Yerel Haberler
Gaziantep
08 Nisan 2026 Çarşamba - 17:04 Gaziantep’te eşinin yüzünü taşla ezip darbeden sanık ağır cezada yargılanacak Gaziantep’te boşanmak isteyen eşini, kafasına ve yüzüne taşla vurarak darp eden sanığın dosyası Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Gaziantep’te boşanmak istediği eşinin yüzünü taşla ezen ve "Kasten Yaralama" suçundan yargılanan Feyzullah Y.’nin davasının 2’nci duruşması, Gaziantep 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada sanık, sanık avukatı, müşteki Nazlı Y. ve avukatları hazır bulundu. Müşteki Nazlı Y., sanığın en ağır ceza ile cezalandırılmasını talep etti. Tutuklu sanık Feyzullah Y., önceki savunmalarını tekrar ettiğini belirterek suçsuz olduğunu ileri sürdü. Dava ağır cezaya gönderildi Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mevcut deliller doğrultusunda eylemin "eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturduğu kanaatine varan hakim, görevsizlik kararı vererek dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetti. Olayın geçmişi Olay, 27 Ocak günü Şehitkamil ilçesi Zeytinli Mahallesi Gaziantep Adliyesi yakınlarında meydana gelmişti. İddiaya göre, 3 çocuk annesi Nazlı Y. (26), 9 yıldır evli olduğu kocası Feyzullah Y.’den şiddet gördüğü ve şiddetli geçimsizlik yaşadığı nedeniyle boşanmak için başvurmuş, kocası ise şikayetinden vazgeçmesini istemişti. Daha sonrasında ise Feyzullah Y., şikayetinden vazgeçmeyeceğini söyleyen karısını adliye yakınlarında öldüresiye darp etmiş ve yüzü gözü kanlar içerisinde kalan ve ağır yaralanan kadın, çevredeki vatandaşlar tarafından son anda kurtarılmıştı.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 16:48 Gaziantep’te basın mensuplarına sosyal medya eğitimi verildi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürlüğü ev sahipliğinde, basın mensuplarının dijital dünyadaki yetkinliklerini artırmak amacıyla "Sosyal Medyanın Etkin Kullanımı" eğitim programı düzenlendi. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürlüğü tarafından kamu kurum ve kuruluşlardaki basın ve halkla ilişkiler bölümünde görev yapanlara yönelik düzenlenen "İletişimin Yeni Yüzyılı" Güçlü İletişim, Etkin Kamu Gaziantep eğitim programının ardından, basın mensuplarının dijital dünyadaki yetkinliklerini artırmak amacıyla "Sosyal medyanın etkin kullanımı" eğitim programı düzenledi. Program kapsamında, sosyal medyanın habercilikteki önemi, doğru ve etkili kullanım yöntemleri ile dijital platformların sunduğu fırsatlar ele alındı. Katılımcılara, sosyal medyanın hızlı bilgi akışı sağlamasıyla birlikte doğru ve güvenilir içerik üretiminin önemi de aktarıldı. "Basın kartı kimlik kartı olarak beyan edilebilecek" Basın kartlarının kimlik kartı olarak gösterildiğinde başka bir beyan söz konusu olmadan onun kabul görüleceğini ifade eden T.C. İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, "Biz İletişim Başkanlığı olarak basın mensuplarının daha kolay daha nitelikli şartlarda görevlerini ifa etmeleri için elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz. Basın kartları komisyonu başkanlığını İletişim Başkanımız Prof. Dr. Burhaneddin Duran Bey’in ilettiği görev çerçevesinde yürütüyorum. Gazetecilerin karşılaştığı sorunlarla ilgili çok sayıda bilgiyi edinme imkanına kavuşuyorum. Komisyon üyesi meslektaşlarımızın talep ettikleri, dillendirdikleri hususlar konusunda hazır çözümler üretmeye çalışıyoruz. En son İçişleri Bakanlığımızın yayınladığı emniyet teşkilatı ve mülki idare amirlerine göndermiş olduğu talimatlar doğrultusunda bir kimlik kartı olarak gösterildiğinde başka bir beyan söz konusu olmadan onun kabulü konusuna sizler de şahitsiniz. İletişim Başkanlığımız genel itibariyle bu eğitimleri sürdürecek. İletişim Başkanlığı olarak 19 bölge müdürlüğümüz bulunuyor. Bağlı bulunan illerdeki tüm basın mensuplarımızın taleplerini dinlemekle yükümlü" diye konuştu. Düzenlenen programa T.C. İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, Gaziantep Bölge Müdürü Mücahit Taşkın ve çok sayıda basın mensubu katıldı.
Gaziantep’te 2 genci öldüren 6 sanık hakim karşısına çıktı
08 Nisan 2026 Çarşamba - 14:15 Gaziantep’te 2 genci öldüren 6 sanık hakim karşısına çıktı Gaziantep’in Şehitkamil ilçesinde husumetliler arasında çıkan silahlı saldırıda hayatını kaybeden Fatih Tekin ve Enes Şimşek’in davasında 3’üncü duruşma görüldü. Gaziantep’in Şehitkamil ilçesinde husumetliler arasında çıkan silahlı saldırıda hayatını kaybeden Fatih Tekin ve Enes Şimşek cinayetine ilişkin davanın duruşması Gaziantep 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. ’Kasten öldürme’ suçu ile yargılanan 6 sanık, hakim karşısına çıktı. Duruşmada maktul aileler, maktul aile avukatları ve sanık avukatları hazır bulundu. Maktul yakınları suçluların en ağır cezayı almasını talep etti. Duruşmada savunma yapan sanık Ömer Yasin K., "Olay günü Ali Hamza K. ve Salman K.’nın elinde silah vardı. Ali Hamza K., Fatih’e doğru ateş etti. Salman K.’nın da Enes’e doğru ateş ettiğini gördüm. Maktullerin kullandığı aracın olay yerine geliş anını görmedim. Silah seslerini duyunca aşağı indim, ancak silahların kimde olduğunu ve araçtan iniş anını görmedim. Araba sesi gelince aşağıya indim. Fatih Tekin’in araçtan indiğini gördüm, elinde silah vardı ve iner inmez ateş etmeye başladı. Enes’e de ateş ettiğini gördüm. Bunun üzerine ben eve kaçtım. Biz Erikçe’den olay yerinden dönerken Fatih Tekin, Salman’ı arayarak, ’Sizi öldüreceğim’ dedi. Salman’ın ne cevap verdiğini alkollü olduğum için hatırlamıyorum. Maktulleri olay yerine biz çağırmadık. Aynı köylü olduğumuz için evimizin adresini biliyorlardı" dedi. "Silahları kimin getirdiğini bilmiyorum" Sanık Salman K., "Olay anında Samet P.’nin elinde silah vardı. Ben Samet’in elinden tüfeği alarak arabaya doğru bir el ateş ettim. Ali Hamza K.’nın da elinde silah vardı, ancak ateş edip etmediğini görmedim. Silahları kimin getirdiğini bilmiyorum. Araç bulunduğumuz yerin yaklaşık 10-15 adım mesafesinde durdu. Fatih Tekin araçtan indi, elinde silah vardı. Ateş edilince, çocukların yanında olduğu için Samet’in elindeki tüfeği aldım ve bir el ateş ettim. Umut Taşkesen’in elinde de silah vardı, başka bir tarafa kaçtığını gördüm ancak ateş ettiğini görmedim. Enes’in ateş ettiğini de görmedim. Cuma’nın kardeşi ile maktuller arasında husumet vardı, bu nedenle maktuller Cuma’ya saldırdı" dedi. "Cuma K. ile maktuller arasında husumet vardı" Sanık Ali Hamza K., "Cuma K. ile maktuller arasında husumet vardı. Olay günü bizi görünce Cuma K.’ya saldırdılar, biz de müdahale ettik. Benim maktullerle önceden bir husumetim yoktur. İlk olarak Fatih Tekin ateş etti. Biz de karşılık verdik. Ben Fatih Tekin’e doğru ateş ettim. Olay sırasında aramızda yaklaşık 10-15 metre mesafe vardı. Silahları evden ben getirdim. İki silah getirdim, birini önce Samet P.’ye verdim, o da Salman’a verdi. Olay günü Samet ile Salman telefonla konuştu. Fatih Tekin de Salman’ı arayarak ‘Sizi öldüreceğim’ dedi. Daha sonra maktuller araçla evin önüne geldiler. Araçtan ilk olarak Fatih Tekin indi, küfretti ve elindeki iki tüfekle peş peşe ateş etti. Enes de yanındaydı ve ateş ettiğini gördüm" ifadelerini kullandı. "Maktullerin bana neden saldırdığını bilmiyorum" Sanık Cuma K., "Maktuller ile abimin husumeti vardı. Maktullerin bana neden saldırdığını bilmiyorum. Olay yerinde Salman K. ve Ali Hamza K.’nın elinde pompalı tüfek vardı ve ateş ettiler. Karşıdan gelen araçtan Fatih ve Enes indi. İkisinin de elinde silah vardı. Fatih ateş etti. Enes’in elinde tabanca vardı ancak aracın arkasında olduğu için ateş edip etmediğini görmedim. Silahları Ali Hamza K.’nın evden getirip aşağı indirdiğini gördüm. Bekir’in elinde silah görmedim ve silah getirdiğini de bilmiyorum. Ben olay sırasında darp edildim ve polisin çağrılmasını istedim. Aracın arkasına saklandığım için kimin nereye ateş ettiğini görmedim, sadece silah seslerini duydum" ifadelerine yer verdi. Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesi amacıyla duruşmayı ileri bir tarihe erteleyerek, tutuklu sanıklar Ali Hamza K., Ömer Yasin K., Cuma K. ve Salman K. ile suça sürüklenen çocuklar Bekir K. ve Muhammet Samet P.’nin tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına karar verdi. Olayın geçmişi Olay, 23 Mart 2025 tarihinde Şehitkamil ilçesi Sam Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, iftar saatinde Fatih Tekin (33) ve akrabası Enes Şimşek’in (25) bulunduğu aracın önü husumetli oldukları şahıslar tarafından kesildi. Araçtan inen ikili ile şahıslar arasında tartışma çıktı. 3-4 kişi olduğu tahmin edilen şahıslar, Fatih Tekin ve Enes Şimşek’e pompalı tüfekle ateş etti. Vücuduna isabet eden saçmalarla Fatih Tekin olay yerinde hayatını kaybederken, ağır yaralanan Enes Şimşek de sağlık ekipleri tarafından kaldırıldığı Şehitkamil Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Gaziantep’te 2 genci öldüren 6 sanık hakim karşısına çıktı
08 Nisan 2026 Çarşamba - 14:08 Gaziantep’te 2 genci öldüren 6 sanık hakim karşısına çıktı Gaziantep’in Şehitkamil ilçesinde husumetliler arasında çıkan silahlı saldırıda hayatını kaybeden Fatih Tekin ve Enes Şimşek cinayetine ilişkin davanın 3’üncü duruşması görüldü. Gaziantep’in Şehitkamil ilçesinde husumetliler arasında çıkan silahlı saldırıda hayatını kaybeden Fatih Tekin ve Enes Şimşek cinayetine ilişkin davanın duruşması Gaziantep 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. "Kasten öldürme" suçu ile yargılanan 6 sanık, hakim karşısına çıktı. Duruşmada maktul aileler, maktul aile avukatları ve sanık avukatları hazır bulundu. Maktul aile yakınları suçluların en ağır cezayı almasını talep etti. Duruşmada savunma yapan sanık Ömer Yasin K., "Olay günü Ali Hamza K. ve Salman K.’nın elinde silah vardı. Ali Hamza K., Fatih’e doğru ateş etti. Salman K. da Enes’e doğru ateş ettiğini gördüm. Maktullerin kullandığı aracın olay yerine geliş anını görmedim. Silah seslerini duyunca aşağı indim, ancak silahların kimde olduğunu ve araçtan iniş anını görmedim. Araba sesi gelince aşağıya indim. Fatih Tekin’in araçtan indiğini gördüm, elinde silah vardı ve iner inmez ateş etmeye başladı. Enes’e de ateş ettiğini gördüm. Bunun üzerine ben eve kaçtım. Biz Erikçe’den olay yerinden dönerken Fatih Tekin, Salman’ı arayarak ‘Sizi öldüreceğim’ dedi. Salman’ın ne cevap verdiğini alkollü olduğum için hatırlamıyorum. Maktulleri olay yerine biz çağırmadık. Aynı köylü olduğumuz için evimizin adresini biliyorlardı" dedi. "Silahları kimin getirdiğini bilmiyorum" Sanık Salman K., "Olay anında Samet P.’nin elinde silah vardı. Ben Samet’in elinden tüfeği alarak bir el ateş ettim. Arabaya doğru ateş ettim. Ali Hamza K. da elinde silah vardı, ancak ateş edip etmediğini görmedim. Silahları kimin getirdiğini bilmiyorum. Araç bulunduğumuz yerin yaklaşık 10-15 adım mesafesinde durdu. Fatih Tekin araçtan indi, elinde silah vardı. Ateş edilince, çocukların yanında olduğu için Samet’in elindeki tüfeği aldım ve bir el ateş ettim. Umut Taşkesen’in elinde de silah vardı, başka bir tarafa kaçtığını gördüm ancak ateş ettiğini görmedim. Enes’in ateş ettiğini de görmedim. Cuma’nın kardeşi ile maktuller arasında husumet vardı, bu nedenle maktuller Cuma’ya saldırdı" dedi. "Cuma K. ile maktuller arasında husumet vardı" Sanık Ali Hamza K., "Cuma K. ile maktuller arasında husumet vardı. Olay günü bizi görünce Cuma K.’ya saldırdılar, biz de müdahale ettik. Benim maktullerle önceden bir husumetim yoktur. İlk olarak Fatih Tekin ateş etti. Biz de karşılık verdik. Ben Fatih Tekin’e doğru ateş ettim. Olay sırasında aramızda yaklaşık 10-15 metre mesafe vardı. Silahları evden ben getirdim. İki silah getirdim; birini önce Samet P.’ye verdim, o da Salman’a verdi. Olay günü Samet ile Salman telefonla konuştu. Fatih Tekin de Salman’ı arayarak ‘Sizi öldüreceğim’ dedi. Daha sonra maktuller araçla evin önüne geldiler. Araçtan ilk olarak Fatih Tekin indi, küfretti ve elindeki iki tüfekle peş peşe ateş etti. Enes de yanındaydı ve ateş ettiğini gördüm" ifadelerini kullandı. "Maktullerin bana neden saldırdığını bilmiyorum" Sanık Cuma K., "Maktuller ile abimin husumeti vardı. Maktullerin bana neden saldırdığını bilmiyorum. Olay yerinde Salman K. ve Ali Hamza K.’nın elinde pompalı tüfek vardı ve ateş ettiler. Karşıdan gelen araçtan Fatih Tekin ve Enes indi. İkisinin de elinde silah vardı. Fatih ateş etti. Enes’in elinde tabanca vardı ancak aracın arkasında olduğu için ateş edip etmediğini görmedim. Silahları Ali Hamza K.’nın evden getirip aşağı indirdiğini gördüm. Bekir’in elinde silah görmedim ve silah getirdiğini de bilmiyorum. Ben olay sırasında darp edildim ve polisin çağrılmasını istedim. Aracın arkasına saklandığım için kimin nereye ateş ettiğini görmedim, sadece silah seslerini duydum" ifadelerine yer verdi. Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesi amacıyla duruşmayı ileri bir tarihe erteleyerek, tutuklu sanıklar Ali Hamza K., Ömer Yasin K., Cuma K. ve Salman K. ile suça sürüklenen çocuklar Bekir K. ve Muhammet Samet P.’nin tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına karar verdi. Olay geçmişi Olay, 23 Mart 2025 tarihinde Şehitkamil ilçesi Sam Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, iftar saatinde Fatih Tekin (33) ve akrabası Enes Şimşek’in (25) bulunduğu aracın önü husumetli oldukları şahıslar tarafından kesildi. Araçtan inen ikili ile şahıslar arasında tartışma çıktı. 3-4 kişi olduğu tahmin edilen şahıslar, Fatih Tekin ve Enes Şimşek’e pompalı tüfekle ateş etti. Vücuduna isabet eden saçmalarla Fatih Tekin olay yerinde hayatını kaybederken, ağır yaralanan Enes Şimşek de sağlık ekipleri tarafından kaldırıldığı Şehitkamil Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. (FA-SVY-Y)
’İletişimin Yeni Yüzyılı’ eğitim programı Gaziantep’te düzenlendi
08 Nisan 2026 Çarşamba - 12:22 ’İletişimin Yeni Yüzyılı’ eğitim programı Gaziantep’te düzenlendi "İletişimin Yeni Yüzyılı" Güçlü İletişim, Etkin Kamu, Gaziantep eğitim programı, İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlendi. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürlüğü tarafından kamu kurum ve kuruluşlardaki basın ve halkla ilişkiler bölümünde görev yapanlara yönelik "İletişimin Yeni Yüzyılı" Güçlü İletişim, Etkin Kamu Gaziantep eğitim programı düzenlendi. Panorama müzesi toplantı salonunda düzenlenen programda, kurumsal kimlik disiplini, resmi yazışma kuralları, basın kartları, sosyal medyanın etkili kullanımı, stratejik metin yazımı, modern iletişim araçları ve kurumlar arası iş ve söylem birliği gibi konular ele alındı. "Kurumsal kapasitemizi en üst seviyeye çıkaracak başlıkları masaya yatırıyoruz" Kapsamlı şekilde hazırladıkları eğitim programı çerçevesinde, kurumsal kapasiteyi en üst seviyeye çıkaracak başlıkların konuşulacağını belirten T.C. İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, "Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak bizler, yalnızca bilgi aktaran bir kurum değil, aynı zamanda Cumhurbaşkanımızın ve devletimizin hakikati koruma misyonunda öncülük yapıyoruz. Millet-devlet iletişimini sağlayarak; vatandaşımızın devlete açılan kapısı olmaya devam ediyoruz. Kapsamlı şekilde hazırladığımız eğitim programı çerçevesinde, kurumsal kapasitemizi en üst seviyeye çıkaracak başlıkları masaya yatırırken aynı zamanda kurumlar arası iş ve söylem birliği hususlarına da vurguda bulunacağız. Eğitimimizde şu konuları ele alacağız. CİMER platformu hepinizin bildiği gibi, vatandaşlarımızın talep ve görüşlerini ilettiği önemli bir iletişim kanalıdır, millet-devlet iletişiminin de dayanağıdır. GENCİMER ile özellikle gençlerimize dokunan yeni nesil iletişim dilimizi daha da geliştireceğiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi: gençlerle aynı yöne bakıyor, aynı duyguları paylaşıyor, aynı hayallerin peşinden gidiyoruz. Birileri sosyal medya mecralarında kendilerini gaza getirirken biz gençlerimizle yüz yüze, göz göze, diz dize, el ele, gönül gönüle Türkiye Yüzyılı’na yürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız, faaliyetlerini ve görev alanını gençlerimize ilk elden aktarırken aynı zamanda hakikati koruma misyonunun kendileri için ne anlama geldiğini de ortaya koyacaktır" dedi. "Basın kartları resmi kimlik sayılacak" Doğru ve güvenilir bir habercilik anlayışıyla hareket eden basın mensuplarının güçlendirilmesi için faaliyetleri sürdürdüklerini aktaran Şahin, basın kartlarının resmi kimlik sayıldığını söyleyerek, "Devlet geleneğimizin ve kurumsal disiplinimizin temeli, kamuda söylem birliğidir. Yazışmalardaki nezaket dili, hukuki hassasiyet ve anlam bütünlüğü devletimizin vakarına yakışır şekilde sürdürülmelidir. Bugün burada vereceğimiz eğitimler, resmi yazışmaların bürokratik birer süreç olmanın ötesinde kamuda söylem birliğinin temelinde yer alan kritik bir iletişim süreci olduğunu da ortaya koyacaktır. Milletimizin sesi olan, kamunun vicdanı olan, mazlumların sesi olan, doğru ve güvenilir bir habercilik anlayışıyla hareket eden değerli basın mensuplarımızın güçlendirilmesi için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu anlamda, İçişleri Bakanlığımızın da basın kartlarının resmi kimlik olduğuna dair hatırlatmasının Başkanlığımızın çalışmalarıyla eşgüdümlü şekilde gerçekleştiğini ifade etmek isterim. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın yerel medya ile olan ilişkilerinin geliştirilmesi için Bölge Müdürlüklerimizle koordineli çalışmalara devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Sosyal medyanın etkili kullanılmasına ilişkin eğitim düzenlenecek" Sosyal medyanın etkili kullanılmasına ilişkin eğitim düzenleneceğini aktaran Şahin, "Sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte dezenformasyonun da yaygınlaştığı ve enformatik cehaletin hakim hale geldiği görülmektedir. Kamu kurumlarımız ve personelimiz dezenformasyon tehdidiyle dolu bu mecrayı, doğru ve etkili kullanmakla yükümlüdür. Bugün burada Cumhurbaşkanımızın çizdiği sınırlar ve ortaya koyduğu hassasiyetler çerçevesinde sosyal medyanın etkili kullanılmasına ilişkin eğitim düzenlenecektir. Bunu özellikle belirtmek isterim ki; bu program dinamik bir süreçtir ve sizin bu husustaki hassasiyetleriniz çalışmalarımıza değer katacaktır. Umut ediyorum ki faydalı bir etkinlik gerçekleştirmiş olacağız, bu vesileyle tüm katılımcılara teşekkür ediyor, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum" şeklinde konuştu. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Halil Uğur, düzenlenen eğitimin kamu kurumu ve kuruluşlarıyla yerel basın ve ulusal basındaki etkileri ve aradaki bağı güçlendirmek adına önemli olduğunu vurguladı. Resmi yazışmaların önemine dikkat çeken Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen ise 3 etapta yapılacak eğitimlerin ve sosyal medya iletişiminin çok önemli olduğunu ifade etti. Program, katılımcılara CİMER eğitimi verilmesinin ardından son buldu. Düzenlenen programa, T.C. İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Halil Uğur ve Gaziantep Bölge Müdürü Mücahit Taşkın ile kurumların personeli katıldı.
Türkiye-Suriye ekonomik ilişkilerinde yeni dönem: JETCO ile yol haritası belirlendi
08 Nisan 2026 Çarşamba - 11:41 Türkiye-Suriye ekonomik ilişkilerinde yeni dönem: JETCO ile yol haritası belirlendi Türkiye ile Suriye arasında ekonomik ve ticari ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralayacak önemli bir adım atıldı. Türkiye-Suriye JETCO (Ortak Ekonomik ve Ticaret Komitesi) 1. Dönem Toplantısı, İstanbul’da geniş katılımla gerçekleştirildi. Toplantıya, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Nidal el-Şa’ar ve beraberindeki heyetin yanı sıra DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı Mahsum Altunkaya ve çok sayıda davetli katıldı. JETCO protokolü imzalandı Toplantıda, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri tüm boyutlarıyla ele alan ve önümüzdeki dönemde atılacak adımları kapsayan JETCO 1. Dönem Protokolü imzalandı. Protokole, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Nidal el-Şa’ar imza attı. Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Görüşmelerimiz neticesinde, ikili ticari ve ekonomik ilişkilerimizi kapsamlı şekilde ele alan ve önümüzdeki dönemde atacağımız adımları içeren bir yol haritası niteliğindeki JETCO 1. Dönem Protokolü’nü imzaladık. Komşuluk hukukumuz ve kardeşlik bağlarımızla bölgesel kalkınma yolunda kararlılıkla ilerliyoruz" ifadelerini kullandı. İş dünyası iş birliğine odaklandı DEİK Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı Mahsum Altunkaya ise iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişimine yönelik yürütülen çalışmaların önemine dikkat çekti. Altunkaya, "DEİK/Türkiye-Suriye İş Konseyi, Türkiye-Orta Doğu ve Körfez İş Konseyleri çatısı altında 2000 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir. 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş süreciyle birlikte çalışmalarımızı daha kısıtlı imkânlarla sürdürmek durumunda kaldık. Bu süreçte özellikle İstanbul, Gaziantep, Hatay ve diğer büyük illerde faaliyet gösteren Suriyeli iş insanları aracılığıyla çalışmalarımıza devam ettik" dedi. Suriye’de yeni hükümet yapısının oluşmasıyla birlikte muhatapların netleştiğini belirten Altunkaya, Suriye-Türkiye İş Konseyi (STİK) temsilcileriyle yeniden bir araya gelmekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. 10 mutabakat zaptı imzalandı Altunkaya, 6 Ağustos 2025 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen toplantıya da değinerek, "Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Prof. Dr. Muhammed Nidal eş-Şa’ar ile iki ülkenin iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla düzenlediğimiz yuvarlak masa toplantısının ardından, 6’sı DEİK ile olmak üzere toplam 10 mutabakat zaptı anlaşmasının imzalanmasına zemin hazırladık" şeklinde konuştu. Bu kapsamda DEİK ile Şam, Halep, Lazkiye ve Hama Ticaret Odaları arasında iş birliği anlaşmalarının hayata geçirildiğini belirten Altunkaya, bölgesel ekonomik entegrasyon açısından önemli bir mesafe kat edildiğini vurguladı. Ticaret hacmi 3,7 milyar dolara ulaştı İki ülke arasındaki ticaret verilerine de değinen Altunkaya, 2025 yılında Türkiye’nin Suriye’ye ihracatının 3,5 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Aynı dönemde Suriye’den yapılan ithalatın yüzde 46 oranında azalarak 235 milyon dolara gerilediğini belirten Altunkaya, toplam ticaret hacminin 3,7 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Altunkaya, "İhraç ettiğimiz başlıca kalemler arasında değirmencilik ürünleri, demir-çelik ve plastik ürünleri yer alırken; ithalatta pamuk, bitkisel ve hayvansal yağlar ile yaş sebze öne çıkmaktadır. Bu kalemleri çeşitlendirmek, ihracatımızı ve yatırımlarımızı artırmak ve karşılaşılan sorunlara çözüm üretmek amacıyla bir araya geldik. Önümüzdeki sürecin iki ülke arasındaki dostluk ve ticari ilişkilerin gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz" diye konuştu. Toplantı plaket takdimiyle sona erdi Toplantının sonunda, DEİK Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı Mahsum Altunkaya tarafından Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Nidal el-Şa’ar’a plaket takdim edildi.
Gaziantep’te öğrencilerden Filistinlilere yönelik idam kararına tepki
07 Nisan 2026 Salı - 22:01 Gaziantep’te öğrencilerden Filistinlilere yönelik idam kararına tepki Gaziantep’te imam hatip ortaokul ve lise öğrencileri, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatmasına ve Filistinli esirlere yönelik idam kararına tepki gösterdi. Gaziantep’in Şahinbey ilçesindeki Prof. Dr. Mehmet Görmez Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Ortaokulu öğrencileri, İsrail Parlamentosu’nun yalnızca Filistinlilere uygulanması öngörülen idam cezası yasasını onaylamasını ve Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasını düzenledikleri basın açıklamasıyla kınadı. Okulun bahçesinde düzenlenen basın açıklamasında öğrenciler ellerinde Türk ve Filistin bayrakları ile "Mescid-i Aksa Onurumuzdur", "Mescid-i Aksa Özgür Olacak", "Nehirden Denize Özgür Filistin" ve "İdama Hayır Zulme Karşı Haykır" sloganları atarak tekbir getirdi. Öğrenciler adına basın açıklamasını okuyan Bedrettin Arslan, işgalci İsrail’in Filistinli esirlere yönelik idam kararını eleştirerek, kararın "gayrimeşru" olduğunu belirterek uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini söyledi. "Bu tüm dünyanın ortak utancı olacaktır" İdam kararlarının tüm insanlığın vicdanını hedef aldığını ifade eden Arslan, "Bugün insanlık vicdanını derinden etkileyen büyük bir acının tam ortasındayız. Bugün susmayı tercih edersek bir ömür boyu içimizdeki vicdanın sesini susturamayız. Vicdan sahibi herkesi bu tarihi dönemeçte doğru tarafta durmaya davet ediyoruz. Eğer bugün 12 bin masum, çocuk, kadın ve erkek idam edilirse bu tüm dünyanın ortak utancı olacaktır. İsrail ve Amerika bu zulmü yaptığı için ve dünyanın geri kalanı ise sustuğu için hakkın huzurunda mahkum olacaktır" dedi. "Gerçek ve etkili müdahaleler gereklidir" Gazze’ye yönelik saldırıların tarihin en büyük insan hakları ihlallerinden biri haline geldiğini söyleyen Arslan, "Bugün Gazze’de yaşananların artık bir çatışma değil, açık ve sistematik bir soykırım ve insanlık suçudur. Bu tabloyu görmezden gelenler, sessiz kalanlar ve harekete geçmeyenler de bu suçun ortağıdır. Buradan vicdan sahibi olan herkese sesleniyoruz; bu zulüm kabul edilemez, bu sessizlik sürdürülemez. Derhal somut adımlar atılmalıdır. Artık kınama mesajları değil, gerçek ve etkili müdahaleler gereklidir. Adalet geciktikçe vicdan sahibi insanların da sabrı tükeniyor. İnsanlık kaybediyor" ifadelerini kullandı. "Mescid-i Aksa’nın kapanmasıyla tüm mabetlerimize gölge düştü" İşgalci İsrail’in "olağanüstü hal" ve İran’a yönelik savaştan kaynaklanan güvenlik şartları bahanesiyle Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatmasına da tepki gösteren Arslan, "Bununla beraber ilk kıblemiz Mescid-i Aksa, 850 yıldır ilk defa ibadete kapatıldı. İnsanlık haklarından hiçbirine saygısı olmayan Siyonist devlet, insanların ibadet haklarına da müdahale etti. Bunlar bu cesareti ellerindeki güç ve silahla beraber 2 milyar Müslüman aleminin sessizliğinden almaktadır. Bu konuda İslam dünyasının liderlerinden ortak ve etkili bir irade bekliyoruz. Mescid-i Aksa’nın kapanmasıyla tüm mabetlerimize gölge düşmüş, mabedimize namahrem eli değmiştir. Biz Müslüman gençler olarak buradan haykırıyoruz. Mescid-i Aksa bir gün mutlaka özgürleşecektir. Mescid-i Aksa’nın kutsallığına gölge düşüren her namahrem el kırılacak ve bunun hesabı mutlaka sorulacaktır. Filistin halkı da Mescid-i Aksa da yalnız değildir. Zulme karşı susmayacağız. Geri adım atmayacağız, insanlık onuru için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Buradan vicdan sahibi herkesi bu zulmü haykırmaya ve protesto etmeye davet ediyoruz. Gülşen Batar Anadolu Lisesi gençliğine çağrıda bulunuyoruz; bu konuda bizimle misiniz? ‘Zalimler için yaşasın cehennem’ diyor ve Gazze’nin zindanlarında şehadeti bekleyen yiğitlere selamlarımızı ve dualarımızı gönderiyoruz" diye konuştu.
Bakan Tekin: "Müfredatımızın içerisine çocuklarımızın dini inançlarını öğrenebilecekleri yeni dersler ekledik"
07 Nisan 2026 Salı - 18:30 Bakan Tekin: "Müfredatımızın içerisine çocuklarımızın dini inançlarını öğrenebilecekleri yeni dersler ekledik" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Gaziantep’te cemevini ziyaret ederek Alevi vatandaşlarla bir araya geldi. Ziyaret sırasında konuşan Bakan Tekin, "Müfredatımızın içerisine çocuklarımızın dini inançlarını öğrenebilecekleri yeni dersler ekledik. Dede ve zakir eğitimi konusunda sorunları aşmak üzere modüller tanımladık" dedi. Bir dizi program için Gaziantep’te bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Şahinbey ilçesine bağlı kırsal Killik Mahallesi Cemevi’ni ziyaret ederek Alevi vatandaşlarla bir araya geldi. Bakan Yusuf Tekin’e Vali Kemal Çeber, AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ile kent protokolü de eşlik etti. Ziyaret sırasında konuşan Bakan Tekin, milli birlik ve beraberlik için bakanlık olarak her adımı atmaya devam edeceklerini söyledi. "Milli Eğitim Bakanlığı’nın asli işlevi toplumda birliği, beraberliği, millet olma bilincini bilen bir kuşak yetiştirmek" Ziyaret sırasında konuşan Bakan Yusuf Tekin, "Milli Eğitim Bakanlığı’nın asli işlevinin toplumda birliği, beraberliği, millet olma bilincini, tarihimize, kültürümüze, geleneklerimize, birlikte yaşama arzumuza, medeniyetimize sahip çıkan, çıkması gereken, bunu korumayı kendisine ödev bilen bir kuşak yetiştirmek, bizim asli işlevimiz diye yaklaştık hep. Başladığım günden beri de böyle devam ediyorum. Attığımız her adım, yaptığımız her şey bu coğrafyayı bize vatan kılan büyüklerimize, atalarımıza, dedelerimize, şehitlerimize, gazilerimize ve onların bize bıraktığı birikime sahip çıkma duyarlılığıyla hareket ettik. Müfredatımızı revize ederken bu parametreden hareket ettik. Dedik ki dünya insani değerlerin hiçe sayıldığı, çatışmanın insanları yönetmek için, fitne ve fesadın insanları bölmek için, bölüp rahat yönetebilmek için bir metot olarak kullanıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bizim coğrafyamız ise bütün emperyal güçlerin ağzının suyunu akıtarak baktığı, imrendiği bir coğrafya. Bu coğrafyanın biraz önce söylediğim değerlere göre aynı hassasiyetlerle korunabilmesi için bizim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşlik hukukumuzu devam ettirecek şeyler, bütün dünyaya meydan okuyacak tarzda adımlar atmamız gerekir" dedi. "Kardeşlik iklimini yeniden egemen kılmak için artık hiçbir bahanemiz kalmadı" Bakan Yusuf Tekin, "Türkiye’de yeniden kardeşlik iklimini tesis edecek, milli birliğimizi, beraberliğimizi güçlendirecek ne kadar adım varsa atılması gereken, atmaya çaba sarf ettik. Cumhurbaşkanımızın bu konudaki riyasetinde çok önemli adımlar attık. Bilhassa bu süreçte Cumhur İttifakı’nın büyük önderi, büyük ortağı Doktor Devlet Bahçeli’nin de katkısıyla beraber süreç farklı bir noktaya evrildi. Şu an Türkiye’de artık biz yürütme gücünü temsil eden kişilerin arkasına aldığı bu güçlü siyasi iradeyle beraber bu kardeşliği tesis etmesi için, kardeşlik iklimini yeniden egemen kılması için artık hiçbir bahanemiz kalmadı. Biz de bu realiteden hareketle hareket ediyoruz ve Anadolu’da gittiğimiz her yerde bu bayrağın altında yaşamaktan onur duyan, bu bayrağın üstümüzde dalgalanmasından gurur duyan herkesle bu bayrağın ilelebet dalgalanması için birlikte çalışacağımızı, sorunlarımızı beraber aşacağımızı deklare eden çalışmalar yapıyoruz. Bu anlamda 2022 yılında atılan, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Cem Evi Kültür Başkanlığı bu anlamda çok önemli bir adım" ifadelerine yer verdi. "Müfredatımızın içerisine çocuklarımızın dini inançlarını öğrenebilecekleri yeni dersler ekledik" Bakanlık olarak çocukların dini inançlarını öğrenebilecekleri dersleri yeni müfredata eklediklerini söyleyen Bakan Tekin, "Geçen cumartesi günü İstanbul’da bir grup dedeyle sohbetimiz vardı. Ben ’son 100 yıl içinde atılmış en önemli adımlardan bir tanesi’ dedim. O da düzeltti. Dedi ki ’500 yıl içinde atılmış en önemli adım.’ Bu adımın içini dolduracak işleri yapmak bize düşer. Milli Eğitim Bakanı bir kardeşiniz olarak, bu coğrafyanın yetiştirdiği bir kardeşiniz olarak, bu coğrafyada milli birlik ve beraberliği güçlendirmenin ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunun farkında olan bir kardeşiniz olarak biz de Milli Eğitim Bakanlığı adına bu süreçte yapılması gereken şeyleri yapıyoruz. Bu arada Erdal beye teşekkür ederim. Bu süreci başından beri çok sağlıklı bir şekilde koordine ediyor. Biz Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yapabileceğimiz şeyleri sıraladık. Bundan yaklaşık iki yıl önce ’Anadolu İrfanının Eğitime Katkıları’ başlığıyla başlattığımız çalışmayla önce programlarımız, yani okul müfredatımız içerisinde bu anlamda bu milli birlik ve beraberliğimize zarar verdiğini düşündüğümüz ifadeleri ayıkladık, yeni hususlar ekledik. Müfredatımızın içerisine çocuklarımızın dini inançlarını öğrenebilecekleri yeni dersler ekledik. Bunu yaparken de çocuklarımızın mahremiyetine, çocuklarımızın bu anlamdaki hassasiyetine azami derece dikkat gösterdik. Kimseyi deşifre etmek, kimseyi söylemek istemediği, açıklamak istemediği bir kişisel inancını açığa çıkarmak gibi bir durumla karşı karşıya bırakmadan hassas bir biçimde yürüttük. Yürütmeye de devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Dede ve zakir eğitimi konusunda sorunları aşmak üzere modüller tanımladık" Dede ve zakir eğitimi için bakanlık olarak çalışmalar yaptıklarını söyleyen Bakan Tekin, "Şimdi son günlerde üzerinde odaklandığımız bir diğer konu Türkiye’de özellikle dede ve zakir eğitimi konusunda yaşadığımız sorunları aşmak üzere Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüz üzerinden modüller tanımladık. Onları da inşallah yakın bir zamanda süreci tamamlayıp kamuoyuyla paylaşmış olacağız. Ben mevzuya şöyle bakıyorum. Veysel birlik şiirine başlarken ’Allah birdir, Peygamber hak’ diye başlıyor ve bitirirken de diyor ki ’Alevi Sünni’lik nedir, menfaattir varvarası’. Ben böyle bakıyorum. Aramıza ayrılık ve nifak tohumu sokan kişilerin, bu konuları siyasi çıkarlarına alet edinmek isteyen insanların için aramıza bu nifak tohumlarını sokup, bu nifaklardan beslenen bir kitlenin olduğunu Türkiye’de hep beraber farkındayız. Ve ben bir kardeşiniz olarak samimiyetle, bir Müslümana yakışır bir biçimde, bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yakışır bir biçimde, ayrım gözetmeksizin bütün Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarının ihtiyaçlarını giderecek çözümler üretmeyi, milli birliğimizi güçlendirecek, pekiştirecek adımlar atmayı bir görev olarak görüyorum ve böyle davranıyorum. Bunun bütün siyasi münazaaların ötesinde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Böyle de yürümeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın ve Bahçeli’nin bizi bu konuda bize yönelik destekleri bizi çok cesaretlendiriyor. Ben şuna inanıyorum. Bizim inanç merkezlerimiz, ibadet alanlarımız, bizi millet olarak bir arada tutan, birliğimizi, beraberliğimizi güçlendiren mekânlar. Hep beraber buna sahip çıkmamız gerekir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Birlik ve beraberlik iklimini pekiştirecek adımları atmak için buradayız" Ziyaret sırasında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Bakan Tekin, "Milli birliğimizi ve beraberliğimizi güçlü kılmazsak emperyal güçlerin, müstevli hedefleri olan yapıların çok hızlı bir biçimde pençesine düşebiliriz Allah korusun. Bunun tarih boyunca örnekleri çok fazla. O yüzden bize devlet sorumluluğunu taşıyan, milletin sorumluluğunu taşıyan insanlar olarak bizlere düşen görev de bunu, bu birlik ve beraberliği güçlendirecek adımlar atmak. Ben bugün buradaki ziyaretimin bu şekilde yorumlanmasını arzu ederim. Ben bir kardeşiniz olarak bu birlik ve beraberlik iklimini pekiştirecek ne tür adımlar atılması gerekiyorsa hem şahsım hem de temsil ettiğim Cumhurbaşkanımızın iradesiyle bu adımları atmak için burada olduğumuzu ifade etmek üzere buradaydık. Ev sahipliğiniz için, davetiniz için tekrar çok teşekkür ediyorum. Allah birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin diyorum" diye konuştu.
GTB’de "Zirai mahsullerde indirimli tevkifat oranları" anlatıldı
07 Nisan 2026 Salı - 18:19 GTB’de "Zirai mahsullerde indirimli tevkifat oranları" anlatıldı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), üyelerine yönelik "Zirai Mahsullerde Uygulanan İndirimli Tevkifat Oranları" konulu bilgilendirme toplantısı düzenledi. Gaziantep Defterdarlığı iş birliğinde gerçekleştirilen programa, Gelir Uzmanları İhsan Gökdeniz ve Özlem Beşli konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda; hatalı beyanların nasıl düzeltileceği, süre kaçırıldığında izlenecek yollar, tescil ve beyan süreçlerinde dikkat ile e edilmesi gerekenler -müstahsil makbuzunda iptal ve düzeltme süreçleri gibi kritik başlıklar ele alınarak katılımcılara detaylı bilgiler aktarıldı. Uzmanlar yaptıkları sunumda, zirai kazançlarda tevkifat uygulamasının 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında yürütüldüğünü belirterek, özellikle ticaret borsalarında tescil edilen işlemlerde uygulanan indirimli tevkifat oranlarının üretici ve alıcı açısından önemli avantajlar sağladığını ifade etti. Toplantıda ayrıca; hatalı beyanların düzeltilmesi, süresi içinde yapılmayan işlemlerde izlenecek yollar, borsa tescil süreçlerinin önemi ve muhtasar beyanname uygulamalarında dikkat edilmesi gereken hususlar ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Gelir Uzmanları Gökdeniz ve Beşli, borsa tescilinin zamanında yapılmasının hem indirimli oranlardan yararlanılması hem de muhtemel cezai yaptırımların önüne geçilmesi açısından kritik olduğuna dikkat çekerek, süresi dışında verilen beyannamelerde usulsüzlük ve vergi zirai cezalarıyla karşılaşılabileceğini vurguladı. E-müstahsil makbuzuna ilişkin süreçlerin de ele alındığı toplantıda, iptal ve düzeltme işlemlerinde dikkat edilmesi gereken teknik detaylar katılımcılarla paylaşılırken, belge düzeninin mevzuata uygun yürütülmesinin önemine işaret edildi. Program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Tekin: "Son 25 yılda eğitim-öğretimde uluslararası oranlara eriştik"
07 Nisan 2026 Salı - 16:18 Tekin: "Son 25 yılda eğitim-öğretimde uluslararası oranlara eriştik" Gaziantep’te ’Öğrencilerin Söz Varlığının Tespiti, Geliştirilmesi ve İzlenmesi Projesi 5. Çalıştayı’na katılan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitim-öğretimde son 25 yıldaki değişimlere ait verileri paylaşarak, "Son 25 yılda eğitim-öğretimde uluslararası oranlara eriştik" dedi. Bakan Tekin, yapılan yeniliklerle ilgili umutlu olduğunu söyleyerek, "Çocuklarımız ve gençlerimiz dünyaya örnek teşkil eden geçmişimizi öğrensin istedik. Birkaç yıl içerisinde çocuklarımız bizden çok daha iyi Türkçe konuşacak" ifadelerini kullandı. Gaziantep Öğretmenevi’ndeki ’Öğrencilerin Söz Varlığının Tespiti, Geliştirilmesi ve İzlenmesi Projesi 5. Çalıştayı’nda konuşan Bakan Tekin, son 25 yılda eğitim-öğretimde yapılan çalışmalarla ilgili verileri paylaştı. Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin hayatı geçirilmesinin nedenleri ve ileriye dönük amaçlarıyla ilgili de bilgi verdi. "Son 25 yılda eğitim-öğretimde uluslararası oranlara eriştik" Eğitim-öğretimde son 25 yıldaki değişimlere ait verileri paylaşan Tekin, "2002-2003 eğitim öğretim döneminde Türkiye’de yaklaşık olarak 330-350 civarında sınıfımız vardı. 350 bin civarında sınıfta ders görüyordu öğrencilerimiz. Bunun yarısının deprem ya da benzeri sebeplerle ekonomik ömrünü tamamladığını düşünürsek o günden elimizde kalan 150 bin civarında derslik olduğunu söyleyebiliriz. Bugün çok şükür 750 bin sınıfımız var. 150 bin oradan kaldığını düşünürsek yaklaşık 5 kat artmış. Aynı şey insan kaynağı açısından da geçerli. Öğretim başına düşen öğrenci sayısının çok kalabalık olduğu, öğretmenlerimizin iş yükünün çok yoğun olduğu realitesinden hareketle öğretmen başına düşen öğrenci sayısının azaltılması gerektiği konuşuldu ve yaklaşık 830 öğretmen atılması yapıldı bu aradan geçen süre içerisinde. Oradaki göstergeler itibariyle de uluslararası oranlara eriştik. Teknolojik altyapı konusunda da şu anda 650 bin dersliğimiz internet erişim altı yarısına sahip. Ve internet erişim hizmeti üzerinde dünyanın en büyük eğitim öğretim içerik portalı dediğimiz EBA’ya bu 650 bin sınıfımızdaki akıllı tahtalar aracılığı erişim mümkün. UNDP raporlarına göre dünyada neredeyse tüm sınıflarında etkileşimli tahta olan tek ülke Türkiye" dedi. "Çocuklarımız ve gençlerimiz dünyaya örnek teşkil eden geçmişimizi öğrensin istedik" Bakan Tekin Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin amacı ile ilgili şu bilgileri verdi: "Çocuklarımızın, gençlerimizin bizim binlerce yıllık bu medeniyet inşa eden, dünyaya örnek teşkil eden geçmişimizi öğrensinler istedik. Bununla gurur duysunlar istedik. Ve her vasıtayı bu anlamda kullanmayı kendimize ilke ettik. Mesela, çok alakasız gibi gelecek 2023 yılı Haziran ayında bir genelge yayınladık. Dedik ki çocuklarımız okul bahçelerinde geleneksel çocuk oyunlarımızı oynasınlar dedik. Alakasız gibi duruyor değil mi? Yani okul bahçelerimiz cıvıl cıvıl olsun, çocuklarımız hareket etsin, obeziteyle mücadele etsin vesaire dedik. Hemen akabinde de Talim ve Terbiye Kurulu Başkanımız, temel eğitim genel müdürümüz 100 geleneksel çocuk oyunumuzu belirledi. İllerde formatörler oluşturduk. Çocuklarımıza geleneksel oyunlarımızı öğretelim diye. Niye? Gerekçemiz ne olabilir? Kültür aktarımında, medeniyet inşa aktarımında, medeniyet aktarımında çocuklarımız için en önemli paylaşım araçlarının bir tanesi oyunlardır. Kültür aktarımının en temel çıkış noktalarından bir tanesi bu. Çocukların çocukken oynamaya başladıkları oyunlar sizin bu ülkeye olan bağlılığınız, bu ülkenin değerlerine olan bağlılığınız, paylaşım, dayanışma, merhamet bunların hepsi çocuklarınıza oyunlarla verilebilir. Başka ülkelerde bu yapılıyor. Biz başlar başlamaz burada dedik ki çocuklarımız bir sahip oldukları medeniyet birikimiyle gurur duysunlar. Gurur duymak için ne yapmaları lazım? Önce bilmeleri lazım. O zaman programlarımızı revize ederken, yani Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle yola çıkarken ana parametremiz bu oldu. Bunu çocuklarımız öğrensin. Bu minvalde bir sürü şey yaptık. İlk yaptığımız şeylerin bir tanesi 2023 yaz aylarında çocuklarımızın ana dil becerilerini geliştirmek açısından ortaokulda da Türkçe, orta öğretim kurumlarında Türk Dili ve Edebiyatı dersleriyle ilgili olarak kararlar aldık. Geçme metodunu değiştirdik. Ölçme değerlendirme metodunu değiştirdik. Çocuklarımıza artık gramer ezberletmeyin. Onun yerine Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretimlerimizin iş yükünü biraz arttırdık ama dört beceri üzerinden çocuklarımızın ana dil becerilerini ölçtüğümüz yeni bir yaklaşımı uygulamaya başladık." "Birkaç yıl içerisinde çocuklarımız bizden çok daha iyi Türkçe konuşacak" Yapılan yeniliklerle ilgili umutlu olduğunu söyleyen Bakan Tekin, "Ben şunu iddia ediyorum. Birkaç yıl içerisinde çocuklarımız bizden çok daha iyi Türkçe konuşacaklar. Çocuklarımız bizden daha çok daha iyi şeklinde kendilerini ifade etmeye başlayacaklar. Bakın çok trajik bir örnek olsun diye söylüyorum yine. Ana dil becerisi o kadar önemli ki çocuklarımızın yabancı dil becerileri belirliyor. Ben hep şu örneği veriyorum. Kendi ana dilinde gündelik hayatta 100 kelimeyle konuşan bir çocuk, 500 kelime ile nasıl yabancı dil konuşacak? Komik değil mi? Trajikomik. O zaman çocuklarımızın yabancı becerileri dahil matematik okur yazarlığından diğer akademik derslere kadar her anlamda başarıları artırabilmemizin yegane koşulu ana dil becerilerini istediğimiz düzeye çekebilmek" diye konuştu.