Yerel Haberler
Eskişehir
AK Parti MKYK Üyesi Ünal: "Erdoğan’a her zamankinden daha çok ihtiyaç var" 04 Mart 2026 Çarşamba - 20:44:47 Eskişehir’e gelen AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Mahir Ünal, "Bugün bölgemiz adeta bir ateş çemberine dönmüşken Recep Tayyip Erdoğan’a her zamankinden daha çok ihtiyacımız var" dedi. Ali Güven Uygulama Oteli’nde gerçekleştirilen programa önceki dönem Kültür ve Turizm Bakanı ve AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal’ın yanı sıra AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ile çok sayıda teşkilat mensubu katıldı. İftar saatinin yaklaşmasıyla birlikte salonu dolduran partililer, dualar eşliğinde oruçlarını açtı. "2028 seçimlerinde Eskişehir’i AK Parti ile tanıştıracağız" Programda konuşma yapan AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, "Birlik beraberliğimizi zirveye çıkartacağız. İnşallah 2028 seçimleri ve devamında da 2029 seçimlerinde Eskişehir’i AK Partimizle tanıştırarak gerçek hizmet anlayışını ortaya koyan bir şehir olacağız. Allah tutmuş olduğumuz oruçları, yapmış olduğumuz ibadetleri kabul etsin" dedi. "Siyasetin tek limanı ahlaktır" AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal, "Bizim geleneğimizde, bizim siyaset anlayışımızda siyaset statüyle yapılmaz. Siyaset şahsiyetle yapılır. Biz varlığımıza, kıymetimize, anlamımıza, kişiliğimize, karakterimize ve şahsiyetimize bağlı siyaset yaparız. Bunu en baştan ifade etmemin amacı; bizim vefayı anlamak için önce bu ilkeyi koymamız lazım. Çünkü vefa statüye değil, vefa kişiliğedir. Vefa şahsiyetedir. Eskilerin ifadesiyle içi dışı bir olmaklığı, dürüstlüğüdür. Bizim siyasetimiz tam da bu dürüstlük üzerine kuruludur. Bakın bizim il başkanlıklarımızda Cumhurbaşkanımızın bir cümlesi vardır; ’Siyasetin tek limanı vardır, o da ahlaktır’ cümlesi yazar" ifadelerini kullandı. "Seçimi kaybetme pahasına popülizm yapmadı" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2023 seçimleri öncesindeki Suriyeli sığınmacılar konusundaki tavrını ’ahlaki bir duruş’ olarak nitelendiren Ünal, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bütün herkes ’Suriyeliler gitsin’ derken, Cumhurbaşkanımıza 2023 seçimlerinden önce sordular: ’Suriyelileri gönderecek misiniz?’ dediler. Popülizm yapmadı; ahlaki, insani duruşunu, kalbinde ve zihninde olanı açıkça söyledi. Ne dedi? ’Onlar bizim kardeşlerimizdir. Biz onları ölüme gönderemeyiz’ dedi. Ne pahasına dedi? Seçimi kaybetme pahasına bunu söyledi." "Erdoğan’a her zamankinden daha çok ihtiyaç var" Jeopolitik gelişmelere de değinen Ünal, "Bugün bölgemiz adeta bir ateş çemberine dönmüşken her zamankinden daha çok AK Partili kadrolara ihtiyaç var. Her zamankinden daha çok vefalıya, her zamankinden daha çok bu dava adamlarına ihtiyaç var ve her zamankinden daha çok Recep Tayyip Erdoğan’a ihtiyacımız var kardeşlerim. Rabbim bizi Ramazan’a eriştirdiği gibi inşallah bayrama da kavuştursun" diye belirtti.
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:02 Kalp hastalarının oruç tutarken dikkat etmesi gerekenler Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, Ramazan ayında kalp hastalarının oruç kararı almadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirterek, "Her kalp hastası için tek tip bir kural yok. Karar hastalığın tipi ve hastanın klinik durumuna göre verilmelidir" dedi. Ramazan ayının hem manevi hem de fiziksel disiplin gerektiren özel bir dönem olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, kalp-damar hastalıklarının geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ve bu nedenle genel bir ’yasak’ ya da ’serbest’ yaklaşımının doğru olmadığını vurguladı. Uygun şartlarda ve hekim kontrolünde birçok kalp hastasının oruç tutabileceğini belirten Doç. Dr. Kaplangöray, özellikle tansiyonu ilaçla kontrol altında olan ve klinik olarak stabil seyreden hastaların dikkatli bir planlamayla bu süreci geçirebileceğini söyledi. Ancak bazı hasta gruplarında orucun risk oluşturabileceğine dikkat çeken Kaplangöray, "İleri evre kalp yetersizliği olanlar, son 6 ay içinde kalp krizi geçirenler, yeni stent veya bypass operasyonu yapılanlar, kontrolsüz hipertansiyonu bulunanlar ve ciddi ritim bozukluğu yaşayan hastalar doktorlarına danışmadan oruç tutmamalıdır" diyerek uyarıda bulundu. "İlaç düzeni mutlaka yeniden planlanmalı" Ramazan ayında en sık yapılan hatanın ilaç saatlerini rastgele değiştirmek olduğunu belirten Doç. Dr. Kaplangöray, bunun ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Oruç sürecinde ilaç saatleri mutlaka yeniden planlanmalıdır. Özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda düzensiz kullanım pıhtı riskini artırabilir. Atriyal fibrilasyon, mekanik kapak ya da stent sonrası tedavi gören hastalar Ramazan öncesinde kardiyoloji kontrolünden geçmelidir" ifadelerini kullandı. Kalp hastaları için Ramazan önerileri Doç. Dr. Kaplangöray, oruç tutabilen kalp hastaları için şu önerileri paylaştı: "İftar, ara öğün ve sahur şeklinde üç öğün düzeni oluşturulmalı, lifli sebzeler, baklagiller, tam tahıllar ve protein ağırlıklı besinler tercih edilmeli. Aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden kaçınılmalı. Sahura mutlaka kalkılmalı ve iftar ile sahur arasında yeterli su tüketilmeli." "Oruç kararı kişiye özeldir" Bireysel değerlendirme ile karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Kaplangöray, "Ramazan ölçü ve denge ayıdır. Bu denge korunursa hem manevi hem de bedensel kazanç sağlanabilir. Ancak kalp sağlığı riske atılmamalıdır" dedi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:48 "İşitme Kayıplı Çocuklarla Çalışma" semineri Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü tarafından 3 Mart Dünya İşitme Günü kapsamında "İşitme Kayıplı Çocukla Çalışmak: İşitme Kaybı ve Eğitsel Müdahaleler" başlıklı seminer düzenlendi. Eğitim Fakültesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını Özel Eğitim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yasemin Ergenekon yaptı. Seminere konuşmacı olarak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz katıldı. Etkinliğe çok sayıda öğretim elemanı ve öğrenci katılım gösterdi. Dr. Öğr. Üyesi Öz: "İşaret diline dayalı ve sözel dile dayalı iki temel yaklaşım var" Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz konuşmasında işitme kayıplı çocuklara yönelik yaklaşımları şu sözlerle anlattı: "İşaret diline dayalı yaklaşımlar ve sözel dile dayalı yaklaşımlar olmak üzere iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Ülkemizde geçmişte işaret diline karşı ciddi bir önyargı vardı ancak son yıllarda bu önyargının büyük ölçüde kırıldığını söyleyebiliriz. Buna rağmen alanda yeterli sayıda uzman bulunmaması önemli bir sorun olarak devam etmektedir. İşitme kayıplı çocukların erken dönemde taranması ve tanılanmasıyla birlikte sözel yaklaşımlar günümüzde daha baskın biçimde kullanılmaya başlanmıştır. İşitsel-sözel terapi aslında aile merkezli bir yaklaşımdır. Haftada iki saatlik bir eğitimle ana dil öğretmenden öğrenciye kazandırılamaz. Bu nedenle aileyi sürece aktif olarak dahil ediyoruz. Ailelerin, çocuklarının dil, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirirken birincil kolaylaştırıcı olmalarına rehberlik ediyoruz. Günlük rutinler içinde bu becerileri destekleyecek ortamların oluşturulmasına yönelik çalışmalar yürütüyoruz." İşitsel-sözel terapi stratejileri ele alındı Seminerde işitsel-sözel terapi kapsamında kullanılan stratejiler de ayrıntılı biçimde ele alındı. Hata analizi sürecinde "Ne duydun?" sorusunun kullanılmasının ve çocuğun kendi işitmesine güveninin desteklenmesinin önemine değinildi. Yeni bilgilerin çocuğun mevcut bilgileri üzerine inşa edilmesi gerektiği vurgulanırken, özellikle eylem ve kavramların öne çıkarılmasının dil gelişimine katkı sağladığı ifade edildi. Dil gelişiminde önce alıcı dilin (anlama), ardından ifade edici dilin geliştiğini belirten Öz, çocuğun çıkardığı sesleri taklit etme, genişletme yöntemiyle ifadeye yeni kelime ekleyerek modeli zenginleştirme ve hataları doğrudan eleştirmek yerine doğru biçimi model olarak sunma gibi stratejilere dikkat çekti. Ayrıca yansımalı kelimelerle ses-nesne ilişkisi kurma, uygun mesafe ve gürültü kontrolü sağlama, sözel yönlendirme yapma, işitsel tamamlama etkinlikleri uygulama, duraklama ve beklenti oluşturma yoluyla ortak dikkati destekleme, gerektiğinde görsel stratejilerden yararlanma ve nesneye işaret ederek ortak dikkat başlatma gibi uygulamalara da yer verildi.
Emek Mahallesi’nde bağımlılıkla mücadele sürüyor
13 Ocak 2026 Salı - 12:09 Emek Mahallesi’nde bağımlılıkla mücadele sürüyor Eskişehir’in Emek Mahallesi’nde yapılması planlanan ’Bağımlılıkla Mücadele Eğitimleri’ ile ilgili değerlendirmede bulunuldu. ’Bağımsızlık Seferberliği’ doğrultusunda, 2026 yılı ’Bağımsızlık Yılı’ ilan edildi. Bu kapsamda, Eskişehir’in Emek Mahallesi’nde ’Bağımlılıkla Mücadele Eğitimleri’ yapılması planlandı. Odunpazarı AK Parti Meclis Üyesi ve Kadın Kolları Merkez Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Hatice Kaya, Emek Mahallesi Muhtarı Sibel Akıl’ı ziyaret ederek planlanan eğitimler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bahse konu eğitimin 15 Ocak 2025 tarihinde saat 13.30’da Emek AK Parti İrtibat Bürosu’nda gerçekleştirileceği belirtildi. "Özellikle annelerimizi bilinçlendirmek istiyoruz" Konuyla ilgili açıklamada bulunan Odunpazarı AK Parti Meclis Üyesi ve Kadın Kolları Merkez Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Hatice Kaya, "Sayın Cumhurbaşkanımızın ve eşi Emine Erdoğan hanımefendi 2026 yılını ’Bağımlılıkla Mücadelede Bağımsızlık Yılı’ ilan etmişti. Bu kapsamda, Türkiye’de 81 ilimizde ve ilçelerimizde Yeşilay işbirliğinde ’Bağımlılıkla Mücadele Eğitimleri’ ve ’Bağımlılıklarından Kurtulma’ çalışmaları yürüteceğiz. Özellikle annelerin bu konuyla ilgili bilinçlendirilmesi, duyarlılığının gelişmesi ve gençlerin bu batağa girmemelerini sağlamayı amaçlıyoruz" dedi.
Sahnenin yıldızları göz kamaştırdı
13 Ocak 2026 Salı - 11:01 Sahnenin yıldızları göz kamaştırdı Eskişehir Şehit Soner Özübek Okulları tarafından sahnelenen "Gülmek Serbest, Akıl Şart" adlı tiyatro oyunu, Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde ayakta alkışlandı. Şehit Soner Özübek Okulları tarafından hazırlanan "Sahnenin Yıldızları - Gülmek Serbest, Akıl Şart" adlı tiyatro oyunu, Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Düzenlenen tiyatro gecesine Tepebaşı Kaymakamı Sadettin Yücel, Tepebaşı İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Faideci, Okul Müdürü Ayhan Yerli, öğretmenler, veliler ve davetliler katıldı. İzleyicilerden büyük beğeni topladı Yoğun ilgi gören gecede öğrenciler, sahne performanslarıyla izleyicilerden büyük beğeni topladı. Mizah ve düşündürücü unsurları bir araya getiren oyun, izleyenlere keyifli anlar yaşattı. Oyun, ayakta alkışlandı Oyun sonunda Tepebaşı Kaymakamı Sadettin Yücel, başta Okul Müdürü Ayhan Yerli ve Müdür Yardımcısı Murat Sargın olmak üzere, oyunun yazarı ve yönetmeni Dilek Emir’e, öğretmenler Musa Durgut ve Serpil Kuş’a çiçek takdim etti. Salonu dolduran seyirciler, başarılı performansı ayakta alkışlayarak takdirlerini dile getirdi. Program, emeği geçen tüm öğretmen ve öğrencilere teşekkür edilmesiyle sona erdi. Şehit Soner Özübek Okulları tarafından düzenlenen tiyatro gecesi, sanatın eğitici ve birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Kaybettiği telefonu için şiir yazdı
13 Ocak 2026 Salı - 10:16 Kaybettiği telefonu için şiir yazdı Eskişehir Şairler Derneği Başkanı Kenan Demirel, kaybettiği telefonu için yazdığı ’Yanarım’ başlıklı ilginç şiir, okuyanların beğenisini topladı. Kenan Demirel, geçtiğimiz yıl düzenlenen bir etkinlik esnasında telefonunu kaybetti. Etkinliğin gerçekleştiği adresteki bir odada şarja taktığı telefonunu geri döndüğünde yerinde bulamayan Demirel, mobil bankacılık ve benzeri uygulamalara erişim sağlayamaması sebebiyle çektiği zorlukları anlatan ’Yanarım’ başlıklı bir şiir yazdı. Hayat koşuşturmacası sebebiyle bu şiiri geçtiğimiz günlerde tamamlama fırsatı bulan Demirel, yazdığı dörtlükleri sosyal medyada paylaştı. Telefonunun kaybolması sebebiyle yeni bir cihaz almak zorunda kalan Demirel’in şiiri, okuyanların hem beğenisini topladı, hem de ilginç yorumlar aldı. "Çalınma ihtimali yüksek ama bilemiyoruz" Bahse konu şiirin çıkış hikayesini anlatan Eskişehir Şairler Derneği Başkanı Kenan Demirel, "O gün kafamız dağınıktı, yorgunduk. Hava da biraz kararmıştı. Şarjım bittiği için telefonu bir odada şarja takmıştım. Daha sonra etkinlikten ayrıldık ve geri döndüğümüzde telefon kayboldu. Telefonu aradığımızda, ’Aradığınız kişiye ulaşılamıyor’ diyor. Halbuki cihaz şarjlıydı. Çalınma ihtimali yüksek ama bilemiyoruz. Bununla ilgili karakola gittik, ifademizi verdik" dedi. "Telefonum kaybolunca adeta elim ayağım bağlandı" Cihazının kaybolmasının ardından günlük yaşamıyla ilgili yaşadığı zorluklardan bahseden Demirel, "Teknoloji bazen kolay gibi gözüküyor ama zora düştüğünde de hayli güç. Telefon kaybolunca adeta elim ayağım bağlandı. Yeni telefona geçince her şey birden yıkılmış gibi oldu. Aynı şiirimde bahsettiğim gibi, hafızam kaybolmuş gibi hissettim. Rehber, bankacılık uygulamaları, hepsi gitti. Meşguliyetlerim farklı alanlarda olduğu için bu şiiri tamamlamak biraz uzun sürdü. Sosyal medyada paylaştığım şiire güzel yorumlar geldi. Sevdiğim bir insan bana şaka yaparak, ’İyi ki telefonu kaybetmişsin telefonu yoksa bu şiir çıkmazdı’ dedi. Birisi de, ’Maşallah, çok sevindim’ demiş. Kaybolan telefon yaklaşık 15 bin TL civarındaydı. Yeni aldığım cihaz ise yaklaşık 20 bin TL" ifadelerini kullandı. "Cihazla birlikte aklım da gitti" Kenan Demirel’in ’Yanarım’ başlıklı şiirinde şu ifadeler yer aldı: "Dinlesin iyice dostum, düşmanım; bir iş ki başıma geldi, yanarım Tedbirsizlik ettim, hayli pişmanım; androidim zayi oldu, yanarım Cihazla birlikte aklım da gitti; gizli şifrelerim, saklım da gitti; fotoğrafım, dosyam, şarkım da gitti; hafızamı kökten sildi, yanarım Aygıtı bulmaktı, inanın, derdim; karakola gittim, ifade verdim. İyice gerildim, fena ürperdim; kabahat bizlere kaldı, yanarım Bulup buluşturup bir cihaz aldık. Kabını bulduk da beyinsiz kaldık. Aklını kurmaya servise saldık. Bildik gelen bir tek zildi, yanarım Sim kart bulamadı operatörüm. İş asla beklemez, dedim müdürüm. Her nere gittimse işler kördüğüm. Bahaneler tüydü, kıldı, yanarım Mobil bankalara giremez oldum; maaşı, ek dersi göremez oldum. Sıralı borçları veremez oldum. Hacizci kapıyı çaldı, yanarım Menüyü dinlemek için tuşa bas; kareye, yıldıza, üçe, beşe bas. Telesekreteri dinle, boşa bas; o bile eğlendi, güldü, yanarım Çözüme yaklaştık, olursa eğer; görüntüyü açtık, görmeye değer. Şarjımız yetmişten az imiş meğer; bağlantımız dondu, soldu, yanarım Patronlarda para, bizde zaman çok; ambarlarla arpa, kulda saman çok. Piyasaya baksan işler yaman çok; o da geldi bizi buldu, yanarım Temsilciye göre şarjımız düşük, tezgahtara göre tarzımız düşük, pazara göre de arzımız düşük. Sanki sürümümüz öldü, yanarım."
İflasla kapanan ticaret kapısı sanatla yeniden açıldı
13 Ocak 2026 Salı - 09:58 İflasla kapanan ticaret kapısı sanatla yeniden açıldı Eskişehir’in simge mekanlarından Haller Gençlik Merkezi’nde çeyrek asırdır fırçasını elinden düşürmeyen ressam Münir Yeşil, çocukluk tutkusunu profesyonel hayatına nasıl taşıdığını anlattı. Eskişehir’in kültürel duraklarından biri olan Haller Gençlik Merkezi, 25 yıldır aynı köşede portreler çizen bir ustaya ev sahipliği yapıyor. Çocukluğundan beri resim çizen ve bir zamanlar hayatını ticaretle kazanan Münir Yeşil, iflasın ardından sığındığı sanat limanında 77 yaşında olmasına rağmen her gün aynı heyecanla tuvalinin başına geçiyor. Yapay zekaya karşı el emeğinin değerini savunurken, portre sanatının inceliklerini ve yarım asırlık tecrübesini paylaştı. "Ticarette iflas ettim, aç kalınca resim yapmaya başladım" Resim yapmaya ne zaman ve nasıl başladığını anlatan Münir Yeşil, "Ticarette iflas ettim, aç kalınca resim yapmaya başladım. Daha önce konfeksiyon, mobilya gibi işleri yaptım. Elektrikli ev eşyaları sattım. Daha sonra bu işe başlamak zorunda kaldım ve bu işe başladım" şeklinde konuştu. "El emeğiyle yapılan şey çok daha farklıdır" Yapay zekânın görüntü oluşturma ve resim çizme yeteneği hakkında konuşan Yeşil, "Hiç bilemiyorum ama yine de el sanatının yerinin başka olacağını düşünüyorum. Yani ne olursa olsun el emeğiyle yapılan şey çok daha farklıdır. Yapay zekâ nereye kadar gider bilmiyorum" dedi. "Onun portresini çizmeyi isterdim" En çok kimin resmini çizmek istediğinden bahseden Münir Yeşil, "Şener Şen’in yüz hatları portre çizimine çok uygun. Bir de çocukluktan beri inanılmaz saygı duyduğum bir sanatçı. Onun portresini çizmeyi isterdim" diye belirtti. "Daha huzur bulduğum bir iş olurdu" Ticarette risk almadan olmayacağını ifade eden Ressam, pişmanlığı ile ilgili şunları söyledi: "Daha önce konfeksiyon yaptım, biraz önce söylediğim gibi. Mobilya yaptım. Ama ticaret ve işler ters gidince bu işe mecbur kaldığım için başladım. Ama sonradan da şuna pişman oldum: Baştan beri keşke bu işi yapsaydım. Daha huzur bulduğum bir iş olurdu. "Meclise de pek çok Atatürk resmi yaptım" Atatürk resmi yapmaktan çok etkilendiğini ve insanların en çok Atatürk resmi sipariş ettiklerinden bahseden Münir Yeşil, "Atatürk resimlerini çok etkilenerek yapıyorum. Yani şöyle bir kere sipariş çok oluyor Atatürk resimlerine. Ben meclise de çok yaptım. Oradan da sipariş verenler oldu. Burada da hediyelik yaptırmak isteyenler. Yaptıklarımı görüp alanlar. Hazırda bulundurduğum resimler, en çok Atatürk resmi yaptım" diye açıkladı. "Elle yapılan şey bir başkadır" Kırılma noktasından ve yapay zekaya karşı son düşüncelerini paylaşan Münir Yeşil şu sözler ile konuşmasını sonlandırdı: "Kırılma noktası bu işi sanat için değil de iş olarak başladığım zamandı. Eskiden de resim çiziyordum. Sadece portre de değil, tablolar, değişik şeyler yapıyordum ama para kazanmaya buraya gelince başladım. Ayrıca insanların yapay zekâ ile el sanatının arasındaki farkı iyi takip etmeleri, görebilmeleri gerekiyor. İkisi ayrı şey. Yani çok benziyorsa ‘mesele yok’ dememek lazım. Elle yapılan şey bir başkadır."
’Kurumsal verileri yapay zeka sistemleriyle paylaşmayın’ uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 09:47 ’Kurumsal verileri yapay zeka sistemleriyle paylaşmayın’ uyarısı Yapay zeka platformlarında veri gizliliğinin hayati önem taşıdığını belirten İnternet Tabanlı Teknoloji Mimarı Kaan Demircan, kurumsal verilerin bu sistemlerle paylaşılmasının geri dönülemez güvenlik açıklarına yol açabileceği konusunda kritik uyarılarda bulundu. Küresel çapta dijital altyapı tasarımları gerçekleştiren Demircan, yapay zekanın sunduğu büyük imkanların yanı sıra barındırdığı etik riskler ve "halüsinasyon" olarak adlandırılan hatalı bilgi üretme riskine dikkat çekti. Kuzey Kafkas Karaçay-Malkar Derneği’nde düzenlenen bir sunumda konuşan Demircan, teknolojinin hızla ilerlediği bu dönemde veri güvenliğinin bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade ederek, kullanıcıların bu sistemleri kontrolsüz bir şekilde kullanmaması gerektiğini vurguladı. "Bilgilerinizi paylaşmamalısınız" Yapay zekanın etik ve sorumlu bir şekilde kullanılmasının önemine değinen Demircan, özellikle kurumsal bilgilerin gizliliği konusunda katılımcıları uyardı. Bir firmada çalışırken şirketle alakalı bilgilerin sisteme girilmemesi gerektiğini belirten Demircan, "Yapay zekayı etik bir şekilde kullanmak ve kullandırmak çok önemli. Etik ve sorumlu kullanılması gerekli. Bilgilerinizi paylaşmamalısınız" dedi. "Kendi yapay zekamızı kullanıyoruz" Kendi çalışma ortamından örnekler veren Demircan, kurum içi özel modellerin avantajlarını şu sözlerle aktardı: "Kendi çalıştığım şirkette kendi yapay zekamızı kullanıyoruz. Paylaştığımız bilgiler hiçbir yere gitmiyor, birileriyle paylaşılmıyor. Ama şirketin her türlü bilgisine yapay zeka ile erişilebiliyor. Finansal bilgilerden kime ne sattığımız, hangi projeler var. Oraya bir soru sorduğumuz zaman, yapay zeka bütün bilgileri bildiği için çok verimli cevaplar alıyorum ve çok işime yarıyor." "Başarının temeli sürekli bilgiye aç olmak" Teknoloji alanında başarılı olmanın yolunun merak duygusundan geçtiğini belirten Demircan, "Sürekli deneyeceksiniz, yeni araçlar çıkıyor. Sürekli öğrenmeniz gerekiyor, öğrenmeye aç olmak lazım. Başarılı olmanın temeli bu; sürekli bilgiye aç olmak. Yeni projeler çıktıkça sürekli bakın, merak ediyorsanız ve ne yapacağınızı bilemiyorsanız bilen birilerine sorun" dedi. "Yapay zeka halüsinasyon görebilir" Yapay zekanın kusursuz bir sistem olmadığını ve "halüsinasyon" olarak adlandırılan hatalı bilgi üretme riskine sahip olduğunu belirten Demircan şunları kaydetti: "İnsan beynini taklit etmeye çalışıyoruz ama bu mükemmel bir şey değil. Yapay zeka halüsinasyonları diye bir kavram var. Yapay zeka bazen olmayan bir bilgiyi doğruymuş gibi düşünebiliyor. Bu yanlış eğitilmiş veri setinden gelmiş olabilir veya sizin o an kullandığınız geniş dil modelini geliştirme şeklinden de olabilir. Bu yüzden buradan çıkan her şeyi alıp direkt kullanmak hiçbir zaman doğru değil. Mesela bir yazılımcı olarak bir kod yazılıyorsa yapay zekayı kontrol edip anlamanız gerekli." "Bazı ırklara karşı önyargılı davrandığı görülmüş" Demircan, yapay zekanın bazen olmayan bir bilgiyi doğruymuş gibi sunabileceğini vurgulayarak şu sözleri söyledi: "Bu durum yanlış eğitilmiş veri setinden veya geniş dil modelini geliştirme şeklinden kaynaklanabilir. Bu yüzden buradan çıkan her şeyi alıp direkt kullanmak hiçbir zaman doğru değil. Mesela bir yazılımcı olarak bir kod yazıyorsa yapay zeka, kontrol edip anlamanız gerekli. Algoritmik ön yargı, ya da yanlılık olarak da geçen bir durum var. Bazı araştırmalarda yapay zekanın insan kaynakları başvurularında bazı ırklara karşı önyargılı davrandığı görülmüş. Her şey kullanılmamalı, çünkü yapay zeka farklı yalan haber kaynaklarından veya yanlış bilgilerden besleniyor olabilir." Büyük ilgi gören etkinlik, sunumun ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümü ve misafirlere sunulan ikramlar ile sona erdi.