Yerel Haberler
Gaziantep
22 Şubat 2026 Pazar - 11:36 Sadece Ramazan’da yapılan lezzet: Halep kahkesi Türkiye’nin ilk gastronomi şehri olan Gaziantep’te Ramazan ayının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan, tadı, yapım aşamaları ve gördüğü ilgiyle dikkat çeken ’Halep kahkesi’, yılda sadece bu ayda yapılıyor. Yıllardır çocuklara oruç tutmayı sevdirmek amacıyla sadece Ramazan ayında yapılan bir tür simit olan "Halep kahkesi" veya "Ramazan kahkesi" özel aroması, tokluk hissini artırması ve damakta bıraktığı lezzetten dolayı tercih ediliyor. Ramazan ayının vazgeçilmezleri arasında On bir ayın sultanı Ramazan ayının gelmesiyle birlikte tezgahtaki yerini alan Halep kahkesi için mesai başladı. Gaziantep’in köklü lezzetlerinden biri olan, Ramazan ayında iftar ve sahur sofralarında tercih edilen ve damakları şenlendiren Halep kahkesi, Ramazan ayının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Sadece Ramazan ayında yapılan, iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan Halep kahkesi için ustalar büyük emek harcıyor. Un, şeker, zeytinyağı ve mahlep gibi maddelerle hazırlanan kahke, "Halep kahkesi" veya "Ramazan kahkesi" olarak da biliniyor. Fırınlarda yoğun mesai Gaziantep’te yüzyıllardır süregelen bir lezzet olarak bilinen ve bir tür simit çeşidi olan Halep kahkesi için simit imalathanelerinde ve fırınlarda yoğun mesai harcanıyor. Hummalı çalışmayla hazırlanan ve iftar saatinde de tezgaha çıkarılan Halep kahkesi için simitçilerin ve fırınların önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Gaziantep’in bu önemli lezzetini sadece Ramazan ayında bulabilen vatandaşlar, iftar saatine saatler kala sokaklarda kokusu yayılan kahkeyi almak için sıraya giriyor. Sokaklar mis gibi kokmaya başlıyor Ramazan boyunca her gün rağbet edilen kahkenin hazırlandığı ve tezgaha çıkarıldığı andan itibaren sokaklar mis gibi kokmaya başlıyor. Özel bir lezzet olarak sofralardaki yerini alan kahkenin tadına bakan vatandaşlar, aroması ve lezzetiyle damaklarda farklı bir tat bıraktığı için kahkeyi tekrar yiyebilmek için bir sonraki Ramazan ayını adeta iple çekiyor. Gaziantep’te sadece Ramazan ayı boyunca üretilen Halep kahkesinin iftar sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer aldığını belirten simit işletmecisi Ömer Aksu, Halep kahkesinin 7’den 70’e herkesin severek iftar ve sahur sofralarında tükettiğini söyledi. "İftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez lezzetidir" Her yıl Ramazan ayında Halep kahkesine ciddi bir talebin olduğunu belirten Aksu, "Gaziantep’te 3 kuşaktır bu mesleği yapmaktayız. Ramazan kahkesi Şaban ayının son günlerinde üretime başlanıp Ramazan ayının son günlerine kadar üretilen bir üründür. Fırınlardan çıkan mahlep kokusuyla biz Gaziantepliler Ramazan’ın geldiğini hissederiz. İçerisinde bulunan un, su, yağ, mahlep ve şeker ile hem çok lezzetli bir ürün olup hem de uzun süre insanı tok tutar. Gaziantep’imizin iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez bir lezzetidir" dedi. "Gaziantep’e özgü Ramazan kahkesi haline gelmiştir" Halep kahkesinin geçmişinin Osmanlı dönemine dayandığını belirten Aksu, "Halep veya Ramazan kahkesini normal sıradan unlu mamul ürünleriyle karıştırmamamız gerekiyor. Çünkü çok meşakkatli bir üründür. Kahke akşam saatlerinde iftara saatler kala sıcak sıcak fırından çıktığından dolayı çoğu insanımız ’akşam kahkesi’ de demektedir. Bu da yine kahkenin taze tüketilmesi gerektiğini gösterir. Ramazan kahkesinin geçmişi Halep’e dayanmaktadır. Fakat bu lezzet Gaziantep’e geldikten sonra yapımı değiştirilerek, Gaziantep’e özgü Ramazan kahkesi haline gelmiştir. Ramazan kahkesi Gaziantep’imizde kültürün, geleneğin ve bereketin bir sembolü haline gelmiştir. Ramazan Kahkesi iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez bir lezzetidir" şeklinde konuştu. "Asıl aromasını mahlep bitkisi vermektedir" Kahkenin yapımıyla ilgili de bilgi veren Aksu, "Ramazan kahkesinin çok meşakkatli bir yapımı vardır. Tek tek el ile yapılır. Önce bir fitil halinde gözlük şekli verilir. Ardından çerçeve şekli verilerek 14 parça halinde bir bütün haline getirilir. Üzerine yumurtası sürülür. Daha sonra ise üzerine susam basılarak fırına verilir. İçerisinde un, yağ, şeker, mahlep ve tuz bulunmaktadır. Asıl aromasını mahlep bitkisi vermektedir" ifadelerini kullandı. Simit ustası Celalettin Aksu da, "Bu ay yoğunluğumuz diğer 12 aya bakarsak en yoğun olduğumuz ay Ramazan ayıdır. Bu ayımız diğer 11 aydan daha çok yoğundur. Sahurda mesaimiz başlıyor ve iftar saatinde de işimiz biter" diye konuştu.
22 Şubat 2026 Pazar - 11:28 Memurluğu bıraktı, şimdi dünya markalarına gelinlik dikiyor Gaziantep’te memur olarak görev yaptığı belediyeden istifa ederek açtığı iş yerinde ilk önce gelinlik satmaya başlayan ve daha sonra üretime geçen kadın girişimci Serpil Karuserci, dünya markalarına gelinlik üretiyor ve 32 ülkeye de ihracat yapıyor. 1974’te sınırlı imkanlarla üretime başlayan 65 yaşındaki Serpil Karuserci, el işçiliğine dayalı tasarım anlayışı ve kalite odaklı yaklaşımıyla kısa sürede hayalini gerçekleştirdi. Yıllar içerisinde istikrarlı büyüme gösteren hem üretim kapasitesini hem de tasarım gücünü artıran Karuserci, Türkiye’nin gelinlik sektöründeki güçlü temsilcilerinden biri haline geldi. 1970’li yıllarda Gaziantep Belediyesinde 5 yıl memur olarak görev yapan Karuserci, belediyede görev yaptığı dönemde mesai bitiminden sonra çocukluğundan beri ilgi duyduğu dikiş ve nakış kursuna katılmak için mahallelerindeki kız meslek lisesinin akşam kurslarına gitmeye başladı. 5 yıl Gaziantep Belediyesinde çalıştı Kursta dikiş, nakış ve tasarım alanında kendini iyice geliştiren Karuserci, 5 yıl Gaziantep Belediyesinde çalıştıktan sonra ilk çocuğunu dünyaya getirince istifa etti. Daha sonra ikinci çocuğunu dünyaya getiren Karuserci, çocukları büyüdükten sonra çocukluk hayalini gerçekleştirmek ve aile ekonomisine katkıda bulunmak amacıyla kendi iş yerini kurmaya karar verdi. 1974’te 55 metrekarelik küçük bir butik açan Karuserci, evlenen ve nişanlanan kızlara gelinlik, abiye, kaftan kiralayarak ve satarak iş hayatına atıldı. Çevresinde tanınmaya başlayan ve işinde kendini iyice geliştiren Karuserci’nin hayatı Almanya’dan gelen gurbetçi bir ailenin kızının katalogda gördüğü ve çok beğendiği gelinliği sipariş vermesiyle değişti. Evde gelinlik dikmeye başladı Mağazasını işlettiği esnada evde de gelinlik dikmeye başlayan ve aldığı siparişin ardından evdeki dikiş makinesini iş yerine getiren Karuserci, ilk üretiminin ardından gelinlik üretimi yapmaya karar verdi ve zamanla seri üretime başladı. İlk olarak birkaç dikiş makinesi ve elemanla gelinlik ile abiye üretimine başlayan Karuserci, kısa sürede işleri artınca hem makine hem de elaman sayısını artırdı. Satış ve üretim yapmaya başladığı dönemde İstanbul’da moda tasarım eğitimi kurslarına katılıp sertifikalar alan, moda tasarım konusunda kendine özgü ve çok özel sezgilere sahip olan Karuserci’nin ürettiği gelinlikler çok beğenilmeye başladı. Kendi işinin patronu oldu Küçük ve butik bir mağazayı büyük bir endüstriye çeviren Karuserci, en büyük kızı Çağnur Karuserci Konukoğlu’nu İngiltere ve İtalya’daki moda tasarım okullarında okuttu. Kızı Çağnur’u moda tasarım alanında yetiştiren Karuserci, hayallerini gerçekleştirmek ve genç kızların hayali olmak için atıldığı iş hayatında kendi işinin patronu oldu. Ürünlerine ilginin her geçen gün artması ve siparişlerin çoğalması üzerine işlerini büyütmek isteyen Karuserci, Şehitkamil ilçesinin Güvenevler Mahallesi’nde 3 bin 750 metrekarelik 7 katlı binada kendi işletmesini kurdu. Kendi markasıyla üretim yapıyor 51 yıldır kendisine ait iş yerinde gelinlik, abiye, nişanlık ve kaftan üretimi yapan Karuserci, büyük bir başarı ortaya koyduğu girişimcilik yolunda kendi markasıyla üretime devam etti. Her geçen gün vizyonunu genişleten bir bakış açısıyla kızı Çağnur Karuserci Konukoğlu ile birlikte 100 kişiyi istihdam ettiği işletmesinde üretime devam eden Karuserci, Türkiye’nin en büyük perakende gelinlik mağazası, 7 bayisi, 46 ayrı şehirdeki 140’dan fazla satış noktasıyla aralarında dünya moda başkentlerini de barındıran 32 ülkeye yaptığı ihracatla, 2006 yılında temellerini attığı ve 54 ülkede uluslararası tescilli kendi markasıyla artık sektörün en bilinen firmalarından biri olmayı başardı. Kadınlara istihdam sağlıyor Çoğunluğu kadın çalışan olan 100 işçi ile ürettiği gelinlikleri, abiyeleri, nişanlıkları ve kaftanları Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyadaki birçok ülkeye ihraç etmeye devam eden Karuserci, kendisi gibi meslek sahibi olmak isteyen kadınlara da istihdam sağlıyor. Azmi ve çalışkanlığıyla birçok kadına örnek olan, zor şartlar altında başladığı iş hayatındaki bu başarı hikayesi ile hayalini gerçekleştirmek isteyen kadınlara destek olan Karuserci, meslek hayatı boyunca girişimciliği nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan başta olmak üzere birçok kişi ve kurumdan onlarca ödül ile sertifika aldı. Kadın girişimci olarak kadınlara pozitif ayrımcılık yapan Karuserci, ürettiği gelinlikleri 32 ülkeye ihraç ediyor ve en çok ihracatı ise İtalya’ya yapıyor. İtalya’ya yılda 2 bin adedin üzerinde gelinlik gönderen ve 300 farklı modelde gelinlik üreten Karuserci, torunlarının da kendisi ve kızı gibi kadın girişimci olmasını istiyor. Uluslararası platformlarda Türkiye’yi temsil ediyor Küçük bir atölyede başlayan yolculuğunu bugün uluslararası ölçekte sürdüren ve Türkiye’nin gelinlik modasında yarım asrı geride bırakan Karuserci, markasını Gaziantep merkezli köklü bir moda evine dönüştürdü. Gaziantep’in üretim gücünü küresel moda sahnesine taşımayı başaran Karuserci, yarım asrı aşan tecrübesi, güçlü aile yapısı ve ihracat odaklı stratejisiyle faaliyetlerini sürdürüyor, girişimcilik ruhunu koruyarak Türkiye ekonomisine ve istihdamına katkı sağlamaya devam ediyor. Her yıl ortalama 8 farklı ulusal ve uluslararası fuara katılarak koleksiyonlarını sektör profesyonelleriyle buluşturan Karuserci, Avrupa’dan Ortadoğu’ya ve Amerika’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyor. "Küçük bir butikle işe başladık" Küçükken bebeklerine gramafon kağıtlarından kıyafetler yaptığını belirten Serpil Karuserci, "Ben küçük yaşlarda bebeklerime kıyafetler dikerek işe başlamıştım. Eğitim sonrası belediyede çalışmaya başladım. Belediyede çalıştığım sırada akşamları bayanlar için kursların olduğunu duydum. Her akşam işten çıkınca kursa gidiyordum. Kursta dikiş, nakış ve el sanatlarını öğrendim. Sertifikalar cebimdeydi. Evlendikten sonra çocuklarım olunca çocuklarımı daha iyi yetiştirebilmek için belediyeden ayrılmak zorunda kaldım. Küçük bir butikle işe başladık. Çalışarak, emek vererek önce yurt içine daha sonra da yurt dışına ihracat yapmaya başladık. Çocuklarla birlikte işletmemizi bir aile şirketine dönüştürdük. Şu anda kızım Çağnur işin başında ve birlikte çalışıyoruz. Şirketimiz ikinci kuşak olarak devam ediyor. Kız torunlarımda inşallah üçüncü-dördüncü kuşak olarak şirketimizi devam ettirirler" dedi. "Dünyanın en büyük firmalarıyla çalışıyoruz" Annesinin izinden gittiği için çok mutlu ve gururlu olduğunu belirten Çağnur Karuserci Konukoğlu da, "Yaklaşık 51 yıllık olan bu markanın ikinci nesil ortaklarından biriyim. Annemden devraldığımız bu atölyeyi ikinci nesil olarak ben yürütüyorum. Bu meslek benim DNA’ma geçti. Çünkü yıllardır bu işin içerisinde yani atölye ortamında büyüdüm. Çocukluğumdan itibaren kumaşlarla bir aradaydım ve moda sektörünün içerisindeydim. O yüzden aslında benim için kaçınılmaz bir son gibiydi. Sıraların üzerine ortaokuldayken çizim yapıyordum. Her halde içten gelen bir sevgi diye düşünüyorum. O yüzden sonrasında okuluyla devam etmek, okulunda okumak benim için ekstra bu mesleğe katabileceklerimi gösteren bir yol haritası oldu. Dünyanın en büyük firmalarıyla çalışıyoruz. Biz annemin hayali olan bir butikten yola çıktık. Şu an 54 ülkeye de tescilli bir marka olmanın, 46 farklı ülkeye ihracat yapmanın gururunu yaşıyoruz. Annemin çocukluk hayali bir anda dev bir hikayeye dönüşmüş oldu. Bu da bizim için aile olarak gurur verici" diye konuştu.
22 Şubat 2026 Pazar - 11:23 Sadece Ramazan’da yapılan lezzet: Halep Kahkesi Türkiye’nin ilk gastronomi şehri olan Gaziantep’te Ramazan ayının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan, tadı, yapım aşamaları ve gördüğü ilgiyle dikkat çeken Halep Kahkesi, yılda sadece bu ayda yapılıyor. Yıllardır çocuklara oruç tutmayı sevdirmek amacıyla sadece Ramazan ayında yapılan bir tür simit olan "Halep Kahkesi" veya "Ramazan Kahkesi" özel aroması, tokluk hissini artırması ve damakta bıraktığı lezzetten dolayı tercih ediliyor. Ramazan ayının vazgeçilmezleri arasında On bir ayın sultanı Ramazan ayının gelmesiyle birlikte tezgahtaki yerini alan Halep kahkesi için mesai başladı. Gaziantep’in köklü lezzetlerinden biri olan, Ramazan ayında iftar ve sahur sofralarında tercih edilen ve damakları şenlendiren Halep Kahkesi, Ramazan ayının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Sadece Ramazan ayında yapılan, iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan Halep Kahkesi için ustalar büyük emek harcıyor. Un, şeker, zeytinyağı ve mahlep gibi maddelerle hazırlanan kahke, "Halep Kahkesi" veya ‘Ramazan Kahkesi" olarak da biliniyor. Fırınlarda yoğun mesai Gaziantep’te yüzyıllardır süregelen bir lezzet olarak bilinen ve bir tür simit çeşidi olan Halep Kahkesi için simit imalathanelerinde ve fırınlarda yoğun mesai harcanıyor. Hummalı çalışmayla hazırlanan ve iftar saatinde de tezgaha çıkarılan Halep Kahkesi için simitçilerin ve fırınların önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Gaziantep’in bu önemli lezzetini sadece Ramazan ayında bulabilen vatandaşlar, iftar saatine saatler kala sokaklarda kokusu yayılan kahkeyi almak için sıraya giriyor. Sokaklar mis gibi kokmaya başlıyor Ramazan boyunca her gün rağbet edilen kahkenin hazırlandığı ve tezgaha çıkarıldığı andan itibaren sokaklar mis gibi kokmaya başlıyor. Özel bir lezzet olarak sofralardaki yerini alan kahkenin tadına bakan vatandaşlar, aroması ve lezzetiyle damaklarda farklı bir tat bıraktığı için kahkeyi tekrar yiyebilmek için bir sonraki Ramazan ayını adeta iple çekiyor. Gaziantep’te sadece Ramazan ayı boyunca üretilen Halep Kahkesinin iftar sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer aldığını belirten simit işletmecisi Ömer Aksu, Halep Kahkesi"nin 7’den 70’e herkesin severek iftar ve sahur sofralarında tükettiğini söyledi. "İftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez lezzetidir" Her yıl Ramazan ayında Halep Kahkesi’ne ciddi bir talebin olduğunu belirten Aksu, "Gaziantep’te 3 kuşaktır bu mesleği yapmaktayız. Ramazan Kahkesi Şaban ayının son günlerinde üretime başlanıp Ramazan ayının son günlerine kadar üretilen bir üründür. Fırınlardan çıkan mahlep kokusuyla biz Gaziantepliler Ramazan’ın geldiğini hissederiz. İçerisinde bulunan un, su, yağ, mahlep ve şeker ile hem çok lezzetli bir ürün olup hem de uzun süre insanı tok tutar. Gaziantep’imizin iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez bir lezzetidir" dedi. "Gaziantep’e özgü Ramazan Kahkesi haline gelmiştir" Halep Kkahkesi’nin geçmişinin Osmanlı dönemine dayandığını belirten Aksu, "Halep veya Ramazan Kahkesi’ni normal sıradan unlu mamul ürünleriyle karıştırmamamız gerekiyor. Çünkü çok meşakkatli bir üründür. Kahke akşam saatlerinde iftara saatler kala sıcak sıcak fırından çıktığından dolayı çoğu insanımız ‘akşam kahkesi’ de demektedir. Bu da yine kahkenin taze tüketilmesi gerektiğini gösterir. Ramazan Kahkesi’nin geçmişi Halep’e dayanmaktadır. Fakat bu lezzet Gaziantep’e geldikten sonra yapımı değiştirilerek, Gaziantep’e özgü Ramazan Kahkesi haline gelmiştir. Ramazan Kahkesi Gaziantep’imizde kültürün, geleneğin ve bereketin bir sembolü haline gelmiştir. Ramazan Kahkesi iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez bir lezzetidir" şeklinde konuştu. "Asıl aromasını mahlep bitkisi vermektedir" Kahkenin yapımıyla ilgili de bilgi veren Aksu, "Ramazan Kahkesi’nin çok meşakkatli bir yapımı vardır. Tek tek el ile yapılır. Önce bir fitil halinde gözlük şekli verilir. Ardından çerçeve şekli verilerek 14 parça halinde bir bütün haline getirilir. Ardından üzerine yumurtası sürülür. Daha sonra ise üzerine susam basılarak fırına verilir. İçerisinde un, yağ, şeker, mahlep ve tuz bulunmaktadır. Asıl aromasını mahlep bitkisi vermektedir" ifadelerini kullandı Simit ustası Celalettin Aksu da, "Bu ay yoğunluğumuz diğer 12 aya bakarsak en yoğun olduğumuz ay Ramazan ayıdır. Bu ayımız diğer 11 aydan daha çok yoğundur. Sahurda mesaimiz başlıyor ve iftar saatinde de işimiz biter" diye konuştu.
DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, Irak Merkez Bankası Başkanı Al-Alaq ile görüştü
17 Şubat 2026 Salı - 15:07 DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, Irak Merkez Bankası Başkanı Al-Alaq ile görüştü DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan’ın koordinasyonuyla Irak Merkez Bankası Başkanı Ali Muhsin Al-Alaq ile bir araya geldi. Bağdat’ta gerçekleştirilen görüşmeye Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi, Ticaret Müşaviri ve ilgili banka temsilcileri de katıldı. Merkez Bankası Başkanı Ali Muhsin Al-Alaq, Irak’ın ilişkili Bakanlık ve Kurumlarının olduğu Ekonomi Komisyonunda gündeme getirildiğinden ve başlıkların yakın takipçisi olduğunu söyledi. "Bankacılık işlemlerinin daha etkin olması ikili ticaret hacmine doğrudan katkı sağlayacak" DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, Türkiye ile Irak arasındaki ticari faaliyetlerin finansal altyapısının güçlendirilmesine yönelik başlıklar ele alındığını, Asycuda sistemine geçiş sürecinin ertelenerek bir süre daha barkod sistemiyle devam edilmesi, 1 Ocak öncesine ilişkin firma alacaklarının tamamlanması ve Irak’taki bankalardan Türkiye’deki şubelere dolar cinsinden doğrudan havale işlemlerinin gerçekleştirilmesi konuları gündeme getirildiğini söyledi. Türk firmalarının Irak’taki ticari faaliyetlerinin sürdürülebilir ve öngörülebilir bir finansal zeminde ilerlemesinin büyük önem taşıdığını belirten Acar, bankacılık işlemlerinin daha etkin olmasının iki ülke arasındaki ticaret hacmine doğrudan katkı sağlayacağını söyledi. Acar, teknik düzeyde temasların sürdürülmesi ve finansal süreçlerin daha sağlıklı işletilmesine yönelik iş birliğinin devam ettirilmesi konusunda mutabık kalındığını aktardı.
Nakliyatçılar Odası Başkanı Kaya’dan SRC Kurye düzenlemesine destek ve uyarı
17 Şubat 2026 Salı - 14:43 Nakliyatçılar Odası Başkanı Kaya’dan SRC Kurye düzenlemesine destek ve uyarı Gaziantep Nakliyatçılar Odası Başkanı Ahmet Kaya, 29 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolu Taşımacılık Mesleki Yeterlilik Yönetmeliği değişikliğine ilişkin açıklamada bulundu. Yapılan düzenlemeyle motosikletli kuryeliğin ayrı bir mesleki kategori olarak tanımlandığını belirten Kaya, "SRC Kurye" tanımının getirilmesini mesleğin resmiyet kazanması açısından olumlu bulduklarını söyledi. Yönetmeliğin 6. maddesinde yapılan değişiklikle "SRC5 Tehlikeli Madde Taşımacılığı" ibaresinin kaldırıldığını, yerine yalnızca motosiklet veya motorlu bisiklet (moped) ile kurye gönderisi taşımacılığını kapsayan "SRC Kurye" ibaresinin getirildiğini hatırlatan Kaya, düzenlemenin sektörde önemli bir dönüşüm anlamı taşıdığını ifade etti. "Esnafın şartları göz ardı edilmemeli" Sahada görev yapan motorlu kurye esnafının zaten ağır şartlar altında çalıştığını vurgulayan Kaya, "Yapılan yönetmelik değişikliği ile SRC Kurye tanımının getirilmesini, mesleğin resmiyet kazanması açısından olumlu buluyoruz. Ancak sahada çalışan motorlu kurye esnafımızın mevcut şartları da mutlaka dikkate alınmalıdır. Bugün bir moto kurye kardeşimiz, Yüksek akaryakıt maliyetiyle, Artan ekipman ve bakım giderleriyle, Sigorta ve vergi yüküyle, Yoğun trafik ve can güvenliği riskiyle ekmeğini kazanmaktadır. Şimdi buna bir de yeni belge, eğitim ve sınav maliyeti eklenirse, zaten zor şartlarda ayakta durmaya çalışan esnafımız daha da sıkıntıya girecektir. Eğer SRC Kurye zorunlu olacaksa, Mevcut çalışanlara geçiş süreci tanınmalı, Ücretler makul seviyede tutulmalı, Eğitimler gerçekten mesleğe katkı sağlayacak içerikte olmalı, Esnaf mağdur edilmemelidir. Motor kuryelik artık şehirlerin damar sistemi haline gelmiştir. Bu meslek sadece paket taşımıyor; ekonomiyi taşıyor. Devletimizin düzenleme yaparken sahadaki gerçekleri dikkate alacağına inanıyoruz. Biz oda olarak motorlu kurye esnafımızın yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Gaziantep Ticaret Borsası Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi
17 Şubat 2026 Salı - 14:39 Gaziantep Ticaret Borsası Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ile meclis ve disiplin kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda; küresel tarım ve emtia piyasalarındaki gelişmeler, üye talep ve önerileri ile Gaziantep’te son dönemde etkili olan yağışların tarımsal üretim üzerindeki etkileri ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını yapan GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Perşembe günü başlayacak olan mübarek Ramazan ayına değinerek, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma duygularının en yoğun şekilde yaşandığı müstesna bir zaman dilimi olduğunu ifade etti. Ramazan ayının toplumsal dayanışmayı güçlendiren, yardımlaşma ve paylaşma kültürünü pekiştiren önemli bir fırsat sunduğunu dile getiren Tiryakioğlu, bu mübarek ayın ülkemize, milletimize ve tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini temenni etti. Son aylarda Gaziantep’te etkili olan yağışlara da değinen Tiryakioğlu, 2026 yılının başından itibaren il genelinde gerçekleşen yağışların uzun yıllar ortalamasının üzerinde seyrettiğini söyledi. Gaziantep’te Ocak ayında metrekareye 160 kilogram, Şubat ayının ortasına kadar ise 143 kilogram yağış gerçekleştiğini kaydeden Tiryakioğlu, mevsim normallerinin üzerinde seyreden bu yağışların özellikle tarımsal üretim açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Yağışların toprak nemini artırarak bitki gelişimini desteklediğini ve üretim sezonuna daha sağlıklı bir başlangıç yapılmasına imkân sağladığını belirten Tiryakioğlu, bu durumun verimlilik ve rekolte açısından olumlu bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti. Küresel hububat ve gıda piyasalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Tiryakioğlu, Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründe güçlü bir ihracat performansı ortaya koyduğunu belirtti. 2025 yılında sektörün yaklaşık 12,4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini ifade eden Tiryakioğlu, küresel ticarette yaşanan dalgalanmalara rağmen sektörün dayanıklılığını koruduğunu sözlerine ekledi. Meclis Toplantısı’nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı da borsanın yürüttüğü faaliyetler, hayata geçirilen projeler ve üyelere yönelik yapılan çalışmalar hakkında meclis üyelerine bilgi verdi. Konuşmasında, 2025 yılı işlem hacmi verilerine yer veren Akıncı, borsada en fazla işlem gören ürün grupları arasında kuru meyvelerin ilk sırada yer aldığını söyledi. Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen Türkiye-Mısır İş Forumu’na katıldıklarını da hatırlatan Akıncı, forum kapsamında Türkiye ile Mısır arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli görüşmeler gerçekleştirildiğini dile getirdi. Ziyaret kapsamında Gaziantep Ticaret Borsası adına Mısır’daki İsmailiye ve Garbiye Ticaret Odaları ile tarım ve gıda sanayini kapsayan iş birliği protokollerine imza attıklarını kaydeden Akıncı, bu adımların üretimden pazarlamaya uzanan süreçte bilgi paylaşımı, ortak projeler ve yatırım imkânlarının geliştirilmesi açısından önemli bir başlangıç olduğunu söyledi. Akıncı, söz konusu temasların Gaziantep’in ihracat kapasitesinin artırılması ve yeni pazarlara açılım açısından önemli fırsatlar sunduğunu sözlerine ekledi.
Yılmaz: "Kimsenin kendini çaresiz hissetmemesi için çalışıyoruz"
17 Şubat 2026 Salı - 14:28 Yılmaz: "Kimsenin kendini çaresiz hissetmemesi için çalışıyoruz" Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, mahalle ziyaretleri kapsamında Yığınlı Mahallesi sakinleriyle bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada mahalle halkının sorun ve taleplerini tek tek dinleyen Yılmaz, bölgede hayata geçirilen çalışmalar ile önümüzdeki süreçte yapılması planlanan projeler hakkında kapsamlı bilgilendirmelerde bulundu. Vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan Başkan Yılmaz, özellikle çocukların sevgisi ve ilgisinin kendileri için ayrı bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti. Mahalle sakinleriyle sohbet eden, talepleri not alan Yılmaz, Şehitkamil’de hizmet anlayışlarının insan odaklı olduğunu vurguladı. Yılmaz’a AK Parti Şehitkamil İlçe Kadın ve Gençlik Kolları Başkanları ile belediye meclis üyeleri ve birim yöneticileri de eşlik etti. "Kimseyi yalnız bırakmayacağız" Yılmaz, sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket ettiklerini belirterek önemli mesajlar verdi. Yılmaz, "Ben sadece hizmet etmek değil, arkadaşlarımın, hemşehrilerimin gönlüne de girmek istiyorum. Bugün Şehitkamil’de 47 bin hanenin her ay düzenli olarak elektrik ve su faturalarını ödüyoruz. Bu bizim sosyal sorumluluğumuzdur. Kimseyi yalnız bırakmamak, kimsenin kendini çaresiz hissetmemesi için çalışıyoruz" dedi. "25 ayrı noktada sofra kurulacak" Ramazan ayına yönelik planlanan çalışmalar hakkında da bilgi veren Başkan Yılmaz, dayanışma ve paylaşma ruhunun bu mübarek ayda daha da güçleneceğini ifade etti. Yılmaz, "Ramazan ayında 25 ayrı noktada vatandaşlarımızla iftar sofralarında bir araya geleceğiz. Aynı sofrayı paylaşacak, birlikte iftarımızı açacağız. Çünkü biz büyük bir aileyiz ve bu ailenin her ferdine dokunmak istiyoruz" şeklinde konuştu. Yığınlı değer kazanacak Mahalle sakinleri ise ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek, Başkan Yılmaz’a teşekkür etti. Taleplerinin doğrudan dinlenmesinin kendilerini mutlu ettiğini belirten vatandaşlar, yapılan ve planlanan projelerin Yığınlı Mahallesi’ne değer katacağını ifade etti.
HKÜ’de "Mezopotamya’dan Günümüze: Gılgamış Destanı" konferansı düzenlendi
17 Şubat 2026 Salı - 14:05 HKÜ’de "Mezopotamya’dan Günümüze: Gılgamış Destanı" konferansı düzenlendi Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) İslam Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından "Mezopotamya’dan Günümüze: Gılgamış Destanı" başlıklı konferans gerçekleştirildi. HKÜ Cine Amfi’de düzenlenen konferansa, HKÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Latife Özaydın, Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Murat Erkoç ve öğrenciler katıldı. Konferansta konuşan Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Çelik, insanlık tarihinin en erken yazılı eserlerinden biri olarak kabul edilen Gılgamış Destanı’nı modern felsefe ve toplumsal dinamikler çerçevesinde değerlendirdi. Çelik konuşmasında, "Gılgamış’ın Uruk Kralı olarak başlayan yolculuğu, bir bilgelik arayışına dönüşerek insanın sonluluğu ve varoluşsal sorgulamaları üzerine düşünmeye davet eder. Bu destan yalnızca kadim bir epik metin değil; fenomenolojiden ekolojiye, post-hümanizmden siyaset felsefesine kadar uzanan çok katmanlı bir anlam alanı sunar. Mezopotamya’nın kültürel mirası ile günümüz düşünce dünyası arasında güçlü bir entelektüel köprü kuran metin, aynı zamanda Anadolu ve Gaziantep coğrafyasıyla bağlar taşımaktadır; Fırat Nehri ve Amanos Dağları gibi unsurlar üzerinden yerel hafızayla da temas etmektedir" ifadelerini kullandı. Konferansın, ilerleyen süreçte bu alanda gerçekleştirilecek kapsamlı ve bilimsel çalışmalara önemli bir dayanak oluşturması hedeflenmektedir. Program kapsamında öğrenciler, ilgi duydukları konuya ilişkin sorularını yöneltme fırsatı bulmuş; etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
Miniklerin "Hoş Geldin Ramazan" etkinliği göz doldurdu
17 Şubat 2026 Salı - 13:40 Miniklerin "Hoş Geldin Ramazan" etkinliği göz doldurdu Gaziantep’te 4-6 yaş Anasınıfı öğrencilerinin hazırladığı "Hoş Geldin Ramazan" etkinliği büyük ilgi gördü. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 81 il valiliğine gönderdiği genelge ile Ramazan ayı boyunca okullarda gerçekleştirilecek sosyal ve kültürel etkinlikler kapsamında "Maarif’in Kalbinde Ramazan" temasıyla Gaziantep’te düzenlenen etkinliklerde değerler eğitimi ön plana çıkarıldı. Şahinbey Belediyesi tarafından Binevler Sosyal Tesisinde açılan 4-6 yaş Anasınıfı öğrencileri Ramazan etkinlikleri kapsamında ailelerinin de desteğiyle kartondan Kabe, cami, itikaf çadırı maketleri dualar, balonlar, ışıklar ve hilal süslemeleri hazırladı. Ramazan ayının manevi atmosferini doyasıya yaşadılar Ramazan ayının anlamını çocuklarına aşılamak isteyen ailelerin çocuklarının bu anlamlı etkinliğine büyük destek verdiği programda minik öğrenciler ve aileleri, Ramazan ayının manevi atmosferini doyasıya yaşadı. Ramazan ayının yardımlaşma, paylaşma ve dayanışma ruhunu öğrencilere aşılamak amacıyla yapılan etkinlik kapsamında minik öğrencilerin "Hoş Geldin Ramazan" yazılı süslemeleri büyük ilgi gördü. Minik öğrencilerin sevgi ve heyecanla hazırladığı etkinlikte Ramazan ayının manevi ruhu dolu dolu yaşandı. Program süresince minik öğrenciler, ilahiler seslendirdi ve ezberledikleri manileri okudu. Ramazan ayının bereketini ve coşkusunu hissettirdiler Çocukların samimi duaları ve etkileyici sunumları Ramazan ayının bereketini ve coşkusunu hissettirdi. Osmanlı şerbeti, lokum ve pasta gibi çeşitli ikramlıkların da hazırlandığı etkinlikte çocukların yaptıkları çalışmalar takdir topladı. Hazırlanan ikramlıklar, katılımcılara ikram edildi. "Çocuklarımız çok güzel etkinlikler hazırladı" Öğrencileriyle birlikte ailelerinin de desteğiyle "Hoş Geldin Ramazan" etkinliği düzenlediklerini ifade eden Anasınıfı öğretmeni Naciye Bulut Budak, "Çocuklarımızla ve velilerimizle birlikte çok güzel bir eğitim sistemimiz var. Velileri de eğitimimize katarak güzel etkinlikler yapıyoruz. Böylece çocukların bütün gelişim alanlarını destekliyoruz. Bilimsel, zihinsel ve sosyal alanlarda çocukları en iyi seviyeye çıkarmaya çalışıyoruz. Bu anlamda da bu sene Ramazan ayı etkinlikleriyle ilgili bir sergi düzenledik. Çocuklarımız heyecanla ve özenerek çok güzel etkinlikler hazırladılar. Bizler de bunları sergiledik. Velilerimiz ikramlıklar hazırladılar. Hepsini burada sergiledik. Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’na bize böyle bir fırsat verdiği için çok teşekkür ediyoruz. Herkesin emeğine sağlık" dedi. "Çocuğum Ramazan ayının ruhunu hissetti" Çocukların Ramazan sevincine ortak oldukları için çok mutlu olduklarını belirten öğrenci velisi Döndü Öne ise, "Çok şükür Ramazan ayının arifesindeyiz. Rabbim bizi bugünlere ulaştırdı. Çocuğum Şahinbey Belediyesi Binevler Sosyal Tesisinde anasınıfına gidiyor. Ramazan ayı için yapılan bu etkinliğe bizlerde dahil olduk. Ramazan ayının manevi değerlerinin yaşaması için yapılan bu etkinliğe dahil olduğumuz için mutlu olduk. Çocuğumla birlikte bizde etkinlik kapsamında yapılan çalışmalara destek verdik" şeklinde konuştu. Ramazan ayının sevincini çocuğuna yaşattığını belirten Merve Çiftçi de, "Kızımla birlikte Kabe ve cami maketi yaptık. Kızım maniler ezberledi. Bu etkinliği çok güzel ve anlamlı buldum. Emeği olan herkese çok teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Atakan Eyüp Tabur da, "Annem arkadaşlarıma ikramlar yaptı. Annemle, öğretmenimle birlikte süsleme yaptık. Cami maketi yaptık, etkinlikler yaptık. Çok güzel maniler okuduk ve çok güzel davul çaldık. Elbiselerimizi giydik. Herkese hayırlı Ramazanlar dilerim" diye konuştu.
Hasan Altun’dan ’Ramazan’ ayı mesajı
17 Şubat 2026 Salı - 13:08 Hasan Altun’dan ’Ramazan’ ayı mesajı Gaziantep Araban Ziraat Odası ve Sarımsak Üretici Birliği Başkanı Hasan Altun, Ramazan ayı münasebetiyle mesaj yayımladı. Gaziantep Araban Ziraat Odası ve Sarımsak Üretici Birliği Başkanı Hasan Altun, Ramazan ayı mesajı yayımladı. Altun, mesajında, "11 Ayın Sultanı, mübarek ’Üç Aylar’ın sonuncusu ve en kıymetlisi olan bir Ramazan ayına daha kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan ayının dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin bir yeri vardır. Çünkü mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim insanlık âlemine bu ayda inmiş, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi bu ay içinde yer almış ve oruç tutulması bu ayda farz kılınmıştır. Ramazan ayı, Rabbimizin af, mağfiret, lütuf ve kereminin doruğa çıktığı, gönüllerin birleştiği, dostluk ve kardeşlik duygularının yoğunlaştığı, cömertliğin ve yardımseverliğin zirveye ulaştığı aydır. Bu mübarek ayda, ’İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır’ Hadis-i Şerifi’nin rehberliğinde, elimizden geldiği kadar, çevreye karşı duyarlı olmalı, dertli olana derman olmalı ve yardıma muhtaç olana yardım elini uzatmalıyız. Bu vesileyle, Arabanlı üretici çiftçilerimiz ve tüm hemşerilerimin Ramazan-ı Şerif’ini en içten dileklerimle tebrik ediyor, bu mübarek ayın tüm insanlık için sevgi, barış, sağlık, kardeşlik ve huzura vesile olmasını temenni ediyorum’’ ifadelerini kullandı.
Müteahhit Mehmet Kaya’dan ’Ramazan’ ayı mesajı
17 Şubat 2026 Salı - 13:06 Müteahhit Mehmet Kaya’dan ’Ramazan’ ayı mesajı Gaziantep’in Araban ilçesinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren Müteahhit Mehmet Kaya, 2026 yılı Ramazan ayı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Arabanlı Müteahhit Mehmet Kaya mesajında, "Arabanlı hemşerilerimizle birlikte bir Ramazan ayına daha kavuşmuş olmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Öncelikle bizleri evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem azabından kurtuluş olan on bir ayın sultanı Ramazan ayına kavuşturan Yüce Allah (cc)’a hamd ediyoruz. Bu vesileyle inşallah Ramazan ayını idrak etmeye başlayacağız. Bilinmelidir ki, Ramazan ayı birçok iyilikleri ve güzellikleri içinde barındıran mübarek bir aydır. Ramazan ayı bir yönüyle Kur’an ayı, diğer bir yönüyle de nefsin terbiyesi için oruç ayıdır. Bu ayda Kur’an-ı Kerim’i çok okumalı ve onun insanlığa sunmuş olduğu evrensel mesajı anlamak için gayret göstermeli ve aynı zamanda hayatımıza da tatbik etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki, nefsi eğitmenin ve terbiye etmenin yolu da bu ayda açılır. Aynı zamanda Ramazan ayı, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin bulunduğu sabır ve rahmet ayı olduğu gibi aynı zamanda fakirlerin doyurulduğu ve giydirildiği, yoksulların himaye edildiği, dul ve yetimlere kol kanat gerildiği, bireysel ve toplumsal manada nice iyiliklerin ve güzelliklerin yaşandığı bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Çünkü Ramazan ayı, kişinin içinde bulunduğu nimetlerin ve imkânların farkına varması için en uygun bir zaman dilimidir. Böylece insan elinde bulunan nimetlerden dolayı şükreder ve imkânı olmayan kardeşleriyle paylaşmayı da öğrenerek iyiliklerin artmasına sebep olur. Bu vesileyle iyiliklerin ve güzelliklerin paylaşılarak çoğaltılması ve yaşatılması temennisiyle, mübarek Ramazan ayının başta Arabanlı hemşerilerime, milletimize, ülkemize ve tüm insanlığa sıhhat, hayır, iyilik ve güzellik getirmesini Cenab-ı Allah (cc)’tan niyaz ve temenni ediyorum" ifadelerine yer verdi.
Dr. Zeytun, laparoskopik cerrahi ile ilgili bilgi verdi
17 Şubat 2026 Salı - 10:46 Dr. Zeytun, laparoskopik cerrahi ile ilgili bilgi verdi Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda laparoskopik cerrahinin güvenli ve konforlu bir tedavi seçeneği sunduğunu belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda laparoskopik cerrahi ile ilgili bilgi verdi. Dr. Zeytun, "Laparoskopik cerrahi, karın bölgesine açılan küçük kesiler aracılığıyla kamera ve özel cerrahi aletler kullanılarak gerçekleştirilen kapalı ameliyat yöntemidir. Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla daha küçük kesi izleri, daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme süreci sağlaması nedeniyle özellikle çocuk hastalarda sıklıkla tercih edilmektedir" dedi. "Daha az ağrı, daha hızlı iyileşme" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuk cerrahisinde teknolojinin sunduğu imkanlarla birlikte kapalı ameliyatların yaygınlaştığını ifade ederek, "Laparoskopik yöntem sayesinde çocuklarımız ameliyat sonrası dönemi çok daha konforlu geçiriyor. Daha küçük kesilerle gerçekleştirdiğimiz operasyonlar, hem enfeksiyon riskini azaltıyor hem de hastanede kalış süresini kısaltıyor. Çocuklar günlük yaşamlarına ve okullarına daha kısa sürede dönebiliyor. Laparoskopik cerrahi, apandisit, kasık fıtığı, over kistleri, safra kesesi hastalıkları, inmemiş testis ve bazı bağırsak problemleri başta olmak üzere birçok cerrahi hastalıkta başarıyla uygulanabiliyor" dedi. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, uygun hasta seçiminin önemine dikkat çekerek her vakanın bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Apandisit, kasık fıtığı gibi ameliyatlarda tek kesi (Single Port) ile operasyonları tamamlayabildiklerini ve operasyon skarının bile fark edilmediğini belirtti. Ailelere önemli uyarılar Ailelerin çocuklarında karın ağrısı, kusma ya da kasık bölgesinde fark edilen anormal durumlarda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini belirten Doç. Dr. Hikmet Zeytun, erken teşhisin tedavi başarısını arttırdığını söyledi. Ayrıca çocuk cerrahisinde modern cerrahi teknikleri kullanarak bölge halkına nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ettiklerini ifade etti. Laparoskopik cerrahinin sağladığı avantajlarla birlikte çocuk hastaların hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha rahat bir ameliyat süreci geçirdiği belirtti.
Dayısından öğrendiği padişah mesleğini 44 yıldır sürdürüyor
17 Şubat 2026 Salı - 10:34 Dayısından öğrendiği padişah mesleğini 44 yıldır sürdürüyor Gaziantep’te 44 yıllık usta Metin Gül, geleneksel sedef kakma sanatını yaşatmaya çalışıyor. UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ndeki sedef kakma sanatının Gaziantep’teki sayılı ustalarından olan 57 yaşındaki Metin Gül, mesleğini sürdürmek için büyük çaba sarf ediyor. Mesleğini ayakta tutmak istiyor Tarihi Gaziantep Kalesi’nin yanındaki atölyesinde sandıktan rahleye, mücevher kutularından sehpaya, aynadan bastona ve çeyiz sandığının yanı sıra sedef işlemeli orijinal Osmanlı tüfeği, hançer, kılıç ve silah kabzasına kadar çok sayıda ürünü alıcısıyla buluşturan Gül, mesleğini ayakta tutmak istiyor. İlkokulu bitirdikten sonra 13 yaşındayken sedef kakma ustası olan dayısı Mehmet Bıyık’tan mesleğin tüm inceliklerini öğrenen Gül, mesleğini 44 yıldır 20 metrekarelik dükkanında severek sürdürüyor. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmet ve II. Abdülhamid Han başta olmak üzere birçok padişahın ilgi gösterdiği köklü bir süsleme sanatı olan sedef kakma mesleğinde 44 yılı geride bırakan Gül’ün el emeği göz nuru yaptığı ürünler turistlerden büyük ilgi görüyor. Mesleğinin yok olmaması için çabalıyor Atölyesinde uzun saatler çalışan, bin bir emek ve zahmetle gün boyu sedef parçalarını ahşap üzerine açılan çukur veya oymalara yerleştiren Gül, bu sanatın genç kuşaklara aktarılması ve yok olmaması için çabalıyor. Ürünlerini Türkiye’nin farklı illerindeki müşterilerinin yanı sıra Avrupa’ya da gönderen Gül, çocukluğundan beri bu sanat dalına ilgi duyduğunu söyleyerek, "Sedef kakma sanatı dayı mesleği. Bu mesleği dayımdan öğrendim. Mesleğe başladığımda 13 yaşındaydım ve şu anda 57 yaşındayım. Yaklaşık 44 yıldır bu mesleği yapıyorum. Aynı zamanda Allah rahmet etsin ve bir diğer ustam da Ahmet Bıyık’tı. Dayımdan sonra bana mesleği Ahmet Bıyık öğretti. Yıllardan beri de ben geçimimi bu meslekten sağlıyorum. Mesleğimi seviyorum ve güzel bir mesleğimiz var. Mesleğin tüm detaylarını biliyorum. Hem çizim yaparım hem de tel işlerim" dedi. Genellikle Selçuklu ve Osmanlı motifleri ile geometrik motifler kullandığını belirten Gül, ürünlerinin çok beğenildiğini ve turistlerin büyük ilgi gösterdiğini ifade etti. "Meslekte yetişen eleman yok" Unutulmaya yüz tutmuş mesleği öğretecek eleman bulamamaktan yakınan Gül, "Mesleği öğrenen ve meslekte yetişen eleman yok. Meslekte son nesil biziz. Yaşım 57 ve ben son neslim. Bizden sonra bu meslek bitiyor ve mesleği yapan yok. Bizden sonra bu meslek ölecek. Bu durum bizi üzüyor ama elden gelen bir şey yok" şeklinde konuştu. "Ürünlerimiz büyük ilgi görüyor" Mesleğinin zor olduğunu belirten Gül, "Çeyiz sandığı, tavla, sandalye, kılıç, sehpa, çerçeve, saat, ayna, baston, tepsi ve çay tepsisi gibi birçok ürün yapıyorum. Ürünlerimiz büyük ilgi görüyor. Özellikle yerli turistlerimiz büyük ilgi gösteriyor. Satışlarımız iyi ve çok şükür satışlardan memnunum" diye konuştu.
Dayısından öğrendiği padişah mesleğini 44 yıldır sürdürüyor
17 Şubat 2026 Salı - 10:26 Dayısından öğrendiği padişah mesleğini 44 yıldır sürdürüyor Gaziantep’te 44 yıllık sedef kakma ustası Metin Gül, UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listelesi’nde bulunan geleneksel Sedef Kakma Sanatı’nı yaşatmaya çalışıyor. Osmanlı Dönemi’nde Fatih Sultan Mehmet başta olmak üzere birçok padişahın uğraş verdiği sedef kakma sanatının Gaziantep’teki sayılı ustalarından olan 57 yaşındaki Metin Gül, mesleğini sürdürmek için büyük çaba sarf ediyor. Mesleğini ayakta tutmak istiyor Tarihi Gaziantep Kalesi’nin yanındaki atölyesinde sandıktan rahleye, mücevher kutularından sehpaya, aynadan bastona ve çeyiz sandığının yanı sıra sedef işlemeli orijinal Osmanlı tüfeği, hançer, kılıç ve silah kabzasına kadar çok sayıda ürünü alıcısıyla buluşturan 57 yaşındaki Metin Gül, mesleğini ayakta tutmak istiyor. İlkokulu bitirdikten sonra 13 yaşındayken sedef kakma ustası olan dayısı Mehmet Bıyık’tan mesleğin tüm inceliklerini öğrenen Gül, dayısından öğrendiği mesleğini 44 yıldır 20 metrekarelik dükkanında severek sürdürüyor. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmet ve II. Abdülhamid Han başta olmak üzere birçok padişahın ilgi gösterdiği köklü bir süsleme sanatı olan sedef kakma mesleğinde 44 yılı geride bırakan Gül’ün el emeği göz nuru yaptığı ürünler turistlerden büyük ilgi görüyor. Mesleğinin yok olmaması için çabalıyor Atölyesinde uzun saatler çalışan, bin bir emek ve zahmetle gün boyu sedef parçalarını ahşap üzerine açılan çukur veya oymalara yerleştiren Gül, bu sanatın genç kuşaklara aktarılması ve yok olmaması için çabalıyor. Ürettiği tüm ürünleri Türkiye’nin farklı illerindeki müşterilerinin yanı sıra Avrupa ülkelerinde bulunan müşterilerine gönderen Gül, çocukluğundan beri bu sanat dalına ilgi duyduğunu söyleyerek 44 yıllık sedefkar olduğunu söyledi. "Mesleği dayımdan öğrendim" Sedef kakma sanatının unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer aldığını belirten Gül, "Sedef kakma sanatı dayı mesleği. Bu mesleği dayımdan öğrendim. Mesleğe başladığımda 13 yaşındaydım ve şu anda 57 yaşındayım. Yaklaşık 44 yıldır bu mesleği yapıyorum. Aynı zamanda Allah rahmet etsin ve bir diğer ustamda Ahmet Bıyık’tı. Dayımdan sonra bana mesleği Ahmet Bıyık öğretti. Yıllardan beri de ben geçimimi bu meslekten sağlıyorum. Mesleğimi seviyorum ve güzel bir mesleğimiz var. Mesleğin tüm detaylarını biliyorum. Hem çizim yaparım hem de tel işlerim" dedi. Sedefteki motiflerin genellikle Selçuklu ve Osmanlı motifleri ile geometrik motifler olduğunu belirten Gül, ürünlerinin çok beğenildiğini ve turistlerin büyük ilgi gösterdiğini ifade etti. "Meslekte yetişen eleman yok" Mesleği öğretecek eleman bulamamaktan yakınan Gül, "Mesleği öğrenen ve meslekte yetişen eleman yok. Meslekte son nesil biziz. Yaşım 57 ve ben son nesilim. Bizden sonra bu meslek bitiyor ve mesleği yapan yok. Bizden sonra bu meslek ölecek. Bu durum bizi üzüyor ama elden gelen bir şey yok" şeklinde konuştu. "Ürünlerimiz büyük ilgi görüyor" Mesleğinin zor olduğunu belirten Gül, "Çeyiz sandığı, tavla, sandalye, kılıç, sehpa, çerçeve, saat, ayna, baston, tepsi ve çay tepsisi gibi birçok ürün yapıyorum. Ürünlerimiz büyük ilgi görüyor. Özellikle yerli turistlerimiz büyük ilgi gösteriyor. Satışlarımız iyi ve çok şükür satışlardan memnunum" diye konuştu. (İK-LO-Y)
Terzilik mesleğinde yarım asrı geride bıraktı
17 Şubat 2026 Salı - 10:10 Terzilik mesleğinde yarım asrı geride bıraktı Gaziantep’te yarım asırdır terzilik mesleğini severek sürdüren ve 10 yaşında çırak olarak başladığı terzilik mesleğinde yarım asrı geride bırakan Mehmet Mercan, yıllardır bir mühendis edasıyla titizlikle ölçüp biçtiği kumaşları kıyafete dönüştürüyor. Şahinbey ilçesinin Alaybey Mahallesi’nde yarım asırdır terzilik yapan 77 yaşındaki Mehmet Mercan, ilk günkü heyecanla müşterilerine elbise dikmeye devam ediyor. 15 metrekarelik dükkanında elinden iğne ve ipliğini düşürmeyen Mercan, mesleğini büyük bir özen ve titizlikle sürdürüyor. Zamanın en gözde mesleği diye bir hevesle başladığı terziliği yarım asırdır sürdüren Mercan, ailesinin geçimini sağladığı işini severek yapıyor. Dört elle sarıldığı terzilik mesleğini ilk günkü duyduğu aşk ve heyecanla sürdüren Mercan, günün ilk ışıklarıyla açtığı atölyesinde müşterilerine hizmet ediyor. Aynı zamanda Gaziantep Terziler, Konfeksiyoncular ve Giyim Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı da olan Mercan, ömrünün büyük bölümünü geçirdiği dükkanında hem müşterilerinin taleplerini en iyi şekilde karşılamaya çalışıyor hem de eleman sıkıntısı başta olmak üzere meslektaşlarının diğer sorunlarına da çözüm arıyor. İlkokulu bitirdikten sonra meslek öğrenmek için kentin sayılı terzi ustası olan bir esnafın yanında çırak olarak işe başlayan Mercan, çocuk yaşta tanıştığı iğne ve ipliği yarım asırdır elinden hiç düşürmedi. Ömrünün büyük bölümünü çok sevdiği mesleğiyle geçiren Mercan, ilerlemiş yaşına rağmen çalışma azmiyle görenlerin takdirini kazanıyor. Küçük yaştan itibaren başladığı terzilik mesleğinde bir süre çırak olarak çalıştıktan sonra kendi iş yerini açan ve yıllardır müşterilerine takım elbise diken Mercan, terziliğe başlama hikayesini ve mesleğinin inceliklerini İHA’ya anlattı. Ustasından öğrendiği mesleğini çıraklık dönemiyle birlikte 50 yıldır yaptığını söyleyen Mercan, "Çocuk yaşta çırak olarak mesleğe girdik. Büyük ustalarımızın yanında çalıştım. ‘Kilisli Mehmet Ali usta’ olarak tanınan ustam vardı. Allah rahmet eylesin, bize mesleği öğretti ve vefat etti. Mesleği ondan öğrendik. 1973’te askerden geldim, dükkanı açtım. O günden beri de mesleğime devam ediyorum. O günler çok güzel günlerdi. Ustalarımıza saygımız vardı" dedi. "Meslek ustanın yanında ve dükkanda öğrenilir" Çıraklığı döneminde terziliğin daha kıymetli olduğunu belirten Mercan, "Benim 5 kız ve bir oğlum var. Hepsi evlendiler, iyiler. Çok şükür kendilerini kimseye muhtaç etmedik. Çalıştık, iyi de bir yere geldik. Eleman sıkıntısı için çözüm yok. Çıraklık okulu var. Çıraklık okuluna çırak istiyorlar. Fakat bu meslek dükkanda öğrenilir. Ustanın yanında öğrenilir. Okulda öğretmen çocuğa ne öğretebilir? Bu mesleği öğretemez. Çünkü terzi değil. Çocuk buraya gelecek, parmağını bağlayacağız. Yani mesleği burada öğrenecek. Meslek ustanın yanında ve dükkanda öğrenilir" ifadelerini kullandı. "Eleman yetişmiyor" Meslekte artık yeni çırak, kalfa ve ustaların yetişmediğini belirten Mercan, "Arkadan yetişen kalmadı. Sadece bizde değil, bütün mesleklerde elaman yok. Artık kendi gücümüzle tek başımıza çalışıyoruz. Çünkü yetişen kimse yok. Birisi getirip de ‘çocuğuma meslek öğret’ diyen yok. Biz 4 çırak bir dükkanda çalışırdık. O zamanlar eleman çoktu. Şimdi elaman yok. Arkadan yetişen eleman olmadığı için meslek bitmek üzere ve 15-20 sene sonra bir tane elbise dikecek terzi bulamazsınız. Halbuki terzilik çok güzel bir meslek. Seni aç koymaz. Kaliteli bir meslek. Saygı duyulan bir meslek ve insanları giydiriyorsun, bundan daha güzel bir meslek olabilir mi" şeklinde konuştu. "Bu meslek beni kimseye muhtaç etmedi" Yıllarını adadığı mesleğinden elde ettiği gelirle yıllardır ailesinin geçimini sağladığını belirten Mercan, "Ben mesleğimi seviyorum. Bu meslek beni zengin etmedi ama kimseye de muhtaç etmedi. Allah bizi yetiştiren ustalarımıza rahmet eylesin. Çok şükür bu meslek sayesinde bir ekmek yedik ve yemeye de devam ediyoruz" diye konuştu.