Yerel Haberler
Eskişehir
26 Mayıs 2026 Salı - 15:45 Rektör Adıgüzel, Buhara’da Anadolu Üniversitesi’nin küresel eğitim vizyonunu anlattı Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Buhara’da katılmış olduğu programda, üniversitenin küresel eğitim vizyonuyla ilgili bilgilendirmede bulundu. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Özbekistan Yükseköğretim, Bilim ve İnovasyon Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen ’4. Özbekistan-Türkiye Rektörler Forumu’ iki ülkenin yükseköğretim kurumlarını Buhara’da bir araya getirdi. Buhara Devlet Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen forumda, küresel rekabet gücünün artırılması amacıyla yükseköğretimde iş birliği imkânları ele alındı. Çeşitli konularla ilgili değerlendirmelerde bulunuldu Forum programında, Özbekistan Cumhuriyeti Yükseköğretim Bilim ve İnovasyon Bakanı Prof. Dr. Kongratbay Avezimbetovich Sharipov ile Buhara İli Valisi Botir Komilovich Zaripov, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Özbekistan’dan 25 üniversite Rektörü, Türkiye’den ise 8 üniversite Rektörü forum oturumlarına katılım sağladı. Forumda ortak bilimsel çalışmalar, yükseköğretimde iş birliği, akademik proje geliştirme süreçleri ve uluslararasılaşma politikaları değerlendirildi. Forumun açılışında konuşan YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Türkiye ile Özbekistan arasındaki köklü ilişkilerin yükseköğretim alanındaki iş birlikleriyle daha da güçlendiğini belirterek, iki ülke üniversiteleri arasında geliştirilecek ortak çalışmaların önemine dikkat çekti. Anadolu Üniversitesi’nin açık ve uzaktan öğrenme deneyimine dikkat çekildi Forum kapsamında düzenlenen ’Küresel Rekabet Gücü İçin Özbekistan-Türkiye Yükseköğretim İş Birliğinin Geliştirilmesi’ başlıklı oturumda konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ise, yükseköğretim kurumları arasındaki stratejik ortaklıkların yalnızca akademik gelişime değil, aynı zamanda ülkelerin bilimsel üretim kapasitesine ve uluslararası rekabet gücüne de katkı sunduğunu ifade etti. Anadolu Üniversitesi’nin açık ve uzaktan eğitim alanındaki deneyimine dikkat çeken Rektör Adıgüzel, üniversitenin öğrenci sayısı bakımından Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük üniversitesi olduğunu belirtti. Açıköğretim Fakültesi’nin 45 yıllık köklü geçmişe sahip olduğunu aktaran Rektör Adıgüzel, değişen sektör ihtiyaçlarına göre eğitim programlarını sürekli yenilediklerini ifade etti. Bu kapsamda Yükseköğretim Kurulu ile yapılan çalışmalar doğrultusunda bazı programların güncellendiğini ve çağın ihtiyaçlarına uygun yeni bölümlerin açıldığını söyledi. Özbek öğrenciler teşvik edilmeli Türkiye ile Özbekistan arasındaki akademik ve kültürel bağların güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Rektör Adıgüzel, Özbekistan’ın genç nüfus potansiyeline dikkat çekerek Türkiye’de öğrenim gören Özbek öğrenci sayısının artırılmasının önemine değindi. Prof. Dr. Adıgüzel, "Özbekistan dışında eğitim alan yaklaşık 160 bin öğrenci bulunuyor. Ancak Türkiye’de öğrenim gören Özbek öğrenci sayısı yaklaşık 10 bin seviyesinde. Bu oranı artırmak için üniversiteler arasında daha fazla iş birliği yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Anadolu Üniversitesi’nde 23 bin örgün öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Rektör Adıgüzel, bunların yaklaşık 3 binini uluslararası öğrencilerin oluşturduğunu söyledi. Üniversitede öğrenim gören Özbek öğrenci sayısının ise yaklaşık 80 olduğunu ifade eden Rektör Adıgüzel, bu sayının artırılması için çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. Türk Dili ve Kültürü Programı dil bariyerini kolayca aşmaya fırsat tanıyor Konuşmasında Anadolu Üniversitesi’nin uluslararası öğrencilere yönelik çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel yalnızca uluslararası öğrencilere yönelik olarak açılan Türk Dili ve Kültürü Programı ile Türkçe hazırlık imkânlarının önemine işaret etti. Açıköğretim Fakültesi üzerinden dünyanın farklı ülkelerinden öğrencilerin Türkçe öğrenebildiğini belirten Rektör Adıgüzel dil bariyerinin bu yöntemle daha kolay aşılabileceğini ifade etti. Türkçe’nin Türk dünyasının ortak hafızasını güçlendiren temel unsur olduğunu vurgulayan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel üniversiteler arasında ortak Türkçe yayın ağlarının kurulması, akademik dergilerin çıkarılması ve ortak kitap projelerinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Anadolu Üniversitesi’nin ’AU Press’ adıyla yeni bir yayınevi kurduğunu aktaran Rektör Adıgüzel, Türkiye ve Özbekistan’daki üniversitelerle ortak yayın projelerine açık olduklarını dile getirdi. İş birliği protokolleri imzalandı Forum süresince Rektör Adıgüzel tarafından Anadolu Üniversitesi ile çeşitli yükseköğretim kurumları arasında akademik iş birliği protokolleri imzalanırken, üniversite ziyaretleri ve ikili görüşmeler de gerçekleştirildi. Görüşmelerde ortak bilimsel projeler, öğrenci ve akademisyen hareketliliği ile eğitim alanında yapılabilecek yeni iş birlikleri ele alındı.
Psikologtan ’Siberkondri’ uyarısı
21 Mayıs 2026 Perşembe - 10:34 Psikologtan ’Siberkondri’ uyarısı Acıbadem Eskişehir Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, "En ufak bir boğaz ağrısında var olmayan hastalık belirtilerini hissetme olarak tanımlanan ’Pseudo-Corona’ yani ’Yalancı-Korona’ veya internetten kulaktan dolma bilgilerle teşhis koyma hastalığı olan ’Siberkondri’ toplumsal kaygıyı artırıyor" uyarısında bulundu. Gelişen teknoloji ve küresel salgınların ardından modern insanın zihin yapısında ’yeni bir normal’ oluştuğunu ifade eden Psikolog Çokaygil, virüslerin insan psikolojisi üzerinde derin etkilerde bulunduğuna dikkat çekerek, "Güncel virüsler sadece bir ’hastalık korkusu’ olmaktan çıkıp kronik bir kaygı bozukluğuna dönüşebiliyor" dedi. "En ufak bir boğaz ağrısı ’Pseudo-Corona’yı tetikliyor" Yeni varyantların ve potansiyel salgın haberlerinin toplumda ciddi bir duygusal yorgunluk oluşturduğunu dikkat çeken Çokaygil, "Sürekli tetikte olma ve sağlık anksiyetesi artık kronikleşti. Bu durum iki büyük problemi beraberinde getiriyor. İlki ’Pseudo-Corona’ (Yalancı Korona) ile kişi en ufak bir boğaz ağrısı veya öksürükte fiziksel semptomları psikolojik olarak büyüterek aslında var olmayan bir hastalığın belirtilerini hissetmeye başlıyor. İkincisi ise belirsizliğe tahammülsüzlük. Virüslerin sürekli mutasyona uğraması ve ’Ne zaman bitecek?’ sorusunun yanıtsız kalması, genel bir kaygı bozukluğunu körüklüyor" diye konuştu. Sosyal ilişkilerde ’Güven-Mesafe’ ikilemi ve damgalama tehlikesi Virüslerin insanı sadece biyolojik bir varlık olarak değil, aynı zamanda bir ’tehdit kaynağı’ olarak görülmesine neden olduğunu belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, sosyal bağların zayıfladığına dikkat çekerek şunları söyledi: "El sıkışma ve sarılma gibi temel insani temaslar yerini ’güvenli mesafe’ kontrolüne bıraktı. Bu durum yalnızlık hissini artırıyor. Daha da tehlikelisi, hafif bir grip belirtisi gösteren kişilerin sosyal çevreden dışlanması veya yargılanması anlamına gelen ’damgalama (stigmatizasyon)’ süreci başladı. Bu da bireylerde sosyal fobi riskini ciddi şekilde tetikliyor." "Beyin sisi ve uyku bozuklukları yaygınlaştı" Sürecin bilişsel etkilerine de değinen Psikolog Çokaygil, virüslerin hem biyolojik kalıntıları hem de oluşturduğu uzun süreli stres nedeniyle ’Brain Fog (Beyin Sisi)’ tablosunun yaygınlaştığını; odaklanma güçlüğü ve unutkanlık şikayetlerinin arttığını belirterek gelecek kaygısı ve dijital ekran maruziyeti nedeniyle uyku problemlerinde de ciddi bir artış yaşandığını kaydetti. İnternetten kendi kendine teşhis koyma hastalığı: ’Siberkondri’ Bilgiye erişim hızının virüs psikolojisini negatif yönde beslediğini vurgulayan Çokaygil, "Kişilerin internetteki kirli bilgilerle kendi kendilerine teşhis koymaları, yani ’siberkondri’, kaygı düzeyini tıbbi gerçekliğin çok ötesine taşımaktadır. İnternetteki her bilgi doğru olmadığı gibi, kişiyi adeta bir panik sarmalına sürüklemektedir" ifadelerini kullandı. Her gün karşımıza çıkan salgın haberlerine karşı ruh salığını korumak için önerilerde bulunan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, "Birincisi haber takibini sınırlandırın. Günde sadece bir kez ve yalnızca güvenilir, resmi kaynaklardan haberleri takip edin. İkincisi günlük rutinlerinize bağlı kalın; aynı saatte uyuyun, aynı saatte kalkın. Üçüncü olarak da sosyal ilişkilerinizi ertelemeyin. Sevdiklerinizle güvenli yollarla da olsa sosyal bağlarınızı mutlaka sürdürün" diye belirtti.
Neşeli Hayatlar Derneği, 19 Mayıs’ta çocukların yüzünü güldürdü
21 Mayıs 2026 Perşembe - 10:09 Neşeli Hayatlar Derneği, 19 Mayıs’ta çocukların yüzünü güldürdü Eskişehir’de Neşeli Hayatlar Derneği tarafından 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen etkinlikte çocuklar unutulmaz bir gün yaşadı. Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü(ÇEKOM) bahçesinde gerçekleştirilen kutlama programı, adeta bir şenlik havasında geçti. Çocukların sevdiği karakterler Superman, Batwoman ve sevimli palyaçoların alana girişiyle coşku zirveye ulaştı. Gün boyu süren etkinliklerde şu faaliyetlere açılan yüz boyama standında çocukların hayal dünyasındaki figürler yüzlerine yansıtılarak renk cümbüşü oluşturuldu. Çuval yarışı ve halat çekme aktiviteleriyle çocuklar hem tatlı bir rekabet yaşadı hem de takım ruhunu kavradı. İp atlama zincirlerinin kurulduğu, voleybol maçlarının yapıldığı etkinlikte çocuklar hem spor yaptı hem de gönüllerince eğlendi. "Çocuklarımızın geleceğine ışık olmaya devam edeceğiz" Neşeli Hayatlar Derneği Başkanı Tayfun Erdoğan, derneğin misyonuna ve yürüttükleri faaliyetlere dikkat çekti. Bayram coşkusunu çocuklarla paylaşmaktan büyük onur duyduklarını belirten Erdoğan, "Bugün burada, canımız olan çocuklarımızın gözlerindeki o ışığı görmek, bayramımızın anlamını bir kez daha en güzel şekilde gözler önüne serdi. Neşeli Hayatlar Derneği olarak sadece özel gün ve bayramlarda değil, yılın her günü çocuklarımızın yanındayız. Özellikle Sosyal Hizmetler bünyesinde kalan ve devlet koruması altındaki çocuklarımıza yönelik sağladığımız etüt ve eğitim destekleri, derneğimizin en hassas olduğu konuların başında geliyor. Onların akademik ve sosyal gelişimlerine katkı sunarken, bu tarz özel gün ve bayram etkinlikleriyle de motivasyonlarını yüksek tutmayı amaçlıyoruz. Bu harika günde emeği geçen tüm gönüllülerimize, destekçilerimize ve enerjileriyle günümüzü aydınlatan tüm çocuklarımıza yürekten teşekkür ederim. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun" dedi.
Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Kültürü Programı, Orta Asya’da yoğun ilgi gördü
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:57 Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Kültürü Programı, Orta Asya’da yoğun ilgi gördü Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi kapsamında yürütülen 2025-2026 Bahar Dönemi Ara Sınavları için Özbekistan’ın Taşkent ve Kazakistan’ın Astana şehirlerine giden üniversite temsilcileri, sınav görevlerinin yanı sıra üniversitenin uluslararasılaşma vizyonuna katkı sağlayan önemli akademik ve kurumsal temaslarda bulundu. Anadolu Üniversitesi TÖMER Eğitim Koordinatörü Dr. Öğr. Gör. Merve Dombaycı Öksüz, Alisher Navo’i Tashkent State University of the Uzbek Language and Literature’da tanıtım seminerleri gerçekleştirdi. Üniversitenin akademisyenleri Prof. Dr. Sabohat Bozorova ve Doç. Dr. Asadov Mahmadiyor Turayevich’in ev sahipliğinde düzenlenen programda Anadolu Üniversitesi bünyesinde yürütülen Türk Dili ve Kültürü Ön Lisans Programı öğrenci ve akademisyenlere tanıtıldı. İki gün süren etkinliklerde farklı bölümlerden yaklaşık 200 öğrencinin katılımıyla seminerler düzenlendi. Programın akademik yapısı, uzaktan öğretim imkanları, dijital öğrenme altyapısı ve uluslararası öğrencilere sunduğu fırsatlar detaylı şekilde aktarıldı. Öğrenciler, Anadolu Üniversitesinin yenilikçi eğitim yaklaşımına yoğun ilgi göstererek başvuru süreçlerine ilişkin sorular yöneltti. Program kapsamında akademik personelle de görüşmeler yapılarak gelecekteki iş birliği imkanları, öğrenci yönlendirme süreçleri ve ortak projeler üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Bu temaslar Anadolu Üniversitesinin Özbekistan’daki akademik görünürlüğünün güçlenmesine katkı sağladı. ’Yesevi’den Yunus Emre’ye: Türk Sanatının Manevi Yolculuğu’ temalı program düzenlendi Anadolu Üniversitesi TÖMER Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Enes Güleç ise Kazakistan’ın başkenti Astana’da çeşitli akademik ve kurumsal temaslarda bulundu. Sınav organizasyonu kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Astana Büyükelçiliği tarafından yürütülen hazırlıkların ardından L.N. Gumilyov Eurasian National University bünyesinde Yunus Emre Enstitüsünün düzenlediği ’Yesevi’den Yunus Emre’ye: Türk Sanatının Manevi Yolculuğu’ temalı programa katılım sağlandı. Programda farklı ülkelerden akademisyenler, Türkoloji uzmanları ve öğrencilerle bir araya gelen Öğr. Gör. Güleç, Anadolu Üniversitesinin Türkçenin ve Türk kültürünün uluslararası ölçekte yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarını anlatırken ayrıca Türk Dili ve Kültürü Ön Lisans Programı ile dijital öğrenme platformu ’turkish.anadolu’ hakkında bilgi verdi. Türkoloji alanındaki akademisyenlerle gerçekleştirilen görüşmelerde akademik iş birliği imkanları, öğrenci yönlendirme süreçleri ve ortak projeler ele alındı. Turkic Academy yetkilileriyle yapılan temaslarda üniversitenin uluslararası eğitim vizyonu paylaşıldı. Sınav göreviyle eş zamanlı yürütülen bu akademik ziyaretler Anadolu Üniversitesinin Orta Asya’daki görünürlüğünü artırırken Türk Dili ve Kültürü Ön Lisans Programının uluslararası erişim ağını da güçlendirdi.
Beylikova’da 19 Mayıs coşkusu meydanlara sığmadı
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:48 Beylikova’da 19 Mayıs coşkusu meydanlara sığmadı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın 107’inci yılı, Beylikova’da düzenlenen kapsamlı programlarla büyük bir coşku ve gurur içerisinde kutlandı. Kutlama programı, Beylikova Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Büstü’ne çelenk sunulmasıyla başladı. Ardından Beylikova Gençlik Merkezi öncülüğünde gerçekleştirilen gençlik yürüyüşü, vatandaşların yoğun ilgisi eşliğinde büyük bir heyecana sahne oldu. Program kapsamında günün anlam ve önemine ilişkin konuşma, Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Mehmet Gülmez tarafından gerçekleştirildi. Konuşmada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği Cumhuriyetin önemine vurgu yapılırken, gençlerin Türkiye’nin geleceğindeki rolüne dikkat çekildi. Kutlamalarda öğrenciler tarafından hazırlanan halk oyunları gösterileri, şiir dinletileri, sportif etkinlikler ve Beylikova Gençlik Merkezi’nin sahne performansları büyük beğeni topladı. Gençlerin sergilediği birbirinden renkli gösteriler, izleyiciler tarafından uzun süre alkışlandı. Programa; Kaymakam Ali Kantilav ve eşi Ayşenur Kantilav, Belediye Başkanı Hakan Karabacak, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Yılmaz, Hâkim Nursema Güngör Yılmaz, kurum amirleri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Etkinlikler kapsamında düzenlenen ödül töreninde ise çeşitli yarışma ve turnuvalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Başarılı gençler alkışlarla onurlandırılırken, program duygu dolu anlara sahne oldu. Beylikova’da gün boyunca devam eden kutlamalar, gençliğin birlik ve beraberlik ruhunu bir kez daha ortaya koyarken; meydanları dolduran vatandaşlar, 19 Mayıs’ın heyecanını hep birlikte yaşadı.
Yatağa bağımlı engelli vatandaşa Vali Yılmaz’dan ziyaret
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:19 Yatağa bağımlı engelli vatandaşa Vali Yılmaz’dan ziyaret Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Engelliler Haftası kapsamında Zekeriya Soğuk ve ailesini evlerinde ziyaret etti. Soğuk’un yüzde 95 zihinsel engelli kızı, yatağa bağımlı babası için Vali Yılmaz’dan akülü sandalye istedi. Milli Parklar bünyesinde görev yaptıktan sonra emekli olan Zekeriya Soğuk, Orman İşletmesi’nde Kızıl Geyik Yetiştirme Çiftliği’nde çalıştığı dönemde uğradığı geyik saldırısı sonucu engelli kaldı. Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, uzun süredir yatağa bağımlı olarak yaşamını sürdüren Zekeriya Soğuk’u ziyaret etti. Soğuk’un sağlık durumu hakkında ailesinden bilgi alan Vali Yılmaz, geçmiş olsun dileklerini iletti. Validen babası için akülü sandalye istedi Yaşlı adamın yüzde 95 zihinsel engelli olan kızı Mediha ile de yakından ilgilenen Yılmaz, ailenin ihtiyaç ve taleplerini dinledi. Bir süre aile bireyleriyle sohbet eden Vali Dr. Erdinç Yılmaz, fedakârca bakım sürecini sürdüren adamın eşine ve yakınlarına teşekkür ederek devletin her zaman vatandaşlarının yanında olduğunu ifade etti. Soğuk’un engelli kızı ise, yatağa bağımlı babası için Vali Yılmaz’dan akülü sandalye istediğini söyledi. "Hepimiz birer engelli adayıyız" Ziyarette konuşan Vali Yılmaz, "Öncelikle tabii Zekeriya amcayı duymuştum daha önce. Geyiklere bakarken çocukluğundan beri onlarla ilgileniyormuş. Tabii orada bir talihsizlik yaşamış. Onun üzerine engelli duruma düşmüş. Zekeriya amcanın bu mücadelesi hakikaten çok insanları düşündüren, duygulandıran örnek bir şahsiyet aslında. Çok geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Medine kızımız da engelli. Bugün hem Zekeriya amcayı hem Medine’yi ziyaret etmekten mutluyum. Biliyorsunuz engelliler haftası. Aslında şuna hepimiz biliyoruz ve inanıyoruz ki sevgiyle yaklaştığımızda, sevgiyle baktığımızda bütün engeller kalkıyor. Bu engel her zaman yani hepimiz bu işe adayız diyebiliriz. Dolayısıyla engelli vatandaşlarımızı, kardeşlerimizi iyi anlamalıyız. Onların zorluklarını iyi empati yaparak kurmalıyız ve her zaman da yanlarında olmaya gayret göstermeliyiz. Çünkü dediğimiz gibi biz de hepimiz, her birimiz engelli adayız" dedi. "Uzun zamandır tedavi görüyorum" Yaşadıklarından bahseden Zekeriya Soğuk ise "Ormanda çalışıyordum, bana geyik çarptı. Uzun zamandır tedavi görüyorum. Elim ayağım tutmuyor" şeklinde konuştu.
Ödüllü ve ilk doktoralı işitme engelli mühendis çifte validen anlamlı ziyaret
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:35 Ödüllü ve ilk doktoralı işitme engelli mühendis çifte validen anlamlı ziyaret Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden ödül alan elektrik-elektronik mühendisi Gizem Uyanık ile Türkiye’nin doktora dereceli ilk işitme engelli bilgisayar mühendisi Dr. Burak Uyanık çiftini, Engelliler Haftası kapsamında evlerinde ziyaret eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, başarılı çiftin dernek binası talebine destek sözü verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’nda 2025 Aile Yılı kapsamında işitme engelli aile ödülünü alan 32 yaşındaki Gizem ve Türkiye’de doktora derecesini tamamlayan ilk işitme engelli birey olan akademisyen ve bilgisayar mühendisi 38 yaşındaki Burak Uyanık çiftini, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz Engelliler Haftası münasebetiyle Odunpazarı ilçesi Kırmızıtoprak Mahallesi Porsuk Bulvarı Nil sokaktaki evlerinde ziyaret etti. Vali Yılmaz’ın ziyaretinden oldukça memnun olan Burak Uyanık, işitme engelliler için bir dernek binasına ihtiyacın olduğunu söyledi. Vali Erdinç Yılmaz ise gerekli çalışmaların yapılacağını ifade etti. İşitme engelli ‘ödüllü’ mühendis çift Kendileri gibi 5 yaşındaki çocukları Okan Ali Uyanık’ın eğitimine önem verdiklerine değinen çift, tecrübeleri ışığında evlatlarını yetiştiriyorlar. Yaşadığı zorlulara rağmen azmederek öğrenimini tamamlayan çiftten Dr.Burak Uyanık, 7 yıl boyunca TÜBİTAK’ta çalıştıktan sonra şu anda TEI’de Uzman Yazılım Mühendisi olarak görev yapıyor. Elektrik Elektronik Mühendisi Gizem Uyanık ise Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde görevli. "Kararlı olursak, işte böyle muazzam başarılar ortaya çıkabilmektedir" Ziyaretle alakalı Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, "Engelliler Haftası vesilesiyle bu hafta gerçekleştirdiğimiz ziyaretler kapsamında bugün 2’nci ailemizin konuğu olduk. Karşılaştıkları tüm engelleri aşarak eğitimin gücüyle nelerin başarılabileceğini kanıtlayan ve Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da ’Örnek Aile’ olarak ödüllendirilen, gerçekten gıpta edilecek bir aileyle bir aradayız. Burak, maşallah, Türkiye’de işitme engelli olarak doktorasını tamamlayan ilk kişi olup akademisyen unvanını da kazanmıştır. Kendisi aynı zamanda engelli bireylerin sorunlarının çözülmesi için Türkiye genelinde büyük bir gayretle mücadele etmekte ve bu alanda eğitimler vermektedir. Eşi Gizem de aynı şekilde büyük bir azimle mücadele sürdüren engelli bir bireydir. Çocukları da engelli olmasına rağmen, bu durumların hiçbiri onların hedeflerine ulaşmasında ve başarıya yürümesinde bir engel teşkil etmemiştir. Elbette bu başarı hikayesinde anne ve babanın rolü de çok büyüktür; bu mücadelede evlatlarına her zaman en büyük desteği vermişlerdir. Şayet bizler bu engellerle nasıl mücadele edeceğimizi bilir ve kararlı olursak, işte böyle muazzam başarılar ortaya çıkabilmektedir" dedi. "O zamanki sisteme göre, ‘İmkansız, okuyamazsın’ demişlerdi" Burak Uyanık, yaşadığı zorluklar ve başarısı hakkında şöyle konuştu: "İşitme engelli olduğum için annem ve babam, Türkiye’nin en iyi işitme engelliler okulunda okumam amacıyla bir araştırma yapmışlar. Beni İşitme Engelliler Çocuk Eğitim Merkezi’nde okutabilmek için de İzmir’den Eskişehir’e taşınmışlar. O zamanlar, kimliğimin kendi sağır toplumumdan ya da işiten toplumundan farklı olduğunu hiçbir zaman düşünmemiştim. İşitme engelliler okulunda bilgisayar bölümü olmadığı için mecburen meslek lisesine geçiş yaptım. O dönem üniversite sınavına çalışırken bir hoca gelip, ‘Ne olmak istiyorsun, hangi bölümü okumak istiyorsun?’ diye sordu. Ben de ‘Bilgisayar mühendisi’ cevabını verdim. Hoca ise o zamanki sisteme göre, ‘İmkansız, okuyamazsın, bu mümkün değil. Neden dersen, meslek lisesinden dikey geçiş yaparken bir sıkıntı var; meslek lisesinden direkt mühendis olamazsın’ demişti. Bunun çözümünün ne olduğunu sürekli araştırdım. 2 yıllık bir ön lisans programı okuduktan sonra dikey geçişle dört yıllığa geçebileceğimi öğrendim. Ben de Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama bölümünü okudum, 2 yılın sonunda okul ikincisi olarak mezun oldum. Daha sonra, mühendislik üzerine yüksek lisans yapabileceğimi duyuyordum ve nitekim yaptım da." "İşitme engelli bir birey üniversite eğitimi için başvurduğunda hemen kabul görüyor ve beni örnek gösteriyorlar" Doktora kararı aldığında ‘olmaz’ diyenlere rağmen başardığını aktaran Burak Uyanık, "Sakarya Üniversitesi’nde yüksek lisansımı tamamladım ancak tercüman olmadığı için anlatırken çok zorlandım, çünkü işitme engelliyim. Kendimi ifade etmekte zorlandığım için de doktora yapmamaya karar vermiştim. Fakat hocalarım bana, ‘Yeteneğin var, başarılı olabilirsin, yapabilirsin; doktoranı da tamamlayabilirsin’ diyerek destek oldular. Onlara, ‘Tamam, kabiliyetim var ama kendimi ifade edemiyorum. Erişim imkanı olmadığı için bu mümkün değil, yapamam’ dedim. Eve geldikten sonra bu durumu eşimle paylaştım; eşim de bana ‘Doktora yap’ diyerek destek oldu. Daha sonra, tıpkı benim gibi işitme engelli olan oğlum dünyaya geldi. Oğlum işitme engelli olduğu için, tıpkı geçmişte babamın benim eğitimi uğruna İzmir’den Eskişehir’e taşınarak yaptığı fedakârlığın bir benzerini bu kez ben üstlendim. Oğlumun eğitimi ve daha iyi bir geleceğe sahip olabilmesi adına TÜBİTAK’taki görevimden istifa edip TEİ’de işe girdim; eşim de Eskişehir’e tayin oldu. Bu süreçte doktoramı bitirdim ve bu alandaki farkındalık arttı. Örneğin, günümüzde Kocaeli Üniversitesi’ne işitme engelli bir birey yüksek lisans veya üniversite eğitimi için başvurduğunda hemen kabul görüyor ve beni örnek gösteriyorlar; bu benim için gerçekten çok önemli. 2019 yılında başladığım doktora programını, 4 yıl içinde yani 2023 yılında tamamladım. Böylece Türkiye’de alanında doktorasını tamamlayan ilk işitme engelli birey oldum" diye konuştu. "Öğretmenimin sayesinde başarılı oldum" Oğlu ve eşi gibi kendi de işitme engelli olan Gizem Uyanık yaşadığı süreçle alakalı, "Çocukluğumda bende çok büyük bir iz, adeta bir travma bırakan süreçler yaşadım. Ben ancak 4 veya 5 yaşlarındayken konuşmaya başlayabildim; o yaşıma kadar hiç konuşmuyordum. Konuşamadığım için o dönemlerde beni zihinsel engelli sanmışlar ve bu yüzden hiçbir okul beni kabul etmek istememiş. Tek çare olarak beni işitme engelliler okuluna göndermek kalmış. İşitme engelli olduğum için okulların beni reddetmesi üzerine işitme cihazı kullanmaya başladım. Öğrenme süreci benim için çok zor, çok meşakkatli oldu ama çok okuyarak bu zorluğu aşmaya çalıştım. İlkokulda sınıfta en arka sırada oturuyordum ve bu durum benim için süreci daha da zorlaştırıyordu. Zaten işitme kaybım varken en arkaya oturtulmam, öğretmenden uzaklaşmama ve dolayısıyla dersleri daha da az duymama sebep oluyordu. Üçüncü sınıfa geçtiğimizde öğretmenimiz değişti. Yeni öğretmenimiz, özel eğitim konusunda donanımlı bir eğitmendi. Beni görür görmez hemen en ön sıraya aldı. Ders anlatırken her zaman yüzüme, doğrudan gözlerimin içine bakarak konuşuyordu. Kitapları göstererek ‘Şunları öğren, şunlara çalış’ diyerek beni sürekli yönlendiriyordu. İşte bu öğretmenimin sayesinde başarılı oldum. Adını hiç unutmuyorum: Ömer Torun. Hocamın ismini asla unutamam; onun sayesinde eğitime daha sıkı bağlandım. Kendi çabamla, azmimle ve bol bol kitap okuyarak kendimi sürekli geliştirdim. Daha sonra üniversite sınavında çok yüksek bir başarı gösterdim. Liseyi üçüncülük derecesiyle bitirdikten sonra Sakarya Üniversitesi Elektrik-Elektronik bölümünden mezun oldum. Mezuniyet sonrasında, işitme engelli olduğum gerekçesiyle birçok yer beni işe almadı; yalnızca bir teknoloji fabrikası kapılarını açtı ve orada işe başladım. Hayatımın bu döneminde eşim, sağ olsun, en büyük destekçim oldu. Onun da motivasyonuyla Devlet Memurluğu Sınavı’na (EKPSS) girdim ve kazandım. Devlet memuru olarak atandım ve o günden beri de görevimi sürdürüyorum" dedi. "Bazen empati yoksunu olabiliyor" Ailesinde kendisi eşi ve oğlunun yanı sıra 3 ferdin daha işitme engelli olduğunu ifade eden Gizem Uyanık şunları söyledi: "Aslında ailemizde sadece ben değil, ablam da işitme engelli. Çekirdek ailemize baktığınızda annem, babam, ablam ve ben olmak üzere 4 kişi işitme engelliyiz. Hatta amcam, dayım, teyzem de dahil olmak üzere geniş ailemizin neredeyse tamamı işitme engelli bireylerden oluşuyor. Oğlumun benim çocukluğumda yaşadığım dışlanma duygusunu yaşamadığını umuyor ve öyle olduğunu görüyorum. Çünkü çocuklar bazen empati yoksunu olabiliyor ve farkında olmadan çok acımasızca davranabiliyorlar. Fakat oğluma baktığımda, özgüveni son derece yüksek bir çocuk olduğunu görüyorum. İşitme engelli olduğunu tamamen kabul etmiş durumda. Başının arkasına taktığı implant cihazının ne işe yaradığını çok iyi biliyor ve arkadaşları sorduğu zaman onlara son derece rahat bir şekilde cevap verebiliyor. Kendi çocukluğuma baktığımda, oğlumun bugünkü bilincine ve gelişim seviyesine o yaşlarda sahip olmadığımı açıkça görebiliyorum." "Hep birlikte çok başarılı bir aile olduk" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan 2025 Aile Yılı kapsamında işitme engelli aile ödülünü aldıklarını söyleyen Gizem Uyanık, "Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ödüllendirileceğimiz haberi ilk geldiğinde açıkçası emin olamadım. Evet, hep birlikte çok başarılı bir aile olduk ama yine de içimizden ‘Acaba bunu gerçekten hak ediyor muyuz, yoksa bir yanlışlık mı var’ diye düşünmeden edemedik ve çok duygulandık. Ankara’ya gidip o ödülü ellerimizle alana kadar da tam anlamıyla inanamamıştım. Ancak ödülü aldıktan sonra eşime dönüp, ‘Evet, biz gerçekten topluma büyük bir katkı sağladık ve bu konuda çok önemli bir farkındalık oluşturduk’ dedim. Bunu başardığımızı net bir şekilde fark ettim. Çok teşekkür ederim" dedi.