Yerel Haberler
Eskişehir
12 Mayıs 2026 Salı - 16:53 Anadolu Üniversitesi ’Uzay Turizmi’ dersi ile geleceğin rehberlerini gökyüzüne hazırlıyor Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, Türkiye’de ilk kez açılan ’Uzay Turizmi’ dersinin öğrencilere yalnızca yeni bir ders içeriği sunmadığını, aynı zamanda yeni bir bakış açısı kazandırdığını söyledi. Uzay turizmi günümüzde yalnızca bilim kurgu anlatılarının ötesine geçerek turizm sektöründe yeni bir uzmanlık alanı olarak öne çıkıyor. Üniversitelerde açılan dersler ise öğrencileri bu yeni alanlara hazırlarken aynı zamanda farklı bakış açıları kazandırmayı hedefliyor. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümünde verilen ’Uzay Turizmi’ dersi de bu kapsamda dikkat çekiyor. Türkiye’de ilk uzay turizmi dersi Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, Türkiye’de ilk kez açılan ’Uzay Turizmi’ dersinin öğrencilere yalnızca yeni bir ders içeriği sunmadığını, aynı zamanda yeni bir bakış açısı kazandırdığını ve dersin ortaya çıkış sürecinde dünyadaki gelişmeleri yakından takip etme isteğinin belirleyici olduğunu ifade ediyor. Dersin Türkiye’de bir ilk olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, "Bu, dünyada ilk açılan ders değil Türkiye’de ilk açılan ders. Anadolu Üniversitesinde bu ders içeriklerinden faydalandık ancak kendimize özgü şekilde yorumlayarak ve Anadolu Üniversitesinin ihtiyaçlarına göre geliştirerek 2020 yılında hayata geçirdik" dedi. ’Yeni uzay’ bakış açısı: Sadece gökyüzü değil yeni bir turizm alanı Dersin temel amacının öğrencilere ’yeni uzay’ bakış açısı kazandırmak olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, bu yaklaşımın yalnızca uzaya gitmekle sınırlı olmadığını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Seyhan "Hem dünyayı yakalamak hem de öğrencilerimizin gözünü gökyüzüne çevirmek istiyoruz." ifadelerini kullanarak uzay turizminin astrofotoğrafçılık, göktaşı yağmuru izleme etkinlikleri gibi geniş bir alanı kapsadığını dile getirdi. Uzay turizminin artık geleceğin değil bugünün konusu haline geldiğini belirten Turizm Fakültesi öğretim üyesi Seyhan, bu alanın turizm sektöründe yeni meslekler doğurduğunu ifade etti. 52 ülkeden gençlerin katıldığı bir araştırmaya da değinen Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, uzay turu rehberliğinin geleceğin meslekleri arasında öne çıktığını söyledi. Uygulamalı eğitim ve öğrenci projeleri Ders kapsamında öğrencilerin önce uzayın temel kavramlarını öğrendiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan ardından öğrencilerin gerçek verilere dayalı hayali uzay turları tasarladığını aktardı. Öğrenciler bu turları afiş, video ve sunumlarla anlatarak yenilikçi üretim süreçlerine dahil oluyor. Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu çalışmaların öğrencilerin farklı disiplinlerle bağlantı kurmasını sağladığını ve yapay zekâ kullanımının da teşvik edildiğini belirterek öğrencilerin derse ilgisinin yüksek olduğunu söyledi. Disiplinlerarası yaklaşım ve yeni meslek alanları Türkiye’nin uzay turizmi alanında ilerleyebilmesi için disiplinlerarası çalışmanın önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan uzay hukuku, gastronomi, rehberlik ve iletişim gibi alanların birlikte düşünülmesi gerektiğini ifade etti. Uzay turizmini yalnızca uzaya gitmek değil, sürecin tüm aşamalarına katkı sunmak olarak değerlendirdiklerini belirtirken bu dersi alan öğrencilerin gelecekte uzay gözlem noktaları, gökyüzü olayları ve tematik rotalar gibi alanlarda yeni kariyer fırsatları elde edebileceğini söyledi. Motivasyon kaynağı: Alper Gezeravcı buluşması Ders kapsamında gerçekleştirilen önemli etkinliklerden birinin de Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın geçtiğimiz aylarda öğrencilerle buluşması olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, bu buluşmanın öğrenciler için güçlü bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade ederken benzer etkinliklerin uygun takvimler doğrultusunda devam etmesinin planlandığını da sözlerine ekledi.
Odunpazarı Belediyesi’nden Dünya Madenciler Günü’ne özel tiyatro gösterimi
08 Aralık 2024 Pazar - 12:36 Odunpazarı Belediyesi’nden Dünya Madenciler Günü’ne özel tiyatro gösterimi Eskişehir’de Odunpazarı Belediyesi tarafından ’4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ çerçevesinde tiyatro oyunu düzenlendi. Etkinlik, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sanatseverler, tiyatro sanatçısı Latif Tiftikçi’nin sahnelediği ’Değil’ isimli tiyatro oyununu izledi. Tiftikçi’nin performansıyla sahneye taşınan oyun, madencilerin zorlu çalışma şartları ve yerin metrelerce altında verdikleri emekleri duygusal bir dille anlattı. Seyirciler, alın teriyle hayatını kazanan madencilerin öyküsüne tanıklık ederken duygusal anlar yaşadı. "Emeğin ve alın terinin her zaman yanında olacağız" Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, gösteri sonunda emeği geçen herkese teşekkür etti. Ayrıca bir açıklamada bulunan Başkan Kurt, "Madenciler alın teriyle ekmeğini kazanan, ülkemizin kalkınmasına büyük katkı sağlayan emekçilerimizdir. Bu anlamlı tiyatro oyununda onların yaşam mücadelesini ve değerini bir kez daha hatırlamak ve hatırlatmak istedik. Değerli tiyatro sanatçısı Latif Tiftikçi’ye ve bu anlamlı tiyatro oyununu düzenleyen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Odunpazarı Belediyesi olarak emeğin ve alın terinin her zaman yanında olacağız" dedi. Dünya Madenciler Günü’nün önemine vurgu yaparak madencilerin fedakârlıklarına dikkat çeken tiyatro oyununa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Odunpazarı Belediyesi yetkilileri, bu tür etkinliklerle emeği ve dayanışmayı ön plana çıkartmaya devam edeceklerini açıkladı.
Gripten korunmak isteyenler turşuya yöneldi
07 Aralık 2024 Cumartesi - 17:56 Gripten korunmak isteyenler turşuya yöneldi Eskişehir’de 22 yıldır turşuculuk yapan Ünal Atalay, kış mevsiminin gelmesi ile satışlarının oldukça iyi gittiğini belirtirken, vatandaşları yazın satılan ve koruyucu madde içeren turşulara karşı uyardı. Turşucu Ünal Atalay, vatandaşların kışın gripten korunmak için turşu ve turşu suyuna yöneldiğini belirtti. Turşu suyunun içerisindeki elma sirkesi, sarımsak, lahana suyu gibi ürünlerin birleşiminin probiyotik etkisi oluşturduğunu belirten Ünal Atalay, bir diğer probiyotik olan sarımsağa da ilginin artığını dile getirdi. Öte yandan yazın satılan ve koruyucu madde içeren turşuların tehlikesine karşı vatandaşlara uyarıda bulundu. “Turşuya göre turşu suyuna daha çok talep oluyor diyebilirim” En çok turşu suyu, salatalık ve lahana turşusu sattığını belirten Atalay, “Yaklaşık 13 yaşımdan beri bu meslekle uğraşıyorum. Turşuculuk biz de baba mesleğidir. Biz yazları Temmuz ayında dükkânımızı yaklaşık 2 ay kapatıyoruz. İmalata giriyoruz, turşularımızı kuruyoruz. Kışın kasım ayından sonra işlerimiz hareketleniyor. En çok salatalık ve lahana turşusu tercih ediliyor. Ayrıyeten kış mevsiminde sarımsak da çok satılanlar arasında. Sarımsak probiyotik olduğu için dikkat çekiyor. Turşuya göre turşu suyuna daha çok talep oluyor diyebilirim. Yazın genellikle başka turşucular dükkânlarını kapatmıyor. Biz kapatıyoruz çünkü koruyucu madde kullanmıyoruz. Turşu suyunun içerisinde elma sirkesi, sarımsak, lahana suyu gibi ürünler mevcut. Bu ürünlerin hepsi birleştiği zaman probiyotik etkisi oluşturuyor. Kış aylarında müşteriler gripten korunmak için turşu suyuna yöneliyor” dedi. “Koruyucu maddenin 4 gramı bir atı öldürmeye yeterlidir” Barlanma yapmayan turşulara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Atalay, ”Vatandaşlar yazın alınan turşulara oldukça dikkat etmeli. Koruyucu atılmadığı zaman turşuda belirli bir süre sonra barlanma denilen beyazlıklar oluşuyor. Koruyucu atıldığında o beyazlama olmuyor. Koruyucu maddenin 4 gramı bir atı öldürmeye yeterlidir. Vatandaşlar barlanma yapan turşular tercih etmelidir. Sosyal medyada peynir dolgulu jalapeno turşusunun meşhur olması satışlarımızı artırdı. Talep Dubai çikolatasından daha fazlaydı. Bu sebepten dolayı kendimiz üretime yetişemeyince belirli yerlerden peynir dolgulu jalapeno almaya başladık. Peynir dolgulu jalapeno ücretimiz 80 ila 150 lira arasında değişiyor. Genel olarak turşuların kilosu ise 200 lirayken, litrelik turşu suyu ise 80 lira olarak satışa sunuluyor” ifadelerini kullandı.
Penbegül teyze akan çatısına yardım bekliyor
07 Aralık 2024 Cumartesi - 17:10 Penbegül teyze akan çatısına yardım bekliyor Eskişehir’de 79 yaşındaki Pembegül Tugay’ın oğluyla birlikte yaşadığı evin çatısı yaklaşık 1 sene önce çökerken, kartonlarla kapatmaya çalıştıkları büyük delikten gelen soğuk yaşlı kadının hayatını zora sokuyor. Tepebaşı ilçesi Yeşiltepe Mahallesi’nde 58 yaşındaki oğlu ile yaşanan 79 yaşındaki Pembegül Tugay’ın evinin çatısı yaklaşık 1 sene önce çöktü. Karton toplayan oğlu ve Pembegül teyze çöken çatı sonrası çaresiz kaldı. Çatıda oluşan deliği kendi imanlarıyla kartonla kapatmaya çalışan anne oğul, yine de evin tavanının akmasına ve soğuğun içerisine girmesine mani olamadı. Oldukça zor şartlarda yaşayan anne oğul evin çatısının yaptırılmasını her şeyden çok istiyor. 2 oğlunu ve eşini toprağa verdi, kızından 20 yıldır haber alamıyor 1966 yılında Almanya’dan eşi ve çocukları ile Eskişehir’e göçen Tugay, yakın zamanda 2 erkek evladı ve eşi vefat ederken kızından ise 20 yıldır haber almadığını belirtti. Yaşadıkları zorluklara rağmen haline şükreden ve sağlığının yerinde olduğunu belirten 79 yaşındaki Pembegül Tugay, sokağındaki bütün kedileri besliyor. “Evin çatısı göçtü o yüzden tuvalet hep soğuk esiyor” Tavanındaki göçükten dolayı, oldukça evin soğuduğunu belirten Pembegül Tugay, yaşadıkları hakkında şöyle konuştu; “Oğlumla beraber yaşıyorum. İki oğlum öldü. Oğlum çalışmıyor, kağıt topluyor. Sadece bir emekli maaşı alıyorum. Evimizin tavanı akıyor ama akmasa daha iyi, o sıkıntımız var. Evin çatısı göçtü o yüzden tuvalet hep soğuk esiyor, çok zorlanıyoruz. Kış da tabii zor. Allah’a şükür hasta değilim sapasağlamım, bir tek tansiyonum var başka hiç hastalığım yok. Evin çatısının yapılmasını isterim, kışın çok zor oluyor. Oğlum her yere karton koydu, evin diğer tarafları da kar yağdığında akıyor. Bu ev bana beyimden miras kaldı. 1 sene sonra 80’e gireceğim, şu an 79 yaşındayım. Oğlum da 58 yaşında. Daha önce oğullarımın biri kalp krizi geçirdi, diğeri de sulama kanalına düştü. Bir tane de kızım vardı kayıp, 20 sene oldu. Hala haber yok. Almanya’da doğmuştu. Biz de eşimle Almanya’da 7-8 sene kaldık. Daha sonra oğlanların okulu var diye, 1966 senesinde geldik. Sadece tavanımızın yapılmasını istiyoruz, kışın çok zor oluyor.”