Yerel Haberler
Hatay
19 Nisan 2026 Pazar - 09:07 Ada Su’nun 2 yıl süren fizik tedaviyle ilk adımlarını atması yürekleri ısıttı Hatay’da 4 yaşındaki Serebral palsi hastası Ada Su Yiğit’in 2 yıl süren fizik tedavi programı sonucunda kendi başına oturması, ayakta durmaya başlaması ve ilk adımlarını atması yürekleri ısıttı. Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) özel gereksinimli bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalarını il genelinde aralıksız sürdürüyor. HBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde uzmanlar tarafından yürütülen tedavi programı Ada Su Yiğit’e umut oldu. Serebral palsi tanısı bulunan Ada Su Yiğit’in fizik tedavi çalışmalarına Büyükşehir fizyoterapistleri tarafından 2024 yılı Ekim ayında başlandı. 2 yaşındayken başlanılan tedavi sürecinin ardından başlangıçta bağımsız şekilde oturamayan ve ayakta duramayan Ada Su, merkezde verilen düzenli ve yoğun destek sayesinde önemli bir gelişim gösterdi. 2 yıl boyunca yürütülen fizik tedavi programı sonucunda 4 yaşına gelen Ada Su Yiğit, kendi başına oturmaya, ayakta durmaya ve ilk adımlarını atmaya başladı. Tedavi sürecinin şu aşamada iyi ilerlediğini ve Ada Su’yun uygulanan programa uyum gösterdiğini belirten Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi yetkilileri, en önemli hedefin, hastanın tek başına yürümesi olduğunu ifade ederken, süreci yöneten ekibin bu hedefin gerçekleşeceğine dair inancının tam olduğunu vurguladı.
Depremde iş yerleri ve evleri yıkılan afetzede kadınlar, zanaatlarını kültür sanat çarşısında yaşatıyorlar
08 Mart 2026 Pazar - 13:00 Depremde iş yerleri ve evleri yıkılan afetzede kadınlar, zanaatlarını kültür sanat çarşısında yaşatıyorlar Hatay’da depremde atölyeleri zarar gören depremzede kadın zanaatkarlar, valilik tarafından açılan Kültür Sanat Çarşısı’nda atölyelerine kavuşarak yeniden el sanatlarını yaşatma fırsatı buldular. Medeniyetler beşiği olan Hatay’da depremzede sanatçıları hayata tutundurmak ve sanatlarını yaşatmak için Hatay Valiliği tarafından Defne ilçesi Çekmece Mahallesi’ne Kültür ve Sanat Çarşısı kurulmuştu. Şehrin kültürünün ve el sanatlarının yaşatıldığı 82 iş yerinde; mozaiğinden ebru sanatına, ahşap yakma sanatından taş oymacılığına onlarca sanat dalı onlarca kadın sanatçının ellerinde hayat buluyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın talimatıyla kurulan çarşıda açılan atölyelerde, kadın sanatçıların emek verip yaptıkları çalışmalar vatandaşların hizmetine sunuluyor. "Depremden sonra tekrar mesleğime kavuşmak, sanat çarşısında dükkanın verilmesi, kendi mesleğimi icra etmek bize gerçekten terapi gibi geldi" Dedesinden aldığı ilhamla 30 yıldır kilim dokumacılığı yaparak kadının kendi ayakları üzerinde durabileceğini gösteren Ferdali Bostancı, "Ben 30 yıldır kilim dokuma ustasıyım. Dede mesleğini daha geniş çaplı nesillere aktarabilmek için 1994’te bu sanatın okulunu okudum. Dedem eskiden hasır işlerdi, biz küçükken merakla da onu sürekli izlerdik. Çocukluğumdan aklımda kalan bu mesleği ileride üniversitesini okuyup icra edeceğimi açıkçası düşünmemiştim. Depremden sonra tekrar mesleğime kavuşmak ve özellikle şu an sanat çarşısında küçücük de olsa bir dükkanın verilmesi kendi mesleğimi icra edip bunu gelecek nesillere aktarıp bunun için bir imkan sunulması için bize sunulduğundan kaynaklı gerçekten terapi gibi geldi. Kadın öncelikle her şekilde kendi ayaklarının üstünde durur. Bunu her şekilde görüyoruz ve aslında her kadın çok güçlüdür. Yeter ki hiçbir yerden kösteklenmesin ve kendi çabalarıyla düştüğü yerden tek başına kalkabilen bir güce sahiptir. Kadınlar çok zorluklar çekerek bugüne varabilir. Beni destekleyen bir eşim var. Ümit ediyorum ki bütün kadınlara da aynı şekilde belli bir yardım beklemeden kendi seslerini çıkarmak ve kendi güçleriyle ortaya koyabilmek" dedi. "Kadın olarak kendimi kanıtlamaya, kendinizi ve ailenize yardımcı olmak amacıyla çabalıyoruz" Kadınların kafalarına koydukları her konuda başarılı olacağını söyleyen ve 41 yıldır ebru sanatını icra eden Durdunaz Günaydın, "Ben 41 yıldır bu işin içindeyim. Ben hem ressamım hem de ebru sanatçısıyım. Şu anda benim yaptığım meslek ressamlığın dışında Hatay ipeği üzerine ebru sanatçısıyım. Bu ipeğe yönelmem de buradaki ebru sanatçısı olduğum zaman dedim ki bu tek ebru yani kağıtlarda olmasın. Kağıttan çıkartıp seramiğe, ondan sonra işte ahşaba, taşa, deniz kabuğuna kadar her şeye ebru batırdım. Herkesin ebru sanatını tanıması lazım. Bu Hatay’ın ipeklerini, Samandağ ve Harbiye ipeklerini aldım. Onlara o ipekçilerimizi, onlar da bana yardımcı oldular. Onların ipeklerini ebru yaptım. Biz depremde çok kayıplarımız oldu, benim atölyem vardı ve yıkılmadı. Atölyemde kadın olarak benle oğlum beraber çalışıyorduk ve ayakta durmaya çalışıyorduk. Mesleğimi bu şekilde icra etmeye çalışıyorduk fakat depremde çok kayıplarımız oldu. Antakya’da evimiz olduğu halde evimiz yıkıldı. Burada Valimiz Mustafa Masatlı, sağ olsun bize yardımcı oldular. Buradaki sanatçılarımızı toparladılar. Ben de maddi manevi sıkıntıya girdiğim halde ayakta durmaya çalışıyorum. Yavaş yavaş kadın olarak kendimi kanıtlamaya, kendinize ve ailenize yardımcı olmak amacıyla çabalıyoruz. Kadınlar Günü esasında böyle bir günde anmak güzel oldu. Kadınlarımızın ne kadar güçlü ne kadar başarılı olduğunu isterse kadınların hani derler ya taşı sıksa suyunu çıkarırlar. Kadınlar kafalarına bir şey koydukları zaman yaparlar. Kadınlar Günü’nde bütün kadınlarımızın Kadınlar Günü’nü kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Depremde iş yerleri ve evleri yıkılan afetzede kadınlar, zanaatlarını kültür sanat çarşısında yaşatıyorlar
08 Mart 2026 Pazar - 12:54 Depremde iş yerleri ve evleri yıkılan afetzede kadınlar, zanaatlarını kültür sanat çarşısında yaşatıyorlar Hatay’da depremde atölyeleri zarar gören depremzede kadın zanaatkarlar, valilik tarafından açılan Kültür Sanat Çarşısı’nda atölyelerine kavuşarak yeniden el sanatlarını yaşatma fırsatı buldular. Medeniyetler beşiği olan Hatay’da depremzede sanatçıları hayata tutundurmak ve sanatlarını yaşatmak için Hatay Valiliği tarafından Defne ilçesi Çekmece Mahallesi’ne Kültür ve Sanat Çarşısı kurulmuştu. Şehrin kültürünü ve el sanatlarını yaşatıldığı 82 iş yerinde kentin kültürü yaşatılmaya devam edilmişti. Şehrin önemli en önemli el sanatlarının olduğu çarşıda; mozaiğinden, ebru sanatına, ahşap yakma sanatından, taş oymacılığına onlarca sanat dalı onlarca kadın sanatçının ellerinde hayat buluyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın talimatıyla kurulan çarşıda açılan atölyelerde, kadın sanatçıların emek verip yaptıkları çalışmalar vatandaşların hizmetine sunuluyor. "Depremden sonra tekrar mesleğime kavuşmak, sanat çarşısında dükkanın verilmesi kendi mesleğini icra etmek bize gerçekten terapi gibi geldi" Dedesinden aldığı ilhamla 30 yıldır kilim dokumacılığı yaparak kadının kendi ayaklarında durabileceğini gösteren Ferdali Bostancı, "Ben 30 yıldır kilim dokuma ustasıyım. Dede mesleğini daha geniş çaplı nesillere aktarabilmek için 1994’te bu sanatın okulunu okudum. Dedem eskiden hasır işlerdi, biz küçükken merakla da onu sürekli izlerdik. Çocukluğumdan aklımda kalan bu mesleği ileride üniversitesini okuyup icra edeceğimi açıkçası düşünmemiştim. Depremden sonra tekrar mesleğime kavuşmak ve özellikle şu an sanat çarşısında küçücük de olsa bir dükkanın verilmesi kendi mesleğini icra edip bunu gelecek nesillere aktarıp bunun için bir imkan sunulması için bize sunulduğundan kaynaklı bize gerçekten terapi gibi geldi. Kadın öncelikle her şekilde kendi ayaklarının üstünde durur. Bunu her şekilde görüyoruz ve aslında her kadın çok güçlüdür. Yeter ki hiçbir yerden kösteklenmesin ve kendi çabalarıyla düştüğü yerden tek başına kalkabilen bir güce sahiptir. Kadınlar çok zorluklar çekerek bugüne varabilir. Beni destekleyen bir eşim var. Ümit ediyorum ki bütün kadınlara da aynı şekilde belli bir yardım beklemeden kendi seslerini çıkarmak ve kendi güçleriyle ortaya koyabilmek" dedi. "Kadın olaraktan kendimi kanıtlamaya, kendinizi ve ailenize yardımcı olmak amacıyla çabalıyor" Kadınların kafalarına koydukları her konuda başarılı olacağını söyleyen ve 41 yıldır ebru sanatını icra eden Durdunaz Günaydın, "Ben 41 yıldır bu işin içindeyim. Ben hem ressamım hem de ebru sanatçısıyım. Şu anda benim yaptığım meslek ressamlığın dışında Hatay ipeği üzerine ebru sanatçısıyım. Bu İpek’e yönelmem de buradaki ebru sanatçısı olduğum zaman dedim ki bu tek ebru yani kağıtlar da olmasın. Kağıttan çıkartıp seramiğe ondan sonra işte ahşaba, taşa, deniz kabuğuna kadar her şeye ebru batırdım. Herkes ebru sanatını tanıması lazım. Bu Hatay’ın ipeklerini, Samandağ ve Harbiye ipeklerini aldım. Onlara o ipekçilerimizi, onlar da bana yardımcı oldular. Onların ipeklerini ebru yaptım. Biz depremde çok kayıplarımız oldu, benim atölyem vardı ve yıkılmadı. Atölyemde kadın olaraktan benle oğlum beraber çalışıyorduk ve ayakta durmaya çalışıyorduk. Mesleğimi bu şekilde icra etmeye çalışıyorduk fakat depremde çok kayıplarımız oldu. Antakya’da evimiz olduğu halde evimiz yıkıldı. Burada Sayın Valimiz Mustafa Masatlı, sağ olsun bize yardımcı oldular. Buradaki sanatçılarımızı toparladılar. Ben de maddem manevi sıkıntıya girdiğim halde ayakta durmaya çalışıyorum. Yavaş yavaş kadın olaraktan kendimi kanıtlamaya, kendinizi ve ailenize yardımcı olmak amacıyla çabalıyor. Kadınlar Günü esasında böyle bir günde anmak güzel oldu. Kadınlarımızın ne kadar güçlü ne kadar başarılı olduğunu isterse kadınların hani derler ya taşı sıksa suyunu çıkarırlar. Kadınlar kafalarına bir şey koydukları zaman yaparlar. Kadınlar Günü’nde bütün kadınlarımızın kadınlar gününü kutluyorum" ifadelerini kullandı. (RMZ-VK-
Garson olarak girdiği iş yerinde kebapçılığı öğrenen Zeynep, depremin ardından açtıkları iş yerinde ızgara başında mesai yapıyor
08 Mart 2026 Pazar - 09:58 Garson olarak girdiği iş yerinde kebapçılığı öğrenen Zeynep, depremin ardından açtıkları iş yerinde ızgara başında mesai yapıyor Hatay’da garson olarak başladığı kebapçıda kendine yemek yaparak mesleği öğrenen 18 yaşındaki Zeynep Aslı Konu, depremden sonra açtığı kebapçıda annesi Emine Erdenk’le birlikte gece saatlerinde ızgara başında mesai yaparak yaşam mücadelesi veriyor. Antakya ilçesi Güldüren Mahallesi’nde yaşayan 50 yaşındaki anne Emine Erdenk ve 18 yaşındaki kızı Zeynep Aslı Konu, asrın felaketinin ardından adeta hayata yeniden başladılar. Depremin ardından yaşam mücadelesi vererek para kazanmak için kebapçı açan anne ve kızı, iş yerlerini 3 yıldır çalıştırıyorlar. Kebapçılıkla ilk olarak 13 yaşında garson olarak tanışan Zeynep Aslı Konu, kendine yemek yaparak ızgara başında kendini geliştirdi. Akşam saat 5’ten sabah 5’e kadar çalışan ve 3 yıldır aynı tempoyla ızgara başında mücadele eden depremin yıkamadığı anne ve kızın başarısı taktir topluyor. "Anne kız olarak 4 yıldır bu işi yaparak ekmek paramızı kazanıyoruz" 13 yaşında garson olarak kebapçıda çalışmaya başlayan ve kendine yemek yapa yapa usta olan Zeynep Aslı Konu, depremin ardından açtığı iş yerinde 3 yılı geride bıraktığını ve kendi işletmesinde annesiyle birlikte çalıştığını belirterek "Kebapçı mesleğine 13 yaşında başladım ve hala devam ediyorum. İlk başlarda çırak olarak başladım, sonra işyeri açarak usta oldum. Şimdi kendimi usta olarak görüyorum. İlk başlarda garson olarak başladım. Kendime yemek yapa yapa öğrendim ve şimdi ise çok şükür ustalığı öğrendim. Yabancı biriyle çalışmaktansa annemle çalışmak daha güzel oluyor. Annemle yemekler yapıyoruz, sohbetler ediyoruz ve birbirimize kebap yapıyoruz. Ben genelde ocakbaşında çalışıyorum. Annem ise masalara bakıp müşterilerle ilgileniyor. Müşteriler anne kız olduğumuz için bizi çok seviyorlar. Bizi beğenip sürekli buraya geliyorlar. Annemle birlikte kebapçı mesleğini 3 yıldır yapıyoruz. Garsonluk yapıyordum, masalara bakıyordum. Kendime yemek yapmaya başladım ve bu işi öğrenmeye heves ettim. Bu işi sevdim, kendime işyeri açtım ve usta oldum. Anne kız olarak 4 yıldır bu işi yaparak ekmek paramızı kazanıyoruz. Gece çalışmak benim için çok daha iyi oluyor. Çünkü sabah uyanmak zor oluyor. Bundan sonraki hedefim ise işyerimi büyüterek kendime özel bir işyeri kurmak istiyorum" dedi. "Kızımla kendi işimde çalışmak ve kimseye muhtaç olmamak çok güzel bir duygu oluyor" Depremden sonra kızının açtığı kebapçıda evladına çıraklık yapmaya başladığını söyleyen anne Emine Erdenk, kebapçılığı severek yaptıklarını belirterek "Deprem 04.17’de meydana geldi. Depremden sağ kurtulduk, 3 ay çadırda yaşadıktan sonra Güldüren Mahallesi’nde bulunan konteyner kentte yerleştik. Bu mahallede kendimize bir işyeri kurduk ve çalışıyoruz. Depremden 3 ay sonra başladık, ben ve kızım yaklaşık 3 yıldır kebapçı işletiyoruz. Akşam 5’ten sabah 5’e kadar çalışıyoruz. Benim kızım 13 yaşında kebapçı mesleğini öğrendi ve şimdi usta olarak çalışıyor. Kızımla kendi işimde çalışmak ve kimseye muhtaç olmamak çok güzel bir duygu oluyor. İlk başlarda anne kız olarak bir ustanın yanında öğrendik. Kızım kebapçı ustası oldu, bende çırağı olarak çalışıyorum. Depremde önce bu işi düşünmedim. Depremden sonra kimseye muhtaç olmamak için bu işi öğrendik. Kendimize güvendik ve çalışmaya devam ettik. Bu işi seve seve yapıyorum. Anne, kız olarak çalışmamıza müşteriler çok memnun kalıyor. Müşteriler yemeklere kadın eli değdiğinde daha çok seviyorlar" ifadelerini kullandı.