Yerel Haberler
Eskişehir
21 aylık İkra’nın acılı ailesi adli süreci başlattı 05 Mart 2026 Perşembe - 19:42:07 Eskişehir’de yaşayan Umut ve Burcu Öter çifti, geçtiğimiz yıl diş çıkarmasından dolayı götürdükleri Eskişehir Şehir Hastanesi’nde hayatını kaybeden 21 aylık kızları İkra Beliz Öter için adli süreç başlattı. Öter çifti, geçtiğimiz yıl kızlarını diş çıkarma döneminde Seyitgazi ilçesinde bulunan aile sağlık merkezine götürdü. Burada kendilerine bebeklerinin bir probleminin olmadığı söylenen Öter çifti, evlerine döndüklerinde İkra Beliz Öter’in kustuğunu gördü. Bunun üzerine çocuklarını Eskişehir Şehir Hastanesi’ne 18 Şubat 2025 tarihinde götüren ailenin bebekleri burada muayene edilip, tedavi altına alındı. Bir gece boyunca hastanede kalan bebek, 19 Şubat 2025 günü sabah, erken saatlerinde fenalaştı. Hemşirenin ‘Mavi kod’ uyarısıyla İkra Beliz Öter’e, müdahale edilmeye başlandı. Doktorların yaklaşık 50 dakikalık müdahalesinden sonra bebeğin hayatını kaybettiğini Burcu Öter’e bildirildi. Acılı anneye, minik İkra’nın bütün organlar iflas ettiği ve çoklu organ yetmezliğinden hayatını kaybettiği bildirildi. Muhtemel ihmale karşı dava açan Öter çifti, hastanede kendileriyle yeterince ilgilenmediğini belirtti. Sorumlu var ise cezalandırılmasını isteyen aile, adli sürecin peşini bırakmayacaklarının altını çizdi. "Doktor, ’Kanda şüpheli bir durum görüyorum’ dedi" Konuyla alakalı konuşan anne Burcu Öter, "Kızım, İkra Beliz Öter 21 aylıktı. Basit bir ateş şikayetiyle, diş çıkartma dönemindeydi. Seyitgazi Sağlık Ocağı’na götürüldü. Ateşinin 37 derece olduğu ve hiçbir şeyinin olmadığı söylendi, eve gönderildi. İlk kusmasında Şehir Hastanesi’ne getirdim. Röntgeni çektirdik. Bana ’Burnu tıkalı çocuğunuzun, temizleyelim’ dediler. Öksürük vesaire hiçbir şeyi yoktu. ‘Boşuna getirmişsin, bu çocuğun bir şeyi yok, yapabileceğim bir şey de yok’ denince eve geldik. Çocuğum akşama doğru tekrar kustu. Kustuktan sonra morarma, böyle bembeyaz oldu, su gibi terlemeye başladı. Sonra ben hemen ambulans aradım. Hastanede doktor ‘Tamam, ben size bir serum yaptırayım’ dedi. Bizi sarı alana gönderdi. Serum takılması gerekiyormuş. Oradaki hemşireler, ‘Bizim sistemde serum gözükmüyor’ dedi. Çocuğum tekrar kustu, yine morardı. Tekrar ben hekimin yanına gittim ve ‘Doktor hanım çocuğun kusması durmuyor, tekrar morardı’ dedim. Görevli sağlık çalışanı, ‘serum yapılmadı mı?’ dedi. ‘Yazmamışsınız’ dedim, hemşireler sarı alana bizi geri gönderdi. O sıra benim çocuğum konuşuyor, gayet iyi. Kan testleri çıktı ama idrarı veremedik, çünkü hala çocuk idrar yapmıyordu. Doktor, ‘Kanda şüpheli bir durum görüyorum. İdrar çıkmadan ben çocuk doktoru arayamam’ dedi. O sıra zarfında çok güzel uyuyor diye çocuğumun resmini çektim" dedi. "’Bütün organlar iflas etmiş’ denildi" Çocuğunun ölümü anlatan acılı anne Burcu Öter şöyle devam etti: "Sabah işte 06.00 sıralarında tekrar kan alındı. Çocuğumun göz bebekleri birden büyüdü. ‘İkra’ diye seslendim, dişleri kitlendi, hemen ağzını açtım. Doktor, ‘Atak geçirmiş, nöbet geçiriyor’ dedi. ‘Mavi kod’ diye bağırmaya başladılar orada. Beni apar topar dışarı attılar. Bir yarım saat boyunca orada müdahale edildi ama hiçbir bilgi verilmedi. Sonra yoğun bakıma indirdiler benim çocuğumu. 50 dakika sonra bizi içeri aldılar, ‘Bize geldiğinde karaciğer enzimleri zaten yüksekti. Bütün organlar iflas etmiş, çoklu organ yetmezliğine gitmiş çocuğun’ dedi. Sonrası zaten bende yok. Bir gecede ne olduysa oldu." "Yine kızım oldu korkuyorum hastaneye götüremiyorum" Adaletin yerini bulması gerektiğini belirten anne Öter, "Hasta kayıt dosyaları yok şu an. İstanbul’dan gelecek sonucu bekliyoruz. Hala çıkmadı, hala bir sonuç yok. Duysun herkes duysun sesimizi. Sadece bir İkra değil, bir Ali, bir Veli değil. Bizim toprağa koyduklarımız bir isimden ibaret değil. Biz anneler onları ne şartlarda büyütüyoruz, ne şartlarda doğuruyoruz. Benim şu an tekrar bir kızım oldu. Ben onda da korkuyorum. Hastaneye götüremiyorum. En ufak bir kusması yani içtiği sütü kusuyor diyerekten korkuyorum ben artık. Başkalarının canı yanmasın yani ne yapılması gerekiyorsa yapılsın, Sağlık Bakanlığı duysun bizim sesimizi" dedi. "Sonuna kadar hakkımızı arayacağız" Adaletin yerini bulmasını isteyen baba Umut Öter ise, "Gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz yani. Çocuğumuzun hakkını arayacağız yani. Zaten çocuğumuz sağlam gitti hastaneye, bir şeyi yok dediler. Ondan sonra sabah kalkıp vefat etti dediler. Yani çocuğumuzun fotoğrafları filan her şey var yani gülerken oynarken. Yani sonuna kadar hakkımızı arayacağız. Ben yani başka da bir şey söylemek istemiyorum Allah razı olsun" ifadelerini kullandı.
Karikatürcüler yapay zekanın çizimini beğenmedi
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:16 Karikatürcüler yapay zekanın çizimini beğenmedi Eskişehir’de bir grup çizer, kalemle çizmesi dakikalar süren çalışmaları saniyeler içinde yapan yapay zekanın sanat üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini konuştu. Toplu fotoğrafı karikatüre dönüştüren yapay zekanın çıktısını beğenmeyen bir çizer, "Beni otistik gibi çizmiş" yorumunda bulundu. Teknolojiyle birlikte gelişen yapay zeka, günümüzde birçok vatandaşın vazgeçilmez araçlarından birisi haline geldi. Metin yazmaktan resim yapmaya, kodlamadan müziğe birçok alanda başarılı sonuçlar veren yapay zeka, Eskişehir’deki çizerlerin de dikkatini çekti. Yaklaşık 40 yıldır arkadaş olan çizerler Yaşar Arda, Atilla Yakşi, Sertaç Ürer, Furkan Tangüner ve İzzet Celiloğlu bir araya gelerek bu konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Atilla Yakşi’nin elle çizdiği bir karikatür taslağını ve farklı yapay zeka modellerinin bir fotoğraf üzerinden yaptığı çalışmaların çıktılarını inceleyen çizerler, bazı sonuçlardan memnun kalmadı. Karikatürcü Sertaç Ürer, yapay zekanın kendisini ’otistik bir karakter’ gibi çizdiğini söyledi. Furkan Tangüner ise, çıktıdaki çizimin kendisine hiç benzemediğini ifade etti. "Yapay zeka, milyon kişinin çizgilerini çalıyor ama sanat yapmadığı kesin" Çocukluğundan bu yana karikatürcü olan Atilla Yakşi, yapay zekayla ilgili düşüncelerini anlattı. Yakşi, "Bu yapay zeka çok tartışılan bir şey. İyi bir şey değil. Niye? Çünkü milyon kişinin çizgilerini çalıyor ama sanat yapmadığı kesin. Tekniğe de çok benzemiyor, hâlâ beceremiyor. Mesela insanları hala 6 parmak çiziyor, garip bir şeyler yapıyor. Bunu hayattan atalım desek zaten beceremeyiz. O yüzden bundan faydalanacağız. Yalnız çok kötü bir şey anlatayım; eskiden 2 boyutlu çizgi filmler vardı ve tadından yenmezdi ama artık bitti. Ufak çocuklara bile düzgün çizgi film yapamıyorlar. Yapay zeka sanatı öldürecektir, bundan eminim ama ondan kurtuluş da yok. Yapay zeka ile nasıl geçineceğiz, bunun hesabında olmamız lazım" dedi. "Şu anda sanat tıkanmış bir durumda" Yaklaşık 35 yıldır portre ressamı olan İzzet Celiloğlu ise, şunları söyledi: "Her yeni bir şey yeni çıktığı zaman bir şeyler kayboluyor. Fotoğrafçılığın da ilk çıktığı 1800’lü yıllarda, 50 bin civarında ressam işsiz kaldı. Tabii buna müteakip sanat yine kendi yolunu bulmaya çalıştı. O 50 bin işsizin ardından sanat tekrardan canlandı, sürrealizm ve kübizm benzeri akımlar oluştu. Eskinin kaybolması, yok olması ve yeni bir yol arayışının olması gayet normal. Şu anda sanat tıkanmış bir durumda. Yapay zeka bir tıkanmaya yeni bir yol açacaktır diye düşünüyorum. Hani fotoğrafçılık çıktığı zaman nasıl sanattaki tıkanmışlığı açmışsa, yapay zeka da tekrardan sanatın kendine yeni bir yol aramasını ve açmasını sağlayacaktır. Ben faydalı olacağını düşünüyorum. Yapay zeka var olmuş, yapılmış olan şeyleri tekrardan yaparak yorumluyor. Yani yaptığı şey aslında tavuk suyunun suyundan bir çorba yapıyor ve bu o kadar lezzetli olmuyor. Çoğu insan korku içerisinde. Elbette işini yapmayanlar bu durumda çok kötü etkilenecektir ama işini iyi yapanlar için yeni yollar açacaklardır ve onlar bu yoldan tekrardan yürümeye başlar."
Gösteriş yerine samimiyet: Düğünlerde "Minimalist" dönüş başladı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:15 Gösteriş yerine samimiyet: Düğünlerde "Minimalist" dönüş başladı Eskişehir ve çevresinin yanı sıra Avrupa’da da sahne alan bir sanatçı olarak düğün sektörünün nabzını tutan Ömer Ulutaş, 2025 sezonunu değerlendirerek, geleneğe dönüş arzusuyla kır düğünlerine ilginin arttığını belirtti. Türkiye’de evlilik hazırlığı yapan çiftlerin tercihlerinin kültürel değerlerin etkisiyle kabuk değiştirdiğinden ve 2025 yılı düğün sezonunda gözle görülür bir "minimalleşme" eğilimi yaşandığını ifade eden Yaşayan Kültürel Miras Elçisi Ömer Ulutaş, çiftlerin artık gösterişli salonlar yerine örf ve adetlerin can bulduğu sokak ve kır düğünlerine yöneldiğini vurguladı. Ayrıca düğün magandalarına karşı daha ağır cezalar verilmesi çağrısında bulundu. "Kır düğünlerinde gözle gürünen bir artış var" Nikah merasimiyle evlenen çiftlerde artış gördüğünü belirten Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Kültürel Miras Elçisi Ömer Ulutaş, 2025 yılı düğün sezonu ile ilgili yaşadıklarına ithafen şunları söyledi: "Çiftler, artık daha minimalize programları tercih ediyorlar. Köy, mahalle, sokak ve kır düğünlerinde gözle gürünen bir artış var. Bunun da sebebi maddi imkanların yanı sıra çiftlerin kültürümüzün canlı yansıması olan örf ve âdetlerimizi yaşatan köy düğünlerini tercih etmesidir. Tabii ki bu durum, düğün salonlarını kötü olduğu anlamına gelmez. Düğün salonları da bu tür işletmelerde de düğün programları olmaktadır. Düğün salonlarındaki artan maliyetler ve yapılan masraflar da müşteriye yansıltıldığı için rakamlar yükseliyor. Bu yüzden çiftler, genelde sokak düğünlerini tercih ediyorlar. Ama tabii ki kaliteli hizmet veren düğün salonu işletmecilerinin programlarında bir eksilme yok. Bir de şunu söylemek isterim ki her geçen yıl Türkiye’de işletmeler artıyor. Bundan 10-20 yıl önceki işletme sayısı ile şimdiki işletme sayısı bir değil. Bu yüzden pasta bölünüyor. Pasta bölündükçe de düğünler paylaşılıyor." "Magandalar, düğün yerini cenaze evine çevirdiler" Geride bıraktığımız 2025 yılında güzel olaylara gölge düşüren kötü olaylar da yaşadıklarını belirten, Eskişehir ve çevre illerin dışında Belçika ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde de ses sanatçısı olarak görev yapan Ulutaş, "Düğün sezonunda yaşadığımız kötü olayların en başında, hatırlarsınız ki, Türkiye’nin birçok yerinden maalesef üzücü haberler aldık. Bunların en başında, altını çizerek söylüyorum, magandalar yüzünden birçok vatandaşımız hayatını kaybetti, düğün yerini cenaze evine çevirdiler. Maalesef yaşadığımız en kötü olaylar bunlar oldu. 2025 yılında yaşadığımız ve muzdarip olduğumuz olaylardan bir diğeri de, düğün programları için alınan izin saatlerinin geçilmesi ve buna yansıtılan sorunların olması. Bu konuda emniyet güçlerimizden ve mülki amirlerimizden 2026 yılında daha ağır cezaların yapılmasını ve emniyetin daha iyi sağlanmasını talep ediyoruz. Bütün kolluk kuvvetlerimize de kolaylıklar diliyoruz" temennisinde bulundu. "Yine sokak ve kır düğünlerinde artış olacağını düşünüyoruz" Ses sanatçılığının yanı sıra müzik mağazası işletmecisi olarak; enstrüman, müzik aletlerinin aksesuarları ve yedek parçalarının satışını yapan Ömer Ulutaş, son olarak 2026 düğün sezonu için öngörüsünü paylaştı: "2026 düğün sezonundan öngörümüz, yine kültürümüz, örf ve adetlerinin canlı yansıması olan sokak ve kır düğünlerinde artış olacağını düşünüyoruz. Tabii ki, düğün salonlarında da tercih eden vatandaşlarımız olacaktır. Orada da programlarını yapacaklardır, ama genelin kır düğünleri olacağını düşünüyorum.
Beylikova Belediyesi’nden Aşağıdudaş Mahallesi’ne selektör tesisi
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:43 Beylikova Belediyesi’nden Aşağıdudaş Mahallesi’ne selektör tesisi Eskişehir Beylikova Belediyesi, tarımsal üretimi desteklemek amacıyla Aşağıdudaş Mahallesi’nde selektör (arpa/buğday eleme) tesisini hizmete aldı. Kurulan tesis sayesinde üreticiler, hasat ettikleri ürünleri daha temiz, kaliteli ve verimli şekilde değerlendirme imkânına kavuştu. Tarımsal üretimin ve çiftçinin desteklenmesinin önemine dikkat çeken Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, konuyla ilgili açıklamada yaptı. Başkan Karabacak, 1Çiftçimizin emeğinin karşılığını alması ve ürününü daha kaliteli, katma değerli şekilde pazara sunabilmesi bizim için büyük önem taşıyor. Aşağıdudaş Mahallemize kazandırdığımız arpa/buğday eleme tesisiyle üretim kalitesini artırmayı ve üreticimizin maliyet yükünü azaltmayı hedefliyoruz. Üreticilerimiz bu tesisimizde tohumluk buğdaylarını temizleyip ilaçlayarak ekime hazır hale getirebilecekler. Selektör tesisimiz Aşağıdudaş, Yukarıdudaş ve Doğanoğlu mahallelerimize hizmet verecek. Üç mahallemizi kapsayan bu yatırımın bölge halkımıza hayırlı olmasını diliyorum. Belediyemiz, tarımsal üretimin her aşamasında çiftçimizin yanında olmaya devam edecektir" dedi. Yeni tesis bölge tarımına önemli katkı sağlayacak Beylikova Belediyesi’nin kırsal mahallelerde tarımsal altyapıyı güçlendiren projelerle üreticilerin gelirini artırmayı ve sürdürülebilir tarımı desteklemeyi sürdürdüğü belirtildi. Bu kapsamda hayata geçirilen selektör tesisinin bölge tarımına önemli katkı sağlayacağı ifade edildi. Belediye yetkilileri, Aşağıdudaş Mahallesi’nde kazandırılan arpa/buğday eleme tesisinin tüm üreticilerehayırlı olmasını diledi.
Büyükerşen için siyasi yasak ve hapis istemi
06 Ocak 2026 Salı - 17:25 Büyükerşen için siyasi yasak ve hapis istemi Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde gerçekleşen bazı ihalelere fesat karıştırılması, bu yolla kamu zararına neden oldukları iddiasıyla, aralarında eski Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in de bulunduğu sanıkların tutuksuz yargılandığı davanın yeniden görülmesine devam edildi. Büyükerşen hakkında siyasi yasak, hapis cezası ve kamu zararının geri alınması talep edildi. 28 Ocak 2013’te Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yapılan bazı ihalelere fesat karıştırılması ve neticesinde kamu zararına neden olunmasıyla ilgili başlatılan soruşturma çerçevesinde 23 kişi gözaltına alındı. Olayla ilgili eski Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ve 22 belediye bürokratı hakkında, Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘Edimin ifasına fesat karıştırma’ ve ‘Kamu görevlisinin resmî evrakta sahteciliği’ suçlarından 2016 yılında beraat kararı verilmişti. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Büyükerşen ve belediye bürokratlarının söz konusu suçlardan verilen beraat kararının bozulmasına ve yeniden yargılanmalarına karar verdi. Duruşmanın görülmesine Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Salonda sanık ve taraf avukatları hazır bulundu. Cumhuriyet savcısı tarafından okunan mütalaada, "Edimin İfasına Fesat Karıştırma" suçundan yargılanan Yılmaz Büyükerşen hakkında 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istendi. Duruşmada Büyükerşen’e siyasi yasak uygulanması, iş ve eylemler nedeniyle oluştuğu belirtilen kamu zararının geri alınması talep edildi. Taraf avukatları mütalaaya katıldıklarını ifade ederek, sanıkların cezalandırılmasını talep etti. Sanık avukatları, bilirkişi raporunda yer alan ifadeleri kabul etmediklerin söyleyerek, mütalaaya karşı yazılı beyanda bulunmak üzere ek süre talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, talepler üzerine duruşmayı 20 Şubat’a erteledi.
Anadolu Üniversitesi öğrencileri sınav haftasında sunulan ikramlardan memnun
06 Ocak 2026 Salı - 16:44 Anadolu Üniversitesi öğrencileri sınav haftasında sunulan ikramlardan memnun Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Güz Dönemi final sınavları kapsamında, 5-15 Ocak tarihleri arasında kütüphanede ders çalışan öğrencilere çay, kahve ve çorba ikramında bulunuyor. Sınav haftasında öğrencilere sıcak bir mola imkânı sunmayı amaçlayan uygulamanın ilk gününde, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel öğrencilerle bir araya geldi. Öğrencilerle sohbet eden Rektör Adıgüzel, sınav döneminin öğrenciler için yoğun ve yorucu geçtiğine dikkat çekerek, üniversite olarak her zaman öğrencilerin yanında olduklarını vurguladı. Adıgüzel, "Final haftası, öğrencilerimizin hem zihinsel hem de fiziksel olarak en çok zorlandıkları dönemlerden biri. Biz de Anadolu Üniversitesi olarak bu süreçte onların yalnız olmadığını hissettirmek, küçük dokunuşlarla da olsa yanlarında olduğumuzu göstermek istiyoruz. Kütüphanede ders çalışan öğrencilerimize sunulan bu ikramlar, öğrencilerin kısa bir mola vermesine ve motivasyonlarının artmasına katkı sağlıyor. Öğrencilerimizin memnuniyetini görmek bizleri de mutlu ediyor" dedi. "Sıcak çorba ve çay ikramları, öğrencilerimizin dinlenmelerine imkân sağlıyor" Anadolu Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı Sosyal Tesisler Şube Müdürü Ercan Çam, "Öğrenciyi daha fazla kampüste tutmak, onlara daha fazla hizmet vermek ve sınav sürecinde gece gündüz yanlarında olmak bizleri mutlu ediyor. Yeni açtığımız Kütüphane Kafe’de sunduğumuz sıcak çorba ve çay ikramları, öğrencilerimizi ders ortamından yaklaşık 15 dakika uzaklaştırarak dinlenmelerine imkân sağlıyor. Onların mutluluğunu görmek bizleri de mutlu ediyor. Bu kapsamda, yönetimimizin bizlere verdiği destekler için teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Soğuk havalarda içimizi ısıtıyor" Anadolu Üniversitesi öğrencileri, yapılan ikramların final haftasındaki çalışma atmosferine olumlu katkı sağladığını, sınav haftasında çalışma ortamını sosyallikle besleyerek daha keyifli hâle getirdiğini belirtti. İletişim Tasarımı ve Yönetimi Bölümü öğrencisi Zeynep Yazan, şunları söyledi: "İkramlar bence gayet güzel. Soğuk havalarda içimizi ısıtması ve kütüphanedeki yoğun tempo içerisinde nefes almamızı sağlaması bizim için gerçekten çok iyi." "Uygulama için teşekkür ediyoruz" Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü öğrencisi Jumana Haniya, "Sınav dönemindeyiz ve günde 2-3 sınava giriyoruz. Bu uygulama sayesinde hem karnımızı doyuruyor hem de diğer öğrencilerle birlikte vakit geçirerek sosyalleşiyoruz. Sıcacık bir ortamda olmak çok güzel, teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bizim açımızdan çok güzel bir hizmet" Özel Eğitim Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Mehmet Hayrat ise, "Final haftası nedeniyle kütüphanede yoğun şekilde çalışıyoruz. Bu süreçte özellikle akşam saatlerinde üniversitemiz tarafından çay, kahve ve çorba ikram ediliyor. Bu ikramlar, mola verdiğimizde dinlenmemizi ve arkadaşlarımızla sosyalleşmemizi sağlıyor. Ücretsiz olarak sunulması ve sıcak bir ortam oluşturması bizim açımızdan çok değerli" diye belirtti.
Askere gidecekti, tabutuna "O şimdi asker" yazılı tülbent serildi
06 Ocak 2026 Salı - 13:58 Askere gidecekti, tabutuna "O şimdi asker" yazılı tülbent serildi Eskişehir’de önceki gece meydana gelen feci trafik kazasında hayatını kaybeden 3 gençten biri olan ve önümüzdeki cuma günü askere gidecek Eray Akyol son yolculuğuna uğurlandı. Gencin tabutunun üzerine "O şimdi asker" yazılı tülbenti serilirken, Akyol’un babası Birol Sancar, kaza yaşanan bölgede tedbir alınmasını istedi. Geçtiğimiz gece 75. yıl Mahallesi Selami Vardar Bulvarı üzerinde yarış yapan Muhammed D. idaresindeki 26 ADU 714 plakalı otomobil Eray Akyol (20), Ayşegül Seliti (14) ve Samiye Saygı’ya (20) çarpıp feci şekilde ölümüne sebep olmuştu. Otopsilerinin ardından Ayşegül Seliti (14) ve Samiye Saygı (20) dün son yolculuklarına uğurlanmıştı. Yurtdışından yakınları beklenen 20 yaşındaki Eray Akyol’un cenazesi ise namazının kılınması için Hz. Ömer Camii’ne getirildi. Cuma günü Çanakkale’ye askere uğurlanacak olan Eray Akyol’un tabutuna, askere giderken omzuna atması için hazırlanan ve üzerinde "O şimdi asker" yazılı tülbent ve Türk bayrağı serildi. Tabutun başından ayrılmayan Akyol’un arkadaşları, yine asker eğlencesinde takacakları yeşil tülbentleri kollarına bağladı. "Yeter, bugün bana, yarın komşuma, öbür gün arkadaşıma" Eray Akyol’un kederli babası Birol Sancar, bu bölgede yaşanan kazalara dikkat çekerek bir önlemin alınmasını istedi. , "Burada bu olaylar sık sık oluyor. Yeter, bugün bana, yarın komşuma, öbür gün arkadaşıma. Artık büyüklerimizden buraya el atmalarını istiyoruz. Oğlum cuma günü askere gidip ayın 10’unda, cumartesi günü Çanakkale Jandarma Birliği’ne katılacaktı. Şu an gördüğünüz gibi yavrum tabutta, diyeceğim, söz yok artık. Dostlar sağ olsun" dedi. Eray Akyol’un cenazesi, kazanın yaşandığı mahallede bulunan Hz. Ömer Camii’nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazı sonrasında gözyaşları içinde Asri Mezarlıkta defnedilmek üzere son yolculuğuna uğurlandı.