Yerel Haberler
Gaziantep
Şef Tahir Tekin Öztan: "Yuvalama sadece bir yemek değil, bir sosyalleşme geleneğidir" 12 Mart 2026 Perşembe - 10:54:13 Gaziantep mutfağının en önemli lezzetlerinden biri olan yuvalama, geçmişten bugüne uzanan güçlü bir kültürel miras olarak öne çıkıyor. Şef Tahir Tekin Öztan, eski bayramların ve geleneksel mutfak kültürünün unutulmaması gerektiğine dikkat çekti. Öztan, yuvalamanın sadece bir yemek değil, aynı zamanda insanları bir araya getiren bir sosyalleşme geleneği olduğunu ifade etti. Eski bayramların günler öncesinden başlayan bir heyecanı olduğunu anlatan Öztan, çocukların bayram için yeni ayakkabı ve elbiseler almanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. Bayram hazırlıklarının mutfaklarda başladığını belirten Öztan, özellikle Gaziantep’te yuvalamanın bayram sofralarının vazgeçilmez yemeklerinden biri olduğunu söyledi. Yuvalamanın oldukça zahmetli ve emek isteyen bir yemek olduğuna dikkat çeken Öztan, bu nedenle hazırlıkların çoğu zaman komşuların bir araya gelmesiyle yapıldığını anlattı. Eskiden pirincin havanda dövüldüğünü, etin hazırlandığını ve yuvalamanın komşularla birlikte yapıldığını aktardı. Yuvalama hazırlanırken sadece yemek yapılmadığını, aynı zamanda insanların sohbet ettiğini ve birbirlerinin halini hatırını sorduğunu vurguladı. Gaziantep yemeklerinin en önemli özelliklerinden birinin de lezzetinin yanında insanları bir araya getirmesi olduğunu ifade etti. Yuvalamanın eskiden genellikle yılda bir kez, bayramlarda yapıldığını belirten Öztan, bayram sabahlarının kendine özgü bir atmosferi olduğunu söyledi. Bayram namazından dönen aile büyüklerini evde sade yağ ve nane kokusunun karşıladığını, sofrada şehriyeli pirinç pilavı, sütlaç, kurabiyeler ve bayram yemeklerinin yer aldığını anlattı. Bütün ailenin aynı sofrada buluştuğunu ve gurbette olan akrabaların da bayram için memlekete geldiğini ifade etti. "Yuvalama yapmak oldukça zahmetli bir iştir" Eski bayramları anlatan şef Öztan, "Biz aslında çocukluğumuzun bayramlarını anlatıyoruz ki geleceğe bir ışık olsun. Bu hatıralar kayıt altında kalsın istiyoruz. Bazen gençler bu konuya kızabiliyor. ’Eski bayramlar’ denildiğinde bunu gereksiz bulanlar oluyor. Oysa eski bayramları bilmeden yenisini anlamak mümkün değildir. Eskiden bayram heyecanı günler öncesinden başlardı. Küçükler için bayram demek yeni ayakkabı ve yeni elbiseler demekti. Bu heyecan evlerde günler öncesinden hissedilirdi. Mutfaklarda ise annelerimizin bayram hazırlıkları başlardı. Özellikle Gaziantep’te bayram denildiğinde akla ilk gelen yemeklerden biri yuvalamadır. Yuvalama hazırlanırken büyük bir emek verilirdi. Önceden pirinç alınır, havanda dövülerek un haline getirilirdi. Et alınırdı ve bu hazırlıklar çoğu zaman komşularla birlikte yapılırdı. Çünkü yuvalama yapmak oldukça zahmetli bir iştir. Öyle birkaç saatte hazırlanacak bir yemek değildir. Hem masraflıdır hem de ciddi bir emek ister. Bu yüzden komşular bir araya gelir, birlikte yuvalama hazırlamaya başlarlardı" dedi. "İnsanlar bir araya gelerek sosyalleşirdi" Yuvalamanın önceden sosyalleşme aracı olduğunu söyleyen şef Öztan, "Yuvalama yapılırken sadece yemek hazırlanmazdı, aynı zamanda sohbet edilirdi. Komşunun hali hatrı sorulur, kimin oğlu askerde, kimin kızı gelin olmuş, kimin bir sıkıntısı var. Bunlar konuşulurdu. Yani insanlar bir araya gelerek sosyalleşirdi. Gaziantep yemeklerinin en önemli özelliklerinden biri de sadece lezzetli olmaları değil, aynı zamanda insanları bir araya getirmeleridir. Yuvalama da bu yemeklerin en güzel örneklerinden biridir. Eskiden yuvalama yılda genellikle bir kez, bayramlarda yapılırdı. Bayram sabahı babamız bayram namazından eve geldiğinde evin içi sade yağ ve nane kokardı. Sofrada yeni yapılmış şehriyeli pirinç pilavı, aslan sütlaç, kurabiyeler ve bayram yemekleri hazır olurdu. Bütün aile bir araya gelir, aynı sofrada bayram yemeğimizi yerdik. Bayram aynı zamanda akrabaların bir araya geldiği özel bir zamandı. Gurbette okuyan bir talebe varsa o gelirdi, başka şehirde çalışan varsa o da bayram için memlekete dönerdi. Herkes bir araya gelir, bayram birlikte yaşanırdı" ifadelerini kullandı. "Gaziantepliler için yuvalama çok önemlidir" Yuvalamanın Gaziantepliler için önemine dikkat çeken Öztan, "Gaziantepliler için yuvalama çok önemlidir. Adeta bizim milli yemeğimiz gibidir. Yuvalama yapılırken önce pirinç dövülerek un haline getirilir. Bunun içine çiğ köftelik et, biraz soğan, karabiber ve tuz eklenir. Bu karışım güzelce yoğrulur. Daha sonra hamurdan çok küçük parçalar alınarak yuvarlanır. Bu yuvarlaklar nohuttan bile küçük olur. Hatta eskiler ’bir kaşığa kırk tane sığacak kadar küçük olacak’ derlerdi. Daha sonra kemikli et ayrı bir yerde pişirilir. Nohut haşlanır. Süzme yoğurt hazırlanır. Köfteler piştikten sonra yoğurt, et ve nohutla buluşturulur. Üzerine de sade yağda kızdırılmış nane eklenir. Böylece yuvalama hazır olur. Yanında mutlaka şehriyeli pirinç pilavı ve aslan sütlaç bulunur. Günümüzde ise fabrikasyon ürünler çoğaldı. Hazır yemekler arttı ve eski tatların bir kısmı kayboldu. Bunun en büyük sebebi de eski bayramların yaşanmıyor olmasıdır. Eskiden bayram denildiğinde insanlar bir araya gelirdi. Şimdi ise çoğu kişi bayram tatilini seyahat planı olarak görüyor" şeklinde konuştu. "Emek vererek yapılan bir yemek ile hazır alınan bir yemeğin aynı olması mümkün değildir" Bayram tatilinin insanların bir araya gelmesi için olduğunu söyleyen Öztan, "Biz ise bu zamanı gezmek için kullanıyoruz. Emek vererek yapılan bir yemek ile hazır alınan bir yemeğin aynı olması mümkün değildir. Yuvalama da böyledir. Ne yazık ki bayramlarımız gibi yuvalamamız da zamanla yozlaşmaya başladı. Ancak yine de umudumuz var. Eğer bizler ve bizim gibi bu kültürü anlatan insanlar her bayram bu gelenekleri hatırlatmaya devam edersek, en azından bu değerler unutulmaz. Belki herkes yapmaz ama en azından hatıralarımızda ve kültürümüzde yaşamaya devam eder" diye konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 10:50 Antep fıstıklı kurabiye bayramda damakları tatlandıracak Bayrama sayılı günler kala Gaziantep’in tescilli Antep kurabiyesi için ev ve fırınlarda mesai başladı. UNESCO tarafından dünyanın 8’inci mutfağı olarak tescillenen ve 108 tescilli lezzetiyle Türkiye’de en fazla coğrafi işaretli ürüne sahip şehirler arasında yer alan Gaziantep’in eşsiz lezzetleri bayramlarda damakları tatlandırıyor. Antep kurabiyesi için mesai başladı Gaziantep’in eşsiz lezzetlerinden olan ve kentte özellikle Ramazan bayramlarına özel olarak hazırlanan coğrafi işaret tescilli Antep kurabiyesi için ev ve fırınlarda mesai başladı. Osmanlı döneminden bu yana Gaziantep’te bayram için üretilen fıstıklı kurabiye, hafifliği, doğallığı ve sindirim kolaylığıyla Ramazan Bayramı’nda şeker, çikolata ve baklavaya alternatif lezzet sunuyor. Kurabiyeye yoğun talep var 2019 yılında coğrafi işaretle tescillenen ve Ramazan Bayramı’nda da misafirlere ikram edilecek olan Antep fıstıklı kurabiye siparişlerini almaya başlayan işletmeler, sahur saatinde başladıkları mesailerini günü ilk ışıklarına kadar sürdürüyor. Ustalar yoğun mesai harcıyor Gaziantep’i dünyanın en önemli mutfak duraklarından biri haline getiren lezzetlerden birisi olan, sade ve Antep fıstıklı olarak üretilen, aynı zamanda "Bayram Kurabiyesi" olarak da bilinen kurabiye yapımı için ustalar, yoğun mesai harcıyor. Sadeyağ, irmik, un, şeker ve fıstık ile yapılan Antep kurabiyesi, bayramlarda hem göze hem de mideye hitap ediyor. Bayramın yaklaşmasıyla Antep fıstıklı kurabiye siparişlerinin de arttığını belirten katmer ve simit işletmecisi Furkan Yıldırım, "Bizim için Ramazan Bayramı mutluluk ayı diyebiliriz. Ramazan’ın bereketli bir ay olması bize de bol kazanç olarak yansıyor" dedi. "Kurabiye bayramda eve gelen misafirlere ikram edilir" Kurabiyenin çok hafif ve ağızda dağılmasıyla yemesi keyif veren bir lezzet olduğunu belirten Yıldırım, "Gaziantep gastronomi şehridir. Gaziantep’in birçok lezzeti var ve Gaziantep’te sadece bayrama has olan lezzetler de var. Bu lezzetlerden bir tanesi de fıstıklı Antep kurabiyesidir. Kurabiye ve diğer pasta çeşitleri bayramda eve gelen misafirlere ikram edilir" şeklinde konuştu. "Kurabiye bayramların olmazsa olmaz lezzetidir" Bayram yaklaştıkça siparişlerin arttığını belirten Yıldırım, "Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı ve Ramazan Bayramı yaklaştıkça bizimde tatlı telaşımız başladı. Şu an da yoğun bir şekilde başta fıstıklı Antep kurabiyesi olmak üzere diğer pasta çeşitlerinin siparişini almaktayız. Vatandaşlarımız şimdiden siparişlerini veriyorlar. Siparişler geldikçe bizim de yoğunluğumuz artıyor ve vatandaşlarımızın verdiği siparişleri gününde teslim etmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Kurabiye bayramların olmazsa olmaz lezzetidir. Bu lezzetin bayram sofraların da yer alması için bayram sabahına kadar yoğun bir şekilde çalışacağız" diye konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 10:48 Antep fıstıklı kurabiye bayramda damakları tatlandıracak Gastronomi şehri Gaziantep’in vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan ve bayram günlerinde bayramlaşmaya gelen misafirlere ikram edilen Antep fıstıklı kurabiye, bayram ikramlarının başında geliyor. UNESCO tarafından dünyanın 8’inci mutfağı olarak tescillenen ve 108 tescilli lezzetiyle Türkiye’de en fazla coğrafi işaretli ürüne sahip şehirler arasında yer alan Gaziantep’in eşsiz lezzetleri bayramlarda damakları tatlandırıyor. Antep kurabiyesi için mesai başladı Türkiye’nin "Lezzet başkenti" şehri olarak adlandırılan Gaziantep’in eşsiz lezzetlerinden olan ve kentte özellikle Ramazan bayramlarına özel olarak hazırlanan coğrafi işaret tescilli Antep kurabiyesi için ev ve fırınlarda mesai başladı. Osmanlı döneminden bu yana Gaziantep’te bayram için üretilen fıstıklı kurabiye, hafifliği, doğallığı ve sindirim kolaylığıyla Ramazan Bayramı’nda şeker, çikolata ve baklavaya alternatif lezzet sunuyor. Kurabiyeye yoğun talep var Türkiye’nin tescilli lezzetleri arasında yer alan ve Ramazan Bayramı’nda da misafirlere ikram edilecek olan Antep fıstıklı kurabiye siparişlerini almaya başlayan işletmeler, yoğun mesai yapıyor. Gaziantep’in geleneksel lezzetlerinden olan ve 2019 yılında da coğrafi işaret olarak tescil edilen Antep kurabiyesi yapımı için işletmeler, sahur saatinden itibaren başladıkları mesaiyi gece geç saatlere kadar sürdürüyor. Ustalar yoğun mesai harcıyor Gaziantep’i dünyanın en önemli mutfak duraklarından biri haline getiren lezzetlerden birisi olan, sade ve Antep fıstıklı olarak üretilen, aynı zamanda "Bayram Kurabiyesi" olarak da bilinen kurabiye yapımı için ustalar, yoğun mesai harcıyor. Sadeyağ, irmik, un, şeker ve fıstık ile yapılan Antep kurabiyesi, bayramlarda hem göze hem de mideye hitap ediyor. Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla Antep fıstıklı kurabiye siparişlerinin de arttığını belirten katmer ve simit işletmecisi Furkan Yıldırım, "Bizim için Ramazan Bayramı mutluluk ayı diyebiliriz. Ramazan’ın bereketli bir ay olması bize de bol kazanç olarak yansıyor" dedi. "Kurabiye bayramda eve gelen misafirlere ikram edilir" Kurabiyenin çok hafif ve ağızda dağılmasıyla yemesi keyif veren bir lezzet olduğunu belirten Yıldırım, "Gaziantep gastronomi şehridir Gaziantep’in birçok lezzeti var ve Gaziantep’te sadece bayrama has olan lezzetlerde var. Bu lezzetlerden bir tanesi de fıstıklı Antep kurabiyesidir. Kurabiye ve diğer pasta çeşitleri bayramda eve gelen misafirlere ikram edilir" şeklinde konuştu. "Kurabiye bayramların olmazsa olmaz lezzetidir" Bayram yaklaştıkça siparişlerin arttığını belirten Yıldırım, "Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı ve Ramazan Bayramı yaklaştıkça bizimde tatlı telaşımız başladı. Şu an da yoğun bir şekilde başta fıstıklı Antep kurabiyesi olmak üzere diğer pasta çeşitlerinin siparişini almaktayız. Vatandaşlarımız şimdiden siparişlerini veriyorlar. Siparişler geldikçe bizim de yoğunluğumuz artıyor ve vatandaşlarımızın verdiği siparişleri gününde teslim etmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Kurabiye bayramların olmazsa olmaz lezzetidir. Bu lezzetin bayram sofraların da yer alması için bayram sabahına kadar yoğun bir şekilde çalışacağız" diye konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 10:38 Gaziantep’te koruyucu aileler ve çocukları iftarda buluştu Gaziantep’te koruyucu aileler Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından düzenlenen iftar programında koruyucu aileler ve çocukları bir araya geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından "Asırları Aşan Hayır Bu Sofrada" mottosuyla Ramazan ayı boyunca Türkiye genelinde 81 ilde düzenlenen iftar programları kapsamında Gaziantep’te anlamlı bir buluşma gerçekleştirildi. Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından kentteki özel bir kongre merkezinde düzenlenen iftar programı Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma ruhunun aynı sofrada yaşandığı programda iftarın ardından çocuklara yönelik Hacivat ve Karagöz gölge oyunu ile iplik kukla gösterimi sahnelendi. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte çocuklar keyifli anlar yaşadı. Programa katılan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, "Bir çocuğa verilebilecek en büyük hediye, ona sıcak bir yuva verebilmektir. Ona sevgi verebilmek, kucağınızı açabilmektir. Bu nedenle koruyucu aileliği çok önemsiyoruz. O evlatlarımızın sizlerin yanında huzurlu, mutlu ve sağlıklı olduğunu gördüğümüzde, sizleri de sevgiyle onlara sarılırken görmek dünyalarımızı dolduruyor. Tek bir evladımızın koruyucu aileye kavuşması, onlarca fabrika kurmuş gibi büyük yatırımlar yapmış gibi mutluluk veriyor. Çünkü bizim en büyük sermayemiz Allah’ın bize verdiği en büyük görev, evlatlarımıza sahip çıkmaktır" dedi. Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü Erdoğan Tunç ise konuşmasında, vakıf kültürünün yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma anlayışının asırlardır yaşatıldığını belirterek, Ramazan ayının manevi atmosferinde kurulan iftar sofralarının toplumun farklı kesimlerini bir araya getirdiğini ve bu kadim geleneğin gelecek nesillere aktarılmasının önem taşıdığını ifade etti. Programa, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü Erdoğan Tunç, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yetkilileri, il protokolü, devlet koruması altındaki özel çocuklar ve koruyucu aileleri katıldı.
Şahinbey Belediyesi’nin 10 bin sosyal konut projesinde ilk etabı hızla yükseliyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:50 Şahinbey Belediyesi’nin 10 bin sosyal konut projesinde ilk etabı hızla yükseliyor Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, 10 bin Sosyal Konut Projesi’nin ilk etabı olan 3 bin 385 konutun inşaat çalışmalarını yerinde inceledi. Daha önce yapılan 9 bin 833 konutun 5 bin 88’i sosyal konut olarak vatandaşlara uygun ödeme şartları ile veren Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu 10 bin Sosyal Konut Projesi’nin ilk etabı olan 3 bin 385 konutun inşaat çalışmalarına başlandığını ve 1 yıl içerisinde konutların tamamlanacağını ifade etti. "Konutlarımız hızla yükselecek" Başkan Tahmazoğlu, projenin ilk etabında yer alan 3 bin 385 konutun kura çekimlerinin tamamlandığını ve hak sahiplerinin belirlendiğini ifade ederek, "Vatandaşlarımızın konut sahibi olabilmesi için başlattığımız 10 bin sosyal konut projemizin ilk etabı olan 3 bin 385 konutun kurasını çekerek hak sahiplerini belirlemiştik. Konutlarımızın inşaat çalışmaları hızlı bir şekilde devam ediyor. İnşaat alanımızın 6 adasında da konutlarımızı aynı anda yükselteceğiz. Söz verdiğimiz gibi 1 yıl içerisinde konutlarımızı teslim etmeyi planlıyoruz" dedi. "Depreme dayanıklı konutlar inşa ediyoruz" Başkan Tahmazoğlu, konutların tünel kalıp sistemiyle inşa edildiğini, bu sayede hem depreme dayanıklı hem de konforlu yaşam alanları oluşturulduğunu belirterek "Konutlarımız tünel kalıp sistemiyle yapılıyor. Hem depreme dayanıklı hem de konforlu konutlar inşa ediyoruz. İnsanlarımızın hayatını kolaylaştıracak şekilde projemizi yaptık. Etrafında okul alanları, sosyal donatı ve parkları ile tam bir yaşam alanı olacak. Konutlarımızın şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" diye konuştu. Şahinbey Belediyesi’nin dev sosyal konut hamlesi, bölgedeki dar gelirli vatandaşlar için umut olurken, projenin tamamlanmasıyla birlikte ilçede modern ve güvenli yeni bir yaşam alanı oluşacak.
Yılmaz’dan hayırseverlere teşekkür
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:43 Yılmaz’dan hayırseverlere teşekkür Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, kentte önemli bir ihtiyacı giderecek yeni sosyal ve sağlık tesislerini yerinde inceleyerek, hayırseverlere teşekkür etti. Yılmaz, "Şehitkamil’imiz için birlikte üretiyor, birlikte ilerliyoruz. Allah tüm hayırseverlerimizden razı olsun" ifadelerini kullandı. Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, İbrahimli Mahallesi’nde hayırsever İbrahim Hilmi Kaplama tarafından yapımı devam eden sağlık ocağı, Öğümsöğüt Mahallesi’nde hayırsever Ahmet Selim Ener tarafından yapımı devam eden taziye evi ve Şehirgösteren Mahallesi’nde hayırsever Uğur Çağlar tarafından yapımı devam eden Kur’an Kursu projelerinde incelemelerde bulunarak, çalışmalardaki son durumu yerinde değerlendirdi. "Yılmaz, hayırseverlere teşekkür etti" Ziyaretlerde hayırseverlere teşekkür eden Yılmaz, Gaziantep’in her zaman yardımlaşma ve paylaşma kültürüyle öne çıktığını belirterek, "Gaziantep, hayırseverleriyle, üretken insanlarıyla ve dayanışma ruhuyla örnek bir şehir. İşte biz buna ‘Gaziantep Modeli’ diyoruz. Belediye olarak biz de her zaman bu modelin en güçlü destekçisiyiz. Hayırsever vatandaşlarımızla el ele vererek Şehitkamil’imize yeni eserler kazandırıyoruz. Allah tüm hayırseverlerimizden razı olsun. Onların desteğiyle mahallelerimizin ihtiyaçlarını daha hızlı karşılıyor, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırıyoruz" dedi. "Yeni yatırımlar mahallelere değer katacak" Yapımı süren İbrahimli Sağlık Ocağı tamamlandığında bölge halkının sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını sağlayacak. Modern donanımı ve erişilebilir konumuyla dikkat çeken tesis, mahalledeki önemli bir ihtiyaca çözüm olacak. Öğümsöğüt Mahallesi Taziye Evi ise Geniş toplantı alanı, mutfak ve dinlenme bölümleriyle tasarlanan tesis, sosyal yaşamda önemli bir boşluğu dolduracak. Şehirgösteren Mahallesi Kur’an Kursu projesi de mahalledeki çocukların ve gençlerin dini eğitim alabileceği, aynı zamanda sosyal faaliyetlere katılabileceği bir merkez haline gelecek.
GASKİ’den Kuzeyşehir ve çevresine çevreci yatırım
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:24 GASKİ’den Kuzeyşehir ve çevresine çevreci yatırım Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı GASKİ, kentin yeni yaşam alanlarından Kuzeyşehir’de yapımına devam ettiği atıksu arıtma tesisi, çevreci özelliği ile dikkat çekiyor. Çevreci ve modern altyapı yatırımlarını sürdüren Gaziantep Su ve Kanalizasyon İdaresi (GASKİ), Kuzeyşehir Atıksu Arıtma Tesisi Projesi ile bölgenin atıksularını ileri biyolojik yöntemlerle arıtarak hem çevreyi koruyacak hem de tarımsal sulamaya katkı sağlayacak. 31 bin metrekarelik alanda kurulan tesis, 26 bin 100 metreküp/gün kapasitesiyle yaklaşık 145 bin kişiye hizmet verecek. Toplamda 9,5 kilometrelik kollektör hattı ile atıksuların tesise ulaşımı sağlanacak. Tesisin giriş ünitesi, aneorobik havuz ve çamur susuzlaştırma binalarının betonarme imalatları tamamlandı. Havalandırma ve çökeltim havuzları ile kollektör hatlarındaki çalışmalar hızla devam ediyor. Bölge halkına temiz çevre, tarıma can suyu Proje tamamlandığında Kuzeyşehir Uydu Kenti ile Göksuncuk, Yalangoz ve Karacaören Mahalleleri’nin atıksuları, modern bir arıtma tesisinde toplanacak. Burada standartlara uygun şekilde arıtılan sular, doğaya zarar vermeden bölgede bulunan dereye deşarj edilecek. Sular, bölgede bulunan tarım arazilerinin sulanmasında da kullanılabilecek. Böylece hem çevre korunacak hem de çiftçilerin sulama suyu ihtiyacına destek sağlanacak. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve GASKİ’nin çevreye duyarlı yatırımı, Kuzeyşehir ve çevresinde yaşayan vatandaşlara temiz bir çevre, sağlıklı bir yaşam ve güçlü bir tarımsal gelecek sunacak.
’Antep lahmacunu’na Avrupa’dan tescil
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:45 ’Antep lahmacunu’na Avrupa’dan tescil Gastronomi şehri Gaziantep’in önemli lezzetlerinden olan "Antep lahmacunu", Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret alarak tescillendi. Gaziantep’in yüzyıllardır süregelen mutfak kültürünün en önemli simgelerinden biri olan Antep lahmacunu, Avrupa Birliği’nden Coğrafi İşaret (PGI) tescili alarak uluslararası alanda da koruma altına girdi. Artık bu eşsiz lezzet, Avrupa Birliği nezdinde "Gaziantep" adıyla tescilli bir ürün olarak anılacak. Türkiye’nin 40’ıncı, Gaziantep’in ise 5’inci AB tescilli ürünü olma unvanını kazanan Antep lahmacunu, Gaziantep Ticaret Borsası’nın (GTB) girişimleriyle Avrupa Birliği’nde tescillenen ikinci ürün oldu. Gaziantep’in toplumsal yaşamında önemli bir yere sahip olan Antep lahmacunu, düğünlerden bayram sofralarına, taziyelerden özel davetlere kadar hemen her buluşmada ikram edilen vazgeçilmez bir lezzet olarak öne çıkıyor. Zırh ile kıyılmış kuzu eti, sarımsak, taze biber, maydanoz, domates ve baharatlarla hazırlanan iç harcıyla taş fırınlarda pişirilen bu lahmacun, soğan içermemesi ve yüzde 35-40 oranında kuzu etiyle yapılması sayesinde diğerlerinden ayrılıyor. Gaziantep’in tarihi, kültürel ve coğrafi dokusunu yansıtan Antep lahmacunu, kentin Avrupa Birliği’nden tescil alan Antep baklavası, Araban sarımsağı, Gaziantep menengiç kahvesi ve Antep fıstık ezmesinden sonra beşinci ürünü oldu. Gaziantep’te satılan lahmacun fiyatları ise 75 TL ile 100 TL arasında değişiyor. "Hepimiz için gurur verici bir gün" Tescille ilgili konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, "Bugün biz Gaziantepliler olarak çok mutluyuz ama sanıyorum ki bu mutluluk tüm Türkiye’ye ait. Çünkü Gaziantep lahmacunumuz, bugün itibarıyla Avrupa Birliği Coğrafi İşareti tescilini aldı. Gaziantep olarak ayrıca gururluyuz, çünkü ilimizin toplamda 107 coğrafi işaretli ürünü bulunuyor. Bunlardan 5 tanesi artık Avrupa Birliği Coğrafi İşaretine sahip. Ülkemizin ilk AB tescilli ürünü yine Gaziantep’e aitti. Gaziantep baklavası. Ardından Araban sarımsağı, Menengiç kahvesi, Antep ezmesi geldi. Bugün nihayet Gaziantep lahmacunu da bu değerli listeye katıldı. Bu, kolay bir süreç değildi. Çok emek, sabır ve iş birliği gerektiren bir yolculuktu. Bu nedenle, süreci büyük bir özveriyle yürüten Gaziantep Ticaret Borsası’nı, Başkan Mehmet Akıncı ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Uzun bir süreçti ama sonunda başarıyla tamamlandı ve Gaziantep lahmacunumuz Avrupa Birliği’nde tescillendi. Şu anda valilik makam odasındasınız, arkamda yer alan Gaziantep’in coğrafi işaretli ürünler köşesinde, Avrupa Birliği tarafından tescillenmiş ürünlerimiz özel yıldızlarla parlıyor. Daha önce dört olan bu sayımız, bugün beşe yükseldi. Hepimiz için gurur verici bir gün" dedi. "Lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehir Gaziantep olmuştur" Lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehrin Gaziantep olduğunu söyleyen işletme sahibi Şükrü Savun, "Yıllardır lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehir Gaziantep olmuştur. Biz bu işi mevsimine göre, malzemesini en tazesinden kullanarak yaptık. Kışın domatesini az, yazın ise bol koyarız. Sebzesini mevsiminde değerlendiririz. Yazın kuru sarımsak, kışın ise yeşil sarımsak kullanırız. Etini de yağlı, güzel, özenle seçilmiş etten hazırlarız. Gaziantep, lahmacunda sebzeyi ve eti ustalıkla birleştirip bu lezzeti tüm Türkiye’ye tanıttık. Ekmek üzerinde yapılan bu eşsiz lezzeti biz hak ediyorduk. Yıllardır bu işin başında olan ustalarımızla birlikte çalıştık, emek verdik. Hamdolsun, bugün bu emeğin karşılığını almak bizim için büyük bir gurur kaynağı oldu. Bu süreçte emeği geçen herkese, özellikle her zaman yanımızda duran bakanımıza ve Gaziantep esnafına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum" ifadelerini kullandı. "Lahmacun konusunda her zaman en öndeydik" Tescilden dolayı mutlu olduğunu söyleyen lahmacun ustası Uğurcan Daşdelen ise, "Biz lahmacun konusunda her zaman en öndeydik. Sarımsağından maydanozuna, sebzesinden domatesine ve biberine kadar her malzemeyi en ince şekilde ayıklarız, yıkarız, temizleriz. En güzelini, en doğalı müşterilerimize sunarız. Bu karar sonuna kadar doğru bir karar oldu. Biz burada fırıncılarımızla birlikte lahmacunun malzemesini özenle hazırlarız; eti çeker, sebzesini doğrar, karışımını en ideal kıvama getiririz. Et olarak da döş ve kaburga eti kullanırız; bu da lahmacuna o eşsiz lezzetini verir. Gaziantep olarak yıllardır lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehir olduk. Bu tescille birlikte emeğimizin karşılığını almak bizler için büyük bir gurur. Allah’ın izniyle her zaman en iyisini yapmaya, lezzette önde olmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Gaziantep lahmacunu lezzet olarak da tescillenmeyi fazlasıyla hak ediyordu" Antep lahmacunu alıp Çorum’a götüreceğini söyleyen müşteri Mustafa Boybey, "Böyle bir tescile kavuşması bizim için gerçekten mutluluk verici. Zaten Gaziantep lahmacunu lezzet olarak da tescillenmeyi fazlasıyla hak ediyordu. Bu lezzeti herkesin gelip yerinde tatmasını isteriz. Biz zaman zaman Çorum’da da lahmacun yapmaya çalışıyoruz ama buradaki tadı yakalamak mümkün olmuyor. Ailemiz ve çocuklarımız da ’oradan mutlaka lahmacun getirin’ diyorlar. Şimdi paketimizi hazırladık, Allah nasip ederse birazdan yola çıkacağız. Gaziantep’in bu özel lezzetini gittiğimiz her yerde tanıtmak, insanlara tattırmak bizim için büyük bir gurur" diye konuştu.
GİBTÜ ile GTO Arasında mesleki eğitim iş birliği hayata geçirildi
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:33 GİBTÜ ile GTO Arasında mesleki eğitim iş birliği hayata geçirildi Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (GİBTÜ) ile Gaziantep Ticaret Odası (GTO) arasında, meslek yüksekokullarının niteliklerini güçlendirmeyi ve sektörle daha güçlü iş birlikleri kurmayı hedefleyen mesleki eğitim protokolü uygulamaya alındı. GİBTÜ, kamu kurum ve kuruluşlarıyla yürüttüğü iş birliklerine bir yenisini daha ekleyerek, nitelikli insan kaynağı yetiştirme hedefi doğrultusunda önemli bir adım attı. Üniversitenin farklı sektörlerle gerçekleştirdiği ortak çalışmalar artarak devam ediyor. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlenmesi amaçlanıyor Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) arasında imzalanan çerçeve protokol kapsamında hayata geçirilen iş birliğiyle, GİBTÜ bünyesindeki meslek yüksekokullarında sektör odaklı eğitim modelleri geliştirilecek. Öğrencilerin işletmelerde daha uzun süreli uygulamalı eğitim almaları sağlanırken, müfredatlar da sektör temsilcilerinin katkılarıyla güncellenerek iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilir hale getirilecek. Bu adım, meslek yüksekokullarının eğitim kalitesini artırmayı, öğrencilerin mezuniyet sonrası istihdama daha kolay geçiş yapmalarını ve üniversite-sanayi iş birliğinin güçlenmesini amaçlıyor. "Gaziantep’in üretim gücüne ve nitelikli iş gücü" GİBTÜ Rektörü Prof. Dr. Şehmus Demir, uygulamaya alınan protokolle mesleki eğitimin sahayla daha güçlü bağlar kuracağını vurgulayarak, "Bu adımla öğrencilerimizin yalnızca teorik bilgiye değil, aynı zamanda uygulamalı becerilere de hakim olmalarını; mezun olduklarında doğrudan istihdama katkı sunmalarını hedefliyoruz. GTO ile yürüttüğümüz bu iş birliği, Gaziantep’in üretim gücüne ve nitelikli iş gücü potansiyeline önemli katkılar sağlayacaktır" diye konuştu.
Organ bağışı bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:32 Organ bağışı bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Orhan Özdemir, "Organ bağışı, bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur" dedi. SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi (TransplANTEPSANKO) hekimlerinden de olan Uzm. Dr. Özdemir, 3-9 Kasım Organ Bağış Haftası’nın, organ bağışı ve naklinin hayati önemine dikkat çekmek için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Ülkemizde her yıl binlerce hastanın, özellikle kronik böbrek yetmezliği nedeniyle organ nakli beklediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Özdemir, böbrek naklinin, son dönem böbrek yetmezliği tedavisinde yaşam süresini uzatan ve yaşam kalitesini belirgin biçimde artıran en etkin tedavi seçeneği olduğunu kaydetti. Günümüzde böbrek nakillerinin hem canlı vericilerden hem de kadavra donörlerden başarıyla gerçekleştirilebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özdemir, "Canlı vericili nakillerde donör ve alıcı arasındaki doku uyumu, tıbbi değerlendirme ve etik ilkeler doğrultusunda titizlikle incelenmektedir. Kadavra donör sayısının artması ise toplumun organ bağışı bilincinin yükselmesiyle mümkündür. Bu nedenle organ bağışı konusunda farkındalık oluşturmak, sağlık profesyonelleri kadar toplumun her bireyinin sorumluluğudur. Böbrek nakli yapılan hastalarda uygun immünsüpresif (Bağışıklık sistemini baskılayan) tedaviler sayesinde uzun dönem greft ve hasta sağkalımı her geçen yıl daha da iyileşmektedir. Cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler, deneyimli transplantasyon ekipleri ve düzenli takip programları nakil başarısını artıran temel unsurlardır" dedi. Uzm. Dr. Özdemir, "Her bir bağış, bekleme listesinde yer alan bir hastaya yeniden hayat verebilir. Unutmayalım ki, her organ bağışı, filizlenen yeni bir yaşamdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Antep Lahmacununa Avrupa’dan tescil
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:30 Antep Lahmacununa Avrupa’dan tescil Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), Gaziantep’in yüzyıllardır süregelen mutfak mirasının en önemli simgelerinden biri olan Antep Lahmacununa, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret (PGI) tescili aldı. Gaziantep sofralarının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan Antep Lahmacunu, artık Avrupa Birliği nezdinde de "Gaziantep" adıyla tescilli bir ürün olarak anılacak. Türkiye’nin 40’ıncı, Gaziantep’in ise 5’inci AB tescilli ürünü olan Antep Lahmacunu, GTB’nin Antep Fıstık Ezmesi’nden sonra Avrupa Birliği’nde tescil ettirdiği ikinci ürün oldu. Gaziantep, bu yeni tescille birlikte bir kez daha gastronomi alanındaki öncülüğünü ve kültürel mirasını uluslararası platforma taşımış oldu. Yüzyıllardır Gaziantep mutfağında kendine yer bulan Antep Lahmacunu, yalnızca bir yemek değil; paylaşmanın, bereketin ve bir arada olmanın simgesi olarak da kabul ediliyor. Kalabalık düğün sofralarından bayramlara, taziyelerden özel davetlere kadar hemen her toplumsal buluşmada ikram edilen bu lezzet, Gaziantep’in toplumsal hafızasında derin bir yer ediniyor. 17. yüzyılda Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde "lahm-ı acinli börek" olarak anılan bu geleneksel tat, yüzyıllar boyunca ustadan çırağa aktarılarak bugünkü hâline ulaşmış durumda. Zırh ile kıyılmış kuzu eti, sarımsak, taze biber, maydanoz, domates ve baharatlarla hazırlanan iç harcıyla taş fırınlarda pişirilen Antep Lahmacunu, soğan içermemesi ve yüzde 35-40 oranında kuzu etiyle yapılmasıyla diğer lahmacunlardan ayrılıyor. "Bir kültürü, emeği ve geleneği tescilledik" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gaziantep Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Avrupa Birliği tescilinin yalnızca bir gastronomi başarısı değil, aynı zamanda kültürel bir mirasın dünyaya tanıtımı anlamına geldiğini vurguladı. Akıncı, "Antep Lahmacunu, Gaziantep mutfağının en özgün, en sevilen lezzetlerinden biridir. Asırlardır bu topraklarda aynı yöntemlerle, aynı özveriyle hazırlanır. Biz de bu emeği ve geleneği koruma altına almak, dünyaya tanıtmak amacıyla Avrupa Birliği’ne başvurumuzu 2023 yılında yapmıştık. Bugün bu sürecin başarıyla sonuçlandığını duyurmanın gururunu yaşıyoruz. Antep Lahmacunu, yalnızca Gazianteplilerin değil, ülkemizin de gurur kaynağıdır. Bu tescil, kökeni, üretim yöntemi ve kültürel bağlarıyla bir bütün olarak Gaziantep’e ait olduğunu tüm dünyaya tescil ettirmiştir. Her bir ustamızın emeği, her bir fırının kokusu artık Avrupa’da da ‘Gaziantep’ adıyla anılacaktır" dedi. Gaziantep’in Avrupa Birliği tarafından tescillenen diğer ürünleri arasında Gaziantep Baklavası, Araban Sarımsağı, Gaziantep Menengiç Kahvesi ve Antep Fıstık Ezmesi de yer alıyor. GTB’nin bugüne kadar Gaziantep adına 24 geleneksel ürünü tescil ettirdiğini hatırlatan Akıncı, Antep Fıstık Ezmesi ve Antep Lahmacunu’nun AB tescilli iki ürün olarak ayrı bir gurur kaynağı oluşturduğunu söyledi. Akıncı, bu süreçte her zaman desteklerini yanlarında hissettikleri TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür ederek, "Gaziantep’in geleneksel değerlerine sahip çıkmaya, bu mirası koruma altına almaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Dr. Demirçubuk, "İnek sütü masum değil"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:30 Dr. Demirçubuk, "İnek sütü masum değil" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Gümüş Demirçubuk, inek sütünün erken yaşta tüketilmesinin çocuk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Dr. Ayşe Gümüş Demirçubuk, bebeklerin ilk 12 ay boyunca yalnızca anne sütü veya uygun formül mamalarla beslenmesi gerektiğini vurgulayarak, "İnek sütü, bebeklerin sindirim sistemine uygun değildir. İçeriğindeki yüksek protein ve mineral oranı, böbrekleri zorlayabilir ve bağırsaklarda mikroskobik kanamalara neden olabilir. Bu durum, demir eksikliği anemisine yol açabilir" dedi. "Alerji ve laktoz duyarlılığına dikkat" Dr. Demirçubuk, bazı çocuklarda inek sütü proteinine karşı alerjik reaksiyonlar gelişebileceğini belirterek, "İnek sütü alerjisi, özellikle yaşamın ilk aylarında sık görülür. Bu durum cilt döküntüleri, kusma, ishal, karın ağrısı veya solunum problemleriyle kendini gösterebilir. Aileler, bu belirtileri fark ettiklerinde mutlaka bir uzmana başvurmalıdır. Bir yaşını dolduran çocuklarda, günlük süt alımı 200 ml’yi sınırılı kalmasını tercih ediyoruz. Aşırı süt tüketimi iştahsızlığa, demir eksikliğine ve dengesiz beslenmeye yol açabilir. Çocuğun yaşına uygun dengeli bir beslenme programı çok önemlidir" şeklinde konuştu. Anne Sütü Her Zaman İlk Tercih Dr. Ayşe Gümüş Demirçubuk, anne sütünün bebekler için en değerli besin olduğunu hatırlatarak, "Anne sütü, bebeğin ihtiyacı olan tüm besin öğelerini ve bağışıklık destekleyici maddeleri içerir. Her anne, ilk 6 ay sadece anne sütü vermeye gayret etmeli; 6. aydan sonra uygun ek gıdalarla birlikte emzirmeye devam etmelidir. 1 yaşından önce inek sütü verilmemeli. Süt alerjisi belirtileri gözlemlenirse doktora başvurulmalı. 1 yaşından sonra süt, ölçülü ve dengeli biçimde verilmelidir. Alternatif kalsiyum kaynakları (yoğurt, peynir, yeşil sebzeler) dengeli şekilde tüketilmelidir" diye konuştu.
Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:58 Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir" Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özcan Öcük, burun, dudak ve yüz hatlarına yapılan dolgu işlemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öcük, son yıllarda artan merdiven altı estetik uygulamalara dikkat çekerek, bu tür işlemlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. "Dolgu ve benzeri medikal estetik uygulamaları mutlaka uzman hekimler tarafından, uygun şartlarda ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılmalıdır" diyen Öcük, yanlış uygulamaların doku kaybı, kalıcı hasar hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara neden olabileceğini vurguladı. "Merdiven altı yapılan işlemlerde sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir" Dolgu botoks gibi işlemlerin uzmanlar tarafından yapılmasının önemine dikkat çeken Dr. Öcük, "Dolgu, botoks ve mezoterapi gibi işlemler mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Bu tür uygulamaların sertifikalı ve yetkin kişilerce gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Aksi takdirde, sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, işlemlerin uygun şartlarda, uzman kişiler tarafından ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılması büyük önem taşır. Ayrıca danışanlarımızın sosyal yaşamda görünüm ve yaşam kalitesi beklentileri de bizim için çok değerlidir. Bu sebeple, medikal estetik uygulamaların tamamı hijyenik şartlarda, güvenilir ve onaylı ürünlerle gerçekleştirilmelidir" şeklinde konuştu. "Hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler" Dr. Öcük, "Hatem Hastanesi bünyesindeki Estetik Merkezi’mizde; dolgu, botoks, lazer, fraksiyonel lazer, altın iğne ve mezoterapi gibi birçok medikal estetik işlem bizzat uzman doktorlarımız tarafından yapılmaktadır. Bu sayede hastalarımız, hem kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığı onaylı olmasından hem de işlemlerin hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler. Komplikasyon riskimiz oldukça düşüktür ve hastalarımızın güvenliği bizim için her zaman en öncelikli konudur" diye konuştu.
Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:51 Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir" Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özcan Öcük, burun, dudak ve yüz hatlarına yapılan dolgu işlemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öcük, son yıllarda artan merdiven altı estetik uygulamalara dikkat çekerek, bu tür işlemlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. "Dolgu ve benzeri medikal estetik uygulamaları mutlaka uzman hekimler tarafından, uygun şartlarda ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılmalıdır" diyen Öcük, yanlış uygulamaların doku kaybı, kalıcı hasar hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara neden olabileceğini vurguladı. "Merdiven altı yapılan işlemlerde sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir" Dolgu botoks gibi işlemlerin uzmanlar tarafından yapılmasının önemine dikkat çeken Dr. Öcük, "Bugün sizlere medikal estetik uygulamalardan bahsetmek istiyorum. Dolgu, botoks ve mezoterapi gibi işlemler mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Bu tür uygulamaların sertifikalı ve yetkin kişilerce gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Aksi takdirde, sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, işlemlerin uygun şartlarda, uzman kişiler tarafından ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılması büyük önem taşır. Ayrıca danışanlarımızın sosyal yaşamda görünüm ve yaşam kalitesi beklentileri de bizim için çok değerlidir. Bu sebeple, medikal estetik uygulamaların tamamı hijyenik şartlarda, güvenilir ve onaylı ürünlerle gerçekleştirilmelidir" şeklinde konuştu. "Hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler" Dr. Öcük, "Hatem Hastanesi bünyesindeki Estetik Merkezimizde; dolgu, botoks, lazer, fraksiyonel lazer, altın iğne ve mezoterapi gibi birçok medikal estetik işlem bizzat uzman doktorlarımız tarafından yapılmaktadır. Bu sayede hastalarımız, hem kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığı onaylı olmasından hem de işlemlerin hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler. Komplikasyon riskimiz oldukça düşüktür ve hastalarımızın güvenliği bizim için her zaman en öncelikli konudur" diye konuştu. (FA-LO-Y