Yerel Haberler
Gümüşhane
Heyelan riskinin en yoğun olduğu bölge Doğu Karadeniz 06 Mart 2026 Cuma - 22:41:43 Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı ve yoğun yağışın etkili olduğu bölgelerde yanlış yol planlaması ve doğaya uygun olmayan müdahalelerin heyelan ve kaya düşmesi riskini artırdığı belirtildi. Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz’de kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla oluştuğunu belirterek Rize ve Trabzon çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun’da kaya kütlelerinde kopma ve düşmelerin daha sık yaşandığını söyledi. Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim alanlarının çoğu zaman eğimli bölgelerde açıldığını kaydeden Alemdağ, bu alanlarda yapılacak kazı ve yapılaşma çalışmalarında mühendislik planlamasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Alemdağ, özellikle Gümüşhane ile Giresun’u birbirine bağlayan Torul-Tirebolu karayolu güzergâhında bölgenin çatlaklı ve ayrışmaya müsait jeolojik yapısı nedeniyle kaya düşmelerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Donma-çözünme ve sıcaklık değişimlerinin de kaya parçalanmalarını hızlandırdığını belirten Alemdağ, bu nedenle yolun zaman zaman ulaşıma kapanabildiğini kaydetti. Güzergâhta yapılan lokal kaya ıslahı ve bariyer çalışmalarının kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Alemdağ, "Bu yolun tamamı problemli bir güzergâh. Lokal müdahaleler yerine en doğru ve kalıcı mühendislik çözümü güzergâhın tünellerle planlanarak geçilmesidir" dedi. "Doğu Karadeniz’de heyelan riski için en önemli tedbir yer seçimi" Doğu Karadeniz Bölgesi’nin coğrafi yapısından ve illere göre farklı heyelan türlerinin meydana geldiğinden bahseden Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Rize, Trabzon civarında daha çok zemin hareketleri meydana gelirken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun civarlarında daha çok kaya kütlelerinde yenilmeler meydana gelir. Bunların mekanizmaları farklıdır. Her yağış olan yerde kütle hareketi meydana gelmez veya her eğimin oluştuğu alanda da kütle hareketi bekleriz diye bir durum söz konusu değildir. Potansiyel heyelan alanları biz mühendislik jeologları tarafından net bir şekilde belirlenebilir; bu bir mühendislik problemidir. Bu problemli alanları bizler belirledikten sonra yerel yönetimlerin bir alanı imara açacağı zaman yer seçimi dediğimiz durum çok çok önem arz etmektedir. Maalesef Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Doğu Karadeniz bölümünde coğrafi koşullar çok uygun olmadığından dolayı çok eğimli, sarp arazilerden meydana gelen bir yapı söz konusudur. Bu nedenle yerleşkeleri ister istemez eğimli arazilerde açmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunların açılması esnasında suni müdahalelerle mevcut kazı yönetim sistemlerini düzgün yapmak gerekiyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Trabzon ve Giresun çevresinde topografik koşullar ve aşırı yağış nedeniyle kaya kütleleri çok daha çabuk ayrışmaya uğruyor ve killeşiyor. Böylelikle üzerine barınma amacıyla açılmış temel sistemleriyle ek yükler getiriyoruz. Bir sürü bina fazla mühendislik tasarılarına girmeden yapılabiliyor. Buradaki en temel ve vurgulanması gereken şey, mühendislik jeologlarına özellikle yeni açılacak alanların veya kentsel dönüşüme uğraması gereken alanların yeniden planlanmasında danışılmasıdır. Yer seçimi çok çok önemlidir" diye konuştu. "Gümüşhane-Giresun kara yolu için tek çözüm tünel" Gümüşhane-Giresun kara yolu üzerinde meydana gelen kaya düşmeleri ve heyelanların lokal ve ıslah çalışmalarıyla çözülemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bizler ne zaman olacağını bilmiyoruz ama olup olmayacağını kestirebildiğimiz mühendislik problemleri vardır; heyelanlar ve taşkınlar. Aslında bizler doğaya yanlış müdahale ettiğimiz için bu tür problemlerle karşılaşıyoruz. Doğa aslında matematik gibidir. Hesabı düzgün yapmadığınız zaman size karşılığını verir ve kendi eski durumuna dönmeye çalışır. Elinde kepçesi ve iş makineleri olan birileri kafasına göre, projesiz birtakım işler yaptığı zaman çok daha ciddi problemlerle karşılaşıyor. Sonrasında bizlere geliniyor ve 100 bin liraya çözülecek bir iş için milyonlar harcanarak tedbir almak zorunda kalınıyor. Gümüşhane’deki probleme geldiğimizde, özellikle Kürtün yol güzergâhı, Torul’dan Tirebolu’ya kadar olan güzergâhta bölgenin jeolojik evriminden bahsetmek gerekir. Bölge üç farklı orojenez geçirmiştir. Yani tektonizmaya bağlı olarak dağ oluşum mekanizmaları sırasında kaya kütlesi çok ciddi derecede örselenmiştir. Aşırı eklemli olduğundan dolayı ve bu eklem sistemlerine bağlı olarak kaya kütlesinde ayrışma yüzeyden derine doğru nüfuz ettiği için kütlede yenilme mekanizmaları meydana geliyor. İkincil bir doğal durumda da bölgede yaklaşık artı 10 ile eksi 10 dereceler arasında gerçekleşen ısıl değişimler sonucunda donma-çözünmeye bağlı parçalanmalar meydana geliyor. Bunun sonucunda da kütle hareketi kaçınılmaz oluyor. Özellikle Torul-Tirebolu yol güzergâhında kütle hareketi sadece mevsim geçişlerine bağlı değil; yazın dahi anlık olarak çok ciddi problemlere sebebiyet verecek kaya hareketleri meydana gelebilir. Bu yol güzergâhı için kaya ıslah projeleri veya lokal çözümler çok da anlam ifade etmiyor. Çünkü güzergâhın tamamı problemli. Buradaki tek çözüm, probleme lokal müdahale etmek yerine bu güzergâhın tamamen tünellerle planlanarak geçilmesidir. Bu en doğru mühendislik çözümü olacaktır" şeklinde konuştu. (UA-RE-ÖS-SO-Y)
06 Mart 2026 Cuma - 09:30 Prof. Dr. Selçuk Alemdağ: "Doğu Karadeniz’de yanlış yol planlaması ve yer seçimi heyelan ve kaya düşmesi riskini tetikliyor" Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı ve yoğun yağışın etkili olduğu bölgelerde yanlış yol planlaması ve doğaya uygun olmayan müdahalelerin heyelan ve kaya düşmesi riskini artırdığı belirtildi. Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz’de kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla oluştuğunu belirterek Rize ve Trabzon çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun’da kaya kütlelerinde kopma ve düşmelerin daha sık yaşandığını söyledi. Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim alanlarının çoğu zaman eğimli bölgelerde açıldığını kaydeden Alemdağ, bu alanlarda yapılacak kazı ve yapılaşma çalışmalarında mühendislik planlamasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Alemdağ, özellikle Gümüşhane ile Giresun’u birbirine bağlayan Torul-Tirebolu karayolu güzergâhında bölgenin çatlaklı ve ayrışmaya müsait jeolojik yapısı nedeniyle kaya düşmelerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Donma-çözünme ve sıcaklık değişimlerinin de kaya parçalanmalarını hızlandırdığını belirten Alemdağ, bu nedenle yolun zaman zaman ulaşıma kapanabildiğini kaydetti. Güzergâhta yapılan lokal kaya ıslahı ve bariyer çalışmalarının kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Alemdağ, "Bu yolun tamamı problemli bir güzergâh. Lokal müdahaleler yerine en doğru ve kalıcı mühendislik çözümü güzergâhın tünellerle planlanarak geçilmesidir" dedi. "Doğu Karadeniz’de heyelan riski için en önemli tedbir yer seçimi" Doğu Karadeniz Bölgesi’nin coğrafi yapısından ve illere göre farklı heyelan türlerinin meydana geldiğinden bahseden Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ , "Rize, Trabzon civarında daha çok zemin hareketleri meydana gelirken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun civarlarında daha çok kaya kütlelerinde yenilmeler meydana gelir. Bunların mekanizmaları farklıdır. Her yağış olan yerde kütle hareketi meydana gelmez veya her eğimin oluştuğu alanda da kütle hareketi bekleriz diye bir durum söz konusu değildir. Potansiyel heyelan alanları biz mühendislik jeologları tarafından net bir şekilde belirlenebilir; bu bir mühendislik problemidir. Bu problemli alanları bizler belirledikten sonra yerel yönetimlerin bir alanı imara açacağı zaman yer seçimi dediğimiz durum çok çok önem arz etmektedir. Maalesef Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Doğu Karadeniz bölümünde coğrafi koşullar çok uygun olmadığından dolayı çok eğimli, sarp arazilerden meydana gelen bir yapı söz konusudur. Bu nedenle yerleşkeleri ister istemez eğimli arazilerde açmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunların açılması esnasında suni müdahalelerle mevcut kazı yönetim sistemlerini düzgün yapmak gerekiyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Trabzon ve Giresun çevresinde topografik koşullar ve aşırı yağış nedeniyle kaya kütleleri çok daha çabuk ayrışmaya uğruyor ve killeşiyor. Böylelikle üzerine barınma amacıyla açılmış temel sistemleriyle ek yükler getiriyoruz. Bir sürü bina fazla mühendislik tasarılarına girmeden yapılabiliyor. Buradaki en temel ve vurgulanması gereken şey, mühendislik jeologlarına özellikle yeni açılacak alanların veya kentsel dönüşüme uğraması gereken alanların yeniden planlanmasında danışılmasıdır. Yer seçimi çok çok önemlidir" diye konuştu. "Gümüşhane-Giresun karayolu için tek çözüm tünel" Gümüşhane ve Giresun karayolu üzerinde meydana gelen kaya düşmeleri ve heyelanların lokal ve ıslah çalışmalarıyla çözülemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bizler ne zaman olacağını bilmiyoruz ama olup olmayacağını kestirebildiğimiz mühendislik problemleri vardır: heyelanlar ve taşkınlar. Heyelan bu bölgenin kaderi demeyelim; aslında bizler doğaya yanlış müdahale ettiğimiz için bu tür problemlerle karşılaşıyoruz. Doğa aslında matematik gibidir. Hesabı düzgün yapmadığınız zaman size karşılığını verir ve kendi eski durumuna dönmeye çalışır. Elinde kepçesi ve iş makineleri olan birileri kafasına göre, projesiz birtakım işler yaptığı zaman çok daha ciddi problemlerle karşılaşıyor. Sonrasında bizlere geliniyor ve 100 bin liraya çözülecek bir iş için milyonlar harcanarak tedbir almak zorunda kalınıyor. Gümüşhane’deki probleme geldiğimizde, özellikle Kürtün yol güzergâhı, Torul’dan Tirebolu’ya kadar olan güzergâhta bölgenin jeolojik evriminden bahsetmek gerekir. Bölge üç farklı orojenez geçirmiştir. Yani tektonizmaya bağlı olarak dağ oluşum mekanizmaları sırasında kaya kütlesi çok ciddi derecede örselenmiştir. Aşırı eklemli olduğundan dolayı ve bu eklem sistemlerine bağlı olarak kaya kütlesinde ayrışma yüzeyden derine doğru nüfuz ettiği için kütlede yenilme mekanizmaları meydana geliyor. İkincil bir doğal durumda da bölgede yaklaşık +10 ile -10 dereceler arasında gerçekleşen ısıl değişimler sonucunda donma-çözünmeye bağlı parçalanmalar meydana geliyor. Bunun sonucunda da kütle hareketi kaçınılmaz oluyor. Özellikle Torul-Tirebolu yol güzergâhında kütle hareketi sadece mevsim geçişlerine bağlı değil; yazın dahi anlık olarak çok ciddi problemlere sebebiyet verecek kaya hareketleri meydana gelebilir. Bu yol güzergâhı için kaya ıslah projeleri veya lokal çözümler çok da anlam ifade etmiyor. Çünkü güzergâhın tamamı problemli. Buradaki tek çözüm, probleme lokal müdahale etmek yerine bu güzergâhın tamamen tünellerle planlanarak geçilmesidir. Bu en doğru mühendislik çözümü olacaktır" şeklinde konuştu.
Gümüşhane’de Filistin’e destek yürüyüşü düzenlendi
14 Ekim 2023 Cumartesi - 14:40 Gümüşhane’de Filistin’e destek yürüyüşü düzenlendi Gümüşhane’de birçok STK’nın ve vatandaşların katılımıyla Filistin’e destek için yürüyüş düzenlendi. Gümüşhane’de STK’lar tarafından Filistin’e destek yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüşe STK’lar dışında vatandaşlar da ilgi gösterdi. Gümüşhane Belediyesi önünden başlayan ve yaklaşık 200 kişinin katıldığı yürüyüşte grup tekbir getirerek ve sloganlar atarak İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını lanetledi. 15 Temmuz Zafer Meydanı’nda sona eren yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı. Grup adına konuşma yapan Gümüşhane Memur Sen İl Başkanı Ergin Aslan, Filistin’de mazlumların kanı üzerine kurulmuş bir düzen olduğunu söyleyerek, İsrail’in saldırılarını kınadı. Filistin’de Müslümanların onurlarıyla şehit olduğunu söyleyen Memur Sen İl Başkanı Aslan, “Sözün bittiği yerdeyiz. İkiyüzlülerin zulmü azdırdığı zamandayız. Soykırımcı Siyonistler, Filistin’de katliam yaparken, susanların, kıyameti zorladığı zamandayız. Evet, bugün Filistin’de mazlumların kanı üzerine kurulmuş bir rejim var. O şebekeye kimileri devlet diyor. Hayır, İsrail bir devlet değildir. İsrail, emperyalizm tarafından kurulmuş ve desteklenen bir terör örgütüdür. İsrail, bütün dünyaya kötülük yayan, soykırımcı bir organizasyondur. Bu rejime karşı direnen bir avuç insan, bugün, bütün dünyanın onurunu, ayakta tutmaya çalışan bu halk, katlediliyor. İnsanlık nerede? Onur nerede? Bugün Filistin’de can pazarı kurulmuş. Gazze’de çocuklar ölüyor! Gazze’de kadınlar ölüyor! Gazze’de ihtiyarlar ölüyor! Gazze’de insanlık ölüyor! Kan üzerine yükselmiş Batı Medeniyeti, katille aynı safta. Ey insanlık neredesin? Biz biliyoruz, Filistin’de kardeşlerimiz onurlarıyla şehit oluyor. Dünyanın kötülüğü ise geride kalanların yakasına yapışıyor” dedi. Yapılan basın açıklamasının ardından okunan Kuran-ı Kerim ve edilen duaların ardından grup dağıldı.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sağkan: "Anayasa’nın ilk 4 maddesinin tartışılacağı hiçbir toplantıda olmayız"
13 Ekim 2023 Cuma - 15:08 Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sağkan: "Anayasa’nın ilk 4 maddesinin tartışılacağı hiçbir toplantıda olmayız" Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, “Türkiye Barolar Birliği olarak bizim önceliğimiz Anayasa’nın ilk 3 maddesi ve değiştirilemeyeceği ifade edilen 4. maddesi. Bu maddelerin tartışılacağı hiçbir toplantıda bizler olamayız” dedi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı seçilmesinin ardından memleketi Gümüşhane’yi ikinci kez ziyaret eden Erinç Sağkan, Gümüşhane Baro Başkanı Metin Aslan ve baro yönetimindeki avukatlarla birlikte basın mensuplarıyla bir araya geldi. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan TBB Başkanı Sağkan, gündemde yer alan Anayasa ve af konularıyla ilgili de açıklamalarda bulundu. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini ifade eden Sağkan, Gazze’de yaşanan insanlık dramının bir an önce sona ermesi gerektiğini söyledi. “Tüm bileşenlerin katılımıyla yapılacak Anayasa çalışmasının her daim içerisinde oluruz” Yeni Anayasa çalışmalarının bütün bileşenlerin bir uzlaşı zemininde bir araya getirilerek yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Sağkan, “Öncelikle bir Anayasa tartışmasının içerisindeyiz. Biz hep şunu ifade ettik; Anayasa bir toplumsal uzlaşı metnidir ve en temel yasamızdır. Bütün kanunlarımız bu anayasaya uygun olarak düzenlenir ve çıkartılır. Bu anlamda geniş bir uzlaşı zemininin oluşturulması ve bu uzlaşı zemininde bütün bileşenlerin başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere sivil toplumun, basının, üniversitenin, kamu kurumu niteliğindeki mesleki örgütlerinin, baroların görüşlerinin alınması gerekiyor. Anayasa değişikliği ihtiyacının sebeplerinin ortaya koyularak tüm kamuoyu ile paylaşıldığı ve buna ilişkin çalışmaların yapılarak toplumun en geniş kapsamlı katılımıyla ortaya koyulması ile gerçekleştirilmesinin zaruret olduğuna inananlardanım. Bu sebeple öncelikle siyaset kurumunun Anayasa tartışmasını yürütürken bileşenlerden uzak değil, onlardan uzakta hazırlanan bir taslağın Meclis gündemine alınması yöntemiyle değil, aksine bütün bileşenleri bir masanın etrafına toplaması, iktidar muhalefet ayrımı gözetmeksizin bu masada yer almasıyla mümkün olabilir. Bu yöntemle yürütebilecek bir çalışmanın her daim içerisinde olacağını ifade etmek istiyorum. Türkiye Barolar Birliği olarak bizim önceliğimiz Anayasa’nın ilk 3 maddesi ve değiştirilemeyeceği ifade edilen 4. maddesi. Bu maddelerin tartışılacağı hiçbir toplantıda bizler olamayız. Çünkü ilk 3 madde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini ifade eder, Cumhuriyet’in temelidir ilk 3 madde. Bu konuda da siyaset kurumunun yürütülecek olan Anayasa çalışmasının ilk 3 maddesi ile herhangi bir şekilde ilgisi bulunmadığı konusunda kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapma borcu olduğu inancındayım” dedi. “100. yıl ve cezaevlerinin doluluğu af tartışması için yeterli değil” Af tartışmalarının toplumdan uzak yürütülmesini yanlış bulduğunu söyleyen TBB Başkanı Sağkan, “Genel af veya özel af tartışmalarının toplumdan uzak bir şekilde siyasi popülizmle yürütülmesini son derece yanlış buluyorum. Çünkü bu ülkenin yurttaşları her şeyden önce adalet karşısında kendilerini eşit hissetmek istiyorlar. Hukuka olan güvenin de son derece azaldığı hepimizin maalesef bildiği bir gerçek. Bunda en büyük paylardan birisi de infaz adı verilen, infaz düzenlemesi adı altında yapılan yasa değişiklikleri ile birlikte maalesef bir cezasızlık politikasına dönüşen Türkiye’deki ceza adalet sistemi politikası yatmakta. Bu konuda ancak ve ancak toplumsal barışa hizmet edeceği ortaya koyulmak şartıyla, ceza adalet sistemindeki yanlışlıkların ciddi anlamda mağduriyete sebebiyet verdiğinin kabul edilmesi ve ortaya koyulması kaydı ile yine büyük bir uzlaşı zemini aranarak bir af tartışması yürütülebilir. Ben bunun dışında 100’üncü yıl ya da cezaevlerinin doluluğu gibi sebeplerin bir af tartışması için ne yeterli ne de gerekli olduğuna inananlardanım” diye konuştu. “İsrail çok ağır hak ihlallerine sebebiyet verdi” Gazze’de çok ağır insanlık suçu işlendiğini söyleyen TBB Başkanı Sağkan, “İsrail’in bu süreçte çok ağır hak ihlallerine sebebiyet verdiğini biliyoruz. Batı’nın bazı cılız barış çabalarının dışında maalesef ki bugüne kadar Filistin’de yaşanan drama tüm dünya gözlerini kapattı, bunu kabul etmek ve her yerde de ifade etmek zorundayız. Ancak bugün gördüğümüz Gazze’nin çok ağır bir saldırı altında, elektriğinin ve suyunun kesildiği ve çok ciddi sivil katliamların yaşandığı bir ağır insanlık suçunun işlendiği bir durumdan bahsediyoruz. Ancak şunu da ifade etmek gerekir ki Hamas’ın da aynı şekilde İsrail’de sivillere yönelik yaptığı saldırı da bir insanlık suçu teşkil etmektedir. Bizler haksızlık kimden gelirse gelsin, kime dönük olursa olsun insan hakları temelinde, insan haklarını savunmak ve korumakla görevli kurumlarız. Bu anlamda şu anda Gazze’de yaşanan bu insanlık dramına tüm uluslararası kamuoyunun, başta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Avrupa Birliği olmak üzere tüm dünyanın bir an önce el atarak Filistin ve İsrail arasında bir anlaşma, uzlaşma zemini sağlamanın borcu olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Jandarma’dan kaçak kazı ve kenevir operasyonu
12 Ekim 2023 Perşembe - 14:13 Jandarma’dan kaçak kazı ve kenevir operasyonu Gümüşhane İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler Kelkit ve Şiran ilçesinde kaçak kazı ve kenevir operasyonu gerçekleştirdi. Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Şiran İlçe Jandarma Komutanlığı ekipler yaptıkları istihbarat çalışması sonucunda M.Y ile N.Ç isimli şahısların kaçak kazı yapacağı bilgisini aldı. Şiran Cumhuriyet Savcılığından alınan arama kararına istinaden şüpheli şahıslara ait ilçeye bağlı Söğütalan Köyünde bulunan evlerinde arama yapan ekipler 1 adet jeneratör, 1 adet akü, 6 adet murç, 2 adet 30 metre kablo, 4 adet hilti ucu, 2 adet Emülsiyon tip patlayıcı, 1 adet alan arama dedektörü, 2 adet baş üstü aydınlatma aparatı, 4 adet seyyar aydınlatma sistemi, 1 adet muşta, 1 adet laptop adaptörü, 1 adet ruhsatsız av tüfeği ve 151 adet 9 milimetre çapında fişek ele geçirdi. Ele geçirilen malzemeler muhafaza altına alınırken, şahıslar hakkında adli tahkikata başlandı. Kelkit’te 28 kök kenevir bitkisi ele geçirildi Jandarma ekiplerinin bir diğer operasyonu ise kenevir bitkisine yönelik oldu. İstihbarat Şube, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube ve Kelkit İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince yapılan istihbari çalışma neticesinde Ş.Ç isimli şahsın Kelkit İlçesi Yenice köyünde kendisine ait arazisinde kenevir bitkisi ektiği bilgisini alan ekipler Kelkit Sulh Ceza Hâkimliğinden arama kararı aldı. Şahsa ait arazide yapılan arama neticesinde boyları 10-100 santimetre arasında değişen 28 kök kenevir bitkisi ele geçirilerek muhafaza altına alınırken, şahıs hakkında adli tahkikata başlandı.
Karadeniz Bölgesi’nde huzurevi bulunmayan tek il olan Gümüşhane huzurevi istiyor
10 Ekim 2023 Salı - 09:20 Karadeniz Bölgesi’nde huzurevi bulunmayan tek il olan Gümüşhane huzurevi istiyor Türkiye’de huzurevi bulunmayan şehirlerden birisi olan Gümüşhane’de yaşlılar evlatların artık anne ve babalarına bakmadıklarını söyleyerek huzurevi açılmasını istiyor. Türkiye’de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde huzurevi bulunmayan 16 ilden birisi ve Karadeniz Bölgesi’nde huzurevi bulunmayan tek il olan Gümüşhane’de yaşlılar çocukların artık anne ve babalarına bakmadığını söyleyerek huzurevi açılması talebinde bulundu. Toplam nüfusunun yüzde 14’ünün 65 yaş ve üzeri olduğu Gümüşhane’de evlatlarına yük olmak istemediklerini de söyleyen vatandaşlar, huzurevinin açılmasıyla birlikte yaşlıların rahat edeceğini dile getiriyor. “Çoluğa çocuğa yük olmamak gerekiyor” Gümüşhane’de huzurevi olmamasının gençlerin değerlerine sahip çıktığını gösterdiğini ifade eden Eğitimci-yazar İsmail Hayal, “Olaya iki yönlü bakmak lazım. Olması lazım aslında çünkü bazen gerekli oluyor ama olmaması da aslında Gümüşhane’nin değerlerine sahip olduğunu gösteriyor. Gümüşhane küçük bir şehir olduğu için insanlar anne ve babasını huzurevine verme ağırlığını yaşamaktan çekiniyor. Ben açılmalı diyorum çünkü çoluğa çocuğa yük olmamak gerekiyor bu önemli bir konu açılmasında fayda var” dedi. “Yaşlılarımız sokaklarda düşüyor ellerinden tutan yok” Yaşlıların muhtaç durumda olduğunu ve huzurevi açılması gerektiğini savunan Hasan Palancı, “Gümüşhane’de huzurevi bir ihtiyaç ve açılması uygundur. Artık evlatlar anne babalarına bakmıyor ben şahit oluyorum. Huzurevi olması iyi olur. Yaşlılarımızı görüyoruz sokaklarda düşüyorlar ellerinden kollarından tutan yok bunlar muhtaç, evlat para varsa bakıyor para yoksa bakmıyor” diye konuştu. Eskiden anne ve babaya sahip çıkıldığını söyleyen Hikmet Gündoğdu ise “Evlatlarımız kendilerine de bakamıyorlar ki bize de baksınlar anca kendilerini çekip çevirebiliyorlar. Ben olmasını istiyorum ben düşmesen başkası düşer. Eskiden anneye babaya çok güzel sahip çıkılıyordu ama devir döndü herkes kendine bakmaya başladı. Bakamam diyemiyorlar ama yüz çeviriyorlar. Biz çok şükür kendimizi bakıyoruz ama bakamayanlar var açılması lazım” ifadelerini kullandı.
Gümüşhane’de doğa tutkunları sonbaharın keyfini çıkarıyor
09 Ekim 2023 Pazartesi - 13:19 Gümüşhane’de doğa tutkunları sonbaharın keyfini çıkarıyor Sonbaharın büyüleyici renkleriyle boyanan Gümüşhane dağları doğa severlerin vazgeçilmez destinasyonu haline gelirken 7’den 70’e bu güzellikleri görmek isteyen doğaseverlerin akınına uğruyor. Sonbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte adeta renk cümbüşüne dönüşen, sarı, kızıl ve turuncunun muhteşem uyumunu sunan Gümüşhane dağları doğa doğaseverleri kendine çekmeye devam ediyor. Kurulduğu 2008 yılından bugüne kadar her 2 haftada bir doğa yürüyüşü etkinliği düzenleyen Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Derneği (GÜDAK), sonbaharın tüm güzelliklerini doyasıya yaşamak, muhteşem doğal güzellikleri keşfetmek için sonbahar mevsimine özel her hafta program yapmaya başladı. Üst üste düzenlenen yürüyüş etkinlikleri artan bir taleple devam ederken programa katılan sporcu ve doğaseverler şehrin göz kamaştıran ormanlarını, manzaralarını, göl ve göletleriyle şelale ve yaylalarını keşfediyor. Bu haftaki yürüyüş parkuru Söğütağıl köyünün 2 bin 160 metre rakımlı Madenin Sırtı mevkiinde İsmet Şişman’ın 35 metre yüksekliğindeki kayayı asma köprüyle birleştirerek yaptığı seyir terası, asma köprü ve dağ evinden başladı. Etkinliğe katılan 41 sporcu Söğütağıl köyünden başladıkları yürüyüşte taş evleri, camisi ve köye adını veren çeşmeleriyle ünlü Akpınar köyüne, oradan da sonbaharın renkleriyle bezenen ormanların içinden Süle köyündeki gölete ulaştı. Burada yemek molası verip fotoğraf çekilen sporcular daha sonra yine ormanlık alandan geçerek toplamda 14 kilometrelik parkuru tamamlayarak Süle köyü merkezinde yürüyüşü sonlandırdı. Gümüşhane’nin büyülü sonbaharını yaşamak isteyen herkesi etkinliklerine katılarak doğanın ve sporun keyfini çıkarmaya davet eden GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut, Türkiye’de sonbaharın en ihtişamlı ve rakım farkı nedeniyle en uzun süreli yaşandığı şehirlerden birisi olan Gümüşhane’de düzenledikleri sonbahar yürüyüşlerinin hem doğanın tadını çıkarmak isteyenler için hem de spor yapmak isteyenler için ideal bir fırsat sunduğunu söyledi. “Herkesi sonbaharın renkleriyle boyanan Gümüşhane dağlarında sonbaharın tadını çıkarmaya davet ediyoruz” Etkinliklere katılanların aynı zamanda şehrin tarihi ve kültürel zenginliklerini de yakından gözlemleme fırsatını bulduklarını ifade eden Akbulut, “Sonbaharın renk cümbüşü Gümüşhane’deki yürüyüş etkinliklerimizle birleşerek unutulmaz bir deneyim sunuyor. Gümüşhane sonbaharın en güzel yaşandığı şehirlerden birisi. Bu güzellikleri keşfetmek için mevsim boyunca her hafta etkinlik yapıyoruz ve yoğun bir ilgiyle karşılaşıyoruz. Bu hafta yaptığımız etkinliğe her yaş grubundan, her meslek grubundan 41 kişi katıldı. Bu talepler bizim yaptığımız etkinliklerin şehrin tanıtımına olan katkısını doğrudan gösteren bir durum. Gümüşhane yüksek dağlarının yanında Karadeniz’e yakın ilçelerinin varlığı nedeniyle rakım farkının çok yüksek olduğu bir bölge. Bu nedenle sonbaharın coğrafya üzerindeki muhteşem güzelliklerini yüksek kesimlerde başlayıp alçak kesimlerde Kasım ayına kadar gözlemleyebiliyoruz. Bu minvalde arkadaşlarımızla bu güzellikleri herkesin görüp yaşaması için her hafta etkinlik düzenliyoruz ve yoğun bir ilgiyle karşılaşıyoruz. Herkesi sonbaharın renkleriyle boyanan Gümüşhane dağlarında sonbaharın tadını çıkarmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
Tokat’taki feci kazada hayatını kaybeden 3 kişi Gümüşhane’de son yolculuğuna uğurlandı
03 Ekim 2023 Salı - 14:26 Tokat’taki feci kazada hayatını kaybeden 3 kişi Gümüşhane’de son yolculuğuna uğurlandı Gümüşhane’de yaz tatilini geçirdikten sonra İstanbul’a dönmek üzere yola çıkan ve Tokat’ta gerçekleşen trafik kazasında hayatını kaybeden aynı aileden 3 kişi memleketleri Gümüşhane’de gözyaşları içinde son yolculuklarına uğurlandı. Geçtiğimiz pazar günü Tokat’ın Reşadiye ilçesinde meydana gelen kazada Gümüşhane’nin merkeze bağlı Dörtkonak köyünde yaz tatilini geçiren ve İstanbul’a gitmek üzere sabah saatlerinde yola çıkan Hüseyin Cahit Erden (72) yönetimindeki 34 CCJ 29 plakalı otomobil Reşadiye ilçesi D-100 karayolu üzerinde aynı istikamette ilerleyen 26 plakalı tıra arkadan çarpmış, tırın dorse kısmının altına giren otomobildeki sürücü Hüseyin Cahit Erden ile yolcu olarak bulunan Ballı Turhan (75) ve eşi Onay Turhan (75) olay yerinde hayatını kaybetmişti. Kazada hayatını kaybeden üç kişinin cenazeleri Tokat’ta tamamlanan işlemleri ve otopsilerinin ardından Gümüşhane’ye gönderildi. Onay Turhan eşi Ballı Turhan ile Ballı Turhan’ın kardeşi Hüseyin Cahit Erden için Kemaliye Camii’nde öğle namazına müteakip ayrı ayrı cenaze namazı kılınarak helallik alındı. Aile bireylerinin tabutlara sarılarak ağıtlar yaktığı cenazeye Belediye Başkanı Ercan Çimen, GTSO Başkanı İsmail Akçay, siyasi partilerin temsilcileri, yakınları ve akrabaları katıldı. Kazada hayatını kaybedenler cenaze namazının ardından merkeze bağlı Dörtkonak köyünde gözyaşları içerisinde toprağa verildi. “Gerçekten aramızdan ayrılacakmış gibi veda ettiler, yolculuklarını 1 hafta öne aldılar” Cenazede taziyeleri kabul eden eğitimci-yazar Yusuf Sadık, Tokat’taki feci kazada hayatını kaybeden 3 akrabasının her yıl köylerine tatile geldiğini belirterek, “Her yaz tatilinde köylerine gelen insan dostu, çevre dostu insanlardı. Bu yıl veda ederken gerçekten aramızdan ayrılacakmış gibi vedada bulundular, çok duygulu şeyler söylediler. Yolculuklarını 1 hafta öne aldılar. Çarptıkları tırın dorsesinde tampon olması gerekirken yoktu. Şoför kırıldı ve yaptıramadığını söylemiş. Arkadan çarptı diye trafik raporunda sürücünün suçlu bulunması bizce bir hata. Tır sürücüsü süratli gitmesi ve yağıştan dolayı kayması sonucunda bu kaza oldu. Üzgünüz, 3 can. Allah rahmet eylesin, benim kaynım, baldızım ve bacanağım olması da ayrıca üzücü bir durum” dedi. “2 kardeşimi ve eniştemi kaybettim, bu acıyı tarif etmek mümkün değil” Kardeşlerinin yola çıkmadan önce dikkatli olmaları için çok kez uyarılarda bulunduğunu ifade eden Ballı Turhan ve Hüseyin Cahit Erden’in abisi Mustafa Erden ise “15 gün önce ben de köydeydim. Beraber tatil yaptık, mutlu günler geçirdik. Maalesef bu acı trafik kazası sonucu 2 kardeşimi ve eniştemi kaybettim. Çok büyük acı. Allah başkalarına göstermesin bunu. Kazadan 2 gün önce görüşmüştüm yola çıkmadan dikkatli gidin, acele etmeyin, trafik kurallarına uyun diye nasihat etmiştim ama kaderin önüne geçilmiyor. Tırın hata yapması ve yolun kaygan olmasıyla tır yolu ortalıyor ve otomobil de onu geçmek isterken altına giriyorlar. Allah rahmet eylesin, çok büyük acı, tarif etmek mümkün değil” diye konuştu.