Yerel Haberler
Gaziantep
06 Mart 2026 Cuma - 14:20 Şahinbey’de engel atlama heyecanı Şahinbey Belediyesi ile Türkiye Binicilik Federasyonu iş birliğinde düzenlenen Engel Atlama Binicilik Teşvik Yarışmaları, sporculara heyecan dolu anlar yaşattı. Türkiye’nin farklı illerinden gelen biniciler, yeteneklerini sergilemek için parkura çıktı. Yarışmalar, Şahinbey Belediyesi’nin önemli spor yatırımlarından biri olan Şahinbey Belediyesi Geleneksel Sporlar Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Organizasyona Konya, Adana ve Gaziantep illerinden çok sayıda sporcu ve kulüp katılım sağladı. Genç sporculara teşvik Teşvik niteliği taşıyan yarışmalarda özellikle genç binicilerin performansı dikkat çekti. Sporcular, farklı yüksekliklerde kurulan parkurlarda hem zamana karşı yarıştı hem de hatasız atlayış yapabilmek için kıyasıya mücadele etti. Tribünleri dolduran aileler ve sporseverler ise yarışmacılara alkışlarla destek verdi. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, bu tür organizasyonların amacının binicilik sporunu tabana yaymak, gençleri geleneksel ve modern spor dallarına yönlendirmek ve spor kültürünü güçlendirmek olduğunu ifade etti. Spor turizmine katkı Şahinbey’de düzenlenen organizasyon, şehir dışından gelen sporcu ve misafirlerle birlikte spor turizmine de katkı sağladı. Yarışma boyunca centilmenlik ön planda tutulurken, dereceye giren sporculara ödülleri takdim edildi. Başkan Mehmet Tahmazoğlu, Geleneksel Sporlar Merkezi’nde benzer organizasyonların artarak devam edeceğini belirterek, Gaziantep’i binicilik ve geleneksel sporlar alanında önemli bir merkez haline getirmeyi hedeflediklerini vurguladı.
06 Mart 2026 Cuma - 14:18 Yılmaz, gençlerle iftar sofrasında buluştu Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Ramazan ayı kapsamında gençlerle bir araya gelmeye devam ediyor. Başkan Yılmaz bu kapsamda Hayrullah Gölbaşı Anadolu Lisesi’ni ziyaret ederek öğrencilerle buluştu. Okul yönetimi ve öğretmenler tarafından karşılanan Yılmaz, okulun yemekhanesinde liseli gençlerle birlikte iftar yaptı. İftar öncesinde öğrencilerle sohbet eden Başkan Yılmaz, gençlerin eğitim hayatları, hedefleri ve gelecek planları hakkında konuştu. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada gençlere kendi yaşam tecrübelerinden de örnekler veren Yılmaz, özellikle azim, çalışkanlık ve hedef belirlemenin önemine dikkat çekti. Gençlerin sorularını tek tek yanıtlayan Yılmaz, "Sizler bu ülkenin yarınlarısınız. Kendinize güvenin, çok çalışın ve hayallerinizden asla vazgeçmeyin" mesajı verdi. Yılmaz’dan Ankara müjdesi Yılmaz, gençlerin talep ve önerilerini de dinledi. Buluşma sırasında öğrenciler, başkent Ankara’ya bir gezi düzenlenmesini istediklerini dile getirdi. Gençlerin bu isteğini geri çevirmeyen Yılmaz, kısa süre içerisinde öğrencilerle birlikte Ankara’ya giderek Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir’i ziyaret edeceklerini söyledi. Bu açıklama öğrenciler tarafından büyük bir sevinç ve alkışla karşılandı. Gençlerin enerjisi bize güç veriyor Gençlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Yılmaz, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma duygularını güçlendirdiğini belirterek, "Gençlerimizle aynı sofrayı paylaşmak, onların düşüncelerini dinlemek bizim için çok kıymetli. Onların heyecanı ve enerjisi bize de güç veriyor. Şehitkamil’de gençlerimizin eğitimine, sosyal gelişimine ve hayallerine katkı sunacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz" dedi. Yılmaz’a teşekkür Okul yönetimi ve öğretmenler de ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek Başkan Yılmaz’a teşekkür etti. Öğrenciler ise hem iftar sofrasında hem de sohbet sırasında kendileriyle yakından ilgilenen Yılmaz’la bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi.
Türkiye’nin paraları Gaziantep’e ’emanet’
16 Aralık 2025 Salı - 12:37 Türkiye’nin paraları Gaziantep’e ’emanet’ Gaziantep’te üretilen ve hırsızların korkulu rüyası olan çelik kasalar, Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına gönderiliyor. Tamamen el işçiliğiyle üretilen kasalarda kalite ve güvenlik ön planda tutuluyor. Gaziantep sanayisi, birçok alanda ülkenin ihtiyacını karşıladığı gibi kuyumcu ve döviz şirketlerinin para kasası ihtiyacını da karşılıyor. Teknolojiye direnerek el emeği ile üretilen, sağlamlığı ve teknolojisi ile hırsızların korkulu rüyası olan kasalar, üretimin ilk aşamasında metalin işlenerek kasa formuna getirilip, ardından imalattan çıkan ürünlerin boyama bölümüne alınmasıyla devam ediyor. Daha sonra ise boyama, aksesuar ve son montaj işlemleriyle birlikte kullanıma hazır hale getiriliyor. 20 ila 40 gün süren üretimin ardından Türkiye’nin birçok iline gönderildiği gibi Irak, Bulgaristan ve Almanya başta olmak üzere birçok ülkeye de ihraç ediliyor. Üretilen kasalar hırsızlık olaylarına karşı, elektronik sistemli, uzaktan kumandalı, darbe sensörlü, yanmaz dış kaplama, şifreli olma gibi özellikleriyle de ön plana çıkıyor. "Yüksek güvenlikli kasalarımızda önceliğimiz her zaman kalite" İmalat sürecini anlatan Kemal Özdemir kaliteden taviz vermeden yüksek güvenlikli kasa ürettiklerini söyleyerek, "Burada kasalarımızı tamamen sıfırdan işleyerek kullanıcıya hazır halde sunuyoruz. Ürünlerimizi kuyumcuların ve dövizcilerin güvenle kullanabileceği şekilde özel olarak hazırlıyoruz. Yüksek güvenlikli kasalarımızda önceliğimiz her zaman kalite. Kaliteden asla taviz vermiyoruz. Birinci sınıf işçilik ve birinci sınıf malzeme kullanıyoruz. Çünkü müşterilerimiz bu kasaların içine büyük değerler, adeta servetlerini emanet ediyor. Kuyumcularımız ve dövizcilerimiz paralarını gönül rahatlığıyla muhafaza edebiliyor. Biz de bu nedenle vicdanen huzurlu oluyoruz. Kasalarımız yüksek kalite standartlarına uygun olarak üretiliyor. Üretim sürecimiz ham metalin temin edilmesiyle başlıyor. Metal burada işleniyor, ardından imalatı tamamlanan kasa boyahaneye gönderiliyor. Boya işleminin ardından tekrar atölyeye alınarak aksesuarları takılıyor ve son montajları yapıldıktan sonra kullanıma hazır hale getiriliyor" dedi. "20 ila 40 günde ürettiğimiz kasaları birçok ülkeye ihraç ediyoruz" Kasa fiyatlarının istenilen ölçü ve özelliklere göre değiştiğini dile getiren Özdemir, Türkiye’de birçok ilin yanı sıra yurt dışına da ihraç ettiklerini de aktararak, "Özel tasarım kasalarımızın üretim süresi, talep edilen özelliklere göre yaklaşık 20 ila 40 gün arasında değişiyor. Tezgah altı, boy kapı, istenilen ölçü ve ebatlarda üretim yapabiliyoruz. Ürettiğimiz kasaları Türkiye’nin tüm illerine ve yurt dışına gönderiyoruz. Irak, Bulgaristan ve Almanya başta olmak üzere talep edilen birçok ülkeye sevkiyat yapıyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin parası Gazianteplilerin kasasında emanette" diyen Özdemir, döviz, altın ve mücevheratın Gaziantep’te üretilen kasalarda güvenle saklandığını belirtti. "Kasalarda fiyatlar 100 bin liradan başlayıp 500 bin liraya kadar çıkabiliyor" Kemal Özdemir, "Türkiye’nin parası, Gazianteplilerin kasalarına emanet. Döviz, mücevherat ve değerli eşyalar Gaziantep’te üretilen kasalarla güvence altına alınıyor. Fiyatlar ise kasanın ebat ve özelliklerine göre değişiyor. Bir kuyumcu ya da dövizci kasası 100 bin liradan başlayıp 500 bin liraya kadar çıkabiliyor. Yeni açılan bir kuyumcu ya da dövizci, işine başlamadan önce mutlaka kasasını yaptırmak zorunda. Biz de buna her zaman hazırlıklıyız. İstenilen ölçü ve özelliklerde kasaları hızlı şekilde üretip hizmete sunuyoruz" şeklinde konuştu. "Yetişen eleman bulmak çok zor" Meslekte eleman sıkıntısı yaşandığına da dikkat çeken Mehmet Altan ise, "Şu an burada yalnız çalışıyorum. Çıraklıktan yetişen eleman bulmak artık çok zor. Bu nedenle tek başıma vatandaşın taleplerine cevap vermeye çalışıyorum" diye konuştu.
Gripte erken dönem uyarısı
16 Aralık 2025 Salı - 12:24 Gripte erken dönem uyarısı Gaziantep Özel Hatem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Ülker, grip hastalığının nedenleri, bulaşma yolları, risk grupları ve korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Ülker, "Grip enfeksiyonu, önceki yıllara kıyasla bu sezon Türkiye’de daha erken görülmeye başladı. Kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve mevsimsel hava şartları, viral enfeksiyonların hızla yayılmasına neden oluyor. Kış aylarında artan hastalık riskine karşı toplumun dikkatli ve bilinçli davranmasının hem bireysel sağlık hem de sağlık sisteminin korunması açısından büyük önem taşıyor. Grip, ani başlayan ateş, öksürük, titreme, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve burun akıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkan, influenza A ve B virüslerinin neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonudur" dedi. "Bulaş riski kapalı alanlarda artıyor" Kapalı alanlarda gribin daha fazla bulaştığını söyleyen Dr. Ülker, "Grip virüsü; öksürme, hapşırma, yakın temas, öpüşme ve tokalaşma yoluyla kolaylıkla bulaşmaktadır. Özellikle ellerin gün içerisinde yeterince yıkanmaması, virüsün yayılmasını hızlandırmaktadır. Kapalı ve kalabalık ortamlarda bulaş riski çok daha fazladır. Hasta kişilerin öksürmesi veya hapşırması sırasında havaya yayılan virüsler, solunum yoluyla sağlıklı bireylere geçebilmektedir. Bağışıklığı düşük olan kişiler genellikle 1-4 gün içinde gribe yakalanmaktadır" ifadelerini kullandı. Risk grupları daha dikkatli olmalı Risk gruplarının dikkat etmesi gereken konulara değinen Dr. Ülker, "Grip çoğu zaman kendiliğinden iyileşme eğilimi gösterse de; bebekler, yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler ve kronik hastalığı bulunan kişilerde daha ağır seyredebilmektedir. Grip; bronşit, zatürre, sinüzit, kulak enfeksiyonları ve astım gibi kronik hastalıkların alevlenmesine yol açabilmektedir. Belirtilerin şiddetlenmesi durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir" ifadelerine yer verdi. Gripten korunmanın yolları Gripten korunmada hijyenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Esra Ülker, "Ellerin sabunla sık sık yıkanması, hasta kişilerin maske kullanması ve öksürürken ağızlarını kapatmasını istiyoruz. Ayrıca bol sıvı tüketimi, dengeli beslenme, C vitamini açısından zengin sebze ve meyvelerin tüketilmesi ve ev ile iş yerlerinin düzenli olarak havalandırılması gerekiyor" şeklinde konuştu. Grip tedavisinde dinlenme ve destekleyici uygulamalar önemli Grip tedavisinde temel amacın belirtileri hafifletmek ve vücudun iyileşme sürecini desteklemek olduğunu belirten Dr. Esra Ülker, dinlenmenin, bol sıvı tüketiminin ve sağlıklı beslenmenin tedavinin temelini oluşturduğunu ifade etti. Gerekli durumlarda ise tedavinin mutlaka doktor kontrolünde planlanması gerektiğini vurguladı.
İnfertilite tedavisinde erken başvuru uyarısı
16 Aralık 2025 Salı - 11:53 İnfertilite tedavisinde erken başvuru uyarısı Çocuk sahibi olmak isteyen ancak doğal yollarla gebelik elde edemeyen çiftlerde infertilite oranı her geçen yıl artıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sedat Baylar, infertilitenin bir hastalık değil, tedavi edilebilir bir durum olduğunu belirterek çiftleri "gecikmeden başvuru" konusunda uyardı. Toplumda her 6-7 çiftten birinde infertilite görüldüğünü söyleyen Op. Dr. Sedat Baylar, hem kadın hem de erkek kaynaklı birçok faktörün gebeliği zorlaştırabileceğini ifade etti. Hormonal bozukluklar, yumurtlama problemleri, tüplerin tıkalı olması, endometriozis, ileri yaş ve erkeklerde sperm sayısının ya da hareketliliğinin düşük olmasının en yaygın nedenler arasında bulunduğunu açıkladı. "İnfertilite tedavisinde kişiye özel yaklaşım şart" Tedavinin başarısının, doğru tanı ve kişiye özel planlama ile arttığını belirten Op. Dr. Baylar, "İnfertilite, çoğu çift için duygusal olarak yorucu bir süreçtir. Bu nedenle hem tıbbi hem psikolojik olarak çiftlerin yanında olmak çok önemlidir. Önce detaylı bir değerlendirme yapıyor, ardından çiftin durumuna göre en etkili tedavi yöntemini belirliyoruz" dedi. Baylar, yumurtlama tedavileri, aşılama (IUI) ve tüp bebek (IVF) uygulamalarının çiftlerin durumuna göre başarıyla uygulanabildiğini söyledi. "Bir yıl denemeye rağmen gebelik yoksa uzman değerlendirmesi gerekli" Op. Dr. Sedat Baylar, 35 yaş altında bir yıl, 35 yaş üzerinde ise altı ay düzenli ilişkiye rağmen gebelik oluşmazsa mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca sigara kullanımı, fazla kilo, düzensiz beslenme ve stresin kadın ve erkek fertilitesini olumsuz etkilediğini belirterek yaşam tarzı değişikliklerinin de tedavide önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
SANKO Okulları’nın Nasa buluş şenliği başarısı
16 Aralık 2025 Salı - 11:52 SANKO Okulları’nın Nasa buluş şenliği başarısı SANKO Okulları öğrencileri, NASA-JPL Invention Challenge 21’inci Buluş Şenliği’nde "En Sıra Dışı Tasarım" kategorisi ödülünü kazanırken, öğretmenleri ise "Hobiciler" kategorisinde Türkiye üçüncülüğü derecesini aldı. NASA Jet PropulsionLaboratory’nin Kaliforniya’da hayata geçirdiği "Invention Challenge" yarışmasının Türkiye ayağı olan 21’inci Buluş Şenliği, İstanbul Doğuş Üniversitesi Dudullu Kampüsünde düzenlendi. NASA Buluş Şenliğinin bu yılki konusu "Su Kovada" olarak belirlendi. Şenlikte 60 saniyeden kısa sürede 5 metre uzaklıktaki bir kovaya sekiz litre su taşıyan bir cihaz yapılması istendi. Amerika dışında sadece Türkiye’de düzenlenen ve buluşların bir şenlik ortamında yarıştığı etkinlikte, SANKO Okulları Kıvanç Helvacıkara, Doruk Miraç Yıldırım, Ahmet Çağatay Mavi ve Atlas Aydoğdu Proje Danışman öğretmenleri Fatih Mehmet Günaydın rehberliğinde hazırladıkları proje ile "En Sıra Dışı Tasarım" ödülünü alarak önemli bir başarıya imza attılar. SANKO Okulları Öğretmenleri Fatih Mehmet Günaydın, Selçuk Helvacıkara ve Cumacan Kaan Koç ise Hobiciler Kategorisinde Türkiye üçüncüsü oldu. SANKO Okulları Genel Müdürü Fırat Mümtaz Asyalı, 43 okulun katıldığı yarışmada iki ödülle dönen öğrenci ve öğretmenlerimizi kutlayarak başarılarının devamını diledi.
45 yıldır topladığı antika eşyaların sayısını kendisi de bilmiyor
16 Aralık 2025 Salı - 11:48 45 yıldır topladığı antika eşyaların sayısını kendisi de bilmiyor Gaziantep’te yaşayan 58 yaşındaki Hanifi Özaslan, 45 yıldır topladığı antika eşyalara gözü gibi bakıyor. Şahinbey ilçesi Şekeroğlu Mahallesi’ndeki dükkanında çocukluk yıllarında babası ile hurdacılık yaptığı dönemde topladığı eski ve antika eşyaları muhafaza eden Hanifi Özaslan’ın biriktirdiği eserleri görenler, antika dükkanı içerisinde tarihe yolculuk yapıyor. Babasıyla köy köy dolaşıp eski eşya alıp sattıkları çocukluk döneminde eski ve antika eşyalara büyük ilgi duymaya başlayan Özaslan, 45 yıldır topladığı antika eşyalara gözü gibi bakıyor. Çocukluğundan beri antika eşya toplayıp biriktiren Özaslan, Türkiye’deki antika meraklıların da ilgisini çekiyor. Babasından devraldığı hurdacılık mesleğini devam ettiren Özaslan, bu süreçte de temin ettiği eşyaları satmak yerine evinin bir bölümünde biriktirdi. Daha sonra ise dükkanına taşıdığı eşyaların sayısını kendisi de bilmiyor. Önce ticaret amaçlı daha sonra ise hobi olarak aldığı antika eşyaları satmaya kıyamayan Özaslan’ın eşyalarının arasında 1950’li yıllarda kullanılan kamera ve fotoğraf makineleri başta olmak üzere binlerce eşya bulunuyor. Telefon ve plaktan, bakır mutfak eşyalarına kadar yüz binlerce antika ve nostaljik eserleri biriktirmeye devam eden Özaslan, elindeki antika eşyaların sayısını kendisinin de bilmediğini belirtti. Okula gitmediği zamanlarda babasıyla beraber eski eşyaları topladığını belirten Özaslan, "Antikacılık benim baba mesleğim. Biz köylerde çerçilik yapıyorduk. Köylerden eşya topluyorduk. 1985’ten beri bu işin içindeyiz. 2000 yılından beri de Gaziantep’te bu işi yapmaktayım. Gaziantep’te ve Türkiye’nin de tamamı beni ‘antikacı Hanifi baba;’ olarak tanımaktadır. Biz çerçiydik, köylerde giyim eşyaları satıyorduk. Bakır, demir ve hurda olan ikinci el eşyaları topluyorduk. Kimisini hurdaya satıyorduk. Bakırcılar Çarşısında daha değerli satıldığını gördüğüm için değerli eşyaları ayırmaya başladım. Ben çocuk yaşta İstanbul’a ve farklı illere gittim. Topladığımız hurdalardan değerli eşyaları ayırdık. Daha sonra satmaya başladık" dedi. Hurdacılık yaptıkları dönemlerde hobi olarak antika değeri taşıyan eşyaları biriktirip dönüştürmeye başladığını, zamanla tutkuya dönüşlüğünü ve topladığı eşyaları artık eve sığdıramadığı için de bir dükkan açarak eski eşyaları hem sergilemeye hem de ticaretini yapmaya karar verdiğini belirten Özaslan, "Aslında bunlar ikinci el eşyalar. Antika değil. Şu an günümüzde herkes eski eşyalara ‘antika’ diyor. Antikacı demek, bilirkişi demektir. Şu an bakır eşya, tespih satan, alüminyum eşya satan herkes ‘antikacıyım’ diyor. Türkiye’de ilgi çekmek isteyen antikacı oluyor. Fakat eskiden bilirkişilere ‘antikacı’ denirdi. Roma, Yunan, Bizans, Artuklu, Selçuklu, Osmanlı eserlerini, Hitit, Yunan ve Roma eşyalarını ayıran kişilere ‘antikacı’ denirdi. Şimdi ise günümüzde herkes antikacı oldu" ifadelerini kullandı. Gaziantep’teki müzelere 6 bin eser kazandırdığını belirten Özaslan, "Bütün eserleri köyleri gezerken toplamıştık. O eşyaları getirdim ve Gaziantep Müzesi’ne verdim. Parasını bana iade ettiler. Ben bu işi 15 yaşından beri yapıyorum. Şu an yaşım 58 oldu. Dükkanımdaki eserlerin sayısını bilemem. Sadece 6 bin parça Gaziantep Müzesi’ne eser teslim etmişsem, dükkanımdaki eserlerin sayısını hiç bilemem ve yüz binlerce eşyalar elimizden gelmiş, geçmiştir. Çünkü biz hurdacıydık. Eski eşya alıp satıyorduk. Hurda eşyaların içinden bakırı ve demiri ayırıyoruz. Hurdaları 5-6 kaleme ayırıyorduk ve ona göre de satılıyordu. 43-45 yıldan beri biriktirdiğim eşyalar arasında belki 1000, belik de 2000 parça ikinci el eşya vardır. Cumhuriyet dönemine ait bazı bakırlar var. Osmanlı’nın son dönemine ait bakırlar çıkıyor. Eskiden Osmanlı bakırlarını hep erittik. Kıymetini bilmedik. Hep hurdaya verdik. Şimdi ise İngiliz’den, Fransız’dan, Avrupa’dan gelen eşyaları millet alıyor" şeklinde konuştu. Ağırlıklı Osmanlı dönemi ile Cumhuriyet’in ilk yıllarına ait çok sayıda eşya biriktirdiğini ve aralarında yakın geçmişe ait eşyaların da bulunduğunu bildiren Özaslan, "İkinci el eşyanın sayısını tutmuyoruz. 100 kilo hurda alıyoruz, içinde 200-300 parça oluyor. Yani eski eşya hurdaları aldığımız için 100 parça da gelir, 500 parça da gelir. Dükkanda kaç bin parça olduğunu bilmiyorum. Eşyaların sayısını tutmadığımız için sayı da net değil" diye konuştu.
Gaziantep’in şampiyonları, Şahin ile bir araya geldi
16 Aralık 2025 Salı - 10:02 Gaziantep’in şampiyonları, Şahin ile bir araya geldi Gaziantep’te, elde ettikleri başarılarla ’Spor Şehri Gaziantep’ hedefini güçlendiren sporcular, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile bir araya gelerek kazandıkları kupalar ve dereceler hakkında bilgi verdi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü bünyesinde, Türkiye genelinde ulusal ve bölgesel müsabakalarda derece elde eden sporcular, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i makamında ziyaret etti. "Sporcu Fatma Çoban paralimpikte rol model" Paralimpik Yüzme Milli Takım seçmelerinde S7 kategorisi 100 metre serbest branşında şampiyon olan ve farklı kategorilerde Türkiye dereceleri bulunan sporcu Fatma Çoban’ı tebrik eden Başkan Fatma Şahin, Çoban’ı paralimpik branşlarda rol model olarak nitelendirdi. Şahin, elde edilen başarıların "Spor Şehri Gaziantep" vizyonunun somut bir göstergesi olduğunu vurguladı. Ziyarette konuşan sporcu Fatma Çoban ise yüzmeyi yalnızca iki ayda öğrendiğini, kulübü ve antrenörünün destekleri sayesinde bu başarılara ulaştığını belirterek Başkan Şahin’e teşekkür etti. Ziyarette ayrıca Antalya’da düzenlenen Türkiye Kupası 7. Etap Puanlı Yol Yarışları’nda Türkiye Şampiyonu olan ve genel klasmanda Türkiye ikinciliği elde eden bisiklet takımı, İstanbul’da gerçekleştirilen 38. Sadi Gülçelik Atletizm Yarışmaları’nda dereceye giren sporcular ile tenis branşında bölgesel başarılar elde eden sporcular da yer aldı. "Spor şehri Gaziantep’in en güzel imzasını atacaksınız" Tüm sporculara hitap eden Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, "Başarılarınızdan dolayı hepinizi tebrik ediyorum. Bu kupalar ve madalyalar kolay kazanılmıyor, arkasında büyük bir emek, çaba, yetenek ve disiplin var. Spor Şehri Gaziantep’in en güzel imzasını sizler atacaksınız. Sizlere güveniyor, başarılarınızın daim olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.
Gaziantep’in tescilli lezzeti beyran dünya lezzetlerini solladı
15 Aralık 2025 Pazartesi - 16:33 Gaziantep’in tescilli lezzeti beyran dünya lezzetlerini solladı Gastronomi şehri Gaziantep’in UNESCO korumasında yer alan tescilli lezzetlerinden beyran, dünyaca ünlü lezzetleri geride bırakarak dünyanın en iyi 2’inci yemeği seçildi. Gastronomi dalında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) şehirler ağına dahil edilen Gaziantep, Türkiye’nin en zengin mutfaklarından birine ev sahipliği yapıyor. UNESCO’nun 116 şehir arasında gastronomi alanında fark oluşturan şehirler ağına Türkiye’den seçilen ilk şehir olan Gaziantep eşsiz ve zengin mutfağıyla dünyada da adından söz ettiriyor. Gaziantep mutfağının vazgeçilmez yemeklerinden olan beyran kent mutfağının en sevilen yemekleri arasında yer alıyor. Dünyanın önde gelen gastronomi platformlarından TasteAtlas, "Dünyanın en iyi 100 çorbası" listesini açıkladı. Beyran ustaları: Beyran çorba değil Türkiye’nin gastronomi başkenti Gaziantep’e özgü bir lezzet olan beyran yemeğinin dünyanın en iyi 2’inci yemeği seçilmesi dünyaca ünlü lezzetleri geride bıraktı. Beyranın listede 2’inci sırada yer alması beyran ustalarını sevindirmekle birlikte ana yemek olduğu için beyrana çorba denilmesine de karşı olduklarını dile getirdi. Beyran yemeğinin çorba olmadığını ve kentin geleneksel en lezzetli yemeği olduğunu belirten ustalar, beyranın Gaziantep’in vazgeçilmez en önemli yemeklerinden olduğunu vurguladı. Şifalı ve güçlü aromasıyla biliniyor Çok yüksek ateşte pişirilmesinin yanı sıra içindeki kuzu eti, pirinç, baharat ve bol sarımsakla ağızları tatlandıran beyran, şifa niyetine de içiliyor. Özellikle sonbahar ve kış aylarında bağışıklığı güçlendirici özelliğiyle nezle ve grip gibi hastalıklara karşı doğal bir koruyucu olarak tercih edilen beyran, şifalı ve güçlü aromasıyla biliniyor. Beyranın dünya çapında tanınmasına çok sevindiklerini belirten beyran ustaları, Gaziantep’in binlerce yıllık mutfak kültürünün, emeğinin ve ustalığının dünya sahnesinde tescillenmesini büyük bir başarı olarak nitelendirdi. Beyranın dünyada 2’inci sırada yer almasının gururunu yaşıyoruz Hazırlanması saatler süren beyranın içerisindeki kemik suyu, et, pirinç, sarımsak ve çeşitli baharatlar ile vatandaşların vazgeçilmezleri arasında yer aldığını belirten beyran ustaları, Gaziantep’te evlerin yanı sıra hemen her lokanta ve restoranın menüsünde yer alan beyranın dünyada 2’inci sırada yer almasının gururunu yaşadıklarını dile getirdi. Beyranın Gaziantep mutfağının en sevilen lezzetlerinden olduğunu belirten beyran ustalarından Ahmet Çadır, beyran yemeğinin dünyada 2’inci sırada yer almasının Gaziantep mutfağının gücünü bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı. "Biz beyranı yemek olarak adlandırıyoruz" Güçlü aroması ve besleyici yapısıyla bilinen beyran yemeğinin Gaziantep mutfağına ait lezzetlerden olduğunu belirten Çadır, "Gaziantep’te UNESCO tarafından koruma altında olan beyranımız dünyada ikinci çorba seçildi. Tabii buna üzülsek mi, sevinsek mi bilemedik. Çünkü biz beyranı Gaziantep olarak yemek olarak adlandırıyoruz. Ama dünyada ikinci çorba seçilmiş. İkinciliği de üzüldük. Çünkü bu yemeğin hakkı birinci olmalıydı. İnşallah önümüzdeki yıllarda birinci yemek veya birinci çorba listesinin en başında beyranı görürüz. Çünkü yüzyıllardır Gaziantep’te gelenek haline gelen şifa deposu, protein deposu, C vitamini deposu, antibiyotik deposu, doğal antibiyotiktir. Beyrana çorba denilmesinden neden hoşnut olmuyoruz? 12 saat biz buna emek veriyoruz. 12 saat boyunca bir çorba hazırlanmaz sanırım. 12 saat boyunca başında beklenilen bir yemeğin hazırlandığını düşünmüyorum. Yine de Gaziantep’imize hayırlı olsun. Herkesi Gaziantep’e bu lezzeti yemeye bekleriz" dedi. "Gazianteplinin haftada en az bir gün tükettiği yemektir" Beyran yemeğinin özellikle sonbahar ve kış aylarında bağışıklığı güçlendirici özelliğiyle nezle ve grip gibi hastalıklara karşı doğal bir koruyucu olarak tercih edildiğini bildiren Çadır, "Kış başlayınca beyran Gazianteplinin haftada en az bir gün tükettiği yemektir. Çünkü biliyorsunuz Gaziantep’te kuru iklim mevcuttur. Kuru bir havada da hastalıklar daha çok yayılıyor. Onu önlemek için Gaziantepli beyran içerek önlem alıyor. Beyran yemeğinin içinde yağsız kuzu etleri var. Kuzunun boyun ve kürek eti var. 12 saat pişer. İçinde ilikli kemik suyu, et suyu var. Çok güzel aroması var. Sarımsak olsun, biber olsun, limon sıkıyoruz, C vitamini olsun. Beyran hem lezzetli hem şifalı bir yemek olduğundan şu an herkes tarafından çok ilgi görüyor" şeklinde konuştu. Beyran yemeğinin dünyada 2’inci sırada yer almasından gurur duyduklarını belirten vatandaşlar ise ana yemek olduğu için beyrana çorba denilmesine de karşı olduklarını dile getirdi.
Gaziantep’in tescilli lezzeti beyran dünya lezzetlerini solladı
15 Aralık 2025 Pazartesi - 16:31 Gaziantep’in tescilli lezzeti beyran dünya lezzetlerini solladı Gastronomi şehri Gaziantep’in tescilli lezzeti olan ve kentin UNESCO korumasında yer alan lezzetlerinden beyran, dünyaca ünlü lezzetleri geride bırakarak dünyanın en iyi 2’inci yemeği seçildi. Gastronomi dalında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) şehirler ağına dahil edilen Gaziantep, Türkiye’nin en zengin mutfaklarından birine ev sahipliği yapıyor. UNESCO’nun 116 şehir arasında gastronomi alanında fark oluşturan şehirler ağına Türkiye’den seçilen ilk şehir olan Gaziantep eşsiz ve zengin mutfağıyla dünyada da adından söz ettiriyor. Gaziantep mutfağının vazgeçilmez yemeklerinden olan beyran kent mutfağının en sevilen yemekleri arasında yer alıyor. Dünyanın önde gelen gastronomi platformlarından TasteAtlas, "Dünyanın en iyi 100 çorbası" listesini açıkladı. Beyran ustaları: Beyran çorba değil Türkiye’nin gastronomi başkenti Gaziantep’e özgü bir lezzet olan beyran yemeğinin dünyanın en iyi 2’inci yemeği seçilmesi dünyaca ünlü lezzetleri geride bıraktı. Beyranın listede 2’inci sırada yer alması beyran ustalarını sevindirmekle birlikte çorba listesine alınmasına ise karşı çıktı. Beyran yemeğinin çorba olmadığını ve kentin geleneksel en lezzetli yemeği olduğunu belirten ustalar, beyranın Gaziantep’in vazgeçilmez en önemli yemeklerinden olduğunu vurguladılar. Şifalı ve güçlü aromasıyla biliniyor Çok yüksek ateşte pişirilmesinin yanı sıra içindeki kuzu eti, pirinç, baharat ve bol sarımsakla ağızları tatlandıran beyran, şifa niyetine de içiliyor. Özellikle sonbahar ve kış aylarında bağışıklığı güçlendirici özelliğiyle nezle ve grip gibi hastalıklara karşı doğal bir koruyucu olarak tercih edilen beyran, şifalı ve güçlü aromasıyla biliniyor. Beyranın dünya çapında tanınmasına çok sevindiklerini belirten beyran ustaları, Gaziantep’in binlerce yıllık mutfak kültürünün, emeğinin ve ustalığının dünya sahnesinde tescillenmesini büyük bir başarı olarak nitelendirdiler. Beyranın dünyada 2’inci sırada yer almasının gururunu yaşıyoruz Hazırlanması saatler süren beyranın içerisindeki kemik suyu, et, pirinç, sarımsak ve çeşitli baharatlar ile vatandaşların vazgeçilmezleri arasında yer aldığını belirten beyran ustaları, Gaziantep’te evlerin yanı sıra hemen her lokanta ve restoranın menüsünde yer alan beyranın dünyada 2’inci sırada yer almasının gururunu yaşadıklarını dile getirdiler. Beyran yemeğinin Gaziantep mutfağının en sevilen yemeklerinden olduğunu belirten Gaziantep’teki beyran ustalarından Ahmet Çadır, beyran yemeğinin dünyada 2’inci sırada yer almasının Gaziantep mutfağının gücünü bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı. "Biz beyranı yemek olarak adlandırıyoruz" Güçlü aroması ve besleyici yapısıyla bilinen beyran yemeğinin Gaziantep mutfağına ait lezzetlerden olduğunu belirten Çadır, "Gaziantep’te UNESCO tarafından koruma altında olan beyranımız dünyada ikinci çorba seçildi. Tabi buna üzülsek mi, sevinsek mi bilemedik. Çünkü biz beyranı Gaziantep olarak yemek olarak adlandırıyoruz. Ama dünyada ikinci çorba seçilmiş. İkinciliği de üzüldük. Çünkü bu yemeğin hakkı birinci olmalıydı. İnşallah önümüzdeki yıllarda birinci yemek veya birinci çorba listesinin en başında beyranı görürüz. Çünkü yüzyıllardır Gaziantep’te gelenek haline gelen şifa deposu, protein deposu, C vitamini deposu, antibiyotik deposu, doğal antibiyotiktir. Beyrana çorba denilmesinden neden hoşnut olmuyoruz? 12 saat biz buna emek veriyoruz. 12 saat boyunca bir çorba hazırlanmaz sanırım. 12 saat boyunca başında beklenilen bir yemeğin hazırlandığını düşünmüyorum. Yine de Gaziantep’imize hayırlı olsun. Herkesi Gaziantep’e bu lezzeti yemeye bekleriz" dedi. "Gazianteplinin haftada en az bir gün tükettiği yemektir" Beyran yemeğinin özellikle sonbahar ve kış aylarında bağışıklığı güçlendirici özelliğiyle nezle ve grip gibi hastalıklara karşı doğal bir koruyucu olarak tercih edildiğini bildiren Çadır, "Kış başlayınca beyran Gazianteplinin haftada en az bir gün tükettiği yemektir. Çünkü biliyorsunuz Gaziantep’te kuru iklim mevcuttur. Kuru bir havada da hastalıklar daha çok yayılıyor. Onu önlemek için Gaziantepli beyran içerek önlem alıyor. Beyran yemeğinin içinde yağsız kuzu etleri var. Kuzunun boyun ve kürek eti var. 12 saat pişer. İçinde ilikli kemik suyu, et suyu var. Çok güzel aroması var. Sarımsak olsun, biber olsun, limon sıkıyoruz, C vitamini olsun. Beyran hem lezzetli hem şifalı bir yemek olduğundan şu an herkes tarafından çok ilgi görüyor" şeklinde konuştu. Beyran yemeğinin dünyada 2’inci sırada yer almasından gurur duyduklarını belirten vatandaşlar ise ana yemek olduğu için beyrana çorba denilmesine de karşı olduklarını dile getirdiler.