Yerel Haberler
Gaziantep
22 Şubat 2026 Pazar - 11:36 Sadece Ramazan’da yapılan lezzet: Halep kahkesi Türkiye’nin ilk gastronomi şehri olan Gaziantep’te Ramazan ayının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan, tadı, yapım aşamaları ve gördüğü ilgiyle dikkat çeken ’Halep kahkesi’, yılda sadece bu ayda yapılıyor. Yıllardır çocuklara oruç tutmayı sevdirmek amacıyla sadece Ramazan ayında yapılan bir tür simit olan "Halep kahkesi" veya "Ramazan kahkesi" özel aroması, tokluk hissini artırması ve damakta bıraktığı lezzetten dolayı tercih ediliyor. Ramazan ayının vazgeçilmezleri arasında On bir ayın sultanı Ramazan ayının gelmesiyle birlikte tezgahtaki yerini alan Halep kahkesi için mesai başladı. Gaziantep’in köklü lezzetlerinden biri olan, Ramazan ayında iftar ve sahur sofralarında tercih edilen ve damakları şenlendiren Halep kahkesi, Ramazan ayının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Sadece Ramazan ayında yapılan, iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan Halep kahkesi için ustalar büyük emek harcıyor. Un, şeker, zeytinyağı ve mahlep gibi maddelerle hazırlanan kahke, "Halep kahkesi" veya "Ramazan kahkesi" olarak da biliniyor. Fırınlarda yoğun mesai Gaziantep’te yüzyıllardır süregelen bir lezzet olarak bilinen ve bir tür simit çeşidi olan Halep kahkesi için simit imalathanelerinde ve fırınlarda yoğun mesai harcanıyor. Hummalı çalışmayla hazırlanan ve iftar saatinde de tezgaha çıkarılan Halep kahkesi için simitçilerin ve fırınların önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Gaziantep’in bu önemli lezzetini sadece Ramazan ayında bulabilen vatandaşlar, iftar saatine saatler kala sokaklarda kokusu yayılan kahkeyi almak için sıraya giriyor. Sokaklar mis gibi kokmaya başlıyor Ramazan boyunca her gün rağbet edilen kahkenin hazırlandığı ve tezgaha çıkarıldığı andan itibaren sokaklar mis gibi kokmaya başlıyor. Özel bir lezzet olarak sofralardaki yerini alan kahkenin tadına bakan vatandaşlar, aroması ve lezzetiyle damaklarda farklı bir tat bıraktığı için kahkeyi tekrar yiyebilmek için bir sonraki Ramazan ayını adeta iple çekiyor. Gaziantep’te sadece Ramazan ayı boyunca üretilen Halep kahkesinin iftar sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer aldığını belirten simit işletmecisi Ömer Aksu, Halep kahkesinin 7’den 70’e herkesin severek iftar ve sahur sofralarında tükettiğini söyledi. "İftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez lezzetidir" Her yıl Ramazan ayında Halep kahkesine ciddi bir talebin olduğunu belirten Aksu, "Gaziantep’te 3 kuşaktır bu mesleği yapmaktayız. Ramazan kahkesi Şaban ayının son günlerinde üretime başlanıp Ramazan ayının son günlerine kadar üretilen bir üründür. Fırınlardan çıkan mahlep kokusuyla biz Gaziantepliler Ramazan’ın geldiğini hissederiz. İçerisinde bulunan un, su, yağ, mahlep ve şeker ile hem çok lezzetli bir ürün olup hem de uzun süre insanı tok tutar. Gaziantep’imizin iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez bir lezzetidir" dedi. "Gaziantep’e özgü Ramazan kahkesi haline gelmiştir" Halep kahkesinin geçmişinin Osmanlı dönemine dayandığını belirten Aksu, "Halep veya Ramazan kahkesini normal sıradan unlu mamul ürünleriyle karıştırmamamız gerekiyor. Çünkü çok meşakkatli bir üründür. Kahke akşam saatlerinde iftara saatler kala sıcak sıcak fırından çıktığından dolayı çoğu insanımız ’akşam kahkesi’ de demektedir. Bu da yine kahkenin taze tüketilmesi gerektiğini gösterir. Ramazan kahkesinin geçmişi Halep’e dayanmaktadır. Fakat bu lezzet Gaziantep’e geldikten sonra yapımı değiştirilerek, Gaziantep’e özgü Ramazan kahkesi haline gelmiştir. Ramazan kahkesi Gaziantep’imizde kültürün, geleneğin ve bereketin bir sembolü haline gelmiştir. Ramazan Kahkesi iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez bir lezzetidir" şeklinde konuştu. "Asıl aromasını mahlep bitkisi vermektedir" Kahkenin yapımıyla ilgili de bilgi veren Aksu, "Ramazan kahkesinin çok meşakkatli bir yapımı vardır. Tek tek el ile yapılır. Önce bir fitil halinde gözlük şekli verilir. Ardından çerçeve şekli verilerek 14 parça halinde bir bütün haline getirilir. Üzerine yumurtası sürülür. Daha sonra ise üzerine susam basılarak fırına verilir. İçerisinde un, yağ, şeker, mahlep ve tuz bulunmaktadır. Asıl aromasını mahlep bitkisi vermektedir" ifadelerini kullandı. Simit ustası Celalettin Aksu da, "Bu ay yoğunluğumuz diğer 12 aya bakarsak en yoğun olduğumuz ay Ramazan ayıdır. Bu ayımız diğer 11 aydan daha çok yoğundur. Sahurda mesaimiz başlıyor ve iftar saatinde de işimiz biter" diye konuştu.
Dayısından öğrendiği padişah mesleğini 44 yıldır sürdürüyor
17 Şubat 2026 Salı - 10:26 Dayısından öğrendiği padişah mesleğini 44 yıldır sürdürüyor Gaziantep’te 44 yıllık sedef kakma ustası Metin Gül, UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listelesi’nde bulunan geleneksel Sedef Kakma Sanatı’nı yaşatmaya çalışıyor. Osmanlı Dönemi’nde Fatih Sultan Mehmet başta olmak üzere birçok padişahın uğraş verdiği sedef kakma sanatının Gaziantep’teki sayılı ustalarından olan 57 yaşındaki Metin Gül, mesleğini sürdürmek için büyük çaba sarf ediyor. Mesleğini ayakta tutmak istiyor Tarihi Gaziantep Kalesi’nin yanındaki atölyesinde sandıktan rahleye, mücevher kutularından sehpaya, aynadan bastona ve çeyiz sandığının yanı sıra sedef işlemeli orijinal Osmanlı tüfeği, hançer, kılıç ve silah kabzasına kadar çok sayıda ürünü alıcısıyla buluşturan 57 yaşındaki Metin Gül, mesleğini ayakta tutmak istiyor. İlkokulu bitirdikten sonra 13 yaşındayken sedef kakma ustası olan dayısı Mehmet Bıyık’tan mesleğin tüm inceliklerini öğrenen Gül, dayısından öğrendiği mesleğini 44 yıldır 20 metrekarelik dükkanında severek sürdürüyor. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmet ve II. Abdülhamid Han başta olmak üzere birçok padişahın ilgi gösterdiği köklü bir süsleme sanatı olan sedef kakma mesleğinde 44 yılı geride bırakan Gül’ün el emeği göz nuru yaptığı ürünler turistlerden büyük ilgi görüyor. Mesleğinin yok olmaması için çabalıyor Atölyesinde uzun saatler çalışan, bin bir emek ve zahmetle gün boyu sedef parçalarını ahşap üzerine açılan çukur veya oymalara yerleştiren Gül, bu sanatın genç kuşaklara aktarılması ve yok olmaması için çabalıyor. Ürettiği tüm ürünleri Türkiye’nin farklı illerindeki müşterilerinin yanı sıra Avrupa ülkelerinde bulunan müşterilerine gönderen Gül, çocukluğundan beri bu sanat dalına ilgi duyduğunu söyleyerek 44 yıllık sedefkar olduğunu söyledi. "Mesleği dayımdan öğrendim" Sedef kakma sanatının unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer aldığını belirten Gül, "Sedef kakma sanatı dayı mesleği. Bu mesleği dayımdan öğrendim. Mesleğe başladığımda 13 yaşındaydım ve şu anda 57 yaşındayım. Yaklaşık 44 yıldır bu mesleği yapıyorum. Aynı zamanda Allah rahmet etsin ve bir diğer ustamda Ahmet Bıyık’tı. Dayımdan sonra bana mesleği Ahmet Bıyık öğretti. Yıllardan beri de ben geçimimi bu meslekten sağlıyorum. Mesleğimi seviyorum ve güzel bir mesleğimiz var. Mesleğin tüm detaylarını biliyorum. Hem çizim yaparım hem de tel işlerim" dedi. Sedefteki motiflerin genellikle Selçuklu ve Osmanlı motifleri ile geometrik motifler olduğunu belirten Gül, ürünlerinin çok beğenildiğini ve turistlerin büyük ilgi gösterdiğini ifade etti. "Meslekte yetişen eleman yok" Mesleği öğretecek eleman bulamamaktan yakınan Gül, "Mesleği öğrenen ve meslekte yetişen eleman yok. Meslekte son nesil biziz. Yaşım 57 ve ben son nesilim. Bizden sonra bu meslek bitiyor ve mesleği yapan yok. Bizden sonra bu meslek ölecek. Bu durum bizi üzüyor ama elden gelen bir şey yok" şeklinde konuştu. "Ürünlerimiz büyük ilgi görüyor" Mesleğinin zor olduğunu belirten Gül, "Çeyiz sandığı, tavla, sandalye, kılıç, sehpa, çerçeve, saat, ayna, baston, tepsi ve çay tepsisi gibi birçok ürün yapıyorum. Ürünlerimiz büyük ilgi görüyor. Özellikle yerli turistlerimiz büyük ilgi gösteriyor. Satışlarımız iyi ve çok şükür satışlardan memnunum" diye konuştu. (İK-LO-Y)
Terzilik mesleğinde yarım asrı geride bıraktı
17 Şubat 2026 Salı - 10:10 Terzilik mesleğinde yarım asrı geride bıraktı Gaziantep’te yarım asırdır terzilik mesleğini severek sürdüren ve 10 yaşında çırak olarak başladığı terzilik mesleğinde yarım asrı geride bırakan Mehmet Mercan, yıllardır bir mühendis edasıyla titizlikle ölçüp biçtiği kumaşları kıyafete dönüştürüyor. Şahinbey ilçesinin Alaybey Mahallesi’nde yarım asırdır terzilik yapan 77 yaşındaki Mehmet Mercan, ilk günkü heyecanla müşterilerine elbise dikmeye devam ediyor. 15 metrekarelik dükkanında elinden iğne ve ipliğini düşürmeyen Mercan, mesleğini büyük bir özen ve titizlikle sürdürüyor. Zamanın en gözde mesleği diye bir hevesle başladığı terziliği yarım asırdır sürdüren Mercan, ailesinin geçimini sağladığı işini severek yapıyor. Dört elle sarıldığı terzilik mesleğini ilk günkü duyduğu aşk ve heyecanla sürdüren Mercan, günün ilk ışıklarıyla açtığı atölyesinde müşterilerine hizmet ediyor. Aynı zamanda Gaziantep Terziler, Konfeksiyoncular ve Giyim Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı da olan Mercan, ömrünün büyük bölümünü geçirdiği dükkanında hem müşterilerinin taleplerini en iyi şekilde karşılamaya çalışıyor hem de eleman sıkıntısı başta olmak üzere meslektaşlarının diğer sorunlarına da çözüm arıyor. İlkokulu bitirdikten sonra meslek öğrenmek için kentin sayılı terzi ustası olan bir esnafın yanında çırak olarak işe başlayan Mercan, çocuk yaşta tanıştığı iğne ve ipliği yarım asırdır elinden hiç düşürmedi. Ömrünün büyük bölümünü çok sevdiği mesleğiyle geçiren Mercan, ilerlemiş yaşına rağmen çalışma azmiyle görenlerin takdirini kazanıyor. Küçük yaştan itibaren başladığı terzilik mesleğinde bir süre çırak olarak çalıştıktan sonra kendi iş yerini açan ve yıllardır müşterilerine takım elbise diken Mercan, terziliğe başlama hikayesini ve mesleğinin inceliklerini İHA’ya anlattı. Ustasından öğrendiği mesleğini çıraklık dönemiyle birlikte 50 yıldır yaptığını söyleyen Mercan, "Çocuk yaşta çırak olarak mesleğe girdik. Büyük ustalarımızın yanında çalıştım. ‘Kilisli Mehmet Ali usta’ olarak tanınan ustam vardı. Allah rahmet eylesin, bize mesleği öğretti ve vefat etti. Mesleği ondan öğrendik. 1973’te askerden geldim, dükkanı açtım. O günden beri de mesleğime devam ediyorum. O günler çok güzel günlerdi. Ustalarımıza saygımız vardı" dedi. "Meslek ustanın yanında ve dükkanda öğrenilir" Çıraklığı döneminde terziliğin daha kıymetli olduğunu belirten Mercan, "Benim 5 kız ve bir oğlum var. Hepsi evlendiler, iyiler. Çok şükür kendilerini kimseye muhtaç etmedik. Çalıştık, iyi de bir yere geldik. Eleman sıkıntısı için çözüm yok. Çıraklık okulu var. Çıraklık okuluna çırak istiyorlar. Fakat bu meslek dükkanda öğrenilir. Ustanın yanında öğrenilir. Okulda öğretmen çocuğa ne öğretebilir? Bu mesleği öğretemez. Çünkü terzi değil. Çocuk buraya gelecek, parmağını bağlayacağız. Yani mesleği burada öğrenecek. Meslek ustanın yanında ve dükkanda öğrenilir" ifadelerini kullandı. "Eleman yetişmiyor" Meslekte artık yeni çırak, kalfa ve ustaların yetişmediğini belirten Mercan, "Arkadan yetişen kalmadı. Sadece bizde değil, bütün mesleklerde elaman yok. Artık kendi gücümüzle tek başımıza çalışıyoruz. Çünkü yetişen kimse yok. Birisi getirip de ‘çocuğuma meslek öğret’ diyen yok. Biz 4 çırak bir dükkanda çalışırdık. O zamanlar eleman çoktu. Şimdi elaman yok. Arkadan yetişen eleman olmadığı için meslek bitmek üzere ve 15-20 sene sonra bir tane elbise dikecek terzi bulamazsınız. Halbuki terzilik çok güzel bir meslek. Seni aç koymaz. Kaliteli bir meslek. Saygı duyulan bir meslek ve insanları giydiriyorsun, bundan daha güzel bir meslek olabilir mi" şeklinde konuştu. "Bu meslek beni kimseye muhtaç etmedi" Yıllarını adadığı mesleğinden elde ettiği gelirle yıllardır ailesinin geçimini sağladığını belirten Mercan, "Ben mesleğimi seviyorum. Bu meslek beni zengin etmedi ama kimseye de muhtaç etmedi. Allah bizi yetiştiren ustalarımıza rahmet eylesin. Çok şükür bu meslek sayesinde bir ekmek yedik ve yemeye de devam ediyoruz" diye konuştu.
İpekyolu Kalkınma Ajansı’ndan TRC1 Bölgesi’ne 1,15 milyar TL destek
17 Şubat 2026 Salı - 09:58 İpekyolu Kalkınma Ajansı’ndan TRC1 Bölgesi’ne 1,15 milyar TL destek 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından bölgenin yeniden ayağa kalkması için çalışmalarını hızlandıran İpekyolu Kalkınma Ajansı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ekonomik ve sosyal toparlanmayı desteklemek amacıyla kapsamlı destek programlarını hayata geçirdi. Ajans tarafından yürütülen projeler kapsamında bölge genelinde toplam 1,15 milyar TL destek sağlandı. Destekler, üretim altyapısının yeniden kurulması, kırsal faaliyetlerin devamlılığının sağlanması ve sosyal dayanıklılığın güçlendirilmesi hedefiyle üç ana alanda yürütülüyor. Sanayi ve ticaret yatırımlarından tarımsal altyapıya, sosyal destek projelerinden girişimcilik faaliyetlerine kadar uzanan çalışmalar bölgenin kalkınma sürecine çok yönlü katkı sunuyor. "Deprem bölgesine sürdürülebilir ekonomik yapı oluşturacağız" Ahmet Paksu, İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri, yürütülen çalışmaların yalnızca fiziki yeniden yapılanmayla sınırlı olmadığını vurguladı. Paksu, "Deprem sonrası süreçte önceliğimiz, ekonomik hayatın en kısa sürede yeniden başlaması ve üretim kapasitesinin sürdürülebilir şekilde artırılması oldu. 1,15 milyar TL’lik destek ile ticaretten sanayiye, tarımdan sosyal kalkınmaya kadar geniş bir yelpazede yatırım gerçekleştirdik" dedi. Kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin önemine dikkat çeken Paksu, "Bölgesel dayanıklılığı artırmak için yalnızca bugünü değil, geleceği de planlıyoruz. İstihdamı artıran, yerel üretimi güçlendiren ve girişimciliği destekleyen projelerle deprem bölgesinde sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Nurdağı ve İslahiye’de ticaret yeniden canlandı Depremden etkilenen Nurdağı ve İslahiye’de ticaret hayat yeniden canlandırıldı. İpekyolu Kalkınma Ajansı tarafından inşa edilen 329 dükkanlık İpekyolu Çarşıları tamamlanarak depremzede esnafa teslim edildi. Toplam 15 bin 750 metrekarelik modern ticaret alanları, bölgedeki ekonomik hareketliliğin yeniden başlamasında kritik rol oynadı. Proje, hem esnafın işine dönmesini sağladı hem de ilçelerde sosyal ve ekonomik toparlanmayı hızlandırdı. Kadın kooperatifine üretim tesisi desteği Depremden etkilenen kadın üreticilere yönelik kurulan Nurdağı Biber Fabrikası hizmete sunuldu. İpekyolu Kalkınma Ajansı desteğiyle Nurdağı’nda hayata geçirilen proje kapsamında, üretim alanına ihtiyaç duyan kadın kooperatifine modern biber kurutma ve işleme tesisi yapıldı. Gıda üretimine uygun altyapıya sahip tesiste kadınların üretime katılımını destekleyecek teknik donanım sağlandı. Proje ile kadınların ekonomik hayata katılımının artırılması, yerel ürünlerin katma değerinin yükseltilmesi ve bölgesel toparlanmanın güçlendirilmesi hedefleniyor. Kilis OSB’de enerji altyapısı güçlendirildi Bölgesel Kalkınma Odaklı Toparlanma Acil Eylem Programı kapsamında Kilis OSB içerisinde bulunan 8 trafo binası yenilenirken, 3 trafo binası tamamen yeniden inşa edildi. Ayrıca eski tip sistemlerin yerine kurulan 35 kapalı şalt modüler hücre ile enerji altyapısı modernize edildi. Yapılan çalışmalar sayesinde elektrik kesintilerinin önüne geçilerek üretimde süreklilik sağlandı ve iş güvenliği şartları güçlendirildi. Proje, bölgedeki sanayi tesislerinin daha verimli ve kesintisiz faaliyet göstermesine katkı sundu. Adıyaman’da İpekyolu Tekstilkent projesi tamamlandı Deprem sonrası üretim kapasitesini artıracak olan Adıyaman İpekyolu Tekstilkent, sanayi altyapısına önemli katkı sağlayacak. Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi’nde toplam 6 bin metrekare kapalı alanda ve 12 atölyeden oluşan tesis, ilin üretim gücünü ve ticaret hacmini artıracak önemli bir sanayi yatırımı olarak hayata geçirildi. Proje ile depremden etkilenen bölgedeki ekonomik faaliyetlerin yeniden canlanması, istihdam imkanlarının genişlemesi ve yerel sanayi altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Tekstilkent, Adıyaman’ın toparlanma sürecine katkı sağlayacak stratejik yatırımlar arasında yer alıyor. Gerger Tekstilkent hayata geçirildi Gerger merkezde toplam 4 bin metrekare alanda ve 3 atölyeden oluşan Gerger Tekstilkent, ilçede kurulan tek fabrika olma özelliği taşıyor. Tekstilkent ile ilçede üretim altyapısı oluşturularak ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi hedefleniyor. Tesisin, istihdamın artırılmasına ve yerel kalkınmanın güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Adıyaman’da Tarım Mükemmeliyet Merkezi Hizmete Açıldı 30 bin metrekare alan üzerine kurulan tesis, 4 bin 500 metrekarelik üretim alanı ile bölgenin tarımsal işleme ve üretim altyapısını güçlendirecek önemli bir merkez niteliği taşıyor. Tesiste, tam kapasitede yıllık 500 ton bademin işlenerek badem yağı, badem unu, badem ezmesi ve file badem üretiminin yapılması hedeflenmektedir. Ayrıca, 300 üretici ile sözleşme yapılması ve bu üreticilerden satın alınan Trabzon hurması, üzüm, domates, biber gibi meyve ve sebzelerin kurutulması ile yıllık 135 ton kurutulmuş meyve ve sebze üretiminin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Soğuk hava tesisinde ise yıllık 900 ton sebze ve 100 ton meyve depolanması planlanmaktadır. Deprem nedeniyle hasar gören pazar yerlerinin yeniden oluşturulması amacıyla hayata geçirilen İslahiye Yöresel Ürünler Pazar Yeri Projesi, deprem sonrası toparlanma sürecinde üretici kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren önemli adımlar arasında yer alıyor. Altınüzüm’de sulama altyapısı yeniden hizmete alındı Depremden etkilenen Altınüzüm Beldesi’nde hasar gören sulama altyapısının onarımı kapsamında yürütülen çalışmalar sonucunda beldedeki 11 sulama kuyusu ve ilgili ekipmanlar aktif hale getirilerek sulama sistemi çiftçilerin kullanımına sunuldu. Proje ile tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve bölgedeki üreticilerin faaliyetlerine kesintisiz devam etmesi amaçlanıyor. İpekyolu Kalkınma Ajansı tarafından Adıyaman, Gaziantep ve Kilis illerinde kurulan sosyal girişimcilik merkezleri, geçim kaynağı üretim tesisleri ve sağlanan KOBİ hibeleriyle bölgedeki girişimcilik ve istihdam altyapısı güçlendirildi. Sosyal kalkınmayı desteklemek ve yerel ekonomiyi güçlendirmek amacıyla üç ilde kapsamlı destek programları hayata geçirildi. Bu kapsamda 13 sosyal girişimcilik merkezi, 14 geçim kaynağı üretim tesisi ile ekonomik ve sosyal altyapı güçlendirilirken, farklı sektörlerde faaliyet gösteren 343 KOBİ’ye de hibe desteği sağlandı. Sosyal girişimcilik merkezleri; bireylerin mesleki beceri kazanmasını, üretime katılmasını ve kendi işini kurabilmesini destekleyen eğitim, mentorluk ve üretim imkânları sunarak bölgesel kalkınmaya katkı sağlıyor. Geçim kaynağı tesisleri ise yerelde üretimi teşvik eden, istihdamı artıran ve özellikle kadınlar ile gençlerin ekonomik hayata katılımını destekleyen üretim altyapıları olarak faaliyet gösteriyor. Hayata geçirilen bu desteklerle girişimcilik kapasitesinin artırılması, üretimin yaygınlaştırılması ve dezavantajlı kesimlerin ekonomik hayata katılımının güçlendirilmesi hedefleniyor.
Satrançta Gaziantep’in hamle Şampiyonu GKV Özel Liseleri
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:10 Satrançta Gaziantep’in hamle Şampiyonu GKV Özel Liseleri Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Okul Sporları tarafından düzenlenen Okullar Arası Gençler Satranç Müsabakaları Genç A Genel Kategorisinde takım halinde yenilgisiz şampiyon olan Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri öğrencileri, büyük bir başarıya imza atarak Gaziantep’i bölge şampiyonasında temsil etme hakkı kazandı. Okul sporları içerisinde ferdi ve takım sporlarındaki başarılarıyla adını sıkça duyuran Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları öğrencileri bu kez de satrançta hamlenin şampiyonu unvanını kazandı. Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Okul Sporları tarafından düzenlenen ve Atatürk Spor Salonunda gerçekleştirilen Okullar Arası Gençler Satranç Müsabakalarında 35 takımın kıyasıya mücadele ettiği turnuvada; zekice hamleleri ve disiplinli oyunlarıyla turnuvayı yenilgisiz tamamlayan Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri takımları İl Birincisi olarak Gaziantep’i bölge müsabakalarında temsil etme hakkı elde etti. Şampiyon sporcuları makamında kabul eden GKV Mütevelli ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Esra İbanoğlu öğrencileri kutlayarak, "Strateji, sabır ve takım ruhuyla bu başarıya imza atan tüm öğrencilerimizi ve başta kurumlarımızın Beden Eğitimi Öğretmeni Murat Tarhan olmak üzere emeği geçen bütün öğretmenlerimizi yürekten kutlar, öğrencilerimizin bundan sonraki eğitim öğretim hayatlarında başarılarının artarak devam etmesini dilerim" dedi. Şampiyon öğrencileri makamında kabul eden ve kutlayan GKV Özel Liseleri Müdürü Murat Sadık Öngen’de öğrencileri kutlayarak bölge şampiyonasında başarılar diledi.
Gastronomi sektörünün nitelikli iş gücü ihtiyacına GTO’dan önemli katkı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 15:53 Gastronomi sektörünün nitelikli iş gücü ihtiyacına GTO’dan önemli katkı Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ile İpekyolu Kalkınma Ajansı iş birliğinde, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen 2024 yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında hayata geçirilen "Gıda ve Gastronomi Sektöründe İstihdam Garantili Mesleki Eğitim Projesi"nin kapanış toplantısı ve sertifika töreni gerçekleştirildi. Deprem, pandemi ve göç gibi zorluklardan etkilenen 18-35 yaş arası kadın ve gençlerin gastronomi sektöründe nitelikli istihdama kazandırılmasını hedefleyen proje kapsamında; Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) onaylı müfredat ile 4 ay teorik eğitim ve sonrasında GTO üyesi işletmelerde 4 ay süren uygulamalı staj dönemiyle birlikte eğitimlerini başarıyla tamamlayan ve gastronomi sektöründe istihdamı sağlanan kursiyerler için sertifika töreni düzenlendi. "Kursiyerlerin tamamı istihdam edildi" Törende konuşan GTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Taner Özdurak, program çerçevesinde uzun dönem profesyonel aşçılık, profesyonel pastacılık-fırıncılık ve profesyonel servis personeli alanlarında eğitimler düzenlendiğini belirterek, "Milli Eğitim Bakanlığı onaylı müfredat doğrultusunda yürütülen eğitimlerde 26 kursiyerimiz, teknik ve uygulamalı eğitimlerin ardından GTO üyesi işletmelerde staj yapma imkânı bularak mesleki deneyim kazandı. Süreci tamamlayan ve MEB onaylı sertifikalarını almaya hak kazanan kursiyerlerimizin istihdamı için hedefimiz yüzde 60’tı fakat 26 kursiyerimizin tamamı sektörün önde gelen işletmelerinde istihdam edildi. Bu sonuç da aslında sektörün nitelikli iş gücüne ne denli ihtiyaç duyduğunun göstergesi" dedi. "Hedeflediğimiz tabloyu bugün görüyoruz" Gaziantep’in güçlü gastronomi kültürünün sürdürülebilirliğinde nitelikli insan kaynağının önemine dikkat çeken Özdurak, Gaziantep’in gastronomi alanındaki ulusal ve uluslararası başarısının arkasında güçlü bir mutfak kültürü bulunduğunu söyledi. Gaziantep Gastronomi Akademisi (GAGA) ve uygulama restoranı BULLA ile hedeflenen vizyonun sektöre yeni meslek profesyonelleri kazandırmak olduğunu belirten Özdurak, Gıda ve Gastronomi Sektöründe İstihdam Garantili Mesleki Eğitim Projesinin de bu vizyona çok önemli katkı sağladığını ekleyerek şunları söyledi: "SOGEP desteğiyle hayata geçirilen bu proje kurduğumuz hayalin ve hedeflerimizin net bir sonucu Ben inanıyorum ki burada eğitimlerini tamamlayan aşçılar, pastacılar ve meslek profesyonelleri şehir gastronomisine, hatta ulusal ve uluslararası alanda sektörümüze önemli katkılar sağlayacak. Hayalimize ortak olan, çalışmalarımızın karşılığını görmemizi sağlayan her bir kursiyerimize ve projede önemli katkıları olan paydaşımız İpekyolu Kalkınma Ajansına gönülden teşekkür ediyorum." Özdurak ayrıca profesyonel aşçılık ve pastacılık eğitimleri için yeni dönem kayıtlarının da başladığını, ayrıntılı bilgilere www.gto.org.tr sitesinden ulaşılabileceğini söyledi. İpekyolu Kalkınma Ajansı Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Osman Toksin de projenin Gaziantep gastronomi ekosistemi açısından stratejik bir kazanım olduğunu vurguladı. Bu çalışmanın yalnızca bir eğitim programı değil; şehrin nitelikli insan kaynağını güçlendiren, istihdama doğrudan katkı sağlayan ve sektöre somut çıktılar kazandıran örnek bir model olduğunu söyleyerek Gaziantep Ticaret Odasına ve proje uygulama ekibine teşekkür etti. Programın devamında proje sürecinde yürütülen çalışmalar hakkında GTO Dış İlişkiler ve Proje Geliştirme Uzmanı Tuğçe Ayçil sunum yaptı. Program sertifika takdimiyle sona erdi.
Şehitkamil’de minik ellerden doğaya büyük katkı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:38 Şehitkamil’de minik ellerden doğaya büyük katkı Şehitkamil Belediyesi tarafından Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Tertemiz Yarınlar Okullardan Başlar" Projesi kapsamında, çevre bilincini küçük yaşlarda kazandırmak amacıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Program kapsamında Şehit Hasan Aslan İlkokulu öğrencileri doğayla iç içe bir gün yaşadı. Milli Eğitim Bakanlığının "Tertemiz Yarınlar Okullardan Başlar Projesi" kapsamında, çevre bilincini küçük yaşlarda kazandırmak amacıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Proje çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı öncülüğünde, Şehitkamil Belediyesi ile Şehitkamil İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, Şehit Hasan Aslan İlkokulu öğrencileri doğayla iç içe bir gün yaşadı. Etkinlikler, Beykent bölgesinde yer alan Beykent Şehitkamil Ormanı’nda gerçekleştirildi. Öğrenciler, öğretmenleri ve yetkililer eşliğinde ormanlık alanda çevre temizliği yaparak doğanın korunmasına katkı sundu. Ellerine eldivenlerini takan minikler, çevreye atılan atıkları toplayarak hem doğayı temizledi hem de çevreyi kirletmemenin önemini yerinde öğrenme fırsatı buldu. "Amaç çevre bilinci kazandırmak" Projenin yürütücüsü öğretmen Adile Pekşen, etkinlik sayesinde öğrencilerin, doğaya bırakılan atıkların, canlı yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerini yerinde gözlemleme fırsatı bulduğunu belirterek, "Öğrencilerimizle birlikte toplanan atıklarla doğanın nefes almasına katkı sağladık. Ayrıca ağaçlara asılan kuş yuvaları ve bırakılan yemlerle kuşlar için daha güvenli bir yaşam alanı oluşturduk. Amacımız küçük yaşlarda çevre bilinci kazandırmak ve doğaya karşı sorumluluğumuzu artırmak. Şehitkamil Belediyemiz ve Milli Eğitim Müdürlüğümüze desteklerinden dolayı teşekkür ederiz "dedi. Tüm canlılar için ortak yaşam Program kapsamında sadece temizlik çalışmalarıyla yetinilmedi. Doğada yaşayan canlılara karşı duyarlılığı artırmak amacıyla öğrenciler, kuşlar için yuva yaptı. Hazırlanan kuş yuvaları ağaçlara asılırken, yine kuşların beslenmesine katkı sağlamak amacıyla çeşitli noktalara yem bırakıldı. Bu etkinlikle çocuklara, doğanın yalnızca insanlar için değil, tüm canlılar için ortak bir yaşam alanı olduğu mesajı verildi. Öğrenciler etkinlikten büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi. Doğada vakit geçirmenin keyifli olduğunu söyleyen çocuklar, hem eğlendiklerini hem de doğayı korumanın önemini öğrendiklerini ifade etti.
Doç. Dr. Eser, "Çay ve kahve demir emilimini azaltabilir"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 13:13 Doç. Dr. Eser, "Çay ve kahve demir emilimini azaltabilir" Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, aneminin vücutta oksijen taşınmasını sağlayan hemoglobin düzeyinin düşmesi sonucu ortaya çıktığını belirterek önemli açıklamalarda bulundu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, aneminin en sık görülen belirtilerinin halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı ve soluk cilt olduğunu söyledi. Dr. Eser, "Kansızlık (anemi), toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman geç fark edilen önemli bir sağlık sorunu. Özellikle uzun süren halsizlik ve çabuk yorulma şikayetlerinin ciddiye alınması gerekiyor" dedi. "Her halsizlik basit bir yorgunluk değil" Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, aneminin en sık görülen belirtilerinin halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı ve soluk cilt olduğunu ifade ederek, "Hastalarımızın bir kısmı uzun süredir devam eden yorgunluğu günlük hayatın temposuna bağlıyor. Oysa basit bir kan testiyle kansızlık kolayca tespit edilebilir. Erken tanı, tedavi sürecini oldukça kolaylaştırır" ifadelerini kullandı. "En sık neden, demir eksikliği" Aneminin birçok nedeni olduğunu belirten Eser, en yaygın türün demir eksikliği anemisi olduğunu kaydetti. Bunun yanı sıra B12 vitamini ve folik asit eksiklikleri, kronik hastalıklar ve bazı genetik faktörlerin ve kemik iliği yetersizlikleri dahil diğer kemik iliği hastalıkları da kansızlığa yol açabildiğini söyledi. Özellikle adet gören kadınlar, hamileler, yetersiz beslenen bireyler ve kronik hastalığı olan kişilerin risk grubunda bulunduğuna dikkat çekti. "Bilinçsiz takviye kullanmayın" Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, "Her kansızlık demir eksikliğine bağlı değildir. Yanlış ve kontrolsüz takviye kullanımı farklı sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle mutlaka uzman değerlendirmesi sonrası tedavi planlanmalıdır" ifadelerine yer verdi. Beslenme ve düzenli kontrol önemli Demir açısından zengin besinlerin tüketilmesinin önemine değinen Eser, kırmızı et, baklagiller ve yeşil yapraklı sebzelerin beslenmede yer alması gerektiğini belirtti. Ayrıca C vitamininin demir emilimini artırdığını, çay ve kahvenin ise demir emilimini azaltabileceğini hatırlattı. Tedavi edilmediğinde aneminin kalp sorunları, gebelikte komplikasyonlar ve çocuklarda gelişim geriliği gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Eser, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
İğne yapılarak öldüğü iddia edilen Baysal davasında adli tıp raporu bekleniyor
16 Şubat 2026 Pazartesi - 12:39 İğne yapılarak öldüğü iddia edilen Baysal davasında adli tıp raporu bekleniyor Gaziantep’te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi gördüğü Özel Bossan Hastanesi’nde hayatını kaybeden Abdurrezzak Baysal’ın ölümüne ilişkin hastane çalışanlarının yargılandığı davanın 7’nci duruşması görüldü. Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmaya, maktulün ailesi, maktul avukatları ve sanıkların avukatı katıldı. Maktulün ailesi, suçluların en ağır cezayı almasını talep etti. Heyet duruşmayı erteledi Mahkeme heyeti, olayda yapılan iğnenin tıbben gerekli bir işlem olup olmadığının ve uygulanmaması gerekip gerekmediğinin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sorulmasına karar verdi. Heyet ayrıca, bu olayda hangi tıbbi işlemlerin yapılması gerektiği ile hastanenin doğru ve uygun müdahalede bulunup bulunmadığının da Adli Tıp tarafından değerlendirilmesini istedi. Söz konusu soruların yanıtlanması için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine hükmeden mahkeme, davayı ileri bir tarihe erteledi. Olayın geçmişi Olay, Gaziantep’te bulunan Özel Bossan Hastanesi’nde yaşandı. İddiaya göre, 3 yıl önce trafik kazası nedeniyle hastaneye kaldırılan Abdurrezzak Baysal, bilinci açık şekilde tedavi altına alındı. Sadece dizinden yaralanan ve ayağına platin takılan Baysal’ın genel sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Yoğun bakım ünitesinde takip edilen hasta, yakınları tarafından düzenli olarak ziyaret ediliyordu. Ancak hasta, bir hemşire ile yaşadığı tartışmanın ardından kas gevşetici olduğu öne sürülen başka bir hastaya ait bir ilacın enjekte edilmesi sonucu hayatını kaybetti. Önceki duruşmalarda dinlenen tanıklar, Baysal’ın şırınga yapıldıktan sonra hayatını kaybettiğini iddia etmişti.