Yerel Haberler
Gümüşhane
Hastaneden randevu alamayınca doktora taşlama şiir yazdı 22 Şubat 2026 Pazar - 10:35:04 Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde muayene için tercih ettiği doktorun yoğun olması nedeniyle bir türlü randevu alamayan Türkçe öğretmeni, yaşadığı süreci taşlama türünde yazdığı şiirle anlattı. Gümüşhane’nin merkeze bağlı Tekke Ortaokulu’nda Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni olarak görev yapan Sait Karakaş, yaklaşık 6 ay önce başlayan sağ bacak ağrısı nedeniyle Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş’tan randevu almak istedi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ve hastanedeki kiosk cihazlarından defalarca denemesine rağmen yoğunluk nedeniyle randevu alamayan Karakaş’ın muayene süreci uzadı. Yaşadığı bu durumu mizahi ve edebi bir dille ele alan Karakaş, süreci taşlama türünde kaleme aldığı şiirle ölümsüzleştirdi. Şiirde yer alan ifadelerde, yaşanan yoğunluğun doktora gösterilen ilgi ve hizmet kalitesinden kaynaklandığına dikkat çekti. Bir süre sonra muayene olan Karakaş, yazdığı şiiri doktora da okudu. Yoğun çalışma temposunun edebiyatla buluştuğu olay, hasta ile hekim arasındaki samimi ilişkiyi ortaya koydu. Yazılan şiir, hem yaşanan sürecin hem de duyulan memnuniyetin kalıcı bir hatırası olarak hafızalarda yerini aldı. "Şiirin başlangıcında ufak bir sitem var" Tedavi süreçlerinin ardından hastaların kendisine farklı şekillerde teşekkür ettiğini ama ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını ifade eden Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş, "Sait hocam ilk olarak şikâyetiyle ilgili bizim MHRS sistemimizden randevu almak istedi. Yoğunluğu ve sürecin uzadığını görünce, sosyal yaşamda da görüştüğümüz için bu durumu şiir yoluyla aktaracağını söyledi. Mizansen bir yaklaşımla durumu ifade etti. Bizim için kalıcı bir eser oldu. Aynı zamanda tedavi sürecinin ve yaşanan yoğunluğun tercih edilmemizden kaynaklandığını da kendisi belirtti. Bu durum bizi çok mutlu etti. Şiirin başlangıcında kendi tabiriyle ufak bir sitem var. Ancak bunun sebebinin yaptığımız hizmetin iyi olması, güler yüzlü yaklaşımımız ve tercih edilmemiz olduğunu da kendisi ifade etmekte. Bu da bizi ayrıca mutlu ediyor. Kendi edebiyat tarzıyla, aslında iyi ve kaliteli bir iş yaptığımızı söylemek için yazdığını belirtti. Şiirle karşılaşmak bizim için her zaman kıymetlidir. En büyük hediye hastanın memnuniyetini ifade etmesidir. Ancak bunu kalıcı bir eser olarak almak bizi daha da mutlu ediyor. Bunun her zaman bizim için büyük ve kalıcı bir hatıra olduğunu düşünüyoruz" dedi. "Doktoru eleştirmek için değil gösterilen ilginin yoğunluğundan dolayı yazdım" Uzun süredir tedavi olmak için sıra almaya çalıştığını fakat Op. Dr. Taş’a gösterilen yoğun ilgiden dolayı sıra alamadığını söyleyen Tekke Ortaokulu Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni Sait Karakaş, "Bundan yaklaşık 6 ay önce sağ bacağımda bir ağrı başladı. Önce MHRS sistemi üzerinden kendisinden randevu almayı denedim ancak birkaç kez girmeme rağmen sistem her seferinde çok çabuk doluyordu. Daha sonra hastanede kiosk denen makineyi denedim. Okula giderken bazı sabahlar uğradım fakat oradan da sıra bulamadım. En son kendisini aradım. ‘Hocam bu nasıl bir teveccüh? Ne MHRS’den ne de kiosktan sıra bulamıyorum’ dedim. Aradan birkaç gün geçti, ben habersiz geldim ameliyat günüymüş, boş döndüm. Birkaç gün sonra tekrar aradık. Bu kez de bir çalıştaya gideceğini söyledi. Süre uzadıkça ben de bunu şiir, taşlama yoluyla yazmaya başladım. Kendi aramızda şakalaştık. Şiir bu şekilde ortaya çıktı. Bugün sıramızı bulduk. Kasım hocamın odasından içeri girdim. Daha önce şiirin bazı bölümlerini kendisiyle paylaşmıştım. Oturdum ve şiirin bölümlerini okudum. Kendisi de çok onore oldu, ben de çok mutlu oldum. Aramızda dostane bir ortam oluştu, ikimiz de mutluyuz diyelim. Edebiyatta taşlamalar meşhurdur. Taşlamalarda karşı tarafa iğneli yollarla bazı şeyler anlatılır. Benim bu şiiri yazmaktaki amacım asla Süleyman Kasım hocamızı eleştirmek değildi. Sistemin yoğunluğu ve kendisine gösterilen teveccüh yanlış anlaşılmasın diye sonunda kendimce güzel toparlamalar yapmaya çalıştım" diye konuştu.
20 Şubat 2026 Cuma - 11:17 Sahurda onları görenler şaşırıyor Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı Özkürtün beldesinde geçtiğimiz yıl başlatılan anlamlı gelenek, bu yıl da üniversiteli gençlerin omuzlarında yükseliyor. Ramazan ayının kadim geleneklerinden biri olan ramazan davulculuğu Gümüşhane’de üniversite öğrencilerinin gönüllü katılımıyla modern bir çehre kazanıyor. Gümüşhane Üniversitesi Kürtün Meslek Yüksekokulu tarafından geçtiğimiz yıl hayata geçirilen proje, bu yıl da aynı heyecanla devam ediyor. Davullar Geleceğin Ateş Savaşçılarına Emanet Özkürtün Beldesi sokaklarını sahur vaktinde şenlendiren isimler, bu yıl da Kürtün Meslek Yüksekokulu Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Bölümü öğrencilerinden seçildi. Alperen Altuntaş, Soner Evsen, Yusuf Sobay, Merve Köse ve Esma Şimşek’den oluşan "öğrenci davulcular" ekibi, ramazan ayının manevi iklimini mahalle mahalle gezerek vatandaşlara ulaştırıyor. İtfaiyecilik gibi disiplin ve özveri isteyen bir bölümde eğitim gören gençlerin, gönüllü olarak bu geleneği üstlenmesi belde halkı tarafından takdirle karşılanıyor. Özkürtün Belediyesi ve üniversite iş birliğiyle yürütülen bu çalışma, sadece bir uyandırma hizmeti değil, aynı zamanda üniversite-şehir kaynaşmasının en güzel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ritimleriyle sahurun sessizliğini bozan gençler Ramazan’ın paylaştıkça çoğalan birlik ve beraberlik ruhunu mahalle mahalle gezdiriyor.
19 Şubat 2026 Perşembe - 19:26 Gümüşhane’nin Kırıklı köyünde 22 yıldır ücretsiz iftar veriliyor Gümüşhane’nin merkeze bağlı Kırıklı köyünde, Ramazan ayı boyunca yoldan geçenlere ücretsiz iftar yemeği verme geleneği 22 yıldır aralıksız sürdürülüyor. Gümüşhane-Kelkit-Köse kavşağı üzerinde yer alan Kırıklı köyünde, 2004 yılında dönemin muhtarı Alim Aşkın’ın bir kamyon sürücüsünün peynir ve zeytinle oruç açtığını görmesiyle başlattığı iftar ikramı, köy halkının desteğiyle yıllardır devam ediyor. Her yıl Ramazan ayı boyunca iftar vaktinde köye gelenlere dört çeşit sıcak yemek ikram edilirken, bu yıl da iftar sofraları yoldan geçen sürücü ve yolcular için kuruluyor. Uygulama, toplumsal dayanışmanın ve misafirperverliğin simgesi olarak öne çıkıyor. Köy sakinleri, bu 22 yıllık geleneğin köy halkı ile hayırseverlerin katkılarıyla sürdürüldüğünü belirterek, aynı dayanışma ve birlik duygusuyla Ramazan’ın sonuna kadar devam edeceğini kaydetti. "22 yıldır hayırsever vatandaşlarımız sayesinde geleneğimiz sürüyor" Köy halkının destekleriyle geleneğin 22 yıldır sürdüğünü ifade eden Kırıklı köyü Muhtarı Fikret Bulut, "Çeyrek asırdır devam eden bu geleneğimiz, inşallah bundan sonra da sürecek. Bu gelenek, bir kamyoncunun peynir, ekmek ve zeytinle iftarını açtığını gören Alim Aşkın’ın köy halkıyla istişare etmesiyle başladı. O günden bugüne gönlü güzel, vatanını seven, hayırsever insanların destekleriyle devam ediyor. Bizler de burada onları temsil ediyoruz. Allah hepsinden razı olsun. Sizlerin sayesinde hem Gümüşhane’yi hem de köyümüzü tanıtmış oluyoruz. Bu da Gümüşhane’nin bir gururudur" dedi. Kırıklı köyü muhtarının kendisini yol üzerinde durdurarak iftara davet ettiğini söyleyen kamyon şoförü Sezgin Yüksel de, "Tokat’tan yük aldım, Trabzon’a gidiyorum. Muhtarımız sağ olsun beni durdurdu, ‘İftarını burada aç, öyle git’ dedi. Ben de kendisine çok teşekkür ediyorum. Bu benim için sürpriz oldu. Sağ olsun muhtarımız iftarımı burada açmamı sağladı. Daha önce böyle bir uygulama görmemiştim. Gerçekten çok güzel bir gelenek" diye konuştu. "İnsanlara yemek ikram edebilmek için büyük bir gayret gösteriyorlar" Gümüşhaneli olarak köy sakinlerinin böyle bir geleneği sürdürdükleri için mutlu olduğunu dile getiren Celal Torun, "Bu geleneği daha önce kulaktan kulağa duyuyordum ama çok detaylı bilgim yoktu. Yaklaşık üç yıl önce oğlum buradan geçerken muhtarımız tarafından durdurulup iftar verilmiş. O gün bizi aradı, ‘Baba ben Gümüşhane Kırıklı Köyü’ndeyim, burada iftar veriyorlar’ dedi. Biz de Gümüşhaneli olarak gururlandık, mutlu olduk. İnsanları durdurup bir lokma ekmek, bir yudum su ikram edebilmek için büyük bir gayret var. Biz de bundan mutluluk duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
Gümüşhane’nin "Doğal Ağaç Müzesi" ziyaretçi akınına uğruyor
03 Kasım 2025 Pazartesi - 09:10 Gümüşhane’nin "Doğal Ağaç Müzesi" ziyaretçi akınına uğruyor Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde yer alan ve örümcek ağı gibi karmaşık, sık ve iç içe geçmiş doğal yapıya sahip Örümcek Ormanları Tabiatı Koruma Alanı, tüm güzelliklerini cömertçe sergilediği sonbahar mevsiminde vatandaşların uğrak noktası oldu. "Doğal Ağaç Müzesi" ve "Doğanın Dev Anıt Galerisi" olarak bilinen Örümcek Ormanları Tabiatı Koruma Alanı, sonbahar mevsiminin en büyüleyici manzaralarını sunmaya devam ediyor. Labirenti andıran patikaları, göğe tırmanan yüzlerce yıllık anıt ağaçları ve zengin bitki örtüsüyle Avrupa ve Kafkasya’nın en uzun ladin ve köknar ağaçlarına ev sahipliği yapan Örümcek Ormanları’nın derin vadisinde yer alan hırçın yamaçlardan dökülen şelaleler ve gürül gürül akan dereler sonbahar yapraklarının hışırtısına karışarak doğanın eşsiz bir senfonisini besteliyor. Sarı, kırmızı, kahverengi ve yeşilin bin bir tonuyla adeta renk cümbüşüne ev sahipliği yapan ve Türkiye’nin en önemli "karışık" ormanlarından biri olan bu alan, yaklaşık 300 kişinin aynı anda dökülen yaprakların hışırtısının eşliğinde doğa yürüyüşüne ev sahipliği yaptı. Her köşesi kartpostallık manzaralar oluşturan ve fotoğraf tutkunlarının akınına uğrayan bu doğal stüdyo, Gümüşhane ve Trabzon’dan gelen 3 ayrı kulübün katılımıyla gerçekleşen oldukça kalabalık bir doğa yürüyüşüne ev sahipliği yaptı. Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’nin (GÜDAK) 85 kişilik ekibine dahil olarak kucaklarındaki 9 aylık bebekleriyle 10 kilometrelik parkuru kat eden Gümüşhane Devlet Hastanesinde görevli Plastik Cerrah Op.Dr. Can Ekinci "Gümüşhane’de aslında yeniyiz nispeten. Daha önce birkaç kere gezmeye gelmiştik gerçi ama kalma anlamında yaklaşık bir buçuk ay falan oldu. Örümcek Ormanlarının da methini duymuştuk zaten. Gezmek de istiyorduk" derken, eşi Beyin Cerrahı Op.Dr. Gizem Başyazıcı Ekinci ise "Sonbaharın renklerini burada deneyimledik. Gerçekten etkinliğimiz de güzel geçiyor. Bebekle olmamıza rağmen yol güzel. Her şekilde gelinebilir. Bebeğimizle ilk defa bu kadar uzun mesafe yürüdük" ifadelerini kullandı. "Bizim için güzel bir deneyim oldu" Kucaklarında 9 aylık bebekleriyle etkinliğe katılan bir başka çift ise Gümüşhane Devlet Hastanesinde Beyin Cerrahı olarak görev yapan Op.Dr. Doruk Taş ve eşi Yağmur Taş oldu. Bir yıldır Gümüşhane’de yaşadıklarını ifade eden Yağmur Taş ilk defa bir doğa yürüyüşü etkinliğine katıldıklarını ve oldukça memnun olduklarını belirterek "Bence sonbahar olması ayrı bir güzelleştirmiş ortamı. Renkler o açıdan güzel" ifadelerini kullanırken eşi Doruk Taş ise "Bizim için güzel bir deneyim oldu. Biz daha önce hiç doğa yürüyüşünü deneyimlememiştik. Farklı gezilerimiz olmuştu ama doğa gezisi olarak ilk oldu bizim için. Eğlenceli oldu, farklı oldu. Hoşumuza da gitti. Tekrarı gelecektir diye düşünüyorum" diye konuştu. Gördüğü manzarayı değerlendiren Doruk Taş, "Zaten Karadeniz hep yaylalar ve yeşiliyle daha çok meşhur bir yer. Burası da gayet güzeldi. Örümcek ormanları renkleriyle, ormanıyla bizi gerçekten tatmin etti açıkçası. Şansımıza bugün hava da çok güzel. Onun da etkisiyle güzel bir deneyim oldu bizim için" şeklinde konuştu. "Hafta sonlarını kahve köşelerinde değil dağların kucağında geçirmelerini istiyoruz" GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut ise Örümcek Ormanları Tabiatı Koruma alanına kuruldukları 2009 yılından bugüne her yıl sonbahar mevsiminde mutlaka ziyaret ettiklerini belirterek "16 yıldır örümcek ormanlarını her sene bu mevsimde mutlaka ziyaret ediyoruz. İlk başladığımızda 12 kişiyle gezdiğimiz bu parkur şu an yaklaşık 300 kişiyle 3 grupla gezdik. Her seneki gibi muhteşem bir manzara sundu yine bize Örümcek Ormanları. Yaprak tam olgunlaşmış. Yerde gazel hışırtılarıyla, renk cümbüşü arasında 10 kilometrelik parkuru 3,5 saatte tamamladık. Katılan arkadaşların hepsi parkuru güzel şekilde yürüyerek tamamladılar. Herkesin bu güzellikleri gelip görmesini, bu doğayı özümsemesini istiyoruz. Hafta sonlarını kahve köşelerinde değil dağların kucağında geçirmelerini istiyoruz. Bütün dostları dağlara davet ediyoruz" dedi.
Bu zili Türkiye’de sadece 2 kişi üretiyor
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:06 Bu zili Türkiye’de sadece 2 kişi üretiyor Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde yaşayan 28 yaşındaki Muammer Düzgün, babasından öğrendiği zil üretimi mesleğini kendi geliştirdiği özel bir teknikle birleştirerek Türkiye’de eşi az bulunan bir başarıya imza atıyor. Hurda malzemeleri sanat eserine dönüştüren Düzgün, ürettiği özel köpek zillerini Türkiye’nin dört bir yanına gönderiyor. İlçeye bağlı Cami Yanı Mahallesinde asırlardır sürdürülen zil üretimi mirasını devam ettiren ender gençlerden birisi olan Muammer Düzgün, ata yadigarı mesleği geleceğe taşımanın gururunu yaşıyor. Babasının yanında başladığı zil üretimini 3 yıl önce kendi vizyonuyla yeniden şekillendiren Düzgün, bugün Türkiye’de köpek zilini üreten iki ustadan biri olarak adından söz ettiriyor. Baba mesleğine modern dokunuş Babasının geleneksel yöntemlerle zil ürettiğini ancak zamanla talebe yetişmekte zorlandığını belirten Düzgün, işi devraldıktan sonra bir arayış içine girdiğini söyledi. "Babam bu işlerle uğraşıyordu, ancak ben farklı bir çeşit üretmek istedim. Piyasadaki ihtiyacı fark ettim ve bu özel tasarımı geliştirdim" diyen Düzgün, babasının ürettiği klasik zillerden farklı olarak, içerisinde 9 mm’lik bilye bulunan, tok ve net bir ses çıkaran yuvarlak köpek zilleri üretmeye başladı ve bu yenilikçi adımıyla kısa sürede sektörde aranan bir isim haline geldi. Hurda malzemelerden sanat eserine Üretim sürecinin her aşamasını titizlikle yürüten Düzgün, zillerin hammaddesini Trabzon’dan temin ettiği eski musluklar, bataryalar gibi hurda pirinç malzemelerden sağlıyor. Geri dönüşüme de katkı sağlayan bu yöntemle, atık malzemeler adeta birer sanat eserine dönüşüyor. Düzgün, süreci şöyle anlattı: "İlk önce ’göbek’ dediğimiz maşaları hazırlıyoruz. Ardından Konya’da özel olarak yaptırdığım kalıplara, erittiğimiz sarı malzemeyi döküyoruz." Gümüşhane’den Türkiye’nin dört bir yanına ulaşıyor Düzgün, ürettiği bu özel zilleri sosyal medya üzerinden pazarlarken Konya, Ankara, İstanbul ve Bursa başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki müşterilere ulaştırıyor. Müşteri kitlesinin genellikle hayvancılıkla ve köpek yetiştiriciliğiyle uğraşan sürü sahipleri, avcılar ve toptancılar olduğunu belirten Düzgün, "Hem sürü sahipleri hem de bu işin ticaretini yapan esnaflar ürünlerimizi tercih ediyor" dedi.
Zigana’nın tünelini değil, manzarasını seçtiler
31 Ekim 2025 Cuma - 09:55 Zigana’nın tünelini değil, manzarasını seçtiler Gümüşhane’nin Torul ilçesindeki Zigana Dağı’nın yamaçlarına kurulu olan ve tarihi İpek Yolu güzergahında yer alan Zigana köyü, sonbaharın gelmesiyle birlikte adeta bir renk tuvaline dönüştü. Trabzon’dan Gümüşhane’ye doğru yola çıkan Mahmut ve Hande Bayrak çifti ise, bu manzarayı görebilmek için Zigana Tüneli yerine virajlı tarihi Zigana yolunu tercih etti. Sarının en sıcak tonları, kırmızının en cüretkar dokunuşları ve yeşilin vedaya hazırlanan hüznü, tarihi İpek Yolu güzergahını kullananları masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. Yeni Zigana Tüneli’nin sunduğu hız ve konfora rağmen doğanın bu eşsiz şölenini kaçırmak istemeyenler, rotalarını bilinçli olarak tarihi yola çeviriyor. Yüzyıllar boyunca kervanların ve yolcuların zorlu ama bir o kadar da görkemli geçiş noktası olan tarihi İpek Yolu, bugünlerde Gümüşhane’nin Zigana köyü eteklerinde doğa tutkunlarını ve fotoğrafçıları ağırlıyor. Köy, yeni tünelin gölgesinde kalsa da sunduğu otantik deneyim ve görsel şölenle özellikle sonbahar aylarında alternatif bir turizm rotası olarak yeniden keşfediliyor. Trabzon’dan Gümüşhane’ye doğru yola çıkan Mahmut ve Hande Bayrak çifti de, modern ulaşımın cazibesini bir kenara bırakarak, sırf doğanın renk cümbüşüne tanıklık etmek için virajlı tarihi Zigana yolunu tercih etti. "Sırf ağaçları, doğanın yeşilini, renkleri görebilmek için Zigana Tüneli’ni kullanmadık" Yol kenarında verdikleri molada manzaraya hayran kalan Mahmut Bayrak, "Manzara için bu yola geldik. Zigana Tüneli’ni bilerek kullanmadık. Sırf ağaçları, doğanın yeşilini, renkleri görebilmek için bu taraftan geldik. Karadeniz’de yeşil her zaman var ama bu doğayı senenin sadece belli zamanlarında görebiliyoruz. Biz de bu dönemi yakalamak istedik" dedi. Her yıl bu mevsimde Gümüşhane’nin dağlarını ziyaret ettiğini belirten Mahmut Bayrak, eşi Hande Bayrak’a da bu sevgiyi aşıladığını dile getirerek, "Ben dağları severim, her yıl bu dönemde gelirim. Eşimi de iki yıldır getiriyorum. Önceden dağları hiç sevmezdi ama artık o da sevmeye başladı. Hele ki bu manzarayı görünce" dedi. Bayrak, tarihi İpek Yolu’nu bu amaçla ilk kez kullandıklarını ancak gördükleri güzellik karşısında hayran kaldıklarını belirterek, "Bundan sonra her mevsim buradan geçeceğiz" diye konuştu. Eşi Hande Bayrak ise gördüğü manzarayı, "Harika, çok güzel. Eşsiz bir renk cümbüşü var; kırmızı, turuncu, yeşil, hepsi bir arada" diyerek özetledi.
Zigana’nın tünelini değil, manzarasını seçtiler
31 Ekim 2025 Cuma - 09:52 Zigana’nın tünelini değil, manzarasını seçtiler Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Zigana Dağının yamaçlarına kurulu olan ve tarihi İpek Yolu’nun içinden geçtiği Zigana Köyü, sonbaharın gelmesiyle birlikte adeta bir renk tuvaline dönüştü. Sarının en sıcak tonları, kırmızının en cüretkar dokunuşları ve yeşilin vedaya hazırlanan hüznü, Tarihi İpek Yolu güzergahını kullananları masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. Yeni Zigana Tüneli’nin sunduğu hız ve konfora rağmen, doğanın bu eşsiz şölenini kaçırmak istemeyenler, rotalarını bilinçli olarak tarihi yola çeviriyor. Yüzyıllar boyunca kervanların ve yolcuların zorlu ama bir o kadar da görkemli geçiş noktası olan Tarihi İpek Yolu, bugünlerde Gümüşhane’nin Zigana Köyü eteklerinde doğa tutkunlarını ve fotoğrafçıları ağırlıyor. Yeni tünelin gölgesinde kalsa da sunduğu otantik deneyim ve görsel şölenle özellikle sonbahar aylarında alternatif bir turizm rotası olarak yeniden keşfediliyor. "Bunun için bu yola geldik" Trabzon’dan Gümüşhane’ye doğru yola çıkan Mahmut ve Hande Bayrak çifti, modern ulaşımın cazibesini bir kenara bırakarak, sırf doğanın renk cümbüşüne tanıklık etmek için virajlı ve tarihi Zigana yolunu tercih etti. "Sırf ağaçları, doğanın yeşilini, renkleri görebilmek için Zigana tünelini kullanmadık" Yol kenarında verdikleri molada manzaraya hayran kalan Mahmut Bayrak, bu kararlarının nedenini şu sözlerle açıkladı: "Manzara için bu yola geldik. Zigana Tüneli’ni bilerek kullanmadık. Sırf ağaçları, doğanın yeşilini, renkleri görebilmek için bu taraftan geldik. Karadeniz’de yeşil her zaman var ama bu doğayı senenin sadece belli zamanlarında görebiliyoruz. Biz de bu dönemi yakalamak istedik." Her yıl bu mevsimde Gümüşhane’nin dağlarını ziyaret ettiğini belirten Mahmut Bayrak, eşi Hande Bayrak’a da bu sevgiyi aşıladığını dile getirerek, "Ben dağları severim, her yıl bu dönemde gelirim. Eşimi de iki yıldır getiriyorum. Önceden dağları hiç sevmezdi ama artık o da sevmeye başladı. Hele ki bu manzarayı görünce" dedi. Bayrak, Tarihi İpek Yolu’nu bu amaçla ilk kez kullandıklarını ancak gördükleri güzellik karşısında hayran kaldıklarını belirterek, "Bundan sonra her mevsim buradan geçeceğiz " sözleriyle güzergaha olan beğenilerini pekiştirdi. Eşi Hande Bayrak ise gördüğü manzarayı "Harika, çok güzel. Eşsiz bir renk cümbüşü var; kırmızı, turuncu, yeşil, hepsi bir arada" diyerek özetledi. (RE-ÖS-Y)
Örümcek Ormanları’nda renklerin muhteşem dansı
28 Ekim 2025 Salı - 09:22 Örümcek Ormanları’nda renklerin muhteşem dansı Gümüşhane’nin Kürtün ilçesi sınırlarında yer alan ve doğal güzelliğiyle öne çıkan Örümcek Ormanları Tabiatı Koruma Alanı, sonbaharın gelişiyle birlikte ziyaretçilerine unutulmaz bir görsel şölen sunuyor. Labirenti andıran patikaları, göğe tırmanan ağaçları, hırçın yamaçları, çağıltılı dereleri, şelaleleri, bitkileriyle Avrupa’nın en uzun köknar ve ladinlerinin boy verdiği doğal bir ağaç müzesi olan Örümcek Ormanları, sonbaharın binbir rengine büründü. "Doğal ağaç müzesi" ve "Doğanın dev anıt galerisi" gibi unvanlarla anılan coğrafya, sarı, kırmızı, kahverengi ve yeşilin binbir tonuyla adeta bir renk cümbüşüne sahne oluyor. Hırçın yamaçlardan dökülen şelaleler ve çağıltılı derelerin sesi, sonbahar yapraklarının hışırtısına karışarak doğanın en güzel senfonisini oluşturuyor. Türkiye’nin en önemli doğal alanlarından biri olan Örümcek Ormanları, bu mevsimde fotoğraf tutkunlarının ve doğa aşıklarının akınına uğruyor. Ziyaretçiler hem temiz havanın tadını çıkarıyor hem de eşsiz manzaralar eşliğinde unutulmaz anlar yaşıyor. Sonbaharın büyüleyici renkleriyle ziyaretçilerini adeta bir tablonun içine çeken, yüzlerce yıllık anıt ağaçların çeşitliliği nedeniyle "doğal ağaç müzesi" olarak nitelendirilen alan 1998 yılında Tabiatı Koruma Alanı ilan edildi. Avrupa ve Kafkasya’nın en uzun ladin ve köknar ağaçlarına ev sahipliği yapan "doğal ağaç galerisi" Örümcek Ormanları, sarı, kızıl, mor tonlarına bezeli ağaçlarıyla sonbaharda adeta bir renk senfonisi sunuyor. Sonbaharın gelmesiyle birlikte adeta doğal bir fotoğraf stüdyosuna dönüşen Örümcek Ormanları, profesyonel ve amatör fotoğrafçıların da akınına uğruyor. Her bir köşesi kartpostallık manzaralar sunan ormandaki manzaralar görenleri kendine hayran bırakıyor. "Buradaki bu sonbahardaki renk cümbüşünün keyfini çıkartmaya geldik" Birçok ağaç türüyle Türkiye’nin önemli "karışık" ormanlarından biri olma özelliğini taşıyan Örümcek Ormanları’nın sonbahar manzarasını görmek için İstanbul’dan gelen Orhan Kara, "Memleketimizi ziyarete geldik. Sonbaharın keyfini çıkartmak için. Birkaç gündür buralarda yaylaları geziyoruz. Örümcek Ormanları’nın içerisinde, harika bir tabiatın içerisindeyiz. Buradaki bu sonbahardaki renk cümbüşünün keyfini çıkartmaya geldik. Her yıl bu mevsimlerde geliyorum. Geçen yılda Ekim’in 16’sında gelmiştim. Bir hafta kadar burada kaldık. Özellikle bahar ve sonbahar aylarında gelmeye özen gösteriyorum. Hem nüfus olarak daha kalabalıktan uzak oluyor hem de mevsim olarak çok daha keyifli oluyor" dedi. "Doğada olabilecek her rengin tonunu görebiliyoruz" Örümcek Ormanları’nda gördüğü manzarayı tarif eden Kara, "Doğada olabilecek her rengin tonunu görebiliyoruz ve aynı zamanda doğal bir orman tünelinden geçiyor hissiyatı oluyor. Bu temiz oksijenle beraber bu dağlarda gezmek gerçekten çok keyif verici. Herkesi buralara bekliyoruz. Örümcek Ormanları’na, Gümüşhane’mize, Kürtünü’müze herkesi davet ediyoruz" diye konuştu. "Buraların Alplerden gerçekten hiçbir eksiği yok fazlası var ama doğayı kirletmeyelim" Karadeniz’in birçok bölgesinde olmayan güzel yaylalar ve ormanların burada mevcut olduğunu ifade eden Kara, "Biz kuzenimle seyahat etmeyi çok seviyoruz ve dünyanın birçok ülkesine beraber seyahat ediyoruz. Geçtiğimiz yıl temmuz ayında İsviçre Alplerine doğa gezisi için gittik. Buraların Alplerden gerçekten hiçbir eksiği yok fazlası var. Ama bizim insan olarak da eksiğimiz var: Doğayı lütfen kirletmeyelim, çöplerimizi lütfen yere atmayalım. Allah’ın bize vermiş olduğu bu güzellikleri çöpümüzü dışarı atarak biz kirletmeyelim, bozmayalım" mesajı verdi. "Hiçbir yerde böyle bir şey görmedim ben" Hollanda’dan gelen Tayyip Yılmaz ise "Buralara gezmeye geldik. Buralar çok güzel ben bayıldım. Bu mevsimde ilk defa geldim buraya. Çok güzel. Bir daha da geleceğim. Her sene geleceğim. En çok beni etkileyen renklilik oldu. Şu ağaçların renkliliği falan çok hoşuma gitti. Hiçbir yerde böyle bir şey görmedim ben. Çok güzel, cennet. Buraya gelin" dedi. Sonbaharda renk cümbüşüyle binlerce ziyaretçiyi kendine çeken Örümcek Ormanları, Gümüşhane’nin doğa turizmindeki en büyük değerlerinden biri olmaya devam ediyor.
Örümcek Ormanları’nda renklerin muhteşem dansı
28 Ekim 2025 Salı - 09:14 Örümcek Ormanları’nda renklerin muhteşem dansı Gümüşhane’nin Kürtün ilçesi sınırlarında yer alan ve doğal güzelliğiyle öne çıkan Örümcek Ormanları Tabiatı Koruma Alanı, sonbaharın gelişiyle birlikte ziyaretçilerine unutulmaz bir görsel şölen sunuyor. Labirenti andıran patikaları, göğe tırmanan ağaçları, hırçın yamaçları, çağıltılı dereleri, şelaleleri, bitkileriyle Avrupa’nın en uzun köknar ve ladinlerinin boy verdiği doğal bir ağaç müzesi olan Örümcek Ormanları, sonbaharın binbir rengine büründü. "Doğal ağaç müzesi" ve "Doğanın dev anıt galerisi" gibi unvanlarla anılan coğrafya, sarı, kırmızı, kahverengi ve yeşilin binbir tonuyla adeta bir renk cümbüşüne sahne oluyor. Hırçın yamaçlardan dökülen şelaleler ve çağıltılı derelerin sesi, sonbahar yapraklarının hışırtısına karışarak doğanın en güzel senfonisini oluşturuyor. Türkiye’nin en önemli doğal alanlarından biri olan Örümcek Ormanları, bu mevsimde fotoğraf tutkunlarının ve doğa aşıklarının akınına uğruyor. Ziyaretçiler hem temiz havanın tadını çıkarıyor hem de eşsiz manzaralar eşliğinde unutulmaz anlar yaşıyor. Sonbaharın büyüleyici renkleriyle ziyaretçilerini adeta bir tablonun içine çeken, yüzlerce yıllık anıt ağaçların çeşitliliği nedeniyle "doğal ağaç müzesi" olarak nitelendirilen alan 1998 yılında Tabiatı Koruma Alanı ilan edildi. Avrupa ve Kafkasya’nın en uzun ladin ve köknar ağaçlarına ev sahipliği yapan "doğal ağaç galerisi" Örümcek Ormanları, sarı, kızıl, mor tonlarına bezeli ağaçlarıyla sonbaharda adeta bir renk senfonisi sunuyor. Sonbaharın gelmesiyle birlikte adeta doğal bir fotoğraf stüdyosuna dönüşen Örümcek Ormanları, profesyonel ve amatör fotoğrafçıların da akınına uğruyor. Her bir köşesi kartpostallık manzaralar sunan ormandaki manzaralar görenleri kendine hayran bırakıyor. "Buradaki bu sonbahardaki renk cümbüşünün keyfini çıkartmaya geldik" Birçok ağaç türüyle Türkiye’nin önemli "karışık" ormanlarından biri olma özelliğini taşıyan Örümcek Ormanlarının sonbahar manzarasını görmek için İstanbul’dan gelen Orhan Kara, "Memleketimizi ziyarete geldik. Bu sonbaharın keyfini çıkartmak için. Yaylaları geziyoruz birkaç gündür buralarda. Örümcek ormanlarının içerisinde, harika bir tabiatın içerisindeyiz. Buradaki bu sonbahardaki renk cümbüşünün keyfini çıkartmaya geldik. Her yıl bu mevsimlerde geliyorum. Geçen yılda Ekim’in 16’sında gelmiştim. Bir hafta kadar burada kaldık. Özellikle bahar ve sonbahar aylarında gelmeye özen gösteriyorum. Hem nüfus olarak daha kalabalıktan uzak oluyor hem de mevsim olarak çok daha keyifli oluyor" dedi. "Doğada olabilecek her rengin tonunu görebiliyoruz" Örümcek ormanlarında gördüğü manzarayı tarif eden Kara, "Doğada olabilecek her rengin tonunu görebiliyoruz ve aynı zamanda doğal bir orman tünelinden geçiyor hissiyatı oluyor. Bu temiz oksijenle beraber bu dağlarda gezmek gerçekten çok keyif verici. Herkesi buralara bekliyoruz. Örümcek ormanlarına, Gümüşhanemize, Kürtünümüze herkesi davet ediyoruz" diye konuştu. "Buraların Alplerden gerçekten hiçbir eksiği yok fazlası var ama doğayı kirletmeyelim" Karadeniz’in birçok bölgesinde olmayan güzel yaylalar ve ormanların burada mevcut olduğunu ifade eden Kara, "Biz kuzenimle seyahat etmeyi çok seviyoruz ve dünyanın birçok ülkesine beraber seyahat ediyoruz. Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında İsviçre Alplerine doğa gezisi için gittik. Buraların Alplerden gerçekten hiçbir eksiği yok fazlası var. Ama bizim insan olarak da eksiğimiz var: Doğayı lütfen kirletmeyelim, çöplerimizi lütfen yere atmayalım. Allah’ın bize vermiş olduğu bu güzellikleri çöpümüzü dışarı atarak biz kirletmeyelim, bozmayalım" mesajı verdi. "Hiçbir yerde böyle bir şey görmedim ben" Hollanda’dan gelen Tayyip Yılmaz ise "Buralara gezmeye geldik. Buralar çok güzel. Ben bayıldım buralara. Bu mevsimde ilk defa geldim buraya. Çok güzel. Bir daha da geleceğim. Her sene geleceğim. En çok beni etkileyen renklilik oldu. Şu ağaçların renkliliği falan çok hoşuma gitti. Hiçbir yerde böyle bir şey görmedim ben. Çok güzel, cennet. Buraya gelin" dedi. Sonbaharda renk cümbüşüyle binlerce ziyaretçiyi kendine çeken Örümcek Ormanları, Gümüşhane’nin doğa turizmindeki en büyük değerlerinden biri olmaya devam ediyor.
Gümüşhane’de ata tohumu "siyah sarımsak" tescil yolunda
26 Ekim 2025 Pazar - 16:50 Gümüşhane’de ata tohumu "siyah sarımsak" tescil yolunda Gümüşhane’de yüzlerce yıldır ekilen ata tohumu ‘siyah sarımsak’ın yerel çeşit tescil listesine alınması için Tarım ve Orman Bakanlığına bildirim yapıldı. Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Yücebelen köyünde yüzlerce yıldır ekilen ata tohumu ‘siyah sarımsak’ın tescili için Torul İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde çalışma başlatıldı. Görüntüsü, aroması ve dayanıklılığıyla geçmişte bölge genelinde tanınan ürünün yeniden üretime kazandırılması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Yücebelen köyü’de üreticiler, ata mirası bu tohumun korunarak gelecek nesillere aktarılması için üretim alanlarını genişletmeyi hedefliyor. "Türkiye genelinde en iyi sarımsaklardan biri" Yüzlerce yıldır yörede sadece aynı tür sarımsak ekildiğini ve zamanla üretici sayısının azaldığını ifade eden Yücebelen Köyü Muhtarı Yunus Selvi, "Yıllardır bizim köyümüzde geçim kaynağı olarak sarımsak ekilir, Kadırga Yaylası’ndaki Kadırga Pazarı’nda pazarlanırdı. Ancak şimdi köyümüzde birçok kişi memur olup gittiği için, dolayısıyla çocukların okuması ve köylerdeki yerleşimin azalması nedeniyle bu tohum şu anda kısıtlı olarak üretiliyor. Benim arzum, ata tohumunu yeniden güncel hale getirebilmek. Geçen yıldan bu yana sağ olsunlar, Tarım İlçe Müdürlüğü ve Kaymakamlık nezdinde bu konuyu dile getirdik. Yetkililer geldiler, incelediler. Şu anda ata tohumu kırmızıya dönük siyah bir sarımsaktır. Türkiye genelinde bu konuda iddialıyım. Şırası ve kokusuyla en iyi sarımsaklardan biridir diyebilirim. Şu anda numune olarak Tarım Bakanlığı’na gönderdik, oradan gelecek raporu bekliyoruz. Bu rapor sonucunda da gerçek ortaya çıkacak. Fakat önemli olan, şırası yüksek, kalitesi yüksek olan bu sarımsağı Yücebelen Köyü’nde tekrar eski haline getirebilmek. Bu sarımsağın özelliği şu rengi biraz siyahtır, tanelere ayrıldığında kırmızıya dönük bir rengi vardır. Serttir, içerisindeki su oranı yüksektir ve kokusu yoğundur. Dolayısıyla içerisindeki sarımsak aroması, Türkiye genelinde meşhur olan bazı bölgelerdeki sarımsaklardan çok daha kalitelidir. Bunu tatmadan, yemeklerde kullanmadan farkı anlamak mümkün değildir. Çin’den gelen sarımsaklar hala Türkiye’de pazarlanıyor. Rengi bembeyaz, görsel olarak çok güzel ama sarımsak demek için bin şahit ister. Bu tohumlar yüzlerce yıldır ekiliyor. Ben 65 yaşındayım, çocukluğumdan beri burada sarımsak üretimi yapıyoruz. Bu sarımsak ‘Silve sarımsağı’ adıyla tanınırdı. Karadeniz Bölgesi’nin birçok yerinde özellikle Trabzon, Araklı, Giresun, Ordu sahil kesimlerinde bizim sarımsağımız çok iyi bilinir" dedi. Siyah sarımsak üreticisi Veysel Köse de, "Bu sarımsak bizim yöremize özgü. Hep bu ekilmiş bu çevrede bilinir. Kokusu yoğun ve yağlı bir sarımsaktır. Saklama koşullarına göre dayanıklı bir ürün. Bu sarımsağı biz genelde Kadırga Yaylası’nda kurulan pazarlarda satarız. Biz köyümüzde sadece bunu ektik ve ekiyoruz" diye konuştu.