Yerel Haberler
Eskişehir
Kamu yönetimine Yunus Emre’den dersler 10 Mayıs 2026 Pazar - 08:51:54 Eskişehirli genç araştırmacı yazar Meryem Ülkü Aygül, Yunus Emre’nin bilinen ‘Divan’ı dışındaki tek eseri olan ‘Risâletü’n Nushiyye’ kitabını kamu yönetimi bağlamında değerlendiren bir makale hazırladı. Bir ilk olan makale, "17. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi’nde (ICAR) yayınlanırken, Felemenkçe yayınlanan ‘Yunus’un İzinde Adım Adım’ kitabında da yer aldı. Makale, yazarı tarafından Yunus Emre Haftası kapsamında Eskişehir Büyükşehir Kent Konseyi ve Emirdağ Federasyonu’nun hazırladığı "Yunusça Sevmek" panelinde de anlatıldı. Eser ilk defa kamu yönetimi açısından ele alındı Anadolu’da yetişen tasavvuf ehli ve halk şâiri Yunus Emre’nin Risâletü’n-Nushiyye, ‘Nasihatlar Kitabı’ isimli eseri, kamu yönetimi açısından ilk defa Meryem Ülkü Aygül tarafından ele alındı. Yaklaşık 562 beyitten oluşan ve orijinal nüshası Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi Fatih Kitaplığı bölümünde bulunan eser başta dil bilim olmak üzere eğitim ve din alanları dışında ilk defa kamu yönetimi açısından ele alındı. Batı Türkçesinin ise ilk mesnevisi Yaptığı çalışmayla ilgili bilgi veren Meryem Ülkü Aygül, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu olduğunu, hâlen Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi ana bilim dalında yüksek lisans yaptığını anlattı. Çalışmalarını, ‘Afet yönetimi’ ve ‘Yaşadığı şehre bir vefa borcu olduğunu düşündüğü Eskişehir tarihi’ olarak iki kanatta ilerlettiğini anlatan Aygül "Çalışmamın konusu Yunus Emre’nin Risâletü’n Nushiyye adlı öğüt kitabıdır. Yunus Emre’nin 1307 yılında yazdığı Risâletü’n Nushiyye eseri ise bilindiği kadarıyla Kutadgu Bilig’den sonra Türk edebiyatının üçüncü, Batı Türkçesinin ise ilk mesnevisidir Moğol istilası, isyanlar, şehzadeler arasındaki mücadeleler ile devletin karışık durumu ve devlet idaresinde bulunanların keyfî tutumlarına şahitlik eden Yunus, nasihat dilinin konuştuğu bu eseriyle gördüğü eksiklikleri ve bozuklukları dile getiren bir tenkitçi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yunus’un ve eserinin önemine rağmen yaptığımız literatür taramasında esere yeterli ilginin gösterilmediği anlaşılmaktadır. Eserle ilgili şimdiye kadar yapılan çalışmalar ise başta dil bilim olmak üzere eğitim ve din alanlarındadır. Yunus’un genel olarak şiirlerine dair sosyal bilimler kapsamında tezler, kitap ve makaleler bulunmakla birlikte kamu yönetimi bağlamında bir çalışmaya ulaşılmamıştır." dedi. "Terörle mücadelenin nasıl yapılması gerektiği hususunda Yunus Emre bizlere önemli dersler veriyor" Meryem Ülkü Aygül, Risâletü’n Nushiyye gibi kamu yönetiminin temel unsuru olan "İnsan"a nasihatlerde bulunan kitapların, sadece edebî eser olarak değerlendirilemeyeceğini anlattı. Bu tür eserlerin, döneme dair bilgiler sunarken bir zihniyeti, bir anlayışı, bir kültürü ortaya koyduğunu belirten Aygül, şunları belirtti: "Araştırmada, ‘Risâletü’n Nushiyye, kamu yönetimi bağlamında okunduğunda Yunus Emre, bizlere neler sunacaktır?’ sorusuna cevaplar aranmıştır. Eseri incelediğimde tasavvufi öğütlerin sembollerle yüklü bir dil ile hikâyeleştirilerek anlatıldığı Risâletü’n Nushiyye’nin kamu yönetimi bağlamında da ele alındığında sosyal ve siyasi yapı, ideal yönetici ve yönetim anlayışı bakımından önemli bulgular sunduğunu gördüm. İyi bir yöneticinin özellikleri, kamu düzeninin nasıl sağlanacağı ve günümüzde kullanılan terimle ifade edecek olursak terörle mücadelenin nasıl yapılması gerektiği hususunda Yunus Emre bizlere önemli dersler vermektedir. Sembollerin ardındaki yönetim anlayışında ise kamu düzeninin esas alındığı görülmektedir. Devletin temel varlık nedenlerinden biri olan vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasında Yunus, somut tedbirler önermektedir. Suça, suçluya göz açtırmayan bir yaklaşım söz konusudur. Terörle mücadelede ise askerî operasyon ve sınır dışı etmekten bahsetmektedir. Devlete bağlılığın sağlanması ve devlete sadakatin pekiştirilmesi esastır. Göktürk Kitabelerindeki "başlıya baş eğdirmek, dizliye diz çöktürmek" deyimiyle ifadesini bulduğu üzere Yunus Emre’ye göre devletin ihtişamı ve gücü gösterilmelidir. Hatta silahlı mücadele dışında kalanların da, yani teröre destek verenler de statüsü ne olursa olsun seçkin bir kesime mensup olsalar bile onların kamu hizmetlerinden, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması gerektiği işaret edilir. Ancak terörle mücadelede sapla samanın ayrılması gerektiği yönünde de bir uyarı mevcuttur. Meşru otoriteye başkaldıran, yasayı çiğneyen, hakkı olmayana el uzatanlar sıfır toleransla ağır bir şekilde cezalandırılırken "suçu olmayan kişinin eli bağlanmaz". "Eser, günümüz yönetim düşüncesine ve kamu yönetiminin gelişmesine katkı sağlayacaktır" Risâletü’n Nushiyye’nin; devlet kurma geleneğine sahip Türklerin yönetim anlayışına dair mirasını devam ettirdiğini anlatan Meryem Ülkü Aygül "Bu köklü mirasa ve dönem itibarıyla Türkçeyle kaleme alınması bakımından yüksek öneme sahip olan eserden istifade edilmesi günümüz yönetim düşüncesine ve kamu yönetiminin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Türk devlet geleneğinin neşvünema bulması Yunus gibi değerlerimizin öğütlerine kulak vermek ve bunu titizlikle hayata geçirmekle mümkündür" diye anlattı. Çalışmayı tanıtmak için yapılan faaliyetler Aygül, "Bu çalışmam, "17. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi"ne (ICAR) kabul edildi, Kongre Kitabı’nda da tam metni yayınlandı. Çalışmamın bir versiyonu da Felemenkçeye çevrildi ve ortak yazarlı kitapta Avrupa’da okurlarla buluşuyor. Kitabın adı "In Yunus’ voetsporen stap voor stap" (Yunus’un İzinden Adım Adım). Ayrıca bu yıl Yunus Emre Haftası kapsamında Eskişehir Büyükşehir Kent Konseyi ve Emirdağ Federasyonu’nun hazırladığı "Yunusça Sevmek" paneline konuşmacı olarak davet edildim ve konu hakkında konuşma yaptım" diye anlattı. "Yaşadığım şehre vefa borcum olduğunu düşünüyorum" Eskişehirli genç araştırmacı yazar Meryem Ülkü Aygül, yaşadığım şehre bir vefa borcu olduğunu düşündüğünü de anlatarak, "Mesela mezuniyet tezim, bir kitap bölümü olarak yayınlandı. 1956 Eskişehir depreminde afet yönetimini ele aldım. Yine köklü bir sivil toplum kuruluşu olan Türk Ocaklarına ilk kez Eskişehir’den baktık. Eskişehir Türk Ocaklarının Osmanlı döneminden itibaren tasfiye edildiği 1931 yılına kadar faaliyetleri, teşkilatlanması arşiv belgelerinden, dönemin basınından ve özel koleksiyonlardan elde ettiğimiz bulguları önce uluslararası kongreye sunduk, kabul edildi, hatta tam metni de yayınlandı. Akabinde bu çalışmayı genişleterek ortak yazarlı kitap olarak yayımladık. Aslında benim Eskişehir’e dair araştırmalarım lise yıllarıma dayanıyor. Osmanlı döneminde 1911-1912 yıllarında Eskişehir’de çıkan "Hakikat-Anadolu Sesleri" gazetesinden şehrin tiyatro, tıp, sanayi ve iş dünyasına dair ilanlarını analiz ettim. Hatta 2017 yılında TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’na sunmuştum, kabul edilmemişti ancak yaşadığım şehrin tarihine ait daha önce ortaya konmamış bilgileri kazandırmak, kabul edilmekten daha önemliydi benim için" dedi.
İran petrolleri ve İngiliz tahakkümü
20 Aralık 2024 Cuma - 14:52 İran petrolleri ve İngiliz tahakkümü Yazar Dr. Alper Yıldırım, İran’ın geçmiş dönemde petrol kaynaklarını millîleştirme kararının ülke için ağır ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurduğunu, bu bedelin günümüzde dahi etkisini sürdüğünü anlattı. Türk Ocağı Eskişehir Şubesi’ndeki “İran Petrolleri ve İngiliz Tahakkümü” konulu bu haftaki ‘Perşembe Sohbeti’ne katılan Dr. Alper Yıldırım, İran’da petrolün varlığı ile ilgili tarihi geçmiş konusunda bilgi verdi. Petrolün İran tarihinde ekonomik, sosyal ve politik gelişmeler açısından önemli bir role sahip olduğunu anlatan Yıldırım, “Kaçar Hanedanı (1796-1925) döneminde, İran’daki petrol kaynaklarının varlığına dair ortaya konulan bilimsel veriler, müteşebbislerin dikkatini çekmiş ve petrol arama çalışmalarını tetiklemiştir. Ticarî değerde zengin petrol kaynaklarına sahip olduğu anlaşılan İran’ın petrol serüveni böylece başlamıştır. Uzun bir süre inşaat, ısınma, aydınlanma ve sağlık gibi alanlarda kullanılan petrol, Sanayi Devrimi sonrası süreçte üretimin ve askerî teknolojilerin şekil değiştirmesiyle birlikte dünya pazarında önemli bir yer edinmiştir. Zamanla, ticarî ve stratejik bir meta olarak petrolün önemi artmış ve bu durum, petrole yatırım yapmak isteyen müteşebbislerin yanı sıra devletlerin de ilgisini çekmeye başlamıştır. Olumsuz ekonomik şartlar sebebi ile Kaçar yönetimi, maddî gelir karşılığında yabancılara çeşitli imtiyazlar vermek zorunda kalmıştır. İncelenen dönem içerisinde, ilk olarak 1872 yılında Baron Julius de Reuter ile yapılan imtiyaz anlaşması dikkat çekmektedir. Maden ve demiryolu ayrıcalıkları olarak bilinen bu anlaşma, Reuter’e 70 yıllığına geniş yetkiler tanımıştır. Bu imtiyaz anlaşması 1873 yılında iptal edilmesine rağmen Reuter, 1889 yılında İran ile ikinci bir imtiyaz anlaşması yapmayı başarmıştır. 1901 yılında, İran’da müteşebbis William Knox D’Arcy’ye 60 yıllığına verilen petrol imtiyazı, daha sonra Anglo-Persian Oil Company (APOC) aracılığıyla İngiltere’nin kontrolüne geçmiştir. Petrol imtiyazının İngiltere’nin kontrolüne geçmesinin ardından, kâr paylaşımı konusunda çeşitli anlaşmazlıklar ortaya çıkmış ve bu durum, İran’da birtakım itirazlara sebep olmuştur” dedi. İngiliz tahakkümü İngilizlerin İran’a uyguladığı petrol politikalarının, ticarî olmaktan ziyade bir çeşit sömürü düzenine dönüştüğünü anlatan Dr. Alper Yıldırım, “İran, içinde bulunduğu olumsuz şartlardan İngiltere’yi ve D’Arcy imtiyazını sorumlu tutmuş ve zamanla ülke genelinde bu imtiyaza karşı topyekûn bir tepki oluşmuştur. Taraflar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Pehlevî hanedanı döneminde D’Arcy imtiyazı iptal edilmiş (1932), ancak 1933 yılında 60 yıllık yeni bir imtiyaz anlaşması imzalanmıştır. 1933 tarihli yeni anlaşma, tarafları tam anlamıyla memnun etmese de uzun bir süre boyunca herhangi bir tepkiye yol açmamıştır. Ancak Muhammed Musaddık’ın siyaset sahnesine çıkışıyla birlikte petrol paylaşımı konusundaki tartışmalar yeniden alevlenmiştir. Bu dönemde Musaddık, İran petrolünü millîleştirme kararı almış ve bu adımı Batı’nın sert tepkisini çekmiştir. Sonuç olarak, ABD’nin desteğiyle 1954 yılında gerçekleştirilen bir darbe ile Musaddık hükümeti devrilmiştir. Darbenin ardından tüm siyasi gücü elinde toplayan Şah, petrolden elde edilen gelirin paylaştırılmasını kendi inisiyatifi doğrultusunda düzenleme çabalarına girişmiştir. 1979 yılında gerçekleşen İslâm Devrimi’nin ardından yeni rejim, petrolü millîleştirme kararını almıştır. Ancak bu karar, İran için ağır ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurmuş ve bu bedel günümüzde dahi etkisini sürdürmektedir” diye anlattı. Soru ve cevaplardan sonra Ocak Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, konuşmacıya Şükran Plaketi takdim etti.
Eskişehir’de öğrenciler iyilikte buluştu
20 Aralık 2024 Cuma - 12:19 Eskişehir’de öğrenciler iyilikte buluştu Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen “İyilikte Buluşma Günleri” adlı etkinlikten elde edilen gelirle, öğrencilerin ihtiyaçları karşılanıyor. Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu (EMYO) Büro Hizmetleri ve Sekreterlik Bölümü tarafından düzenlenen etkinlik, Eskişehir Meslek Yüksekokulu Fuaye Alanı’nda gerçekleştirildi. Doç. Dr. Bahar Suvacı ve Öğretim Görevlisi Feyzan Şenbayram yürütücülüğünde düzenlenen etkinliğe Eskişehir Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Osman Güldemir, öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi. Etkinlikte ikinci el, artık kullanılmayan ya da alınıp hiç değerlendirilmeyen giysiler, takı ile eşyaların yanı sıra Aşçılık Bölümü öğrencilerinin hazırladığı yiyecekler satışa sunuldu. Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında gönüllülük esasıyla yürütülen etkinlikten elde edilen gelir, ihtiyaç sahibi öğrencilere burs olarak verilecek. “Toplumun dayanışma ruhunu pekiştirmeyi hedefledik” Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu Büro Hizmetleri ve Sekreterlik Bölümü Öğretim Görevlisi Feyzan Şenbayram, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Aslında bu yardımlaşma projemiz, ufak bir düşüncenin ardından ortaya çıktı. ‘Giymediğimiz giysileri, kullanmadığımız ürünleri ne yapabiliriz, nasıl daha faydalı hâle getirebiliriz’ diye düşündük. Bu düşünce büyüdü kocaman bir proje haline geldi. Bunu da öğrencilerimizle birlikte yapmak istedik ve Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamına aldık. Bu iyilik ateşi genişledi, kısa sürede büyüdü ve herkes tarafından destek gördü. Burası yalnızca uygun fiyatlarla alışveriş yapmayı değil, aynı zamanda bir toplumun dayanışma ruhunu pekiştirmeyi hedefleyen bir organizasyon. Üniversitemiz öğrencileri birbirlerine yardım etmenin ne kadar önemli olduğunu deneyimliyorlar. Satılan ürünlerin gelirlerinin, maddi açıdan zorlanan öğrencilere aktarılması, bu projenin en önemli yönlerinden birini oluşturuyor. Toplumsal sorumluluk ve yardımlaşma bilinci ile hareket edersek üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yok. Emeği geçen herkese teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Projeye gönüllü olarak destek veren öğrenciler de böylesine anlamlı bir etkinlikte yer aldıkları için mutlu olduklarını dile getirdi.
Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde "6’ıncı Kariyer Günleri"
20 Aralık 2024 Cuma - 11:54 Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde "6’ıncı Kariyer Günleri" Bu yıl altıncısı düzenlenen Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Kariyer Günleri, sektörü ve öğrencileri bir araya getiriyor. “Kariyer günleri öğrencilerimize önemli fırsatlar sunuyor” Turizm Fakültesi Kariyer Günleri, Turizm Fakültesi Fuaye Alanı’nda başladı. Bu yıl altıncısı düzenlenen Kariyer Günleri, sektörü ve öğrencileri bir araya getirmeyi hedefliyor. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Hakan Yılmaz ilk olarak etkinliğin, Turizm Fakültesi öğrencilerinin bireysel çabalarıyla gerçekleştirildiğine dikkat çekti. Yılmaz konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Öğrencilerimizin kazandıkları organizasyon becerisi, ilerleyen zamanlarda iş hayatlarında da onlar için iyi bir tecrübe olacak. Bizler 90’lı yıllarda öğrencisi olduğumuz bu okulda staj ve iş arama zamanları geldiğinde kime gideriz, nasıl yaparız gibi birçok süreçle uğraşıyorduk. Aradan geçen yıllar itibariyle sektörün insan kaynağına verdiği değerin bir karşılığı olarak bu tür etkinliklerin sadece okulumuzda değil başka alanlarda da olduğunu görüyorum. Kariyer günleri öğrencilerimize önemli fırsatlar sunuyor. Burada son kararı verecek olanlar sektör ve mülakatlara giren öğrencilerimizdir.” “Aldığımız eğitim sektörün ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılıyor” Etkinliğin açılışında konuşma yapan Anadolu Turizm Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Barış El, Kariyer Günlerine katılan firmaların, öğrencilere iş deneyimi sağlanmasında büyük bir rol oynadığını dile getirdi. Konuşmasının devamında ise El, “Anadolu Üniversitesi öğrencilerine mezuniyet sonrasında kariyerlerini şekillendirmeleri konusunda verdiği desteklerle önemli yer edinmektedir. Bu etkinlik fırsatları değerlendirme ve bizleri geleceğe hazırlama anlamında verimli bir platform oluşturmaktadır. Kariyer Günlerine katılan firmalar öğrencilere iş deneyimi sağlanmasında büyük bir rol oynamaktadır. Anadolu Üniversitesinde aldığım eğitimden oldukça memnunum ve kendi bölümümde edindiğim bilgiler sektörün ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamaktadır. Anadolu Üniversitesinin kalitesi ve akademik kadromuzun yetkinliği bizlerin yetişmesi anlamında fayda sağlıyor. Bu yıl altıncısı düzenlenen Kariyer Günleri etkinliğinin herkes için verimli geçmesini diliyorum” ifadelerine yer verdi. 6. Turizm Fakültesi Kariyer Günleri’nin açılışında, Turizm Fakültesi Dekan Vekili Hakan Yılmaz tarafından, Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Mezunu ve Michelin Yeşil Yıldızlı Şef Buğra Özdemir’e hediye takdim edildi. 6. Kariyer Günlerine Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aslı Afşar ve Turizm Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Hakan Yılmaz ile turizm firmalarından temsilciler, öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi.
Hırsızlık suçundan 78 yıl hapis cezası olan 5’inci çocuğuna hamile 24 yaşındaki kadın tutuklandı
20 Aralık 2024 Cuma - 11:13 Hırsızlık suçundan 78 yıl hapis cezası olan 5’inci çocuğuna hamile 24 yaşındaki kadın tutuklandı Eskişehir’de 90’dan fazla suç kaydı bulunan, ifadeye yönelik 13 aranma kaydı ve 4 ayrı hırsızlık suçundan 78 yıl 9 ay hapis cezası olan 24 yaşındaki 4 çocuk annesi şüpheli, tutuklandı. Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekiplerince, aranan şahısların yakalanması amacıyla çalışma gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar neticesinde, 90’ın üzerinde hırsızlıktan suç kaydı bulunan, ifadeye yönelik 13 aranması ve 4 ayrı hırsızlık suçundan 65 yıl 165 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 24 yaşındaki Seher C. ve akrabası Sultan C. yakalandı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadesinin ardından mahkemeye çıkartılan Seher C., ifadeye yönelik arandığı suçlarının birinden tutuklandı. Daha önce yargılandığı 4 ayrı hırsızlık suçundan toplamda 78 yıl 9 ay hapis cezası bulunan 24 yaşındaki Seher C.’nin tüm cezalarını hamile veya küçük çocuk sahibi olduğu için ertelettiği, şuanda da 5’inci çocuğuna hamile olduğu fakat hamilelik raporunun mahkemeye yetişmediği için tutuklandığı öğrenildi. Adliyeye sevk edilen diğer şüpheli Sultan C. ise ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Çok sayıda suç kaydı ve 78 yıl 9 ay hapis cezası bulunan Seher C.’nin cezaevinde olduğu süreçte hamile olduğunu kanıtlayan sağlık raporu alması halinde cezalarının tekrar erteleneceği ve serbest bırakılacağı öğrenildi.
Satın almak yerine örmeyi tercih ediyorlar
20 Aralık 2024 Cuma - 10:24 Satın almak yerine örmeyi tercih ediyorlar Eskişehir’de, kışın gelmesiyle birlikte örgü sezonu açılırken, özellikle maliyetlerden dolayı pek çok insanın el örgüsü ürünlere yoğun ilgi gösterdiği belirtiliyor. Soğuk havalar kışlık kıyafet alışverişlerini de artırdı. Ancak mağazalarda satılan etiketli ürünlerin fiyatlarının her geçen gün yükselmesi, vatandaşları ihtiyaç duydukları ürünleri elde örmeye yönlendiriyor. Esnaf Mehmet Oymak, kış sezonunun başlamasıyla birlikte iplik satışlarının ve örgü işlerinin yoğunlaştığını ifade ederek, insanların genelde kazak, atkı, kaban, hırka, bere ve eldiven gibi ürünleri örmeyi tercih ettiğini belirtti. Oymak, son zamanlarda popülerliği artan ve sık tercih edilen bir malzeme olan “puffy” ipinden bahsederek; bu ipin pek çok çeşit kullanım alanı olduğunu dile getirdi. Bu iple birlikte hiç örgü bilmeyen birinin bile rahatlıkla bir ürün ortaya çıkarabileceğini söyleyen Oymak, şöyle konuştu: “Son 2 yıldır bu ‘puffy’ denen ipler büyük bir ilgi görüyor. Edirne’nin bir köyünden Şırnak’ın bir köyüne kadar herkes tarafından aynı anda örülüyor. Bir kere bu kadar çok tercih edilmesinin sebebi her yerde örülebiliyor olması ve şişe ihtiyaç olmadan tamamen parmakla örülmesi.” Atkıdan bornoza, paspastan battaniyeye kadar akla gelen her şey bu iple örülebiliyor Oymak, popüler olan iple ilgili detayları şu şekilde verdi: “İşin güzel tarafı bununla her şey yapılabiliyor. Atkı da örülüyor kazak da örülüyor; hatta çok kolay bir şekilde battaniye bile örülebiliyor. Hem çok pratik hem de çok moda olmuş, popüler hale gelmiş olmasından dolayı. Sanırım bir dizide kullanıldıktan sonra çok patlamış, şimdi herkes bundan istiyor. Sadece kadınlar değil erkekler de kullanıyor bu arada. Tabii kadınlar daha çok sevgililerine, eşlerine atkı örmek için sıklıkla bundan tercih ediyor. Çok farklı şeyler örebiliyorsunuz bununla bornozdan paspasa hatta çantaya kadar aklınıza gelebilecek her şey yapılabiliyor. Genel olarak çok popüler bir ürün. Geçen yıl hep yok sattık; bu sene de yine öyle.” “Ekonomi kesinlikle insanları örmeye teşvik ediyor” Oymak, elde örme ve hazır alma kıyasında mağazalarda satılan ürünlerin yüksek fiyatlarına dikkat çekerek, “Ürünlerimizin fiyatları genel olarak fabrikasyon bir ürünle kıyaslayınca örgü her türlü çok daha uyguna geliyor. Şu an herhangi bir yerde en düşük kalitede bir kazağın fiyatı bile bin liradan başlıyor. Ama burada genel olarak en kaliteli yünlerin bir tanesi 50-60 lira civarı. Normalde 7-8 tane de gayet yeterli geliyor, yani böylece siz bir kazağı 400-500 liraya mal edebiliyorsunuz. Ekonomi kesinlikle insanları örmeye teşvik ediyor diyebilirim. Özellikle üniversiteli gençler uygun fiyatlı olmasından dolayı hediye olarak sık sık atkı ve bere örüyorlar.” “İnsanlar buraya beğendikleri bir modelle gelip onu dışarıdakinin üçte biri fiyatına mal ediyorlar” Oymak, son olarak ip fiyatlarını şu şekilde örneklendirdi: “Bizde en pahalı ip 49 lira. Tabii bazı ipler var mesela ’etrofil rabbit’ dedikleri, tamamen kürk gibi oluyor ve diğerlerine göre çok daha kaliteli ve en pahalısı da o, 115 lira. Onun dışında yüzde 75 yün olan iplerimiz var, onların fiyatları da 75-78 lira arasında değişiyor. En uygunu da 37 liradan başlıyor. Dolayısıyla 10 tane bile alsanız 370 liraya bir kazak örebiliyorsunuz. İnsanlar buraya beğendikleri bir modelin fotoğrafıyla gelip çok yakın renklerde ipler alarak nerdeyse üçte biri maliyete istediği kazağı ortaya çıkarabiliyor mesela.”
’Geleneksel Alışveriş Şenliği’ ile üniversiteli kızlara burs fonu oluşturulacak
19 Aralık 2024 Perşembe - 15:27 ’Geleneksel Alışveriş Şenliği’ ile üniversiteli kızlara burs fonu oluşturulacak Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde (ESOGÜ) Türk Üniversiteleri Kadınlar Derneği (TÜKD) Eskişehir Şubesi tarafından, üniversiteli kızlara burs fonu oluşturmak amacıyla ’Geleneksel Alışveriş Şenliği’ düzenlendi. Şenliğin açılış töreni bugün saat 14.00’da ESOGÜ Mermer Salon’da Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emine Gümüşsoy ve vatandaşın yoğun yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Şenlik için açılan stantlarda hem öğrencilerin yaptığı hem de bir araya getirilen sıfır ve ikinci el ürünler satışa sunuldu. Aralarında obje, kitap, kıyafet ve takıların da bulunduğu ürünlerin satışından elde edilecek bütün gelirin üniversite öğrencisi genç kızlara burs desteği olarak bağışlanacağı belirtildi. Vatandaşların gün içerisidne ziyaret edebileceği şenliğin 21 Aralık 2024 tarihine kadar devam edeceği açıklandı. "Öğrencilerimize maddi bir fırsat sunmayı amaçlıyoruz" ESOGÜ’de ’Kızlar Okusun Hayata Dokunsun’ sloganıyla gerçekleştirilen şenlik hakkında bilgi paylaşan TÜKD Eskişehir Şubesi Başkanı Nuran Yenilmez, "Bugün, Eskişehir şubemizin 115 bursiyerine bir fon oluşturmak adına alışveriş şenliği düzenledik. Buradaki amacımız, ekonomik sıkıntıdan nasıl kurtulacağına örnek olmak ve ikinci el ürünleri değerlendirerek öğrencilerimize maddi bir fırsat sunmak. Onlar kendi yaptıkları ürünleri satıyorlar. Bizler de sıfır ya da ikinci el obje, kitap, kıyafet ve takı gibi ürünleri satarak havuzda para biriktiriyoruz. Bu parayla da çocuklarımıza, üniversitede okuyan dezavantajlı öğrencilerimize burs veriyoruz" dedi.