Yerel Haberler
Gaziantep
10 Mart 2026 Salı - 13:01 Ramazan Bayramı öncesi yetim çocukların yüzleri güldürüldü Gaziantep’te Ramazan Bayramı öncesi 600 yetim çocuğa kıyafet, ayakkabı, bayram şekeri ve harçlık dağıtıldı. Gaziantep İl Müftülüğü’nce "Unutursan Yetim Kalır" projesi kapsamında yetim çocuklar ve annelerinin katılımıyla "Yetim Şenliği" düzenlendi. Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Gaziantep Şubesi Kadın Kolları iş birliğinde 600 yetim çocuğun yüzü Ramazan Bayramı öncesi yapılan yardımlarla güldürüldü. Hacı Perihan Kıymık Camii’nde düzenlenen programda yetim çocukların mutluluklarına ortak olundu ve programda çocuklara bayramlık kıyafet, bayram şekeri ve harçlık dağıtıldı. Programda konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Ramazan Bayramı öncesi yetim çocukların yüzünü güldürdükleri için çok mutlu olduklarını ifade etti. "Her zaman sizin yanınızdayız" Yürütülen faaliyetin ve düzenlenen programın önemine değinerek emeği geçenlere ve katkı sunanlara teşekkür eden Vali Çeber, "Biz de sizin Ramazan’ı tanımanızı istiyoruz. Ramazan bir arada olmak, paylaşmak, yardımlaşmak, yüzleri güldürmek, dertleri ve sevinçleri paylaşmaktır. Benim görmek istediğim cami manzarası bu ve caminin içi cıvıl cıvıl çocuklarla dolu, herkes gülüyor ve eğleniyor. Gaziantep’te Ramazan’ı çok özel kutluyoruz. Çok özel işliyoruz, çok özel yaşıyoruz. Birçok özelliğimiz var ama Gaziantep’imizin en önemli özelliklerinden birisi hayırseverlerimizdir. Gaziantep’in çok özel insanları var. Ramazan başladığı günden beri hayırda, hasenatta insanlarımız yarışıyor. İşte Ramazan bu. Biz de onun için Gaziantepli olmaktan son derece mutluyuz. Gaziantep’te yaşamaktan son derece mutluyuz. Bugün burada sizlerle beraber olmaktan da daha bir mutluyuz. Sevgili çocuklar biz sizleri çok seviyoruz. Siz bizim kendi evlatlarımızdan hiç farkı olmayan evlatlarımızsınız. Her zaman sizi düşünüyoruz. Her zaman sizin yanınızdayız" dedi. "Siz bize Peygamber Efendimizin emanetisiniz" Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de, "Sevgili çocuklar, Rabbimizin ‘Habibim’ dediği güzel ahlak misali olan Peygamber Efendimiz( Sallallahü teala aleyhi ve sellem) de yetimdi. Hangi medeniyetten geliyoruz, bunu çok iyi anlamamız lazım. Siz bize emanetsiniz. Rahmetli annemin duası benim için büyük makamdır. Rabbim bize bu camiyi yapmayı nasip etti. Yetim gülerse dünya güler. Sevgili Peygamberimiz, orta ve işaret parmağını göstererek, ‘yetim benimle cennette buluşur’ diyor. İnşallah Peygamber Efendimize komşu olacağız. O yüzden siz bize Peygamber Efendimizin emanetisiniz. Bizim için çok kıymetlisiniz. Allah bize bayram sevincini yaşatsın. Allah Gazze’deki ve İran’daki annelerimizin acılarını azaltsın. Rabbim bize dünyayı cennet yapmayı nasip etsin. Yetim gülerse dünya güler" şeklinde konuştu. Bu tür projelere büyük önem verdiklerini belirten Gaziantep İl Müftüsü Mustafa Soykök, programda emeği geçen herkese teşekkür ederek, "Camimizi şenlendirdiniz. Allah’ın evindeyiz. Allah’ın huzurundayız, evlatlarımızla ve yavrularımızla beraberiz. Himayelerinden dolayı valimize, kıymetli bakanımıza ve desteklerinden dolayı şehrimizin tüm hayırsever insanlarına teşekkür ediyorum. Bu şehir hayırseverliğiyle, gönül insanlığıyla, nezaketle ve zarafetiyle meşhurdur. Sizler bu şehrin güzel insanlarsınız" diye konuştu. Konuşmaların ardından 600 yetim çocuğa bayramlık hediyeleri dağıtıldı.
10 Mart 2026 Salı - 12:07 Prof. Dr. İrfan Koca’dan "Geçmeyen ağrı" uyarısı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, kronik ağrılardan şikayetçi olan hastalar için önemli bir uyarıda bulundu. Prof. Dr. İrfan Koca, günlük muayene ve değerlendirme pratiğinde çoğu zaman gözden kaçan "geçirilmiş ameliyatların, diş ve iç organ kaynaklı problemlerin vücut mekaniği üzerindeki etkileri" konusunda açıklamalarda bulundu. "Ağrının kaynağı uzakta olabilir" Ağrının her zaman hissedildiği bölgeden kaynaklanmadığını, vücudun tüm sistemlerinin birbiriyle sıkı bir bağlantı içinde çalıştığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, tanı sürecindeki bu önemli noktaya dikkat çekerek, "Günlük muayene pratiğinde genellikle yalnızca şikâyet edilen bölgeye odaklanılıyor; diz ağrıyorsa dize, bel ağrıyorsa bele bakılıyor. Oysa hastanın geçmişte geçirdiği sezaryen, apandisit, safra kesesi veya fıtık ameliyatları o bölgedeki dokularda ve fasya dediğimiz, tüm vücudu baştan başa saran bağ dokusu ağında yapışıklıklar oluşturabilir. Bu yapışıklıklar dokunun doğal esnekliğini bozarak, fasya aracılığıyla ameliyat bölgesinden oldukça uzaktaki eklemlerde bile kronik ağrılara yol açabilen bir mekanizma oluşturabilir" dedi. "Otonom sinir sistemi, diş problemleri ve zincirleme etkiler" Prof. Dr. İrfan Koca, yalnızca cerrahi operasyonların değil, dişlerle ilgili sorunların da vücutta "bozucu odak" oluşturarak sistemi etkileyebileceğini vurguladı. Prof. Dr. Koca, "Geçirilmiş ameliyatlar, diş çürükleri, gömülü dişler veya hatalı diş tedavileri otonom sinir sistemini olumsuz etkileyebilir. Bu durum vücudun kendini onarma mekanizmalarının dengesini bozarak, problemli bölgeyle doğrudan ilişkili görünmeyen farklı bölgelerde kronik ağrıların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. "Vücutta zincirleme mekanik etkiler" şeklinde konuştu. Vücut dengesi (postür) bozukluğu Dr. Koca, "Ameliyat sahasında gelişen doku sertleşmeleri veya çiğneme sistemindeki dengesizlikler vücut dengesini bozabilir. Bu durum kişinin farkında olmadan duruşunu değiştirmesine ve zamanla vücudun farklı bölgelerinde mekanik gerginliklerin ortaya çıkmasına neden olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavide kök nedeni bulmak önemli" Sadece ağrı kesiciler veya lokal tedavilerle bu tür kompleks sorunların kalıcı olarak çözülmesinin zor olabileceğini belirten Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi, fasyal gevşetme ve nöral terapi gibi yöntemlerle hem mekanik yapışıklıkların hem de sinir sistemi üzerindeki bozucu etkilerin ele alınması gerektiğini ifade etti. Koca, "Hastalarımızı değerlendirirken yalnızca şikâyet edilen bölgeyi değil; hastanın geçirdiği cerrahi müdahaleleri, diş geçmişini ve iç organlara ilişkin klinik bulguları da potansiyel kök nedenler olarak değerlendiriyoruz. Otonom sinir sistemi ile doku gerginliğini birlikte ele aldığımızda; diz, boyun veya baş ağrısı yaşayan hastalarda daha kalıcı ve bütüncül bir iyileşme sağlamayı hedefliyoruz" diye konuştu.
Kadın terzi kızlarının okuması için makine başına geçti
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:58 Kadın terzi kızlarının okuması için makine başına geçti Gaziantep’te ilkokulu bitirdikten sonra 11 yaşında çırak olarak başladığı terzilik mesleğini evlendikten sonra bırakan iki çocuk annesi 40 yaşındaki Nuray Elçi, 10 yıl ara verdiği mesleğine kızları için tekrar döndü. Evli ve 2 çocuk annesi Nuray Elçi, 11 yaşında iken maddi zorluklar yaşayan ailesine destek olmak için kentteki bir terzi atölyesinde çırak olarak mesleğe başladı. Zamanla kalfa ve ardından usta olan Elçi, 20 yaşında evlendikten sonra mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Yaklaşık 10 yıl boyunca mesleğinden uzak kalan Elçi, çocuklarının okuması için evdeki dikiş makinesi ile ikamet ettiği mahalledeki kadınlardan aldıkları siparişlerini ve tamiri yapılması gereken elbiseleri dikmeye başladı. Evinde komşularının ihtiyaç duyduğu giysi onarımı ve daraltma gibi işlemleri yapan Elçi, liseye giden kızlarının eğitimine destek olmak için kendi iş yerini açmaya karar verdi. Şahinbey ilçesinin Beşyüzevler Mahallesi’nde dükkan kiralayan Elçi, 2 dikiş makinasıyla birlikte terzi malzemeleri satın aldı. 10 yıl ara verdiği mesleğine kızlarının okuması ve aile ekonomisi için tekrar dönen Elçi, kazandığı parayla hem kızlarını okutuyor hem de aile ekonomisine katkı sağlıyor. Kendi imkanlarıyla kurduğu iş yerinde mesleğini sürdüren Elçi, mütevazı atölyesinde günde ortalama 12 saat çalışarak 10 yıldır müşterilerine hizmet veriyor. Çok istediği halde okuyamayan Elçi, çok yoksulluk çekmesine rağmen iki kız çocuğunu okutmak için elinden gelen tüm fedakarlığı gösteriyor. Küçük yaşta iş hayatına atıldığı için okuma hayalini gerçekleştiremeyen Elçi, çocuklarının iyi bir eğitim alması ve aile bütçesine katkı sağlamak için çabalıyor. Lisede öğrenim gören 2 kız çocuğu bulunan Elçi, azmi ve çalışkanlığıyla birçok kadına örnek oluyor. Okuyup hemşire olmak istediğini ancak maddi zorluklar yaşayan ailesine destek olmak için henüz 11 yaşında iken çalışmaya başladığını belirten Nuray Elçi, kızlarının okuması için iş yeri açıp var gücü ile çalıştığını söyledi. Yaklaşık 10 yıldır ev yemekleri yapıp satarak hem aile bütçesine katkı sağladığını hem de çocuklarını en iyi şekilde okuttuğunu belirten Elçi, "Mesleğimi çok seviyorum. Dikiş dikmeyi çok seviyordum. 10 yaşındaydım. Sabah 05.00 gibi kalkıyordum. Annemin siyah makinesi vardı ve sürekli dikiş yapmaya çalışıyordum. Bir defa parmağımı diktim. İğne içinde kaldı ama ben yine devam ettim. 8 kardeştik. Aile biraz mağdurdu. İşe girmek zorunda kaldık. Okulu bıraktık. İşe çıraklıktan başladım. İşe başlayınca 8-9 makineye tek başıma bakıyordum. Sonra çalıştığım yerde patron bayandı. Gelin olunca beni makinaya geçirdiler. Direkt atamam çok çabuk oldu. Direkt çıraklıktan hemen makinacılığa geçtim" dedi. Mesleki açıdan 20 yıllık tecrübeye sahip olduğuna dikkati çeken Elçi, "Babam belediye şoförüydü ve babam yetiştiremediği için okulu bıraktık. Terziye girmek zorunda kaldık. Bayağı aradan sonra kendi iş yerimi 8 yıl önce kurdum. Önce İstanbul’da çalıştım. Sonra Gaziantep’e geldim ve bir karar aldım. ‘Bu mesleği yapıyorsam kendime güvenmem lazım. İlk adımı atalım, eğer olursa oldu olmazsa kapatırım’ dedim. Çok şükür oldu. Bayağı müşterim de var. Hayalim hemşire olmaktı. Fakat olamadım. Çalışmak istedim. Çok şükür çalıştım. Şimdi kendi paramı da kazanıyorum. Ben okuyamadım. Fakat çocuklarım mağdur olmasın, okusun diye çabalıyorum. Elimden gelen desteği de kızlarıma vermeye çalışıyorum. Eşime de destek oluyorum" diye konuştu.
Kireçlenmeye karşı eksozom tedavisi yaygınlaşıyor
16 Kasım 2025 Pazar - 15:10 Kireçlenmeye karşı eksozom tedavisi yaygınlaşıyor Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, diz kireçlenmeleri başta olmak üzere birçok alanda kullanılan eksozom tedavisinin hastalar için ameliyatsız yeni bir tedavi seçeneği sunduğunu söyledi. Sık karşılaşılan sağlık sorunlarından birisi olan eklem kireçlenmesinin (osteoartrit), eklem kıkırdağının zamanla aşınması ve bozulmasıyla ortaya çıkan ağrı, hareket kısıtlılığı ve yaşam kalitesinde düşüşe yol açan yaygın bir rahatsızlık olduğunu belirten Doç. Dr. Koca, kireçlenmenin en sık diz, kalça ve el eklemlerinde görüldüğü ifade etti. Dr. Koca, eklemlerin kireçlenmesine karşı geleneksel tedavi yöntemleri arasında ağrı kesici ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, eklem içi enjeksiyon tedavileri ve ileri durumlarda cerrahi müdahaleler önerilmekle birlikte son yıllarda rejeneratif (onarıcı) tıp alanındaki gelişmelerin hastalar için ameliyatsız yeni tedavi seçenekleri sunduğunu söyledi. Başarı ile uygulanıyor Eksozomların, hücrelerimiz tarafından doğal olarak üretilen, nanometrik boyutta küçük kesecikler olduğunu ifade eden Dr. Koca, "Bu kesecikler içlerinde proteinler, RNA’lar, lipidler ve çeşitli büyüme faktörleri taşırlar. Adeta hücrelerin birbiriyle konuştuğu ‘haberleşme paketleri’ gibidirler. Bu biyolojik paketler, hasarlı dokuya ulaştıklarında oradaki hücrelerin, dokulardaki onarım, yenilenme ve iltihap süreçlerini baskılama fonksiyonu için harekete geçmelerini sağlarlar. Eksozomlar söz konusu bu etkileri ile son yıllarda eklem ve cilt problemleri başta olmak üzere tıbbın birçok farklı alanlarında umut verici bir tedavi seçeneği olarak son yıllarda başarı ile uygulanmaktadır" dedi. Eksozom Bir Kök Hücre Tedavisi midir Dr. Koca, "Eksozom tedavisi, kök hücre tedavisinin bir adım ilerisidir. Çünkü içinde canlı hücre değil, sadece hücrelerin ‘iyileştirici mesajları’ vardır. Bu da onu hem güvenli hem de immünolojik açıdan daha risksiz hale getirir" şeklinde konuştu. Eklem kireçlenmesi için Eksozom tedavisinin avantajları Diz kireçlenmesinde ve menisküs hasarında eksozom tedavisinin amacının eklem kıkırdağının ve menisküslerin yenilenmesini desteklemek, iltihabı azaltmak ve hastanın ağrı ile hareket kısıtlılığını hafifletmek olduğunu belirten Dr. Koca, "Eksozomlar, steril koşullarda diz eklemine enjekte edilerek uygulanır. Bu sayede; inflamasyonu azaltıcı etkiler gösterir. Kıkırdak ve hasarlı bağ dokunun kendini onarmasını teşvik eder. Eklem sıvısının kalitesini artırarak eklem hareketlerini kolaylaştırır. Ağrıyı azaltarak yaşam kalitesini yükseltir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Koca, eklem kireçlenmesinde eksozom tedavisinin avantajları hakkında bilgi vererek, "Eksozom tedavisi enjeksiyon şeklinde uygulanan ameliyatsız bir tedavi seçeneğidir. Uygulama sonrası hafif şişlik veya hassasiyet görülebilir. Ancak ciddi yan etki beklenmez. İyileşme süreci hızlıdır ve günlük yaşama çabuk dönüş sağlar. Eklem probleminin derecesine göre tekrarlanabilir ve diğer tedavilerle kombine edilebilir" diye konuştu.
Ressam Mehmet Ali Doğan Sanko Sanat Galerisi’nde sergi açtı
16 Kasım 2025 Pazar - 15:02 Ressam Mehmet Ali Doğan Sanko Sanat Galerisi’nde sergi açtı Ressam Mehmet Ali Doğan, tuval üzerine akrilik boya tekniğiyle yaptığı eserlerinden oluşan "Sınırlanmış Alanlar Şamanik Görseller" resim sergisini SANKO Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşturdu. Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Mehmet Aykanat, sergi açılışında yaptığı konuşmada sanatın sınırları olmadığını belirterek, sanatın ve sanatçının desteklenmesinin toplumların geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Sanatın hayatın bütünü olduğuna dikkat çeken sanatçı Mehmet Ali Doğan ise kendi dönemi içerisinde kendi kurgularını dönüştürerek elde ettiği eserleri sergilediğini söyledi. Bu çalışmalarda şeritler ve dokuların anlatıma güç kattığını anlatan Doğan, doğadaki güzeli bulmak için, enerjinin nesneleri kıvrıla kıvrıla değiştirmesini ve onlara yön vermesini izleyerek resimlerini oluşturduğunu kaydetti. Koşullandırıcı sınırların, yaşamda ne kadar yol gösterici olursa olsun, bir o kadar da arkasındaki bilinmezliğin dayanılmaz merakını, heyecanını, coşkusunu, umudunu ve korkusunu barındırdığına vurgu yapan Doğan, şöyle devam etti: "Bu çalışmada insanın, ne kadar başkalarından olduğunu sansa da en çok kendisi tarafından oluşturulan, ne kadar renkli, çekici olursa olsun sınırlarında yaşamak zorunda olduğunu, ne var ki kaçınılmaz olanın, her zaman hayallerin, arayışların, farklı dünyaların, yeni paradigmaların, yeni değerler dizilerinin sınırlar ötesindeki bilinmezliklerde var olacağı anlatımı estetik görsel düzenlemelerle sunulmuştur." Geometrik formların eserlerinin yapı taşını oluşturduğunu, ruhlardaki aşkı ve duyguları ifade edebilme yeteneğine sahip insanların güzelliğin, estetiğin, zarafetin doruk noktasında olduğunun altını çizen Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "İnsan bedeninin en kusursuzu ve mükemmeli yakalamaya çalışan halini görürüz. Adeta var oluşun üst anlatımı gibidir. Ruhsal ve bedensel güç, irade, kararlılık, emek ve zekâ, estetik duygusu ve artistik yetenekle birleşirse, insan için tüm duyguların ve ruhun ötesine ulaşılır. Sanatın gücü ortaya çıkar. Resimlerdeki yaralar, delikler, insanın aldığı darbeleri anlatıyor. Sanat, görünenden çok fazlasını dile getirir." Eserlerini Gaziantepli sanatseverlerle buluşturmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Doğan, "Sanatın ülkemizin her tarafına taşınmasında özel galerilerin çok büyük rolü var. Bu anlamda öncü olan ve eserlerime ev sahipliği yapan SANKO Sanat Galerisi Yönetimine teşekkür ediyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Mehmet Aykanat, SANKO Holding adına "Zeugma Fırat’ın Gerdanlığı" isimli yayını Mehmet Ali Doğan’a takdim etti. Sergi açılışına SANKO Park AVM Genel Müdürü Sait Can Gizir,SANKO Sanat Galerisi Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Halil Çiçek, Yürütme Kurulu Üyesi Murat Köylüoğluve sanatseverler katıldı. Mehmet Ali Doğan’ın, 26 eserinin yer aldığı "Sınırlanmış Alanlar Şamanik Görseller" resim sergisi SANKO Park AVM üçüncü katta bulunan 5Aralık 2025 tarihine kadar her gün 12.00-20.00 arasında gezilebilecek.
Çocuklar, Şahinbey’in Çocuk Şenliği’nde eğlendi
16 Kasım 2025 Pazar - 14:17 Çocuklar, Şahinbey’in Çocuk Şenliği’nde eğlendi Şahinbey Belediyesi, Çocuk Şenliği ile 11-14 Kasım tarihleri arasında öğrencilere eğlence dolu bir tatil yaşattı. Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen Çocuk Şenliği 11 Kasım günü saat 09.00’da kapılarını açarken 14 Kasım 19:00’a kadar çocukları misafir etti. Ara tatillerini dolu dolu geçirmek isteyen çocuklar ve aileler Şahinbey Belediyesi’nin düzenlediği Çocuk Şenliğine akın etti. Çocuklar doyasıya eğlendi Hayata geçirdiği uygulamalarla öğrencileri yalnız bırakmayan Şahinbey Belediyesi, ara tatili öğrencilerin verimli bir şekilde geçirmeleri için hem eğlenecekleri hem de öğrenecekleri etkinlikler düzenledi. Dört gün süren şenlikte Rafadan Tayfa Kapadokya, Jurasıcc Age, Sevimli Dostlar, Z Takımı gibi gösteriler düzenlenirken, yüz boyama, şişme oyun grupları ve atölyelerde çocuklar doyasıya eğlendi. "Yeni fuarlar ve eğlenceler düzenleyeceğiz" Çocukların dolu dolu bir ara tatil geçirdiğini ifade eden Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, "Öğrencilerimizin ara tatillerini daha verimli geçirmeleri için 11-14 Kasım tarihleri arasında Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi’nde Çocuk Şenliği düzenledik. Dört gün süren Çocuk Şenliğinde Rafadan Tayfa Kapadokya, Jurasıcc Age, Sevimli Dostlar, Z Takımı gibi daha birçok etkinliklerle çocuklarımızı buluşturduk. Onlara eğlence dolu bir tatil yaşattık. Çocuklarımız ve gençlerimiz için yeni fuarlar ve eğlenceler düzenlemeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Gaziantep’te grip olanlar iyileşmek için beyran içiyor
16 Kasım 2025 Pazar - 10:14 Gaziantep’te grip olanlar iyileşmek için beyran içiyor Gaziantep’te içerisindeki malzemeler sayesinde doğal antibiyotik özelliği taşıyan beyran, soğuk algınlığı ve gribin doğal ilacı olarak tercih ediliyor. Gaziantep mutfağının en sevilen ve tescillenmiş lezzetlerinden biri olan beyran, havaların soğumaya başladığı bu günlerde vatandaşların tercihi oluyor. Grip ve nezle olanlar için takviye gıda özelliği taşıyan beyran, sıcak yaz günlerinin geride kalması ve havaların soğumasıyla birlikte şifa depolamak isteyen vatandaşların tercih ettiği lezzetler arasında ilk sırada yer alıyor. Doğan antibiyotik özelliğiyle hastalıklara karşı etkili bir koruma sağladığına inanılıyor Sonbahar ve kış aylarının vazgeçilmezleri arasında yer alan, içeriğinde kemik suyu, et, pirinç, sarımsak ve çeşitli baharatlar barındıran beyran, özellikle soğuk havalarda tüketildiğinde hastalıklara karşı etkili bir koruma sağladığı için grip ve nezle olan beyran içmek için soluğu lokantalarda alıyor. Vatandaşlar, gastronomi şehri Gaziantep’te daha çok sonbahar ve kış aylarında tüketilen yemeklerin başında gelen beyranı içerek kış hastalıklarından korunmaya çalışıyor. "Türkiye’nin yemek başkenti" olarak nitelendirilen Gaziantep mutfağının en sevilen lezzetlerinden biri olan beyrana bol limon sıkarak ve acı pul biber atarak içen vatandaşlar, beyran içtikten sonra terliyor. "Soğuk havalarda Gaziantep’te en çok tüketilen yemekler arasında" Bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğiyle bilinen beyranın sonbahar ve kış aylarında Gaziantep’te en çok tüketilen yemekler arasında yer aldığını belirten beyran ustası Ali Saydut, beyranın içerisindeki sarımsak ve özel et suyu ile doğal antibiyotik özelliği taşıyan baharatların soğuk algınlığı ve grip gibi mevsim hastalıklarına çok iyi geldiğini söyledi. Beyranın Gaziantep’in en özel lezzetlerinden biri olduğunu belirten Saydut, "Beyran, bey ve padişah yemeği olarak bilinir. Yüzyıllardır sultanların yemeği olarak bilinir. Oradan halkın sofrasına inmiştir. Beyranı kuzu etiyle yaparız. Eti önceden haşlarız, kefini alırız. 10-12 saat kadar kısık ateşte kaynatırız. Etler birbirinden ayrılana kadar güzelce pişer. Sabah biz bunları ayıklarız. Servise hazır hale getiririz. İçerisinde pirinç var, kuzu eti var, sarımsak, pul biber, karabiber var. Biz beyranı kış aylarında daha çok tüketiriz. Hasta olduğumuzda, grip ve nezle olduğumuzda beyran yeriz ve beyran bu aylarda daha çok tüketiliyor. Doktordan önce beyrancıya gidilir. Zaten et protein ve sarımsak antibiyotik olarak bilinir. Beyran bunların karışımıyla yapılır ve şifa niyetine yenilir" dedi. "Doktora gitmeden önce kendi antibiyotiğimizi beyranda buluyoruz" Gaziantep’te grip ve nezle olanların iyileşmek için beyranı yediğini belirten vatandaşlardan Ekrem Karadağ ise, "Biz Gaziantepliler olarak ilacımız beyrandır ve kelle paçadır. Beyran, kelle ve paçanın genel kültürümüzde zaten önemli bir yeri var. Beyranı kışın, sonbaharda ve kış mevsimlerinde hasta olduğumuzda kendimize göre bir inanışımız var, antibiyotik niyetine tüketiyoruz. Severek yiyoruz. Biz doktora gitmeden önce kendi antibiyotiğimizi kelle paça ve beyranda buluyoruz. İyileşemediğimiz zaman tabi doktora başvuruyoruz. Beyran hastalık dışında da severek tüketilen bir lezzettir. Yani biz beyranı hasta olmasak da tüketiyoruz. hafta 7 gün, kış aylarında haftanın bir günü kesinlikle kelle paça ve beyran tüketiriz" şeklinde konuştu. "Beyranı antibiyotik olarak tüketiyoruz" Gaziantep mutfağının vazgeçilmez yemeklerinden beyranı çok sevdiklerini belirten Mehmet Hilaloğlu da, "Gaziantepliler olarak beyran, kelle ve paçayı antibiyotik olarak tüketiyoruz. Bu yöresel yemekler bizim atalarımızdan, dedelerimizden gelen lezzetlerdir. Bu lezzetlerimizi de zevk alarak yiyoruz. Paça içmek için özellikle sabahın erken saatlerinde kalkıyoruz. Beyran içenler daha çok terliyor. Terledikten sonra işimizin başına geçiyoruz. Gerekirse gidip dinleniyoruz" diye konuştu.
Gaziantep’te grip olanlar iyileşmek için beyran içiyor
16 Kasım 2025 Pazar - 10:04 Gaziantep’te grip olanlar iyileşmek için beyran içiyor Gaziantep’te içerisindeki malzemeler sayesinde doğal antibiyotik özelliği taşıyan beyran, soğuk algınlığı ve gribin doğal ilacı olarak tercih ediliyor. Gaziantep mutfağının en sevilen ve tescillenmiş lezzetlerinden biri olan beyran, havaların soğumaya başladığı bu günlerde vatandaşların tercihi oluyor. Grip ve nezle olanlar için takviye gıda özelliği taşıyan beyran, sıcak yaz günlerinin geride kalması ve havaların soğumasıyla birlikte şifa depolamak isteyen vatandaşların tercih ettiği lezzetler arasında ilk sırada yer alıyor. Doğan antibiyotik özelliğiyle hastalıklara karşı etkili bir koruma sağladığına inanılıyor Sonbahar ve kış aylarının vazgeçilmezleri arasında yer alan, içeriğinde kemik suyu, et, pirinç, sarımsak ve çeşitli baharatlar barındıran beyran, özellikle soğuk havalarda tüketildiğinde hastalıklara karşı etkili bir koruma sağladığı için grip ve nezle olan beyran içmek için soluğu lokantalarda alıyor. Vatandaşlar, gastronomi şehri Gaziantep’te daha çok sonbahar ve kış aylarında tüketilen yemeklerin başında gelen beyranı içerek kış hastalıklarından korunmaya çalışıyor. "Türkiye’nin yemek başkenti" olarak nitelendirilen Gaziantep mutfağının en sevilen lezzetlerinden biri olan beyrana bol limon sıkarak ve acı pul biber atarak içen vatandaşlar, beyran içtikten sonra terliyor. "Soğuk havalarda Gaziantep’te en çok tüketilen yemekler arasında" Bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğiyle bilinen beyranın sonbahar ve kış aylarında Gaziantep’te en çok tüketilen yemekler arasında yer aldığını belirten beyran ustası Ali Saydut, beyranın içerisindeki sarımsak ve özel et suyu ile doğal antibiyotik özelliği taşıyan baharatların soğuk algınlığı ve grip gibi mevsim hastalıklarına çok iyi geldiğini söyledi. Beyranın Gaziantep’in en özel lezzetlerinden biri olduğunu belirten Saydut, "Beyran, bey ve padişah yemeği olarak bilinir. Yüzyıllardır sultanların yemeği olarak bilinir. Oradan halkın sofrasına inmiştir. Beyranı kuzu etiyle yaparız. Eti önceden haşlarız, kefini alırız. 10-12 saat kadar kısık ateşte kaynatırız. Etler birbirinden ayrılana kadar güzelce pişer. Sabah biz bunları ayıklarız. Servise hazır hale getiririz. İçerisinde pirinç var, kuzu eti var, sarımsak, pul biber, karabiber var. Biz beyranı kış aylarında daha çok tüketiriz. Hasta olduğumuzda, grip ve nezle olduğumuzda beyran yeriz ve beyran bu aylarda daha çok tüketiliyor. Doktordan önce beyrancıya gidilir. Zaten et protein ve sarımsak antibiyotik olarak bilinir. Beyran bunların karışımıyla yapılır ve şifa niyetine yenilir" dedi. "Doktora gitmeden önce kendi antibiyotiğimizi beyranda buluyoruz" Gaziantep’te grip ve nezle olanların iyileşmek için beyranı yediğini belirten vatandaşlardan Ekrem Karadağ ise, "Biz Gaziantepliler olarak ilacımız beyrandır ve kelle paçadır. Beyran, kelle ve paçanın genel kültürümüzde zaten önemli bir yeri var. Beyranı kışın, sonbaharda ve kış mevsimlerinde hasta olduğumuzda kendimize göre bir inanışımız var, antibiyotik niyetine tüketiyoruz. Severek yiyoruz. Biz doktora gitmeden önce kendi antibiyotiğimizi kelle paça ve beyranda buluyoruz. İyileşemediğimiz zaman tabi doktora başvuruyoruz. Beyran hastalık dışında da severek tüketilen bir lezzettir. Yani biz beyranı hasta olmasak da tüketiyoruz. hafta 7 gün, kış aylarında haftanın bir günü kesinlikle kelle paça ve beyran tüketiriz" şeklinde konuştu. "Beyranı antibiyotik olarak tüketiyoruz" Gaziantep mutfağının vazgeçilmez yemeklerinden beyranı çok sevdiklerini belirten Mehmet Hilaloğlu da, "Gaziantepliler olarak beyran, kelle ve paçayı antibiyotik olarak tüketiyoruz. Bu yöresel yemekler bizim atalarımızdan, dedelerimizden gelen lezzetlerdir. Bu lezzetlerimizi de zevk alarak yiyoruz. Paça içmek için özellikle sabahın erken saatlerinde kalkıyoruz. Beyran içenler daha çok terliyor. Terledikten sonra işimizin başına geçiyoruz. Gerekirse gidip dinleniyoruz" diye konuştu.