Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Gaziantep
Prof. Dr. Koca: "Kronik ağrıya doğal çözüm: Nöral terapiye ilgi artıyor"
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:17:50
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, özellikle baş ağrıları, migren, boyun ve bel fıtığına bağlı ağrılar, kas ağrıları, fibromiyalji ve kas-iskelet sistemi kaynaklı kronik ağrılarda nöral terapinin etkili sonuçlar verebildiğini söyledi. Prof. Dr. Koca, "Kronik ağrı nedeniyle uzun süre ilaç kullanmak zorunda kalan hastaların alternatif ve tamamlayıcı tedavilere yönelimi sürerken, nöral terapi de son dönemde kronik ağrı tedavisinde daha fazla tercih edilen yöntemler arasında yer almaya başladı" dedi. "Kronik ağrı çoğu zaman sadece bir bölgedeki problem değil" Nöral terapinin yalnızca enjeksiyon uygulamasından ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Koca, "Nöral terapi aslında bütüncül bir bakış açısıdır. Hastaya sadece ağrılı bölge üzerinden değil, tüm vücut sistemi üzerinden yaklaşılır. Çünkü kronik ağrı çoğu zaman sadece bir bölgedeki problem değil, sinir sistemi, stres, geçirilmiş travmalar ve vücudun genel regülasyonu ile ilişkili karmaşık bir süreçtir" dedi. "Bir anlamda bozulan sisteme yeniden ‘reset’ atılması amaçlanır" Tedavide kullanılan lokal anestezik maddelerin amacının yalnızca ağrıyı uyuşturarak geçici rahatlama sağlamak olmadığını vurgulayan Koca, "Burada amaç sadece ağrıyı kesmek değildir. Kullanılan düşük doz lokal anesteziklerle sinir sisteminin yeniden regülasyonunu sağlamak, vücudun iyileşme yanıtını ortaya çıkarmak hedeflenir. Bir anlamda bozulan sisteme yeniden ‘reset’ atılması amaçlanır. Yani hastaların düşündüğü gibi sadece uyuşturucu etkisinden faydalanılan bir uygulama değildir" ifadelerini kullandı. Tedavinin doğal bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken Koca, kullanılan lokal anestezik maddelerin oldukça düşük dozlarda uygulandığını ifade etti. Prof. Dr. Koca, "Uygun hasta grubunda gebelerde ve emziren annelerde bile kontrollü şekilde uygulanabilen bir yöntemdir. Amaç vücudun bozulan regülasyonunu yeniden dengelemektir" şeklinde konuştu. "Ağrının süresine ve altta yatan probleme göre farklılık gösterebilir" Tedavi süreci hakkında bilgi veren Koca, uygulamanın ortalama 5 dakika sürdüğünü ve hastaların işlem sonrası günlük yaşamlarına rahatlıkla devam edebildiğini söyledi. Tedavinin kişiye özel planlandığını belirten Koca, "Genellikle haftada bir uygulama yapıyoruz. Ortalama 4 ila 8 seans arasında değişebiliyor ancak bu sayı hastanın şikayetine, ağrının süresine ve altta yatan probleme göre farklılık gösterebilir" ifadelerini kullandı. Özellikle uzun süredir devam eden kronik ağrılarda bazı hastaların ilk seanslardan itibaren rahatlama hissettiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Her hastada aynı sonucu beklemek doğru olmaz ancak uygun hastalarda oldukça yüz güldürücü sonuçlarla karşılaşabiliyoruz" dedi. Son yıllarda ağrı kesici kullanımının ciddi şekilde arttığına dikkat çeken Koca, hastaların artık daha bütüncül tedavi yaklaşımlarına ilgi gösterdiğini söyledi. "İnsanlar sadece geçici rahatlama değil, sorunun kaynağını anlamak istiyor. Bu nedenle tamamlayıcı tıp uygulamalarına yönelim artıyor" diye konuştu. Tedavinin bilimsel tıp yaklaşımı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Koca, nöral terapinin uygun hasta seçimi ve doğru teknikle uygulandığında etkili sonuçlar verebildiğini ifade etti.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:39
Nostaljik perde ve halıları sanat eserine dönüştürüyor
Gaziantep’te çocukluk döneminde başladığı resim çizme serüvenine farklı ve dikkat çeken bir boyut kazandıran ressam Ferhat Gümüş, nostaljik perde ve halıları tuval olarak kullanarak sanatına yenilik katıyor. Gaziantep’te yaşayan 25 yaşındaki ressam Ferhat Gümüş, bir zamanlar neredeyse her evde olan çiçek desenli perdeler ile eski halıların üzerine fırça ve sprey boyalarla portre çalışmalar yapıyor. Bir dönem evlerin pencerelerini süsleyen ve nostalji rüzgarları estiren perdelerin üzerine çeşitli portre ve figürler çizen genç ressamın yaptığı çalışmalar büyük beğeni topluyor. Hikayesi olan insanları çiziyor Özellikle 80’ler ve 90’ların simgesi olan yoğun çiçek desenli perdelere Gaziantep’in simgelerinden biri haline gelen "Çingene Kızı" başta olmak üzere hikayesi olan insanları çizen Gümüş, talep üzerine tarihi şahsiyetleri de halı ve perdelere çizerek onları sanatıyla ölümsüzleştiriyor. Eski dönemlerde pencereleri kapatmak amacıyla kullanılan ve üzerinde çeşitli motifler barındıran ağır duvar halıları ve perdeleri tuvale dönüştürerek, resimlerini modern sanatla buluşturuyor. Hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor Klasik resim anlayışının dışına çıkan, eski halı ve nostaljik perdeler üzerinde sanatsal çalışmalar yapan Gümüş, geleneksel ve çağdaş sanatı özel çalışmalarıyla buluşturarak hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor. "14 yıldır ressamlık yapıyorum" Eski halı ve nostaljik perdeleri tuvale dönüştürerek resimlerini modern sanatla buluşturduğunu ifade eden Gümüş, "14 yıldır ressamlık yapıyorum. Küçükken 62’den ya da 26’dan tavşan yapılıyordu. Evde ablam 62’den ve 26’dan tavşan yapmayı gösterdi ve bana çok enteresan gelmişti. Daha sonra bütün rakamlardan ve harflerden bir şeyler oluşturmaya çalıştım. Bir şeyleri buldukça da çok mutlu oldum. İnsanlar, ‘küçük yaşta bunu nasıl yaptın?’ diyerek hayretler içinde kalınca daha mutlu oldum. Resim çizmeye devam ettim ve kendimi geliştirmeye başladım. Üniversitede sadece teknik resim yapmayı görmüştüm. Mimari dekorasyon bölümünü okudum. Bölümde çamurla çömlek yapılıyordu ama beni çok tatmin etmedi. Daha çok resim yapmaya yöneldim. Teknik resimlerle ilerledim. Ondan sonra bir şirkette tasarımcı olarak çalıştım. Daha sonra eski halı ve perdelerin üzerine resim çizmeye başladım" dedi. "Eski hatıraları canlandırmayı seviyorum" Geleneksel ve nostaljik motiflerin toplum tarafından sevildiğini belirten Gümüş, "Eski halı ve perdeleri tuval olarak kullanmadan önce cadde ve sokaklardaki karalanmış duvarların üzerine çizimler yapmaya başladım. Duvarları kullanmamın sebebi duvarlarda insanların bıraktığı izlerden ötürü onları bir şekle çevirmek istedim. Bu şekilde kendimi geliştirdim. Daha sonra halı ve perdeleri kullandım. Perdelerde çocukluğumuzun popüler perdeleriydi. İnsanlar bu perdelere baktıkları zaman çocukluluğuna gidiyor ve hatıralarını hatırlıyorlar. Ben de eski hatıraları canlandırmak ve sanatımı yansıtmak için eski halı ve perde kullanıyorum" şeklinde konuştu. "Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum" Eski perde ve halıların üzerine hikayesi olan insanları ve yaşlı insanların yüzlerini çizmeyi sevdiğini dile getiren Gümüş, "Yaşlı insanların yüzlerindeki çizgilerin her biri bir hatıra ve halılardaki her bir desende de farklı bir hikaye olduğuna inanıyorum. İnsanlar bu halı ve perdeleri görünce çok mutlu oluyor. Ben de çok mutlu oluyorum. Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum. Yeni yaptığım bir perde de sokak sanatçılarının kendi imzaları var. Bunlar benim çok sevdiğim insanlar ve her birinden imzalarını aldım. Bu perde benim için tamamen özel bir perdedir. İki tane halım var. Birinde genç ve güzel bir kadın var. Diğerinde yaşlı, yüzünde bir hikaye barındıran ve baktıkça bir şey anlatmaya çalışıyormuş hissiyatı veren yaşlı bir kadın var. Her perdenin kendi hikayesi ve üzerindeki insanın da kendi ayrı hikayesi var. Bunlar birleştikçe ayrı bir bütün oluyorlar ve gözüme daha estetik geliyor. İnsanların bu perdelere ve halılara baktıkça kendinden bir anı bulmaları beni çok mutlu ediyor" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:36
Nostaljik perde ve halıları sanat eserine dönüştürüyor
Gaziantep’te çocukluk döneminde başladığı resim çizme serüvenine farklı ve dikkat çeken bir boyut kazandıran ressam Ferhat Gümüş, nostaljik perde ve halıları tuval olarak kullanarak sanatına yenilik katıyor. Gaziantep’te yaşayan 25 yaşındaki ressam Ferhat Gümüş, bir zamanlar neredeyse her evde olan çiçek desenli perdeler ile eski halıların üzerine fırça ve sprey boyalarla portre çalışmalar yapıyor. Bir dönem evlerin pencerelerini süsleyen ve nostalji rüzgarları estiren perdelerin üzerine çeşitli portre ve figürler çizen genç ressamın yaptığı çalışmalar büyük beğeni topluyor. Hikayesi olan insanları çiziyor Özellikle 80’ler ve 90’ların simgesi olan yoğun çiçek desenli perdelere Gaziantep’in simgelerinden biri haline gelen "Çingene Kızı" başta olmak üzere hikayesi olan insanları çizen Gümüş, talep üzerine tarihi şahsiyetleri de halı ve perdelere çizerek onları sanatıyla ölümsüzleştiriyor. Eski dönemlerde pencereleri kapatmak amacıyla kullanılan ve üzerinde çeşitli motifler barındıran ağır duvar halıları ve perdeleri tuvale dönüştürerek, resimlerini modern sanatla buluşturuyor. Hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor Klasik resim anlayışının dışına çıkan, eski halı ve nostaljik perdeler üzerinde sanatsal çalışmalar yapan Gümüş, geleneksel ve çağdaş sanatı özel çalışmalarıyla buluşturarak hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor. "14 yıldır ressamlık yapıyorum" Eski halı ve nostaljik perdeleri tuvale dönüştürerek resimlerini modern sanatla buluşturduğunu ifade eden Gümüş, "14 yıldır ressamlık yapıyorum. Küçükken 62’den ya da 26’dan tavşan yapılıyordu. Evde ablam 62’den ve 26’dan tavşan yapmayı gösterdi ve bana çok enteresan gelmişti. Daha sonra bütün rakamlardan ve harflerden bir şeyler oluşturmaya çalıştım. Bir şeyleri buldukça da çok mutlu oldum. İnsanlar, ‘küçük yaşta bunu nasıl yaptın?’ diyerek hayretler içinde kalınca daha mutlu oldum. Resim çizmeye devam ettim ve kendimi geliştirmeye başladım. Üniversitede sadece teknik resim yapmayı görmüştüm. Mimari dekorasyon bölümünü okudum. Bölümde çamurla çömlek yapılıyordu ama beni çok tatmin etmedi. Daha çok resim yapmaya yöneldim. Teknik resimlerle ilerledim. Ondan sonra bir şirkette tasarımcı olarak çalıştım. Daha sonra eski halı ve perdelerin üzerine resim çizmeye başladım" dedi. "Eski hatıraları canlandırmayı seviyorum" Geleneksel ve nostaljik motiflerin toplum tarafından sevildiğini belirten Gümüş, "Eski halı ve perdeleri tuval olarak kullanmadan önce cadde ve sokaklardaki karalanmış duvarların üzerine çizimler yapmaya başladım. Duvarları kullanmamın sebebi duvarlarda insanların bıraktığı izlerden ötürü onları bir şekle çevirmek istedim. Bu şekilde kendimi geliştirdim. Daha sonra halı ve perdeleri kullandım. Perdelerde çocukluğumuzun popüler perdeleriydi. İnsanlar bu perdelere baktıkları zaman çocukluluğuna gidiyor ve hatıralarını hatırlıyorlar. Ben de eski hatıraları canlandırmak ve sanatımı yansıtmak için eski halı ve perde kullanıyorum" şeklinde konuştu. "Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum" Eski perde ve halıların üzerine hikayesi olan insanları ve yaşlı insanların yüzlerini çizmeyi sevdiğini dile getiren Gümüş, "Yaşlı insanların yüzlerindeki çizgilerin her biri bir hatıra ve halılardaki her bir desende de farklı bir hikaye olduğuna inanıyorum. İnsanlar bu halı ve perdeleri görünce çok mutlu oluyor. Ben de çok mutlu oluyorum. Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum. Yeni yaptığım bir perde de sokak sanatçılarının kendi imzaları var. Bunlar benim çok sevdiğim insanlar ve her birinden imzalarını aldım. Bu perde benim için tamamen özel bir perdedir. İki tane halım var. Birinde genç ve güzel bir kadın var. Diğerinde yaşlı, yüzünde bir hikaye barındıran ve baktıkça bir şey anlatmaya çalışıyormuş hissiyatı veren yaşlı bir kadın var. Her perdenin kendi hikayesi ve üzerindeki insanın da kendi ayrı hikayesi var. Bunlar birleştikçe ayrı bir bütün oluyorlar ve gözüme daha estetik geliyor. İnsanların bu perdelere ve halılara baktıkça kendinden bir anı bulmaları beni çok mutlu ediyor" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:34
Dünyanın en eski kahvehanesi Gaziantep’te
Dünyanın faal olan en eski kahvehaneleri arasında yer alan, tarihiyle ve otantik yapısıyla Avrupa’daki birçok kafeyi de geride bırakan Gaziantep’teki 400 yıllık Tahmis Kahvesi, yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanları arasında yer alıyor. 1635 yılında Türkmen ağası ve sancak beyi Mustafa ağa tarafından Gaziantep Mevlevihanesi’ne gelir getirmesi amacıyla yaptırılan tarihi Tahmis Kahvesi, dünyada bulunan en eski 8 kahvehane arasında yer alması nedeniyle büyük ilgi görüyor. 400 yıllık geçmişiyle ön plana çıkıyor İngiltere’nin ve Avrupa’nın en eski kafelerinden olan Queen’s Lane’den, Fransa’nın başkenti Paris’in en eski kafesi olan Cafe Procope’den, İtalya’nın başkenti Roma’daki Antıco Caffe’den ve Venedik’teki Caffe Florian’dan, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’deki Ruszwurm’dan ve Mısır’ın başkenti Kahire’deki Groppi’den daha eski olan Tahmis Kahvesi, 400 yıllık geçmişiyle ön plana çıkıyor. Türkiye’nin ve Gaziantep’in en köklü kahvehane mekanlarından biri olan, 1635 yılından bu yana aynı yerde hizmet veren Tahmis Kahvesi, Osmanlı döneminden günümüze kadar uzanan tarihiyle öne çıkıyor. Kahveseverlerin uğrak noktası Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaret tescili alan, kafeinsiz ve şifa deposu yöresel bir içecek olan menengiç kahvesi, Türk kahvesi ve çay, kahvehanede tatlı sohbetler eşliğinde yudumlanıyor. Özellikle de menengiç kahvesi ile ünlü olan kahvehane, geleneksel Türk kahvesi, damla sakızlı kahve ve diğer otantik lezzetleriyle de kahveseverlerin uğrak noktası olarak ön plana çıkıyor. Tarihi dokusu, otantik atmosferi ve yıllardır değişmeyen kalitesiyle kentte kahve kültürünü yaşatan en önemli mekanlardan biri olarak bilinen kahvehanenin ismi "kahvenin dövüldüğü yer" anlamına gelen Tahmis ismini taşıyor. Tarihi atmosferde menengiç, Türk kahvesi ve çay keyfi yaşamak isteyenler için vazgeçilmez adres olan kahvehane, yıl boyunca binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor. İki katlı olan ve hatıralarla dolu bir yapı olarak da büyük ilgi gören kahvehane, "Gaziantep’in kalbi" olarak bilinen asırlık Bakırcılar Çarşısı, Almacı Pazarı ve Kültür Yolu üzerindeki tarihi han ve mekanların yanı başında yer alıyor. Ziyaretçiler, tarihi kahvehaneye hayran kalıyor Osmanlı’dan günümüze edebiyat söyleşilerinin, Hacivat-Karagöz oyunlarının yanı sıra esnaf, sanatkar, yerli ve yabancı turistlerin kahve ve çay eşliğinde koyu sohbetlerin yapıldığı mekan olan kahvehaneyi ziyaret edenler, kahvehaneye hayran kalıyor. Tahmis Kahvesi işletmecisi Mehmet Hilmi Bağcı, 1635 yılından beri hizmet veren Tahmis Kahvesi’nin dünyanın faal en eski kahvehane ve kafeleri arasında yer aldığını söyledi. "Gaziantep’in kültürünün ve nabzının attığı bir mekan" Yurt içinden ve yurt dışından Gaziantep’e gelen ziyaretçilerin 400 yıllık tarihi atmosferin zenginliğini keşfetmenin yanında eşsiz kahve lezzetini de tatma fırsatını bulduğunu belirten Bağcı, "Tarihi Tahmis Kahvesi 400 yıllık bir kahvehanedir. 1635’li yıllardan beri faaliyetine devam eden ve şu anda dünyanın faaliyette bulunan en eski kıraathanesi, kahvehanesi ve kafesi olarak da bilinen Tahmis Kahvesi, aynı zamanda menengiç kahvesiyle ünlüdür. Menengiç kahvesi Gaziantep’e gelen misafirlerimizin özellikle tercih ettiği bir kahve türüdür. Tarihi Tahmis Kahvesi ise Osmanlı döneminden günümüze edebiyat toplantılarının, Hacivat-Karagöz oyunlarının ve eski hikayelerin olduğu bir kültür merkezidir. Kahvemiz yurt dışından ve yurt içinden gelen misafirlerimizin özellikle ziyaret ettikleri, Gaziantep’in kültürünün ve nabzının attığı bir mekandır" dedi. "Kahvehanemize olan ilgi bizi mutlu ediyor" Tahmis Kahvesi’nin, kahve kültürünün çok yaygın olduğu Türkiye’deki ilk mekanlarından biri olduğunu belirten Bağcı, "Tahmis Kahvesi, Gaziantep’e gelen yerli ve yabancı turistlerin ‘Kültür Yolu’ olarak ziyaret ettikleri alanda yer alan ve misafirlerimizin oturup dinlendikleri bir mekandır. Onun için tarihi Tahmis Kahvesi, özellikle yapısıyla ve tarihiyle ilgi çekiyor. Misafirlerimiz özellikle kahvemizi görmek, gezmek, bu tarihi mekandan bir koku, bir mistik hava alabilmek için geliyorlar. Biz de bundan mutlu oluyoruz. Misafirlerimizi kahve içmeye, dinlenmeye ve tarihin içerisinden gelen bu havayı koklamaya bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Menengiç kahvesi çok güzeldi" Tarihi kahvehaneyi ve menengiç kahvesini çok beğendiğini belirten ziyaretçilerden Yıldız Turan ise, "Gastronomi şehri olduğu için Gaziantep’i turistik amaçlı gezmeye geldik. Menengiç kahvemizi içtik ve çok beğendik. Gaziantep zaten çok çok güzel bir şehir, menengiç kahvesi de çok güzeldi" şeklinde konuştu. "Hem kahvehaneyi hem de menengiç kahvesini beğendik" Malatya’dan Gaziantep’i gezmeye gelen Yunus Demir de, "Gaziantep’te tarihi Tahmis Kahvesi’nin olduğunu söylediler. Merak ettik, geldik ve kahvemizi içtik. Ben menengiç kahvesini çok sevmezdim ama buranın kahvesi oldukça güzeldi, beğendik. Kahve ortamı da çok güzel. Otantik bir havası ve tarihi bir dokusu var. Hem kahvehaneyi hem de menengiç kahvesini beğendik" diye konuştu.
30 Ağustos 2024 Cuma - 11:42
Gaziantep’te Zafer Bayramı kutlandı
Gaziantep’te 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla İstasyon Meydanı’nda kutlama ve geçit töreni düzenlendi. 30 Ağustos Zafer Bayramı tüm yurtta coşkuyla kutlanırken Gaziantep’te de İstasyon Meydanı’nda kutlama ve geçit törenleri düzenlendi. Tören, öğrencilerin şiirleri, halk oyunu gösterisi ile askeri ve sivil hizmet araçlarının tören geçidinin ardından son buldu. Törene Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Garnizon Komutanı Tümgeneral Osman Aytaç, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Gaziantep milletvekilleri, vali yardımcıları ve kaymakamlar, siyasi parti temsilcileri, adli idari ve askeri erkan ile şehit ve gazi dernekleri, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar katıldı.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 18:06
GAÜN 100. yıl Onkoloji Hastanesi ve Radyoterapi Merkezi açıldı
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) 100. Yıl Onkoloji Hastanesi ve Radyoterapi Merkezi, düzenlenen törenle açıldı. Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) 100. Yıl Onkoloji Hastanesi ve Radyoterapi Merkezi, düzenlenen törenle açıldı. Sağlık sektöründe önemli bir adım olan yeni hastane, kanser tedavisi alanında sunacağı ileri düzey hizmetlerle bölge halkına büyük katkı sağlayacak. Açılış töreninde konuşan GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın, hastanenin bölgedeki sağlık hizmetlerine sağlayacağı katkıları ve onkoloji alanında son teknolojilerin önemini vurguladı. Hastane hakkında bilgi veren Rektör Özaydın, “Dünyada istatistikler, kanserin ölüm nedenleri arasında ilk üçte yer aldığını gösteriyor. Buradan 8 kilometre uzaklıktaki kanser hastanemiz eski teknolojisi nedeniyle işlevsiz hale gelmişti. Bu sorunu çözmek için hastaneye Tomoterapi teknolojisi getirdik. Bu teknoloji hastanenin alt katında hizmet vermeye başladı. Hizmet alım sözleşmesiyle bu yatırımı gerçekleştirdik ve bütçeye ek bir yük getirmedik. Depo olarak kullanılan bir binayı dönüştürerek yeni bir hastane yapma planımız devletimiz tarafından olumlu karşılandı. Bu dönüşümü düşük bir maliyetle gerçekleştirdik ve burayı modern bir hastaneye dönüştürdük” dedi. “Ekibimiz son derece yetkin” Hastanenin yalnızca Gaziantep’te yaşayan kanser hastalarına değil çevre illerden gelen tüm kanser hastalarına hizmet vereceğini belirten Prof. Dr. Özaydın, "Allah kimseyi kanserle karşı karşıya bırakmasın. Ancak böyle bir durumda doktorlarımız burada ve ekibimiz son derece yetkin. Bu projeyi gerçekleştiren takım arkadaşlarımıza huzurunuzda teşekkür ediyorum. Bu başarıyı tek başımıza elde etmedik; arkamızda güçlü bir sağlık ordusu var" ifadelerini kullandı. “Sağlık kampüsü oluşturduk” Prof. Dr. Özaydın, sağlık alanında yaptıkları çalışmalardan da bahsederek, “Göreve başladığımız 2020 yılında üniversitemizde sadece araştırma hastanesi mevcuttu. Bugün, üçüncü hastanemizin hizmete alım törenini gerçekleştiriyoruz. Yeni açılan Çocuk Hastanemizin fikir çıkış noktası Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Ayşe Balat’tır ve hastane Cumhurbaşkanımız tarafından açıldı. Çocuk hastalıkları konusunda kapsamlı hizmetler sunmaktayız. İkinci olarak, kullanılmayan bir binayı Böbrek Nakil Hastanesi’ne dönüştürdük. Bu yatırımı devletimizden herhangi bir finansal destek almadan vakıf aracılığıyla gerçekleştirdik. Ekonomik zorluklarla karşılaştık ancak Eruslu ailesinin katkılarıyla modern ve lüks bir hastane inşa ettik. Şu ana kadar 100’e yakın böbrek nakli başarıyla tamamlandı. Dördüncü hastanemiz olan Acil Yanık ve Travma Hastanesini ise yıl sonunda veya 2025’in ilk aylarında hizmete açacağız. 120 yatak kapasiteli bu hastane, Türkiye’de bir ilki temsil edecek ve model niteliğinde olacak. Gaziantep’te beş hastaneyi bir araya getirerek bu bölgeyi sağlık kampüsü olarak yapılandırdık. Cumhuriyetimizin 100. yılını temel alarak bu kampüsü ‘Sağlık Kampüsü’ olarak adlandırdık. Açılışını Cumhurbaşkanımızın yapmasını umuyoruz ve kendisini buraya davet ediyoruz” ifadelerine yer verdi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zehra Ünal ise yaptığı konuşmada büyük bir emek sonucu bu işlerin ortaya çıktığını belirterek, "Sağlık her şeyden önemlidir. Bu projede büyük bir emek harcandı. Yeni hastanemizin ülkemize ve Gaziantep’e hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Gaziantep Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Abdurahman Kuzhan ise hastane hakkında bilgiler vererek, “Hastanemiz birkaç aydır hasta kabulüne başladı. Önceden Kızılhisar mevkiinde bulunmaktaydı. Hasta geliş gidişleri sıkıntılı olduğu için rektörümüz sağ olsun, burayı onkoloji hastanesi olarak çevirdi. Elimizdeki radyoterapi cihazlarının özelliğinden bahsedecek olursak tomoterapi ailesi olarak bilinen yeni nesil bir cihaz. Bu en teknolojik olarak geliştirilmiş Radixact(tomoterapi) olarak anılmakta. Elimizde bulunan cihaz bu. Bu cihazla tümöre yüksek doz verirken tümör etrafındaki sağlıklı dokuları daha iyi koruyabilmekteyiz. Aynı zamanda Stereotaktik Vücut Radyoterapisi yapabilmekteyiz. Diğer radyoterapi cihazlarından farklı olarak elimizdeki cihazla tek bir tedavi sırasında baş ve omurilik tümörlerini tek bir seansında tedavi edebilmekteyiz. Ayrıca hastanın birden farklı bölgesinde tümör varsa tedavi edebilme olanağına sahibiz” diye konuştu. GAÜN 100. Yıl Onkoloji Hastanesi, 5 bin 500 metrekarelik alana sahip olup, dört kattan oluşuyor. Bodrum katında Radyoterapi Merkezi yer alırken, zemin katta 50 kişilik kemoterapi koltuğu ve 5 kişilik özel kemoterapi koltuğuyla donatılmış Günübirlik Kemoterapi Merkezi bulunuyor. Birinci ve ikinci katlarda ise klinikler yer alıyor. Birinci katta 8 adet iki kişilik, 6 adet tek kişilik oda ve 8 kişilik palyatif bakım ünitesi, ikinci katta ise 8 adet iki kişilik ve 6 adet tek kişilik hasta odası bulunuyor.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 16:34
Arabanlı öğrenciler huzurevindeki yaşlıları ziyaret etti
Gaziantep’in Araban ilçesindeki öğrenciler, ODES projesi kapsamında Gaziantep Huzurevi’ndeki yaşlıları ziyaret etti. Araban Kaymakamlığına bağlı Araban Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü ODES projesinden yararlanan öğrenciler, Gaziantep Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi’ni ziyaret etti. Öğrenciler ziyaret ettikleri huzurevi sakinlerine kupa bardak ve çiçek armağan etti. Öğrenciler, bir araya geldiği huzurevi sakinleri ile sohbet ederek yaşamla ilgili deneyimlerini ve tavsiyelerini dinledi.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 16:18
Avukat Atalay: "Moto kurye kazaları her geçen gün artıyor"
Ankara Barosu Avukatı Denizhan Atalay, moto kurye kazalarının her geçen gün arttığını belirterek açıklamada bulundu. Ankara Barosu Avukatı Denizhan Atalay, TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2023 yılında bir önceki yıla göre trafikteki toplam kaza sayısının yüzde 6,6, ölümlü-yaralanmalı kaza sayısının yüzde 19,2, ölü sayısının yüzde 25,2 ve yaralı sayısının yüzde 21,5 arttığını belirtti. Bu ölüm ve yaralanmaların hiç olmaması için tüm vatandaşlara görev düştüğünü belirten Avukat Denizhan Atalay, konu hakkında çözüm önerilerini sıraladı. Avukat Atalay, "TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2023 yılında bir önceki yıla göre trafikteki toplam kaza sayısı yüzde 6,6, ölümlü-yaralanmalı kaza sayısı yüzde 19,2, ölü sayısı yüzde 25,2 ve yaralı sayısı yüzde 21,5 arttı. Her geçen gün trafiğe karışan motorlu araç sayısının artması, trafik bilincinin bir türlü sağlanamaması sebebiyle Türkiye’de kaza sayıları her geçen yıl artmaya devam ediyor. Bu sayılara bir de tüm dünyayı etkileyen Covid-19 salgını sonrası kullanımı artan kurye motosikletleri eklenince mağdur sayısının artması kaçınılmaz oldu. İstatistiklere göre 2023 yılında 74 bin motosiklet kazası meydana gelmiş, vefat eden moto kurye sayısı ise 68 olarak tespit edilmiştir. Yaralı sayısı ise birçok moto kuryenin yaşının 18’den küçük olması yahut sigortasının bulunmaması gibi sebeplerle kazalar doğru ihbar edilmediğinden net bir şekilde tespit edilememektedir" dedi. "Moto kurye kaza sayısının azaltılması imkansız değil" Motosikletlerin yapıları gereği bir kaportaları bulunmadığından otomobiller kadar güvenli olmadığını belirten Atalay, belli bazı önlemlerin derhal alınmaması halinde bu ölümlerin her geçen yıl katlanarak devam edeceğini belirtti. Avukat Atalay, “Öncelikle moto kuryeler kendi can güvenlikleri için kısa mesafelerde dahi motosikletlerine kasksız ve koruyucu ekipmansız asla binmemelidir. Kask ve koruyucu ekipmanların ölüm vakalarını büyük oranda engellediği herkesin malumudur. Bu ekipmanlar ayrıca yaralanmaları da büyük oranda azaltmaktadır. Yine moto kuryelerin işverenlerine de bir o kadar görev ve sorumluluk düşmektedir. İşverenler, her bir sipariş için görevlendirdikleri moto kuryelerin trafikte risk altında hareket ettiğinin bilinci ile davranmalı, müşteri memnuniyeti gerekçesi ile kuryelerin hayatlarını riske atmamalıdır. Her şeyden önce can güvenliğinin geldiğini hem moto kuryeler, hem işverenler, hem de müşteriler asla unutmamalıdır” şeklinde konuştu. "Ölümleri azaltmak hepimizin elinde" Her bir moto kuryenin geçimini sağlamak için çalıştığı, bunun da üzerinde birinin evladı, eşi, babası olduğu düşünüldüğünde en büyük sorumluluğun müşteri olan biz vatandaşların üzerinde olduğunu dile getiren Avukat Atalay, siparişlerin gecikmesi gibi durumlarda elzem olmadıkça hem moto kuryelerin kendilerine, hem de görevlendirmeyi yapan işletmelere gereksiz şikayette bulunulmamasının faydalı olacağını belirtti. Avukat Atalay, “Kazaların büyük kısmının siparişlerin yetişmesi için yapılan baskı sebebiyle olduğu, bu baskının moto kuryeleri trafik kurallarını ihlal etmek ve hız limitlerini aşmak zorunda bıraktığı bir gerçektir. Bu ihlaller ayrıca diğer vatandaşların da hayatlarını riske atmaktadır. Bu sebeple müşteri açısından verilen siparişin erken gelmesinin, işveren açısından müşteri memnuniyetinin, moto kuryeler açısından da siparişleri yetiştirmenin insan hayatından daha değerli olmadığı bilincinin yerleşmesi ile trafik güvenliğinin sağlanması hepimiz için gereklidir” diye konuştu.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 16:12
Kına gecesinde damada dehşeti yaşatan şahıslardan 7’si tutuklandı
Gaziantep’te, kına gecesinde halay tartışması nedeniyle damadı öldüresiye darp ettiği tespit edilen ve jandarma ekiplerince yakalanan 8 şüpheliden 7’si tutuklandı. Olay, 26 Ağustos’ta Gaziantep’in Şahinbey ilçesine bağlı kırsal Sarısalkım Mahallesi’ndeki bir düğün salonunda meydana geldi. İddiaya göre, 27 yaşındaki damat Yemlihan Kızıltoprak, kına gecesi eğlencesinde halaya davet ettiği kuzeni Mehmet O. ile kısa süreli tartışma yaşadı. Yaşanan tartışma sonrası düğünden gönderilen Mehmet O., durumu kardeşlerine bildirerek düğüne gelmelerini istedi. Bunun üzerine çekicilerle düğün alanına gelen bir grup şahıs, pistte oynayan damat Yemlihan Kızıltoprak’ı ellerindeki demir levye ve sopalarla acımasızca darp etmeye başladı. Kafasına ve vücudunun çeşitli bölgelerine darbeler alan damat ağır şekilde yaralandı. Yaşanan olay sonrası ağır yaralanan damat hastaneye kaldırılırken, jandarma ekiplerince olayla ilgili geniş çaplı çalışma yapıldı. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesindeki çalışmalar neticesinde, damadı hayati tehlikesi olacak şekilde darp ettiği tespit edilen Z.P., M.O. ve M.O.’nun çocukları İ.H.O., M.O., G.O., M.O.O., S.O. isimli şahıslar yakalandı. Tamamlana yasal işlemlerinin ardından adli mercilere sevk edilen şüphelilerden Z.P., M.O., İ.H.O., M.O., G.O., M.O.O. ve S.O. isimli şahıslar ’kasten yaralama’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 15:49
Şahin: “Türkiye, geleceğine umutla, güvenle ve kararlılıkla yürümeye devam edecektir”
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı. Şahin mesajında, 30 Ağustos’un, "Ya İstiklal, Ya Ölüm"den başka seçeneği kalmayan bir milletin genci, yaşlısı, kadını, çocuğu ile tek yürek, tek bilek olarak düşmanı toprağından silip attığı bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Başkan Şahin, Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin sona erdiği bu zaferin, kadınıyla, erkeğiyle, tüyü bitmemiş yetimiyle tüm milletin tek yürek, tek bilek olarak yazdığı destanın zaferle taçlandığı gün olduğunu vurguladı. Türk milletinin, kendisine reva görülen esaret gömleğini yırtıp attığını belirten Şahin, bu kadim milletin, ne pahasına olursa olsun bağımsızlığından asla taviz vermediğini bundan sonrada asla vermeyeceğini ifade ederek, “19 Mayıs 1919’da imkansızlıklar içinde yakılan kurtuluş ışığı, Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları öncülüğünde kazanılan tarihi bir zaferle koca bir meşaleye dönüşüp tüm ülkeyi karanlıktan çıkardı. Bu zafer tüm dünya için önemli bir mesajdır. 30 Ağustos, Türk milletinin bağımsızlığını savaş meydanında dünyaya ilanı, bu milleti esir etmeye, sömürge yapmaya, bu topraklarda hayalî devletler kurmaya yönelik yanlış hesapların Afyon’dan, Dumlupınar’dan, Kocatepe’den ve İzmir’den Mehmetçik süngüsüyle dönmesidir. 30 Ağustos, yıllar süren milli mücadele tarihinin sonunda ulaşılan üstün başarıyla yüzyıllardır adım adım Dünya’yı parselleyen sömürgeci güçlerin karşılaştıkları en ağır yenilgi ve aldıkları en kesin cevaptır. Aziz Türk milletinin bağımsızlık uğruna yedi düvele karşı verdiği mücadeleyle hürriyet ve istiklale olan inancını bütün dünyaya haykırdığı, millî ruhunu ve onurunu yücelttiği büyük zaferin 102’inci yıl dönümünü milletçe omuz omuza kutlamanın onurunu yaşıyoruz. Bin yıldır bu coğrafyada nice düşmanları yenmiş, nice ihanet çetelerini çökertmiş olan bu aziz millet, bugün yine aynı şuurla, aynı inanç ve ruhla, milli beraberliğine kenetlenerek, ’Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ ilkesi etrafında bütünleştiği sürece daha nice destanlar yazmaya muktedir bir millettir. Biz de bu vatan sevdası ve bu bağımsızlık aşkı olduğu müddetçe karşımızda duracak hiçbir kuvvet yoktur. Türkiye, geleceğine umutla, güvenle ve kararlılıkla yürümeye devam edecektir. Bizlere bu zaferi armağan eden Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, İstiklal Savaşı’nın tüm kahramanlarını, bu vatan için kanını döken tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyor, 30 Ağustos Zafer Bayramı’mızı en içten duygularımla kutluyorum" ifadelerini kullandı.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 15:43
GTO Ağustos ayı meclis toplantısı yapıldı
Gaziantep Ticaret Odasının (GTO) Ağustos ayı olağan meclis toplantısı Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur başkanlığında Yönetim Kurulu, Meclis ve Disiplin Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Gaziantep Ticaret Odasının (GTO) Ağustos ayı olağan meclis toplantısı Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur başkanlığında Yönetim Kurulu, Meclis ve Disiplin Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında yaptığı konuşmada bu yıl 6.’sı düzenlenecek Gaziantep Alışveriş Günleri’ne değinen Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur, “Geleneksel hale getirdiğimiz Gaziantep Alışveriş Günleri’nin 6.’sına 12 Ekim’de start veriyoruz. 12-20 Ekim tarihleri arasında düzenleyeceğimiz bu etkinlik boyunca işletmelerimiz belirledikleri oranda indirim sağlayarak satışlarına devam edecek. Amacımız sektörlere hareketlilik sağlamak, ticareti canlandırmak ve halkımızı da bu vesileyle uygun fiyatlı ürünlerle buluşturmak. Bu etkinlikle hem sektörler hem de tüketiciler adına maksimum fayda sağlamayı arzuluyoruz. Ben şimdiden tüm üyelerimizi kampanyaya dâhil olmaya davet ediyorum” dedi. "Son gelen veriler, ekonomideki yavaşlamanın göstergesi" Meclis toplantısında yaptığı konuşmada GTO’nun Ağustos ayında yürüttüğü faaliyetler hakkında meclis üyelerini bilgilendiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, son gelen ekonomik verilerin, ekonomideki yavaşlamanın göstergesi niteliğinde olduğunu belirterek “Sanayi üretimi geriliyor, perakende satış hacmi düşüyor, otomobil ve hafif ticari araç satışlarında düşüş var, işsizlikte artış söz konusu, tüketici güven endeksinde gerileme, kredi kullanımında yavaşlama var. Uygulanan ekonomik programın bu sonuçları doğuracağını bekliyorduk. Enflasyonun düşmesi için ekonomide soğuma gerekiyordu şu an onu yaşıyoruz. Bir süre daha da yaşayacağız. Enflasyonun ülke ekonomisi, işletmelerimiz ve halkımız için büyük bir tehdit olduğunu biliyoruz. O nedenle önceliğimiz elbette enflasyonun düşmesi” ifadelerini kullandı. "Finansman maliyetleri yüksek olsa da krediye erişim engellenmemeli" Konuşmasının devamında enflasyonun önceliklendirildiği bu süreçte işletmelerin ayakta kalması ve bu süreci minimum hasarla atlatmaları gerektiğini, aksi takdirde bu tehdidin toplumsal hasarının çok daha büyük olacağını vurgulayan Yıldırım, “İş dünyası olarak bu süreçte fiyat istikrarını sağlamak için her türlü yükü omuzlarımızda taşıyoruz. Her geçen gün daha da ağırlaşan maliyetlerin üzerine yeni vergi düzenlemeleri ve zamların gelmesi omuzlardaki bu yükü daha da ağırlaştırıyor. Üstelik kredi kullanımımız, hem yüksek faiz oranları hem de miktar sınırlamaları nedeniyle sınırlı kalıyor. Şirketlerimizin ayakta kalması için ticari krediler üzerindeki sınırlamalar kaldırılmalı. Finansman maliyetleri yüksek olsa da, krediye erişim engellenmemeli” şeklinde konuştu. "Enflasyon muhasebesi konusundaki taleplerimiz dikkate alındı" Enflasyon muhasebesi uygulaması hakkında yapılan düzenlemeden memnuniyet duyduklarını da dile getiren Başkan Yıldırım, “Gaziantep Ticaret Odası olarak TOBB Yönetimi dâhil her platformda dile getirdiğimiz ve çözüm noktasında adım atılmasını talep ettiğimiz enflasyon muhasebesi konusunda taleplerimizin dikkate alınmasından memnuniyet duyduk. Yapılan düzenlemeyle birlikte 2023 sonu itibarıyla cirosu 50 milyon liranın altında olan işletmelerimizin 2024 yılı ikinci ve üçüncü geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesi yapmasına gerek olmayacak. Ayrıca yatırım yapan mükelleflere enflasyon düzeltmesinde kolaylık sağlayacak formüller üzerinde de çalışılacak. Kaygılarımızı görüp çözüm üreten başta Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek olmak üzere tüm emeği geçenlere ve sesimizin güçlü bir şekilde duyurulmasına aracılık eden TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 15:39
Yılmaz’dan 30 Ağustos mesajı
Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 102. yıldönümü dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı. Yılmaz, 30 Ağustos Zaferi’nin sadece askeri bir zafer olmadığını Türk milletinin azim ve kararlılığının bir kez daha zorluklar karşısında gösterdiği direncin bir yansıması olduğunu belirtti. Yılmaz, mesajında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında kazanılan 30 Ağustos Zaferi’nin Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık uğruna verdiği eşi benzeri bulunmayan mücadelenin en etkileyici simgelerinden biri olduğunu ifade etti. Yılmaz, mesajında, “Milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin simgesi olan bu büyük zafer, ülkemizin hayatını değiştiren bir dönüm noktasıdır. 26 Ağustos 1922’de başlayan ve 30 Ağustos 1922 gününe kadar beş gün beş gece devam eden Büyük Taarruz, Türk ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının büyük fedakârlık ve kahramanlıkları sayesinde elde edilen bu zafer, Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde neler başarabileceğinin en güzel örneğidir. Bu anlamda 30 Ağustos zulme, işgale, esarete, teslimiyete karşı Türk milletinin topyekun haykırışı, birlik ve beraberliğimizin önünde hiçbir gücün duramayacağının ispatı olmuştur. Özgürlük ve bağımsızlık yolundaki inanç, irade ve kararlılığın göstergesi ve Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden yolun mihenk taşıdır. Bu duygularla 30 Ağustos Zaferi’ni hiçbir zaman unutmayacak, bize miras kalan değerlerini geleceğe taşımaya devam edeceğiz. 30 Ağustos Zaferi’nin mimarı başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, aziz milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum” ifadelerine yer verdi.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 15:37
Yılmaz’dan fener alayına davet
Şehitkâmil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında düzenleyecekleri fener alayına tüm Gazianteplileri davet etti. 30 Ağustos’a özel programlar hazırladıklarını belirten Yılmaz, “Hazırlıklarımız tamam. İl günkü coşkuyla tarihi zaferi kutlayacağız” dedi. Şehitkâmil Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 102. yıldönümünü ilçe tarihinde görülmemiş etkinliklerle coşku içinde kutlayacak. Zafer Bayramı haftasında etkinliklerin başladığı Şehitkâmil’de 30 Ağustos’ta da fener alayı düzenlenecek. 30 Ağustos Cuma günü saat 19.30’da Oyuncakistan Parkı’ndan başlayacak fener alayı Korupark’ta son bulacak. Fener alayının ardından müzik ve havai fişek gösterisi yapılacak. “İlk günkü coşkuyla kutlayacağız” Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 102. yıldönümünü ilk günkü coşkuyla kutlayacaklarını söyledi. Bu özel gün için birbirinden özel programlar hazırladıklarını ifade eden Yılmaz, “Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında kazanılan tarihi zafere yakışır bir gün yaşatmak için hazırlıklarımızı tamamladık. 7’den 77’ye gurur günümüzü hep birlikte kutlayacağız. 30 Ağustos’ta düzenleyeceğimiz fener alayına tüm hemşerilerimizi davet ediyorum” şeklinde konuştu.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 15:12
Şehitkamil’in gençlerinden keman dinletisi
Şehitkâmil Belediyesi tarafından 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla düzenlenen keman dinletisi, büyük beğeni topladı. Genç yetenekler en güzel şarkıları 30 Ağustos Zafer Bayramı için çaldı. Şehitkâmil Belediyesi’nin 30 Ağustos Zafer Bayramı konser dizisinin 3. gününde Şehitkamil Sanat Merkezi’nde eğitim gören kursiyerler sahne aldı. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 102. yılına özel düzenlenen konserde kursiyerler müzik şöleni yaşattı. Konsere, çok sayıda müziksever katıldı. Kursiyerler, 3 aylık kurs sürecinin ardından çıktıkları ilk konserde yeteneklerini de sergileme fırsatı buldu. Dinleyicilerin büyük beğenisini alan konser, unutulmaz anlar yaşattı.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 14:55
Ünverdi’den 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajı
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 102. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, “Milli Mücadelemizin büyük zaferle sonuçlandığı bu özel günü kutluyor, aziz atalarımızı rahmet ve şükranla anıyorum” ifadelerini kullandı. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1919 yılında Samsun’da başlattığı istiklal mücadelesinin, tarihin hiçbir döneminde esareti kabul etmemiş milletimizin destansı mücadelesiyle zafere ulaştığını belirten Ünverdi mesajında, “Aziz milletimiz şartlar ne olursa olsun vatan, bayarak, istiklal ve istikbalinden asla taviz vermemiştir. Bu uğurda şehit düşmüş, gazi olmuş ama hiçbir gücün boyunduruğu altına girmemiştir. Genç yaşlı demeden kadını erkeği ile verilen eşsiz mücadele dünya tarihine altın harflerle yazılmış, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi 30 Ağustos 1922’de zaferle sonuçlanmıştır. Tarihimizin dönüm noktalarından olan 30 Ağustos, Aziz Türk Milletinin bağımsızlık ve özgürlüğümüzün sembolü olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ’Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk edilemez’ diyerek, Anadolu’nun Türk Milletinin ebedi vatanı olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Bizler de Büyük Önder Atatürk ve şanlı ecdadımızın canı pahasına verdikleri mücadele ile bizlere emanet ettikleri vatanımıza sahip çıkacak, Cumhuriyetimizin değerlerini yaşatacak ve nesilden nesile Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar kılacağız. Bugün tüm dünya savaş riski altındayken ve bölgemizde oynanmak istenen oyunlar karşısında; atalarımızın yokluk içerisinde destan yazdığı bir milletin evlatları olarak, onlardan aldığımız ilham ve güçle birlik ve beraberlik içerisinde Atamızın işaret ettiği değerler ışığında her alanda gelişmeye, kalkınmaya ve büyümeye devam edecek, her türlü tehdit karşısında dosta güven düşmana korku vermeyi sürdüreceğiz. Şanlı tarihimiz bizim için en büyük örnek ve atalarımızdan aldığımız ilham en büyük güç kaynağımızdır. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ay yıldızlı bayrağımız altında hür ve özgür yaşamamızı sağlayan tüm vatan kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. 30 Ağustos Zaferinin 102. yıl dönümü kutlu olsun” ifadelerine yer verdi.
29 Ağustos 2024 Perşembe - 14:13
GTB Başkanları 30 Ağustos Zafer Bayramını kutladı
Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 102. yıl dönümünü dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı. 30 Ağustos 1922 tarihinin Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu kaydeden GTB başkanları mesajda, “30 Ağustos 1922, ana vatanından işgalle koparılmak istenen asil bir milletin, yedi düvele karşı verdiği destansı mücadeleyi zaferle taçlandırdığı tarihi bir gündür. Büyük Taarruz’un zaferle sonuçlandığı bu özel gün, Türk milletinin bağımsızlığını tüm dünyaya ilan ettiği abide bir tarihtir. 102 yıl önce, Anadolu’nun bağrında yazılan bu kahramanlık destanı, sadece askeri bir başarı değil aynı zamanda bir ulusun küllerinden yeniden doğuşunun da simgesidir. 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazanılan büyük zafer, her safhası bir askeri deha tarafından tek tek düşünülmüş, zorunlu bir savaşın, akıl gücü ve yurtseverlikle nasıl kazanıldığının yeryüzündeki en somut örneğidir. Şanlı ecdadımızın büyük fedakârlıklar ve mücadeleler neticesi tarihimize altın harflerle nakşettiği bu zafer, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin temellerinin sağlamlaşmasına, cephede sürdürülen mücadelenin sona ermesine ve artık diplomatik mücadele safhasının başlamasına imkan sağlamıştır. Bu destanı yazarken, asil milletimizin türlü yokluklar içerisinde gösterdiği yüksek sadakat, kararlılık ve cesaret aynı zamanda mazlum milletlerin de kurtuluş yolunda ilham kaynağı olmuştur. 1071’de geldiğimiz ve hiçbir zaman terk etmeyeceğimizi tüm dünyaya haykırdığımız vatan topraklarımız aziz milletimizin en değerli varlığıdır. Şanlı ecdadımızın canları ve kanları pahasına bizlere emanette ettiği kutsal vatan topraklarımızı ilelebet korumak ve yüceltmek hepimizin en büyük görevidir. Tüm bu duygu ve düşünceler içerisinde 30 Ağustos Zafer Bayramı’mızın 102. yılını kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bizlere bu zaferi armağan eden istiklal mücadelemizin tüm yiğit kahramanlarını saygı ve rahmetle yad ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder