Yerel Haberler
Gümüşhane
Heyelan riskinin en yoğun olduğu bölge Doğu Karadeniz 06 Mart 2026 Cuma - 22:41:43 Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı ve yoğun yağışın etkili olduğu bölgelerde yanlış yol planlaması ve doğaya uygun olmayan müdahalelerin heyelan ve kaya düşmesi riskini artırdığı belirtildi. Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz’de kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla oluştuğunu belirterek Rize ve Trabzon çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun’da kaya kütlelerinde kopma ve düşmelerin daha sık yaşandığını söyledi. Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim alanlarının çoğu zaman eğimli bölgelerde açıldığını kaydeden Alemdağ, bu alanlarda yapılacak kazı ve yapılaşma çalışmalarında mühendislik planlamasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Alemdağ, özellikle Gümüşhane ile Giresun’u birbirine bağlayan Torul-Tirebolu karayolu güzergâhında bölgenin çatlaklı ve ayrışmaya müsait jeolojik yapısı nedeniyle kaya düşmelerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Donma-çözünme ve sıcaklık değişimlerinin de kaya parçalanmalarını hızlandırdığını belirten Alemdağ, bu nedenle yolun zaman zaman ulaşıma kapanabildiğini kaydetti. Güzergâhta yapılan lokal kaya ıslahı ve bariyer çalışmalarının kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Alemdağ, "Bu yolun tamamı problemli bir güzergâh. Lokal müdahaleler yerine en doğru ve kalıcı mühendislik çözümü güzergâhın tünellerle planlanarak geçilmesidir" dedi. "Doğu Karadeniz’de heyelan riski için en önemli tedbir yer seçimi" Doğu Karadeniz Bölgesi’nin coğrafi yapısından ve illere göre farklı heyelan türlerinin meydana geldiğinden bahseden Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Rize, Trabzon civarında daha çok zemin hareketleri meydana gelirken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun civarlarında daha çok kaya kütlelerinde yenilmeler meydana gelir. Bunların mekanizmaları farklıdır. Her yağış olan yerde kütle hareketi meydana gelmez veya her eğimin oluştuğu alanda da kütle hareketi bekleriz diye bir durum söz konusu değildir. Potansiyel heyelan alanları biz mühendislik jeologları tarafından net bir şekilde belirlenebilir; bu bir mühendislik problemidir. Bu problemli alanları bizler belirledikten sonra yerel yönetimlerin bir alanı imara açacağı zaman yer seçimi dediğimiz durum çok çok önem arz etmektedir. Maalesef Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Doğu Karadeniz bölümünde coğrafi koşullar çok uygun olmadığından dolayı çok eğimli, sarp arazilerden meydana gelen bir yapı söz konusudur. Bu nedenle yerleşkeleri ister istemez eğimli arazilerde açmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunların açılması esnasında suni müdahalelerle mevcut kazı yönetim sistemlerini düzgün yapmak gerekiyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Trabzon ve Giresun çevresinde topografik koşullar ve aşırı yağış nedeniyle kaya kütleleri çok daha çabuk ayrışmaya uğruyor ve killeşiyor. Böylelikle üzerine barınma amacıyla açılmış temel sistemleriyle ek yükler getiriyoruz. Bir sürü bina fazla mühendislik tasarılarına girmeden yapılabiliyor. Buradaki en temel ve vurgulanması gereken şey, mühendislik jeologlarına özellikle yeni açılacak alanların veya kentsel dönüşüme uğraması gereken alanların yeniden planlanmasında danışılmasıdır. Yer seçimi çok çok önemlidir" diye konuştu. "Gümüşhane-Giresun kara yolu için tek çözüm tünel" Gümüşhane-Giresun kara yolu üzerinde meydana gelen kaya düşmeleri ve heyelanların lokal ve ıslah çalışmalarıyla çözülemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bizler ne zaman olacağını bilmiyoruz ama olup olmayacağını kestirebildiğimiz mühendislik problemleri vardır; heyelanlar ve taşkınlar. Aslında bizler doğaya yanlış müdahale ettiğimiz için bu tür problemlerle karşılaşıyoruz. Doğa aslında matematik gibidir. Hesabı düzgün yapmadığınız zaman size karşılığını verir ve kendi eski durumuna dönmeye çalışır. Elinde kepçesi ve iş makineleri olan birileri kafasına göre, projesiz birtakım işler yaptığı zaman çok daha ciddi problemlerle karşılaşıyor. Sonrasında bizlere geliniyor ve 100 bin liraya çözülecek bir iş için milyonlar harcanarak tedbir almak zorunda kalınıyor. Gümüşhane’deki probleme geldiğimizde, özellikle Kürtün yol güzergâhı, Torul’dan Tirebolu’ya kadar olan güzergâhta bölgenin jeolojik evriminden bahsetmek gerekir. Bölge üç farklı orojenez geçirmiştir. Yani tektonizmaya bağlı olarak dağ oluşum mekanizmaları sırasında kaya kütlesi çok ciddi derecede örselenmiştir. Aşırı eklemli olduğundan dolayı ve bu eklem sistemlerine bağlı olarak kaya kütlesinde ayrışma yüzeyden derine doğru nüfuz ettiği için kütlede yenilme mekanizmaları meydana geliyor. İkincil bir doğal durumda da bölgede yaklaşık artı 10 ile eksi 10 dereceler arasında gerçekleşen ısıl değişimler sonucunda donma-çözünmeye bağlı parçalanmalar meydana geliyor. Bunun sonucunda da kütle hareketi kaçınılmaz oluyor. Özellikle Torul-Tirebolu yol güzergâhında kütle hareketi sadece mevsim geçişlerine bağlı değil; yazın dahi anlık olarak çok ciddi problemlere sebebiyet verecek kaya hareketleri meydana gelebilir. Bu yol güzergâhı için kaya ıslah projeleri veya lokal çözümler çok da anlam ifade etmiyor. Çünkü güzergâhın tamamı problemli. Buradaki tek çözüm, probleme lokal müdahale etmek yerine bu güzergâhın tamamen tünellerle planlanarak geçilmesidir. Bu en doğru mühendislik çözümü olacaktır" şeklinde konuştu. (UA-RE-ÖS-SO-Y)
06 Mart 2026 Cuma - 09:30 Prof. Dr. Selçuk Alemdağ: "Doğu Karadeniz’de yanlış yol planlaması ve yer seçimi heyelan ve kaya düşmesi riskini tetikliyor" Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı ve yoğun yağışın etkili olduğu bölgelerde yanlış yol planlaması ve doğaya uygun olmayan müdahalelerin heyelan ve kaya düşmesi riskini artırdığı belirtildi. Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz’de kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla oluştuğunu belirterek Rize ve Trabzon çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun’da kaya kütlelerinde kopma ve düşmelerin daha sık yaşandığını söyledi. Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim alanlarının çoğu zaman eğimli bölgelerde açıldığını kaydeden Alemdağ, bu alanlarda yapılacak kazı ve yapılaşma çalışmalarında mühendislik planlamasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Alemdağ, özellikle Gümüşhane ile Giresun’u birbirine bağlayan Torul-Tirebolu karayolu güzergâhında bölgenin çatlaklı ve ayrışmaya müsait jeolojik yapısı nedeniyle kaya düşmelerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Donma-çözünme ve sıcaklık değişimlerinin de kaya parçalanmalarını hızlandırdığını belirten Alemdağ, bu nedenle yolun zaman zaman ulaşıma kapanabildiğini kaydetti. Güzergâhta yapılan lokal kaya ıslahı ve bariyer çalışmalarının kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Alemdağ, "Bu yolun tamamı problemli bir güzergâh. Lokal müdahaleler yerine en doğru ve kalıcı mühendislik çözümü güzergâhın tünellerle planlanarak geçilmesidir" dedi. "Doğu Karadeniz’de heyelan riski için en önemli tedbir yer seçimi" Doğu Karadeniz Bölgesi’nin coğrafi yapısından ve illere göre farklı heyelan türlerinin meydana geldiğinden bahseden Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ , "Rize, Trabzon civarında daha çok zemin hareketleri meydana gelirken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun civarlarında daha çok kaya kütlelerinde yenilmeler meydana gelir. Bunların mekanizmaları farklıdır. Her yağış olan yerde kütle hareketi meydana gelmez veya her eğimin oluştuğu alanda da kütle hareketi bekleriz diye bir durum söz konusu değildir. Potansiyel heyelan alanları biz mühendislik jeologları tarafından net bir şekilde belirlenebilir; bu bir mühendislik problemidir. Bu problemli alanları bizler belirledikten sonra yerel yönetimlerin bir alanı imara açacağı zaman yer seçimi dediğimiz durum çok çok önem arz etmektedir. Maalesef Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Doğu Karadeniz bölümünde coğrafi koşullar çok uygun olmadığından dolayı çok eğimli, sarp arazilerden meydana gelen bir yapı söz konusudur. Bu nedenle yerleşkeleri ister istemez eğimli arazilerde açmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunların açılması esnasında suni müdahalelerle mevcut kazı yönetim sistemlerini düzgün yapmak gerekiyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Trabzon ve Giresun çevresinde topografik koşullar ve aşırı yağış nedeniyle kaya kütleleri çok daha çabuk ayrışmaya uğruyor ve killeşiyor. Böylelikle üzerine barınma amacıyla açılmış temel sistemleriyle ek yükler getiriyoruz. Bir sürü bina fazla mühendislik tasarılarına girmeden yapılabiliyor. Buradaki en temel ve vurgulanması gereken şey, mühendislik jeologlarına özellikle yeni açılacak alanların veya kentsel dönüşüme uğraması gereken alanların yeniden planlanmasında danışılmasıdır. Yer seçimi çok çok önemlidir" diye konuştu. "Gümüşhane-Giresun karayolu için tek çözüm tünel" Gümüşhane ve Giresun karayolu üzerinde meydana gelen kaya düşmeleri ve heyelanların lokal ve ıslah çalışmalarıyla çözülemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bizler ne zaman olacağını bilmiyoruz ama olup olmayacağını kestirebildiğimiz mühendislik problemleri vardır: heyelanlar ve taşkınlar. Heyelan bu bölgenin kaderi demeyelim; aslında bizler doğaya yanlış müdahale ettiğimiz için bu tür problemlerle karşılaşıyoruz. Doğa aslında matematik gibidir. Hesabı düzgün yapmadığınız zaman size karşılığını verir ve kendi eski durumuna dönmeye çalışır. Elinde kepçesi ve iş makineleri olan birileri kafasına göre, projesiz birtakım işler yaptığı zaman çok daha ciddi problemlerle karşılaşıyor. Sonrasında bizlere geliniyor ve 100 bin liraya çözülecek bir iş için milyonlar harcanarak tedbir almak zorunda kalınıyor. Gümüşhane’deki probleme geldiğimizde, özellikle Kürtün yol güzergâhı, Torul’dan Tirebolu’ya kadar olan güzergâhta bölgenin jeolojik evriminden bahsetmek gerekir. Bölge üç farklı orojenez geçirmiştir. Yani tektonizmaya bağlı olarak dağ oluşum mekanizmaları sırasında kaya kütlesi çok ciddi derecede örselenmiştir. Aşırı eklemli olduğundan dolayı ve bu eklem sistemlerine bağlı olarak kaya kütlesinde ayrışma yüzeyden derine doğru nüfuz ettiği için kütlede yenilme mekanizmaları meydana geliyor. İkincil bir doğal durumda da bölgede yaklaşık +10 ile -10 dereceler arasında gerçekleşen ısıl değişimler sonucunda donma-çözünmeye bağlı parçalanmalar meydana geliyor. Bunun sonucunda da kütle hareketi kaçınılmaz oluyor. Özellikle Torul-Tirebolu yol güzergâhında kütle hareketi sadece mevsim geçişlerine bağlı değil; yazın dahi anlık olarak çok ciddi problemlere sebebiyet verecek kaya hareketleri meydana gelebilir. Bu yol güzergâhı için kaya ıslah projeleri veya lokal çözümler çok da anlam ifade etmiyor. Çünkü güzergâhın tamamı problemli. Buradaki tek çözüm, probleme lokal müdahale etmek yerine bu güzergâhın tamamen tünellerle planlanarak geçilmesidir. Bu en doğru mühendislik çözümü olacaktır" şeklinde konuştu.
Vali Tanrısever Off-Road parkurunu test etti
25 Ocak 2024 Perşembe - 17:32 Vali Tanrısever Off-Road parkurunu test etti Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever, temmuz ayında ikincisi yapılacak olan Gümüşhane Off-Road Festivali için alanda incelemelerde bulundu. Akçakale Mahallesinde bulunan parkurda özel donanımlı araca binerek parkuru tamamlayan Vali Tanrısever, adrenalin dolu anlar yaşadı. Gümüşhane’de ilki 11-12 Haziran 2022 tarihlerinde yapılan ve Türkiye’de büyük ses getiren Gümüşhane Off-Road Festivalinin ikincisi önümüzdeki Temmuz ayında yapılacak. Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever, bugüne kadar katıldıkları yarışmalardan kazandıkları 63 kupayla büyük bir başarıya imza atan GÜMOFF’un davet üzerine Akçakale Mahallesindeki parkurda incelemelerde bulundu. Beraberinde İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ekrem Akdoğan’la birlikte alana giden Vali Tanrısever’i GÜMOFF Başkanı Recep Şahin, Başkan Yardımcısı Alper Akçay ve sporcular karşıladı. Kulüp yöneticilerinden daha önce yapılan festival hakkında detaylı bilgiler alan Vali Tanrısever daha sonra kulüp başkanı Şahin’in özel donanımlı aracına binerek off-road parkurunu tamamladı. “Kendimi gayet güvende ve rahat hissettim” Zaman zaman 4 tekerleği de yerden kesilen araçtan indikten sonra “Kendimi emin ellerde hissettiğim için hiç heyecanlanmadım” değerlendirmesinde bulunan Vali Tanrısever, “Çok dik bir iniş vardı. Orada sanki dimdik aşağı iniyormuşum gibi hissettim. Onun dışında kendimi gayet güvende ve rahat hissettim. Arkadaşlarının hepsine başarılar diliyorum. Profesyonellerin elinde çok güzel bir spor ama uzman olmak gerekiyor. Gençlerimiz uzmanlarından eğitim alsınlar, öyle bu spora girsinler” dedi. “Kentin tamamının da dahil olduğu bir şenlik havasında yapacağız” Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından off-road camiasının ulaşılamayan yerlere gittiklerini ve o sürece büyük katkı sağladıklarını unutmadıklarını kaydeden Vali Tanrısever, “İlimizde düzenleyeceğimiz off-road festivali heyecanla bekliyoruz. GÜMOFF üyesi sporcularımız daha önce Türkiye’nin değişik yerlerinde oldukça başarılı organizasyonlarda hep dereceler aldı. İlimizde de temmuz ayının başında off-road festivali düzenleyeceğiz. Bunu sadece offroadçıların yarıştığı değil kentin tamamının da dahil olduğu bir şenlik havasında yapacağız. Özel İdaremizle, Gençlik Sporumuzla, AFAD’ımızla, Belediyemizle inşallah offroad yapan sevgili gençlerimize destek olacağız. İlimizin diğer illerde tanıtımı, Gümüşhane misafirperverliğinin de diğer illere karşı gösterilmesi hususunda el ele vereceğiz. İnşallah Temmuz ayında ilimize bir aksiyon, bir hareket getireceğiz” diye konuştu. Şehrin tanıtımı için çok önemli olan bu tarz etkinliklerin Gümüşhane’de daha çok desteklenmesi gerektiği vurgulanan ziyarette festivalle ilgili tüm kamu kurumları, Belediye ve STK’ların katılımıyla bir toplantı yapılarak farklı fikirlerin de dinlenerek hazırlıkların ona göre planlanması, il dışından geleceklere Gümüşhane misafirperverliğinin en üst düzeyde gösterilmesi ve kusursuz bir etkinlik olması için gereken herşeyin yapılmasına karar verildi.
16 metrekarelik odasını sinema müzesine çevirdi
24 Ocak 2024 Çarşamba - 09:14 16 metrekarelik odasını sinema müzesine çevirdi Gümüşhane Üniversitesi’nde görevli akademisyen Öğr. Gör. Serkan Eryılmaz’ın adeta sinema müzesine çevirdiği 16 metrekarelik odası görenleri hayrete düşürüyor. Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümü Öğr. Gör. Serkan Eryılmaz’ın 16 metrekarelik odasının tasarımı görenlerin ilgisini çekiyor. İçerisinde çoğunlukla sinema ekipmanları bulunan odanın tavanı dâhil birçok noktasında bulunan estetik eşyalar, ziyarete gelenleri hayretler içerisinde bırakıyor. Gününün büyük bir bölümünü geçirdiği odasını güzelleştirmek için uzun süre çalışma yaptığını söyleyen Öğr. Gör. Eryılmaz, kendisine soru sormak için gelen öğrencilerinin 10 dakika boyunca şaşkınlıkları nedeniyle konuşamadığını ve bu nedenle bir süre onları beklemek zorunda kaldığını ifade etti. Odasını kendisinin mağarası olarak nitelendiren akademisyen, bu karışıklığın içerisinde kurduğu düzenden memnun olduğunu belirtti. “Eşyalarımı sever, temizler ve onlarla sohbet ederim” Zamanının büyük bir bölümünü geçirdiği odasının kendisine huzur verdiğini söyleyen Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Öğr. Gör. Serkan Eryılmaz, “Ben her zaman şunu söylerim, insan yaşadığı yeri güzelleştirebilmeli. Benim 20 saatimin en az 18 saati burada geçtiği için burayı rahat bir ortam olarak dizayn etmem gerekiyor. Belki diğer hocalarımız evlerini dizayn ediyorlardır ama benim bütün vaktim neredeyse burada geçiyor ve bu oda benim ruhumun dışarı yansıması. Ben odamda çalışırken çok bunaldığım zaman geriye yaslanır odamı incelerim. Eşyalarımı severim, tozlarını alırım, onlarla sohbet ederim. Odadan içeri girdiğim anda huzur buluyorum. Burası benim mağaram aslında, inzivaya çekildiğim yer. Bu odada daha çok sinemaya dair ağırlıklı eşyalar var. Eski fotoğraf makineleri, sinema kameraları, televizyonlar yönetmen monitörleri, vazolar, çini tabaklar, tavanda geyikli halılar gibi birçok şey var. Bu odada yok yok. İnsanlar bu odayı görünce ilk önce ne tuhaf bir adamsın diyorlar. Buraya bir öğrenci benimle konuşmaya geldiği zaman ben onu 10 dakika beklemek zorunda kalıyorum çünkü o sürede burayı incelemekle meşgul oluyor. Meslektaşlarımız da şaşırıyorlar. Her yerinde bir şey var, tavanından bile bir şey asmışız. Kimileri sadelik sever ama ben beyaz duvar görme taraftarı değilim. Benimki karışıklığın içerisinde bir düzen” dedi. “Çok karışık ama çok düzenli bir oda” Odaya ilk girdiği zaman şaşkınlığını gizleyemediğini dile getiren Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Mehmet Eren Çırak, “Odaya ilk girdiğim zaman tavandaki halı dikkatimi çekmişti. Zaten daha sonra hocamızla sohbet ettiğimiz zaman karmaşıklığın içerisinde bir düzeni sevdiğini anlamıştım. Odanın her tarafında bir eşya var. Çok karışık ama çok düzenli bir oda. Diğer hocalarımızın odaları çok sade geliyor. Serkan hocamın odasına girdiğimde çok rahatlamış hissediyorum kendimi” diye konuştu.
Zigana Kayak Merkezi karne tatilinde doldu taştı
21 Ocak 2024 Pazar - 14:55 Zigana Kayak Merkezi karne tatilinde doldu taştı Okulların yarıyıl tatiline girmesinin ardından aileler çocuklarıyla birlikte Zigana Gümüşkayak Kayak Merkezine akın ederek sezonun stresini attı. Karnelerin alınmasının ardından Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Zigana Dağı zirvesindeki kayak merkezinin yolunu tutan veliler çocuklarıyla birlikte eğlenceli bir gün yaşadı. Sis ve kar yağışına rağmen eğlenmekten geri kalmayan çocukların çığlıkları Zigana Dağı’nı sararken, kayak öğrenmek isteyenler de pistlerden faydalandı. Türkiye’nin ilk ve en önemli kayak merkezlerinden birisi olan, tarihin her döneminde önemli ve zorlu bir geçit olan 2 bin 100 metre rakımdaki Zigana Dağı geçidindeki Gümüşkayak Kayak Merkezinde sömestir tatili yoğunluğu yaşanıyor. Hem Gümüşhane’ye hem de Trabzon’a 45 dakika mesafede yer alan ve Arap turistlerin de olduğu alanda kimisi kayak kimisi kızak yaparken bazı vatandaşlar da alandaki kar motorlarıyla tur atıyor. Yanan çoban ateşinin etrafında ısınan, zaman zaman çalan müzik eşliğinde horon oynayan ziyaretçiler eğlence dolu bir gün yaşadı. Kış mevsiminde Zigana Dağı’nı sık sık ziyaret ettiklerini kaydeden Mustafa Berat Ergin, “Kartopu oynuyoruz, kardan adam yapıyoruz ve kızakla kayıyoruz. Çok fazla kar yağıyor Zigana’ya o yüzden çok seviyorum burayı. Kuzenim ve ailemle geldim. Oldukça kalabalık bir gündü. Karne tatilinde eğlenceli olduğu için herkes buraya gelmiş” dedi. Zigana Dağı’nı çok sevdiğini belirten Elif Nur Ergin ise, “Çok güzel geçiyor burada günüm. Kayıyoruz, kardan adam, kartopu oynuyoruz. Her şey çok güzel ve burası çok eğlenceli bir yer. Karne tatili olduğu için geldik. İnsanlar tatilde buraya gelip bol bol stres atsınlar” diye konuştu. Gümüşhane’den gelen sporcu Gamze Gül Boz da, “Çok mutluyuz. Burada çok güzel kar var. Gümüşhane’ye yağmayan kar buraya yağıyor. Çok eğlendik bugün burada. Kayak da yapıyorum ama bugün kızak yaptım daha eğlenceli olduğu için” ifadelerini kullandı. 5 yaşındaki Bekir Yiğit Altun ise karne tatili nedeniyle geldiği Zigana’da kızakla kaymanın çok eğlenceli olduğunu söyledi.
Çığ kurbanları Zigana Dağında anıldı
21 Ocak 2024 Pazar - 12:27 Çığ kurbanları Zigana Dağında anıldı Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Zigana Dağında 15 yıl önce yaşanan çığ faciasında hayatını kaybeden 10 doğa tutkunu düzenlenen törenle anıldı. Türkiye’deki dağcılık camiasını yasa boğan olayın ardından her yıl hayatını kaybedenler için düzenlenen anma programları kapsamında bu yıl da Zigana dağında yürüyüş ve anma etkinliği düzenlendi. Trabzon Tenis Dağcılık Kayak İhtisas Kulübü (TEDAK) ve Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Derneği (GÜDAK) tarafından gerçekleştirilen organizasyona dağcılar ve olaydan yaralı kurtulan sporcular katıldı. Zigana Dağı geçidinden Gümüşhane Valiliği tarafından yaptırılan Çığ Şehitleri Anıtına kadar yürüyen sporcular anıt önüne geldikten sonra saygı duruşunda bulundu ve İstiklal Marşı’nın okudu. Etkinlikte konuşan TEDAK Başkanı Ural Ayar, “2009 yılında 25 Ocak’ta kulübümüzün yaptığı faaliyette yaşadığımız kazada bu felaketi yaşadık. 10 arkadaşımızı maalesef kaybettik. Bu acıyı bifiil yaşamış birisi olarak acımız sonsuz, kelimeler bizim için yetersiz. Biz bir aileydik, aile bireylerimizi kaybettik. Arkadaşlarımız bir ana, baba, dede, kardeş, abla, abi, eş, bir çocuk, her biri kulübümüzün bir parçasıydı” dedi. Çığ felaketinde hayatını kaybeden dağcılar için onların adı ve anısına 10 hafta sürecek doğa yürüyüşü düzenlediklerini kaydeden Ayar, hepsini rahmet ve özlemle andıklarını belirterek, “Mekanları cennet olsun. O acı olayda bizlerin yardımına koşan herkese teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Program GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut’un tüm şehitler için Kur’an-ı Kerim okuyup dua yaptırması ve hatıra fotoğrafı çekilmesiyle son buldu. Olay: Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Zigana Dağı’nda 25 Ocak 2009 tarihinde meydana gelen çığ olayında doğa yürüyüşüne çıkan Trabzon Tenis Dağcılık Kayak İhtisas Kulübü (TEDAK) üyesi 17 kişi çığ altında kalmış, olayda Hüsniye Sarıbıyık, Hasan Ali İsaoğlu, Burçak Sevim, Hüseyin Karaosmanoğlu, Erhan Terzi, Dr. Dursun İnan, Özlem Timurcuoğlu, Gülhanım Piyale, Yasemin Aktaş ve Dr. Davut Akdeniz hayatını kaybetmişti.
Çığ kurbanları Zigana Dağında anıldı
21 Ocak 2024 Pazar - 12:24 Çığ kurbanları Zigana Dağında anıldı Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Zigana Dağında 15 yıl önce yaşanan çığ faciasında hayatını kaybeden 10 doğa tutkunu düzenlenen törenle anıldı. Türkiye’deki dağcılık camiasını yasa boğan olayın ardından her yıl hayatını kaybedenler için düzenlenen anma programları kapsamında bu yıl da Zigana dağında yürüyüş ve anma etkinliği düzenlendi. Trabzon Tenis Dağcılık Kayak İhtisas Kulübü (TEDAK) ve Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Derneği (GÜDAK) tarafından gerçekleştirilen organizasyona dağcılar ve olaydan yaralı kurtulan sporcular katıldı. Zigana Dağı geçidinden Gümüşhane Valiliği tarafından yaptırılan Çığ Şehitleri Anıtına kadar yürüyen sporcular anıt önüne geldikten sonra saygı duruşunda bulundu ve İstiklal Marşı’nın okudu. Etkinlikte konuşan TEDAK Başkanı Ural Ayar, “2009 yılında 25 Ocak’ta kulübümüzün yaptığı faaliyette yaşadığımız kazada bu felaketi yaşadık. 10 arkadaşımızı maalesef kaybettik. Bu acıyı bir fiil yaşamış birisi olarak acımız sonsuz, kelimeler bizim için yetersiz. Biz bir aileydik, aile bireylerimizi kaybettik. Arkadaşlarımız bir ana, baba, dede, kardeş, abla, abi, eş, bir çocuk, her biri kulübümüzün bir parçasıydı” dedi. Çığ felaketinde hayatını kaybeden dağcılar için onların adı ve anısına 10 hafta sürecek doğa yürüyüşü düzenlediklerini kaydeden Ayar, hepsini rahmet ve özlemle andıklarını belirterek, “Mekanları cennet olsun. O acı olayda bizlerin yardımına koşan herkese teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Program GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut’un tüm şehitler için Kur’an-ı Kerim okuyup dua yaptırması ve hatıra fotoğrafı çekilmesiyle son buldu. Olay: Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Zigana Dağı’nda 25 Ocak 2009 tarihinde meydana gelen çığ olayında doğa yürüyüşüne çıkan Trabzon Tenis Dağcılık Kayak İhtisas Kulübü (TEDAK) üyesi 17 kişi çığ altında kalmış, olayda Hüsniye Sarıbıyık, Hasan Ali İsaoğlu, Burçak Sevim, Hüseyin Karaosmanoğlu, Erhan Terzi, Dr. Dursun İnan, Özlem Timurcuoğlu, Gülhanım Piyale, Yasemin Aktaş ve Dr. Davut Akdeniz hayatını kaybetmişti. (RE-ÖS-Y)
O kemençenin sultanı
20 Ocak 2024 Cumartesi - 10:15 O kemençenin sultanı Gümüşhane’nin Torul ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi Emine Vamin Çolak, babasından öğrendiği şekilde 20 yıldır kemençe çalıyor. Çolak, bölgenin tek kadın kemençe sanatçısı olma özelliği taşıyor. İlçeye bağlı Aksüt köyünden olan Çolak, babası bölgenin ünlü düğüncüsü ve kemençe sanatçısı Veysel Vamin’den öğrendiği kemençeyi evlendikten sonra da çalmaya devam ediyor. 10 çocuklu ailesinde kemençe çalan 4 kardeşten birisi olan Çolak’ın oğlu da dedesi, dayıları ve annesini örnek alarak küçük yaşta kemençe çalmaya başladı. Herhangi bir nota bilgisi olmadan babasından öğrendiği gibi kemençeyi çalıp atma türkü söyleyen Çolak, önceki yıllarda bazı şenlik ve düğünlerde de sahne aldı. Torul ilçe merkezine taşınıp çocukları olduktan sonra ev ve çocuklarıyla ilgilenen Çolak, eşi ve çocuklarının talebi üzerine evinde kemençe çalmaya devam ediyor. Kemençe çalmayı babasından öğrendiğini kaydeden Çolak, “Babam çalıyordu ondan öğrendim. Biz 10 kardeşiz. 4 kemençe sanatçısıyız. Evli ve 3 çocuk annesiyim. Oğlum da öğrenmeye çalışıyor. Herhangi nota bilgim yok, kendi çabalarımla öğrendim. Atma türkü de söyleyebiliyorum. Ben yaklaşık 20 yıldır çalıyorum” dedi. Evlendikten sonra çocuklarla ilgilenince kemençeyle çok fazla ilgilenemediğini, yayla şenliklerinde ve düğünlerde de kemençe çaldığını hatırlatan Çolak, “Torul civarında kadın kemençe çalanı duymadım. İnsanlar duyunca önce şaşırıyor sonra çalmamı istiyorlar. Halk eğitimde kursa gittiğim zaman da çalmıştım. Eşim de çalmamdan memnun oluyor. Çalmama karışmaz. Evde otururken bazen istek yapar çalarım birlikte söyleriz” diye konuştu. “Hem annemin hem de dayılarımın sanatçı olmasından dolayı bende merak saldım” Oğlu Ali Kayra Çolak ise televizyonlarda, internette hep kemençe sanatçılarını izlediğini, annesini ve dayılarını da dinleyerek onlardan öğrenmeye başladığını belirterek, “Hem annemin hem de dayılarımın sanatçı olmasından dolayı bende merak saldım ve öğrenmeye çalışıyorum. Bu konuda kendimi geliştirmek istiyorum, sahne almak istiyorum” ifadelerini kullandı. "Arada eşimden istek parça istiyorum; çalıyor" Eşinin kemençe çaldığını evlendikten sonra öğrenen eşi Erkan Çolak da “Ben memnun oluyorum. Arada istek parça istiyorum çalıyor, stres atıyoruz. Moralimiz bozuk olduğu zaman biraz moral depoluyoruz. Çocuğum da annesi ve dayısından öğrendiği için heveslenip çalıyor. Ben de destek olmaya çalışıyorum onlara” şeklinde konuştu. “Çocuklarımla gurur duyuyorum” Annesi Fikriye Vamin ise kızıyla birlikte çocuklarının 4’ünün kemençe sanatçısı olduğunu hatırlatarak “Çocuklarımla gurur duyuyorum. Onlar kemençeyi babalarından öğrendi. Kemençeci Veysel Vamin’in çocukları onlar. 40 yıl kemençecilik, düğüncülük yaptı bu bölgede. Ebeveynler çocuklarının müziğe yönelmesine destek versinler” dedi.