Yerel Haberler
Eskişehir
Kamu yönetimine Yunus Emre’den dersler 10 Mayıs 2026 Pazar - 08:51:54 Eskişehirli genç araştırmacı yazar Meryem Ülkü Aygül, Yunus Emre’nin bilinen ‘Divan’ı dışındaki tek eseri olan ‘Risâletü’n Nushiyye’ kitabını kamu yönetimi bağlamında değerlendiren bir makale hazırladı. Bir ilk olan makale, "17. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi’nde (ICAR) yayınlanırken, Felemenkçe yayınlanan ‘Yunus’un İzinde Adım Adım’ kitabında da yer aldı. Makale, yazarı tarafından Yunus Emre Haftası kapsamında Eskişehir Büyükşehir Kent Konseyi ve Emirdağ Federasyonu’nun hazırladığı "Yunusça Sevmek" panelinde de anlatıldı. Eser ilk defa kamu yönetimi açısından ele alındı Anadolu’da yetişen tasavvuf ehli ve halk şâiri Yunus Emre’nin Risâletü’n-Nushiyye, ‘Nasihatlar Kitabı’ isimli eseri, kamu yönetimi açısından ilk defa Meryem Ülkü Aygül tarafından ele alındı. Yaklaşık 562 beyitten oluşan ve orijinal nüshası Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi Fatih Kitaplığı bölümünde bulunan eser başta dil bilim olmak üzere eğitim ve din alanları dışında ilk defa kamu yönetimi açısından ele alındı. Batı Türkçesinin ise ilk mesnevisi Yaptığı çalışmayla ilgili bilgi veren Meryem Ülkü Aygül, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu olduğunu, hâlen Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi ana bilim dalında yüksek lisans yaptığını anlattı. Çalışmalarını, ‘Afet yönetimi’ ve ‘Yaşadığı şehre bir vefa borcu olduğunu düşündüğü Eskişehir tarihi’ olarak iki kanatta ilerlettiğini anlatan Aygül "Çalışmamın konusu Yunus Emre’nin Risâletü’n Nushiyye adlı öğüt kitabıdır. Yunus Emre’nin 1307 yılında yazdığı Risâletü’n Nushiyye eseri ise bilindiği kadarıyla Kutadgu Bilig’den sonra Türk edebiyatının üçüncü, Batı Türkçesinin ise ilk mesnevisidir Moğol istilası, isyanlar, şehzadeler arasındaki mücadeleler ile devletin karışık durumu ve devlet idaresinde bulunanların keyfî tutumlarına şahitlik eden Yunus, nasihat dilinin konuştuğu bu eseriyle gördüğü eksiklikleri ve bozuklukları dile getiren bir tenkitçi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yunus’un ve eserinin önemine rağmen yaptığımız literatür taramasında esere yeterli ilginin gösterilmediği anlaşılmaktadır. Eserle ilgili şimdiye kadar yapılan çalışmalar ise başta dil bilim olmak üzere eğitim ve din alanlarındadır. Yunus’un genel olarak şiirlerine dair sosyal bilimler kapsamında tezler, kitap ve makaleler bulunmakla birlikte kamu yönetimi bağlamında bir çalışmaya ulaşılmamıştır." dedi. "Terörle mücadelenin nasıl yapılması gerektiği hususunda Yunus Emre bizlere önemli dersler veriyor" Meryem Ülkü Aygül, Risâletü’n Nushiyye gibi kamu yönetiminin temel unsuru olan "İnsan"a nasihatlerde bulunan kitapların, sadece edebî eser olarak değerlendirilemeyeceğini anlattı. Bu tür eserlerin, döneme dair bilgiler sunarken bir zihniyeti, bir anlayışı, bir kültürü ortaya koyduğunu belirten Aygül, şunları belirtti: "Araştırmada, ‘Risâletü’n Nushiyye, kamu yönetimi bağlamında okunduğunda Yunus Emre, bizlere neler sunacaktır?’ sorusuna cevaplar aranmıştır. Eseri incelediğimde tasavvufi öğütlerin sembollerle yüklü bir dil ile hikâyeleştirilerek anlatıldığı Risâletü’n Nushiyye’nin kamu yönetimi bağlamında da ele alındığında sosyal ve siyasi yapı, ideal yönetici ve yönetim anlayışı bakımından önemli bulgular sunduğunu gördüm. İyi bir yöneticinin özellikleri, kamu düzeninin nasıl sağlanacağı ve günümüzde kullanılan terimle ifade edecek olursak terörle mücadelenin nasıl yapılması gerektiği hususunda Yunus Emre bizlere önemli dersler vermektedir. Sembollerin ardındaki yönetim anlayışında ise kamu düzeninin esas alındığı görülmektedir. Devletin temel varlık nedenlerinden biri olan vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasında Yunus, somut tedbirler önermektedir. Suça, suçluya göz açtırmayan bir yaklaşım söz konusudur. Terörle mücadelede ise askerî operasyon ve sınır dışı etmekten bahsetmektedir. Devlete bağlılığın sağlanması ve devlete sadakatin pekiştirilmesi esastır. Göktürk Kitabelerindeki "başlıya baş eğdirmek, dizliye diz çöktürmek" deyimiyle ifadesini bulduğu üzere Yunus Emre’ye göre devletin ihtişamı ve gücü gösterilmelidir. Hatta silahlı mücadele dışında kalanların da, yani teröre destek verenler de statüsü ne olursa olsun seçkin bir kesime mensup olsalar bile onların kamu hizmetlerinden, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması gerektiği işaret edilir. Ancak terörle mücadelede sapla samanın ayrılması gerektiği yönünde de bir uyarı mevcuttur. Meşru otoriteye başkaldıran, yasayı çiğneyen, hakkı olmayana el uzatanlar sıfır toleransla ağır bir şekilde cezalandırılırken "suçu olmayan kişinin eli bağlanmaz". "Eser, günümüz yönetim düşüncesine ve kamu yönetiminin gelişmesine katkı sağlayacaktır" Risâletü’n Nushiyye’nin; devlet kurma geleneğine sahip Türklerin yönetim anlayışına dair mirasını devam ettirdiğini anlatan Meryem Ülkü Aygül "Bu köklü mirasa ve dönem itibarıyla Türkçeyle kaleme alınması bakımından yüksek öneme sahip olan eserden istifade edilmesi günümüz yönetim düşüncesine ve kamu yönetiminin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Türk devlet geleneğinin neşvünema bulması Yunus gibi değerlerimizin öğütlerine kulak vermek ve bunu titizlikle hayata geçirmekle mümkündür" diye anlattı. Çalışmayı tanıtmak için yapılan faaliyetler Aygül, "Bu çalışmam, "17. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi"ne (ICAR) kabul edildi, Kongre Kitabı’nda da tam metni yayınlandı. Çalışmamın bir versiyonu da Felemenkçeye çevrildi ve ortak yazarlı kitapta Avrupa’da okurlarla buluşuyor. Kitabın adı "In Yunus’ voetsporen stap voor stap" (Yunus’un İzinden Adım Adım). Ayrıca bu yıl Yunus Emre Haftası kapsamında Eskişehir Büyükşehir Kent Konseyi ve Emirdağ Federasyonu’nun hazırladığı "Yunusça Sevmek" paneline konuşmacı olarak davet edildim ve konu hakkında konuşma yaptım" diye anlattı. "Yaşadığım şehre vefa borcum olduğunu düşünüyorum" Eskişehirli genç araştırmacı yazar Meryem Ülkü Aygül, yaşadığım şehre bir vefa borcu olduğunu düşündüğünü de anlatarak, "Mesela mezuniyet tezim, bir kitap bölümü olarak yayınlandı. 1956 Eskişehir depreminde afet yönetimini ele aldım. Yine köklü bir sivil toplum kuruluşu olan Türk Ocaklarına ilk kez Eskişehir’den baktık. Eskişehir Türk Ocaklarının Osmanlı döneminden itibaren tasfiye edildiği 1931 yılına kadar faaliyetleri, teşkilatlanması arşiv belgelerinden, dönemin basınından ve özel koleksiyonlardan elde ettiğimiz bulguları önce uluslararası kongreye sunduk, kabul edildi, hatta tam metni de yayınlandı. Akabinde bu çalışmayı genişleterek ortak yazarlı kitap olarak yayımladık. Aslında benim Eskişehir’e dair araştırmalarım lise yıllarıma dayanıyor. Osmanlı döneminde 1911-1912 yıllarında Eskişehir’de çıkan "Hakikat-Anadolu Sesleri" gazetesinden şehrin tiyatro, tıp, sanayi ve iş dünyasına dair ilanlarını analiz ettim. Hatta 2017 yılında TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’na sunmuştum, kabul edilmemişti ancak yaşadığım şehrin tarihine ait daha önce ortaya konmamış bilgileri kazandırmak, kabul edilmekten daha önemliydi benim için" dedi.
Eşinin haksızlığa uğradığı iddiasıyla işletme önünde oturma eylemi başlattı
21 Aralık 2024 Cumartesi - 20:08 Eşinin haksızlığa uğradığı iddiasıyla işletme önünde oturma eylemi başlattı Eskişehir’de fast food restoranında çalışan eşinin yaşadığı anlaşmazlıktan dolayı evine daha uzak bir şubeye gönderileceğini öğrenen Gökay Başar, piknik tüpü ve çaydanlığını alarak işletme önünde oturma eylemi başlattı. Odunpazarı ilçesi Atatürk Bulvarı’nda bulunan KFC isimli fast food restoranında çalışan 32 yaşındaki Mısra Başar iddiaya göre mesai arkadaşıyla anlaşmazlık yaşadı. Yine iddiaya göre Başar, iş yerinden evine uzak bir şubeye yollanmak istendi. Ulaşımın çok zor olacağını ve 9 aylık bebeği olduğunu ifade eden Mısra Başar, bu isteği kabul etmek istemedi. "Dün başka şubeye transfer edileceğini söylediler" Mısra Başar’ın eşi, Gökay Başar yaşanan durum sonrası işletme önünde oturma eylemi yapmaya başladı. Yanında piknik tüpü ve çaydanlık getiren Başar, işletme önündeki kaldırıma oturarak "Bu iş yerinde ayrımcılık ve mobing var" yazılı kartonu açtı. Soğuk ve yağmurlu havaya rağmen kaldırımda oturan Gökay Başar, "Eşim Atatürk Bulvarı KFC şubesinde çalışıyordu. Şirkette toplam 2 buçuk senedir çalışıyordu ama 4 aydır bu şubedeydi. Yaklaşık 10 gün önce bir personelle arasında gerginlik yaşanmıştı. Herhangi bir küfür ya da fiziksel bir şiddet olmamıştı. Sadece iftira üzerine bir tatsızlık yaşandı. Yaşanılanların üzerinden 10 gün geçmesine rağmen dün başka şubeye transfer edileceğini söylediler. Eşim 9 aylık bebeğimizin olduğunu ve aracımız olmadığını bu sebeple ulaşımda zorluk yaşayacağını dile getirdi. Eşime, ’Biz kesinlikle seni göndereceğiz, diğer personel bizim işimize yarar’ ifadelerini kullandılar. Eşim diğer şubeye gidemeyeceğini dile getirerek bu sabah vardiyasına geldi fakat içeriye almadılar. Başka şubeye transfer edildiğini oraya gitmiyorsa tutanak tutulup, çıkışının verileceğini söylediler. Hukuken 2 personel sorun yaşıyorsa iki personele de iş yeri değişikliği yapılmalıdır. Burada mobbing, eşitsizlik ve ayrımcılık vardır. Eşim psikolojisi bozulduğu ve çocuğumuzla ilgilenmek zorunda olduğu için yapamadı. Ben de bunun üzerine KFC önünde sessizce oturma eylemi yapıyorum. Bir personelin akrabası hakkında ileri geri konuştuğumuz iddia edildi. Ancak böyle bir durum söz konusu değildi. O kişiyle özel problemlerimiz vardı. Eşimi karalamak adına ısrarla şube müdürlerine baskılar yapıldı. Eşim böyle bir şey yapmadığını defalarca söyledi. Müdürler, zorla eşimi iş kanununa aykırı şekilde çıkardı. İki kişi de aynı işi ve görevi yapıyorlar. Neye göre eşim değil de diğer çalışan daha çok işimize yarar denildi? Biz bu ülkede geçinmeye çalışan işçileriz, zaten zor şartlarda yaşıyoruz. Bebeğimiz var biz sadece hakkımızı arıyoruz" dedi.
Eşi evi terk edince düzeni bozulan baba, evlatlarını aynı çatı altında kavuşturmak istiyor
21 Aralık 2024 Cumartesi - 10:47 Eşi evi terk edince düzeni bozulan baba, evlatlarını aynı çatı altında kavuşturmak istiyor Eskişehir’de yaklaşık 15 yıl önce eşi tarafından terk edilen kalp hastası Haluk Dikmen, zihinsel engelli oğluyla birlikte her odasının ayrı kişilere kiralandığı apart dairede yaşıyor. Kızından ayrı yaşayan baba, evlatlarını eskisi gibi aynı çatı altında toplamak istiyor. Yıllarca Beylikova’da hamallık yaparak geçimini sağlayan 52 yaşındaki Haluk Dikmen, yaklaşık 15 yıl önce eşinin kendisini terk etmesi sonrası Eskişehir’e geldi. Tek başına bakmaya gayret ettiği 2 çocuğunun da yurda alınmasının ardından Dikmen, ilgili kurumlara müracaat ederek yeniden evlatlarına kavuştu. Ancak sağlık sorunları ve maddi imkansızlıklar baş gösterdi. Kalp rahatsızlığı nedeniyle eskisi gibi çalışamayan Dikmen, kendisine ve çocuğuna verilen engelli maaşları ile hayırseverlerin yardımlarıyla geçiniyor. Şu anda günlüğü 400 TL olan ve her odasının başka kişilere kiralandığı bir apart dairede oğluyla kalan Dikmen, evde yer olmaması nedeniyle kızının başka bir yerde barındığını söyledi. Evlatlarıyla eskisi gibi aynı çatı altında yaşamak isteyen Dikmen, bu konuda kendilerine yardımcı olmaları için hayırseverlere seslendi. "Çocuklarımı bir araya toplayıp onlarla mutlu olmak istiyorum, başka bir şey istemiyorum" Eşinin çocuklarını bırakıp kaçtığını ifade eden Haluk Dikmen, "Çocuklarım o zaman anaokuluna gidiyordu. Şu anda 19 yaşında kızım ile 20 yaşında oğlum var. Oğlum zihinsel engelli, kendim de kalpten. Şu anda adliyenin önünde ayakkabı boyacılığı ve sağa sola getir götür işleri yapıyorum. Benim 2 engelli maaşım ve aile destekten aldığım paradan başka gelirim yok. Bir tanıdığımızın sayesinde bu apartı tuttuk. Günlük 400 TL bu aparta veriyorum. Yeme içme masraflarımız oluyor, ben onları karşılayamıyorum" dedi. "Anneleri kaçıp gidince, kızım ve oğlum yuvaya alınınca ben mecbur Eskişehir’e gelmek zorunda kaldım" Şu anda kızının nerede kaldığını bilmediğini belirten Dikmen, "Kızım benimle günlük irtibata geçiyor, ’Baba ben iyiyim’ diyor. Nerede kaldığını sorduğumda da, ’Merak etme, kız arkadaşımın yanındayım’ deyip geçiştiriyor. Kızımdan da korkuyorum. Önceden Beylikova’da hamallık yapıyordum. Anneleri kaçıp gidince, kızım ve oğlum yuvaya alınınca ben mecbur Eskişehir’e gelmek zorunda kaldım. Sonra bir ev tuttum, çocuklarımı almak için savcılığa müracaat ettim. Allah razı olsun, savcılarımız ve hakimlerimizin önder olmasıyla çocuklarımı yuvadan aldım ama istediğim gibi gitmedi" dedi. "Kalp damarlarım tıkalı olduğu için çalışamıyorum" Oğluyla birlikte her odası başka birisine kiralanan 2+1 apart dairede yaşamını sürdüren Dikmen, sözlerine şöyle devam etti: "Apart sahibi günlük 400-500 lira civarında her odayı kiraya vermiş. Ben de durumum olmadığından ve engelli maaşlarım yattıkça verebileceğimden bahsetmiştim. Aldığım engelli maaşlarımı direkt apart sahibine veriyorum. Durum kötü, ne yapacağımı bilemiyorum. Benim tek bir amacım var, başka bir ev tutup kızımı yanıma almak."
Norm Ender, 100. Yıl Marşı Parla’yı Eskişehir’de minik öğrencilerle seslendirdi
20 Aralık 2024 Cuma - 16:07 Norm Ender, 100. Yıl Marşı Parla’yı Eskişehir’de minik öğrencilerle seslendirdi Eskişehir’deki 128 yıllık ilkokulu davet üzerine ziyaret eden sanatçı Norm Ender, miniklerle birlikte Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) dijital platformlarında yer alacağını duyurduğu ’Parla’ (100. Yıl Marşı) isimli eserini seslendirdi. Norm Ender olarak tanınan Ender Eroğlu, Okul Aile Birliğinin ricasını kırmayarak Eskişehir’de bulunan ve 128 yıllık tarihe sahip Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nu ziyaret etti. Okulda bulunan minikler tarafından coşkuyla karşılanan Eroğlu’nun, Cumhuriyet’in 100’üncü yılı için bestelediği ’Parla’ (100. Yıl Marşı) isimli eseri, öğretmen Nalan Korkmaz önderliğinde öğrencilerden oluşan ritim grubu tarafından çalındı. Çocuklar çaldı, Norm Ender söyledi Geçtiğimiz haftalarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 2025 yılından itibaren Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden ve diğer dijital platformlarda erişime sunulacağı duyurulan ’Parla’ (100. Yıl Marşı) isimli eserini Norm Ender, çocuklarla birlikte seslendirdi. Çocuklara yaptığı konuşmada kendisinin öğrencilik döneminde notlarının çok iyi olmadığını fakat öğretmenlerinin kendini sevdiğini dile getiren Eroğlu, müzik eğitimini daha dışarıdan tamamladığını ifade etti. Parla’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nın platformlarında yer almasının kendisi için çok önemli olduğunun altını çizen Norm Ender, Eskişehir’de marşını çocuklarla seslendirerek bu durumu anlamlı bir şekilde kutladığına konuşmasında yer verdi. “Milli Eğitim Bakanlığına da teşekkür ediyorum” Öğrenciler verdiği minik konserin ardından konuşan Ender Eroğlu, eserinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın dijital platformlarında yer alacağı için çok mutlu olduğuna değindi. Bir asırlık bir okulda bulunduğundan bahseden Norm Ender, “Öğrenciler tarafından böyle karşılanmak mükemmel bir duygu. Eskişehir’e sıklıkla konsere de geliyorum ama ilk defa Eskişehir’de bir okul ziyaretinde bulunuyorum. Tabii bugünün anlam ve önemi de çok değerli. Biliyorsunuz Parla Marşı Eğitim Bilişim Ağı (EBA) tarafından kabul edildi. Buradan sizin aracılığınızla Milli Eğitim Bakanlığı’na da teşekkür ediyorum. Bugün bunu kutlamak için buraya geldik. Özel bir okul burası, Cumhuriyet İlkokulu. Tarihi ve bir aşırı devirmiş bir okul, savaş görmüş bir okul. Kurtuluş Cephesi’nde de sığınak olarak kullanılmış bir okul. Dolayısıyla anlam ve önemi de çok büyük. Ben de zaten Parla’nın hayalini de onların yaşındayken kurmuştum. Biz de okulda birçok marşımızı söylüyorduk. Parla’nın hayalini onların yaşında kurduğum için şimdi bu şekilde geri dönmek, sanatımla geri dönmekten dolayı yaşadığım gurur tarif edilemez. Özellikle çocukların heyecanı çok güzel. Kendi yapmış olduğum müzikle çocukların heyecanına bu kadar dahil olamazdım. İşte marş yapma fikri bu yüzden çocukluktan beri beni etkilemişti. 7’den 70’e herkesi bir arada mutlu mesut, tekrardan özgürlük çığlıkları eşliğinde görebildiğimiz özel anlardan biriydi. Ben öğretmenlerimize de buradan tekrar çok teşekkür ediyorum, öğrencilere çok güzel marş ezberlettiler ve her milli günde kutluyoruz bunu. Türkiye’de bu marş kalbinde yer etmiş, meydanlara çıkmış ve tüm milli bayramlarda kutlayan, söyleyen herkese çok teşekkür ediyorum” dedi. “Kendine özgü bir müziği olmayan herkesi eleştiriyoruz” Eserleriyle konuşulmayı istediğinin altını çizen Norm Ender, yaptığı şarkılar ile özenti ve kendine özgü bir müziği olmayan herkesi eleştirdiğine değindi. Ender Eroğlu konuyla alakalı şöyle devam etti; “Ben aslında sanatçı eseriyle konuşur diyeyim buna. Çünkü ben zaten şu anda yapmış olduğum rap müzikle ve şarkılarımda bir bakıma onları hep yeriyorum. Aslında bakarsanız biz kendi müziğimizin içerisinde biraz aşırıya kaçmış olan, çok klişe sözleri olan, çok özenti ve kendine özgü bir müziği olmayan herkesi eleştiriyoruz. Aslında biz bunu kendi aramızda bir standarda oturtmaya çalışıyoruz. Hip-hop kültürünün içinde bu da var çünkü. Ben sanatçı olarak eserimle konuşmayı tercih ediyorum, o yüzden çok fazla arkadaşlarımı eleştirmek istemiyorum bu yüzden.” Norm Ender, son olarak okul müdürü ve okul aile birliği tarafından taktim edilen hediyeleri kabul ederken, kendinin fotoğrafının bulunduğu pastayı kesti. Eroğlu, pastayı Defne isimli öğrenciye ikram etti. Fotoğraf çekiminin ardından Norm Ender, okuldan ayrıldı.
Tepebaşı Eko-Okullar, Çevre Çocuk Meclisi Başkanını seçti
20 Aralık 2024 Cuma - 15:40 Tepebaşı Eko-Okullar, Çevre Çocuk Meclisi Başkanını seçti Tepebaşı Belediyesi’nin uluslararası çevre eğitim programı Eko-Okullar “Çevre Çocuk Meclisi”nde başkanlık seçimi yapıldı. Tepebaşı Belediyesi’nin ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün paydaşı olduğu uluslararası çevre eğitim programı Eko-Okullar “Çevre Çocuk Meclisi” devam ediyor. 2024-2025 eğitim-öğretim yılı 15. Dönem 1. Çalıştayı’nda başkanlık seçimi yapılırken, öğrenciler demokrasinin en önemli göstergesi olan seçme ve seçilme hakkını kullandı. “Temiz bir dünyada yaşamak temel insan hakkıdır” Eko-Okullar Çevre Çocuk Meclisi Çalıştayı’nın açılışında konuşan İl Koordinatörü Nadir Erdem, “Bugün çevre çocuk meclisimizin 15’incisini gerçekleştiriyoruz. 15 yıl önce başladığımız bu çalışmaya katılan öğrenciler çevre bilincini yaygınlaştırmak adına çalışmalar yürüttüler. Çevre adına farkındalık oluşturdular. Bizim tek dileğimiz sizin temiz ve yaşanabilir bir çevrede yaşamanız. Bunu hep birlikte başarmak istiyoruz” dedi. Çevre Çocuk Meclisi’nin yeni başkanı seçildi Ardından geride kalan dönem boyunca Eko-Okullar tarafından gerçekleştirilen çalışmalar izlendi. Daha sonra başkan adayları propaganda konuşmalarını gerçekleştirdi. Yapılan oylama sonucunda çeşitli okullardan 8 öğrencinin aday olduğu Çevre Çocuk Meclisi başkanlığına Özel Çağdaş Ortaokulu’ndan Ada Değirmencioğlu, başkan yardımcılığına Oklubalı Sabri Kahvecioğlu Ortaokulu’ndan Yusuf Sami Boz ile Hürriyet İlkokulu’ndan Eylül Akyel, katip üyeliğine ise TOBB Bilim ve Sanat Merkezi’nden Beren Vergili ile Özel Atayurt Ortaokulu’ndan Ezel Gizem Güçlü seçildi. 2024-2025 eğitim-öğretim yılı 15. Dönem 1. Çalıştayı, yeni seçilen Başkan Ada Değirmencioğlu’nun teşekkür konuşması ile sona erdi. Çevre Çocuk Meclisi Çalıştayı, Eko-Okullar İl Koordinatörü Nadir Erdem, ilkokul ve ortaokullardan çok sayıda öğrenci ve koordinatör öğretmen, Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ile İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü yetkililerinin katılımıyla Tepebaşı Belediye Meclis Salonu’nda düzenlendi.