarısı o kadar koyu sarı veya turuncuya döner. Karotenoid kaynakları arasında mısır, yonca, paprika gibi bitkiler bulunur. Eğer tavuk daha az karotenoid içeren yemle beslenirse, sarı renk daha soluk olur. Besin değerine gelirsek sarının rengi, yumurtadaki protein, yağ, enerji, vitamin ve mineral değerlerini temel olarak değiştirmez. Yani, koyu sarı yumurta daha besleyici değildir, sadece görsel farklar vardır" cevabını verdi.