Yerel Haberler
Eskişehir
03 Mayıs 2026 Pazar - 16:55 BBP Genel Başkanı Destici: "Böyle giderse, nüfusumuz 50 milyonun altına düşer" Büyük Birlik Partisi (BBP) Eskişehir Olağan İl Kongresi’nde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Bundan 30 sene önce çocuk sayımız aile başı 3 iken, bugün 1 buçuğun altına inmiş. Dünyada nesli en fazla tükenmekte olan ilk 5 milletin içindeyiz, ülkenin içindeyiz. Böyle giderse, 50 milyonun altına düşeriz" dedi. Büyük Birlik Partisi Olağan İl Kongresi Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongre, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından toplu fotoğraf çekimi yapılan programda ilk olarak Büyük Birlik Partisi Eskişehir İl Başkanı Taha Baksan açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Kürsüye çıkan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, gündeme dair konular hakkında konuştu. "Günyüzü’ne 38 milyon metrekare sanayi bölgesi yapılacak" Eskişehir sanayisi hakkında da konuşan Destici, "En son Türkiye’de biliyorsunuz sanayimiz, üretimimiz, imalatımız Marmara Bölgesi’ne sıkışmış vaziyettedir. İşte burada Sakarya Erenler Belediye Başkanımız var, sağ olsunlar 2024 Mart 31’den beri diğer belediye başkanlarımızla birlikte inanılmaz bir çalışma gösteriyorlar. Günyüzü Belediye Başkanımız da burada aynı şekilde, inanılmaz bir çalışma gösteriyorlar. Kendilerini tebrik ediyorum ve inşallah daha da başarılı olacaklar. Kendilerine emanet edilen, bize emanet edilen belediyelerde inşallah zirveyi yakalayacaklar. Dolayısıyla devletin, hükümetin bu üretimi, imalatı, sanayi bölgelerini Anadolu’ya kaydırma, ama nereden? İşte yukarıdan aşağıya doğru Mersin Limanı, İskenderun Limanı, Hatay, Adana buralara indirme hedefi var. 15 civarında sanayi bölgesi ilave edilecek. Bizim talebimiz, gayretlerimizle sağ olsunlar Cumhurbaşkanımız da Sanayi Bakanımız da bizleri kırmadılar ve bunlardan bir tanesi de Günyüzü oldu. Tam 38 bin dönüm yeni sanayi bölgesi, 38 milyon metrekare" ifadeleri kullandı. "Gerçek hayattan kopup dijital bağımlılığın esiri olan çocuklar var" Geçtiğimiz ay gerçekleşen okul saldırılarına değinen ve olayda ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede bugün hayat mücadelesini kaybeden 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu’na rahmet dileyen Destici, şöyle devam etti: "14 yaşındaki bir ortaokul son sınıf, 8. sınıf öğrencisi saldırganın kendi okulunda gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucu 9 öğrencimiz, yavrumuz ve 1 öğrencilerini kurtarmak için öğrencilerin önüne kendini kapayan öğretmenimiz şehit oldu. Kendilerini bir kere daha rahmetle ve şükranla yad ediyoruz. Biz hem şehit öğrencilerimizin ve öğretmenimizin ailelerini ziyaret ederek taziyede bulunurken, aynı zamanda hastanedeki yavrularımızı da ziyaret etmiştik. Maalesef onların içinde 2 tanesi ağır yaralıydı. Bugün 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu yavrumuzun da öldüğünü, şehadete erdiğini büyük bir üzüntüyle öğrendik. Onlar cennete gittiler, sabiler, günahsızlar. Cenab-ı Hak cennetin en güzel köşesinde onları misafir etsin. Aileleri büyük acı yaşıyor, inşallah cennetinde de onları buluştursun diyoruz. Tabii biz Büyük Birlik Partisi olarak bu suça sürüklenen çocuklar, aileden kopan çocuklar, okuldan, aileden, gerçek hayattan kopup dijital bağımlılığın esiri olan çocuklar var. Maalesef bu çocukların psikolojileri bozuluyor." "Eskiden aile başına 3 çocuk düşerken bugün 1 buçuklara kadar düştü" Aile yapısı hakkında da konuşan ve Türkiye’de doğruganlık oranının yarı yarıya düştüğünü söyleyen Destici, "Kıymetli kardeşlerim, değerli hemşehrilerim; bakın, nüfus olarak aşağıya iniyoruz. Bundan 30 sene önce çocuk sayımız aile başı 3 iken, bugün 1 buçuğun altına inmiş. Dünya literatüründeki tanımıyla söylüyorum nesli en fazla tükenmekte olan ilk 5 milletin içindeyiz. Yani böyle giderse, hani 100 milyonu geçme hayalimiz vardı ya 50 milyonun altına düşeriz. O zaman ailemizi de kaybederiz, ülkemizi de kaybederiz, topraklarımızı da kaybederiz. Onun için aile yapımıza sahip çıkmalıyız. Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar genç yaşta evlendirmeliyiz. Evliliklerini yaptıktan sonra çocuk sahibi olmaları noktasında açıktan teşvik etmeliyiz. Dezavantajlı kesimler, ekonomik olarak en büyük sıkıntıyı yaşayan kesimler, asgari ücretliler. Onun için diyoruz ki; mademki topyekün artıramıyorsunuz, ’bütçe sıkıntısı var’ diyorsunuz, o zaman Asgari Ücret Tespit Komisyonu gibi bir ’Asgari Hane Geçim Rakamı Tespit Komisyonu’ kurulsun" ifadelerini yer verdi. Mustafa Destici, program sonunda bugün hayatını kaybeden Eskişehirli gazeteci Ertuğrul Yılmaz için başsağlığı dileklerinde bulundu. Ayrıca Dectici, Eskişehirspor’a da başarılar diledi. Programa Genel Başkan Destici’nin yanı sıra, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve birçok protokol üyesi katılım gösterdi.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Gençler; okuyor, düşünüyor, konuşuyor, ‘Bilgi Şöleni’ tamamlandı
17 Şubat 2025 Pazartesi - 14:33 Gençler; okuyor, düşünüyor, konuşuyor, ‘Bilgi Şöleni’ tamamlandı Türk Ocakları’nın ‘Bilgi Şöleni’ etkinliği ile Türk dünyasının ortak değerlerine ve entelektüel mirasına sahip çıkma bilincini arttırıyor. Eskişehir Türk Ocakları’nda 2 Gün boyunca devam eden ve 33 bildirinin sunulduğu ‘Bilgi Şöleni’ başarıyla tamamlandı. Türkistan’dan Kazan’a, Kazan’dan İstanbul’a uzanan geniş bir coğrafyada kök salmış, Türk milletinin dirilişini ve potansiyelini ortaya koymak amacıyla Edebiyat, ilim ve fikir sahasında iz bırakmış büyük âlimlerimizi, mütefekkirleri, düşünce insanlarını araştırmak, anlamak, anlatmak ve bıraktıkları fikir ve kültür mirasının ışığında yeni fikirler geliştirmek için Eskişehir Türk Ocağı bünyesinde yer alan Millî Mefkûre mektebi (MMM)’nin başlangıç dönemi öğrencileri tarafından düzenlenen "Gençler; Okuyor, Düşünüyor ve Konuşuyor" Bilgi Şöleni, 15-16 Şubat tarihlerinde gerçekleştirildi. Bu anlamlı etkinlik, Türk milletinin tarih sahnesindeki yerini, entelektüel birikimini ve fikri gelişimini farklı açılardan ele almayı amaçlayarak, gençlerin bilgi ve düşünce üretimine aktif katılımını teşvik etti. Özellikle Türk dünyasının ortak hafızasında önemli bir yer tutan fikir ve ilim insanlarının çalışmaları, bu program çerçevesinde ayrıntılı bir şekilde ele alınarak, katılımcılar tarafından değerlendirildi. Milli Mefkûre Mektebi başlangıç öğrencilerinin sunumlarıyla zenginleşen program, Cumartesi günü Eskişehir Türk Ocağı üyesi ve program koordinatörü Dr. Eyüp Ersegün Kahraman’ın açılış konuşmasıyla başladı. Dr. Ersegün’ün yönetiminde pazar gününe kadar devam etti. Program boyunca farklı disiplinlerden akademisyenler, araştırmacılar ve genç fikir insanları, Türk düşünce dünyasına yön veren isimleri ve onların fikirlerini ele alarak, bu çerçevede derinlemesine analizler gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında; Türk Tarihçiler Oturumu, Türk Romancılar Oturumu, Türk Edebiyatçıları Oturumu, Türk Dünyası Oturumu, Türk Milliyetçiliği Oturumu, Anadolu Oturumu, İlkler Oturumu ve Sosyolojik Düşünce Oturumu olmak üzere toplam 10 oturum ve 33 sunum gerçekleştirildi. Her oturumda, Türk kültürüne ve düşünce hayatına katkı sağlamış önemli şahsiyetlerin eserleri, fikir dünyaları ve Türk toplumuna olan etkileri ele alınmış, tarihsel ve sosyolojik bağlamlarıyla birlikte değerlendirildi. Bu bilgi şöleni, gençlerin okuma, düşünme ve tartışma kültürünü geliştirmeye yönelik önemli bir adım olmanın yanı sıra, Türk dünyasının ortak değerlerine ve entelektüel mirasına sahip çıkma bilincini artırmayı hedefliyor. Eskişehir Türk Ocağı’nın düzenlediği bu program, Türk milletinin geçmişten bugüne taşıdığı bilgi ve fikir birikimini yeni nesillere aktarmada önemli bir adım oldu.
Kardiyoloji Uzmanı Şenol kalp krizi vakalarının son zamanlarda neden arttığını açıkladı
17 Şubat 2025 Pazartesi - 12:50 Kardiyoloji Uzmanı Şenol kalp krizi vakalarının son zamanlarda neden arttığını açıkladı Kardiyoloji Uzmanı Dr. Utku Şenol, son dönemde artan kalp krizi vakalarının iddia edildiği gibi pandemi döneminde yapılan aşılarla ve pıhtılaşmayla ilgili olmadığını; daha hızlı tanı konulması nedeniyle daha fazla vaka görüldüğünü söyledi. Eskişehir Acıbadem Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Utku Şenol, son zamanlarda arttığı iddia edilen kalp krizi vakalarıyla ilgili önemli bilgiler verdi. Günümüzde sağlık hizmetlerinin eskisine göre başarılı ve ulaşılabilir bir durumda olduğuna dikkat çeken Dr. Şenol, artık gelişen tıbbı teknolojiyi kullanarak daha hızlı tanı konulması nedeniyle kalp krizlerinin artmış gibi görüldüğünü ifade etti. "Sigara gibi bir etken varken başka suçlu aramanın anlamı yok" Ana sorunun beslenme ve diyet düzeniyle ilgili olduğunu anlatan Dr. Şenol, "Artışların ana sebebi yeme-içme düzensizliği ve rutin kontrollerin eksikliği. Bir de stres yükünün artmasıyla birlikte sigara kullanımı yüzde 30’a varan bir oranda arttı. Bu şekilde olunca kalp-damar hastalıkları ve inme gibi durumlarda da büyük bir artış söz konusu oluyor. Sigara gibi bir etken varken başka suçlu aramanın anlamı yok" dedi. Bunun yanında kişilerin düzenli kontrollerini yaptırmadığına ve ilaçlarını düzenli kullanmadığına işaret eden Dr. Şenol kilo ve kiloya bağlı olarak kolesterol, tansiyon ve şeker yüksekliğinin de ortaya çıktığını, bunların getirdiği kalp krizi risklerinin de doğal olarak arttığını söyledi. Artışların ana sebebinin insanların yeme-içme düzenlerine uymaması, kontrollerine düzenli şekilde gelmemesi ve doğru tedavi yönteminin uygulanmaması olduğunun bir kez daha altını çizdi. "Elektronik sigaranın zararsız olması kesinlikle imkânsız" Son dönemlerde popüler olan elektronik sigaralara da değinen Dr. Şenol, "Henüz bunun kalp üzerindeki etkilerine dair yapılmış bir çalışma yok ama şunu çok iyi biliyoruz ki, insanlarda bu ürünlere karşı yanlış ve zararsızmış gibi bir algı oluştu. Elektronik sigarada çekilen şeyin ana kısmı su buharı olduğu için sanki bir sorun yokmuş gibi görünüyor ama içine koydukları katkıların ve kimyasal maddelerin neler olduğunu bilmiyoruz. Hangi şartlarda üretildiğini, ne kadar kanserojen olduğunu ve hangi hastalıklara yol açabileceğini bilmiyoruz. Dolayısıyla kalp ve damarlar üzerinde ne gibi etkileri olacağını da bilmiyoruz" diye konuştu. Bununla ilgili yurt dışında yapılan çalışmalarda çok ciddi akciğer hasarlarına yol açtığını, hayati tehlike yaşamış ve hayatını kaybetmiş vakalar olduğunu aktaran Dr. Şenol elektronik sigaraların etkilerinin uzun vadede daha net anlaşılacağını ama yine de kimyasal solumanın zararsız olduğunu düşünmemek gerektiği uyarısında bulundu. "Ekmek ve karbonhidratı beslenme düzeninden çıkartmak şart" Kalp krizi riskini azaltmanın en önemli noktalarından birisinin beslenme düzenini doğru bir şekilde ayarlamak olduğunu vurgulayan Dr. Şenol, sözlerini şöyle sürdürdü: "Toplumdaki kültürel beslenme düzenimizi mutlaka değiştirmemiz gerekiyor. Özellikle ekmek ve karbonhidrat içerikli besinleri yiyecek listesinin en sonuna koymalı ve miktar olarak çok az almalıyız. Aksi durumda karbonhidrat ağırlıklı beslenme, çocukluk döneminden itibaren kalbe ve damarlara ciddi anlamda zarar vermeye başlıyor. Ayrıca sağlıklı vücut gelişimlerini olumsuz etkiliyor. Kalp sağlığı için bir diğer önemli noktanın da yürüyüş olduğunu söyleyen Dr. Şenol "Haftada 3-4 gün bile olsa hafif tempolu kısa yürüyüşlerin kalp sağlığı için inanılmaz derecede faydası var. Aynı zamanda kilo kontrolü ve tansiyon, şeker gibi kronik rahatsızlıkların yönetilmesi açısından da hayati bir öneme sahip."
Eskişehir’de 70 dönümlük alana hayvan bakımevi inşa ediliyor
17 Şubat 2025 Pazartesi - 12:28 Eskişehir’de 70 dönümlük alana hayvan bakımevi inşa ediliyor Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı devam eden, 70 dönümlük alana inşa edilen Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı ile binlerce sokak hayvanı sıcak yuvaya kavuşacak. Eskişehir, Seyitgazi yolunun 10’uncu kilometresine inşa edilen Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nda, 3 bin metrekare kapalı alan, 7 bin metrekare açık alan ve doğal yaşam alanı barındıracak. Tesiste toplam 12 bina inşa edilirken, yerden ısıtma sistemi bu yapılara entegre edilecek. Proje tamamlanabildiğinde, hayvanların özgürce dolaşabileceği 67 dönümlük doğal yaşam alanı oluşturulmuş olacak. "Türkiye için modern ve örnek bir tesis olacak" İnşaat hakkında konuşan Fen İşleri Daire Başkanı Korhan Acar, "Ayşe Başkanımızın talimatıyla Kasım ayında başlamış olduğumuz hayvan bakım merkezi inşaatımız, Eskişehir-Seyitgazi yolunun 10’uncu kilometresinde bulunmaktadır. Projemiz 3 bin metrekare kapalı alan, 7 bin metrekare açık alan ve doğal yaşam alanından oluşmakta. Biz 60 dönümlük bir arazi tahsis istemiştik. Ayşe Başkanımızın kurumlardan talep ettiği tahsis geldiği için burada doğal yaşam alanı oluşturacağız. Projemiz toplamda 12 binadan oluşmakta. Binalarımız Eskişehir şartları düşünülerek yerden ısıtmalı şekilde tasarlanmıştır. Başkanımızın seçim sürecinde sözünü verdiği ve başından beri titizlikle takip ettiği projemizi bu sene sonunda bitirmeyi hedefliyoruz. Proje tamamlandığında can dostlarımızın özgürce dolaşabildiği bir yer sunarak, tedavilerinin ve sahiplendirme çalışmalarını yaparak sıcak yuvalarına kavuşturmayı planlıyoruz. İnşallah tesisimiz Türkiye için modern ve örnek bir tesis olacak. Biz bu tesisi Fen İşleri Daire Başkanlığı olarak, ilgili mimar arkadaşlarımızın kontrolünde çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Arkadaşlarımız da gerçekten büyük bir zevkle ve heyecanla takibini ve kontrolünü yapmaktalar. Hayvan severler ve can dostlarımızı inşallah güzel bir tesisle buluşturmuş olacağız" dedi. "67 dönümlük arazinin de tahsisi yapılmış" Tesisin hayvanların ihtiyaçlarına cevap vereceğini söyleyen Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Hale Senem Acar, "Sahipsiz hayvanlarımıza sağlıklı bir ortam sunmak ve hayvan haklarının korunmasını sağlamak amacıyla önemli bir projeye imza atarak bakımevinin yapımına başladık. Bakımevinde hayvanlarımızın etolojik ihtiyaçlarına göre; kapalı ve açık bölmeler, muayene odaları, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteler, karantina alanları, yavrulu anne bölümleri ve tek tırnaklı bölümlerimiz bulunacaktır. Bakımevimiz her canlının sevgiye saygıya layık olduğu düşüncesiyle, onların ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak amacıyla, modern bir altyapıyla inşa edilmektedir. Ayrıca bakımevimizde sahiplendirme çalışmaları yapılacak olup bakımları, aşıları ve tedavileri tamamlanmış olan dostlarımız da sıcak yuvalarına kavuşacaktır. Başkanımız Ayşe Ünlüce’nin önderliğinde, can dostlarımızın refahı düşünülerek bakımevimizin yanındaki 67 dönümlük arazinin de tahsisi yapılmış ve burada doğal yaşam alanı oluşturmak için çalışmalara başlanmıştır. Projemiz tamamlandığında can dostlarımız için doğal yaşam alanları oluşturacağız, bakımlarını yapacağız ve onları sahiplendirerek sıcak yuvalarına kavuşturacağız" dedi.
Eskişehir’e 67 bin metrekarelik açık 3 bin metrekarelik kapalı alan hayvanlar için inşa ediliyor
17 Şubat 2025 Pazartesi - 12:23 Eskişehir’e 67 bin metrekarelik açık 3 bin metrekarelik kapalı alan hayvanlar için inşa ediliyor Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı devam eden, 70 dönümlük alana inşa edilen Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı ile binlerce sokak hayvanı sıcak yuvaya kavuşacak. Eskişehir, Seyitgazi yolunun 10’uncu kilometresine inşa edilen Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nda, 3 bin metrekare kapalı alan, 7 bin metrekare açık alan ve doğal yaşam alanı barındıracak. Tesiste toplam 12 bina inşa edilirken, yerden ısıtma sistemi bu yapılara entegre edilecek. Proje tamamlanabildiğinde, hayvanların özgürce dolaşabileceği 67 dönümlük doğal yaşam alanı oluşturulmuş olacak. "Türkiye için modern ve örnek bir tesis olacak" İnşaat hakkında konuşan Fen İşleri Daire Başkanı Korhan Acar, "Ayşe Başkanımızın talimatıyla Kasım ayında başlamış olduğumuz hayvan bakım merkezi inşaatımız, Eskişehir-Seyitgazi yolunun 10’uncu kilometresinde bulunmaktadır. Projemiz 3 bin metrekare kapalı alan, 7 bin metrekare açık alan ve doğal yaşam alanından oluşmakta. Biz 60 dönümlük bir arazi tahsis istemiştik. Ayşe Başkanımızın kurumlardan talep ettiği tahsis geldiği için burada doğal yaşam alanı oluşturacağız. Projemiz toplamda 12 binadan oluşmakta. Binalarımız Eskişehir şartları düşünülerek yerden ısıtmalı şekilde tasarlanmıştır. Başkanımızın seçim sürecinde sözünü verdiği ve başından beri titizlikle takip ettiği projemizi bu sene sonunda bitirmeyi hedefliyoruz. Proje tamamlandığında can dostlarımızın özgürce dolaşabildiği bir yer sunarak, tedavilerinin ve sahiplendirme çalışmalarını yaparak sıcak yuvalarına kavuşturmayı planlıyoruz. İnşallah tesisimiz Türkiye için modern ve örnek bir tesis olacak. Biz bu tesisi Fen İşleri Daire Başkanlığı olarak, ilgili mimar arkadaşlarımızın kontrolünde çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Arkadaşlarımız da gerçekten büyük bir zevkle ve heyecanla takibini ve kontrolünü yapmaktalar. Hayvan severler ve can dostlarımızı inşallah güzel bir tesisle buluşturmuş olacağız" dedi. "67 dönümlük arazinin de tahsisi yapılmış" Tesisin hayvanların ihtiyaçlarına cevap vereceğini söyleyen Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Hale Senem Acar, "Sahipsiz hayvanlarımıza sağlıklı bir ortam sunmak ve hayvan haklarının korunmasını sağlamak amacıyla önemli bir projeye imza atarak bakımevinin yapımına başladık. Bakımevinde hayvanlarımızın etolojik ihtiyaçlarına göre; kapalı ve açık bölmeler, muayene odaları, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteler, karantina alanları, yavrulu anne bölümleri ve tek tırnaklı bölümlerimiz bulunacaktır. Bakımevimiz her canlının sevgiye saygıya layık olduğu düşüncesiyle, onların ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak amacıyla, modern bir altyapıyla inşa edilmektedir. Ayrıca bakımevimizde sahiplendirme çalışmaları yapılacak olup bakımları, aşıları ve tedavileri tamamlanmış olan dostlarımız da sıcak yuvalarına kavuşacaktır. Başkanımız Ayşe Ünlüce’nin önderliğinde, can dostlarımızın refahı düşünülerek bakımevimizin yanındaki 67 dönümlük arazinin de tahsisi yapılmış ve burada doğal yaşam alanı oluşturmak için çalışmalara başlanmıştır. Projemiz tamamlandığında can dostlarımız için doğal yaşam alanları oluşturacağız, bakımlarını yapacağız ve onları sahiplendirerek sıcak yuvalarına kavuşturacağız" dedi.
Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Arama Konferansı gerçekleştirildi
17 Şubat 2025 Pazartesi - 11:51 Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Arama Konferansı gerçekleştirildi Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen Arama Konferansında Dekan Mesut Aygün, geçmiş değerlerine sahip çıkıp, köklü bir fakülte olarak geleceğe daha güçlü adım atacaklarını belirtti. Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen Arama Konferansı, Hukuk Fakültesi Amfi I’de gerçekleştirildi. Konferansa Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün, Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Merve Kutlu Mutluer ve Dr. Öğr. Üyesi Burcu Ezer başta olmak üzere fakültesi öğretim elemanları katıldı. Dekan Aygün: "Fiziksel ve yapısal anlamda değişim ve dönüşüm içerisindeyiz" Hukuk Fakültesinin yenilendiğini ve eğitim öğretim alanlarını rahatlatmaya yönelik çalışmalarda bulunduklarını belirten Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün konuşmasının devamında şunları aktardı: "Bu anlamda geçmiş ve günümüz arasındaki köprüyü sağlamaya yönelik adımlar atıyoruz. Uzun yıllar devam edecek bir kongre serisi düzenlemeyi amaçlıyoruz. Bu kongreleri fakültemizdeki emektar hocalarımızın anısına gerçekleştireceğiz. Daha önce fakültemiz bünyesinde bulunan değerli hocalarımızı ağırlayacağız, bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunacağız. Fakültemizin geçmiş değerlerine sahip çıkacağız ki köklü bir fakülte olarak geleceğe daha güçlü adımlarla yürüyebilelim. Fakültemizde 15 yıllık bir kadro tablosu oluşturacağız. Eskiden oluşan bir fotoğraf arşivi oluşturmak ve bu arşivi sergilemeyi de amaçlıyoruz. Bu ortak aklın bir ürünü olacak ve bu ortak akıl ile yolumuzu çizeceğiz. Bugün de bu yolu nasıl çizeceğimize dair planlarımızı yapacak ve önümüzdeki sene itibarıyla da uygulamaya koymaya başlayacağız." Hukuk Fakültesi Arama Konferans, öğretim elemanlarının farklı komitelere ayrılmasıyla devam etti. Oluşturulan komitelerde ise Hukuk Fakültesi’nde oluşturulacak yeni yapılar ve içerikler üzerinde tartışıldı. Gün boyu devam eden konferansta Hukuk Fakültesi’nin güçlü bir şekilde geleceğe taşınmasına zemin hazırlaması adına fikirler yürütüldü.
OEDAŞ elektrik şebekesini ve aydınlatmaları uydudan takip edecek
17 Şubat 2025 Pazartesi - 11:17 OEDAŞ elektrik şebekesini ve aydınlatmaları uydudan takip edecek Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, Türkiye’de bir ilke imza atarak elektrik şebekelerinde ve aydınlatmalarda yaşanabilecek olası arızaları uydu üzerinden takip edebileceği bir sistem kullanmaya başladı. Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketi Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirerek elektrik şebekelerinde ve aydınlatmalarda yaşanabilecek olası arızaları uydu üzerinden takip edebileceği bir sistem kullanmaya başladı. Uydu ve uzay teknolojileri şirketi Plan-S iş birliğiyle geliştirilen sistem, GSM çekim gücünün zayıf olduğu bölgelerde kullanılacağı belirtildi. Uydu ve uzay teknolojileri şirketi Plan-S iş birliğiyle geliştirilen ve pilot uygulama için Afyonkarahisar’da kırsal alanda bir mahallenin seçildiği sistem, GSM çekim gücünün zayıf olduğu bölgelerde kullanılacağı belirtildi. Böylece bu bölgelerdeki tüketicilerin olası arızaları telefonla bildirmesine gerek kalmadan OEDAŞ arızayı görüp gerekli çalışmaları başlatacağı öğrenildi. Sistemin, olası bir afet durumunda arıza ve kesinti yaşayan bölgelerin çok daha hızlı tespit edilmesini de sağlayacağı aktarıldı. Öte yandan enerji tüketim verileri için her ay yerinde yapılan sayaç okumalar da uydu üzerinden görüleceği için araç kullanımı azaltırken, OEDAŞ sistemi kullandığı her bir nokta için yıllık 1 ton civarında karbon salımının önüne geçeceği bildirildi. Her bölgede yaklaşık 1 ton daha az karbon salınacak Uydu üzerinden takip sistemi şebeke ve aydınlatma takibinin yanı sıra bölgenin enerji tüketim verilerinin ölçümü için de kullanılacağı aktarıldı. Yaklaşık 50 bin kilometrekarelik bir alana yayılan beş şehirde hizmet veren OEDAŞ, uydu kullanımı ile ölçümleri uzaktan yaparak fazla araç kullanımının önüne geçerken bu sayede her bir bölge için yıllık 1 ton civarında daha az karbon salımı olacağını açıkladı. Uydu takibi hizmet bölgesi genelinde yaygınlaştırılacak Pilot uygulamaya kırsaldaki bir mahalleden başlayan OEDAŞ, hizmet bölgesinde GSM çekim gücü zayıf olan tüm yerleşim alanlarının tespitini yaptı. Ardından proje genişletilerek beş şehri kapsayacağı açıklandı. Öte yandan Plan-S uydularının tüm operasyon süreçleri Türkiye’de gerçekleştiğinden veriler yurt dışına çıkmadan tamamen yerli bir çözüm sunulduğu vurgulandı. "Uydu teknolojisiyle sürekli takip ve hızlı müdahale sağlayacağız" Elektrik dağıtım hizmetlerinin altyapı yatırımlarının yanı sıra gelişmiş izleme ve müdahale sistemleriyle de güçlendiğini söyleyen OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Biz de uydu tabanlı izleme teknolojisi sayesinde GSM çekim kalitesinin düşük olduğu bölgelerde çok daha hızlı ve etkin çözümler sunacağız. Tüketicilerimizin bize ulaşmasını beklemeden, olası arızaları anında tespit edip harekete geçeceğiz. Diğer taraftan bu sistem sayesinde olası bir büyük afette iletişim hatlarındaki kesintilerden etkilenmeden, uydu üzerinden sürekli veri akışı alarak arıza ve kesinti yaşanan bölgeleri hızla tespit edebilecek, ekiplerimizi doğru noktalara hızla yönlendirerek afet sonrası müdahale sürecini en verimli şekilde yönetebileceğiz. Ayrıca yine bu sistemle birlikte saha operasyonlarımızı da optimize ederek karbon salımını azaltacak ve çevresel sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Bu projede bizimle iş birliği yapan ve sürecin her aşamasında uzmanlığını ortaya koyan Plan-S’e teşekkür ederiz. OEDAŞ olarak, köklü tecrübemiz ve inovasyona olan bağlılığımızla sektörde öncü adımlar atmaya devam edeceğiz" dedi. "Elektrik şebekelerindeki arızaları uzaydan tespit ediyoruz" Plan-S CEO’su Tugay Güzel, uydu teknolojilerinin enerji sektöründeki yenilikçi kullanım alanlarına dikkat çekerek, "Elektrik dağıtım ağlarının etkin şekilde izlenmesi ve arızaların tespitine katkı sağlamak için uydu tabanlı çözümler önemli bir dönüşüm sağlıyor. Uydu tabanlı IoT haberleşme teknolojimiz sayesinde elektrik şebekelerinde ve aydınlatmalarda meydana gelen arızaları tespit edebiliyor, tüketicilerin kesintilerle ilgili bildirim yapmasına gerek kalmadan bilgi sağlayabiliyoruz. Bu teknoloji sayesinde özellikle afet durumlarında yaşanabilecek kritik altyapılardaki kesinti ve arızalar, karasal internet bağlantısına ihtiyaç duyulmadan uydular üzerinden veri merkezlerine ulaşabilecek" diye konuştu.
ESOGÜ’de enoki mantarı yetiştiriliyor
17 Şubat 2025 Pazartesi - 11:13 ESOGÜ’de enoki mantarı yetiştiriliyor Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde (ESOGÜ) enoki mantarı yetiştiriciliği üzerine deneme çalışmaları yapılıyor. Enoki mantarı, başta Çin olmak üzere Japonya, Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinin yanı sıra Avrupa ve Kuzey Amerika’da yetiştiriliyor. Türkiye’de doğada bulunmasına karşılık yeterince bilinmeyen ve ticari üretimi henüz yapılmayan enoki mantarı üretimi ile ilgili çalışmalar yeni. Diğer kültür mantarları gibi enoki mantarı da potansiyel sağlık yararları nedeniyle büyük talep görüyor. Sağlık yararlarına katkıda bulunduğuna inanılan triterpenoidler, polisakkaritler, antienflamatuar ve antioksidanlar dâhil olmak üzere çeşitli biyoaktif bileşikler içeriyor. Mantarlar içerdikleri yüksek protein, karbonhidrat, vitamin, mineral maddeler, antioksidanlar ve zengin lif, antibiyotik, antienflamatuvar, antitümör özellikler bakımından zengin bileşikler nedeniyle gıda sektöründe ve tıbbi kullanımda oldukça değerli. Sentetik ve organik bileşenleri parçalayabilme yetenekleri sayesinde biyoteknoloji alanında ilgi çeken organizmalar olarak biliniyor. "Sürdürülebilir tarımda ön plana çıkıyor" Enoki mantarı ince, uzun, beyaz saplarıyla grup halinde toplu olarak gelişiyor. Bu mantar istiridye mantarı ve tıbbi olarak kullanılan ganoderma mantarı gibi parçalanmamış ölü dokular üzerinde besleniyor. Mantarlar tarımsal atıklar ile beslenmesinden dolayı sıfır atık ve sürdürülebilir tarım açısından da öne çıkıyor. Çevre kirliliğine sebep olan tarımsal atıkların kültür mantarı kompostunda kullanılması, mantara olan ilgiyi arttırıyor. Tarımsal atıklardan çok değerli gıda üretimi sağlanabiliyor. Mantar yetiştirme ortamları yani substratlar, mantarların büyüme ve gelişmesinde biyolojik üretim etkinliği ve kaliteyi etkiliyor. Substratlar temel makromolekülleri; selüloz, hemiselüloz ve lignin gibi lig-noselülozik kalıntıları barındırıyor. Enoki mantarının lignoselülozik polimerleri ayrıştırma konusundaki enzimatik yeteneği, verimli substrat kullanımı, başarılı yetiştirme, yüksek verim ve katma değerli ürünlerin üretimi için oldukça önemli. Uygun formülasyon sağlamak üzere bir substrat, çeşitli materyallerle zenginleştirilebiliyor. ESOGÜ Ziraat Fakültesi bünyesinde bulunan mantarhanede çeşitli mantar türlerinin yetiştiriciliği konusunda araştırmalar yapılıyor. Bir yüksek lisans tez çalışması kapsamında enoki mantarı üzerine yürütülen araştırmada farklı yetiştirme ortamları denenerek en iyi verim ve kalitenin elde edileceği ortam belirlenmeye çalışılıyor. Yetiştirme süreci farklı aşamalardan oluşuyor. İlk olarak Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsünden alınmış olan tohumluk misaller pamuk, talaş, kepek, gıda atıkları gibi materyaller kullanılarak farklı formülasyonlarda substratlar oluşturuluyor. Substratlar zararlı mikroorganizmalardan arındırılmak üzere sterilizasyon işlemine maruz bırakılıyor, ardından misel ekimi yapılıyor. 20- 25 günlük kuluçka sürecinin ardından yaklaşık 8-10 gün 7-8 derece sıcaklıkta bekledikten sonra üretim odasına alınıyor. Hasat dönemi üç haftayı bulabiliyor; birer kilogramlık torbalardan 200-250 gram verim alınabiliyor. "Bölgesel bitkisel atıklar değerlendiriliyor" ESOGÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nuray Çömlekçioğlu ESOGÜ Haber’e yaptığı açıklamada kültür mantarlarının saprofit olarak beslendiklerini, asıl besin maddelerinin odun, yani selüloz olduğunu söyledi. Çeşitli bitkisel atıkların farklı karışımlarını hazırlayarak en uygun ve de bölgesel bitkisel atıkların kullanılması amacıyla çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Çömlekçioğlu; "Araştırmalarımızda hem bölgesel atıkları değerlendirilerek daha ekonomik üretim yapabilmeyi hem de çalışılan mantar türünde en yüksek verim ve kalitenin sağlanabildiği yetiştirme ortamlarını belirlemeyi amaçlıyoruz" dedi. ESOGÜ Ziraat Fakültesi Mantarhanesi 2021 yılında Bölgesel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsüyle ortak proje kapsamında kurulmuştur. Dört senede bir araştırma projesi ve üç yüksek lisans tez projesi tamamlandı. Mantarhanede hem tıbbi mantarlar hem de kültür mantarlarının farklı yetiştirme ortamlarının yetiştiricilikteki kalite ve verim üzerine olan etkileri araştırılıyor.